ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün256
mod_vvisit_counterDün3418
mod_vvisit_counterBu Hafta21425
mod_vvisit_counterGeçen hafta54641
mod_vvisit_counterBu Ay21425
mod_vvisit_counterGeçen Ay195399
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17349423

IP'niz: 44.192.10.166
Bugün: 06 Mar 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12402262

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

KRİZ GELİYOR, KERİZ GÜRLÜYOR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Krizin ayak sesleri

ABD mortgage sektöründe geri dönmeyen krediler sorunu nedeniyle yaşanacak olası sarsıntıların; 2008 yılına yaprak dökümüyle giren Türkiye'de reel sektör kaynaklı bir krizi, daha da derinleştirebileceği işaretini veriyor.



ABD mortgage sektöründe geri dönmeyen krediler sorununun alevlenmesiyle bozulan bilançolar ve fonların rekor düzeylerde zarar etmesiyle küresel sistemde gerginlik ve tüm dünya borsalarında adeta çöküş yaşanıyor. Bu da Türkiye gibi ekonomisi 2007 yılında bozulan ülkeler için ‘felaketin başlangıcı' olarak değerlendiriliyor. Karamsar senaryoya göre, 2001 krizinde olduğu gibi kısa sürede ve yüklü miktarda yaşanacak olan bir sermaye çıkışının borsa da çöküşü, faizlerin hızla yükselmesini, devalüasyonu ve yeni yıla yaprak dökümüyle giren reel sektörü vurması bekleniyor.

Uzmanlar, yabancı yatırımcıların ellerindeki Türk hisse senetleri ve DİBS'leri satarak parasını ülkesine götürmesi yoluyla Türkiye'den büyük çaplı bir sermaye kaçışının, ekonomide yol açacağı olumsuz gelişmeleri şöyle sıralıyor: "Son yıllarda aşağıya inen döviz fiyatı hızla tırmanışa geçer. Bu, dövizden Türk lirasına dönen yurt içi yerleşiklerin de tekrar döviz alımına yönelmesine yol açar, birden patlayacak döviz talebini bu ekonomi karşılayamaz. Borsa çöker. Faizler hızla yükselir. Enflasyon aniden fırlar. Firmalar batmaya başlar, üretim azalır. İşsizlik hızla büyür. 150 milyar dolarlık dış borcu bulunan özel sektör ciddi bir kur riski ile karşı karşıya kalır. Makro ekonomik göstergeler olumsuza döner."

1 milyon insan işsiz kalabilir

Tekstilin iplik devi Matesa, 100 milyon doları bulan borcu nedeniyle kapasitesini ciddi oranda düşürdü. Bankalara kredi borcunu yeniden yapılandıran UKİ hakkında, nakit sıkıntısı nedeniyle faizlerini ödeyemediği için haciz işlemi başlatıldı. Tekstil sektöründe önceki yıla göre döviz borcunun yüzde 15 ile 20 arttığı belirtiliyor. Tedbir alınmadığı takdirde 2008 yılında da yüzde 30 daralma bekleniyor.  İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İTKİB) kayıtlarına göre, 2007'nin ilk 11 aylık dönemde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yapan firma sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 oranında azaldı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) ise, 2008'le birlikte son 3 yılda sektörün yüzde 43 daralmış olacağını, işini kaybedenlerin sayısının 1 milyona çıkacağını açıklamıştı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş ise, katma değerli, esnek ve yalın üretime geçmesine rağmen sektörün fiyat tutturmakta zorlandığını anlattı.

"2008'in ilk altı ayını krizle yaşayacağız"

Murathan Uğur'a göre:

2007'nin ikinci yarısından sonra ABD de başlayan mortgage krizi büyük bankaların zararlarına neden oldu. Bu zararlar reel sektöre ve bilançolara yansıyınca kriz karşımıza çıktı. Bu durumun ilk dalgasını 2007'nin son çeyreğinde yaşamıştık, ikinci ve daha büyük dalgasını şimdi yaşıyoruz. 2008'in ilk altı ayını bu krizle yaşayarak geçireceğiz. Dünya borsalarının şu an içinde bulunduğu durum da bundan kaynaklanıyor. 21 Ocak tarihinde dünya borsalarında çok büyük satışlar oldu, Beklenen satışlardı bunlar ve Amerika'dan ortaya çıkan krizin etkileridir.

Şu anda Amerika'da yaşanan krizin boyutları gün yüzüne çıkmış durumda. Amerikan yönetimi çıkış arıyor. Amerikan tüketicisine yeniden tüketim çağrıları yapılıyor. Amerikan yönetiminin ne kadar çok tüketime ve paraya ihtiyacı olduğu Bush'un yeni ekonomik reform paketiyle ortaya çıktı. Malum vergilerde bile kolaylık sağlanarak para akışı sağlanmaya çalışılıyor. Şimdi en basit düşünceyle şunu söylemek gerek: Amerika'nın paraya ihtiyacı olması gelişmekte olan ülkelere yönelik para akışının son bulması anlamına geliyor. Biz süreç içinde çok etkileneceğiz. 2008'in üçüncü ayından, Mart'tan sonra sıcak para alamamaya başlayacağız. Körfez ülkelerinin bize gönderdiği para Amerika'ya gidecek. Çünkü bizim sunduğumuz faiz avantajlarını artık Amerika daha çok sağlıyor. Dolayısıyla para Amerika'ya yönelecek. 2008'in üçüncü ayından sonra nakit girişi olmayacak.

"En yüksek cari açık bizde"

2008 içinde ekonomik krizi çok yakından hissedeceğiz. AKP Hükümeti'nin birinci ve ikinci döneminden itibaren sıcak paranın nimetlerinden en çok faydalanan ülke konumun-daydık. Dünya çapında çok yüksek faiz veriyorduk. Ancak üretim kanallarımızı harekete geçirmeden cari açığımızı arttırdık. Aylık bazda dünyanın en yüksek cari açığı olan üç ülkeden biriyiz. Bunu pek hissetmiyorduk çünkü bir sermaye girişi vardı. Ancak sıcak para olarak bilinen sermaye girişi 2008 yılında olmayacak.

Peki insanlar neye yatırım yapmalı?

Şu anda güvenli yatırım aracı altın. Halkımız altını seviyor ve yatırım aracı olarak kullanmalı. Dünya piyasalarında yükseliş halinde ve dolayısıyla en güvenli liman halinde. Küçük yatırımcıların 2008 yılında borsadan uzak durmasını rica ediyorum. Uzun vadeli yatırımlar içinde erken. 2008 borsalar açısından kötü bir yıl olacak.62[1]

Soros "Kriz ABD ve" Batı Avrupa'yı vuracak; Çin ve Hindistan farklı durumda" demişti.

Amerikan yönetiminin en büyük para spekülatörü olan George Soros, dünya piyasalarını alt üst eden finansal sarsıntıyı "60 yılın en kötü piyasa krizi" olarak nitelendirdi. Krizin dolara dayalı kredilerde büyüme döneminin sonu anlamına geldiğini savunan Soros, ABD Merkez Bankası'nın artık bir resesyonu engelleyemeyebileceğini de söyledi. Soros, Çin, Hindistan ve bazı petrol üretici ülkelerin ise çok farklı bir durumda bulunduğunu belirterek mevcut finansal krizin küresel bir resesyon yaratması olasılığının daha düşük olduğunu da vurguladı.

Lukoil ve China Bank'ın büyük kârları

Amerikan ekonomisinin iki önemli motoru olarak gösterilen Merril Lynch ve Citigroup'un rekor zarar açıklamalarına karşı Rusya ve Çin rekor karlar açıklamaya hazırlanıyor. Merril Lynch 2007 yılı için 23 milyar dolar, Citigroup ise 19 milyar dolar zarar açıklaması yapmıştı. Basında yer alan haberlere göre Rusya'nın en büyük petrol şirketi olan Lukoil Mart ayında açıklayacağı rakamlarla tarihinin en büyük karını duyurmaya hazırlanıyor. Aynı durum Çin'in en önemli bankalarından biri olarak bilinen Chına Bank için de geçerli. Hem Ruslar hem Çinliler kâr oranlarını en sağlam verilerle açıklamak için Mart ayını bekliyor.

Krizler, iyi yönetilebilse, yeni devrimlerin ebesi de olabilir!

Dünya finansal sisteminin çökme sinyalleri verdiğini ve bunun global bir krizi tetikleyeceğini artık görmemiz gerekir. Tabi bu olayları gelişen dünya siyaseti ile birlikte okumamız önemlidir. Özeti şudur; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya ekonomi politik sistemi, Soğuk Harp Dönemi sonrası yeniden yapılandırılıyor.

Bu yeniden yapılandırmada, güç odakları arası pazar paylaşım savaşı nasıl dengeye ulaşacak ise ekonomipolitik de o şekilde yapılandırılacaktır. Batı, bu güne kadarki tatlı finansal sistemini yeni dönemde de sürdürmek istiyor. Ancak, bazı güç merkezlerinin buna itirazı var. Bu itirazı da diğer finansal ve ekonomik araçlar ile ortaya koyuyorlar.

Örneğin, doların saltanatına ortak çıkmazdan önce şu anda karşılaşılan krize benzer krizler yaşandığı zaman iki adımda her türlü sıkıntının önüne geçilebilirdi. Amerikan merkez bankası FED, faizleri düşürür ve piyasayı canlandırırdı. Ya da piyasaya bol miktarda para enjekte ederdi ve ekonomiyi yine canlandırırdı.

Ancak artık euro da işin içine girdi. Birçok ülke rezervlerini euro'ya kaydırmaya başladı. Dolayısıyla, ABD, FED'in aldığı kararlar onları pek de ilgilendirmiyor ya da onlar açısından etkili olmuyor.

Onun için artık herkes ABD ve onunla birlikte hareket eden Batı ekonomilerinin bir ekonomik resesyona gireceğini açıkça ifade etmeye başladı. Yani, oralarda bir ekonomik durgunluk başlayacak. Ancak buna mukabil, Çin, Hindistan, İran, Rusya gibi bazı bölgelerde ise aşırı ekonomik canlanma olacak.

İşte tam bu noktada, Financial Times'da bir makale kaleme alan George Soros'un ifadelerini iyi okumak lazımdır. Soros diyor ki; "bu durum son 60 yılın en büyük piyasa krizi"dir.

Soros'un bu ifadesini bendeniz, öncelikle, çok büyük bir kriz geliyor anlamında okumuyorum. Bu ifadeyi bendeniz, öncelikle, bizim yapmış olduğumuz tahlilleri doğrulayan bir cümle olarak okuyorum. 60 yıl öncesi demek 1947 sonu demektir. İşte, o zamanları IMF, BM, WB, WTO... sistemi yeni kurulmuş ve yeni bir döneme başlanmıştı.

Adam şimdi diyor ki; önceki dönem bitti, yepyeni bir sisteme ihtiyaç var. Bu karşılaşılan durum, önceki dönemde kurmuş olduğumuz mekanizmalar ile çözülemez. Panik yapmayın. Çözümü konuşalım...

Bugün dünya finans piyasasındaki herkes, Soros'un ifadelerinden ya da aralara sıkıştırılmış cümlelerden kendilerine kurtuluş reçetesi arıyorlar. Nitekim, dünkü Financial Times'da yayınlanan Chrystia Freeland'ın Soros ile yapmış olduğu röportajı da bu şekildedir. Kadıncağız soruyor; ABD'de olan bir krizden Londra'daki adam niçin etkilensin? Soros cevap veriyor; sistem böyle kuruldu. İşte şimdi onu yeniden yapılandırma zamanıdır/fırsatıdır.

Soros'un, "İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan sistem bitmiştir. Şimdi, yeni bir sistem ortaya konulması gerekir" anlamındaki ifadelerinden hemen sonra Financial Times gazetesinde bu sefer İngiliz Başbakanı Brown'ın bir yazısı yayınlandı. O da yeni dönem için bir çözüm öneriyor. Ve ana hatlarıyla şunu söylüyor; böyle bir riski aynı zamanda dünya finans sitemini yeniden yapılandırma fırsatı olarak görelim. Global finansal reform yapalım. Öncelikle risk maliyetini iyi hesap edelim. Akabinde, bütün dünya piyasaları birlikte hareket edelim. Mevcut sistemi (IMF, WB, BIS...) şartlara göre yeniden kurgulayalım ve güçlendirelim. Ülkelerin bütçe politikaları ile mali politikaları akuple edelim. Son olarak da bu globalleşmeyi millete tam olarak anlatamadık, onu iyi anlatalım. Yani, kısaca, eski tatlı sistemimizi yeni şartlara uyduralım diyor.

İşte bu reformda ya da yeniden yapılandırmada güç odakları ya da ülkelerin kendilerini nasıl takdim edecekleri oldukça önemlidir. Bu adeta bir pazarlık sürecidir. Ancak mevcut durumda ülkemiz, bu süreci teslim olarak geçiştirmektedir. İşte bizim açımızdan en kötü olan da budur.

Biz bu köşeden defalarca şunu söyledik. Soğuk Harp Dönemi sonrası ekonomik sistem bitmiştir. Şimdi yeni bir dönem başlıyor. Bu dönem Yeni Dünya Düzeni dönemidir. Bizim bölgemize düşen alt projesi Büyük Ortadoğu Projesi'dir (maalesef eşbaşkanı da Sn. R. Tayyip Erdoğan'dır). Yenidünya düzeni ekonomik sistemini de buna göre yapılandıracaklardır. Türkiye ise kendisini yanlış konuşlandırdığı için, bu değişimde özne değil nesnedir. En çok zarar görecek olan ülkedir...

Öncelikle, AKP'nin uyguladığı Derviş Politikaları ile Türkiye Ekonomisi finans kapitale tamamen eklemlenmiştir. Dışarıdan gelecek olan kriz, Türkiye ekonomisini doğrudan etkiler. Sn. Maliye Bakanı Unakıtan "dış şoklar bizi etkilemez" demiş ama bu traji komik bir ifadedir. "Neden" sorusunun cevabı yoktur.

İkinci olarak, bizim dış ticaretimizin büyük bir kısmı Batı iledir. Oralarda yaşanacak bir resesyon (durgunluk) ülkemiz ekonomisini direkt olarak etkiler.

Üçüncüsü, bizim reel ekonomik altyapımız son 10 yılda çok zayıflamış ve zayıf bırakılmıştır. Yatırımlar genelde hizmet sektörüne yönlendirilmiştir. Olası bir ekonomik durgunluk her zaman öncelikle hizmet sektörünü vurur.

Dördüncüsü, ülkemiz zaten ciddi bir ekonomik durgunluk ile karşı karşıyadır. Esnaf ve zanaatkâr iş yapamamaktadır. Tahminime göre, tedbir alınmaz ise bu yılın sonundan itibaren işyerleri patır patır dökülecektir.

Daha devamı var. Ancak unutmayalım ki bunların hepsi yanlış ekonomi politik tercihler sebebiyle oluyor. Türkiye'mizin bir an önce kendi bağımsız vizyonunu ortaya koyup ona göre gerekli adımları cesaretle atması gerekmektedir. Aksi takdirde sürekli vakit, nakit ve itibar kaybediyoruz.63[2]

Kriz dörtnala geliyor

Bazı ekonomistler, ekonomide son günlerde yaşanan kaygılı gelişmelerin hükümet tarafından çok iyi okunması gerektiğine dikkat çekerek, gerekli tedbirlerin acilen alınmasını istiyor ve kriz dörtnala geliyor" uyarısında bulunuyor. Krize karşı çözüm olarak ta, üretim ve yatırımı geliştirecek politikaların saniye bile geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu tedbirlerin alınmaması durumunda ise yaşanması muhtemel tehlikeler de şöyle özetleniyor: "Sanayi ve üretim çökecek. Milyonlarca insan işini kaybedecek. Toplum iktisadi ve sosyal kargaşaya sürüklenecek"

Yüzde 70'i yabancının elinde olan Borsa, ABD dalgasını artırıyor

Sıcak para korkusu

ABD, Asya ve Avrupa piyasalarındaki kan kaybı, Türkiye'de de borsayı düşürdü, Dolar'ı artışa geçirdi. Beş buçuk yıldır ekonomideki cari açığı, yurtdışından gelen sıcak para ve yabancı sermaye ile karşılayan Hükümet, acil önlemler almadığı takdirde, ekonomi büyük bir krize doğru sürüklenebilir. Uzmanlar, hareketliliğin özellikle kurlar üzerinde artırıcı etkisinin olabileceğini ancak, panikle döviz alınmasının akılcı olmadığını söylüyor.

Ortadoğu petrollerini ve enerjiyi kontrol edebilmek için Afganistan ve Irak'ı işgal eden ABD, ekonomisindeki durgunluğu bir türlü aşamadığı gibi dünyayı da büyük bir krizin içine doğru sürüklüyor. Mortgage krizi ile sarsılan ABD ekonomisinin daha da daralacağı yönündeki kaygılar, Doların yükselmesine borsaların ise düşmesine neden oluyor.

Türkiye ekonomisindeki cari açığın, son 5 yıldır yurtdışından gelen sıcak para ve yabancı sermaye yatırımları ile karşılandığına dikkat çeken uzmanlar, ancak yurtdışında da ABD ekonomisindeki gibi ortaya çıkacak çalkantıların, Türkiye'ye gelecek sermayeyi etkileyeceği için, cari işlemler açığını karşılamada problem yaşanacağına dikkat çekiyor. Bu durumun doğal sonucunun ise YTL'nin aşırı değerlenmesi olacağı kaydediliyor.

Devlet 2007'de günde ortalama 133,5 milyon YTL faiz ödedi

Faize çalışıyoruz!

Geçen yıl boyunca gerçekleştirilen iç ve dış borç faiz ödemeleri 48 milyar 731,6 milyon YTL'ye ulaştı. Buna göre ayda ortalama 4 milyar 61 milyon, günde ise 133,5 milyon YTL faiz ödendi.

Devlet, 2007 yılında günde ortalama 133,5 milyon YTL faiz ödedi. Yılın tümünde 48,7 milyar YTL'ye ulaşan faiz ödemeleri toplanan vergi gelirlerinin üçte birini alıp götürdü. Toplam bütçe gelirlerinin dörtte birden fazlası faize giderken, bütçe ödeneklerinin dörtte bire yakın kısmı faize harcandı. Bir yılda faize ödenen para, aynı dönemde yatırıma yapılan harcamanın ise dört katına yaklaştı.

ANKA'nın Maliye Bakanlığı verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, 2007 yılının tümünde iç ve dış borç faiz ödemelerinin toplamı önceki yıla göre yüzde 6 artarak 48 milyar 731,6 milyon YTL'ye ulaştı. Buna göre saatte ortalama 5,6 milyon, günde ortalama 133,5 milyon, aylık ortalama bazda ise 4 milyar 61 milyon YTL faiz ödemesi gerçekleştirildi. Geçen yılki faiz ödemelerinin 41 milyar 518,6 milyon YTL'si iç, 6 milyar 402,3 milyonu da dış borçlar için yapıldı. İskonto giderleri ve kısa vadeli nakit işlemlere ait faiz giderleri de 810,7 milyon YTL oldu. Önceki yıla göre dış borç faiz ödemeleri yüzde 3,9 azalırken, iç borç faiz ödemeleri yüzde 7,4, iskonto giderleri ve kısa vadeli nakit işlemlere ait faiz giderlerinin de yüzde 26,3 arttığı belirlendi.

Yatırımların dört katı faize

Bütçede yatırım harcamalarını gösteren "sermaye giderleri" kalemi ise yüzde 6,8 artarak 12 milyar 915,2 milyon YTL olarak gerçekleşti. Buna göre faize ödenen tutar, yatırım harcamalarının yüzde 377,3'ü düzeyinde gerçekleşti. Diğer bir deyişle kamu yatırımları için yıllık bazda faiz ödemelerinin yaklaşık dörtte biri kadar harcama yapılabildi. 2007'de faiz ödemeleri yıl boyunca toplanan 152 milyar 831,7 milyon YTL'lik vergi gelirinin yüzde 31,9'una denk geldi. Başka bir deyişle toplanan verginin yaklaşık üçte biri faiz ödemesine gitti.

Faiz ödemeleri geçen yıl 189 milyar 617,2 milyon YTL olan toplam bütçe gelirinin de yüzde 25,7'si düzeyinde gerçekleşti. Devletin faiz dışı alanlarla birlikte geçen yılki toplam bütçe harcaması ise 203 milyar 500,7 milyon YTL'ye ulaştı. Buna göre 49 milyar YTL'ye yaklaşan faiz ödemelerinde, toplam bütçe ödeneğinin yüzde 23,9'u kullanıldı. Bütçenin yaklaşık dörtte biri ile faiz ödemelerini karşılayan devlet, kalan 155 milyar YTL kadarı ise personel giderleri, yatırım harcamaları, cari transferler gibi her türlü harcamasını karşılamaya çalıştı.

Stratejist Erhan Göksel Kriz ve Türkiye'ye etkisine ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu

Başbakan krizi gizliyor

Erhan Göksel, bir kriz dalgası halinde bunun Türkiye'ye tsunami olarak yansıyacağı uyarısında bulunarak, "Çünkü bu ülke üretmiyor. Yılbaşından bu yana İMKB satışlardan 13 milyar dolar değer kaybetti. Borsadaki hisse rakamlarından hesaplarsanız, şirketlerin değeri 55 milyar dolar küçüldü. Bir laf vardır: ABD nezle olursa Türkiye zatürre olur diye. Çok acıdır. Öyle bir sürece gidiliyor" diye konuştu.

İki yıl önce 2007'deki ekonomik krizi gören VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Stratejist Erhan Göksel, yaklaşan kriz için bir kez daha uyardı. 2009'daki krizin daha erken ‘Temmuz-Ağustos 2008'de' gelebileceğini öngören Göksel, ABD'den başlayıp dünyayı saran global ekonomik krizin nedenlerini, boyutunu ve Türkiye'ye muhtemel etkilerini anlattı. İşte Göksel'in sorularımıza verdiği çarpıcı cevaplar:

Dünyada ABD'den başlayan ve diğer ülkelere yayılan büyük bir ekonomik kriz dalgalanması yaşanıyor. Gerçi Türkiye'de tam olarak hissedilmedi ama neler oluyor?

ABD açısından kriz, 2001'de Nasdaq'ın çöküşüyle başladı. Bu trend, şu anda 7. yılını doldurdu. Bu sürede, 2003 ve 2004'te büyük bir ekonomik patlama oldu. ABD ekonomisi, dünyanın en büyük ekonomisi. Dünyadaki bütün malların yüzde 29'unu üretiyor, yüzde 40'ını tüketiyor. Dünya nüfusunun yüzde 4,8'i kadar 300 milyon nüfusu var. Ama her 10 malın 4'ünü tüketiyor.

Yani süre gelen bir kötü gidiş mi var?

Evet, 1998'den sonra ABD ekonomisi ortalama yüzde 1-2 arası büyüdü. Ama gerçekte ABD sanayisi, 10 yıldır küçülüyor. Doların gücünü de belirleyen üretimdir. Yani elinizdeki maldır. ABD'de üretim her yıl yüzde 1-2 küçülüyor. Fakat hizmet sektörü, yüzde 4-5 büyüdüğü için ikisinin ortalamasını alınca yüzde 2-3 büyüyormuş gibi gözüküyor.

Kötü gidişin hiç somut belirtisi olmadı mı?

Sanayinin sürekli küçülmeye başladığı ilk yıl olan 1998'den sonra önce Asya'da; Hong Kong ve Kore'de kriz çıktı. Ardından 1999'da ABD parasına karşı pozisyon alan çok uluslu sermayenin de katkısıyla Rusya krize girdi.  Hatta Rusya moratoryum ilan etti.

Sermaye başka hangi sektörlere gidiyor?

Dünyada, 2007'de 1 trilyon 148 milyar dolarlık kayıtlı silah satıldı. Bunun 700 milyar dolar civarı ABD'ye ait. Bunun da yarısı tek firmaya ait. Locked Martin. Bu firmanın muhtemel kârının 70-80 milyar dolar olması bekleniyor bu sene.

Ayrıca, Çin'inkiler rakam dışı. 3. dünya ülkelerine silah yardımı yapıyor. Muhtemelen ABD, müttefiki İsrail'e yapıyor. Onlar da kayıtdışı. Ticari olarak satılmış olan bu. Demek ki birileri zarar ederken birileri kar ediyor.

O zaman kriz nerden çıkıyor?

Dünya krizine yol açan şey, halktaki para sıkışıklığıdır. Bu kadar para bolluğunda, halkta para yok. Likidite krizi deniyor. Aslında dünyada likidite bolluğu var. Alışveriş yapması gereken, orta sınıfların, alt gelir grupların, emekçi kesimlerin cebinde para yok. Bunun üzerine özellikle Avrupa ülkeleri mortgage için büyük fonlamalar yapıyorlar. Şimdi Bush aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Ama yasal olarak nasıl yapacak bu da meçhul.

Bu krizi tetikleyecek olan asıl ABD bankaları değil. Belki kamuoyu bilmiyordur; finans kuruluşları ve sigorta şirketleridir. Mortgage işinde de, asıl bankalara ve fonlarına parayı veren Avrupa ve Asya bankalarıdır. Onun için sallandı. İngiltere'deki Northern Rock battı. Onlar da para bolluğu vardı. Ama şimdi asıl krizi onlar yaşayacak.









[1] 27 Ocak 2007 / Aydınlık

[2] 26-27.01.2008 / Doç Dr. Mete Gündoğan / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

ASIL SUÇLU İTTİHACILAR MI, PADİŞAHLAR MI
  Yerli ve yabancı, tarafsız bütün araştırmacıların, aydınların ve yazarlarını...
Devami
SİYONİST SPEKÜLATÖR SOROS'TAN NASIL PARA ALINIR? (MIŞ..)
  Türkiye'de şirketler ve AB dışında, STK'lara fon sağlayacak başka...
Devami
TALAT PAŞA ŞEHİT'İSE APO'DA GAZİDİR!...
  Ulusalcı girişimin Berlin buluşmasına Talat Paşa adı yakışmıyor!   İsrail'in...
Devami
HAMAS, FİLİSTİN HALKININ HAMİSİDİR.
  Türkiye'deki Milli Derin Devlet, Filistin halkının hamisi ve demokratik...
Devami
DENGESİZLİKLER VE DENSİZLİKLER!
  Fotoğrafın parçaları: "Hayır, son değil bu. Hatta sonun başlangıcı bile...
Devami
Hz. Peygamber'imizi (Hâşâ) Anarşist Gösteren: AB'NİN HİLMİ ÖZKÖK VE TAYYİP ERDOĞAN HAYRANLIĞI!..
  Raporda, Mart 2003'ten itibaren Erdoğan ve Özkök'ün tutumları değerlendiriliyor....
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3569

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR