ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün234
mod_vvisit_counterDün2361
mod_vvisit_counterBu Hafta5111
mod_vvisit_counterGeçen hafta23692
mod_vvisit_counterBu Ay107225
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18324212

IP'niz: 3.239.58.199
Bugün: 21 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12767278

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ÇOCUK EĞİTİMİ: SEVMEK BİR SANATTIR ANNE-BABALIK, USTALIKTIR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfMükemmel 

 

Çocuklarımız bizlere en kutsal emanettir. Onları ilgisiz, bilgisiz, eğitimsiz ve sevgisiz yetiştirmek, emanete hıyanettir. Çocuklarımızı, inançtan, ahlaktan ve insani sorumluluklardan uzak yetiştirmenin cezasını, Ahiretten önce, anne-babalar daha dünyada iken çekmektedir. Kur'an: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ehlinizi (ailenizi, bebelerinizi, kardeşlerinizi, eliniz ve emriniz altındakileri), yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz."[1] ayetiyle bu konudaki görev ve sorumluluklarımız bildirilmektedir. Bu ayet;



[1] Tahrim: 6

 
  • a- Kötü insanların, zararlı arkadaş guruplarının, ahlaksız yayınların, bozuk eğitim ve ders programlarının
  • b- Altın ve elmas gibi kıymetli maden ve taşların temsil ettiği servete; kolay ve kısa yoldan ve kısa zamanda ulaşma arzularının çocuklarımızı ve gençlerimizi azdırıp saptıran en önemli etkenler olduğunu ikaz ve işaret etmekle beraber
  • c- Çocuklarımızın bizlerin hem cenneti hem de cehennemi olabileceğine ve bunun bizim onları yetiştirme tavrımıza göre belirleneceğine de dikkatimiz çekilmektedir.

Ve yine "Kaynaşmanız için, size, kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp, aranızda sevgi ve rahmet peyda etmesi Allah'ın ayetlerindendir."[1] ayeti de aile içinde, meveddet, yani karşılıklı sevgi, destek, ilgi, şefkat ve merhamet gibi değerlerin bize, hem sorumluluk yüklemekte hem de olgunluk ve mutluluk çarelerini göstermekte olduğunu bildirmektedir.

 

Ailede Ve Eğitimde Sevgi En Önemli Etkendir:

Bu konuya Peygamber Efendimizin birkaç Hadis-i şerifiyle girelim.

"Kişinin, çocuğunu edepli yetiştirmesi ve (yerine göre) disipline etmesi bir ölçek sadaka vermesinden daha hayırlıdır."

"Çocuklarınızı üç haslet üzerine yetiştiriniz. Peygamberimizin sevgisi, ehl-i beytinin sevgisi ve Kur'an tilaveti..." (Bunların mutlaka verilmesi lazımdır.)

"Sevmeyen ve sevilmeyen bizden değildir." (Bunlar huysuz ve huzursuz insandır.)

"Resulullah (s.a.v) Abbas'ın çocukları Abdullah'ı, Ubeydullah'ı ve Kesir'i yan yana getirir ve şöyle derdi: "Kim önce koşup bana gelirse ona şu kadar ödül var" Çocuklarda koşarak gelirler; kimi Resulullah'ın (s.a.v) sırtına, kimi göğsüne çıkmaya çalışırdı. Oda onları öper ve kucaklardı."

"Yumuşaklıktan mahrum olan kimse, bütün hayırdan mahrum sayılır."

"Yedi yaşında iken çocuklarımıza namaz kılmalarını özendiriniz." (Yani onlara Yaratılış gayesine uygun, şükredici ve disiplinli yaşamayı benimsetiniz)

Bir çocuğun gelişiminde sevgi temel esastır. Çocuğunuz sevginin içten ve tutarlı olduğunu kavradığında önerilerinizi dikkate alacaktır. Çocuğun sevgi ihtiyacı karşılanmadığı taktirde, hiçbir eğitim işe yaramayacaktır. Yalnızca gerçekten sevildiğini ve önemsendiğini hisseden çocuk elinden geleni sonuna kadar yapacaktır. Dikkat ediniz çocuğunuzu gerçekten seviyor olabilirsiniz, ama önemli olan bunu onun hissedip anlamasıdır. Peygamber efendimiz (s.a.v) "Kimin çocuğu varsa onunla çocuklaşsın" "Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın" buyurmaktadır. Efendimiz çocuklarımıza sevgimizi belli etmemizi bu Hadis-i şerifiyle ne kadar güzel anlatmaktadır. Her çocuğun hayatının bütün safhalarındaki zorluklara karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak duygusal bir güce ihtiyaç duyar. Nasıl ki bir otomobil benzin deposu dolmadan çalışmazsa, çocuklar da güçlerini duygu depolarından alırlar. Bizlere düşen çocuklarımızın duygu depolarını en güzel biçimde doldurmaktır.

Sevgi deposu da ancak en kaliteli yakıt olan "koşulsuz ve karşılıksız sevgiyle" doldurulabilir. Çünkü gerçek sevgi koşulsuzdur. Koşulsuz sevgi; çocuğun her halini kabul etmek, yani her durumda onu sevmek anlamındadır.

Çocuklarımızı elbette ki disipline sokmamız gerekmektedir. Ama onların duygu depolarını doldurduktan sonra bu işin daha kolay ve kısa yoldan olacağını bilmemiz gerekir. Çocuklarımızı, koşulsuz sevgimizi gösterebildiğimiz sürece anlayabilir, iyi veya kötü davranışlarıyla başa çıkabiliriz.

Aslında sevgisiz disiplin, bir otomobili yakıtsız çalıştırmaya uğraşmaktan farksızdır. Bir süre için çalışırmış gibi görünse de sonuç da büyük bir patlama olması muhtemeldir.

Birçok ana-baba çocuklarını sever ve bunu hissettirmek ister ama çok azı bunu başarır. Ana- babalar yalnızca şartsız ve karşılıksız sevmeyi öğrendiklerinde çocuklarına sevgilerini hissettirebileceklerdir.

Koşulsuz sevgi ne pahasına olursa olsun bir çocuğa sürekli duyulan sevgiyi gösterir. Bu her türlü davranışlarını ve hatalarını bile beğendiğimiz anlamına gelmez. Çocuğumuzdan kötü davrandığı zamanlarda bile sevgimizi esirgemeyip, gösterdiğimiz anlamına gelir.

Etkili bir eğitim ya da disipline girişmeden önce çocuğumuzun duygu deposunu doldurmalıyız. Bu durumun çocukları şımartabileceği akla gelebilir. Bu sadece bir düşüncedir. Çünkü hiçbir çocuk gereğinden fazla koşulsuz sevgiyi zaten alamaz. Bir çocuk eksik eğitim ya da yersiz sevgi gösterileri sonucu şımarabilir. Gerçek koşulsuz sevgi asla çocuğu şımartmaz, çünkü bu tür sevginin fazlası olmaz.

Lütfen çocuğumuz için en iyi olanı yapalım. Sevgiyi hissettirmek, güvensiz, öfkeli, erişilmez ve olgunlaşmamış çocuklar yetiştirmekle dengeli ve mutlu çocuklar yetiştirmek arasındaki farkı oluştur.

Ancak bu sevgiyi uyguladıkça tüm ilişkilerimizde daha mutlu olan ve daha mutlu eden bir insan olabiliriz. Kimse mükemmel değildir. İnsan kendisinden hep verici olmayı ve koşulsuz sevgiyi dağıtmayı beklememelidir. Bu boş beklentiden başka bir şey değildir. Ancak bu amaca yöneldiğimiz müddetçe, bunu başarabiliriz.

Büyümeyi öğrenirken, onlara sevgi ve sabır gösterelim.

Bir çocuğun sevgiye duyduğu gereksinim diğer tüm ihtiyaçlarına temel oluşturur. Sevgiyi kabul etmek ve vermeyi öğrenmek tüm insani değerlerin başında gelir. Sevgi olmazsa çocuk duygusal olarak ölür ve hayatı boyunca bir yönü eksik kalır. Araştırmalara göre, duygusal gelişim ilk on sekiz ayda özellikle anne-çocuk ilişkisinde oluşur. Duygusal sağlığın temel gıdası fiziksel temas, tatlı sözler ve şefkatli bakışlardır. İlk yıllarda verilen temel sevgi çocuğun öğrenme ve yeni bilgiler edinebilme yeteneklerini etkiler.

Bir çocuğun sevgi gereksinimini karşılamak, özellikle de ergenlik çağında o kadar basit değildir. Bir çocuk ergenlik yıllarına boş bir duygu deposuyla giriyorsa bu durum çok daha vahim sorunlara yol açabilir.

Evden kaçan ergen çocuklar, kimsenin onu sevmediğine inanan bir psikolojiye sahiptir. Bu kaçakların ailelerinin çoğu çocuklarını sevdiklerini söyler. Bu doğruda olabilir. Ancak bu sevgiyi iletmekte başarılı olamamışlardır. Çocuklarına yemek pişirip, çamaşırlarını yıkayıp, bir yerden bir yere götürüp eğitim ve eğlence fırsatlarını vermişlerdir. Koşulsuz sevgi, birinci sırada bulunduğu müddetçe bütün bunlar sevginin geçerli ifadeleridir. Ancak sevgi maddesi eksik olduğunda bu fedakârlıkların bir anlamı olmayacağı gibi, çocuklarda sevildiklerinin asla farkına varamayacak ve suça eğileceklerdir.

Acı gerçek şudur ki, pek az çocuk koşulsuz sevildiğini ve önemsendiğini hisseder. Pek çok ana-baba çocuklarını sevdikleri için bunu, onların otomatik olarak bildiğini zanneder. "Seni seviyorum" demenin de yeterli olduğu düşünülür. Ne yazık ki bu doğru değildir. Sevgiyi hissetmek ve söze dökmek tabi iyidir, ama bu bir çocuğu koşulsuz sevildiğine inandırmaya yetmez. Çocuklarımızı sadece sözlerle sevmeyelim hareketlerle ve gerçekten sevelim. Önemli olan çocukların sevgi deposunu dolu tutmaktır. Peygamber Efendimizin hayatını incelediğimizde çocuklara ne kadar içten ve sevgi dolu yaklaştığını, hareketleriyle bunu desteklediğini görürüz.

Ya'la İbnu Mürre (r.a) anlattığına göre "Bir gurup Ashab Resulullah'a (s.a.v) birlikte yemeğe gittiler. Yolda Hz. Hüseyin'e rastladılar, çocuklarla oynuyordu.

Ya'la derki: "Resulullah (s.a.v) (çocuğu görünce) ilerleyip cemaatin önüne geçti (onu tutmak için) ellerini açtı. Çocuk ise sağa sola koşmaya başladı. Resulullah'da onu takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinden koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin altına, diğerini de ensesine koyup öptü ve; "Hüseyin bendendir, bende Hüseyin'denim! Kim Hüseyin'i severse Allah'da onu sevsin. Hüseyin torunlardan bir torundur" Buyurdu.

Çocuklar bir çiçek gibi, bizim sevgimizden faydalanacaktır. Su gibi sevgi verildiğinde çocuğunuz da çiçek gibi açacak ve dünyayı güzelliklerle dolduracaktır. Bu sevgi olmaksızın su için adeta yalvaran boynu bükük bir çiçek olarak kalacaktır ve hiçbir ana-baba çocuğun boynu bükük kalmasına dayanamaz. Çocuklarınızı boynu bükük bırakmayınız.

Çocuğunuzun duygu deposunu dolu tutmak için şunlara dikkat etmelisiniz.

  • Verici olunuz; vermeden alamazsınız.
  • Çocuklarınıza zaman ayırınız.
  • Ortada bir sorun varsa, sorunda kimin payı büyük diye düşünmeyiniz; onun yerine sorunun çözümü kimin yararına diye araştırınız.
  • Yanlış yapıldığında özür dilemesini biliniz. Özür dilemeyi bir olgunluk gibi algılayınız.
  • Karşınızdaki insan doğru yapıldığında "teşekkür" ifade eden sözcükleri kullanınız.
  • Empati (Kendinizi onun yerine koyma) ile davranınız.
  • Etkili dinlemenin kurallarını biliniz ve karşınızdakini dinleyiniz ve anlamaya çalışınız!

Etkin dinlemenin üç önemli kuralı:

  • Mesajı zihninde tekrar et ve anlatılana odaklan.
  • Sözel olmayan işaretleri kullan. (Göz teması kur ve sürdür, kişiye yönel; baş ile onayla)
  • Önemse ve duygulan.
  • Suçlamaya ve savunmaya geçme; anlıyorum de ve olumlu davran.

Sevgi Dilleri:

Şimdi kısaca çocuklarımıza sevgimizi en mükemmel bir biçimde ulaştırabileceğimiz sevgi dillerini inceleyelim.

Bunlar;

  • 1- Fiziksel temasta bulunma (öpme, okşama, kucaklama)
  • 2- Tavır ve taleplerini onaylama ve çocukları onurlandırma
  • 3- Nitelikli zaman ayırma, baştan savma yapmama
  • 4- Armağan alma, değerli olduğunu hatırlatma.
  • 5- Hizmet ve şefkat davranışlarını doğru ayarlama.
  • 1. Sevgi Dili- Fiziksel Temas:

"Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız"[2]

İnsanın temel fizyolojik ihtiyaçlarının yanında giderilmesi gereken en önemli ihtiyacı sevgidir. Hem sevilmek hem de sevmek insanı mutlu eder. Sevgi bizlere saklamamız için değil, dağıtmamız ve açığa vurmamız için verilmiş bir duygudur.

Birinci sevgi dili fiziksel temastır, çocuğunuzu mutlu etmenin yolu onlara sevgi dolu dokunuşlar uygulamaktır. Okula giderken içten bir kucaklama çocuğun akşama kadar sevgi deposu dolu olarak gezmesini sağlayacaktır.

Kucağa alınan ve öpülen bebeklerin duygusal hayatı, uzun süreli fiziksel temastan yoksun büyüyenlere kıyasla daha sağlıklı geliştiği anlaşılmıştır.

Sevgi şifadır

"Ohio Devlet Üniversitesinde tavşanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, yüksek oranda yağlı besinlerle beslenmenin damar sertliğine tesirleri araştırılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları şu düşündürücü gerçeği ortaya çıkarmış: Aynı tür ve aynı şekilde yağlı besinlerle beslendikleri halde sevilip okşanan tavşanlarda, diğerlerine oranla daha az yağ bulunduğu tespit edilmiştir. Gerçekten de sevgide, bedenimizin kimyasını değiştirecek kadar sihirli güç vardır.

Bu konuda Helen Colton'un tespitleri son derece önemlidir. Bir insana dokunulduğunda, onun kanındaki hemoglobin, kandaki oksijeni kalp ve beyin başta olmak üzere bedenin tüm organlarına taşıyan maddedir. Kandaki hemoglobin oranının artışı tüm bedeni güçlendirir. Hastalıkların bedene girişini önler ve hastanın iyileşmesini hızlandırır."

Ayrıca yapılan araştırmalar, fiziksel hastalıkların %87'sinin yeterince sevgi görememek ve sevgiyi doya doya yaşamamaktan kaynaklandığını göstermektedir.

Bu fiziksel temas ise çocuğunuza sevginizi bu şekilde ifade etmeyi öğrenmelisiniz. Bu size ve çocuğunuza çok büyük faydalar sağlayacaktır. Emin olun çabanıza değecektir.

•2.        Sevgi Dili; Onay ve onurlandırma sözleri:

"Takdir edilerek ve tastiklenerek yetiştirilmiş olan çocuklar; sürekli eleştirilen çocuklardan daha mutlu, daha üretken ve daha itaatkâr olurlar."

Benjamin Bloom, alanının en iyisi olan 120 star üzerinde beş yıl süren bir araştırma yaptı. Bu yıldızlar arasında her alanda dünya çapında ün yapmış başarılı insanlar vardı.

Araştırma sonucuna göre, bu starların doğuştan başarılı insan olma özelliklerini taşımadıkları anlaşıldı. Ancak uygun eğitim aldıklarından dünya çapında başarılar elde ettikleri gerçeği gün ışığına çıktı. Bu araştırmanın en önemli sonuçları ise; bu starların çocukluk yıllarını geçirdikleri aile ortamlarının aynı olması; yani dikkatli, uyanık ve çocuklarına özen gösteren anne-babalara sahip olmalarıydı. Aile tarafından desteklenen ve becerileri takdir edilen çocuklar, büyüdüklerinde birer yıldız olmayı başardılar.

Hiç kimse mükemmel değildir. İnsanlar ancak, sevgiyle ve uygun eğitimle mükemmele yaklaşabilir. Çünkü sevgi, başarı kilidini açan gizli bir anahtar gibidir. Bu nedenle sevdiklerinize sevginizi ifade edin.

Abdullah bin Serces (r.a) bir gün Hz. Muhammed'e (s.a.v)

-Ben Ebu Zerr'i (r.a) çok seviyorum demişti.

Peygamberimiz:

-Bunu kendisine bildirdin mi, diye sordu.

-Hayır, diye cevap verdi. Abdullah

Peygamberimiz:

-Öyleyse onu haberdar et, buyurdu.

Abdullah, bu tavsiye üzerine kalkıp Ebu Zerr'in yanına gitti ve ona:

-Ben seni Allah için seviyorum, dedi. Ebu Zerr de:

-Beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin, cevabını verdi.

Abdullah, daha sonra Hz. Peygamberin yanına geldi ve Ebu Zerr ile aralarında geçen konuşmayı nakletti.

Allah Resulü:

-Sevmekte olduğu gibi, sevdiğini söylemekte dahi sevap vardır, buyurdu.

•3.        Sevgi Dili; Nitelikli zaman ayırma:

"Çocukları sevmek ateşe (cehenneme) karşı bir kalkandır. Onlara iyilik etmek, kişiyi sırattan geçirir. Onlarla beraber oturup yemek, ateşten (cehennemden) uzaklaştırır."[3]                                                                                                       

İnsanlar yan yana olmalarına rağmen, maalesef çoğu zaman beraber değildir. Nitelikli zaman; aile bireylerinin birbirlerine yönelik iletişim kurmaları sonucu oluşabilir.

Çocuğunuzla nitelikli zaman ayırmak istediğinizde bu beraberliğinizi engelleyecek tüm unsurları ortadan kaldırmalısınız. (televizyon izlemek, bulaşık yıkamak, elişi yapmak vs.) Bu davranışınız çocuğunuzun duygularına ve kendisine önem verdiğinizi gösterir.

Nitelikli zaman uygulamak için

  • Çocuğunuzla göz teması kurun ve bunu devam ettirin.
  • Onunla ilgilenirken başka şeyle ilgilenmeyin.
  • Duygularını anlamaya ve hissetmeye gayret edin.
  • Vücut dilini gözlemleyin.
  • Sözünü kesmeyin.

Nitelikli zaman tatlı ve sevecen göz temasını da içermelidir. Bu temas sevginizi sizin kalbinizden onun kalbine akıtmak için güçlü bir araçtır. Araştırmalar birçok ana-babanın göz temasını çocuğu azarlarken ya da çok kesin emirler verirken olumsuz yönde kullandığını göstermektedir.

Göz temasının tatlı ve sevecen olması gerekir ve süreklilik arz etmelidir. Bu tip bakışları sadece çocuğunuz sizi memnun ettiğinde kullanırsanız, o durumda koşullu sevgi tuzağına düşmüş olursunuz. Dikkat edin, çocuğunuzun davranışı ya da koşullar ne olursa olsun sevginizi sürekli olarak vermeniz gerekir.

Çocuklarınızla, kaliteli ve samimi sohbetler yapmayı önemseyin. Hangi yaşta olursa olsunlar onlarla sağlıklı sohbetler eşliğinde vakit geçirmeniz çok önemlidir. Sohbetlerinizi sadece onların yanlışlarını düzeltmek amacıyla sınırlandırmayın. Olumsuz ilgi, tek başına onların sevilme ihtiyacını gidermeyecektir. Unutmayın;

"Hayat gecikmeyi asla affetmez. Geçip giden her saat, her dakika, hatta her saniye bizden nice faydalı şeylerin bir kısmını da beraberinde götürmektedir."[4]     

        

•4.            Sevgi Dili; Armağanlar Alma!

"Hediyeleşin, çünkü hediye sevgiyi arttırır, kalpteki kötü hisleri giderir."[5]

Hediye sevginin anlatılmasında etkili bir yöntemdir. Hediyenin ekonomik değeri önemli değildir. Önemli olan hediyeyi almak, güzel bir şekilde sunmak ve sevgiyi bu şekilde ifade etmektir. Sözcüklerin anlatmaya yetmediği sevgiyi, küçük bir hediye rahatlıkla dile getirebilir. Özellikle de çocuğunuzun sevgi dili armağan almaksa, bu daha da değerlidir.

Her ne kadar çocuğunuzun sevgi dili armağan almaksa da bunu yalnız bir biçimde uygularsanız çocuğunuzun sevgi deposunu dolduramazsınız. Bu çocuklar diğer sevgi dilleriyle önemsendiklerini ve sevildiklerini de hissettirmelisiniz. Armağan içten duyulan sevgiyi ifade etmesi için çocuğun duygu deposunun dolu tutulması gerekir.

Sevgi Dili; Hizmet davranışları ve şefkat:

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de çocuklara çeşitli hizmet davranışlarında bulunmuştur. Hz. Ali'nin rivayetine göre: Hz. Muhammed (s.a.v) bir gün kendilerini ziyarete gelir ve yanlarında geceler. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bu sırada uyumaktadır. Bir ara Hz. Hasan ve hemen onun arkasından Hz. Hüseyin su ister. Hz. Peygamber derhal su kabına koşarak onlara su verir.

Ana-babalık hizmet ve merhamet odaklı bir görevdir. Çocuklarımıza hizmet ederiz, ancak hazır olduklarında onlara, önce kendilerine ve sonrada başkalarına nasıl hizmet edeceklerini öğretiriz.

Sevgiyle verilen hizmetin; bazılarının korktuğu gibi, bir esaret gibi algılanması yanlıştır. Esaret dışarıdan zorlamayla ve gönülsüzce yapılır. Sevgiyle verilen hizmet, bir zorunluluk değil armağandır. Anne-babalar çocuklarına içerleyerek ve sert bir tavırla hizmet ettiklerinde, çocuğun fiziksel gereksinimleri karşılansa da duygusal gelişimi büyük ölçüde sekteye uğrayacaktır.

Hizmet o kadar aşılmaz bir durumdur ki: en iyi anne ve babaların bile, oturup hareketlerini gözden geçirmeleri ve hizmet ve muhabbet davranışlarının sevgilerini ilettiğinden emin olmaları lazımdır.

Sevgi dillerini ve çocuklarımızla iletişim çarelerini keşfetmenin yolları:

  • 1- Çocuklarınızın size olan sevgilerini nasıl yansıttığını gözlemleyin.
  • 2- Çocuklarınızın, başkalarına olan sevgilerini nasıl ifade ettiğini öğrenin.
  • 3- Çocuklarınızın sizden en çok neyi beklediğine dikkat edin.
  • 4- Çocuklarınızın, sizin hangi davranışlarınızdan hoşlanmadığını belirleyin.
  • 5- Çocuklarınıza, hepsi de yararlı ve hayırlı birkaç seçenek sunun, tercihi kendilerinden bekleyin.

 

Çocuklarınız üzerinde etkili kontrol, denetim ve disiplin kuralları:

  • 1- Genellikle "Lütfen, bi zahmet, haydi kuzum" gibi ricada bulunan sözlerle bir şey isteyin.
  • 2- Önemli ve gerekli konularda, kesin ve kararlı emirler verin.
  • 3- Fiziksel yönlendirmelerinizde nezaket ve şefkat ölçülerine dikkat edin.
  • 4- Cezalandırmalar gerektiğinde, mutlaka eğitici, adil ve etkin olmasına özen gösterin:

Şöyle ki: Çocuklar suç işlediğinde:

  • a- Önce ve yeterince uyarılmalıdır.
  • b- Ceza verilecekse; geciktirilmeden uygulanmalıdır.
  • c- Ceza çocuğun özgüven ve girişim cesaretini kırmamalıdır.
  • d- Cezalar caydırıcı ve yapıcı bir özellik taşımalıdır. Ama asla kırıcı, yaralayıcı ve nefret ettirip bizden uzaklaştırıcı olmamalıdır.
  • e- Cezaları, çocuklarla birlikte kararlaştırmalıdır.
  • f- Unutmayın: Mükâfat cezadan daha faydalıdır.

 

Bilinçli Ve Başarılı Bir Anne-Baba:

  • Çocuklarını ve yakınlarını, dilinden ziyade, haliyle ve örnek tavrıyla eğitir ve öğretir.
  • Daima çocuklarında iyi şeyleri görür ve iyiliğe yönlendirir.
  • Eleştirileri acımasız değil; yapıcı ve yol göstericidir.
  • Tavır ve tutumları tutarlıdır, düzenli ve dikkatlidir.
  • Çocuklarının ihtiyaç ve isteklerini anlamaya önem verir.
  • Ev ortamını eğlenceli ve huzur verici hale getirmeye özen gösterir.
  • Dinlemek ve duymak için zaman ayırır ve her zaman muhataba cevap verir.
  • Çocukların kişilik gelişimini beslemesini ve desteklemesini bilir.
  • Yeni ve heyecan verici aktiviteler geliştirir.
  • Çocuklarını, karar verme sürecine dahil eder. Onların önemli ve gerekli olduklarını hissettirir.
  • Küçük başarıları fark eder ve takdir eder. Tebrik ve teşekkür etmesini öğretir.
  • Çocuklarının doğru yaptıkları şeyleri söyler ve sürekli doğruluğu özendirir.
  • Çocuklarını tanır, onlardan yetenekleri ölçüsünde şeyler bekler.
  • Çocuklarının çok önemli ve özel olduğunu hissettirir.
  • Alışageldiği yöntemlerin dışında, ebeveynlik bilgisini ve eğitim becerisini zenginleştirmek için sürekli öğrenme ve gelişme çabası içindedir.

Çocuklara Terbiye Dersi ve Yaşam Disiplini:

Terbiye etmek günümüzde unutulan kavramlardan birisidir. Velilerimizin terbiye anlayışı maalesef çok değişmiştir. Eskiden öğretmene; Eti senin kemiği benim derdik. Ya şimdi?! Roller, hak ettiği değeri görememektedir. Öğretmen kavramı; eğiten ve yetiştiren demektir. Aksi halde bu yozlaşma devam edecektir. Bunun için de eski idealistliğimize dönmemiz gerekir. Maddecilikten çıkıp, bencillikten uzaklaşıp, gençliğimizi ve geleceğimizi yeniden kurmaya yönelmelidir.

Disiplin ve ceza aynı şey değildir. Araştırmalar: vurmak, tokat atmak veya sözel saldırılarla disiplinin sağlanamadığını göstermektedir. Bu tip cezalar kısa dönemde hızlı sonuç veriyor gibi gözükse de uzun dönemde kalıcı zararlar üretir. Fiziksel cezalar utanç ve umutsuzluk duyguları yükleyerek çocuğun kendisine saygısını yitirmesine neden olabilir. Ayrıca çocuğa şiddetin geçerli ve uygun bir davranış olduğu, güç kullanarak istediklerini elde edebileceği kavramı öğretilmektedir.

Çocuklara doğru davranışı öğretirken ceza yerine, nasıl davranıp nasıl davranmayacaklarını ve bunların nedenlerini açıklamak gerekir. Büyükler yasaklar yerine geçerli olan davranışların altını çizmelidirler.

Anne- baba ve okul disiplini

Evde uygulanacak disiplin okuldaki davranışların temelidir. Okul disiplini de ev disiplin kurallarının bir uzantısı gibidir. Okuldaki bir disiplin problemi aile-çocuk ve öğretmenle birlikte çözülmelidir. Birlikte bulunan bu çözümler çocuğun kendini istenilen şekilde disipline ederek kurallara uymaya teşvik edecek ve düzgün bir okul-çalışma alışkanlıklarını yerleştirecektir. Aileler de, okul kurallarını bilmeli ve desteklemelidirler.

Araştırmalar, aile-öğrenci-öğretmen ve idarecilerin beraberce kuralları oluşturmasının en iyi sonuçları verdiğini göstermiştir. Bu şekilde çocuklar disiplin kurallarını kendi kendine uygulamaya teşvik edilmektedir.

Çocukların bu kuralları açık bir şekilde anlamalarını sağlamak için "anlaşılır" yazılı bir form oluşturmakta önerilebilir.

İlim haddin bilmektir!

Disiplin, çocukların kabul edilen davranışları anlamalarına ve hareketlerinin nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiğini algılamalarına yardımcı bir öğedir. Örneğin, altı yaşında bir çocuk yuvada sırasını beklemeyi, söz alarak konuşması gerektiğini öğrenir.

Disiplinin faydaları:

  • - Düşünerek kurallara uygun davranma becerisini geliştirir,
  • - Hareketlerinin doğuracağı sonuçları mantık çerçevesinde algılama yeteneği edinir,
  • - Okul veya okul dışında başarılı bir yaşam sürdürmelerini sağlayacak bilgi ve kuralları öğrenir,
  • - Diğerlerinin de uyduğu ortak kurallara göre davranma becerisi verilir,
  • - Aile ve toplumun değer yargılarını anlamalarına yardımcı olur, milli ve manevi duyguları gelişir.

"Disiplinin amacı, çocukların problemler karşısında kurallara uygun ve mantıklı çözümler üretmeleridir."

Disiplin; Doğru kurallarla oluşturulmuş yöntemler bütünü demektir.

Doğru Disiplin Kuralları:

  • Bu gerekli mi? Bu kural çocuğun sağlık ve güvenliğini sağlıyor mu? Başkalarının haklarını ve mallarını gözetiyor mu? Dikkat edilmelidir.
  • Kurallar, basit ve anlaşılır hale getirilmelidir.
  • Aile Kuralları oluşturulurken çocuk da katılırsa onları daha dikkatle uygulayacak, daha az çiğneyecektir.
  • Esnek olmalıdır. Bu kurallar çocuklar küçükken geçerlidir. Ancak onlar büyüdükçe daha fazla özgürlük istemeleri tabiidir.
  • Unutmayın, her çocuk farklıdır. Onların kendilerini kontrol etme becerilerini geliştirmelerine izin verin. Küçük çocuklar her zaman kurallara tamamen uyacak beceriyi gösteremeyebilir.
  • Çocuğunuza, sizi ve başkalarını rahatsız eden davranışları olursa hemen söyleyin. Problemleri biriktirmeyin. Kararlı ve tutarlı hareket etkilidir.
  • Ailenin diğer bireyleriyle de disiplin kuralları konusunda hemfikir olun. Bu şekilde çocuk kurallara uymadığı zaman neler olacağını bilecektir.
  • Çocuklarınızın iyi davranışlarını, başarılarını övün. Onun çabalarını takdir ettiğinizi bilmelidir.
  • Çocuğunuzla güç savaşına girmekten vazgeçilmelidir.
  • Disiplin, kazanan ve kaybedenin olduğu bir oyun değildir. Siz çocuğunuzun kurallara uymasını beklersiniz, o sizden dürüstlük bekleyecektir.
  • Onun sizinle aynı fikirde olmayacağı zamanlar olacaktır. Buna saygı gösterin, pozitif öneriler getirin. Eleştirmeyin. Eleştirmek ve dırdır etmekle çocuğunuzun gücenmesine, kızgın olmasına veya kendini aşağılamasına neden olunabilir.
  • Bağımsızlık duygusunu ve sorumluluk almasını desteklemelidir.
  • Espri anlayışınızı kaybetmemeli sevecen davranabilmelidir.
  • Onları ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin. Uygun davranmadıklarında çocuğunuzu değil, o davranışı sevmediğinizi açıkça belirtin ki sevginizden şüphe duymasın. Bu çok önemlidir.
  • İyi örnek olun. Eğer çocuğunuzun problem çözmek için şiddete başvurmasını istemiyorsanız fiziksel ceza vermemelidir.
  • Sınırları çiziniz ama çok sayıda kural koyarak çocukları ürkütmemelidir.

"Çocukların davranışlarını olumlu yönlendirmek için açık kurallara ve istikrarlı bir tutuma ihtiyaç vardır. Okulda ve evde en etkin kurallar, öğrenci-aile-öğretmen ve okul tarafından birlikte alınıp tatbik edilenlerdir."

Gençlerle İyi İletişim Kuralları

Kuşak çatışmaları yetişkinlerle gençler arasındaki iletişim kopukluğundan doğar. Sağlıklı iletişim için şu noktalara dikkat ediniz.

  • a- Siz erişkin ve yetişkin kuşak olarak, önce gencin bir insan olduğunu kabul edin. Ona sevgi ve saygı gösterdiğinizi belirtin.
  • b- Gencin yaşamına, giyinişine, süslenmesine ilişkin karar alırken durumu gençle konuşun; onun düşünce ve önerilerine anlayış ve saygı gösterin.
  • c- Aile ve evle ilgili konularda ve sorunlarda gencinde düşünce ve önerilerini alın; onunla konuşup görüşünü dinleyin.
  • d- Gençlerle yapılan konuşma ve tartışmaları onları horlayarak ve yıldırarak kesmeyin.
  • e- Konuşma ve tartışmalarda kırıcı ve sert olmaktan vazgeçin. Gencin tutum ve davranışlarına biçim ve yön verirken, "benim gençliğimde" diye başlayan konuşma ve öğütlere girişmeyin.
  • f- Bütün amaç beklenti ve isteklerinizin hemen o anda tümüyle gerçekleşmeyeceğini bilin.
  • g- Gence bol bol öğüt vermek yerine, örnek davranışları yapın ya da bulup gösterin.
  • h- Gence ödül ve ceza verirken tutarlı olun. Kimi kez ödül verdiğiniz bir davranışı başka bir zaman kötüleyip yermeyin.
  • i- Çocuklarınızı geleceğinizin garantisi gibi görüp, onlardan çok fazla şey beklemeyin. Bu yoğun beklenti ve baskılar onların tüm kuralları reddetmeleri şeklinde sonuçlanabilir. Dikkat edin.

Çocuklarınızla ilgilenin. Onların her türlü davranışını reddetmek ya da onaylamak yoluna gitmeyin. Bu tutum onların belirsizlikler içinde baş kaldırıp, insanları hiçe saymalarına ya da bazı zararlı gruplara katılmalarına neden olabilir. Buna fırsat vermeyin.

Çocuklarınıza ilişkin görüş ayrılıklarınızı çocukların önünde tartışıp, onların çelişkiler yaşamasına yol açmayın. Bu davranış çocuklarınızın hangi davranışı seçeceği konusunda çelişkiye düşmesine meydan verir.

Çocuklarınıza güçlerini aşmayacak sorumluluklar verip onların kendine güven ve başarı güdülerini harekete geçirin.

Çocuklarınıza duyduğunuz sevgi koşulsuz olsun ve bunu açıkça belirtin. Böylece onların kendilerini ve diğer insanları sevmelerini ve değerli bulmalarını sağlayarak sevindirin.

Çocuklarınıza kendilerini ve çocukluklarını yaşama şansı verin, kendini yaşayan çocuk, diğer insanlarında yaşantılarına saygılı olur. Buna özen gösterin.[6]

 

Efendimizin Çocuk Sevgisi

Bir çocuk gördüğü zaman Peygamberimizin mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplardı. Onu tutar, kollarının arasına alır, kucaklar, okşar, sever ve öperdi. Peygamberimizin şefkatinin en canlı örneğini çocuklar üzerinde görüyoruz. Peygamberimizin çocuklara olan şefkati ve sevgisi bambaşkaydı.

Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm verir, halini hatırını sorardı. Binekli bulunduğu zaman çocukları atın terkisine alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet eder, öğütler verirdi.

Çocuklarla o kadar iç içe olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu.

Peygamberimiz özellikle kendi çocuk ve torunlarına çok düşkündü. Onlar için şefkatli bir baba, merhametli bir dedeydi.

Mesciddeki çocuklu anneler

Peygamberimiz Mescitte namaz kıldırırken cemaatte çocuklu anneler de bulunurdu.

Sahabelerin bu husustaki anlatımı şöyle:

"Resulullah bize sabah namazını kıldırmıştı. Namazda iki kısa sûre okudu. Namaz bitince Ebû Said el-Hudrî sordu:

"Yâ Resulallah bugün daha önce yapmadığınız bir şekilde namazı kısa kıldırdınız..."

Peygamberimiz şöyle açıkladı:

"Geride kadınlar safındaki çocuk sesini duymadın mı? Annesinin onunla ilgilenmesini temin edeyim dedim."

Çocuğa en çok annesi şefkat gösterir. Bir hadis-i şerifte annenin çocuğuna gösterdiği şefkatten dolayı büyük sevap kazanacağı müjdelenir. Olay şöyle gelişir:

Çocukları hakkıyla korumak

Bir gün fakir bir kadın iki kızı ile Hz. Aişe'yi ziyarete gelmişti. Hz. Aişe de evde onlara ikram için bir tek hurmadan başka verecek bir şey bulamamıştı. O hurmayı anneye verdi. Anne de hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirdi. Hz. Aişe bu durumu Peygamberimize anlatınca, Peygamberimiz o kadın için şu müjdeyi verdi:

"Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak, Cehennemden kurtuluşa vesiledir."

Peygamberimiz, çocuklara olan şefkatinde bir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği aynı sevgi ve merhameti, diğer Sahabe çocuklarına da gösterirdi.

Peygamberimizin hizmetçisi Hz. Zeyd'in oğlu Üsame anlatıyor:

"Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan'ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve 'Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim' diye dua ederdi."

Din ayrımı yapmazdı

Peygamberimiz çocuklara gösterdiği şefkatte din ayırımı yapmazdı.

Bir Yahudi'nin çocuğu hastalanmıştı. Bunu duyan Peygamberimiz çocuğu ziyarete gitti. Ona Müslüman olması için telkinde bulundu. Çocuk, Müslüman olmak için babasından izin istedi. Babası müsaade etti ve çocuk Müslüman oldu.

Peygamberimizin barış zamanındaki bu güzel davranışı savaş esnasında da devam ederdi. Savaş sırasında çocukların öldürülmemesini öğütler, onlara iyi davranılmasını tembih ederdi.

Bir savaş esnasında birkaç çocuk iki tarafın arasında kalmış ve öldürülmüşlerdi. Peygamberimiz bu hadiseye çok üzüldü.

Sahabîler, "Ya Resulallah, onlar müşrik çocuklarıdır, niçin üzülüyorsunuz?" diye sordular.

Peygamberimiz, "Onlar doğdukları gibi duruyorlar. Sakın çocukları öldürmeyin, aman çocukları katletmeyin. Her can ilk yaratılışta tertemizdir" buyurarak konuya dikkatlerini çekti.

Çünkü çocukların babası gayr-i Müslim de olsa, kendileri erginlik çağına gelmedikçe mükellef sayılmamaktadır. İslâm fıtratı üzere doğdukları için, o masumluklarını muhafaza etmektedirler.

Kız çocuklarını da çok severdi

Peygamberimizin eşsiz şefkatim kız çocukları üzerinde de görmekteyiz. İslâm'dan önce kız çocuklarının Arapların gözünde hiçbir değeri yoktu. Kız babası olmayı bir ayıp olarak görürlerdi. "Falan adamın damadı demesinler" diye kızlarını evlendirmek istemez, diri diri toprağa gömerlerdi. Bu vahşeti de atadan, babadan kalma bir âdet olarak görür, uygularlardı.

İşte Peygamberimiz bu zavallı masumların böyle acımasızca öldürülmelerini büyük bir cinayet olarak görüyor, bu kötü âdetin bir an önce kaldırılması için mücadele ediyordu. Kendisi kızların babası olmakla iftihar ettiği gibi, üç, iki veya bir kızı olup da onları büyütüp yetiştirenleri, İslâmî bir eğitim verenleri Cennetle müjdeliyordu.

Peygamberimiz, huzuruna bir kız çocuğu gelirse ona yakın ilgi gösterirdi.

Enes bin Mâlik anlatıyor:

"Peygamberimizin yanında bir adam oturuyordu. Bir ara adamın erkek çocuğu geldi. Adam çocuğu aldı dizlerine oturttu. Az sonra bir de kız çocuğu geldi. Onu da yanına oturttu.

Peygamber Efendimiz adama sordu: "Niçin ikisini bir tutmadın?"

Peygamberimiz çocuklar arasında sevgide eşit davranılmasını istediği gibi, bağış, hediye, ikram ve hibe konularında da eşit davranılmasını isterdi."

Numan bin Beşîr anlatıyor

"Babam malından bir şeyler hibe etmişti. Annem, 'Bu hibeye Peygamberimizi şahit tutmazsan kabul etmem' dedi.

Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahitlik yapması için babam beni alarak Peygamberimize gittik. Durumu öğrenen Peygamberimiz:

Başka ‘çocukların var mı?' diye sordu. Babam, 'Evet, var' dedi.

"Bütün çocuklarına aynı şekilde hibede bulundun mu?"

Babam, 'hayır' dedi.

"Allah'tan korkun, çocuklarınız arasında eşit davranın."

Babam Peygamberimizin huzurundan çıktıktan sonra bana yaptığı hibeden vazgeçti."

Peygamberimizin kendi şahsında bu eşit davranışı daha açık görüyoruz. İlk anda basit gibi görülse dahi, önemli ve kalıcı bir ölçü olması bakımından şu olay çok dikkat çekici...[7]

 



[1] Rum:21

[2] Hadis-i Şerif

[3] Hadis

[4] Samuel Johnson

[5] Hadis

[6]  15.12.2005 / Milli Gazete

[7]  08.01.2006 / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

DUA VE NİYAZ
  DUA VE NİYAZ      Yüreğimi yaktı hasret Damlayım, deryana geldim… İnayetin oldu nusret Sultanım,...
Devami
KURBAN OLAYIM (ŞİİR)
  KURBAN OLAYIM        Kulluğuna seçtin, ne büyük onur Hakkıyla kul olan, cennete...
Devami
EYVAH EMEKLERİM!
  Tek sahibin, ümidin; ol Kerim-ü Settar'mış Ömrünü gaflet ile, boşa...
Devami
İLAHİ İNAYET
  Arzı cemal etti bana, Gönlümü mesrur eyledi! Bir tecelli...
Devami
ELLERİN OLSUN
  Dünya deyince içime, ikrah geliyor Faninin fena sefası, ellerin olsun! Zikrullahla...
Devami
NİÇİN SERTİM?
  NİÇİN SERTİM?          "İma"dan anlayan yoktur Dava mertlik gerektirir! Felsefeye karnım toktur Mertlik, sertlik...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5553

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR