Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün4135
mod_vvisit_counterDün6515
mod_vvisit_counterBu Hafta34565
mod_vvisit_counterGeçen hafta41908
mod_vvisit_counterBu Ay22824
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15663455

IP'niz: 3.235.239.156
Bugün: 04 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11753182

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

İLİM VE EĞİTİM DÜZENİ ADİL DÜZENDE İLİM VE EĞİTİM SİSTEMİ ŞÖYLE OLACAKTIR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

"İlmi düzen", genel düzenle uyum içinde olacak, ancak bağımsız hareket edecektir

Esas görevi, her konuda araştırıp doğruyu bulmak ve göstermek ve gerçek ilim adamları yetiştirmektir. Ülkemizin her türlü sıkıntı ve sorunlarını önce tespit ve teşhis edecek sonra da önem ve öncelik derecesine göre bunlara çözüm ve çareler üretecek bir yapılanma öngörülmektedir

Bugünkü ilim ve eğitim kurumlarında ve müfredat programlarında görülen, dağınıklık ve irtibatsızlık giderilecek. İmkan, eleman, zaman ve beyin israfı önlenecek. Ezbercilik ve taklitçilik dönemi, gereksiz ve geçersiz bilgi hammalı yetiştirme devri bitecektir.

Gençlik farazi ve fantazi şeylere uğraşmak yerine çağdaş araç ve gereçlerle ve modern tekniklerle çalışarak 1- ülkede altyapı, işsizlik, sağlık ve eğitim hizmetlerindeki geriliklere... 2- Hava ve çevre kirliliği, savunma ve mazluma sahip çıkma konularındaki yetersizliklere... 3- Sosyal ve siyasal hayattaki düzensizlik ve dengesizliklere... 4- Tarım, sanayi ve teknoloji kalkınmasında önem ve öncelik arz eden problemlerin halledilmelerine gayret ve hizmet edeceklerdir.

İlim insanlığın ortak malı olduğu için:

a - "ilmi verilerin gizlenmemesi" ve yapılan deney ve araştırma neticelerinin herkesin istifadesine arz edilmesi için bir "PATENT VAKFI" kurulması

b - Ülkede ve yeryüzünde geçerli olacak bir "Ortak ilim dilinin" geliştirilmesinin sağlanması

c - Ve uluslararası bir "BİLGİ BANKASI"nın oluşturulması hedeflenmiştir.

İlim adamlığı ve ciddi araştırmacılık dolgun ücret, yüksek itibar, gerekli yetki ve dokunulmazlıklarla desteklenecektir. Eğitim ve öğretimin sürekliliği sağlanacak, hayat boyu herkes için ve her konuda bilgi ve becerilerini geliştirme imkanları getirilecektir.

·                     TEMİNATLI ÖĞRETİM

Adil Düzen'de çok orijinal ve olumlu bir "TEMİNATLI ÖĞRETİM VE "EHLİYET" SİSTEMİ" öngörülmektedir. Şöyle ki, her şeyin bir değer ölçüsü vardır. Uzunluk metre ile, ağırlık kilogram ile sıcaklık santigrat ile ölçüldüğü gibi, ilmi seviyeyi ölçen araç ise "ehliyet"tir. Yani her meslek sahibinin, kendi alanında sürekli yenilenmesi ve yeterli hale getirilmesi esas prensiptir.

Bilindiği gibi tarihi süreç içerisinde;

a - Önceleri çeşitli yollarla bilgi edinenler ve bir konuya aklı erenler ortaya çıkıp konuşuyor ve onların etrafında meraklı ve merbut (bağlı) halkalar oluşuyordu.

b - Daha sonra tedris (ders verme) dönemi başladı. Bu devrede daha yararlı ve başarılı hocalar, haliyle tercih edilir oldu. Bunlar çocuklara öğretmen, büyüklere vaizlik yapıyordu.

c - İlim, giderek bir meslek halini aldı ve ilmi otoriteler arasında tartışmalar ortaya çıkınca da "ilmi ekoller" oluşmaya başlıyordu.

d - Artık bu ekollerde "Talebe - üstat" ayrımı ve ilim ehlinin seviye ve sınıf tespiti yapılır oldu.

e - Böylece "Bilmiyorsanız sorun" emri ve ilkesi gereğince sorulara, temel ve genel doğrulardan yola çıkarak, ilmi cevaplar vermek ihtiyacından "içtihat" kapısı açılıyordu.

Yani insanlar ve özellikle ilim ehli olanlar, her hangi bir konuda araştıracak, tartışacak, en doğrusunu bulmaya çalışacak ve ona göre davranacaktı.

Bilemiyor veya bulamıyorsa, o zaman bilene ve bulana soracak, ama kime uyacağını kendisi kararlaştıracak ve ona göre iş (amel) yapacaktı.

f - Daha sonra ilim adamları görüş ve içtihatlarını veya ilmi araştırmalarını içeren kitaplar yazdılar ve bunları okutmaya başladılar. Ancak bu kitapları başkasının okutması ise özel "izin-icazet" şartına bağlandı. Örneğin İmamı Buhari kendi yazdığı Hadis kitabını yine kendi talebelerinden veya imtihan edip ehil gördüklerinden birine "izin-icazet - vize" vermek suretiyle onun okutulabilmesine imkan tanıdı.

Halk ise böyle özel izin ve icazeti olanlardan okumayı tercih etti ve böylece Ehliyet sistemi gelişti.

g - Sonraları bu icazetler birleştirildi ve "diploma" şekline dönüştürüldü. Bütün ilimlerden icazet alan kimselere "Dersi am" ünvanı verildi.

h - Bugün ise artık ilk, orta, lise, yüksek okul, fakülte ve doktora diplomaları veren okullar vardır ve bu sistem uluslararası bir geçerlilik kazanmıştır.

Teminat Sistemi
Adil düzende bu tür diploma ve ehliyet sahiplerinin, mesleki faaliyetleriyle ilgili olsun veya danışmanlıkla ilgili görüş ve önerilerinden dolayı olsun... Yeni bir "teminat ve tazminat sistemi" getirilmektedir. Yani tabiplik, hekimlik, mühendislik, tamircilik, teknisyenlik vb. her hangi bir konuda yaptığı işten veya önerdiği görüşten dolayı (bilgi eksikliği ve ihmal yüzünden) mağdur olan kimselerin zararını, buna sebebiyet verenlerin bağlı bulunduğu "ilmi dayanışma ekolu" ortaklaşa tazmin edeceklerdir. (zararı ödeyecektir)

Bu durumda hangi ekolün (üniversite, fakülte veya başka bir öğretim biriminin) mensupları toplumda daha başarılı olursa onun talebesi artacak; Bu da genel bütçeden alacağı payını ve payesini (şerefini ve şöhretini) arttıracaktır.

Bu sistemde "ehliyet" lerin teminatlı olarak verilmesi yanında, ilimde ihtisaslaşmayı ve kaliteyi artırmak ve her hangi bir sahada ihtiyaç fazlası "diplomalı işsiz" sayısını azaltmak için, mesleki okullara, ülkenin ihtiyacı kadar talebe alınması sağlanacak ve belli sayıda insana ehliyet verilmesi planlanacaktır. Kendisini devamlı yetiştirme, yenileme, ahlaki disiplin ve değerlere önem verme hususunda yeterli ve yetenekli olmayanlar, "ehliyet" belgesi alamayacaktır. 

Yani "diploma" alan herkes "ehliyetli" sayılmayacak, ehliyet sıfatlarını kazanması ve sürekli araştırıp belli aralıklarla yeterlilik sınavlarına katılması da şart koşulacaktır.

·                    EHLİYET DERECELERİ:

1- Üstün ehliyet sahipleri: Bunlar kendi sahasında şahsi görüşleriyle hareket edebilen ve o ilim dalında otorite kabul edilen, ekol kurucusu kimselerdir. (Profesör ve üst seviyeler)

2- Yüksek ehliyet sahipleri: Belli bir ekole bağlı olmakla beraber bazı konularda kendileri de içtihat yapıp görüş beyan edebilirler. Bunlar daha ziyade uygulama uzmanlarıdır. (Doçent seviyesi)

3- Orta ehliyet sahipleri: Bunlar sadece belirli ilim dallarında kurulmuş olan sistemleri anlayıp uygulayan kimselerdir. Ayrıca özel içtihat yapamaz, yeni ve farklı görüş ve teoriler ortaya koyamazlar. (Doktora seviyesi)

4- İlk ehliyet sahipleri: Duydukları, okudukları, usta - çırak metoduyla görüp kavradıkları bilgi ve becerileri sebebiyle, kendi başlarına iş yapabilir ve iş verebilirler. Ancak bunların bir orta ehliyetlinin sorumluluk ve denetiminde iş yapmaları gerekir. Yani onun danışma ortaklığına üye olması lazımdır. (Üniversite seviyesi)

5- Temel ehliyet sahipleri: Bunlar bizzat ve bağımsız olarak bir işe başlayamazlar. Ancak kendilerine gösterilen ve daha önce programize edilen işleri kendi başlarına götürebilirler. (Lise seviyesi)

6- Başlangıç ehliyetliler: Ancak bir başkasının gözetim ve kontrolünde çalışabilirler. (Ortaokul seviyesi)

Bu yeni tasnif ve tatbikat sayesinde ilim ölçülebilir hale gelmekte ve bilimin de pazarı ve piyasası kurulabilmektedir.

Bundan sonra kişilerin üretimindeki payları veya hizmetlerdeki ücretleri; bu ehliyet derecelerine ve mesleki becerilerine göre ayarlanacak, emeklilik ve kredi hakları bile bunlara dayanacaktır.

Yani Adil ilmi düzende gözü açıklık, üçkâğıtçılık, adam kayırmacılık para etmeyecek, sadece ilim, ehliyet, kabiliyet ve gayret işe yarayacaktır.

İlk ehliyetlilere kadar olanlar "Bucak" larda seçilme hakkına sahip olacak, oranın yönetimine katılacaktır. Orta ehliyet sahipleri "il" lerde seçilme hakkına sahip olarak yönetime ve hizmete katılacaktır.

Yüksek ve üstün ehliyet sahipleri ise, Devlet seviyesinde yönetime ve hizmete katılacaktır.

Yani, seçme hakkı bütün vatandaşlara verilecek ancak "seçilme hakkı" Bucaklarda ilk, illerde orta, devlette ise sadece yüksek ve üstün ehliyetlilere tanınacaktır.

Böylece kurulacak Adil Düzen'de ve Milli Görüş Medeniyetinde, ihtiyacımızın da, İslam'ın da, aklın da en çok önem verdiği "İLİM" hakim olacaktır.

Kapitalizmde "Sermaye" Sosyalizmde "siyasi otorite" ortaçağ Batı teokrasilerinde "din kılıklı icbar ve istismar" hakim olduğu gibi, Adil Düzende ise "ilim" konuşacaktır.

Yukarıda arz ettiğimiz ilmi ehliyet dereceleri İslam alimlerinin "müçtehit tasnifleri" ne de uygun bulunmaktadır.

Bakınız İslam alimlerinin değerlendirmesi de şöyledir.

1- Mutlak (müstakil) müçtehit: Dini hükümleri Kitap ve sünnet gibi kaynaklardan çıkaran, nass'lara göre kıyas yapan, maslahatlara göre fetva veren, istihsan çerçevesinde hükümler beyan eden ve nass bulunmadığı yerde aklı ve şahsi reyi (görüşü) ile hareket edebilen müçtehitler (mezhep sahipleri gibi)

2- Müntesip müçtehit: Hüküm çıkarmada mutlak müçtehidin koyduğu "usul"e uyan ancak furu'da ona muhalefet edebilen müçtehitler.

3- Mezhepte müçtehit: Hem usul hem furu'da mezhep imamına tabi olup, imamların görüş beyan etmediği hususlarda hüküm verebilen müçtehitler.

4- Tercih erbabı: Kendileri içtihat yapmayıp ancak bağlı olduğu mezhepteki üçüncü tabakadan müçtehitlerin farklı görüşlerinden birini tercih edebilen alimler.

5- İstidlal sahibi alimler: Verilen hükümlere ait delilleri beyan eden ve bu delillerin karşılaştırılmasını yapabilen ve bu delillerin kuvvet derecesi hakkında görüş bildiren alimlerdir.

6- Hafızlar tabakası: Bunlar kendi mezhebine ait pek çok hüküm ve rivayetleri doğru olarak ezberlemiş ve bunları nakletmek kabiliyetini kesbetmiş alimlerdir. Bunlar yapılan içtihat ve hükümleri tercih derecelerine göre sıraya koymada söz sahibidirler.

7- Mukallitler: Bunlar sadece bazı kitapları okuyup anlamak ve anlatmaktan öte bir yetkisi ve yeteneği olmayan kimselerdir.

·                     GENEL DEĞERLENDİRME

Buraya kadar anlatılan konuları ana başlıklarıyla değerlendirmeye çalışalım:

Adil Düzen projeleri olarak buraya kadar anlatılan ilmi tespit ve teklifleri maddeler halinde özetleyecek olursak:

A - Siyasi Yapı:

1- Adil Düzen projeleri ve Milli Görüş medeniyeti "Gücün haklı sayıldığı" zalim bir düşünceye değil, "Hakkın güçlü kılındığı" insani ve adil bir anlayışa dayanmaktadır.

2- Toplumdaki sosyal değişme ve gelişmeler; savaş, işgal, zorbalık gibi yöntemler yerine "uzlaşma ve anlaşma" lar sonucu oluşacaktır.

3- Bu esasların ışığında toplumu oluşturan sosyal kurumlar sadece siyasi partilerle sınırlandırmayıp, iktisadi, ilmi ve ahlaki kurumları da içine alan bir "Sosyal denge" kurulacaktır.

4- Siyasi birimlerin "yerinden", ekonomik birimlerin ise "merkezden" yönetimi esas alınacaktır. Ama hepsi genel anayasanın temel esaslarına bağlı kalacaktır.

5- Toplumsal sözleşmeler (anayasalar) ortak ihtiyaç, inanç ve amaçların etrafında oluşan bir konsensüsle sağlanacaktır.

6- Ekonomik, siyasi, ahlaki ve ilmi kurumların alt birimleri olan "grup"lara ortaklık statüsünde üye olunacak, ortaklar arasında dayanışma esası konulacak ve her gurup ortağına / mensubuna hem "teminat" verecek hem de zararından dolayı "tazminat"la yükümlü tutulacaktır.

7- Kamu hizmetleri, atanan memurların yanında "serbest ehliyetli görevliler" tarafından da yürütülecek ve böylece "memurlar devleti" anlayışı ve "bürokrasi diktatörlüğü" ortadan kaldırılacaktır.

8- Soruşturmada devlet memurları tarafından yapılan ve artık çağdışı sayılan "tahkikat" sistemi yerine, daha insani olan "itham" sistemi uygulanacaktır. Kişinin dolduracağı yeminli ve sorumlu bilgi formu yeterli sayılacaktır.

9- Yönetimde çift başlılık ve kargaşalık terk edilerek yerine "Başkanlık" sistemi uygulanacaktır. Bucak ve illerde ayrıca belediye başkanı da bulunmayacaktır.

Bucak, il ve devlet başkanları kendi birim ve bölgelerindeki ilmi, ahlaki, siyasi ve iktisadi sosyal kuruluşların temsilcilerinden oluşan şura'nın (danışma meclislerin) "hakem ve organizatör" makamındaki liderleri sayılacaktır.

10- Vatandaşların, sosyal birimlerden her birine katılım mecburiyeti olacak, ancak istediği an bunları değiştirme hakkı bulunacaktır.

11- Bu yeni uygarlık ve uygulamada genel yurttaşlık (devlet vatandaşlığı) yanında, her vilayet ve bucaklar için ayrıca "yerleşim hakkı" statüsü ve mensubiyeti bulunacaktır. İsteyen herkes yerleşim birimini seçme hak ve hürriyetine sahip olacaktır.

Çünkü yerleşim birimlerine, oradaki nüfus yoğunluğunun arzusu ve konsensüsü ile özel ve yöresel kanun ve kurallar koyma yetkisi tanınacaktır. Bu kuralları benimsemeyenlere ve fesatçılıkta direnenlere ise istediği yere göç etme kolaylığı sağlanacaktır.

Bucak, il ve devlet başkanlarına uyumsuz ve huzursuz kimseleri mağdur etmeden sürgün edilmelerini isteme yetkisi tanınacaktır. Buna rağmen yerinden ayrılmayan ve ıslah olmayan kimseleri ise, içinde bulunduğu topluluk hukuki himayesinden çıkaracak ve sahipsiz kalacaktır.

B - Ekonomik Yapı:

1. Adil düzen "çıkar çatışması yerine, menfaat ortaklığı" na dayanmaktadır.

2- Herkese ve her kesime tam bir "fırsat ve imkan eşitliği" sağlanmıştır.

3- "Nimet-külfet dengesi" "Hizmet ücret eşitliği" esas alınmıştır.

4- "Mikro (fert ve şirket) sahasında tam bir serbestlik, Makro (ülke) çapında ise planlama yolu rehberlik" üzerine hazırlanmıştır.

5- Kamu sektörü ile özel sektör arasında, "birinde yer alanın diğerinde bulunmaması" şeklinde kesin bir ayrım yapılacaktır. Yani, farklı ve faydalı sahalarda yatırım ve üretim amaçlanacaktır.

Çünkü, özel sektörde yatırımcı ve yönetici olan kimselerin, kamu sektöründe ve devlet yönetiminde de bulunmaları, yetki istismarına yol açacağından yanlıştır ve sakıncalıdır.

6- Karşılıksız para basılmasını önlemek için "üretilen malı temsil eden senet" sistemi uygulanacaktır.

7- İktisadi bölüşümde hasılanın (üretim ve gelir toplamının) önceden yapılan anlaşmalara göre paylaşılmasına dayanan "ortaklık" sistemi yürürlüğe konacaktır.

8- Devlet vergiyi genel hizmet karşılığı ve alt yapı hizmetleri nedeniyle katılım payı olarak alacak, bunun dışında sadece üretim ve servetten alınan ve miktarları kanunla belirlenmiş olan tek tip vergi düzeni kurulacaktır.

9- Kredi devlet tekeline alınacak "emek faktörüne" ve "hayırlı ve yararlı üretime" öncelik tanınacaktır.

10- Veresiye yerine "sipariş". Borçlanma yerine  "peşin ödeme". Faiz yerine, "Ön ödemeden dolayı indirim" uygulaması başlatılacak, bu sayede faiz ve sömürü düzeni kaldırılarak yerine "selem-sipariş senedi" uygulaması konulacaktır.

11- Böylece Adil Düzenin "ortaklık ekonomisinde" yatırım sahipleri tekeller değil, halk olacaktır. Piyasaya sadece büyük sermayeli değil, bütün pay sahipleri gireceğinden gerçek serbest piyasa ekonomisi ortaya çıkacaktır. Kredi bizzat çalışanlara verildiğinden "tekelleşme" de olmayacaktır.

12- Ortaklık ekonomisinde maliyeti yükselten ve sonunda fiyatlara eklenen faiz, peşin vergi, reklam gideri gibi "sabit giderler" olmadığından, marjinal maliyetle ortalama maliyet aynı olacaktır. Bu nedenle işletmeler düşük kapasitelerle dahi çalışma ve üretim yapma imkanı bulacaktır.

13- Bu sistem, devleti; "Altyapı ve genel hizmetleri" karşılığı yapılacak yatırımlara ortak kabul ettiği için müdahalecilik ve bürokratik engellemecilik artık söz konusu olmayacağından "rüşvet" olayını da ortadan kaldıracak ve "mafyacılık" yıkılacaktır.

14- Adil Düzende kredi mal karşılığı verileceğinden enflasyona sebep olmayacak ve yine kredilerin çalışanlara verilmesi nedeni ile aracı kârı (faiz farkı) bulunmayacağından gelir dağıtımındaki dengesizlikler ortadan kalkacaktır.

15- Bu sistemde borçlanma yerine "iştirak" asıl olacağından iç ve dış borçlar sorunu da olmayacak ve az gelişmiş ülkelere gelişmiş ülkelerle arasındaki uçurumlar da böylece kapanacaktır.

C - Dini - Ahlaki Yapı:

1- Dinler "Hıristiyanlık" ve "Müslümanlık" gibi genel sıfatlar yerine, tabii veya tarihi bir süreç içinde oluşan çeşitli meşrepler ve ahlaki meslekler statüsünde teşkilatlanacaktır. Çünkü bu, insanları tanımak ve hizmet bütünlüğü sağlamak açısından daha kolaydır.

2- Dini kurum ve gruplara teftiş ve denetleme, mensuplarına tezkiye (iyi hal) belgesi verme gibi önemli fonksiyonlar yüklenecek, böylece toplum düzeninde etkili ve yetkili konuma yükselecek ama o nispette de sorumluluk ve mükellefiyetleri bulunacaktır.

3- Din, siyaset ve ekonomik birimlerin baskısından kesinlikle kurtarılacak, ilim ile din arasında zıtlaşma ve çatışma yerine tam bir köprü ve işbirliği kurulacaktır.

D - İlmi Yapı (Eğitim Düzeni):

1- İlim ve eğitim ferdi çalışmalardan çıkarılarak sistemleşecektir. Bunun ilk şartı da "dil" ve "matematik" başta olmak üzere önde gelen ve temel ilimlerin öğrenilmesi programlanacak, daha sonra "uzmanlaşma" ise mesleki alan ve kuruluşlara bırakılacaktır.

2- Bütün ilimlerin "ortak dili" oluşturulacak, farklı sahalarda çalışan ilim adamlarının birbirini anlaması ve yardımlaşması sağlanacaktır.

3- Faydasız ve fantazi ilim ve eğitim yerine, insanlığın ihtiyaçlarını karşılamak ve sorunlarını çözüme kavuşturmak amaçlanacaktır.

4- İlmi kuruluşlar "guruplaşma" ve "ekolleşme" sistemine göre teşkilatlanacak ve bu ilmi guruplara her kademede halkın katılımı ve yararlanması sağlanacaktır.

5- İlmi kariyer ve kabiliyetin ölçülmesinde diploma değil, "ehliyet" esas alınacak ve "ehliyetlerin" dereceleri olacaktır.

6- Bu ehliyetler ilim ve eğitim kuruluşları tarafından "teminat-güvence" ye bağlanacak, mensupların bilgi eksikliği ve ihmal neticesi verdikleri zararlar ortaklaşa tazmin edilecek. (Ortak bütçe paylarından karşılanacaktır.)

7- İlim adamının özerkliği ve düşüncelerinin serbestliği sağlanacak ve yasama (kanun yapma) yetkisi bu kurumun olacaktır. Çünkü sağlıkla ilgili en uygun kanunları tıp otoriterleri, bayındırlıkla ilgili kanunları inşaat ve çevre profesörleri, İnsan haklarıyla ilgili kanunları hukuk yetkilileri, ahlakla ilgili kanunları ancak din ve ilahiyat bilginleri ortaya koyacaktır.

8- Tek tip eğitim sistemi kaldırılarak bunun yerine; farklı okul ve ekollerden diploma alanların "merkezi sınav sistemlerinden" geçirilmek suretiyle eğitimde rekabet ve ehliyet öne çıkacaktır.

·                     SONUÇ:

Özet olarak ve özellikle belirtmek gerekirse:

Adil Düzende toplumu oluşturan kurumlar arasında, "yasama, yürütme ve yargı"ya bir dördüncü kuvvet olarak "denetleme" de eklenecektir. "kuvvetler ayrılığı" "güç dayanışması ve güven ortaklığı"na çevrilecek ve adalet prensibine uygun olarak bunlara yeni fonksiyonlar yüklenecektir.

Şöyle ki;

1- İlim meclisine yasama (kanun yapma),

2- İktisat meclisine ekonomik faaliyetleri ayarlama,

3- Siyaset meclisine hükümet etme ve yürütme,

4- Dini meclise ise denetleme görevi verilecektir.

Yargı ise, mutlaka bağımsız mahkemelerce yerine getirilecektir.

Bu dört kurumun tabii yetkilerinden ve kendi içlerinden seçimle gelen temsilcilerden oluşan 4 (dört) meclisli bir parlâmento kurulacak, bucak ve illerdeki yerel parlamentolarla beraber ülke çapında "genel parlamento" bulunacak, devlet başkanı ise bu meclisle arasında dengeyi ve düzeni sağlayan bir hakem rolü oynayacaktır.

İlmi, ahlaki, siyasi ve iktisadi kurum ve meclisler, kendi faaliyet ve fonksiyonları ile ilgili görevleri; ülke çapında yürütecek olan genel müdürlük seviyesindeki üst yetkilileri, kendi kriterleri ve iç yönetmelikleri çerçevesinde belirleyecek, bunlar devlet başkanının onayı ile resmileşecek, Devlet başkanına bizzat bağlı birimlerle beraber, hizmet bütünlüğü sağlanacaktır. Hükümeti kurmak ise siyasi meclisin görevi ve sorumluluğu altındadır.

Çeşitli siyasi, ekonomik, ilmi ve ahlaki guruplara mensup vatandaşların, kendi irade ve istekleriyle verecekleri değişiklik dilekçeleri, belirli aralıklarla bilgisayarlardan öğrenilerek hangi siyasi partinin, hangi ahlaki kurum ve dini cemaatin, hangi ilmi ekol ve üniversitenin ve hangi sendika ve ekonomik birliğin, ne kadar ortak-üyesi olduğu ne nispette meclislerde temsil hakkı doğduğu? yeniden tayin ve tespit edilecek ve böylece artık çağdışı kalan ve toplumu kavga ve kaos ortamına yol açan bugünkü seçim ve sandık sistemi de zamanla ortadan kalkmış olacaktır.

Bu sistemde:

a - Bucaklar iç güvenliği,

b - İller, kendi sınırlarında ve ülke çapında genel güvenliği,

c - Devlet ise dış güvenliği sağlamakla yükümlü tutulacaktır.

Her yönden güçlü, güvenilir ve sürekli kendini geliştirip yenileyebilir saygın ve caydırıcı bir ordu esastır.

Bir üst kuruluş, alt kuruluşlara rehberlik dışında, karışmayacaktır.

Devletler ise paktların (bağımsız devletler topluluğunun) üyeleri konumundadır.

Adil Düzenin siyasi - idari yapılanmasında en küçük birimler olan siteler ve bucaklarda halkın bizzat katılımıyla "doğrudan demokrasi" uygulanacaktır. Üst kuruluşlar olan birimlerde devlet yönetimine katılım ise "temsili demokrasi" yolu ile olacaktır. Böylece insanlar küçük birimlerde doğrudan kendileri, büyük birimlerde ise seçtiği temsilcileri vasıtasıyla yönetime aktif olarak katılmış olacaktır.

Bucak, il ve devlet çapındaki parlamento ve meclisler, hem genel ve müşterek anayasaları, hem de kendi birim ve bölgeleri ile ilgili özel ve yöresel nizamları ve kararları kendileri yapacak ve uygulayacaktır.

Adil Düzende kuvvetler dengesinin işleyiş ilkeleri:

1- Demokratiklik ilkesi: Her kuvvetin oluşması halkın katılımını sağlayacak şekilde olacaktır.

2- Guruplaşma ilkesi: Her kuvvet kendi içinde "çoklu gruplaşma" esasına göre teşkilatlanacaktır.

Siyasi partiler, bilimsel ekoller, dini cemaatler ve mesleki oda ve dernekler içerisinde en az 5, en çok 20 kişiden oluşacak bir çok guruplar bulunacaktır.

3- Gurubunu değiştirebilme ilkesi: Her vatandaş işine gelmediği taktirde partisini, ahlaki hizmet birlikteliğini, sendikasını ve ilmi ekolünü ve bunlarla ilgili gurubunu değiştirme hakkına ve kolaylığına sahip olacaktır.

4- Nispi temsil ilkesi: Yönetime katılma nispi temsil esaslarına göre olacak, "toplumsal uzlaşma = milli koalisyon" biçiminde planlanacaktır. Ulusal kararlar çoğunluk sistemine göre değil ma'şeri karar = referandum yoluyla sağlanacaktır.

5- Tahkim sistemi ilkesi: İcrada başkanların, yargıda ise hakemlerin kararı asıl olacaktır.

Adil Düzen'de Örgütlenme:

Ekonomik birimler atama ile, siyasi birimler seçim ile belirlenir ve biçimlenir.

Örgütlenme merkezden çevreye ve çevreden merkeze doğru karşılıklı etkileşimle yapılır. Halkın tanıyabildiği çevre içinde seçimler yapılır. Temsilciler yukarıya doğru seçimle yapılırken, atama ve görevlendirmeler ise yukarıdan aşağıya doğru yapılır.

Hükümet:

Devlet Başkanı, seçimi kazanan partilerden başbakanı seçip atayacaktır. Partilerin seçim beyannamesi esas alınarak ve vaatler takvime bağlanarak hükümet programı yapılır. Güvenoyu alan hükümet göreve başlar. Program aksarsa ve hükümet söz verdiklerini yapmazsa, bu durumu denetim mekanizması tespit ederek, Başkan güvenoyu ister. Meclis sorumluluğu üstlenir de devamını uygun görürse seçim tarihine kadar hükümet süresini doldurulabilir. Ancak bu durum kamuoyuna deklare edilir. Her seçim öncesi iktidar partilerinin başarısı tespit edilip kamuoyuna sunulur. Böylece vaatlerini gerçekleştiremeyen partilerin halkı aldatması önlenir. Meclis başarısız bir hükümet için güvenoyu vermezse, Devlet Başkanı yeni bir hükümet kurdurabilir, ya da yeni seçim kararı alabilir. Bunun için dört meclisin de üst düzeyleri ile istişare eder. Hiçbir meclis kendi görevleri dışına çıkamaz ve diğerine müdahale edemez. Ancak koordineli çalışır. Her türlü ihtilafta son karar mercii Devlet Başkanıdır. Başkan ülkeyi temsil eder, düzeni temsil eder. Dört meclisin başkanları Devlet Başkanının yardımcılarıdır.

Seçimler:

Halk siyasi meclisi ve yerel yönetimleri seçer. Diğer meclisler ise; her camia içindeki özerk seçimlerle tespit edilir. Her meclisin örgütlenmesi kendi yapısına ve işlevine göredir. Seçimleri de kendi yapılarına göredir. "Seçme"de esas, insanın tanıyamayacağı şahıslar ve makamlar için oy kullanma hakkı verilmemesidir. Yakından tanıyamayacağı bir birim yöneticisinin veya genel yöneticinin direkt değil, temsil yoluyla ve dolaylı seçilmesi daha münasiptir. Seçimler insanların birbirlerini yakından tanıyabileceği dar çevre içinde gerçekleştirilir. Ekonomik birim yöneticileri ise, atama ile işbaşına getirilir.






Bu yazarin diger makaleleri

SİYONİSTLERİN SOROS'U VE AKP İÇİN HAZIRLANAN 03.KASIM.2005 OPERASYONU!
  Afganistan ve Irak müdahalelerinde kullanılan "önleyici vuruş" yöntemi (preemptive...
Devami
İRAN'A SALDIRI HAZIRLIĞI VE TÜRKİYE'Yİ KARIŞTIRMA ŞEYTANLIĞI
  ABD Başkanlık seçimi yarışında Demokrat aday Obama'nın, Cumhuriyetçi adaydan...
Devami
SÖMÜRGECİLİK VE İŞBİRLİKÇİLİK BERABER ÇÖKÜYOR
ABD'li işçiler ve işsizler: Savaşa, Borsa'ya para varsa, bize de...
Devami
SARAYIN SOLCULARI VEYA “CIA”NIN YOLCULARI
  SARAYIN SOLCULARI VEYA “CIA”NIN YOLCULARI        Erdoğan, Bahçeli ve Perinçek İttifakı; Görünüşte “Aykırı”lıkların,...
Devami
NEVROZ MU, BALYOZ MU? AKP Terörü Komşu Ülkelere mi İhraç Ediyordu?
Kasıtlı ve küstah anlamlı bir mesaj olarak bir tek olsun...
Devami
“YERLİ ARABA” PALAVRASI VE “PKK’YA GÖZDAĞI” PATAVATSIZLIĞI
Kandil’i yerle bir edeceksiniz de; 15 yıldır neyi bekliyorsunuz? Şemdinli'den gelen...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 894

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR