Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün7413
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta38778
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay28901
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16803256

IP'niz: 18.234.255.5
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200562

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

BARBAR ABD BATIYOR!..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

A-Gelir Dağılımındaki adaletsizlik:

Amerikan'ın "kazanan her şeyi alır" felsefesine dayanan kapitalizminde, eşitsizlik; devlet gücüyle meşruiyet kazanmış açık bir politikadır. "1973 ile 1993 arasında... Amerikalıların en alttaki yüzde 60'nın geliri, yüzde 34,9'dan yüzde 31,7'ye sonra yüzde 3,2'lere düşüş gösterdi. Yüzde üç, üç buçuk küçük rakamlar gibi gelebilir. Ama ABD'nin ulusal gelirinin yüzde 3'ü küçük bir rakam değildir. Eskiden nüfusun en düşük geliri beşte üçüne, bu günse en iyi beşte birine giden 200 milyar dolar gibi bir paradan söz ediyoruz... 1970'lerin sonundan beri süren tüm dönem boyunca, ABD ekonomisi reel olarak önemli ölçüde büyümüştür. Ama aynı dönemde, ortalama Amerikalının geliri çok az artmıştır; 1980'lerin sonunda ancak eski 1973 düzeyine çıkabilmiştir.

 

B-Fakirlik ve İşsizlik:

ABD çalışma Bakanlığını verilerine göre, 80 milyon kişi, yetersiz bir gelirle, bunların 35 milyonu ise yoksulluk düzeyinin altında bir gelirle yaşıyor. Bu 35 milyon insanın 12 milyonunun kronik açlık ve yetersiz beslenme sorunu var. Bu kesimde bulunan insanların çoğunluğu, yılın belli dönemlerinde aç kalıyor. İki milyondan fazla insan evsiz; sokaklarda yaşayıp, kaldırımlarda veya geçici barınaklarda uyuyor. Yüz altmış milyondan fazla Amerikalı, bir biçimde borçlanmış ailelerin üyesi. Bu insanların önemli bir bölümü zorunlu ihtiyaçları için borçlanıyor. Tam gün işe ihtiyacı olduğu halde 15 milyon insan sosyal güvencesiz, kısa dönemli ve geçici işlere mahkum ve mecbur bırakılıyor. Kırk milyon kişinin veya her dört kadından ve her on erkekten birinin çocukluğunda, özellikle 9-12 yaşlarında, çoğunlukla yakın akrabalarının yada aile dostlarının cinsel taciz veya tecavüzüne uğradıkları tahmin ediliyor. Dört buçuk milyondan fazla çocuğun veya yoksulluk yardımı alan 9 milyon çocuğun yarısından fazlasını yetersiz beslenme sorunu var. Bu çocukların büyük bölümü, doğum öncesi ya da bebeklikteki yetersiz beslenmeden kaynaklanan beyin hastalıklarına yakalanmış durumda.

Amerikan'ın toplumsal ve ekonomik güçsüzlüğü, sistemin önde gelen isimlerinin de gündemindedir. Foreign Affairs'in editörü ve geleneksel dış politika kurumunun önemli bir üyesi olan William G.Hyland, ekonomik ve sosyal sorunları kastederek, "Düşman kapıda değil, ama içeride olabilir." Tespitini yapıyor. Yine sistemin önde gelen isimlerinden Jeffry E. Garten'ın yazdıkları ise,  daha önce anlattıklarımızın bazılarını tekrar mahiyetinde de olsa son derece önemli. Garten'ın anlatımıyla: "Önderliğin ve örnek ülkenin gereği ve göstergesi genellikle kendi hayat standartlarına bağlı halkın güvenidir. Oysa Birleşik Devletler'de 1970'lerde yedi kişiden biri, 1980'lerde her altı kişiden biri, 1990'da her beş kişiden biri yoksulluk sınırının altında yaşamıştır. Bu sayının 2000'li yıllarda dörtte bire ulaşılacağı düşünülmektedir."

C-Gelecek Kokusu ve panik:

Bu eşitsizlik tablosu, varlıklı sınıfların  "korkuları"nı beslemektedir. Varlıklılar artık kendi yurttaşları ile birlikte yaşamaktan, yalıtılmış topluluklar biçiminde yaşamaya doğru geçiş yapmışlardır. 28 milyon Amerikalı, özel koruma altındaki binalarda ya da konut alanlarında yaşamaktadır. (Bunların önemli kısmını Yahudi sermayedarlar oluşturmaktadır.)

Sosyal yardımlar ve işçi sendikalarının koruyucu desteğini yitiren işçilerin yüz yüze kaldıklarına benzer ekonomik gerçekler yaşanıyor. Bir başka yaygın risk de, ailenin çökmesi. XX. Yüz yılsonu Amerika'sında, kapitalizmin başkalaşımıyla birlikte yürüyen ekonomik dengesizlikteki artışlar, ailelerin neredeyse tüm diğer ülkelerindekinden çok daha kırılgan ve daha kapsamlı bir biçimde parçalanmış olduğu bir toplum yaratmakta. 1987'de, Amerika'daki evliliklerin ortalama süresi yedi yıldı hiç düşündünüz nü, acaba. Kaç Amerikan ailesi, bir arada yemek yiyor?  Kaç çocuk anne-babasıyla aynı mahallede ve kentte yaşıyor? Bir Amerikalı işsiz kalsa, bırakın Müslüman Türkler ve Avrupalı hatta Avrupa ülkelerindeki İspanyollar ya da İtalyanlar kadar bile, ailesinden yardım görebiliyor mu? Amerikan aileleri, geniş ailelerin yetmiş yıllık komünizm döneminde bile ayakta kaldığı Rusya dahil tüm Avrupa ülkelerinde olduğundan daha fazla parçalanmış durumdadır. Amerikan kabusunda, özellikle ekonomik zorunluluklar aileleri çift gelirli olmaya zorluyor. Amerikalı evli çiftler, piyasanın emri doğrultusunda farklı yönlere savruluyor, bir araya gelemiyor. Avrupa'da emekçilerin işin peşinden sık sık yer değiştirdikleri, İngiltere'de bile, işçilerin yer değiştirme oranı Amerikalı meslektaşlarından 25 kat daha azdır. Muhafazakarlığı şampiyonluğunu kimselere bırakmayan ABD'de, piyasa totalitarizmi aileyi paramparça ederken, belirli bir yere bağlılığla ve yerleşmeye dayalı komşuluk dahil tüm sosyal ilişkileri tahrip etmektedir.

D-Sosyal dengesizlik:

Çürüme tablosunun rakam ve olgularıyla devam ettiğimizde, ortaya tam bir insani kriz çıkıyor: Yalnızca 10 büyük şirket, 1991-1994 arsında 500 bin kişinin işine son verirken, Amerikan iş gücünün yaklaşık üçte biri, şu anda yarım zamanlı çalışıyor. 1989'dan bu yana işçilerin yüzde 75'inin ücreti ya donduruldu veya düşürüldü. Amerika'da ancak beş işten biri dört kişilik bir aileyi geçindirecek ücreti sağlayabiliyor. (ABD News World Report, Mart 1995)  Amerika'da 1973-1994 arasında gerçek ücretler yüzde 21 oranında düşerken, şirket karları ortalama yüzde 389 arttı. Bugün, en zengin yüzde 1, gelir vergisi çıktıktan sonra bile, en düşük gelirli yüzde 40'inkine eşit miktarda para kazanıyor.

80'li yıllar boyunca 2.000'den fazla şirket sosyal yardım uygulamalarını kaldırarak, yüz binlerce insana ödemeleri gereken 21 milyar dolardan fazla tutarı varlıklarına aktarmıştır. Sağlık hizmeti programlarına ilişkin bütçe kesintileri, zayıflayan hizmetler, artan maliyetler, emek gücüne yapılan tıbbı yardımlardaki olağanüstü düşüş. Neo liberal totalitarizm doktrini uygulayan Amerikan tekelleri ve onların devleti, uyguladıkları politikalarla hemen hemen tüm Amerikan şehirlerini evsizlerle çevrili, fiziki alt yapısı çürüyen, sefalet ve kentsel mahvoluşun yıkımıyla dolu çöplükler haline dönüştürdü.

E- Amerika'daki Cezaevleri, Aç ve Açık İnsanları Besleme Merkezidir:

Amerikan ceza politikaları, dışarıda olmaları halinde iş arayacak 1 milyondan fazla insanı cezaevlerinde tutmaktır.

1994'ün sonunda, 5 milyondan fazla Amerikalı, yasal kısıtlama türlerinden biri ya da diğerinin altındaydı. Adalet Bakanlığı verilerine göre, yaklaşık bir buçuk milyon insan, federal veya yerel hapishanelerde mahkûm ve tutukluydu. Bu, 193 yetişkin Amerikalıdan birinin yada her 100 bin Amerikalıdan 373'ünün mahkum olduğu anlamına gelir. Aynı yıl üç buçuk milyon Amerikalı, erteleme veya şartlı tahliyeden yararlanmıştı. Sadece California'da, 150 bin insan cezaevlerindedir. Bu sayı, İngiltere ve Almanya'daki mahkûmların toplamından bile fazladır. 1997'nin başına gelindiğinde ise, her yetişkin elli Amerikan erkeğinden neredeyse biri demir parmaklıklar arsındayken, yaklaşık yirmide biri de erteleme ya da şartlı tahliyeden yararlanıyordu. ABD tam bir "ceza sömürgesi"ne dönüştürülürken, ırkçılık bu alanda da kendini gösteriyor. 1995'te Amerika'nın siyah nüfusunun hemen hemen yüzde 7'si hapishanede belli bir süre kalmıştı. Siyahların hapse atılma oranı beyazları yaklaşık yedi katıdır. Her yedi siyah erkekten biri, hayatının belli bir noktasında hapse girmektedir. 1992'de sadece Columbia eyaletinde yaşayan 18-25 yaş arasındaki tüm siyah erkeklerin yüzde 40'ı muhakemelerini beklemek üzere şartlı salıverilmiş ya da firari durumdaydı.

"Yerel, merkezi ve federal makamların tutuklama ve baskıları sürerken; toplumsal denetim, polisin ve başka yasa uygulayıcılarının aktif rol aldıkları yoğun uyuşturucu trafiği ile uygulanır. Knapp Komisyonu'nun araştırması, New York'taki polislerin en az yarısının rüşvet yada hediye kabul ettiklerini, bir çoğunun uyuşturucu ile ilişkileri olduğunu ortaya çıkardı. Kentin arka sokaklarındaki en büyük uyuşturucu dağıtıcıları arasında polislerin bulunduğu, herkesin bildiği bir şey.

Roger Garaudy'nin sorduğu şu soru ise halen cevap bekliyor: "Suç oranının en yüksek olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 1989 Haziran ayında 16 yaşındaki çocukların ölüme mahkûm edilip idam edilebileceğini kabul ettiği ve 24 eyalette yürürlüğe konulduğu, 1976'dan beri 182 kişinin elektrik, asma ve zehirli gazlarla öldürüldüğü ve 2.500 ölüm mahkûmunun kararının infazını hücrelerinde beklemekte olduğu bir ülkenin hakimiyetini, dünya daha ne zamana kadar kabul edecektir?

Böylece Amerika genelinde, "1987-1991 yılları arasında cezaevi yapımına ayrılan bütçeler yüzde 73 oranında artırılırken, 1991'de 44 eyalette yeni cezaevleri inşa edildi veya var olanlar genişletildi. Elbette bu cezaevlerine en çok düşenlerin siyahlar olduğu bilinen bir gerçek. Irk ayrımının küresel "kalbi" olan Güney Afrika'da bile, cezaevinde bulunan siyah oranı 100 bin kişide 681 iken, ABD'de 100 bin kişide 3.370'dir.

F- Silahlanma Çılgınlığı ve Savaş Çığırtkanlığı:

Eşitsizlikler geometrik bir hızla büyürken, ülkenin alt yapısı çökerken, silahlanmaya yüz milyarlarca dolar harcanıyor. "Nükleer silahlarla donandıkları bu devirde oto yollarını öylesine harap ediyorlar ki, bunları yeniden düzeltmek için 665 milyar dolara ihtiyaç var... Silahlanma giderleri artarken, ülkedeki her üç okuldan biri eskimiş durumda, hınca hınç dolu ve yenilenmeye ihtiyaç var... Örnek başına 550 milyon dolar gibi fantastik bir rakam tutan B-2 Stealth bombardıman uçaklarını yapımına devam edilirken, diğer yandan ülkedeki574 bin köprünün yüzde 40'ı yıkılmaya yüz tutmuş, yada en azından revizyondan geçmeye ihtiyacı var. Ayrıca uzmanlar, zenci alt tabaka insanlarının yaşadığı kenar mahalleleri ıslah etmek için yaklaşık 900 milyar dolara ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. Bir yandan Birleşik Devletler, günde 807.120. 000 doları savunma için değil (çünkü kimse onları tehdit edemiyor) tecavüzkar silahlanma için harcarken, diğer yandan evsiz barksız ordusu giderek büyüyor. New York şehri, Amerikalı bir gazetecinin dediği gibi" Filleri olmayan bir kalkuta"ya dönerken, diğer taraftan Bush yönetimi, MX kıtalararası roketlerin yapımı için parça başına 56 milyon dolar belirlemişti.

ABD sahip olduğu en nitelikli beşeri kaynaklarını, pentagon denen ölüm kapitalizminin (ve küresel katliam çetesinin) emrine veriyor. "Amerika'nın dev boyutlu askeri endüstri kompleksi, bu gün kariyer ve yüksek ücret bakımından en büyük fırsatı sunuyor. ABD'deki mühendislerin yüzde 30'u doğrudan veya dolaylı olarak ordu için çalışıyor." 1997 yılı verilerine göre, dünya silah devleri arsında ilk üçü ABD tekelleri paylaşıyor ve muazzam karlar elde ediyorlar. Karları ve üretimleri her yıl katlanıyor. 2003'te ABD'nin silahlanma harcamaları 496 milyar doları buluyordu. Bir ölçü olması açısından, "ebedi barış" rüzgarlarının estirildiği 1995'te, Amerikan silah tekellerinin yıllık karlarına bakmakta yarar var. Dünyanın en büyük silah tekeli Lockheed- Martin, 1995'te 19.39 milyar dolar kar etti. 1994'te Lockheed ile martin gibi iki silah sanayi devinin birleşmesiyle ortaya çıkan bu muazzam şirket, uydu, füze, uçak, elektronik silahlar üretiyor. Yirmi üç milyar dolar döner sermaye ve 170 bin işçisi bulunan Lockheed- Martin, küresel ölçeklere sahip, şirketin satışlarının yüzde 18'i ülke dışına yapılmaktadır. Türkiye, Güney Kore gibi ülkelerde F-16'lar bu şirketin lisansıyla üretiliyor.

UNİCEF'in 1990 yılında açıkladığı rapora göre, 2. Dünya Savaşı'nda ölen 35-60 milyon insan sayısı kadar çocuk, 1945-1997 yılları arasında yapılan savaşlarda öldü. UNİCEF, "Çocuklar savaşla doğup büyüyor. "tespitini yapıyor. Kendi canavarları Saddam 30 yılda 30 bin kişi katletmişti, Ama şimdi bir yılda bizzat öldürdükleri Irak'lı Müslüman sayısı 300 bine ulaşıyor!..

G - Yaygın Hastalık:

ABD'de aralarında 7 yaşındakilerin bile bulunduğu 2 milyon çocuk, günde on saatten fazla düşük ücretli tarım işçisi, bulaşıkçı, ev hizmetçisi, çamaşırhane işçisi olarak çalışıyor. Yine her yıl, 700 bin kadın tecavüze uğruyor.  İki ila dört milyon arasında kadın dayak yiyor. Kadın ölümlerinin ikinci, yaralanmalarının, sakatlanmalarının birinci, en büyük nedeni ev içi şiddet. Yüz bini aşkın insan, iş kollarına bağlı olarak karaciğer, akciğere, kanser, verem hastalıklarına yakalanıyor. Altmış bin insan havada, suda ve yiyeceklerde biriken toksik çevre kirlenmesine bağlı olarak ölüyor. Hastalıklı etlerden ise ölüm sayısı 4 bin. Yirmi bin kişi, 0157-H7 diye bilinen koli basili zehirlenmesine uğruyor. Değişime uğramış bu bakteri, bozuk etlerde bulunuyor ve yaşam boyu devan eden kalıcı zihinsel, bedensel hastalıklara neden oluyor. Çoğunluğu ekonomik yoksunluklar içindeki kişilerden, uyuşturucu nve sigara bağımlılarından oluşan 10 milyondan fazla insan tüberküloz mikrobu taşıyor. Yine 10 milyon insanın alkol sorunu var. Alkolizm yaygınlaşıyor. Hareketsizleşen, dengesiz beslenen Amerikalıların 16 milyonu şeker hastası. Sadece 1995'te şeker hastalığına bağlı rahatsızlıklar sonucu 160 bin ölüm gerçekleşti. İki yüz seksen bin insan zihin hastalıkları ya da zeka geriliği gerekçesi ile tedavi görüyor ve yüksek dozda zihin denetleyici ilaçlar almaya zorlanıyor. 90'lı yıllar boyunca taburcu edilen 255 bin akıl hastası ve zihinsel özürlü insanın birçoğu sokaklarda yaşıyor. Üç milyon yoksul insan felç, sağılık, körlük vs. bedensel ve beyinsel sakatlıkla karşı karşıya olmasına rağmen tedavi göremiyor.; bakım desteği alamıyor. İki milyon 400 bin insan, aşırı zayıflık sendromunun pençesinde.1990'dan l995'e yüzde 145'lik artışla 10 milyondan fazla Amerikalı, büyük ölçüde artan hava kirliliğine bağlı olarak semptomatik astımdan yakınıyor. Kırk milyondan fazla insanın sağlık sigortası bulunmuyor. Aileleri ile birlikte yaşamak zorunda olan 1 milyon 800 bin yaşlı, zorla eve hapsetme, yetersiz beslenme ve dayak gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya. Ekonomik koşulların ağırlaşması, yaşlılar ve çocuklara yönelik olarak diğer aile bireylerinin şiddetini artırıyor. Bir milyon 200 binden fazla yaşlı insan kar macıyla işletilen kurumlarda pislik, bakımsızlık ve şiddete maruz kalarak yaşamaya çalışıyor.

Her yıl 950 bin okul çocuğuna güçlü zihinsel uyarıcı ilaçlar veriliyor. Bu ilaçların ise kilo kaybı, geç büyüme ve akut psikoz gibi yan etkileri bulunuyor. Islahevlerinde bulunan çocukların çoğu yoksul ailelerden geliyor. Dayak, cinsel saldırı, uzun süreli ev hapsi, zihinsel uyarıcı ilaçlar kullanma birçoğunun maruz kaldığı olumsuzluklar. 1996 rakamlarıyla ABD'de 1 milyon AIDS'li olduğu tahmin ediliyordu ve o tarihe kadar bu hastalıktan ölen insanların sayısı 250 bin idi.

(Çocuk Ölümleri) Azaltılan hizmetleri kamu kaynaklarını tekellere aktarılması, muazzam eşitsizlik tablosu, yüksek bebek ölümleri, XIX. Yüzyıl hastalıklarının canlanmasıyla başlayıp, salgın hastalıkların yeni türlerine kadar vahim sorunlara yol açıyor. 1991'de ABD'de düşük kilolu doğan çocuklar açısından Bulgaristan gibi yoksul ülkelerin bile gerisine düşmüş, tüm dünyada 26. sırada kalmıştır. Düşük kilolu bebekler, tüm bebeklerin yüzde 6.9'unu ve siyah bebeklerin yüzde 13'ünü oluşturmaktadır. Siyah kadınların yüzde 40'ı ve tüm kadınların yaklaşık dörtte biri, ilk üç aylık hamilelikleri boyunca hiçbir tıbbi yardım alamamaktadır. ABD'de her yıl yaklaşık 40 bin bebek birinci yaş gününü kutlayamadan ölüyor. Hatta Bush yönetiminin hazırladığı yayınlanmayan bir rapora göre, 10 bin bebeğin ölümünü, mevcut bilgileri kullanarak önlemek mümkün.

H- Ahlaksızlık ve Bunalımların Artması:

ABD'nin yarattığı beşeri kriz, sistematik ve gizli bir "yoksul soykırımından" farksızdır. Bu konuda eldeki veriler Amerikan kabusunun boyutlarını ortaya çıkarıyor: Her yıl 27 bin Amerikalı intihar ediyor. En az 5 bini intiharı deniyor. Yirmi üç bin kişi cinayete kurban gidiyor. Seksen beş bin kişi ateşli silahlarla yaralanıyor. Ve yaralanmalar sonucunda hastanelerde yaşamını kaybeden insan sayısı 38 bin. Yine her yıl, 13 milyon kişi saldırı ırza tecavüz, silahlı gasp, hırsızlık, kundakçılık gibi suçların mağduru oluyor. Yüz yirmi beş bin kişi aşırı alkol kullanımından ölüyor. Dört yüz yetmiş üç bin kişi erken denebilecek yaşlarda tütüne bağlı hastalıklar sonucu hayatını kaybediyor. Altı buçuk milyon insan eroin, kokain ve benzeri uyuşturucular kullanıyor. Otuz bir milyon 450 kişi marihuana kullanırken, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 37 milyon kişi, diğer bir deyişle her 6 Amerikalıdan biri sakinleştirici alıyor. Bu tür ilaçların kullanılmasını doktorla teşvik ediyor ve ilaç şirketlerinin karı muazzam ölçülerde. İki milyon kişi, kontrolsüz bir şekilde ve "kimyasal deli gömleği" olarak adlandırılan zihinsel uyarıcı ilaçlar kullanıyor. Elli altı bin kişi psikolojik ilaçlar nedeniyle ölüyor. İki yüz bin insan, beyin ve sinir sistemi üzerine ağır tahribata neden olan elektrik şoku tedavisi görüyor. Yirmi beş milyon kişi, yani her on Amerikalıdan biri, psikiyatri, psikoterapi veya tıp merkezlerinden zihinsel ve duygusal sorunlarının çözümleri için yardım istiyor. Bir milyon üç yüz bin insan yanlış tedaviler sonucu sakat ya da hasta. İki milyon kişi gereksiz ameliyatlara maruz kalıyor ve on bin kişi de bu ameliyatlar sonucu yaşamını yitiriyor.  On dört binden çok insan, yasal reçeteye bağlı ilaçları yüksek dozda kullanma sonucu ölüyor. Kırk beş bin kişi, otomobil kazalarında ölmesine rağmen, kitle ulaşımına ayrılan fonlar sürekli azaltılıyor ve otomobil üretimi artarak devam ediyor. Bir milyon sekiz yüz insan trafik kazalarında yaralanırken, bunların 150 bini hayat boyu sakat kalıyor. Yüz yirmi altı bin bebek, doğum öncesi yetersiz beslenme, çevre kirliliği veya annenin uyuşturucu kullanması sonucunda ciddi sağlık sorunlarıyla dünyaya geliyor. İki milyon 900 bin çocuk ciddi bakımsızlık, psikolojik işkence ve kasıtlı aç bırakma dahil kötü muameleye maruz kalıyor. Beş bin çocuk anne-baba veya büyükanne-büyükbaba gibi ebeveynleri tarafından öldürülüyor. Otuz binden fazla çocuk, fiziki kötü muamele yada bakımsızlık yüzünden sakat kalıyor. Artan işsizlikle birlikte, işsiz kalan ana babaların çocuklarına kötü muameleleri dramatik bir hal alıyor. Bir milyon çocuk, çoğunlukla anne-baba ve öteki aile büyüklerinin cinsel saldırıları dahil kötü muamele yüzünden evden kaçıyor.

Amerika ahlaken iflas etmiştir: J.Patterson ve P.Kim'in The Day America Told The Truth (Amerikalıların gerçeği söylediği gün)  adlı yapıtları ilginç veriler sunuyor: ABD'de evli olanların yüzde 31'i eşlerini her fırsat buldukça aldatmakta. Yüzde 72'si kapı komşularını tanımıyor. Yüzde 25'i,  tatmin edici para karşılığında ailelerini terk etmeye hazır. Yüzde 23'ü, yeterli dolar karşılığında fahişelik yapmaya razı. Hayır, kurumlarına hiçbir yardımda bulunmayanların oranı yüzde 33. Yüzde 60'ı en azından bir suçun kurbanı olmuş. "Amerika'da her yirmi iki dakikada bir kişi öldürülüyor, her beş dakikada bir tecavüz olayı, her kırk dokuz saniyede bir silahlı soygun, her otuz saniyede bir silahlı saldırı yaşanıyor. Son otuz yılda dünyada cinayet olayları azalır veya sabit kalırken, Amerika'da iki katına çıkmış bulunuyor."[1] Öteki Amerika, ırkçılık ve sınıfsal eşitsizliğin kıskacında: "Bu gün beyaz bir ailenin yıllık ortalama geliri 36.916 dolarla, siyah bir ailenin ortalama gelirinden tam 15 bin dolar daha fazla. Bu vahim gösterge son yirmi yılda siyah ailelerin ortalama gelirinin sadece yüzde 1.2, beyazların gelirinin ise yüzde 8.7 arttığı bilinince daha çarpıcı oluyor."[2] Sağlıkla ilgili rakamlara yeniden dönersek, "Devlet Eğitim Kurulları Birliği ve Amerikan Tıp Birliği"nin yaptıkları ortak bir çalışmaya göre: Her yıl 1 milyon genç kız evlilik dışı ilişkilerinden hamile kalıyor. İki buçuk milyon kişi cinsel ilişki ile geçen hastalıklara yakalanıyor.         1968-1990 yılları arasında gençlerin intihar olayları iki kat artarken, yetişkin erkeklerin yüzde 10'u ile yetişkin kadınların yüzde 20'si hayatlarına son verme girişiminde bulunuyor!?

İ- Cehalet ve sefaletin Yaygınlaşması:

On yedi yaşında Amerikalıların yüzde 13'ünün okuyamadığı, yazamadığı, toplama-çıkarma yapamadığı anlaşılmıştır. Yetişkin nüfus içinde fonksiyonel cehalet daha da yüksektir. (1992'de Japonya Meclis Sözcüsü, Amerika'daki işçilerin yüzde 30'unun okuma bilmediğini söyleyerek, Birleşik Devletler'de büyük öfkeye yol açtı. Gerçekte bu oran daha da fazlaydı.) Avrupa ve Japonya'daki öğrencilere kıyasla Amerikan öğrencileri problem çözme ve okuryazarlığın hemen her kategorisinde neredeyse en alt safta yer alırlar.

Sonuç:

Çok değerli ve Milli düşünceli aydınımız sevgili Suat Parlar. "Barbarlığın En Yüksek Aşaması: ABD" kitabını şu tarihi tespitlerle bitiriyor.

ABD, bu rakamların ve olguların ortaya koyduğu üzere barbarlığın en yüksek aşamasını temsil ediyor. Bu ülkede acı, felaket, acımasızlık ve sefalet, yoksullara yönelik gizli bir katliamın hatta bir soykırımın tezahürlerini belirgin hale getiriyor. Amerikan kapitalist egemenlik sistemi, Hitler'in, "nihai çözümü" nü aratmayan bir neo liberal totaliter katliam mantığı içeriyor. Suç ve kapitalizm, Amerika'nın temellerini oluştururken, toplumsal patoloji yapısal bir boyut kazanıyor. (Ülke, psikopat, paranoyak ve parazit tiplerin yaşadığı bir açık cezaevine veya tımarhaneye çevriliyor.) Kapitalizmin türlü yönlerini, çok boyutlu bir çağrışımlar ve kavramlar dizisinde anlatma çabamızın ortaya koyduğu ve Amerikan sistemine en çok uyduğuna inandığımız kavram, simge ve anlatımların çeşitliliği: Özündeki yıkıcılık ve ölüm dinamiklerinin yanında yetersiz kalıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, ticari, mali, ekonomik çıkarlara dayalı "rasyonalite" (Ahlak, adalet ve maneviyatı hiçe sayılan sadece kendi şeytani akıl ve çıkarlarını esas alan, Siyonist sömürü mekanizması.) tarafından düzenlenen bir ölüm örgütüdür. Bu örgüte kar ve tüketim için girilir. Beşeriyetin özüne dayalı hiçbir meşruiyete sahip değildir. Ve insanlığın geleceği açısından barbarlık dışında temsili hiçbir değeri yoktur. Yeryüzünün Amerikanlaşması, insanlığın "mazisini" yitirmesidir. Bu gücün egemenlik sistemlerine direnilmemesinin (Siyonist İsrail'e ve emperyalist ABD ve AB'ye teslimiyet gösterilmesinin) anlamı ise, torunlarımızı katletmek ve tüm dünya insanları olarak " evsel bir intihar"a sürüklenmekle eş değerdir."

Evet, işte Amerika, hiç batmaz sanılan Titanik Gemisi gibi, sürekli su almaktadır ve batması kaçınılmazdır.

Hala, bu Amerika'ya ve arkasındaki Siyonist odaklara güvenen;

  • Aydın ve gözü açık geçinen kalpleri kör, kafası kiralıkların,
  • AKP gibi izansız ve insafsız iktidarların,
  • Yahudi Lobilerinden beslenen ve Amerikan karşıtı rol üstlenen, radikal İslamcı münafıkların,
  • "Amerika'nın ve uşaklarının Irak'taki işgalini ve vahşetini kınıyorum."
  • "İsrail'in, masum ve savunmasız Filistin halkına yönelik haksız ve ahlaksız, saldırı ve soykırımı kabul etmiyorum."

Gibi, değil şuurlu ve sorumlu bir müslümanın, hatta her onurlu insanın bile haykırması gereken bir açıklamayı dahi yapamayan, Hoşgörü Hocalarının ve Dinlerarası Diyalog davulcularının, tarihi bir darbe ile derbeder olmaları da yakındır.

Çin: ABD önce kendi karanlık yüzünü görmeli

Çin Devlet Konseyi tarafından yayımlanan "2004-ABD'nin insan hakları raporu'' nda, Amerikan askerlerinin Irak'taki ‘'gaddarlıklarının'' ABD'nin insan hakları konusundaki performansının ‘'karanlık yüzünü'' oluşturduğu ve bunun uluslararası toplumu ‘'şok ettiği'' ve kınandığı hatırlatıldı.

Çin yönetimi, ABD'nin 28 Şubat'ta yayımladığı 2004 yılına ilişkin insan hakları raporuna, farklı bir raporla cevap verdi.

Çin Devlet Konseyi tarafından yayımlanan ‘'2004-ABD'nin insan hakları raporu''nda, Amerikan askerlerinin Irak'taki ‘'gaddarlıklarının'' ABD'nin insan hakları konusundaki sahtekârlığının ‘'karanlık yüzünü'' oluşturduğu ve bunun uluslararası toplumu ‘'şoka soktuğu'' ve kınandığı belirtildi.

Raporda, bu durumda ABD'nin Çin de dahil 190 ülke ve bölgedeki insan hakları durumunu değerlendirerek, ülkesindeki ihlallere sessiz kalması ve ‘'dünyanın insan hakları polisi'' gibi davranmasının bir ‘'ironi'' olduğuna dikkat çekildi.

Çin'in 6 yıldır üst üste yayımladığı raporda, ABD'deki yaşam, kişisel özgürlükler ve güvenlik, siyasi hak ve özgürlükler, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar, ırk ayrımcılığı, kadınların ve çocukların hakları ile yabancı milliyetlerin insan haklarının ihlalleri konularıyla ilgili 6 alanda olgu ve değerlendirmelere değinildi.

Irk ayrımı had safhada:

Irk ayrımının derinleştiği ABD'de ‘'zencilerin ve diğer ırklardan insanların beyazlara göre çok daha kötü koşullarda yaşadığı'' kaydedilen raporda, 9 Ekim 2004'te İngiliz basınında çıkan habere dayanarak, 2002 yılında Amerikalı beyaz bir ailenin ortalama gelirinin88 bin doları bulduğu ve bunun Latin Amerika kökenlilerin gelirinin 11 katı, Afrika kökenlilerin de 15 katı olduğu belirtildi.

Raporda, ABD Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre, ülkedeki tutukluların yüzde 70'inin ‘'renkli ırktan'' olduğuna işaret edildi.

ABD'de kadınların ve çocukların kötü koşullarda yaşadığı belirtilen raporda, 2003 yılında ABD'de 93 bin 233 tecavüz vakası görüldüğü, 20 milyon çocuğun yoksul ve çalışan ailelere mensup olduğu, yoksulluğun ciddi bir sorun oluşturduğu, her yıl 400 bin çocuğun sokaklarda fuhuşa zorlandığı ve ABD'nin başlattığı Irak savaşında ölenlerin çoğunluğunun kadın ve çocuklar olduğu kaydedildi.

ABD sosyal çöküntü içerisinde:

ABD'de 2003 yılında 1 milyon 381 bin 259 cinayet ve gasp gibi şiddet olayı meydana geldiği belirtilen raporda, 12 yaşından büyük 24 milyon kişinin bu olayların kurbanı olduğu ifade edildi.

ABD'de bütün hapishanelerin dolu olduğu ve halen ihtiyacı karşılayamadığı kaydedilen raporda, ABD'nin son 10 yılda yeni hapishane yapımı için yılda ortalama 7 milyar dolar harcadığı belirtildi.[3]

Bush Irak'ta Kazanamayacak!

O'nun iş dünyasındaki birçok gazetecinin görevi olduğu gibi "pislik eşelemek"... Amerika'da "pislik eşeleyen" gazeteci olarak nam saldı. Beyaz Saray'ın özellikle de dünya'yı kaosa sürükleyen Bush'un en sevmediği gazeteci: Seymour M. Hersh... Bugüne kadar Amerikan politikacılarının kirli yüzlerini ortaya çıkaran çok önemli 8 kitaba imza attı. 1969'da Vietnam'daki My Lai katliamı başta olmak üzere, Küba, Afganistan ve son olarak Irak'taki vahşeti konu alan yazılarıyla maskelerini düşürdü. Seymour M. Hersh son olarak Irak'ta patlak veren insanlık dışı işkencelerin yaşandığı Ebu Garip Cezaevi'ndeki dehşet fotoğraflarını dünyaya duyurdu. Bush yönetimini köşeye sıkıştıran çalışmalarıyla dikkat çeken Hersh'ün Küba'daki Guantanamo üssünden Irak'taki Ebu Garip Cezaevi'ne kadar uzanan yolda Bush yönetiminin neden olduğu "pislikleri" bir kitapta topladı. 11 Eylül'den Ebu Garip'e uzanan yolu "Emir Komuta Zinciri" isimli bir kitapta derleyen Seymour M. Hersh, tüyler ürpertici gerçekleri tek tek anlatıyor. Hersh'ün kitabı Agora Kitaplığı tarafından Türkçeye çevrildi.

Seymour M. Hersh'ün dikkat çektiği konular, ABD'nin Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkelerdeki düşmanlığını arttıracak nitelikte. ABD'nin İsrail'le işbirliği yaparak nasıl operasyonlar yaptıkları anlatılıyor. Bush yönetiminin Ortadoğu'ya ilişkin plan ve projelerine de vurgu yapan Hersh, Beyaz saray yönetiminin, oluşturduğu şiddet bataklığında eninde sonunda boğulacağına yer veriyor. Hersh kitabında "Bush yönetimi Irak'ta kazanamayacağını garanti edecek yollarla bir savaş yapmaya devam etmektedir. Amerika'nın milyarlarca dolarlık ileri teknoloji uyduları ve elektronik gözetleme araçları, muhbirlere ödenen sayısız milyon dolarlar ve en yüksek eğitim görmüş Özel güçler birliklerinin kurulması, savaşın ilk günlerinden beri direniş konusunda çok önemli istihbarat toplanmasını sağlamamıştır. Tıpkı bütün bu sistemlerin bize, Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına sahip olmadığını söylemekten başarısız kalmaları gibi" şeklindeki ifadelere yer veriyor.

Bus'un Başka Bir Stratejisi Yok:

Hersh, Beyaz Saray'ın Irak'ta uygulamaya sokmaya çalıştığı politikalarının başarılı olmadığını daha önce Çelebi'ye güvenen Bush yönetiminin istediğini alamayınca Çelebi'yi nasıl sattığına dikkat çekiyor. Seymour M. Hersh, "Ahmet Çelebi'nin manipülasyonlarının boyutları belli oldukça, Washington'daki itibarı hızla düştü. Bunun üzerine Beyaz Saray, yeni Irak başbakanı olarak, eskiden Saddam Hüseyin'in adamı olup, sonradan CIA muhbiri olan İyad Allavi'yi seçmek durumunda kaldı. Yönetimin, ayakta tutulması imkansız olan Allavi'yi seçime kadar başta tutmaktan başka stratejisi yoktur" dedi.

Her Şeyi biliyorlardı:

Ebu Garip Cezaevi'ndeki insanlık dışı uygulamaları örnekleriyle ortaya koyan yazar Hersh, Bush yönetiminin işkenceden aylar öncesinden haberdar olduğunu ifade ediyor. Hersh şunlara dikkat çekiyor: "Şimdi artık öğrendiğimize göre, 2002'de Beyaz Saray'da, Guantanama'daki sorgulama sürecinin iyi kötü yanları konusunda ciddi tartışmalar yapılmaktaydı. Rice ve Rumsfeld, tutuklularla ilgili tartışmalarda yer alan ve diğerlerinin bilmediği her şeyi biliyorlardı. Bush'un imzaladığı gizli bir belge ile kurulan ve gerektiğinde insanları kaçırıp öldürme yetkisi verilen Özel Kuvvetler biriminin varlığının ortaya çıkması istemedikleri için gizliyorlardı. Program, operasyonun ayrıntıları sadece Pentagon'daki birkaç kişi CIA ve Beyaz Saray tarafından bilinen özel erişim programı içinde gizlenmişti."

Mossad Ajanları İşadamları Kılığında:

İran, Pakistan, Suriye, Suudi Arabistan gibi ülkeler ve ABD'nin buralara yönelik politikalarına dikkat çeken Seymour M. Hersh, Türkiye-İsrail ve Kürtler konusunda da ilginç tespitlerde bulunuyor. İşte Hersh'in çarpıcı tespitlerinden bazıları:

"ABD-İran ilişkilerini İsrail bozdu... İran İslam Cumhuriyeti, 2001 yılı sonlarında Usame Bin Ladin ile Eol Kaide'ye karşı savaşta Amerika'nın en yeni ve-en şaşırtıcı-müttefiklerinden biri olma yolunda görünüyordu. İlginçtir ki, Amerikan'ın en eski müttefiklerinden biri bu durumdan hiç hoşlanmamaktaydı. Afganistan'da Amerikan hava savaşının başlatılmasından iki hafta sonra 24 Ekim'de İsrail, resmi görüşmeler için Washington'a resmi bir heyet gönderdi. Görüşmeler sonucunda ABD-İran ilişkileri koptu...

İsrail istihbarata ve askeri ajanları 2007 yılı ortalarında Kürdistan'da sessiz sedasız çalışmaya başlamışlardı. Orada; Kürt Komando timleri eğitiyorlar ve İsrail açısından daha önemlisi, İran ve Suriye'nin Kürt bölgelerinde gizli operasyonlar yapıyorlardı. İsrail ajanları içinde MOSSAD ajanları da bulunmaktaydı ve bunlar kimi zaman İsrail pasaportları taşımadan Kürdistan'da işadamları kılığında faaliyet gösterebiliyorlardı.

Yahudiler Kürt İsyanlarını Destekledi:

İsrail'in Kürdistan'da daha büyük bir dayanak edinme kararının İsrail istihbarat ajanlarının "B planına" dayandığını belirten Hersh, Yahudilerin Kürt isyanlarına desteklediğini şu sözlerle kaydediyor: "İsrail'in Kürdistan'daki faaliyetleri İsrail ile Türkiye'nin arasını açtı. Bu hamleye, Türk politikacılarının sert açıklamalarıyla karşılık verildi ve büyük bölgesel kaymayla, hepsinden önemlisi Kürt azınlıklar bulunan İran, Suriye ve Türkiye arasında yeni bir ittifakın kurulması kışkırtıldı. İsrail'in Kürdistan'la ilgilenmesi yeni bir durum değildir. İsrail, 1960'lı yıllar boyunca Ortadoğu'da izlediği stratejik politikalarıyla bağlantılı olarak, Arap olmayan güçlerle ittifaklar arandığından, Irak'taki bir Kürt isyanını aktif biçimde desteklemiştir."[4]



[1] Nokta / Yalman Onaran / Yıl 10 / No:13 / Sh: 77-78

[2] Ekonomik Panaroma Dergisi / "iki Amerika" / 17-24 Mayıs 1992 / No:21 / Sh:.47

[3] Milli Gazete / 04 03 2005

[4] Vakit / 03 03 2005 / Sayfa:6

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meali Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Partiye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meali Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

Dış Politikamız (Cilt-1) Bop’un Temelleri (1988-1998)

Dış Politikamız (Cilt-2) Tarihin En Talihli Dönüşüm Süreci

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

Teşkilatçılık Mesaj ve Metod (İletişim ve İşbirliği Sanatı)

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armegeddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yetmiş Kur'ani Kavram ve Yorumları (2 Cilt)

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Müjdeleri ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar) (Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar) (Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 4795

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR