Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1570
mod_vvisit_counterDün9526
mod_vvisit_counterBu Hafta20973
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay11096
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16785451

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 02 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12194269

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

İSRAİL İÇ SAVAŞA DOĞRU GİDİYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Şu günlerde İsrail'de herkes yeni bir savaştan bahsediyor. En çok izlenen televizyon kanallarından biri konuyu, ayrıntılı şekilde ele alıp dizi programlar halinde izleyicilerine sunmuş. Bahsedilen muhtemel savaş, Filistin ya da Araplarla ilgili yeni bir savaş değil, ya da İran kaynaklı nükleer bir tehdit değil, Filistin'de yaşanan kanlı çatışmalardan da bahsedilmiyor. Yakında gelecek olan iç savaştan bahsediliyor.

 

Bu, ne İsrail medyasının şişirilmiş duyarlılıktan ne de Şaron'un abartılı politikasının iddialarından biri ya da yerleşimciler tarafından ortaya atılan yeni bir tehdit girişimi söylentileri hiç değil. Daha birkaç ay öncesi hiç ihtimal verilmeyen bu söylentiler, şimdilerde birden bire ciddiye alınan en önemli gündem maddesi olarak ciddi şekilde tartışılır oldu. Basbayağı gerçek bir İsrail iç savaşından bahsediyoruz.

İsrail Meclisi Knesset'te ve kabine toplantılarında tartışılan, müzakere edilen sözler, televizyon talk show programlarına, gazete ve editör sayfalarına taşınarak en önemli gündem konusu olarak işleniyor. Genelkurmay Başkanlığı açık bir ifade ile ordunun bölünebileceği uyarısında bulunurken, bakanlardan biri ‘İsrail için böyle bir ciddi tehdidin mevcut olduğu' ifadesine yer verdi. Adı açıklanmayan diğer bir bakanlık yetkilisi de İspanya'daki iç savaş örneğini vererek endişelerini dile getirdi.

İsrail İç Güvenlik birimi Şin Bet, bütün bu olasılıklara karşın harekete geçerek çok sessiz ve derinden tedbirler almaya başladı bile. Hapishane müdürlüklerine olası toplu tutuklamalara karşı hazırlıklı olma konusunda daha geniş imkânlı servisler için emir ve uyarılarda bulunurken, ordu liderleri de muhtemel bir duruma karşı asker sayısını arttırıp, 10 bin kişilik bir yedek ordu kuvveti oluşturmayı planlıyor. Evet... Gerçekten de önemli bir tehdit bu.. Bir anlamda mevcut ortama bakıldığında şu andan itibaren korkulan akıbetin süreci başlamış gibi görünüyor ve cereyan eden olaylardan, İsrailli her hangi bir vatandaş bile er ya da geç olması beklenen sivil savaşın sezgilerini artık algılayabiliyor.

Zira iç savaşın tohumları daha, ilk yerleşim merkezi, işgal altındaki bölgelere konduğu zaman atılmıştı. Ki o tarihlerde Knesset meclisinde başbakana uyarılarda bulundum. Ve kendisine ‘'Siz bir mayın döşüyorsunuz ve günün birinde bunları sökmek zorunda kalacaksınız. Eski bir asker olarak sizi uyarmama izin verin. Çünkü dünyanın en tatsız işlerinden biri mayın sökmektir. Mayın konması en kolay ancak sökülmesi ise en berbat iştir'' dedim. O tarihten bu yana yüzlerce mayın döşendi. Bu mayın tarlaları şimdi, şu anda bile genişletiliyor. Ve radikal kaçıklar tarafından bu iş ilerletildi, genişletildi. ‘'Bizim amacımız Allah'ın bize vaat ettiği bu (Arz-ı Mev'ud) topraklardan Arapları sürmektir'' şeklindeki amaçlarını da aleni bir şekilde söylediler.

Hiçbir zaman da söylemekten kaçınmadılar. Yani tamamen, dini sapkınlardan bahsediyorum. Ve bunlardan biri bir süre önce televizyon ekranlarına çıkarak ‘'Vaat edilen topraklar, sadece İngiliz mandası altında bulunan Filistin toprakları ile sınırlı değildir. Filistin ile birlikte Ürdün, Lübnan, Suriye ve Sina Yarımadası'nın kapsamına giren topraklara kadar uzar. Yani Allah'ın vaat ettiği sadece işgal altındaki toprakların bize ait olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.'' şeklinde beyanatların yanı sıra bir başkası da Tevrat'tan alıntılar yaparak ‘'Biz buraya sadece bize miras kalan ülkeyi değil aynı zamanda ötekileri de bu mirastan kovmak için buradayız.''

Gush Şalom, (Barış) hareketini de söylemişti. Barış girişimcisi gruplar bunu desteklediler. İşçi partisi de ‘'Bu plan iyidir, kendi planımızdır... Ve artık Şaron hükümetini desteklemek görevimizdir'' şeklinde beyanatlarla böbürlenip, kendine mal edip planı desteklediler. Bunun, planın tam tersi gizli bir amaç için yapıldığını söyleyen ve plana karşı çıkanlardan biriydim. Bu aslında sağcı bir plandır ve Batı Şeria'nın büyük bir kısmını ilhak etmeye ve barış sürecini tamamen gömmeye, aynı zamanda hem İsrail'i hem de dünya kamuoyu ve medyayı da aldatmaya yönelik bir plandır. ‘' demiştim.

Geri Çekilme Planı, Barış Sürecini Dondurmaktır

Bütün bunları nereden bilebilirim diye sorarsanız. Çünkü Şaron'u tanıyorum ve onu 50 yıldır takip ediyorum, hakkında üç büyük biyografik makale yazdım. Ne düşündüğünü ve nasıl çalıştığını biliyorum. Bu da yeterli bir dayanaktır. Bütün bunları sadece ben söylemiyorum. Mesela; Dove Waizglas bu söylediğim her şeyi doğruladı. Kendisi, Haaretz'e verdiği bir demeçte ‘'Bu tek taraflı geri çekilme planının, aslında barış sürecini dondurmak olduğunu ‘' açıkça söyleyerek asıl amacın, görüşmeleri bloke etmek ve Filistinlileri daha on yıllarca bu donmuş süreç içinde alıkoymak olduğunu ve Batı Şeria'nın kaderi hakkında herhangi bir tartışmayı önlemek olduğunu belirtti. Waizglas aynı zamanda da ‘'İsrailli yerleşimcileri bir şekilde uzatıp Filistin de gelecekte muhtemel bir Filistin devletini kurulması önünde en büyük engel olarak görmek istediğini''söyledi.

Beni doğrulayan Dove Waizglas, alelade biri değil. Şaron'un çok yakın arkadaşı ve hukuk danışmanı. Ve Şaron üzerinde en çok etkin isim. Yani Şaron'un kümesindeki tilki, işte bu isimdir. Ve Haaretz'e verdiği bu son açık sözlü demeç, nihai kelimedir. Şu anki Barış (Şalom) hareketi içindeki safları olduğu gibi, o kadar da saf olmayan Şimon Perez gibi İşçi Partilileri de tamamen açığa çıkartmıştır ama George Bush'u ve diğer dünya liderlerini bunu ciddi bir barış planı olarak önümüze sunan bu yalana, zavallı Collin Powell' ı da ekleyerek tarihi bir şey gibi nitelemişti, hepsini perişan etmişti.

İletişim kurabildiğimiz Yahudi yerleşimcilerin bir bölümü aslında o kadar da fanatik değillerdi. Oraya yerleşmelerinin nedeni, son derece pahalı olan lüks villaların, yönetim tarafından kendilerine hediye edilmesi ve konforlu bir yaşam tarzının cazibesine kapılmaları idi. Hükümet tarafından hazırlanan bu lüks yerler hazırlanıp start verildiğinde yerleşimciler buraya gelip taşınacaklardı.

Ayrıca, İsrail'in acayipliklerle dolu demokrasi anlayışına baktığımızda, hiç kimse İsrail ordusu askerlerine karşı ellerini havaya kaldırmaz. Knesset meclisi ve hükümeti yerleşimcileri tahliye kararı aldığında bu duruma riayet edeceklerdir. Belki 1982'de Batı Sina bölge tahliyesinde olduğu gibi, biraz hengameli patırtı ve sokak gösterileri olabilir, ancak genelde gün sonunda her şey normale dönecektir.

Savunma Bakanı Şimon Perez Filistin halkının bulunduğu Batı Şeria'nın Kedumim bölgesindeki ilk yerleşim hareketi fikrini kafasına soktuğu günden beri yerleşimciler tepelerin aralarında birer mantar gibi bitiverdiler. Her bir yerleşimci, Filistin topraklarını ve akan su yataklarını yavaş yavaş gasp ederken, kesip talan ettikleri köy yollarının yerine yaptıkları yeni yollar ile Filistinlileri ablukaya aldılar. Bu tehlikenin farkına vardığımızda ise çok az bir bölüm yerleşimcilerden destek görmüştük. Gerçi bu fanatik yerleşimciler kendilerine yönelik bölgeyi boşaltma girişimine karşılık direnç göstereceklerdir, fakat fazla bir problem olmayacaktır. Çünkü İsrailli vatandaşların büyük çoğunluğu onları çılgın birer tarikat mensubu olarak gördüklerinden yerleşimcilere nefret besliyorlardı.

Bu pek tabi tehlikeli bir saplantı gibi görünebilir. Fakat bir Karl Marx'ı gözlemlediğimizde, insanların bilinçlerinin, üst mevkiler tarafından belirlendiğini fark ederiz. İşçi Partisi hükümeti tarafından yönlendirilen Batı Şeria ve Gazze'deki başarılı üyeleri, şimdi eski faşist haham Meir Kahane'nin en sadık yandaşları olarak anılmaktadır.

Yerleşimciler ve onların İsrail'deki Yeşivot öğrencileri ile beraber şimdi yarım milyon insan, güçlü bir Hıristiyan teşkilatı haline gelebilirlerdi. Ve şu anda yerleşimciler bu tehdidi sadece bir şantaj ve caydırma aracı olarak kullanıyorlar ama her hangi bir şekilde fiiliyata geçtiğinde, yerleşimcilerin bu topraklardan çıkmaması durumunda da ‘'büyük ayaklanma'' diye adlandırdıkları şey ortaya çıkacak. Bu da an meselesidir artık. Yani fikir çatışmasından, iç savaşa...[1]



[1] Milli Gazete / 02 02 2005 / Ury Avnery'den Çeviren: remzi Bozacı


Bu yazarin diger makaleleri

AB'DEN HİBE ALAN GAZETECİLER
Avrupa Birliği'nin kiralık kalemleri ve Müslüman-Türk görünümlü misyonerleri olarak eğitilen...
Devami
SEVENLERİNİN DİLİNDEN FETHULLAH GÜLEN
  Kucağına sığındığı ve "insanlığı sahili selamete çıkaracak geminin kaptanı"...
Devami
HİZB-UT TAHRİR Mİ, HİZB-UT TAHRİP Mİ?
  Bir acayip hilafet istismarcısı: Hizb-ut Tahrir Fatih Camii'nde yapılan eylem...
Devami
KURTULUŞ SAVAŞINDA LİBYALI ŞEYH SÜNUSİ!
  Milli Mücadeleyi şahlandıran din adamlarından Tarikat Lideri ve Atatürk'ün...
Devami
ÇAĞLAYAN MİTİNGİ VE DİLİPAKIN TEPİNMESİ
Çağlayan mitingi bir kez daha herkesin ayarını ve miyarını ortaya...
Devami
GAZZE TUZAĞI GERİ TEPİYOR VE İSRAİL İÇ SAVAŞA DOĞRU GİDİYOR!
  Ahmet Akgül Hocamız, 6 ay önce Şaron'un Gazze'den çekilme...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5169

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR