Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1087
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11615
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109530
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747505

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182752

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ÇOCUK KÖYLERİMİ, FUHUŞ YUVASI MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfMükemmel 

 

Sos Köyleri

SOS Köyü projesinin 120'nin üzerinde ülkede evleri bulunduğunu, son yıllarda dikkatini İslam dünyası'na çevirdiğini öğrenmiştik...

Şu sıralarda çocukların ‘cinsel oyuncak' gibi kullanıldığı iddialarına mâruz kalan ‘çocuk köyü' uygulaması, daha proje halindeyken "Yanlış proje" demiştik, bugün en yetkili ve etkili kişiler projenin yanlışlığını kabul ediyorlar... ‘Çocuk köyü' projesinin bugünlerde yeniden gündem teşkil eden bir başka konuyla da yakından ilişkisi var: Projenin arkasındaki esas destekçi Avusturya'da yerleşik SOS Kinderdof International adlı bir vakıftı; açtığımız kampanya sırasında, o vakfın bir ‘misyoner örgütü' olduğunu da tespit etmiştik. Vakfın adındaki ‘SOS' harflerinin açılımı İncil'de geçen "Save Our Souls" (Ruhlarımızı kurtar) duasıydı. Kampanyamız sırasında, yardıma muhtaç kimsesiz çocuklarla ilgilenmek üzere çaba gösterilmesini, ancak bunun yerli girişimler ve farklı yaklaşımlarla gerçekleştirilmesini savunmuştuk. Bizim yapılmasına şiddetle karşı çıktığımız Urla'daki Barbaros Çocuk Köyü'ydü.

 

‘Çocuk köyü' denilen kurum aslında basit bir düşünceye dayanıyor: "Kimsesiz çocukların da anne şefkatine ihtiyacı var; öyleyse, hepsini birarada yurtlarda barındırmak yerine, belli sayıdaki çocuğu bir evde toplayıp başlarına ‘anne' diyebilecekleri bir görevli getirelim..." Kâğıt üzerinde mantıklı gelebilen bir düşünce bu; ancak, o kampanya sırasında görüşlerine başvurduğumuz pek çok eğitimci ve psikolog, "Anne ve çocuklar birlikteliği gerçek olmayan anne ve çocukların bulunduğu ortamlarda farklı sonuç verebilir" uyarısında bulunmuşlardı...

SOS Çocuk Köyü projesinin 120'nin üzerinde ülkede evleri bulunduğunu, son yıllarda dikkatini İslâm Dünyası'na çevirdiğini öğrenmiştik. O sırada en fazla önem verdikleri ülke Ürdün'dü; sonraları Ürdün'e yolum düştüğünde ‘SOS Çocuk Köyü' tabelaları gördüğümü hatırlıyorum...

Barbaros Çocuk Köyü'nü resmen açan DSP'li bakan Hasan Gemici, "Bizden önceki hükümet açmamıştı" demiş çünkü... Bakanın anlatımını okuyalım isterseniz:

"Barboros Köyü'nün açılışını ben yaptım. Kimsesiz Çocuklar Vakfı bu köyü işadamları ve hayırseverlerin desteği ile yapmış. Uzun süre açılışı yapılamamış. Vakfın yurtdışındaki Kilise yardım vakıflarından destek aldığı iddia edilmiş, köy açılırsa çocukların Hristiyanlaştırılacağı öne sürülmüş. Bu nedenle bizden önceki hükümet açılmasına izin vermemiş. Bir protokol geliştirdik, o çerçevede açılışını gerçekleştirdik. Köyü SHÇEK ile Vakıf birlikte işletiyordu." Hayrettir, kuranlar "SOS'ten dört milyon Euro yardım aldık" derken Hasan Gemici bunu inkâr ediyor ve ısrarla konu dışı tutulan Çocuk Esirgeme Kurumu'nu suçluyor. Köyün, şimdilerde "Din elden gidiyor" diye misyoner tehdidine dikkat çeken Ecevit döneminde ve bir DSP'li bakan eliyle açılması da mânidar. Çocuk köyleriyle ilgili tedbirler alınmazsa devlet esas bundan sonra sorumlu tutulur. Günlerdir gazeteler ‘skandal' üzerine yayın yapıp duruyorlar, yargı dışında devletin herhangi bir kurumunun olan bitene ilgi gösterdiğine dair tek bir açıklama duyulmuyor.[1]

İnadın sonu!

İzmir'in Urla İlçesi'nde bulunan Barbaros Çocuk Köyünde kalan 12 kız çocuğuna tecavüz ve cinsel tacizde bulunulduğu ortaya çıkarılmasından sonra, soruşturmayı sürdüren Cumhuriyet savcısınıun talimatı üzerine, ifadelerde adı geçen onlarca kişi gözaltına alınmıştı. İlçenin en tepedeki mülki amirinden en alttaki işçiye kadar birçok kişinin adı karıştığı rezalet skandal boyutlarını dahi aştı. Refah-yol hükümeti döneminde inançlarımıza ve örfümüze uygun olmadığı için bu Batı menşeli Çocuk Köyü Projesi'nin uygulanmasına izin verilmemişti. Mesut Yılmaz'ın Başbakan olduğu Anasol-D Hükümeti ise 1997 Aralık'ında şaşaalı bir şekilde köyü açmıştı. 28 Şubat sürecinde tetikçi gazetelerinin, "Refah-yol'a inat bu çağdaş proje uygulamaya geçti" diyerek zil takıp oynadığı Urla'daki çocuk köyünün bugünkü hali ortada! İnatla yapılan bu işte kimsesiz çocuklar, kız erkek karışık olarak aynı çatı altında 18 yaşına kadar, bir aile gözetimine veriliyordu. Medya ısrarla, bu projeye izin vermeyen Refahyol Hükümetinin yöneticilerinden görüş almıyor ve özür dilemeye yanaşmıyor. Projeyi başlatan Devlet Eski Bakanı Hasan Gemici bile medyanın aklama girişimlerine konu olurken, Refahyol hükümetinin duyarlı politikacı ve bürokratlarının görüşüne başvurulmuyor.

Lions Kulübü'nün de Barbaros Çocuk Köyü'nün kurucu Vakfı arasında bulunduğu ortaya çıkarken, Yeni Şafak'tan Taha Kıvanç, bu "özür" mevzusunu köşesine taşıdı.

Hürriyet ise hala çirkin rezaletin faillerini deşifre etmek yerine, skandalı ortaya çıkaran gazeteleri töhmet altında koyma telaşında...![2]

Haklı uyarılara kulaklar tıkandı. Olan çocuklara oldu...

Sadece çocuklar masum

Çocuk köyü projesinin uygulanmasına izin vermeyerek protokolleri iptal eden Refahyol Hükümetinin SHÇEK'ten sorumlu Devlet eski Bakanı Prof. Dr. Sacit Günbey, "İşte Hasan Gemici zihniyetinin sonucu bu. Bizim aldığımız kararın ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle SOS köylerinin hemen kapatılması ve devletin denetimine alınması gerekir " diye çağrıda bulundu.

Prof. Dr. Sacit Günbey iktidara geldiklerinde, İstanbul'da bulunan SOS Çocukköyü'nün faaliyette olduğunu, İzmir'dekinin de faaliyete açılmak üzere olduğunu söyledi. Bu köylerin bir takım özel vakıflar tarafından işletmesinin öngörüldüğünü belirten Günbey, İzmir'deki SOS Köyü'nde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu'nun kaynaklarıyla yapılan binaların bulunduğuna işaret etti. Bu binaların o vakıflara tahsis edildiğini söyleyen Günbey, devletin tahsis ettiği binada yine devletin verdiği personel ile buralarda, korunmaya muhtaç çocuklara bakılmasının öngörüldüğünü söyledi.

"Bu çağda bu kafa" diye manşet atıldı

Sacit Günbey şöyle konuştu:

"Ve kız- erkek çocuklar aynı bina içerisinde yatırılmak suretiyle, korunmaya alınacaktı. Biz hükümetteyken bunların protokollerini iptal ettik. Böyle bir şey olamaz dedik. Ortak kalmayı gerekçe gösteremezdik. Çünkü bu geçerli bir gerekçe olmazdı"

Günbey, gerekçe olarak ise SHÇEK Kanunundaki, ‘Devletin korunmaya muhtaç çocukları kendisi koruduğu, özel herhangi bir şirket veya vakfın bunu yapamayacağı, devletin buna müsaade etmeyeceği' hükmünü gösterdiklerini ifade etti. Günbey, özel sektörün bu şekilde hizmet etmesine izin verildiği takdirde bu kurumlarda çocukların ‘örgüte eleman yetiştirmesi'nin yolunun açılacağı gerekçesiyle buna devletin müsaade etmediğini dile getirdi.

"Protokoller kanuna aykırı olarak imzalanmıştır dedik ve bu protokolleri iptal ettik" diyen Günbey, bu konuda haklı oldukları için de karşı tarafın mahkemeye gidemediğini ifade etti. Bu kararı verdikten sonra bir takım gazetelerin kendileri hakkında manşetler attıklarını söyleyen Günbey, ‘Bu çağda bu kafa' manşetini atan Hürriyet'e karşı açtığı manevi tazminat davasını kazandığını hatırlattı.

Bizim aldığımız Kur'an'lar yok edildi

ANASOL-D Hükümetinin Bakanı Hasan Gemici'nin ise Çocukköyünün açılışında ‘İşte biz bu zihniyetle mücadele ettik' dediğini hatırlatan Günbey, şöyle konuştu:

"Biz o yurtlarda, yuvalarda yaşayan çocuklara ilmihaller, Kur'anlar, tefsirler almıştık. Onların hepsini yok ettiler, imha ettiler. Çocuklar maneviyatsız yetişsin diye. Şimdi bu köylerde çocuklara tecavüz ediliyor. Hatta pazarlanıyormuş. Biz geldiğimizde, İzmir'de devletin yurtlarında kız çocukları gece dışarı çıkarılıyordu. Serbest, ne zaman gelirse. Biz geldik ve böyle bir şey olur mu dedik. Onlar dışarı çıkmayacak dedik. O zaman özgürlükler kısıtlanıyor, böyle şey olur mu? diye üzerimize geldiler. Biz de dedik ki, siz kendi çocuklarınızın gece dışarı çıkmasına izin veriyor musunuz? Hasan Gemici'nin açtığı zihniyetin sonucunda bu ortaya çıkmıştır. Bizim haklı olduğumuz ortaya çıktı"

Ahlaki ve manevi değerlere bağlı gençlik yetiştirmenin önemine dikkat çeken Sacit Günbey, Refahyol döneminde çocukların yetişmesinde bu prensiplerden yola çıktıklarını anlattı. Ancak materyalist anlayışta, yetiştirilen çocukların bir meta olarak görüldüğünü söyleyen Günbey, " O zaman da bu sonuçlar ortaya çıkıyor. İşte bu, o zihniyetin ürünüdür. Bu nedenle SOS köylerinin hemen kapatılması ve devletin denetimine alınması gerekir" diye konuştu. Günbey, Refahyol döneminde görev alan ahlaklı ve maneviyatçı yönetici ve personelin hepsinin ya sürgün edildiğini ya da teşkilattan kovulduğuna da dikkat çekti.[3]

İstanbul ve İzmir'deki "Çocuk köyleri Projesi"nin sahibi vakıf, Lionslar'ın çıktı

Rezalette Lions parmağı

 İzmir'in Urla ilçesindeki Barbaros Çocukköyü'nde yaşanan ‘kız çocuklarına tecavüz' rezaleti, tüm gözleri köyün işletmecisi konumunda bulunan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı'na çevirdi. Yapılan araştırmaya göre, sözkonusu Vakfın Lions Kulübü'nün 15 vakfından birisi olduğu ortaya çıktı. İstanbul ve İzmir'deki Çocukköylerinin kurucusu olan vakfın, Mütevelli Heyeti üyeleri arasında ise Türkiye'deki Yahudi işadamlarından Nesim Levi de yeralıyor. Levi, 2000 yılında Tülay Aktaş İzmir Gönüllü Kuruluşlar Güçbirliği tarafından düzenlenen Tülay Aktaş'ı anma toplantısına Vakfı temsilen katılarak bir konuşma yapmıştı. Lionslar, ayrıca geçen yıl İstanbul Bolluca'daki Çocuk Köyüne giyecek, kırtasiye ve para yardımında bulunmuştu.

Refahyol izin vermedi

Refahyol Hükümeti döneminde protokoller iptal edilerek açılmasına izin verilmeyen ancak Hasan Gemici döneminde faaliyete geçirilen Çocukköyleri'nin arkasında Lions Kulübü çıktı. Türkiye'de sahipsiz çocuklara bakmakla yükümlü kurum sadece SHÇEK olmasına rağmen; özel bir girişimle oluşturulan İstanbul ve İzmir'deki bu 2 Çocukköyleri projesi, Avusturya merkezli bir uluslararası kuruluştan esinlenerek hayata geçirildi. Viyana'daki SOS Uluslararası Çocukköyleri Birliği (SOS Kinderdorf International) Türkiye'deki gibi 29 müslüman ülkede çocuk merkezlerinin kurulmasına yardım etmiş ve hala da devam ediyor. Başka bir iddia ise, Dünya Kiliseler Birliği'nin bu projeyi desteklediği yönünde.

Soruşturma başlatıldı

İzmir'in Urla ilçesindeki Barbaros Çocuk Köyü'nde 4-17 yaşındaki çocuklara cinsel taciz ve tecavüz iddiaları geçtiğimiz günlerde ortalığı karıştırmış ve olaydan sorumlu olduğu gerekçesiyle 26 kişi gözaltına alınıp sorgulanmış, 14 kişi tutuklanmıştı. Kaymakam ve köy müdürü başta olmak üzere Köy'ün birçok görevlisi hakkında soruşturma başlatılırken, bakıcı anne ve çalışanlar da bildikleri halde adli makamlara ihbarda bulunmadıkları iddiasıyla sorgulanmıştı. Köyün kurulmasını sağlayıp, yaklaşık 8 yıldır işleten Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı ise, gözaltı ve soruşturma haberlerinin tamamen perde arkasında kaldı.

Kız Ve Erkek Çocuklar Aynı Evde

Lions Kulübü öncülüğünde 1979 yılında kurulan Vakıf, yaklaşık 26 yıldır faaliyetlerini sürdürüyor. Vakıf, 1988 yılında ilk kez olmak üzere, Viyana merkezli bir kuruluşun Uluslararası SOS Çocukköyleri modelini Türkiye'de aynen uygulamaya karar verdi.

Türk gelenek ve görenekleriyle yakından uzaktan alakası olmadığı şeklinde eleştirilerin yapıldığı Çocukköylerindeki temel prensipler şunlar:

  • Yardıma ve korunmaya muhtaç çocuklar vasilerinin noter muvafakatnamesi ile köye alınırlar. Her aile evinde Türkiye'de ilk defa uygulanan "koruyucu annelik" mesleğini benimsemiş, konuyla ilgili eğitimciler tarafından eğitilmiş anneler bulunmaktadır. Bu anneler orta öğrenimlerini tamamlamış, dengeli karakter özelliklerine sahip, sağlam ahlaki prensipleri olan bekar, dul veya boşanmış, 25-40 yaş arası Türk vatandaşlarından seçilmektedir.
  • Çocukköyündeki her aile evinde 8-10 çocuk anneleriyle beraber müstakil evlerde yaşarlar. Çocukköyüne gelen anne sevgisine muhtaç çocuk, yeniden kendisini sevecek ve sağlıklı büyümesiyle ilgilenecek, ona güven verecek bir anneye kavuşur.
  • Değisik yaşlarda kız ve erkek çocuklar dayanışma içinde birarada büyürler, özkardeşler birbirinden ayrılmazlar. Çocukköyü ailelerinin yaşamları, bilinen aile ortamlarından çok farklı değildir. Çocuklar, güne annelerinin hazırladığı kahvaltı ile başlar ve okullarına giderler. Daha sonra yemek, temizlik, alışveriş gibi günlük işler, her evde oldugu gibi çocukköyündeki evlerde de, anneler tarafından yapılır.
  • Çocukköyleri, çocukların çevreye ve topluma uyum sağlayabilmeleri için aynı alan içinde 10-12 evden oluşur. Burada yasayan çocuklar yöredeki okullara giderler ve toplumun sosyal, kültürel hayatına katılırlar. Çocukköyü yöneticisi, köyü idare eder ve çocuklar için "baba" konumundadır. Ailesiyle birlikte Çocukköyü'nde ikamet eder.
  • Çocukköyüne 0-8 yas arası kimsesiz veya yarı yetim, ruhen ve bedenen özürlü olmayan, yardıma muhtaç çocuklar alınmakta ve hayatlarını kendi başlarına idare edebilecek duruma gelinceye kadar (yüksek tahsil dahil) Vakfın güvencesinde yasayabilmektedirler.
  • Vakıf, İstanbul'daki Gaziosmanpaşa ilçesindeki Bolluca Köyü'nde ve İzmir'in Urla ilçesindeki Barbaros Köyü'nde bulunan iki Çocukköyü'nü işletiyor. İki köyde, yaklaşık 200 erkek ve kız çocuk kalıyor. Bolluca'da 12, Barbaros'ta ise 10 aile evi bulunuyor.

Lionslardan Destek

Vakfın arkasındaki Lionslar, iki Çocukköyüne de maddi destek veriyorlar. ‘Hizmet Ediyoruz' sloganı ile hareket eden Anadolu Yakasındaki 28 Lions Kulübü, geçen yıl Bolluca'daki Çocukköyü'nde yaşayan çocuklara çeşitli yardımlarda bulundu. Buna göre, yaka kulüplerinden dokuz tanesi biraraya gelerek çocuklara, kırtasiye, gömlek, önlük, çanta, ayakkabı, giyim eşyası yardımı yaptı. Başka bir dokuz kulüp ise, 12 çocuğun yıllık sponsorluk ücreti olan çocuk başına 75 dolar ve ev sponsorluğu ücreti olan 500'er dolar ödedi.

İşte Lionsların Vakıfları

Türkiye'de Lions Hareketi, 1963 yılında Prof. Dr. Fahrettin Kerim GÖKAY'ın önderliğinde Istanbul Milletlerarası Lions Kulübünün kuruluşu ile başlatıldı. Bugün Türkiye'de 374 Lions Kulübünde, yaklaşık 12 bin 500 Lion (Lions kulübü üyesi) bulunuyor. Vakıfları ise şunlar:

  • Türk Lions Vakfı
  • Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı
  • Türk Böbrek Vakfı
  • Göz Nurunu Koruma Vakfı
  • Tülbek Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı
  • 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı
  • Ege-Akdeniz Hizmet Vakfı
  • Lions ve Leo Kulüpleri Yönetim Çevresi Sağlık Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı (LISES)
  • Lions Istanbul Anadolu Yakası Sosyal Hizmet Vakfı (LIAY)
  • Türk Kalp Vakfı
  • Türk Körler Vakfı
  • Altı Nokta Körler Vakfı
  • BEMEV(Bağımlılığı Engelleme, Mücadele ve Eğitim) Vakfı
  • Tikrev Türkiye İşitmeyi Koruma Rehabilitasyon ve Eğitim Vakfı
  • Lions Göz Bankası Vakfı[4]

‘Soruşturma son noktaya kadar gidecek'

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Emin Özler, Barbaros Çocuk Köyü'ndeki taciz iddialarıyla ilgili açıklamasında, Urla Cumhuriyet Savcılığı'nın soruşturmayı olayların ulaştığı son noktaya kadar götüreceğini söyledi.

Cinsel taciz ve ilişkiye girme iddialarının Urla Savcılığı tarafından titizlikle araştırıldığını ifade eden Başsavcı Özler, ilçeye giderek incelemelerde bulundu. Soruşturmayı yürüten Urla Cumhuriyet Savcısı Murat Gök'ten konuyla ilgili bilgi alan Özler, soruşturmayı başından beri yakından takip ettiğini belirtti.

Özler, 26 zanlı tespit edildiğini kaydetti. Bunlardan 14'ünün tutuklandığını aktaran Özler, "Çocuk mahkemesinde yargılanması gerekecek yedi çocuk sanık, yaşlarının küçük olması sebebiyle tedbir kararıyla başka bir kuruma gönderildi. Çok hassas bir konu. Çocuk köyünde kalan ve okula devam eden çok sayıda çocuk var, onların da psikolojisi gözönünde bulundurulmalı. Olayı soruşturan arkadaşımız bunun bilincinde. Bütün deliller değerlendirilerek adli yönden ne gerekiyorsa yapılıyor." dedi.

Yeni gözaltılar olabilir'

Soruşturmayı yürüten Urla Cumhuriyet Savcısı Murat Gök, çocuk köyünde kalan bir erkek çocuğun kendine yönelik taciz iddiaları bulunduğunu ve bununla ilgili soruşturmanın devam ettiğini söyledi. Gök, soruşturma kapsamında 4-5 kişinin daha arandığını ve yeni gözaltılar olabileceğini belirtti. Savcı Gök, "Olayın mağduru olan ve iddia sahibi bazı kızlara, kanun gereği bekaret kontrolü yapıldı." dedi.

Çocukların okulları değiştiriliyor

İzmir'in Urla ilçesindeki Barbaros Çocuk Köyü'ndeki cinsel taciz ve ilişkiye girme iddialarının ardından, burada kalan ve çeşitli okullarda öğrenim gören öğrencilerin okullarının değiştirilmeye çalışıldığı ortaya çıktı. Urla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, köyde kalan 80 öğrencinin 67'sinin Urla'daki yedi okulda öğrenim gördüğünü ifade etti. Yetkililer, psikiyatristler gözetiminde bulunan öğrencilerin okulunun değiştirilmeye çalışıldığını vurguladı. Yetkililer, köyde kalan çocukların, arkadaşları tarafından dışlanmaması ve alay konusu olmaması için okulların değişmesi gerektiğini belirtti.

Çocuklara psikolojik destek

İZMİR/ İzmir'deki bazı sivil toplum kuruluşları, Urla İlçesi'ndeki Barbaros Çocuk Köyü'ndeki ‘'cinsel taciz ve ilişkiye girme'' iddialarıyla psikolojik tahribata uğrayan çocuklara psikolojik ve sosyal destek verme kararı aldı.

İzmir Yerel Gündem 21 Aile Sağlığı Çalışma Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Nurselen Toygar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çocuk Köyü'nde yaşanan olayların İzmir'in yarası olduğunu, bu yaranın sarılmasına yardımcı olmak istediklerini söyledi.

Toygar, Türk Kadınları Birliği Bornova, Karşıyaka ve Urla şubeleri, İzmir Hastaneleri Gönüllü Anneler Derneği, Türkiye Aile Planlaması Derneği İzmir Şubesi, Bornova Kadınları Kültürel ve Dayanışma Derneği temsilcileriyle yaptıkları görüşmede, çocuklara destek verme yönünde karar aldıklarını ifade etti.

Rezaletin Arkasında Misyonerler mi var?

Türkiye, Refah-Yol Hükümeti'nin "inançlarımıza ve örfümüze uygun değil" diye izin vermediği ve ANASOL-D Hükümeti döneminde açılan Urla'daki Barbaros Çocuk Köyü Skandalı ile çalkalanıyor. "Çocuk Köyü" projesinin arkasındaki esas destekçinin Avusturya'da yerleşik SOS adlı vakıf olduğu ortaya çıktı. Vakfın bir "misyoner örgütü" olduğu ve adındaki "SOS" harflerinin açılımının ise İncil'de geçen "save Our Souls" duası olduğu belirtildi.[5]

İstanbul Milletvekili Emin Şirin'den Diyanet'e "meal" sorusu

Diyanet İşleri işini yapıyor mu?

Türkiye'nin en önemli kurumlarından birisi olan Diyanet İşleri Bakanlığı, görevini gerektiği şekilde yapamıyor. İstanbul Bağımsız milletvekili Emin Şirin, bu kurumun çalışmalarını düzenleyen kanunun Din İşleri Yüksek Kurumu'nun görevleri arasında saydığı "dini faaliyetleri, neşriyatı ve dini propaganda mahiyetindeki çalışmaları değerlendirmek ve sonucunu Başkanlığa sunmak" hükmünü yerine getirmediğini söyledi.

Birbirine 180 derece zıt görüşleri okuyunca, en yetkili organ olan Diyanet İşleri Başkanlığı'na "Piyasada kaç Kur'an-ı Kerim meali, kaç tefsir var? Bu meal ve tefsirler, 633 sayılı kanunun ilgili fıkraları gereği değerlendirilmiş midir?" diye soran Şirin, aldığı cevap karşısında çok şaşırdı.

Şirin, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilen cevapta, "Dini, ilmi faaliyetlerin, neşriyatın ve dini propaganda mahiyetindeki çalışmaların tamamının, Kurumun mevcut personeli, bütçe ve teknik imkanları ile takip edilmesi mümkün değildir" denildiğini hatırlattı ve şöyle devam etti:

""Nüfusunun yüzde 99'unun Müslüman olduğu söylenilen ülkede, 50 adet Kur'an meali, 20 adet Kur'an tefsiri bulunuyor. Üstüne üstlük, verilen cevapta belirtildiği üzere, sözkonusu meallerin bazılarının değişik baskılarında, bir öncekine göre farklı yorumlar bulunuyor. Vatandaş bunlardan hangisine itimat edip okusun!

Daha Kur'an-ı Kerim'in mealine sahip çıkamayan bir Diyanet ve bu Diyanet'in bağlı olduğu hükümet, kurban kesimini nasıl organize edecek Allah aşkına?"

Ermeni ve Rum Patrikhanelerinin dini faaliyetlerinin nasıl takip edildiğini de soran İstanbul milletvekli Şirin, "Hatta Protestan ve Katolik misyonerlerin faaliyetleri nasıl takip ediliyor? Bahailerin, Yahova Şahitlerinin dini faaliyetleri ve propagandaları nasıl takip ediliyor? Cevaplardan anlıyoruz ki, takip edilmiyor!" şeklinde konuştu.

Yeni sorular

Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın'a Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde iki yeni soru yönelten Emin Şirin, başvurusunun sözkonusu meal ve tefsirler için "kişinin inceleme talebi" olarak değerlendirilmesini istedi. Şirin, kanunun amir hükmü gereğince, Müslümanlık haricindeki dinlerin ve din dışı olmakla birlikte dini faaliyet gibi takip edilmesi gereken Satanizm gibi olguları, faaliyetleri ve neşriyat hakkında ne yapıldığını sordu ve ekledi:

"Mevcut durum ve aldığımız cevaplar görevi ihmal sonucunu ortaya çıkarıyor. Hatta tedbir alınmazsa, görevi suistimal durumu ortaya çıkar. Bakanlığınız bu durumda ne gibi tedbirler almayı düşünüyor?"[6]

 

 



[1] Yeni Şafak / 04.02.2005 / Taha Kıvanç

[2] Milli Gazete / 05 02 2005

[3] Milli Gazete / 04 02 2005

[4] Milli Gazete / 04 02 2005

[5] Milli Gazete / 05 02 2005

[6] Milli Gazete / 01 02 2005


Bu yazarin diger makaleleri

ÇUVAL SAVAŞI VE TÜRKİYE'NİN RÖVANŞI
  Hatırlanacağı gibi Güneydoğu'da sınıra yakın dolaşan bir grup Amerikalı subay...
Devami
PAKİSTAN-AFGANİSTAN PAZARLIĞI
  Afganistan ve Pakistan, sözde ‘terörizmle mücadele' için bir araya...
Devami
İŞTE MÜZAKERE ÇERÇEVE BELGESİ ve İÇERİSİNDEKİ BİT YENİKLERİ
  İşte Müzakere Çerçeve Belgesi ve İçerisindeki bit yenikleri: Müzakerelerin...
Devami
"GERÇEK HAYAT" DERGİSİNİN DENSİZLİĞİ
  Gerçek Hayat Dergisi 23 Nisan 2004 tarihli ve 183...
Devami
"HAZNEVİ"LER SURİYE'NİN ŞEYH SAİDİ Mİ YAPILMAK İSTENİYOR?!..
  Hazneviler dediğimiz sadece Suriye ve Irak'ta değil, Türkiye'de de...
Devami
TAYYİB BEY'İN TABİATI: Her Sözünden Geri Adım Attı!
  "Bir bölen olmayacağım... FP içinde bir parçalanma, bölünme gerçekleşmez. Boşuna...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6074

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR