ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün779
mod_vvisit_counterDün3040
mod_vvisit_counterBu Hafta8971
mod_vvisit_counterGeçen hafta20243
mod_vvisit_counterBu Ay113601
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18330588

IP'niz: 3.227.235.216
Bugün: 23 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12769467

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

SİNSİ BİR PROJENİN PERDE GERİSİ VE DİN ADINA MASUM BİR HİZMETİN HIYANETE DÖNÜŞMESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Milli Çözüm Dergisi: Siz F.Gülen ekibinden ayrılmadan önce altı yedi yıl kadar onları uyardınız. Karanlık bağlantılarından sakındırdınız. Ama bunlar fayda vermeyince ayrılmak zorunda kaldınız. Halkımız ise madem bu kirli ve gizli ilişkileri biliyordunuz da niye vaktinde ayrılmadınız diye merak ediyor?

Nurettin veren: Bu soru başka yerlerde de hep karşıma çıktı. İnsanlarımızın; 35-40 yıl, bir işin içinde bulunduktan sonra ayrılan kimseye öncelikle merak ettikleri ilk soru bu oluyor.

. Evet şimdi unutmayalım ki bir işin tamamı doğru olmadığı gibi tamamı yanlış da olmaz. Bu olayda öyle tabi tamımı itibariyle yanlış denirse bir haksızlık olur çünkü ilk F.Gülen ile tanıştığımız 1966 yılında ben, gece üniversite okuyarak gündüz çalışarak talebelik yapmak zorundaydım. Ve bir çok imkânsızlıkların gençleri hangi sıkıntılara ittiğini en iyi yaşayanlardan biriyim hele hele mühendislik bölümü gibi gerçekten ciddi bir eğitim gerektiren okulda hem evli hem çalışan hem de okuyan bir insan olarak talebeliğin bütün sıkıntılarını bilirdim. İşte tem bu dönemde F.Gülen' in : okuyan talebelere yardımcı olmak onlara burs yurt gibi destekler sağlamak teklifi gerçekten benimde çok arzu ettiğim bir hedefti işte o dönemde bu hizmet gayet masumdu ve bu işi gelecekte çok büyük tehlikeler arz edecek noktaya gideceğini hiç kimse düşünemezdi ben talebelere yönelik bu yardım ve hizmetlerin hiç mahsurlu tarafını göremedim. Bazı kafama yatmayan noktalar olsa bile netice itibariyle insana yapılan bir yatırım... Gençlerin okuyup üniversiteleri bitirip vatana millete faydalı hale gelmesi terörden ve anarşiden çatışmalardan uzak vatanına milletine bayrağına anasına babasına bağlı insanlar olacağını düşündüğüm için bu hizmeti severek ve inanarak yaptım. Ancak 1990 dan sonra Orta Asya Ülkelerinde Rusya'nın çökmesiyle kurulan Türki Cumhuriyetlere yine aynı düşüncelerle sahip çıktık severek koştum ve Özal'la Demirel'le Tansu' hanımla tanışarak onların desteklerini de sağlayarak bu ülkelerle Türkiye'nin birlik ve beraberlik içerisinde olmasını arzuladık. Batının Avrupa'nın ve amerikanın yıllarca bizi sömürge felsefesiyle hareket edip ezmesine mukabil Avrasya coğrafyasındaki Türk kardeşlerimize yardımcı olmayı görev saydık. Milletimizin de buna samimi katkılarıyla balkanlardaki ve orta Asya'daki 90 yılına kadar ve 90dan sonraki faaliyetlerde bunlar kuruldu teşekkür ettirildi ve gitmeler gelmeler başladı. İnsanımızda buna bir bayram ve hasret gurbet düşüncesiyle büyük ehemmiyet vererek destekledi, fakat bu arada insanımızın fevkalade bu yapılan işlere sahip çıkıp destek vermesi ve artık gittikçe artan maddi boyutları ile itibarı ile kurumlar okullar üniversite hazırlık kursları ve talebe yurtları ve buna ilavetende şifa hastanesiyle başlayan hastane faaliyetleri bayağı ciddi bir maddi kurumsal bir yapı oluştu tabi bu destekleri veren devler büyükleri bu yaptıkları işin belki başka hesaplarıyla da bize destek vermiş olabilirler ama hepsi canı yürekten Özal'la başlayan Demirel ve Tansu hanımın destekleriyle devam eden bu iş ciddi bir gelişme gösterdi bu arada ben bu kadar güzel işler yapılırken işin masumiyetini. Ama devlet büyüklerimiz bunun PKK kadar tehlikeli bir gelişme olduğunu düşünerek Milli Güvenlik kurulunda bunu tartışmaya başlayınca ben bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek üzere F.Gülen'e bu yapılan işlerin bizzat devlete takdim edilmesi ve onların kontrolüne verilmesi gerektiğini söyledim. Ama O, buna yanaşmadı ve eski yazıyla gönderdiği bir mektupla yollarımızı ayırmamız gerektiğini açıkça ve imzalı olarak bana iletti. Halbuki Onu ilk defa Tansu hanımın başbakanlığı döneminde konuta gitmeye ben ikna ettim ve o arada Tansu hanımla iki saate yakın bir görüşme oldu. Ben belki F. Gülen'in devlet yetkilileriyle hükümetle görüşüp dış güçlerin güdümünden kurtulmasını umuyordum bir saate yakın süren bu konuşmaların kayda da geçtiğini zannediyorum. Bu görüşme Samanyolu Ankara kolejinin Karşıyaka'daki yerinde gerçekleşti. Zaten Ankara'ya gittiğimizde genelde orada ikamet ediyorduk. İstanbul'daki kabuller Altunizade FEM' de İzmir'de ise bozyaka Yamanlar koleji'nin üstündeki özel dairede yapılıyordu. Bu olaylara bu derece masum yaklaşmamıza rağmen bu okullar zaman içerisinde mezunlarını vermeye başladı. Üniversite hazırlık kurslarımız da kendimize ait olduğu için, bu okullardan mezun olanlar hiç dışarıya gitmeden kendi üniversite hazırlık kurslarımızda ve kendi tayin ettiğimiz branşlarda öğretmenlik yapıyorlardı. Ayrıca üniversiteleri bitirenler devletteki adamlarımız yardımıyla kamu kuruluşları içerisinde yerlerini almaya başladılar. İşte Fethulah Gülen'in buraya kadar niyetini ve hareketlerini böyle bir masumiyet içerisinde görüyordum. Ama giderek emniyet teşkilatında müdür, müdür muavini askeriyede teğmen üst teğmen yüzbaşı seviyesine gelen, kaymakamlık hakimlik savcılık görevlerine yerleşen insanların çoğalması, hem yıllarca ezilen ve hor görülen halkın desteğini ve ilgisini artırıyor, hem de F.Gülen'in bu gücünü daha başka işlere yönlendirmesine basamak yapılıyordu. İşte 1995 yılarında bu organizenin tehlikeli ve şaibeli hayaller peşinde olduğunu hissetmeye başladım. Çünkü Türkiye dışında oluşan zeminler ve mahfiller Onu, artık Türkiye'deki devlet denetiminden ve baskısından kurtarıp başka platformlarda yararlanma ve yaygınlaştırma yoluna sapmıştı. Fethulah gülen'in ordudaki ve emniyet teşkilatındaki arkadaşlarla haftada veya 15 günde birçok gizli yerlerde toplantılar yaptığını ve özel talimatlar yağdırdığını görünce, artık bu hizmetlerin masumiyetini yitirdiğini anlayıp karşı çıktım. Çünkü o dönemde kaymakam olmuş hâkim savcı olmuş veya binbaşı yüzbaşı seviyesindeki arkadaşların, F.Gülen'e bulunduğu görevlerinden toplayıp getirdikleri bilgilerin ve onun verdiği direktiflerin devleti iki başlı şekilde bir yönetime götürdüğünü sezip ayrıldım. Bu aşamada zaten bana yazdığı mektupta da; kapalı olarak benim "değişik kaprislerim" olarak nitelediği ve itirazlarım ve başkaldırılarım olarak sitem ettiği bu tepkilerime bil el yazılı mektupla cevap verdi ve artık bana ihtiyacı olmadığından yanına gidip gelmememi istedi artık kendi başına bu işleri planlayacağını, benim bu tepkilerimden duyduğu rahatsızlığı ifade eden bu mektubu ben Milli Çözüm'deki arkadaşlara bir fotokopisini ileteceğim işte bu noktadan sonra artık kopuş kaçınılmazdı ve bana karşı cezalandırma süreci başlatıldı. Önce benim vasıtamla bu cemaate destek veren iş adamlarına gizli dört kişilik heyetler gönderilip benim ihanet ettiğim iftiraları yapıldı. Bu heyet benim dostlarıma gidip kuranın üzerine yemin ettirilerek Nurettin Veren'e boykota zorlandı Tahsin Tekoğlu, Osman Asilsoy ve Mehmet Hasırcı gibi kimseler açıkça F.Hocanın kendilerine bu heyeti gönderdiğini ve bana karşı boykot baskısı yaptığını kendileri açıkladı. Yani ben 2005 yılında değil ta 93-94 yılından başlayarak düzeltmeye çalıştım fakat maalesef gücüm yetmedi.

Bu çatışma ve zıtlaşmaların medyaya intikal ettiği 2004 sonu 2005 yılında ise artık olaylar cemaat içerisinde çözülmeyecek bir duruma gelmişti. Benim bütün gayretim; F.Gülen'in ABD'ye gitmeyip Türkiye'de kalması ve bütün okullarımızın yurtlarımızın ve kurslarımızın devletimizin kontrolüne bırakılması Kızılay gibi bir yapılanmaya kavuşturulması yolunda idi. Fakat Amerika'da FBI ve CIA ile işbirliği yaptığını ve beni öldürtmeye çalıştığı gördükten sonra, bütün gerçekleri açıklamak mecburiyetinde kaldım. Ama internet sayfalarımı satıp alıp sildirdiler.


Milli çözüm: Fethullah Gülen'in başbakanlara, parti başkanlarına, bakanlara, yüksek bürokratlara ve köşe yazarlarına hediye görüntüsüyle çok pahalı rüşvet armağanlar ve maddi imkânlar sağladığı söyleniyor. Bazı açık ve çarpıcı örnekler verebilir misiniz?

Nurettin veren: Fethulah Gülen her olayı kılıfına en uygun şekilleriyle yapan, hesaplı, planlı bir strateji uygulayan bir insandır. Dindar ve saf insanların yanında Atatürk ve rejim düşmanlığı öne çıkarır. Ama Amerika'ya yaranmak için Saddam ve Usame Bin Laden karşıtlığı ile tanınır. İşte bu arada bütün vilayetlerden ve bilinmeyen merkezlerden yurt ve okullar için toplanan; burs, zekat ve yardım gibi her vilayetin imamı tarafından getirilen paraların içerisinde %15 kadar Fetullah Gülen'e ayrılan özel bir fon vardı. Yani bununla birtakım hediyeleri, şerrinden korunmak istenenlere yapılacak gizli ödenekler veya Fetullah Hocanın kendine göre mükafatlandıracağı insanlara vereceği bir örtülü ödeneği vardı. Her vilayet %15'ini getirir Fetullah Gülen'e aktarırdı. Bu ödenek onun bağımsız kullanmasına açıktı. Zaten bütün paralar onun kontrolündeydi. Bazı kimselerin susturulması, bazı kimselerin durdurulması için harcamalarda kullanılırdı veya işte yanına gelen insanlara, çok pahalı saat, halı, vazo ve antika şeyler hediye edilerek Fetullah Gülen'in cömertliği ispatlanırdı ve tabi bu hediyeler şahıslara uygun seviyede yapılırdı. Bunların içerisinde 5 milyarlık,10 milyarlık hediyeler, Kroz kalemler, Parker kalemler, Rolex saatler veya başka değişik kıymetli şeyler, halı, vazo gibi hediyeler alınırdı. Ben şahsen böyle yüzlerce saat verildiğini ve zamanla Samanyolu televizyonu yazılı Kross kalemler, FEM Dershanesi yazan kros kalemler ki cebinde bunlardan bir tane var ki bunlar 100-200 dolar kıymetindedir. Bunlardan yüzlerce dağıtılırdı. Maalesef fakir insanlara yardım niyetiyle toplanan bu paralardan bu şekliyle ulufeler dağıtılırdı. Ama bunlardan çok daha büyük harcamalar, şu anda Fetullah Gülen'in imajını yüceltmek ABD'ye sığınmasından sonra çizilen karizmasını ve ona duyulan güvenin sarsılmasını tamir etmek için gazete ve televizyonlara reklam pastası olarak sunulmaktadır. Mesela 2004'ün Ekim'inde Fetullah Gülen'in Sabah, Milliyet ve Zaman Gazetesi reklamları için çok büyük reklam kampanyaları yapıldı ve bütün Türkiye'deki büyük şehirlerin duvar ilanlarında ışıklı panolarında ve bütün televizyon ve gazetelerde bir aydan fazla reklam paraları dağıtıldı ve altında da Gazeteci Yazarlar Vakfının finansörlüğü olarak gösterildi. İşte bu milletten kuruş kuruş toplanarak kurulmuş vakıf veya vakıf niteliğindeki kuruluşlardır. Şimdi devlete karşı bu kuruluşların durumunu izah etmek için veya hesaptan kaçmak için vakıflar özel şirketlere kiralamak suretiyle bir formül bulundu. Yani vakfın malı kurulmuş olan paravan şirketlere kiraya verildi ki yarın herhangi bir sorgulama ve yargılama durumunda buraların para kazanmaya yönelik bir şirket olduğu söylensin diye.

Tabi bu arada değişik kesimlerden bu işi sorgulamak isteyen insanların susturulması için de rüşvetler ve sus payı paralar verilmeye başlandı. Mesela Nevval Sevindiler, Nuriye Akmanlar, Ali Bulaçlar, İlber Ortaylılar, Toktamış Ateşler, Cengiz Çandarlar büyük iltifatlara mazhar kılındı. Amerika'ya Fetullah Gülen'i ziyaret yolculukları ve orada haftalar ve aylar boyu misafir edilip ağırlanmaları sağlandı. Bu temaslar sırasında Fetullah Gülen'in verdiği en çarpıcı hediye Cindoruk'a aitti. Hüsamettin Cindoruk'a 20-30 bin dolarlık saat takıldı.


Önce Tansu Hanım arkadan Hikmet Çetin Beyin evine onan sonra Ecevit'e ziyaretler yapıldı.

Ardından da Meclis Başkanı iken Sn. Cindoruk'a yapmış olduğu bir ziyareti hatırlıyorum.Bu ziyaretler sırasında ahşap oyma bir tahta kutunun içerisinde el yapımı altın bir kros ve altın bir rolex saat hediye ettik.Yanımızda 10-15 kişilik bir heyetle gitmiştik.Fetullah Gülen'in bizzat verdiği bu saat bana söylediğine göre herhalde 20-30 $ dan aşağı değildi.Belki de daha fazlaydı.Bunun dışında Özbekistan'da bu okullara yönelik kapatma eylemi oldu.Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov,bu okullarda casuslar olduğunu söylüyordu.Türkiye'den giden arkadaşların bir çoğu 2-3 yıl hapis yatıyordu.İşte bu arada bu paniklemeyle Fetullah Gülen Kerimov'a gidip 1 milyon dolarlık hediye almamı,bir lüx otomobil sunmamı ve elden nakit para vermemi söyledi.Fakat ben böyle bir şeye girmedim.Sadece Süleyman Demirel'e gidip okullarla ilgi İslam Kerimov'un niye böyle davrandığını sordum.O da ‘15-20 gün sonra Kerimov gelecek.Resmi bir ziyareti var gitmeye gerek yok.Bu tür hediyelere de ihtiyaç kalmayacak.Buraya gelince hallederiz.' dedi ve geldikten sonra Demirel'in bana ifade ettiği şuydu:'İslam Kerimov okullarda Amerikan casusları olduğu için okulları kapattığını söyledi.Artık kendisinin de yardımcı olamayacağını Kerimov'un bu işten çok öfkelendiğini bildirdi.İşte Fetullah Gülen o metin ve mütevekkil görüntüsüne rağmen,ani problemler karşısında çocuk gibi panikleyen bir haliyeti ruhiye sahibidir.

Milli Çözüm: Peki Nurettin bey böylesi bol keseden harcama ve harcırahların hayırseverlerden toplanan sadaka ve yardımlarla karşılanması imkansız olduğuna göre, Yahudi kontrolündeki Amerika merkez bankasının matbaalarında basılan karşılıksız basılan yeşil dolar desteğine ihtiyaç varmı? Yoksa bazı göstermelik yardım kampanyaları karanlık merkezlerin verdiği kağı dolarların ve kara paraların aklanması senaryolarımıydı?

Nurettin veren: tabiî ki bu suistimaller kılıfına uydurulmaya çalışılsa da maalesef mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü binlerce insanın, konferans ve tanıtım seyahatleri için ülkemize getirilmesi ve türkiye'den yurt dışına gönderilmesi ve haftalar boyu yedirilip içirilmesi milyonlarca dolar gerektirir. Öyle toplama paralarla olacak şeyler değildir. Ancak, kurban, zekat, deri ve bağış yoluyla da milyarlar toplandığı ve işte hizmet yerine rüşvete harcandığıda bilinmelidir. Kaldıki bütün okullar ve yurtlar 5 yıldızlı otel gibidir ve sadece zenginlere ve paralı hizmet vermektedir. ABD'ye sığındıktan sonra onlarla ortak projeleri ve ABD'nin destekleri sayesinde F.Gülen'in ve türk isminin imajını kullanarak, casus borsası olarak çok rahatlıkla bu okullar grevini ifa etmektedir. Kadife ve Turuncu devrimlerle emperyalist emellerine gerçekleştirmek üzere benim bildiğim ikibin yeşil ve kırmızı pasaportlu İngiliz ve ABD vatandaşı kimselerle bu iş yürütülmektedir. Öğretim elemanı ve İngilizce dil hocası olarak bu isim altında hizmet etmekte ve kendilerine zemin olarak bu okulları seçmektedir. Artık bunları masum görecek ve gösterecek hiçbir şey yoktur. ABD'de ikamet ederken Türkiye'ye faydalı olacağını söyleyen F.Gülen artık bütün inandırıcılığını yitirmiştir. Vatikan'a bağlılığını ve sadakatini açıklayan söz ve beyanları ortadayken İslam dinine hizmet edeceği düşüncesi de çok safdinliktir ve ham hayal bir beklentidir. Ali Bulaç'ın bir canlı yayında ifade ettiği gibi; eğer F.Gülen TC Devletinin yapamayacağı bir işi yapıyorsa bu sevinilecek değil dehşete düşülecek bir hadisedir. 91 ülkede hem de  Türkiye'nin ticari ekonomik kültürel hiçbir ilişkisi olmayan en uzak coğrafyalardaki yerlerde yüzlerce okulun nasıl açıldığını, belirsiz isimsiz ve kemiksiz bir yapıyla nasıl yönetildiğini devletin yetkili birimlerini sorgulaması lazımdır ve özellikle ABD'nin istekleri doğrultusunda stratejik bölgeleri olan Vietnam gibi Taivan gibi Honkong gibi Pekin gibi, hatta güney Afrika ve değişik kuşaklarda Japonya da dahil olmak üzere ABD için stratejik merkezlerde açılan bu okullarda:

Türkiye'yi hiç enterese etmiş olamayan ve Türkiye'ye hiç fayda sağlamayan ve onun imajını tehlikeye sokan bu ilişkiler elbette yetkililer tarafından sorgulanmalı denetim altına alınmalıdır. Bundan daha riskli olanıda yardım kampanyaları adı altında ABD ve İsrail amaçlarına taşeroluk yapılmasıdır. Pakistan'da son deprem felaketinde Fetullah Güleni önde gösterilerek yapılan kampanya sonucu bir çırpıda 10 tane okul 4 milyon $ nakit yardım 250 bin battaniye ve tırlar dolusu ilaç yardımı; bu felaket ortamlarında ABD'nin oralarda konuşlanması ve bu curcuna fırsatıyla casus teşkilatlarının açılması sağlanmaktadır.

Milli Çözüm: Fetullah Gülen'in Süleyman Demirel'den Mesut Yılmaz'a-Özal'dan Cindoruk'a Ecevit'den Türkeş'e ve Tayip Erdoğan'a, sağdan ve soldan her türlü partiyle, siyasi kişilikle ilişki ve iş birliği içersine girmesine karşılık Erbakan hocadan özellikle uzak durması ve aleyhinde tavır alması sizce nedendir?

Nurettin Veren: F. Gülen başından beri Erbakan Hoca'yı hep kendine alternatif görmüştür. Hatta 1966'da Erbakan Hoca partiyi birlikte kurma teklifiyle kendisiyle, İzmir'de görüştüğü zaman ki ben kendi aracımla Erbakan Hoca'yı götürmüştüm. Fethullah Gülen: "İşte İslama ve davaya zarar verecek bir çıkış yapıyor. Siyasetle hizmet olmaz!" demişti. 66-67 yılında Buca'da 15-20 arkadaşla kaldığımız bir yaz kampındaki bu görüşme sonrasında "dine hizmet siyasetle olmaz" deyip Erbakan Hoca'nın potansiyel bir tehlike olduğunu işaret etmiştir ve yıllarca değil sadece Erbakan Hoca ile dikkat ederseniz Türkiye'deki diğer cemaatlerle hatta Mısır-İran-Suriye-Irak-Suudi Arabistan-Emirlikler gibi İslam coğrafyasındaki hiçbir din alimi ile de diyalog kurup irtibata geçmek istememiştir. Çünkü kendisine alternatif zannetmiştir. Hatta Risale-i Nur talebelerinden Bedi-uzaman'ın varislerinden olan o gün için bizim çok merak ettiğimiz insanları bile bizi kesinlikle görüştürmemiştir. Kendi mevkiini elinden kaptırmamak için herkesi potansiyel bir hain olarak görmüştür. Kendisini SEZAR etrafındakileri ise bir Bürütüs olarak algılamış bir evhama sahibidir. Cemaatin içerisinde kendine alternatif olabileceğini düşündüğü Abdullah Elmas, İlhan İşbilen, Latif Erdoğan gibi veya Şükrü Aslan gibi değişik insanlarıda saf dışı etmiştir. Suat Yıldırım bile 20 sene kadar kendisiyle irtibatsızdı. 1985'ten sonra veya 90'a doğru bizim toplantılara davet edilmiştir.

Yani kendisine alternatif olacak ve hayranlık uyandıracak her gelişmeyi hatta Kaddafi'den Humeyni'ye kadar her şeyi aşağılamıştır. Tabi bunların Türkiye'de kendine en yakın alternatif gördüğü Erbakan Hoca'yı da kesinlikle sevmemiştir. Onunla irtibatsız kalınmasını ve bizim ona ilgisiz davranmamızı sürekli telkin etmiştir. Onun başarılarını ve onun siyasi çizgisini hep küçümsemiştir. (Hatta Erbakan hareketine zarar vermesi karşılığı Amerika kendisini desteklemiştir.


En son açıkça vermiş olduğu televizyonundaki bir beyanatında da, "kendisine karşı kalben ve ruhen hiç imtizaç duymadığım, sevgi taşımadığım bir insandır." Deyip bir mümine karşı olan kinini ve nefretini açıkça ifade etmiştir.

 

Milli Çözüm: Altunizade'deki FEM binasının bahçesinde üst katında Hahamlar- Bartelameos-Mutatyan-Morovie David OSEO gibi bütün Hıristiyan-Yahudi-Ermeni-Süryani ve Katolik kiliselerin temsilcileri resmi kıyafetlerle buluşması olayını anlatırmısınız?

Nurettin Veren: (Evet) Ben bu kopukluklardan ve "benden uzaklaş" diye kovulduktan dediler sonra F.Gülen'le birkaç yıl görüşmedim. Sonra kıramayacağım arkadaşlarla birlikte çağırıp barışma teklifinde bulundu. Bende bu belki bir takım düzenlemeler yapılabilir düşüncesi ile yine böyle gittiğim bir sırada, Altunizade de FEM'in üzerindeki lüks bir kış bahçesi içerisinde bütün papazlarla karşılaşınca şaşırdım Moroviç-Bartelameos-David Oseo-Mutaftan ve daha başka din temsilcileri hemde resmi tören kıyafetleri ile F. Gülenle beraber özel bir tören yapıyorlardı. Bu manzarayı görünce dona kaldım. Böyle aniden içeri girmemle onlarda şaşırdılar ve F.Gülenle birlikte Fotoğraf çektirme hazırlığı içerisindeyken benim girmemden rahatsız oldular. F.Gülen beni çağırdıysa da ben katılmadım. Önlerinde; ne olduğunu bilmediğim büyük kadife sandıklarda değişik şeyler bulunmaktaydı. Bunların içinde ne vardı ve bu tören ne için yapılıyordu? Bunları bilemiyorum. Ben kapıyı çarptım ve koşarak dışarıya çıktım. Arkamdan çağırdıysalar da geriye dönmedim.

F.Gülen'in Vatikan'a gidip sadakat bildirmesinden sonra papazların Altunizade'ye gelişi hızlandı ve kısa bir zaman sonra da oradan aldığı güvence ve aralarındaki mutabakattan sonra ki aniden ve hiç kimse haber vermeden Amerika'ya kaçtı zaten "kozadan kelebeğe" kitabında aynen şu ifadesi var "Ben Vatikan'ın bu hoşgörü ve diyalog projesinin bir parçası olmaktan gurur duyarım.".

Milli Çözüm: Size "İran genel imamlığı" niçin neyi karşılığı olarak teklif edilmişti?

Nurettin Veren: Bu olaylardan sonra biliyorsunuz 2000-2001 yılında tekrar ben Amerika'ya gidip F. Gülen'i Türkiye'ye dönmesi için ikna etmeye çalıştım. Ancak beni öldürtmeye kalkıştı. Bu olaylardan sonra aramızda uzun bir süre kopukluk yaşandı. Bu arada arkadaşları bana gönderip; ABD'deki durumu kamuoyundan saklamam için ve beni yumuşatmak için, Prof. Suat Yıldırım ve Ali Bayram ve Harun Tokak (Gazeteci Yazarlar Derneği Başkanı) Şerif Ali Tekalan (Fatih Üniversitesinin Başındaki Arkadaş) ve Alaeddin Kaya benimle her ay görüşüp sık sık yanıma geldiler ve beni tekrar cemaatin içerisinde eski konumuzda görmek istediklerine inandırmaya çalıştılar. Bu arada gazetede de 2 yıl kadar tekrar herhangi bir anlaşma yapmadığımız halde gazetenin genel koordinatörü olarak zaman gazetesinde her gün yayınladılar.

Bu arada ulufe olarak da F Gülen'in yeniden bizi yanında görmek istediğini ve beni yeni bir göreve getireceğini söylediler. Sen her gittiğin orta Asya ülkesinde çok başarılı hizmetler yaptın. Fetullah hoca şimdide İran'a gidip oradaki 30 milyon Azeri kökenli Türkleri motive etmeni ve organize etmeni istiyor" diyince ben yerimden fırladım. Dedim ki: Siz nasıl böyle bir şeyi bana teklif edersiniz. Biz bir casusluk casusluk teşkilatı mıyız ki, bir ülkenin içerisindeki insanları Amerikan çıkarları doğrultusunda kışkırtıp ayaklandıralım!? Ben görmeyeli siz ABD'nin bir teşkilatı gizli organizasyonun bir parçası olmuşsunuz. Eğer F.Gülen bu tip organizasyonları düşünüyorsa kendisi İran'a gitsin ve bu ihaneti parçalama görevini kendisi yerine getirsin" deyip Ali Bayram'a ağır hakaretlerde bulundum. Oda bunu söylediğine bin pişman oldu. Ama bu teklif bana açıkça yapıldı!

 


Bu yazarin diger makaleleri

YALAN PROPAGANDA AMERİKA'YI VE AMİGOLARINI KURTARACAK MI?
  ABD yaralı sırtlan gibi saldırıyor! Ortadoğu petrolünü kontrol etmek...
Devami
SONER YALÇIN'IN YAMUKLUĞU, OKTAY EKŞİ'NİN BURUKLUĞU!
Soner Yalçın, Beyaz Türkleri (Efendi-1) den sonra, Beyaz Müslümanları (Efendi-2)...
Devami
Hükümetle Muhalefet Aynı Sistemdedir Zaten KÜFÜR VE NİFAK TEK ZİHNİYETTİR
  Bir soruna, doğru bir teşhis ve tespit yapmadan, olumlu bir...
Devami
İSRAİL'İN CANAVARLIĞI, RECEB'İN KAHRAMANLIĞI
Yahudi lobileri eliyle, ABD'nin emperyalist heveslerini kışkırtarak; şeytanın talim ettiği...
Devami
“AKIL TUTULMASI VE HİDAYET KARARMASI” NE DEMEKTİR?
  Rahmetli Erbakan Hoca; “AKIL NEDİR, AKILLI KİMDİR?” sorusuna şu cevabı...
Devami
ERBAKAN’I ADİL DÜZEN’DEN VAZGEÇİRME ÇABALARI
  Paris Sanayi ve Teknoloji Fuarındaki gizli görüşmeler! Muhterem Süleyman Arif Emre...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5329

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR