Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2255
mod_vvisit_counterDün3126
mod_vvisit_counterBu Hafta27156
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay125071
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16763046

IP'niz: 34.200.252.156
Bugün: 29 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12189106

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

PORNO YAYINLARI VE ŞEYTANIN ŞEHVET TUZAĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

“Ey Âdemoğulları! Şeytan anne ve babanızın (Hz. Adem’le Havva’nın) edep yerlerini kendilerine göstermek (ve şehvetlerini tahrik etmek) için; elbiselerini sıyırtıp soyarak, onları cennetten çıkardığı gibi, (dikkat edin) sizi de bir fitneye düşürmesin (ve cinsi sapıklığa sürüklemesin).”[1]

“Şeytan kendilerinden örtünüp gizlenmesi (gereken) çirkin-edep yerlerini açığa çıkarmak (böylece cinsi tahrikle şehvet tuzağına kaptırmak) için onlara vesvese verdi.”[2]

Gibi ayeti kerimelere göre: şeytanın en büyük tuzaklarının başında; şehveti ve cinsi münasebeti tahrik ederek insanları haram ilişkilere ve ahlâksız işlere yöneltmesi gelmektedir. Günümüzde şeytanların ve Siyonist Yahudi şarlatanların bu görevini PORNO SİTELERİ yürütmektedir.

Yapılan araştırmalar ve cinsel saldırı ve suçlarla ilgili karakol ve mahkeme kayıtları göstermektedir ki; şehveti tahrik eden porno yayınları, onları seyredenleri gayrimeşru cinsel tatmin yöntemlerine teşvik etmektedir.

“Her kim yabancı bir kadına bakıp iştahı kabarırsa gidip helal eşiyle tatmin olsun”[3] hadisi şerifi de kadınları şehvetle takibin insanları fikren tahrike ve sonunda fiilen tatbike sürükleyeceğini haber vermektedir.

Seyrettiği porno filmler ve hikâyeleriyle şehvet sarhoşuna dönüşen erkek ve kadınlar, bu kabaran duygularını tatmin için çareler düşünmekte, her fırsatı değerlendirme yoluna gitmekte ve böylece; amir-memur, bürokrat-sekreter, patron-işçi, öğretmen-öğrenci, satıcı-müşteri, komşu-misafir gibi birlikte ve özel hizmet ilişkisi içinde bulunan kimseler arasında gizli ve kirli cinsel münasebetler yaygın hale gelmektedir. Bunların neticesi, çalışma düzeni ve iş yapma disiplini bozulmakta, üretim yavaşlamakta, saygı ve itaat kaybolmakta, genel toplum ahlâkı yozlaşmakta ve devletin ve milletin temel çekirdeği olan aile yuvası dağılıp yıkılmaktadır.

Hatta seyrettiği porno yayınlar nedeniyle şehvet budalasına dönüşen, akli ve ahlâki melekeleri körleşen kişiler; maalesef ensest (aile içi) sapkın ilişkilere kalkışmakta, yeğen, yenge, kuzen, kayın, enişte, baldız gibi yakın akraba olduğu kimselerle ve daha da beteri evlenmesi ebediyen haram ve yasak olan kızı, gelini, kardeşi, teyzesi gibi kişilerle cinsi münasebetler yaşanmaktadır. Bu hale gelmiş insanlar, ciddi şeyler düşünmeyi, Milli çıkarlarını gözetmeyi, manevi ve uhrevi sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyi, başkalarının haklarına ve namusuna riayet etmeyi bırakacaktır. Bunlar Siyonist Yahudi felsefesinin gönüllü takipçileri, İsrail’in dünya hâkimiyetinin hazır hizmetçileri ve emperyalizmin beyinleri şehvetle körelmiş köleleri halini alacaktır.

Porno yayınlarının ve her türlü cinsi sapıklık ve ahlâksızlığın kaynağı, Yahudi ve Hıristiyanların KİTABI MUKADDES dediği, kendi elleriyle yazıp yozlaştırıp Allah kelamı diye insanlara yutturulan tahrif edilmiş TEVRAT ve İNCİL nüshalarıdır. İşte Kitabı Mukaddes Şirketi tarafından bastırılıp dağıtılan (Yalçın Ofset. İST. 1993) tarihli, Tevrat’ı Şerif (Eski Ahit Kitabından porno hikâyeler ve öğütler) hikâyeleri:

•(Haşa) Kızlarının şarap içirip sarhoş ederek Hz. Lut ile cima etme hikâyeleri…[4]

•Kız kardeşleriyle sevişme ve aşk şiirleri.[5]

•En büyük din adamının kendi geliniyle zina etmesi.[6]

Kethuboth Talmutu (1936 The Son-cine Pres baskısı)

•Küçük kız ve erkek çocuklarla zina yapmanın ve kendi karısına dübüründen yaklaşmanın usulleri.[7]

•Karşılıklı rıza ile yapılmak şartıyla, kız ve erkek kardeşlerin cinsi ilişkilerinin caizliği.

•Dul kalan annesiyle cinsi ilişkide bulunup onu tatmin etmesinin, erkek evladına görev olarak verilmesi.

•Yahudi bir dul kadının, kendini tatmin için her yola başvurabileceği ve her türlü hayvanla ilişkiye girebileceği.[8]

Gizli yapmak ve suç kanıtı bırakmamak şartıyla;

a) Her türlü günahın yapılması için Yahudilere ruhsat verildiği,

b) Yahudilerin galibiyet ve hâkimiyeti uğrunda her çeşit haksızlık ve ahlâksızlığın işlenebileceği,

c) Yahudi olmayan bütün herkese karşı “onlardan görünmenin, riyakârlık etmenin, onları aldatıp yalan söylemenin, aralarında fitne fesat yürütmenin” ibadet hükmüne geçeceği,

d) Sadece Yahudilerin insan görüleceği, başka din ve kavimlere hayvan muamelesi yapmak gerektiği.[9]

Oysa aynı Kitabı Mukaddes Levililer Bölümü BAB: 18 sh: 117 ve 118’de bu safsata ve sapıklıkların tam aksine, aile efradıyla, yakın akrabalarıyla ve nikâhsız başka kadınlarla zina yapılamayacağı öğütlenmekte, böylece kendi içinde açıkça çelişkiye düşülmektedir. Bu durum Tevrat ve İncil’de halâ aslına uygun bazı kısımlar bulunsa da, sonradan akıl ve ahlâkla bağdaşmayan konuların katıldığını göstermektedir.

Bugün pek çok Batılı bilim ve düşünce adamı:

“En tehlikeli ve en zehirleyici porno hikâyeleri içerdiği için önce yozlaştırılmış TEVRAT ve İNCİL’in yasaklanmasını önermektedir. Yani bugünkü porno film ve hikâyeler zaten asırlardır Yahudiler ve onların saptırdığı bazı Hıristiyan mezhepler arasında zaten yaygın olarak yaşanan şeylerdir.

Sözde Kutsal Kitapları bile böylesine ahlâksız ve azdırıcı porno hikâyeler ve şiirlerle dolu olan AVRUPA BİRLİĞİNE girmek için can atanların oturup bir daha düşünmeleri ve Türkiye’yi nasıl bir felakete sürüklediklerini görmeleri gerekir. Ve hele Dinlerarası Diyalog safsatası ve Ilımlı İslam – Protestan Müslüman havası içindeki FETULLAHÇI’ların; ve yine “Kültürler İttifakı” kılıfıyla ahlâksız Batıya yamanma hesabı güden AKP iktidarının, Türkiye’deki porno rezaletiyle niçin mücadele etmedikleri, hatta dolaylı destek verdikleri de dikkatle düşünülmelidir.

İslam’a göre, porno haramdır, hayâsızlıktır ve fuhşa hazırlıktır.

Cenabı Hak:

“Sakın zinaya yaklaşmayın, gerçekten o çirkin bir hayâsızlık ve kötü bir yoldur”[10] buyurmaktadır. Bu nedenle zinaya zemin hazırlayan ve sonunda fuhşiyata yaklaştıran sebepler de yasaklanmıştır.

“Müminlere söyle: gözlerini (haram olan kadınları ve ahlâksız yayınları seyretmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar”[11] ayeti de açıkça porno yapmayı, yaymayı ve bakmayı yasaklamaktadır.

Buhari’de geçen bir hadisinde Hz. Peygamberimiz “Göz zinasından sakındırmaktadır.” Çünkü göz zinası gönlün fuhşa kaymasına ve nefsinde bu arzularını tatmin için gayrimeşru ve mel’un yollar araştırmasına sebep olmaktadır. Peygamber Efendimiz, Hac mevsiminde Arafat’tan inerken, devesinin terkisine aldığı amcası Hz. Abbas’ın oğlu Fazl’ın gözü sağdan soldan geçen kadınlara bakıp kalbi bozulmasın diye onun başını bir o yana bir bu yana çevirip: “Bakış şeytanın zehirli oklarından bir oktur” buyurarak yabancı kadınlara şehvetle bakışın insanın kalbinde ve kafasında ne şeytani tasavvurlar oluşturacağına ve kötü sonuçlarına vurgu yapılmıştır.

Şimdi, Hac gibi kutsal bir ibadet sırasında ve baştan tırnağa kapalı kadınlar arasında bile, kötü niyetli bakışlar böylesine şiddetle yasaklanırsa; peki, sınır tanımaz bir hayâsızlıkla hazırlanan porno yayınlarını hangi vicdan ve iz’an ehli mübah sayacaktır?

Yine Hz. Peygamber Efendimiz, “muhannes” denen, kadınlığa özenen, kadın gibi süslenip bezenen ve erkeklere cilveleşen bazı bozuk karakterli erkekleri de –ki bugün homoseksüel denilmektedir- lanetlemiş ve böylelerine yüz verilmemesini emir buyurmuşlardır.

“Livata” denen, erkeklerin birbirleriyle, hayvanların bile işlemediği bir edepsizlikle cinsi ilişkiye girmeleri de, dinimizde kesinlikle ve şiddetle yasaklanmıştır, haramdır ve lanetli bir hayâsızlıktır. Bu ahlâksızlığı işleyen Lut kavminin acı ve alçaltıcı akıbetini Kur’an-ı Kerim ibret ve tehditle anlatmaktadır.[12] 

Fuhşa fırsat verilmemesi için İslam’ın “Tesettür: yüz, el ve ayak hariç, kadınların kapanması, nikâhı düşen erkek ve kadınların bir yerde yalnız bulunmalarının sakıncalı sayılması, şehveti azdıran bakışların yasaklanması” gibi önleyici tedbirler alması dışında, ZİNA ve LİVATA gibi suçlara en ağır cezaları öngörmesi,

•Toplumda genel ahlâkın ve sosyal huzur ortamının sağlanması,

•Aile kutsiyetinin ve nesil emniyetinin garantiye alınması,

•Namus ve iffet kavramı yanında toplumun ruh ve beden sağlığının korunması,

•Çok yönlü kalkınma ve huzurlu yaşama şartlarının oluşturulması amaçlıdır. Çünkü porno yayınları ve fuhşun yaygınlaşması toplumda zührevi hastalıkların ve psikolojik sapkınlıkların da artması ve ailenin yıkılmasıyla sonuçlanacaktır.

İslam Dini tedbir olarak; evlenmeyi çabuklaştırmış, kolaylaştırmış ve yaygınlaştırmıştır.

“İçinizden bekâr olanları, erkek ve kadın hizmetlilerden salih olup da (imkânsız ve kimsesiz bulunanları) evlendirin. Eğer fakir iseler Allah kendi fazlından onları zengin edecek (geçim ve rızık kapıları açıverecektir)”[13] ayeti, devlete, yerel yöneticilere, sivil örgütlere ve kanaat önderlerine ve aile büyüklerine evliliğin kolaylaştırılması ve yaygınlaştırılması konusunda görevler yüklemektedir. Çünkü helal ve meşru yollarla tatmin edilmeyen cinsi ihtiyaçlar, harama ve gayri meşru kanallara yönelecektir.

Üstelik evlenip yuva kurmayı en önemli SÜNNETİ (hayat prensibi) sayan Peygamber Efendimiz, nikâhsız birliktelik, gayrimeşru ilişki kadar, takva perdesi altındaki bekâr yaşama girişimlerini de şiddetle kınamış ve “Benim sünnetimden uzaklaşan benden değildir” (Buhari, Müslim) demiştir. Çünkü “Evlenen kişi dinin yarısını koruma altına almıştır; diğer yarısı için de artık Allah’a sığınmalıdır” (İbni Cezvi) buyuran da yine Peygamberimizdir.

Yine Allah’ın Resulü: “Sizden (maddi ve bedeni) gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü gönlü haramdan, ferci (namusu) ise zinadan korur. Maddi gücü yetmeyenler ise oruç tutsun. Çünkü orucun “vica”sı (nefsin şehvetini burup kırması) vardır” (Müslim-Buhari) buyurmuşken, bunun tam aksine hem de tıka basa sürekli yemek, hem de çıplak kadınları ve porno yayınları izlemek, elbette insanı şehvet azgınına çevirecektir. Bu tipler artık çevrelerindeki kız ve erkek çocukları, bütün kadınları, hatta hayvanları sadece şehvet aracı görecek, her türlü tecavüz ve terbiyesizliğe tevessül edecektir. Bu nedenle ailelere düşen, eğitimini ve mesleğini tamamlayan çocukların biran evvel sade bir şekilde evlenip yuva kurmalarına öncülük etmektir.

Porno yayınları ve çıplak kadınları seyretmek yerine, ebedi cennet nimetlerini düşünmek, HURİ ve GILMANLARI hatırlayıp hayalen saadet ülkesinde dolaşıp ferahlamak ve o sonsuz ve kusursuz lezzetlerden mahrum ve cehenneme mahkûm olmamak için, burada nefsi dürtülerine gem vurmak gerektiğini bilip ona göre davranmak lazımdır.

“Orada (aşk ve sadakat) bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, (güzellik ve tazelikleri gönül okşayan öyle) kadınlar vardır ki, daha önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuş değildir (sürekli temiz ve bakiredir).”[14] 

“Gerçek şu ki, Biz onları, (mümin erkek ve kadınları ahirette) yeni bir yaratma ile (cennete layık özellik ve güzellikte) tekrar inşa edip yarattık. Onları sürekli bakireler (gençliği ve çekiciliği pörsümeyen kimseler) kıldık. Öyle ki eşlerine (muhabbet ve şehvetle) tutkun hep (aynı) yaşıt (mutlu çiftler yaptık)”[15] gibi ayetleri inançla okuyup cennetleri arzulamak ve oraya kavuşma hazırlığı içinde teselli bulmak müminlerin şiarı olmalıdır.

Ve özellikle, Hz. Peygamber Efendimizin:

“Çöplükte biten yeşillik ve çiçeklerden sakınınız” (Dare kutni El-ifrad) buyurduğu, inançsız ve ahlâksız ortamlarda yetişen, her türlü fuhuş ve hayâsızlıkla iştigal eden, makyaj süsleri ve tahrik edici elbiseleriyle dikkatleri üzerine çeken kız ve oğlan fahişelerin tuzağına kapılmamak, sağlığımızı ve İslami vakarımızı tehlikeye atmamak için dikkatli davranmalıdır.

Evli karı-kocalar eşlerinin doğal ihtiyaç ve arzularına asla karşı çıkmayıp hemen tatmine çalışmalıdır.

Resulüllah’ın amcası oğlu, büyük müfessir İbni Abbas (R.A.) anlatıyor: Haysam kabilesinden bir kadın Allah Resulüne gelip evlenmek istediğini ve kocanın kadın üzerindeki haklarını bilmediğini söyleyince, Efendimiz ona şunları öğütlemişti:

•Kocası onun nefsini istediği (yatağa girmeyi arzu ettiği) zaman, kadın devenin sırtında bile olsa (yani sağlık sorunları dışında, önemli meşguliyet ve mazeretleri de bulunsa) kocasının arzusunu yerine getirmelidir.

•Kocasının izni olmadan onun malını başkasına vermemeli (lüzumsuz yerlere sarf etmemelidir).

•Kocasının rızasını sormadan nafile oruç tutup (ev işlerinde ve kadınlık görevlerinde) gevşeklik göstermemelidir.

•Kocasının haberi ve müsaadesi dışında rastgele evini terk edip dışarılarda gezmemeli (kocasını ve yakınlarını şüpheye düşürüp bezdirmemelidir). Böyle yaptığı halde, evinden dönünceye ve tevbe edinceye kadar melekler ona lanet edecektir.” (Beyhaki, İbni Ömer’den naklediyor.)

Sonuç olarak:

“Her nerede (ve ne halde) iseniz O sizinle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görendir.”[16]

“Allah gözlerin hainliklerini (gizlice ve çirkince seyrettiklerini) ve göğüslerin (kalplerin) sakladığı (kirli ve şehvetli düşünceleri) elbette bilir.”[17]

Ayetlerinin belirttiği gibi, her yerde ve her halde Rabbimizin gözetimi altında ve Onun huzurunda imtihan veriyor olmanın şuuruyla hareket etmek mü’minlik göstergesi ve hidayet alametidir. Ama gaflet ve şehvet içinde nefsi ve hayvani duygularının peşinde sürüklenmek ise, edepsizlik ve erdemsizliktir.

Ey canlar, kendisinden utanılmaya ve rızasına göre davranılmaya en layık olan Allah (C.C.) değil midir?!...

“(Gerçek ve örnek Mü’minler ki) Onlara Allah’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar… Sonra onların ardından, öyle nesiller türedi ki, namazı (ibadet ve istikamet duyarlılığını) kaybedip bıraktılar. Ve (hayasızca sınır tanımadan) şehvetlerine kapılıp uydular. Elbette bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklar”[18] ayetlerinin tehdidinden sakınmamız gerekir…

Fıtrat bozukluğu ve ahlak dejenerasyonu olan EŞCİNSELLİK AB’NİN ALÂMETİ FARİKASIDIR!

Gemi yapımında ve lüks inşaat taşlarını tutturmada kullanılan zift (katran, karasakız) üretim ve ticaretiyle aşırı zenginleşip şımaran ve bugünkü terörist İsrail’in işgal ettiği bölgede yaşayan LUT (AS) kavmi kadınlarını bırakıp şehvetle erkek erkeğe yanaşmaları sonucu helak olup yerin dibine batmışlardır. Bu ahlaksızlığı meşrulaştıran AB’nin ve O’nun talibi ve takipçisi olan hükümetlerin de (tevbe edip Hakka dönmezlerse) akıbeti felaket olacaktır.

İktidar yandaşı İslamcı takımının ve ucuz kahramanlık gösterisi yapanların, İstanbul’da yürüyüşe katılan eşcinsel ahlaksızları hedef alıp, ama bunu bize dayatan Avrupa Birliği’ne ve O’na girmek için can atan ve her türlü hakarete katlanan İşbirlikçi Hükümeti’ne toz kondurmamaları acaba ahmaklığın mı yoksa münafıklığın mı bir göstergesi sayılmalıydı? Şu dindar ve kahraman(!) iktidarın 2011 yılında AB ile eşcinselliğin temel insan haklarından sayılmasını ve kanunla meşruiyet kazandırılmasını da içeren “İstanbul Anlaşması’nı” imzaladığını, daha geçen sene Binnaz Toprak’la Nursuna Memecan’ı “İbneliği kurumsallaştırma” hazırlığı için Avrupa’ya yolladığını hatırlatmamız bu din istismarcılarının keyfini niye kaçırmaktaydı?

Sözlükte “havuzu çamur vb. ile sıvamak suretiyle onarmak” anlamına gelen livâta kelimesi örfte; erkekler arasındaki eşcinsel ilişkiyi anlatır. Kelime anlamını, erkekler arası eşcinsel ilişkinin yaygın olduğu Lût kavminden almaktadır.

Kur’an’da ve hadislerde yer alan ifadelerden hareketle İslâm âlimleri, livâtanın dünyevî cezayı da gerektiren haram bir fiil olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Hatta livâtayı haramlık bakımından zinadan daha ağır bir fiil olarak kabul edenler de vardır. Livâta yapan kimseye verilecek ceza konusunda ise İslâm hukuk ekolleri farklı görüşlere sahiptir. Bu konudaki fikir ayrılığı, livâtanın zina kapsamında bir suç mu yoksa ondan ayrı başka bir suç mu teşkil ettiği konusundaki farklı yaklaşımlardan, ayrıca bu fiili işleyen kimselere verilecek ceza ile ilgili hadislerin yorumundan kaynaklanmaktadır.

İslâm hukukçularının çoğunluğu, Kur’an’da hem zinanın hem livâtanın açık hayâsızlık ve çirkin davranış (fahişe) olarak nitelendirilmesini dikkate alarak livâtayı zinaya kıyas etmiş, bu fiilin zina olarak adlandırılacağı ve zina ile aynı hükümleri taşıdığı kanaatine varmıştır. İmam Şâfiî ile Hanefî hukukçularından Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’ye göre livâta yapan kişiye zina suçuyla aynı ceza uygulanır.

Livâtanın gerek din ve ahlâk gerekse milli vicdan açısından günah, çirkin ve suç teşkil eden bir fiil olmasının yanı sıra tıp otoriteleri de anal ilişkinin zedelenmeye ve yaralara yol açtığını, özellikle AIDS hastalığını meydana getiren virüsün eşcinsel ilişkiler yoluyla açılan yaralardan kolayca girmek suretiyle hızlıca ürediğini saptamışlardır. Eşcinsel ilişkilerin Batı toplumlarında giderek yaygınlaşması ve bireysel özgürlük kapsamında ele alınması ahlaksızlığın son aşaması ve helakin yaklaşmasıdır.

Şimdi ey faizci, zina serbestçisi ve eşcinselci iktidarın dindar ve takvalı taraftarları.. Ey bu haramların, haksızlıkların ve ahlaksızlıkların fetvacı ilahiyatçıları.. Ne buyurursunuz, bu iktidarınızın ve kahraman Lider takımının AB ile eşcinselliği meşrulaştırma ve yaygınlaştırma çabalarına eğer kalben de razı ve hazırsanız, o takdirde vicdanınız yalamadır ve ruhunuzda eşcinsel sapma başlamıştır… Yok eğer imanınız ve vicdanınız iktidarın bu ahlaksız tavır ve tahribatlarından rahatsız olduğu halde destekliyorsanız, o durumda da makam ve menfaat hatırına “Haksızlıklar karşısında susan…” konumundasınız!.. Ve hele, işte bu marifetli Hükümeti ve beyin ekibini, halâ “Erbakan’ın devamı” gibi göstermeye çalışanlar ise, gaflet ve cehaletten çok öte aklen ve vicdanen Lutileşmiş yandaşlardır.

Bu konuda Sn. Burhanettin Can’ın tespitleri önemli ve uyarıcıdır:

Homoseksüellik sorununu üç boyutuyla ele almak lazımdır. Birinci boyutu, ilahi yasaya göre kâinatta olan her şeyin eş (zevc, çift) olarak yaratılmasıdır. Zevcler, dişi-erkek, pozitif-negatif olarak yaratılmıştır. Karşıt cinsler arasında çekim kuvveti; aynı cinsler arasında ise itme kuvveti vardır. Bu normal ve doğal durumdur. Anormal durum, aynı cinsler arasında bir şehvet ve çekim kuvvetinin ortaya çıkmasıdır.

Konunun ikinci boyutu, eşcinselliğin, aynı cinsler arasında bir cazibe ve şehvetin kışkırtılmasıyla anormal bir durum, bir hastalık hali olmasıdır. Normal şartlar altında, genlerle oynanmamışsa, eşcinselliğe ilişkin herhangi bir gen mevcut olmayıp kişi, bu hastalığa, 0-4 yaş aralığında içinde yaşadığı sosyo-kültürel ve sosyo ekonomik çevreden dolayı yakalanmaktadır.[19]

Sorunun üçüncü boyutu ise; eşcinselliğin bir hastalık değil bir yaşam tarzı olarak kabul edilerek meşrulaştırılması ile toplumların helakine neden olan büyük bir günahın yaygınlaştırılmasıdır.

Eşcinsellik ve Eşcinsel Birliktelik İlahi Dinlerde Yasaklanmıştır

Eşcinseller, iki ana sınıfa ayırtılmaktadır:

Birinci Grup: Kişi kendisini hasta olarak kabul etmektedir ve sapkınlığın farkındadır.

İkinci Grup ise: Kendilerini hastalıklı ve ahlaksız kabul etmeyip eşcinselliği, bir yaşam tarzı olarak benimseyen ve bunu, insan hakları, bireysel özgürlük konuları çerçevesinde topluma kabul ettirmeye çalışanlardır.

Asıl tehlikeli olan bu ikinci tabakadır. Birinci gruptakilere tedavi olabilmeleri için her türlü yardım yapılırken; ikinci gruptakilerin ifsadına karşı da amansız bir ıslah mücadelesi başlatılmalıdır. İnsan fıtratına, aile yapısına ve toplum hayatına savaş açmış bir bozuk düşüncenin ve yaşam şeklinin, hoş görülebilecek bir tarafı yoktur; insan hakları ile de ilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle tüm semavi dinler, eşcinselliğe ve eşcinsel yaşam tarzına savaş açmışlardır. (Kur’an’da Araf 80-84; Hud 77-83; Şuara 165-174; Neml 54-58; Ankebut 28-35; Zariyat 33-37; Meariç 29-31; Kitab-ı Mukaddes’te: Yar. 19/1-29; Yahuda 1/7; Leviller 18/22; 20/13; Romalılar 1/26-27; 1.Korintliler 6/9-10) eşcinsel olan Lut kavminin cezalandırılma nedenleri ve cezalandırma şekli, geniş bir şekilde yer almaktadır.

Hz. Lut Peygamberin, Eşcinsel Yaşam Tarzına Karşı Ahlaki Cihadı!

Eşcinsellik, sadece 20-21. asırlarda ortaya çıkmış bir sapıklık sanılmamalıdır. Kur’an’a, İncil ve Tevrat’a göre eşcinsellik, ilk kez Hz. Lut’un kavminde ortaya çıkmıştır. Ondan önce hiçbir toplumda, böyle bir davranışa ve yaşam şekline rastlanmamaktadır (Araf 80; Ankebut 28). Hz. Lut’tan sonraki Peygamberlere gönderilen her üç Kutsal Kitap’ta, bu konu üzerinde özenle durulmaktadır.

Hz. Lut, eşcinsel hayat tarzını, ‘ölçüyü aşma-sınırı çiğneme’, ‘çirkin hayâsızlık’, ‘kötülük’, ‘fesad’, ‘fasıklık’, ‘akılsızlık’, ‘cehalet’, ‘iğrençlik’, ‘utanç verici bir tutku’, ‘sapıklık’ ve ‘günahkârlık’ olarak nitelemekte ve de şiddetle karşı çıkmaktadır:

“Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” “Siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz.” “İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam da yok mu?” “Yaptığı şeyin rezalet ve neticesini bilmeyen bir kavim.” “Fesat çıkarmakta olan bir kesim.” “Suçlu-günahkâr bir kavim” (Kur’an: Araf 81; Şuara 165, 166; Neml 55; Hud 78; Neml 54-55; Ankebut 28-34; Zariyat 32; Kitab-ı Mukaddes: Levililer.20/13; 18/22; Romalılar. 1/26-27).

Hz. Lut, kavmini bu hastalıklı sapkın yoldan çevirmek ve Allah tarafından cezalandırılmalarını engellemek için onları meşru olan yola çağırmıştır. Onlara, kadınlarla nikâhlanarak aile kurmalarını, böylelikle doğal olan, insan fıtratına uygun bir yaşama dönmelerini tavsiye edip durmuşlardır. (Kur’an: Hud 78; Kitab-ı Mukaddes: Yaratılış 19/8). Maalesef kavmi ise meşru olanı, doğal olanı ve fıtrata uygun olanı inkâr ve isyan edip ahlaksızlıkta inatlaşmıştır. (Hud 79).

Hz. Lut, kavminin bozuk yaşam tarzına ve şeytani arzularına karşı çıkmada çok fazla ısrarcı olunca; kavmi, işi daha da ileri götürüp Hz. Lut’u sürgüne göndermekle tehdit etmeye başlamışlardır. (Kur’an: Neml 56; Şuara 167; Kitab-ı Mukaddes: Yaratılış. 19/9).

Hz. Lut kendisine yapılan kınama, alay ve tehditlere karşı kınayıcıların kınamalarından, alay edicilerin alaylarından ve tehdit edicilerin şantajlarından yılmayarak, onlara teslim olmamış ve onurlu mücadelesini asla bırakmamıştır. (Hud 80; Şuara 168).

Eşcinsel Yaşam Tarzı Helak Olmakla Sonuçlanır!

Hz. Lut’un halkının yapılan uyarıları ciddiye almaması, şirretliklerini artırması ve Hz. Lut’u tehdide başlamaları ahlaki fesatlık ve fasıklıkta sınırı aşmaları nedeniyle üzerlerine ilahi azap hak olmuştur. (Kur’an: Hud 81; Araf 83; Şuara 170, Neml 57; Ankebut 21, 34; Zariyat 31-32; Kitabı Mukaddes: Yaratılış.19/12-23). Allah, tarihte ilk kez, çirkin bir hayâsızlığı yaşam tarzı haline getiren ve bütün uyarılara rağmen isteklerinde ısrar eden bu topluluğu, gelecek nesillerin ibret almasına imkân verecek tarzda helak edip yerin dibine batırmıştır.

“Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırıverdik.” (Hud 82)

“Rabbinin katında ‘belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış’ olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.” (Hud 83)

“Ki bu taşların her biri, Rabbinin katında ölçüyü taşıranlar için herkese ayrı ayrı işaretlenmiştir.” (Zariyat 34). (Bak: Kur’an: Şuara 173; Araf 84, Neml 58; Ayrıca Kitabı Mukaddes: Yaratılış.19/10-11; 24-25).

Bu olayda ibret alınacak üç önemli nokta vardır. Birincisi, böyle pis, ahlaksız bir davranış toplumsallaşır ve meşrulaşırsa, helak kaçınılmazdır. Allah, bu tehlikeden gelecek nesillerin korunabilmesi için Sodom Gomora halkını ve bölgesini, “akledebilip anlayanlar” ve “azaptan korkanlar” için ibret alınacak bir tarzda helak edip yıkıma uğratmıştır. (Kur’an: Şuara 174; Ankebut 35; Zariyat 37; Kitab-ı Mukaddes: Yahuda.1/7).

İkincisi ise, Hz. Lut peygamberin hanımının, kavminin yaşam tarzına karşı çıkmayıp onlarla işbirliği yapmaya kalkışması dolayısıyla cezalandırılmış olmasıdır. Peygamberin hanımı olması, onu kurtarmamıştır. (Kur’an: Neml 57; Hud 81, Şuara 171, Ankebut 33, Zariyat 35-36; Kitab-ı Mukaddes: Yaratılış.19/26). Bu noktada AKP iktidarının ve taraftarlarının bu Kur’ani tehditlerden ders çıkarması lazımdır.

Üçüncüsü de, helak etme şeklinde kullanılan araçların ileri teknoloji ürünü silah olmasıdır. “Her bir şahsa işaretlenmiş taşlar” tabiri, akıllı silahların varlığına bir işaret olarak yorumlanmalıdır.

Özetleyecek olursak: Ya eşcinsel yaşam tarzına karşı savaşacak buna mazeret ve meşruiyet üreten hatta resmiyet kazandırmaya yeltenen iktidarı ve sivil kurumları uyaracak, ya da hep birlikte helake razı olacağız.

Çünkü zina ve eşcinsellik, insan fıtratına ve İslam ahlakına açılmış bir savaştır. Toplumun ifsadı, neslin bozulması ve değişik hastalıkların ortaya çıkması, cinsel tatminin gayrı meşru bir şekilde karşılanmasının sonuçlarıdır. Yaratılış kanunlarına aykırı olan, insan fıtratını bozmayı amaçlayan, AİDS gibi değişik hastalıkların ortaya çıkıp yaygınlaşmasına yol açan hiçbir ahlaksızlık “yaşam tarzı” kılıfına sarılıp meşrulaştırılmamalıdır. Bütün bunlardan dolayı eşcinselliğe ve zinaya, insan hakkı olarak da bakılamayacaktır.

Zinayı ve eşcinselliği bir değer ve yaşam tarzı olarak kabul etmiş olan tüm düşünce sistemleri ve onların bozuk kültür ve medeniyetleri, ömrünü tamamlamış olarak helak olmaları kaçınılmazdır:

“Ümmü Seleme (R.A.) Hz. Peygamberimize (SAV): “Ey Allah’ın Resulü! Aramızda salihler mevcut iken dahi bizler helak olacak mıyız?” diye sorunca Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz: “Evet, pislik (zina, livata) artarsa ve Müslümanlar buna tepkisiz kalırsa (birlikte helak olacaksınız)” buyurmuşlardır.

“Kitab-ı Mukaddes-1. Korintliler. 6: 9-10 bölümünde: “Günahkârların, Tanrı Egemenliği’ni miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar Tanrı’nın Egemenliği’ni miras alacaktır, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne oğlanlar, ne oğlancılar, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular” diye kayıtlıdır.

Bundan dolayı zinanın en pis, en iğrenç ve en ahlaksız şekli olan eşcinsellik, İslam’da şiddetle lanetlenmiş, “melun” bir eylem ve “melun” bir yaşam tarzı sayılmıştır.[20] Bu yaşam tarzını benimseyenler, Allah’ın rahmetine nail olamayacaklardır.[21] Hz. Peygamber, bu hastalığın tehlikelerinden dolayı ümmeti için endişe etmiş ve gerekli uyarıları yapmıştır.[22]

Allah’a, Resullerine, Kitaplarına ve de Ahiret gününe iman edenlerin böylesine akılsız ve ahlaksız bir yaşam tarzını hoş görmesi, mümkün olmadığı gibi neme lazımcı davranmaları da bu vebale ortak olmaktır.

AB sürecinde kendi kültür medeniyetimizin temel değerlerine taban tabana zıt birçok olgu, maalesef işbirlikçi ve din taciri iktidarlar eliyle yasallaştırılmaktadır. Toplum ve sözde İslamcı taraftarlar, bu noktada duyarsız davranmaktadır. Bu, ciddi bir tehlike olup, zalimlerle, kötülüğü icra edenlerle aynı safta bulunmak ve aynı cezayı hak etmek anlamını taşımaktadır. Aksini düşünenlerin, “Cumartesi yasağını” çiğneyen “sahil kasabasının” başına gelenleri, Kur’an-ı Kerim’den (Araf: 163-169) okumalarında fayda vardır.

Her üç dine gerçek anlamda iman edenler, insanlığın sonunu hazırlayacak böyle bir hastalığa karşı birlikte mücadele etmek zorundadır. Bu iman ve ahlak sahipleri ile seküler, modernist-post modernistler arasında bir mücadele olacaktır.

Artık kendi kültür ve medeniyetimizin ön gördüğü değerlere, ilmi ve insani verilere aykırı olan tüm yasalar, ele alınıp yeniden yazılmalıdır. 6284 Sayılı Aileyi koruma kanunu, öncelikle ele alınıp; aileyi, gerek içerden ve gerekse dışarıdan gelecek tehlikelere karşı koruyabilecek şekilde tekrar hazırlanmalıdır. Bu Hükümetin imzaladığı “2011 İstanbul Sözleşmesi” iptal edilip kaldırılmalıdır. 6112 Sayılı RTÜK yasası, keyfi yorumlamalara meydan vermeyecek şekilde uyarlanmalı ve uygulanmalıdır.

Bütün bunların yapılabilmesi için de, iktidarın ve halkın dosdoğru bir istikamet tutturması şarttır:

“Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamet tuttur. Onların hevalarına uyma.” (Şura 15) emri açıktır.[23]

Cinsel iştahçılığa dindarlık kılıfı!

Adnan Oktar'ın sosyal medyayı en çok kullanan “kedicik”lerinden olan Tülay Kumaşçı yine ar ve hayâ damarını çatlatmıştı. Adnan Oktar'ın kediciği Tülay Kumaşçı'nın son paylaşımı sosyal medyayı sallamış, Kumaşçı'nın instagram hesabından paylaştığı video şehvet tutkunlarınca izlenme rekorları kırmıştı.

Önce havuzda yüzmekten sonra üstsüz dans etmekten sakınmamıştı.

Kendisini “Allah Aşığı” olarak tanımlayan Adnan Oktar'ın yayımladığı İpek Yolu Dergisi'nin köşe yazarı olan Kumaşçı önce havuzda yüzdüğü daha sonra ise bikinisinin üst kısmını çıkardığı görüntüleri instagram ve twitter hesaplarında paylaşmaktan, hiç utanmamış ve sıkılmamıştı. Bu hayâsız tavırları kasıtlı yaptıkları açıktı. Kumaşçı'nın erotik görüntülerini yorumlayan takipçilerinin bir kısmı Kumaşçı'yı “Cesaretinize hayran kaldık” diye alkışlarken, duyarlı ve vicdanlı kimseler tepki yağdırmışlardı.[24] Öyle anlaşılıyor ki bunlar sadece Allah’a imanı ve bazı vicdani kuralları yeterli sayan; ama topyekûn Kur’an ahkamını ve tesettürle ilgili İslam ahlakını gereksiz ve geçersiz sayan bir DİN anlayışını yaygınlaştırmak amacındaydı. Ve zaten 16 Ağustos 2015 saat 17:00 A9 kanalındaki canlı sohbetinde Adnan Oktar: “Mehdi Hz. Davud neslindendir ve Beni İsraildendir. Allah Ortadoğu’nun tamamını İsrail oğullarına vereceğini vaad etmiştir diyerek, Siyonist İsrail’in Arz-ı Mev’ud hayalini, Müslümanların beklediği Mehdi’nin hedefi gibi göstermeye çalışıp gerçek niyetlerini ortaya koymuşlardır.

Cinsel Sapkınlar ve Yahudi Yaklaşımı

Cinsellik, kadın erkek ilişkilerini ifade eden ve özellikle cinsel ilişkiyi anlatan bir kavramdır. “Kişinin cinsel ve duygusal ilgi ve isteği/yönelimi karşıt cinslere dönük olabildiği gibi kendisiyle aynı cinsten kişilere dönük olabilir” düşüncesi fıtrata aykırı bir sapkınlıktır. Bu bağlamda üç çeşit cinsel yönelimden söz etmek mümkündür: 1-Heteroseksüellik, 2-Eşcinsellik/homoseksüellik, 3-Biseksüellik. Duygusal ve cinsel anlamda karşı cinslerden hoşlananlar için heteroseksüellik ya da düzcinsel (stright), sadece kendi cinsine yönelenlere eşcinsel ya da homoseksüel, hem karşı cinse hem de kendi cinsine yönelenlere ise biseksüel tabirleri kullanılır.

Ensestyakın aile bireyleri, özellikle de meşru bir evlilik gerçekleştiremeyecek derecede birbirlerine akrabalık bağlarıyla bağlı insanlar arasındaki cinsel ilişkiyi ifade eden sapkın bir yaklaşımdır. Tarih boyunca bütün toplumlarda sadece biyolojik gerekçeler yüzünden değil aynı zamanda ailenin psikolojik işlevselliği de düşünülerek yakın akrabalar arasındaki cinsel ilişki türleri yasaklanmıştır. Uzmanların ifade ettiğine göre yoksul çocuklara yardım eden kuruluşlar, hastaneler, polis raporları ve konuya ilişkin genel araştırmalar XX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren ensest ilişkilerde dikkate değer bir artış olduğu saptanmıştır. Bu artışın da ötesinde ensest konusunda asıl dikkat çekilmesi gereken problem, modern dönemde bizim gafil yöneticilerimizin de girmeye can attığı Avrupa ülkelerinin birçoğunda konuya ilişkin yaptırımların kaldırılmaya başlanması ve dahası ensest ilişkilere onay vermeye dönük çeşitli tavırlar ortaya konulmasıdır. Örneğin Fransa ensest cezasını 200 yıl önce kanundan çıkarmıştır; Hollanda’da ise rıza ile kurulan ensest ilişki yasaklanmamaktadır. İsveç’te aynı babadan dünyaya gelen kardeşlere, ilişki kurmanın ötesinde evlenme imkânı da tanınmıştır. Yine Fransa ve İtalya’da başbakan ve hükümet yetkililerinin özel izniyle amca ile kız yeğeni ya da teyze ile erkek yeğeni evlilik yapmaktadır. Avrupa ülkelerindeki serbestlik yönündeki tutumun altında devletin, elini özel hayatın üzerinden çekme isteğinin yattığını söyleyenler Siyonist odaklardır. Nitekim bu yüzden birçok ülke ensest ile ilgili sınırlandırmaların kaldırılmasını savunmaktadır.

Homoseksüellik, çok değil 40-50 yıl öncesine kadar birçok Batı ülkesinde hapis cezası öngörülen bir suç sayılmaktaydı. En iyi bilinen örnek XIX. Yüzyıl sonunda İngiliz yazar Oscar Wilde’nin eşcinsel olduğu için hapse mahkûm olmasıydı. 1960’larda cinsel özgürlük talepleriyle birlikte bu ülkelerde hukuki durum da farklılaştı. Avrupa Birliği sürecinde eşcinsellere yönelik hak ihlalleri, cinsel ayrımcılık olarak kabul edilmeye başlandı. Ancak medeni hukuk alanında uzun süre bir adım atılmadı. Eşcinsel evliliklerini ilk kabul eden Kuzey Avrupa ülkeleri olacaktı. 1990’lardan sonra bu eğilim Atlantik’i aştı ve ABD’ye sıçradı. Eşcinsel evliliği onaylayan ilk ülke 2001 yılında Hollanda’ydı. Şu an Belçika, Güney Afrika, İspanya, Kanada, Arjantin gibi ülkeler ve Amerika Birleşik devletlerinin Vermont, Oregon, Massachusetts, Lowa, Kaliforniya ve New York gibi eyaletlerinde eşcinsellere yasal olarak evlilik hakkı tanınmaktadır.

Ensest ilişkiler ve eski Ahit’teki sapkınlıklar.

Tahrif edilmiş Eski Ahit incelendiğinde İsrailoğullarının ataları arasında İbrahim’in baba bir anne ayrı olan kız kardeşiyle evlenmesi (Tekvin 20:12) Yakup’un iki kız kardeşle evlenmesi (Tekvin 29:16-35) ve Musa’nın babası Amram’ın halasıyla evlenmesi (Çıkış 6:20) örneklerinde olduğu gibi Ensest olarak değerlendirilen evliliklerin gerçekleştiği yazılmaktadır ki, bu Peygamberlere apaçık bir iftiradır ve Batıda tüm ahlaksızlıkların kaynağı ve çarpıtılmış Yahudi kitaplarıdır.

Hızla yayılmaya başlayan cinsel özgürlük algısının etkisiyle 1970’lerden sonra homoseksüelliğe bakış konusunda Yahudi tutumlarında da derin kırılmalar yaşanmış ve farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Ortodoks Yahudilik, homoseksüel eylemleri sözde günah olarak değerlendirmeye devam etmekle birlikte kınanan bu eylemlere yönelen insanlar değil, eylemin bizatihi kendisi sayılmaktadır. Bazı Ortadoks düşünür ve din adamları, “homoseksüel arzuların frenlenemediğini ve bu nedenle homoseksüellerin cezalandırılmaması ya da toplumdan dışlanmaması gerektiği” düşüncesini savunarak homoseksüellere anlayışlı yaklaşmaktadır. Bu isimlerden biri olan Yeshayahu Leibowitz (1903-1994) homoseksüellerin Yahudi cemaatin üyeleri olduklarını ve bu nedenle bazı kurallara uymasalar da yasanın emirlerini yerine getirmeye çalışmaları gerektiğini söyleyip bu görüşünü XIX. Yüzyıl Hasidik düşünürlerden biri olan Rabbi Zadok HaCohen (1823-1900)'e dayandırır. HaCohen, homoseksüel eylemleri tecavüze uğramayla benzer yorumlar ve bu tür eylemlere dahil edilen kimseleri temizlemek adına onların, bu fiillerinden sorumlu tutulamayacağını açıklamıştır.

Reform Yahudiliği'nde bugün homoseksüellik, sadece ahlaki yargıya bağlı bir yaşam sitili tercihi değil, biyolojik bir eğilim olarak da göz önünde bulundurulmakta ve meşru sayılmaktadır. Bundan dolayı Reformist Yahudilikte homoseksüeller haham olarak görev yapmaktadır ve çoğu reformist haham, aynı cinsiyete sahip insanların evliliğini onaylamaktadır. Fetullahcı Tuncay Güney bunlardandır. Reform Yahudiliği, son yıllarda ABD'de eşcinsellerin kurdukları gay örgütlerinin varlığını tanımaya başlamıştır ve daha ileri giderek yürütülen anti-gay kampanyalarına karşı 1998 yılında Reform Yahudiliği Dini Eylem Merkezi (Religious Action Center of Reform Judaism) Cemaat İlişkileri direktörü Rabbi Mark Israel tarafından her türlü cinsi sapıklığı meşru sayan bir bildirge yayınlamıştır: “Homoseksüelliği gerçek inancın ve Tanrının sevgisinin karşıtı bir durum olarak tanımlamaya yönelik bütün girişimlerle mücadele etme noktasında bir sorumluluğumuz vardır. Cinsel yönelimine bakmaksızın her kalpte Tanrı için yer olduğunu kabul etmemiz ve duyurmamız lazımdır.”

ABD'de bugün bu bildirgede bir örnek olarak zikredilen Bet Mishpachah Cemaati gibi siyasal ve sosyal eşitliğe vurgu yaparak gay, lezbiyen ve biseksüel, cinsel kimliği ne olursa olsun cemaatine kabul eden ve bu yönüyle ön plana çıkan çok sayıda reformist Yahudi sinagogu vardır. Bunlar arasında yer alan San Francisco'daki Shaar HaZuhav ve New York'taki Beit Simhat Torah cemaatleri ABD'deki en büyük oluşumlar arasındadır.

Siyonist İsrail’de homoseksüellik konusunda dini hukuk ve sivil hukuk arasında ayrım yapılmıştır. İsrail devlet yasasında daha önce 351. madde kapsamında homoseksüel ilişkilere yönelik bir yasaklama söz konusu iken 1988 yılında yapılan düzenlemeler ile bu yasaklama yürürlükten kaldırılmıştır. Her yıl Yahudi eşcinseller, bazı dini liderlerinin kof tehditlerine rağmen Kudüs'te yürüyüşe katılmaktadır. Yürüyüşler, Kudüs'teki homoseksüellerin derneği konumundaki “Açık Ev” tarafından organize olunmaktadır.

XX. Yüzyılda hızla yayılmaya başlayan cinsel özgürlük algısının etkisiyle homoseksüelliğe bakış konusunda modern Yahudi gruplarının tutumlarında da derin kırılmalar yaşanmıştır. Yahudilerin Homoseksüelik konusundaki yaklaşımları dört kısma ayrılır. 1)Baskıcı tutum: Toplumun geri kalanlarının ahlaki olarak zayıflamasının yolunu kapatmaya dönük olarak homoseksüelliğe tolerans göstermeyen yaklaşım. 2)Pratik tutum: Modernleşme düzenine dair sebepler nedeniyle hapis vb. cezaları ortadan kaldıran yaklaşım. 3)İzin verici tutum: Cinsi sapıklıkları doğal ve mübah gören ve alternatif bir yaşam sitili olarak homoseksüelliğe izin veren yaklaşım. 4)Biyo-psikolojik tutum: Homoseksüellik gibi cinsi rezaletlerin biyolojik ya da psikolojik bir rahatsızlık olarak değerlendirildiği ve tedavi edilmesi gerektiğinin telkin edildiği yaklaşım. Daha özel olarak Yahudi grupları içindeki ana tutumlar şu şekilde özetlenebilir: Yahudi şeriatındaki yasaklamadan hareketle Ortodokslar için homoseksüellik çirkindir ama hoş görülmelidir. Reformist ve Yeniden Yapılanmacılar için homoseksüellik problem teşkil etmemektedir; Muhafazakâr Yahudiler için çözülmeyi ve çare üretilmeyi beklemektedir.

Sonuç: Türkiye’yi AB’ye sokmak isteyenler, onların haksızlık ve ahlaksızlık temelli kanun ve kurumlarını da bize uyarlamayı taahhüt etmişlerdir, bu ise topyekün helakimiz demektir.

 


[1] Araf: 27

[2] Araf: 20

[3] İmam Ahmet, Müslim ve Tirmizi. İhyai Ulumiddin. C 3. Nikâh adabı bölümü

[4] Bak: TEKVİN, BAB 19, Ayet: 30-38 sh: 17

[5] Bak: neşideler neşidesi BAB:8 Ayet: 1-10 sh: 672 BAB:4 Ayet: 8-12 sh: 669

[6] Bak: TEKVİN BAB:38 Ayet: 13-19 sh: 39

[7] Bak: BAB: 11

[8] Bak: Yebamoth Talmut’u 56-a ve 59-b

[9] Bak: Talmut Hoşem Hamişpat 369 Şultan Aruh sh: 117

[10] İsra Suresi Ayet: 32

[11] Nur Suresi Ayet: 30

[12] Bak: Ankebut Suresi Ayet: 29-30, Hud Suresi Ayet: 82-83

[13] Nur Suresi Ayet: 32

[14] Rahman Suresi Ayet: 56

[15] Vakıa Suresi Ayet: 35-37

[16] Hadid Suresi Ayet: 4

[17] Mümin Suresi Ayet: 19

[18] Meryem:58-59

[19] Tarhan, N., İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı, Haber 7, 10.03.2010.

[20]Muvatta, Kelam 22, (2, 991).

[21]Muvatta, Cihâd 26, (2, 460).

[22]Müslim, Edahi 43, (1978); Nesâî, Dahaya 34, (7, 232).

[23]Milli Gazete

[24]11 08 2015 / http://www.internethaber.com/adnan-hocanin-kedicigi-dans-ederek-soyundu-806564h.htm


Bu yazarin diger makaleleri

KURTLAR VADİSİNİN SİNSİ MESAJI:
Küresel Siyonist Merkezlerle ve Masonik Mahfillerle Asla baş edilemez!.. Gizli anlaşmalar...
Devami
BAŞBAKAN BEKİR COŞKUN’A MAAŞ BAĞLATSINDI!
  Bekir Coşkun, Cumhuriyetteki “Bu Terör Bitmez” başlıklı yazısında Başbakan Recep...
Devami
PORNO YAYINLARI VE ŞEYTANIN ŞEHVET TUZAĞI
“Ey Âdemoğulları! Şeytan Anne ve babanızın (Hz. Adem’le Havva’nın) edep...
Devami
DÜNYASINI DEĞİŞTİRMEDEN, DÜNYAMIZI DEĞİŞTİRECEK ADAM!..
O seksen dört yaşında, birçok hastalık ve sıkıntı durumunda ve...
Devami
KÖPEK-TAPAR’LIK MEDENİYETİ
  İstiklal Marşı şairimiz ve Milli mütefekkirimiz Mehmet Akif’in “Tek dişi...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5075

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR