ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1968
mod_vvisit_counterDün4484
mod_vvisit_counterBu Hafta36300
mod_vvisit_counterGeçen hafta58521
mod_vvisit_counterBu Ay114445
mod_vvisit_counterGeçen Ay122941
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17565384

IP'niz: 3.235.25.169
Bugün: 18 Nis 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12491046

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

SİYONİSTLERİN TÜRKİYE STRATEJİSİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Morton Abromowitz'in editörlüğünü yaptığı "Türkiye'nin Dönüşümü ve Amerikan Politikası" adlı kitaptan çıkartılan özettir.

Kitapta yer alan yazarlar:

  • Morton Abromowitz
  • Heath Lowry
  • Philip Robins
  • Ziya Öniş
  • Cengiz Çandar
  • James Wilkinson
  • Alan Makovsky

Yazım Tarihi: Temmuz 2000

 

İşte kitaptan bazı bölümler:

"Körfez savaşının hemen öncesinde Özal'ın politikası ABD'ye azami yardımı vermek ancak bu yardımın savaş çıkacağından emin olduktan sonra sağlamak yanlısıydı. Üslerin kullanılması için TBMM onayını önceden alır da ABD Irak'la savaşmazsa Özal muazzam bir siyasal sermayeyi boşa harcamış olacaktı.

ABD Türkiye'den üç talepte bulundu:

  • Üslerin kullanımı
  • Saddam'ın birliklerini güneye çekmesini engellemek için kuzey sınırına Türk birliklerinin yığınağı
  • Suudi Arabistan'daki müttefik birliklere bir Türk taburunun katılması

Özal bunlardan ilk ikisini kabul etti, üçüncü şartı Genel Kurmayın karşı çıkması nedeniyle reddetti."

Yahudi Lobisi:

"Pek çok Yahudi örgütü yıllardır sessizce Türkiye'yi desteklediler. Türkiye İsrail'i 1948'de tanıyan ve 1949'da diplomatik ilişkiler kuran ilk Müslüman devletti. Düşman Müslüman devletler ile sarılmış bulunan İsrail için yakınında bulunan dost bir Müslüman devletin varlığı siyasi ve psikolojik öneme sahiptir.1990'ların ikinci yarısında askeri ve istihbarat alanındaki ilişkiler büyük aşama kaydetmiştir. Bu işbirliği her iki devletin, bölgedeki diğer devletlerin ve ABD'nin hayal ettiğinden çok daha ileri gitmiştir.

Savunma Lobisi:

Yıllardır Türkiye'yi destekleyen hükümet dışı neredeyse tek Amerikalı grup savunma lobisi olmuştur. Türkiye'nin yaptığı milyarlarca dolarlık silah alımları bunda etmendir. Savunma sanayi firmaları ABD'deki Türkiye destekleyicisi kurumların (Türkiye'nin Amerikalı Dostları AFOT yeni adıyla Türk Amerikan Konseyi ATC) kurulması ve mali yönden desteklenmesine yardımcı oldu. Savunma dışındaki alanlarda Türkiye'yi destekleyen büyük bir iş lobisinin oluşabilmesi için Türkiye'nin yabancı sermayeyi ciddi biçimde desteklemesi gerekmektedir.

"Siyasal İslam" Tehlikesi!..

Türkiye'nin son dönemdeki siyasal sorunları ise ABD yönetimlerinde daha önemli kaygılara yol açmaktadır. Bunlar uzun vadede Türk dış politikasının değişmesi tehlikesini getirmektedirler. Bu sorunlar kronik yüksek enflasyon, şişkin devlet sektörü, siyasal İslam'ın güçlenmesi ve Kürt sorunudur. İlk iki problem özel yatırımların teşviki, tekstil kotalarının artırılması ve IMF desteği ile giderilebilir. Siyasal İslam ve Kürt probleminin çözümü ise çok daha karmaşıktır. İnsan hakları ihlalleri ve anti-demokratik uygulamalar ABD iç politikasında sıkıntı yaratabilir. Resmi beyanlar genellikle ABD'deki eleştirileri engellemek için tasarlanmıştır.

1996-97 döneminde Refah-Yol koalisyonuna ABD direk bir tepki vermedi çünkü sonuç olarak hükümet yasaldı. Ancak Refah Partisinin ABD ile ilişkilerden siyasal fayda sağlamasını asgariye indirmeye çalıştı. İlişkileri daha çok Tansu Çiller ile yürütmeye çalıştı. Bu davranış 1997'de TSK'nin yumuşak darbe olarak adlandırılan girişimini cesaretlendirdi. Sonunda Refah partisinin kapatılması her ne kadar protesto etseler de hem ABD hem de diğer batılı hükümetleri rahatlattı. ABD Türkiye'nin istikrarlı, laik, demokratik ve Batı ile müttefik kalmasını ister.

"ABD, Ankara Büyükelçisi çok özel seçilir:

Problemin karmaşıklığı ve bu konuların iyi bilinmemesi nedeniyle Türkiye, ABD büyük elçisinin Washington'da gerçek ve sürekli bir etki hissettirebileceği az sayıdaki ülkeden biridir.

Çünkü Başkanlar savaş veya benzeri bir durum ya da Kıbrıs sorununu çözme çabaları olmazsa Türkiye ile meşgul olmazlar."

ABD sayesinde kaydedilen İlerlemeler ve Geleceğe Yönelik Beklentiler:

  • 1995'te gümrük birliğine girilmesi
  • 1995'te Kuzey Irak'ta yapılan büyük operasyon
  • 1999'da Türkiye'nin AB'ye aday üye kabul edilmesi
  • Bakü - Ceyhan boru hattı

Konularında ABD'nin Türkiye yanında yer alması ve destek vermesi ilişkilerin gelişmesi açısından olumlu olmuştur. (A. Öcalan'ın ele geçirilmesi eklenmelidir. MSK) Bu desteklerin maliyeti ABD için yok denecek kadar azdır.

Türk liderler Washington'u büyük beklentilerle ziyaret ederler ancak elde edebilecekleri en iyi sonuç Beyaz Saray'da bir yemek, kotalarda küçük bir artış veya bir miktar ihtiyaç fazlası askeri malzemedir. ABD hükümeti ayrıca çok sayıda danışma organının kurulmasını teklif eder. Ancak her iki taraf da her ziyareti büyük başarı olarak nitelendirir. ABD Türkiye'ye para bulmak için nüfuzunu hissedilir biçimde kullanmak istememiştir. Gelecek yardımlar AB'den veya uluslararası finans kurumlarından gelecektir. ABD Türkiye'ye sürekli diplomatik destek sağlayarak bu açığı kapatmaya çalışır. Türkiye dost olamayan ülkelerle çevrili olduğundan ve NATO ülkeleri de fazla sempati beslemediğinden ABD'nin dostluğu Türkiye için önemlidir.

Yunanistan 1974'den beri savunmasını tamamen Türkiye'ye karşı yapılandırmaktadır.

ABD'nin Türkiye Politikası - Gelişme ve Sorunlar Alan Makovsky

1990'ların ikinci yarısında Türkiye ABD'nin bölgesel stratejisinde,

  • Fundamentalist İran'a karşı ideolojik bir denge,
  • Bosna ve Kosova'nın güçlü ve anti ayrılıkçı savunucusu, Balkan barışının bir savunucusu,
  • Eski SSCB'den ayrılan Türki devletler ve Gürcistan açısından Rus olmayan ve batı yanlısı bir iletişim hattı,
  • Hazar denizindeki enerji kaynakları için Rusya ve İran'a alternatif bir çıkış kapısı,
  • Türk boğazları ve Ortadoğu'ya yönelik potansiyel Rus saldırısına karşı bir tampon,
  • İslam dünyasında İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesinde örnek bir ülke,
  • İsrail-Filistin barış görüşmelerinin güven sağlamış güçlü bir destekçisi ve
  • İslam dünyasında demokrasinin (kusurlu da olsa) nadir bir örneği

Olarak önemli bir rol oynamaya başladı.

Türkiye-ABD ilişkilerini zaman içerisinde zayıflatacak muhtemel gelişmeler:

  • Türk demokrasisinin niteliğinde ABD'nin sıkı güvenlik bağını sürdürebilmesini ve Türkiye'nin davasını AB'ye karşı savunabilmesini sınırlayabilecek bir fenalaşma. (Askeri darbe, Kürtlere karşı alınacak sıkı tedbirler, ifade hürriyeti üzerinde kısıtlamalar)
  • İçeride ve dışarıda güvenlik sorunları çıkarabilecek ve Türkiye'nin batı yanlısı çizgisini şüpheye düşürecek biçimde İslamcıların iktidara gelmesi.
  • Yunanistan ile Kongre'deki Yunan yanlısı duyguları ateşleyebilecek bir savaş veya gerginlik hali.
  • Saddam sonrası Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin doğuşu veya bölgeyi Türkiye'nin işgali. (Birincisi Türkleri öfkelendirir, ikincisi de ABD'yi)
  • Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgeye yönelik ABD çıkarlarındaki bir azalma.

Irak:

Türkiye'nin Irak'taki üç siyasi hedefi öncelik sırasına göre şunlardır:

  • Bir Kürt devletinin veya güçlü bir özerk Kürt varlığının önlenmesi.
  • PKK'nın Kuzey Irak'tan çıkartılması.
  • Etkin ticaretin yeniden başlaması.

İran:

Türkiye için İran ideolojik tehdit ve rakiptir. Bununa birlikte Türkiye ABD'nin aksine İran'ın tecrit edilmesine karşıdır. Türkiye 1996'da Kongre'den geçen ve enerji sektörüne 20 milyon dolardan fazla yatırım yapanlara ticari müeyyide uygulanmasını öneren İran Libya Yaptırım Yasası (ILSA) yüzünden gücenmiştir. Genel kanı ABD'nin dış politika sorunu olarak görülen bu yasanın ekonomik yükünün Türkiye tarafından taşınmasının yanlış olduğu yönündedir.

Erbakan başbakanlığı döneminde İran'dan 23 milyar dolarlık gaz alımı anlaşmasını imzaladığında Clinton Cumhurbaşkanı Demirel'den bu anlaşmanın uygulanmamasını istemiştir. Türkiye İran'ı anlaşmayı ertelemeye ikna etmiştir.

İsrail:

ABD çıkarları açısından Türk-İsrail ilişkileri şunlara hizmet etmektedir:

  • İsrail ve çoğunluğu Müslüman olan devletlerin ilişkilerine bir model.
  • Bölgesel bir kriz halinde silahların ABD güçlerince karşılıklı olarak kullanılabilmesini kolaylaştırmak.
  • Suriye'nin politikaları üzerinde baskı.
  • Yönetimin Türkiye'yi desteklemesi için Kongre'yi by-pass etmesinin bir yolu. (ABD teknolojisi içeren İsrail silahlarının satışına başkanlıkça izin verilmesi yoluyla)
  • Ürdün gibi diğer ABD yanlısı devletleri daha geniş bir Ortadoğu güvenlik rejimine itmek için bir nüve.

Türk Rus İlişkileri:

ABD'nin Türkiye ve eski SSCB konusundaki öncelikli hedefi Rusya'yı ve Türk-Rus istikrarını gereksiz yere rahatsız etmeden Orta Asya ve Kafkasya devletlerinin (enerji, ticaret ve beşeri ilişkiler anlamında) batıya açılan kapısı olarak Türkiye'nin rolünü güçlendirmektir.

Mavi akımın Türkiye'yi Rusya'nın muhtemel şantajına açık bırakacak olması ABD'yi rahatsız etmektedir. ABD aynı zamanda bu projenin ABD tarafından desteklenen Trans Hazar Boru Hattı projesine rakip olmasından da endişe duymaktadır. THB hattı Türkmen gazını Hazar denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye taşıyacaktır.

Ermenistan:

ABD ilgisi bu konuda Türkiye-Ermenistan sınır kapısının açılması yönündedir. Karabağ üzerindeki Azeri-Ermeni anlaşmazlığı çözülünce muhtemelen Türkiye sınırı açacaktır. Esasında Ermeni-Türk ilişkileri ABD açısından hayati önem taşımamaktadır. Ancak Türk-Ermeni ilişkilerindeki iyileşme Türk-ABD ilişkilerindeki bir engeli ortadan kaldırabilir. (Soykırım meselesi)

Türkiye ve Avrupa:

ABD temelde Türkiye'nin dış ve güvenlik politikalarında Batı yönelimli kalmasını sağlamanın bir aracı olarak Türkiye'nin Batı kurumlarına en üst düzeyde katılmasını desteklemektedir.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) AB'nin ABD'nin doğrudan katkısı olmadan askeri operasyonlar gerçekleştirme yeteneğini geliştirmek için ortaya koyduğu bir çaba) Türkiye'nin NATO'nun öneminde azalma yaratacağı endişesiyle karşı durduğu bir gelişmedir. Gerçekleşmesi halinde AB üyesi olmayan Türkiye'nin öneminin azalacağı fikri hakimdir. ABD NATO üyesi olup da AB üyesi olmayan ülkelerin AGSK'ya en üst düzeyde katılmasını desteklemekte yani Türkiye'ye destek olmaktadır.

ABD'nin Türkiye Üzerindeki Etkisi ve Sınırları:

1975-78 silah ambargosunun başarısızlığa uğraması Türkiye'yi güvenlik konularında baskı altına almanın güçlüğünü göstermektedir. (Türkiye üsleri kapatarak ambargonun sona erdirilmesini sağlamıştı) (Erbakan'ın bu dönemde hükümet ortağı olması Amerika'nın aleyhine sonuçlanmıştı)

Bugün ABD Türkiye üzerinde Dünya Bankası ve IMF'deki etkinliğini kullanarak, silah satışları ve diplomatik destekle etkinlik kurmaktadır.




Bu yazarin diger makaleleri

“MİLLİ”LERLE “HAİN”LERİN MÜCADELESİ Mİ YOKSA “DİNCİ”LERLE “DİNSİZ”LERİN ÇEKİŞMESİ Mİ?
  ABD’nin derin devleti olan Yahudi Lobileri, yani “Gizli Dünya Devleti”,...
Devami
ATATÜRK VE LAİSİZM
  Atatürk; Müslüman Laiktir!.. Atatürk Maturidi Meşrebdi ve Nakil ile Aklı...
Devami
HA AHMET HAKAN, HA HAKAN ALBAYRAK!?
  Genel sömürge valisi gibi davranan ABD Ankara büyükelçisi Ross...
Devami
IMF'YE HEM DİKLENİRİM, HEM DİLENİRİM
Recep T. Erdoğan boşuna efelenip hava atmıştı Duygusallık, riyakârlık ve ucuz...
Devami
ABD ve İSRAİL ÇÖKÜŞE HAZIRLANIYOR
  ABD İç Savaşa Doğru Gidiyor Dünyada son yıllarda yaşanan...
Devami
KUR'ANLA MEŞGUL BİR DOSTA
  Selam ve duadan sonra... Kur'anı doğru anlamak ve uygulamak...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5310

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR