Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3887
mod_vvisit_counterDün6442
mod_vvisit_counterBu Hafta42409
mod_vvisit_counterGeçen hafta43778
mod_vvisit_counterBu Ay164912
mod_vvisit_counterGeçen Ay251747
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16599828

IP'niz: 18.210.11.249
Bugün: 25 Eki 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12104189

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

ABD ŞAHİNLERİ, TÜRKİYE'DE ŞERİF Mİ DEĞİŞTİRİYOR?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Amerikada yaşayan bir uzman Güler Kömürcü'ye şunları postalıyor:

  • ‘ABD tarafından, Türkiye'ye karşı yapılan manipülasyon ve psikolojik harekatın temel noktasında; sizin de yazınızda bahsettiğiniz etnik lobi var (İsrail menfaatlerini önde tutan lobiden ‘etnik lobi' olarak bahsediliyor) Bu etnik lobi son dönemlerde Amerikan Deniz Kuvvetleri (Navy) içinde yoğun bir güç savaşı yapmaktadır. Malum etnik lobi, Amerikan Kongresi ve Senatosu'nda güçlü bir konumda olmasına karşın, Amerikan derin devletindeki gücü tartışılır.
 
  • Amerika'da derin devlet olgusu CIA, DIA, Pentagon, FBI ve State Department (Dışişleri) ile sınırlı olarak düşünülmelidir. Çünkü iç ve dış güvenlikte karar mekanizmaları bu kurumlar tarafından işletilir. Etnik lobi-Musevi lobisi ise bu aşamada etkileyemediği, kurumların kilit noktasındakilere verdiği özel ödüller, resepsiyonlar ile lobi çalışması yapmaktadır. Fakat ne derece etkili olduğu tartışmalıdır.
  • Porter Goss'un Nisan 2005'te CIA'in başına getirilmesi, Pentagon'daki ikinci adam konumuna Gordon England gibi WASP kökenli (kelime açılımı Beyaz-Anglo-Sakson-Hıristiyan demek, bunlar İsrail veya bir başka ülkenin menfaatini değil sadece ABD menfaatlerini önde tutuyorlar) kişilerin getirilmesi diğer gruptaki etnik lobi için bir düş kırıklığı olmuştur.
  • Pentagon'un 2. adamı Gordon England, Pentagon'daki WASP askerlerin temsilcisidir. Pentagon'daki askerler genelde Türkiye'deki gibi Amerika'nın orta ve düşük gelir gruplarından gelen ve ikinci ülke ile ilişkilerde üçüncü ülkenin ipoteğine inanmayan gruptur.
  • Neocon olarak da adlandırılan etnik lobi, 1999 yılında Başkan Clinton'a Irak'a saldırı için bir bildiri sunmuştu. Bu bildiriyi sunan 50 kişiden 49 tanesi bugünkü şahin lobinin üyeleridir.
  • Jonathan Pollard, İsrail'e casusluktan yakalandığında bu grupların hepsi ortak bir bildiri yayınlayarak Pollard'ın suçsuz olduğunu iddia etmişlerdi. Oysa bilmedikleri bir nokta ise Pollard'ın FBI tarafından yapılan sorgulamasında suçunu itiraf etmesiydi, yani aceleci davranmışlardı.
  • Pentagon içinden İsrail'e casusluk yapmaktan yakalanan Larry Franklin de benzer şekilde suçunu itiraf etti. Larry Franklin'in yakalanması sonucu Amerika'daki en güçlü Musevi lobisi olan AIPAC'tan Steven Rosen ve Keith Weissman, FBI tarafından sorgulandı. Araştırmayı yürüten WASP kökenli karşı istihbarat bürosu yetkilileri, Douglas Feith'i iki kere Pentagon'daki ofisinde "ziyaret" ettiler. Feith, Wolfowitz ile birlikte çalışıyordu ve Wolfowitz ile birlikte bu görevden ayrılmaya zorlandı. İşte bu derin Amerika'nın-gerçek Amerika'nın malum lobiye bir çeşit ‘biz sizin ne yaptığınızı biliyoruz, adımlarınıza dikkat edin' uyarısıydı.
  • 2004 yılı içinde CIA'den ayrılacağı kesinleşen Başkan Tennet'in yerine, CIA'in başına Musevi kökenli birisini ki bu isim Wolfowitz'di, getirmeyi amaçlayan malum lobi Porter Goss'un atanmasıyla ile düş kırıklığı yaşadı. Tam bu aşamada, yani CIA direktörlüğü seçiminde lobi yapan gruba, WASP'lardan; ‘Larry Franklin' operasyonuyla tokat geldi. Birilerine mesaj açıktı; ‘devletin sahibi biziz' dedi WASP'lar. İşte Pentagon'un 2 numarası, hatta Rumsfeld'in yerine bakan olması dahi düşünülen WASP Gordon England'ın giderek etkinleşen pozisyonu da, Washington'da güç dengelerinin ne yönde değiştiğinin yansımasıdır.
  • Mayıs 2005 tarihinde görevinden istifa eden Wolfowitz yerine Gordon England atandı. Gordon ayrıca İç Güvenlik Bakanlığı'nın ilk bakan yardımcısı, Amerikan tarihinde ilk defa üst üste Amerikan Deniz Kuvvetleri Komutanı oldu. Teksas Hıristiyan Üniversitesi mezunu olan Gordon, Goodwill isimli kâr amacı gütmeyen Hıristiyan dincisi sayılabilecek bir kurumun da yönetim kurulunda bulunmaktadır.'
  • Kısacası, artık Washington-Ankara ilişkilerini inceler iken ‘işte bu 2 ayrı grubun' farklı hesapları olduğunu bilerek-bu arka plânla bakınız efendim, Washington'a yakın gazeteci-siyasi denildiğinde, Washington'un planına göre' saptaması geçtiğinde, artık ‘hangi Washington-Washington'daki hangi gruptan bahsediyorlar' sorusunun cevabını da kendinize vermelisiniz.
  • ‘Hangi Washington' tanımını yukarıda okuduk; birinci grup; her konuya İsrail prizmasından bakan, Washington'daki malum şahin grup (ki AKP'yi uzun süre destekleyenler de bu ekipti ve şimdi kavga etmeye eleştirmeye başlayanlar da yine onlar), diğer grupta ise; malum 2. ülkenin-İsrail'in değil salt Amerika'nın çıkarlarını önde tutan, Kuzey Irak'ta Kürdistan'ın kurulmasına karşı çıkan vb. farklı projeleri olan WASP'lar bulunuyor. Yorum sizin..."

Washington partner değiştiriyor

Amerikan Associated Press Ajansı ve İngiliz The Independent gazetesinin ‘Türkiye'de laik sistemden İslami kurallara göre yaşama geçiş mi başlıyor' yorumları yapılmaya başlandı üç-beş ay içinde benzer haberler sıkça Washington'da farklı kesimlerce de kulağımıza fısıldandı; Washington'daki şahinlerin danışmanlarından M.Rubin ve D.Pipes ilk aklıma gelenler, Rubin ve Pipes defalarca ‘'Erdoğan'ın İslamcı köklerine dönüş hazırlığında olduğu" yönünde analizleri kaleme almışlardı. Ve son olarak da işte İngiliz ve Amerikan haber ajansları benzer iddiaya vurguda bulunarak; "Erdoğan'ın iktidardaki partisini İslamcı köklerine döndürmekte olduğu kaygılarını alevlendirdi" yorumu yapıldı. Şeklinde yazılar çıkıyor. Bunun Türkçesi; Amerika, yorulan ve yıpranan atları değiştirmeye başlıyor.

Benim görüş aldığım kimi çevrelere göre: Washington demokrasi adına yaptığı her yapısal değişikliğin hedef ülkelerde -radikal dinci grupların önünü açtığını- ve radikal İslamı güçlendirdiğini fark etti, bu nedenle projesini hızla yeniden yapılandırmaya karar verdi. Özellikle Türkiye üzerinden yaptığı bölgesel planlarda             ‘laik-ancak dini motifleri de harmanlamış, ulusalcı-milliyetçi gruplarla işbirliğini güçlendirme kararı aldı.'

İlaveten bir diğer önemli nokta da; Washington, önümüzdeki dönemi içeren Irak planlarına Türk kamuoyunun desteğini almak istiyor, Irak'ın parçalanması- sınırlarının değişmesi-yeni Kürt politikaları kaçınılmaz gözüküyor, eşanlı İran'a yönelik planlara dair işbirliğinde de ikna edilmesi gereken AKP Hükümeti değildir çünkü onların zaten bu planlara pek itirazı yok, Washington'un parçalı Irak ve Kürt bölgesine dair planlarına itiraz ‘Türkiye'deki milliyetçi-şahin çevrelerden gelecek. O halde bu çevrelerin gönlünü hoş tutacak, kamuoyu oluşturmaya yönelik servisleri beklemek gerekiyor. Kısacası Washington partner değiştirmeye karar verdi, yakında bu yeni kararın izlerini hep beraber daha net göreceğiz.'

Kısacası uzmanlarımız diyor ki; makro politikalarda, Washington, demokrasi adına verdiği yolların ‘radikal İslamcı' çevreleri daha güçlendirdiğini gördü ve demokrasiden tekrar OTORİTER politikalara geçmeye karar verdi, mikroda ise; Türkiye'de AKP'den beklediği performansı alamadığı gibi ‘aynı radikal dönüş' endişesinden de çok rahatsız oldu ve Türkiye kamuoyunda, Washington'un yanında görmek istediği yeni yıldız ‘milliyetçi-şahin ulusalcı çevreler' olacaktır, çünkü yeni Irak-Kürt politikasında, Kafkas politikalarında ‘Türk kartı' çok önemli, bu açılımda, Washington'un karşısına AKP değil, şahin çevreler dikilecektir, o halde ikna etmesi gereken bu çevrelerle derhal ‘anlaşılabilir zemin yaratılması, bu kesimin gönlünü kazanacak halkla ilişkiler' çalışmalarıdır.

Tam bu noktada Washington'daki Türk uzmanlarından Ömer Taşpınar'ın geçtiğimiz gün yayınlanan bir makalesinden alıntı yapalım, diyor ki Taşpınar;

Ortadoğu'daki demokratikleşme, kaçınılmaz bir biçimde İslamcı parti ve hareketlere mi yarayacak? ABD Başkanı George W. Bush ve ekibinin hep kafasını karıştıran bu zor soru geçen hafta tamamlanan Mısır seçimleriyle daha da önem kazandı. Bütün kısıtlamalara ve baskılara rağmen, Mısır'daki parlamento seçimlerinden ‘Müslüman Kardeşler' en kazançlı siyasi hareket olarak çıktı. Seçimler gerçekten serbest ve ülkeler gerçekten demokratik olsa, iktidara ilk gelecek partiler genelde hep İslamcı olacak gibi gözüküyor... Bugün Tunus, Fas, Cezayir, Libya, Mısır, Ürdün, Suriye ve hatta Suudi Arabistan'da baskıcı rejimler altında ezilen ve en güçlü sosyoekonomik tabana sahip siyasi hareketler hep İslami kökenli. Yarın bölgede gerçekten demokratik seçimler yapılsa bu hareketlerin birçoğu sandıktan zaferle çıkabilir.

Zaten çok uzağa gitmeye gerek yok, Irak'taki siyasi dinamiklere bir bakın. 15 Aralık seçimleri sonrası daha teokratik ama aynı zamanda daha demokratik bir Bağdat ortaya çıkacak. Sonuçta Amerika, Ortadoğu'da böyle bir İslami ikilemle karşı karşıya. Washington bir yandan demokrasi istiyor, öte yandan demokratik seçimlerin teokrasi (dini esaslara göre idare modeli) yaratacak olmasından çekiniyor. Otoriter düzenin alternatifi ya teokrasi ya da kaos olacak gibi gözüküyor...

Peki çözüm nedir? Eğer hem otokrasi hem de demokrasi sonuçta radikal İslamcılara yarıyorsa ABD ne yapmalı? Cevap otokrasi-demokrasi arasında bir denge tutturmak.

Böyle diyor Taşpınar. Peki, ABD ‘ortayı' nasıl bulacak? İçeriye bakalım, Erdoğan'ın iktidardaki partisini İslamcı köklerine döndürmekte olduğundan kaygılı ise, aynı anda birileri erken seçimin yaklaştığını da söylüyorsa?! O halde, Washington bu kaygılarla Türkiye'de benzer endişelerinin bir daha hayata geçmesine izin verir mi?[1]

Büyük Kürdistan, Kahraman Türklere mi Kurduruluyor?

Faik Bulut diyor ki; 'Evet, Washington, Fırat-Dicle havzasında yaşayan Kürtler başta, bölgedeki tüm Kürtleri, sınır birlikteliğiyle-tek sınır içinde DEĞİL ama 'ekonomik-sosyal' menfaat birliği yaratarak birleştirmek için düğmeye basmıştır. Barzani' nin önderliğinde elbette. Ankara'nın daha doğrusu Ankara'da devlet ve hükümet arasında henüz netleşmeyen Türk politikası, bu projenin kaderinde etkileyici olacaktır, içinde bulunduğumuz bugünlerde Türkiye'nin tavrı netleşecektir sanırım.'

  • Bir başka ifadeyle 1 yıl önceden, onlarca uzman görüşü aracılığıyla sizlere anlatmaya çalıştığımız gibi, Türkiye'nin himayesinde Kürt devletine az kalmışa benziyor, bu yeni yapının omurgasını, ister 'ekonomik-sosyal işbirliği' diye izah edin ister başka bir açılımla, fark etmez, Washington kararlı, Irak'ı parçalamaya, sınırları değiştirmeye doğru hızla ilerliyor, kolay mı, Bayan Rice'in 2 yıl önce söylediği gibi, bu bölgede tam 22 ülkenin sınırları değiştirecekler, kaçı kaldı geride dersiniz ey değerli okur?
  • Üstelik bitmedi, bir başka değerli analistin dün belirttiği gibi, 'Washington'un efendileri Kürtleri birleştirmek için düğmeye basmış iken, aynı anda, TÜRKLERİ de PARÇALAMAK İÇİN mi operasyon başlattı'!

Bazı doğrular yanlış ve yıkıcı amaçlar için konuşan ve Milli duygularımızı kışkırtarak, bizi Amerikan hesabına kullanmaya çalışan medyatik ve muhalif bir millet vekili bakınız neler söylüyor.

  • 'Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra olaylara yön veren İngiltere kendi yönetim algısı gereği, dünyanın değişik bölgelerinde onlarca krallıklar oluşturdu, bu krallıklar üzerinden dünyayı yönetti. Bugünün efendisi de Washington'dur ve kendi yönetim algısına uyan model ihracına hız vermeye başladı. Washington'un yönetim algısı da 'eyalet sistemi-fedaratif yapıdır.' Hedeflediği bölgelerde tıpkı kendi modelinde olduğu gibi federal yapıların oluşmasına zemin hazırlıyor, Ortadoğu'da-Kafkasya'da federal yönetim modeli üzerinden söz sahibi olmak için düğmeye basmış, ülkeleri parçalamaya, parçalanıp-eyaletlere dönüştürmeye zorluyor.
  • Ancak bu isteği başına büyük dert açacak Amerika'nın. Kendi arka bahçesini kaybetti, Latin Amerika'da 2006 yılındaki -seçimlerin bugünden sonuçları belli. Hepsini solcular-ABD karşıtları kazanacak. Bunun ABD içindeki çoğunluğu Katolik olan-İspanik nüfus üzerindeki moral-motivasyonunu (ve Yahudi lobisi etkisindeki G.K) Washington'ın beyaz-seçkinci efendilerine karşı tavır belirlemedeki etkisini düşünsenize. Yani, bir yandan uzaklarda, Irak'ta yapısal değişiklik peşinde koşan Washington, aynı anda kendi içini kontrol edemez hale gelecek, 2015'e kadar olan süreç son derece hareketli olacağa benziyor, belki de ABD 'Kafkasya ve Ortadoğu'da 'parçala-eyaletleştir-yönet' derken, kendi içindeki ve arka bahçesindeki hesap edemediği etkilerden çook derin yara alacakır ve...
  • Tekrar bölgemize dönelim. Hollanda'da bir mahkeme, Halepçe'de yaşananları soykırım olarak ilan etti. Evet, bu defa da İngiltere ve Washington'dan sonra ' bildiğin modelle yönet' diye özetleyeceğimiz refleksi İsrail'de görüyoruz. İsrail, Kuzey Irak'ta kendi rol modeline göre bir ülke kurmakta kararlı, Kürtleri de kendi yahudileri gibi soykırım psikozuyla birleştirip-soykırım psikozu üzerine Kuzey Irak'ta bir ülke bina ettirmeye çalışıyor.
  • Bizim de kendimiz gibi davranma sürecimiz geliyor. Yani; şu çılgın Türk moduna tam olarak gireceğiz yakında, en iyi bildiğimize hayat vereceğiz, ÇILGIN TÜRK'e dönüşeceğiz hepimiz, sonra... Mart ayı itibarıyla TÜRKLER ÇILDIRMAYA başlayacak (Yukarıdaki iddiayı hatırlayın, çıldıran Türkler ya da çılgın TÜRKLER'e birilerince biçilen misyon da yoksa; 'Kürtlerin birleştirilmesi-Türklerin parçalanması' planında, -bilmeden- tetikliyici olmak mı dersiniz' G.K) Mart ayından sonra ÇILGIN TÜRKLER ya da ÇILDIRTILMIŞ TÜRKLER neler yapabilir?!'
  • Evet, bu iddialı bir analiz, ben sustum, ÇILGIN TÜRKLER' rol modeli, ulusal kuvvetler, bölgesel milliyetçi akımlar, şahin hareketleri de içeren bu eğilimin Türkiye'nin yakın geleceğinde çok önemli misyonu olacağı hiç şüphesiz ve...
  • Peki ey değerli okur, ÇILGIN Türk kavramı nedir ve Türk ne zaman çıldırır sizce?"[2]


[1] Akşam / Güler Kömürcü

[2] Akşam / Güler Kömürcü


Bu yazarin diger makaleleri

BİR ŞAİR-YAZAR'A
Uzun yıllar, Milli Gazete'de köşe yazarlığı yapan ve şair olarak...
Devami
Fetullahçılar ve Barzanilerle İyi İlişkiler Kurabilen DİYARBAKIR VALİLERİ, ÜST GÖREVLERE ATANIYORDU!
  GAP Eylem Planını Fetullahçılar lehine kullanan Valiler ödüllendiriliyordu. 27 Mayıs 2008...
Devami
SARAYIN SOLCULARI VEYA “CIA”NIN YOLCULARI
  SARAYIN SOLCULARI VEYA “CIA”NIN YOLCULARI        Erdoğan, Bahçeli ve Perinçek İttifakı; Görünüşte “Aykırı”lıkların,...
Devami
ZARRAB ZOKASI ŞAŞKINLIĞI VE TAYYİP BEY ÜZERİNDEN DEVLETİ YIKMA ŞEYTANLIĞI
Enflasyon canavarı iyice azıtmıştı! Sürekli “bu ay düşecek” denen enflasyon, 2017...
Devami
BARZANİ DOSYASI VE PKK'NIN SİYASALLAŞMASI
  PKK, Avrupa'da ahtapot gibi örgüt kurmaktadır ABD Dışişleri Bakanlığı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4669

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR