Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1943
mod_vvisit_counterDün6515
mod_vvisit_counterBu Hafta32373
mod_vvisit_counterGeçen hafta41908
mod_vvisit_counterBu Ay20632
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15661263

IP'niz: 3.236.126.69
Bugün: 04 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11752214

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

TÜRKİYE-İSRAİL-SUDAN İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Dünyanın gözü önünde, 60 yıldır Filistin halkına sistemli bir soykırım uygulayan Siyonist İsrail'in bu vahşetine karşı bir kınama kararı bile çıkaramayan BM ve UCM (Uluslar arası Ceza Mahkemesi) gibi kurumlar; şimdi İsrail ve ABD dayatmalarına boyun eğmeyen, Sudan'ın petrol ve madenlerini peşkeş çekmeyen ve Darfur'un ülkeden koparılmasına izin vermeyen Ömer El-Beşir'e tutuklama kararı çıkarıyor. Oysa Türkiye'nin PKK'ya karşı haklı mücadelesine ise, dış güçlerin kışkırttığı bölücü unsurlara karşı Sudan ordusunun yürüttüğü de aynı amacı taşıyor.



Sudan'a ziyaretler gerçekleştiren ve Ömer El-Beşir'i Türkiye'ye davet eden AKP yöneticilerinin, şimdi Ömer El-Beşir'e yönelik UCM'nin tutuklama kararı karşısında çok daha ciddi ve etkin bir tavır koyması gerekiyor. Yoksa, öyle göstermelik ve geçiştirmelik söylem ve girişimlerin hiçbir caydırıcı ve sonuç alıcı etkisi olmadığını herkes biliyor.

Hillary Clinton'un Türkiye ziyaretinde tam fırsat düşmüşken, bu konunun gündeme bile getirilmemesi, AKP hükümetinin samimiyet ve cesaret fukaralığını ortaya koyuyor. AKP'liler Ömer El-Beşir'e yönelik haksız ve ahlaksız kararı savunan CHP'liler bir gün UCM'nin aynı suçlamayı "Kürt'lere karşı soykırım uyguluyor" bahanesiyle, kendi iktidarlarına ve Genel Kurmay Başkanlarına da yöneltebileceklerini niye unutuyor?

BM, UCM ve NATO gibi evrensel kurumların, İsrail siyonizminin ve Batı emperyalizminin şeytani amaçları ve çıkarları doğrultusunda oluşturulup çalıştırıldıkları gerçeğine uygun ve caydırıcı bir tavır almamız bekleniyor.

Haaretz: Türkiye ve İsrail sessizce görüşüyor

TEL AVİV - İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, Türkiye ile İsrail'in, aralarındaki krizi sona erdirmek için sessiz, ama yoğun görüşmeler yaptığını söylemişti.

Gazetede, Kudüs'ten bir kaynağa atfen, iki taraftan yetkililerin, ilişkilerin yeniden normal düzeyine çıkarılması gereğine işaret eden ve böyle olacağı ümidini dile getiren mesaj teatilerinde bulunduğu belirtildi.

İki taraf arasındaki iletişimin, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e gönderdiği ve gelecek aylarda İsrail'i ziyaret etme yolundaki arzusunu ifade ettiği mektuptan sonra başladığı" da kaydedilmişti.

Üst düzey bir hükümet yetkilisi, Türkiye Başbakanlığına ve Genelkurmay Başkanlığına, İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı General Avi Mizrahi'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştiren sözlerinden dolayı azarlandığını belirten mektupların gönderilmesinden sonra, taraflar arasında karşılıklı olumlu mesajların yükseldiğine dikkat çekmişti.

Türkiye'nin bu konudaki izahatı aldıktan sonra, İsrail'e artık konuya "kapandı" gözüyle baktığını ifade ettiği de belirtilmişti.

Bu ne tesadüf!

Bildiğiniz gibi ABD Başkanı Obama'yı temsil eden ve "Biden" denen bir zat-ı muhterem geride bıraktığımız günlerde ülkemizi ziyaret ediyordu.

Bu ziyarette hiç kuşkusuz önemli görüşmeler yapılıyordu.

Bu görüşmelerden dışarı sızan haberler, Obama'nın temsilcisinin oldukça diplomatik bir lisan ile İsrail'le iyi geçinmesi halinde Türkiye'nin bölgenin yıldızı olacağını söylediğini gösteriyordu.

Yani özet bir şekilde ifade etmek gerekirse Obama bizimkilere "İsrail ile ilişkilerinizi düzeltin" diyordu.

Tam bu haber internet sitesine düşerken bir başka haber daha internet sayfalarında arz-ı endam ettiğine tanık olmuştuk.

Bu haberde de "Gül İsrail'e gitmek istiyor" deniliyordu!

Böyle bir durum karşısında gelin de "Bu ne tesadüf" demeyin!

Bir süre önce İsrail'e giden Musevi vatandaşlarımızdan Jak Kamhi İsrail yetkililerine Cumhurbaşkanı Gül'ün İsrail'i ziyaret isteğini iletiyordu.

Cumhurbaşkanı Gül'ün İsrail'i ziyaret isteği, İsrail sempatizanı medyada "Erdoğan bozdu, Gül düzeltecek" yorumu ile yer almış bulunuyordu.

Obama'nın İsrail ile ilişkilerinizi düzeltin mesajı ile Cumhurbaşkanı Gül'ün İsrail'i ziyaret isteğinin aynı saatlerde internet sitelerine haber olarak düşmesi hiçbir şeyin tesadüf olmadığını gösteriyordu.

Ve Hillary Clinton Türkiye'ye niye geliyordu!

Amerika'nın yeni Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ülkemize gelmişti. Türkiye'ye gelmeden önce İsrail'i ziyaret eden Clinton'un bu ülkeden verdiği mesajlar bizim için oldukça önemliydi.

Hillary Clinton yaptığı konuşmalarda İsrail'deki her hükümetin arkasında olacaklarını söyleyerek yönetime kim gelirse gelsin kendileri için fark etmeyeceğini net bir şekilde ifade etmişti.

Hillary Clinton'un Dışişleri Bakanlığının ilk günlerinde İsrail'in gönlünü kazanmak için elinden ne gelirse yapacağını deklare eden konuşmalar yapması normaldi.

İsrail ile Amerika arasındaki ilişkilere eskiden olduğu gibi yine en üst düzeyde önem verileceğini ifade etmesi de bizim için şaşırtıcı değildi. Tıpkı İsrail ile sadece aynı çıkarları değil ortak değerleri paylaştıklarının altını çizmesinin de sürpriz olmadığı gibi!

Yani Amerikan yönetiminde hamam aynı, tas aynı!

Sadece tellaklar değişmiş durumda!

Bush gitti, Obama geldi!

Rice gitti, Hillary geldi!

Ama İsrail politikasında milim değişmedi.

İşte Hillary Clinton İsrail'e biat tazeledikten sonra ülkemize gelmişti.

Bu ziyaretinde yine Irak'taki Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden çekilmesi konusunun gündeme geleceği belirtilmişti.

Yani Amerika'nın Irak'tan çekileceği yolundaki kanaatleri güçlendirme çabaları sürmekteydi.

Yahu elli bin Amerikan askeri Irak'ta kaldığı sürece kim Amerika'nın Irak'tan çekildiğini iddia edebilirdi?

Elli bin Amerikan askeri orada kaldıkça bu çekiliyoruz lafı kocaman bir palavra olmaktan öteye geçemezdi.

Irak'taki asker sayısını azaltıp Afganistan'dakini çoğaltan Amerika'nın dış politikasında hiç bir değişiklik olmadığı besbelli değil miydi?12[1]

Gazze'deki fiili yönetimi elinde bulunduran Hamas, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un İsrail'deki açıklamalarını "yanlı ve şiddeti körükleyici" olarak nitelemişti..

Hamas sözcülerinden Fevzi Barhum, Clinton'un "roket saldırılarına karşı İsrail'in cevap verme ihtiyacını anladığı" yolundaki sözlerinin, "Filistin halkına karşı açıkça şiddetin devam etmesi yolunda bir çağrı olduğunu" belirtmişti.

Barhum, yaptığı yazılı açıklamada, bu açıklamaların Hamas'a ve Gazze halkına doğrudan bir kışkırtma teşkil ettiğini savunarak, "yalnızca İsrail'in işlediği suçların üzerinin örtülmesine hizmet edecek bu tür kışkırtıcı ve ırkçı politikaların devam etmesinin, Filistin sorunu ve Filistinlilerin haklarına yönelik ABD politikasında değişiklik anlamında, hiçbir umuda yer vermediğini" söylemişti.



Amerika utanma nedir bilmiyordu!

Filistin'den elini hiç çekmeyen ABD'nin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İran'ı Filistin'in içişlerine karışmakla suçlamıştı.

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i, Filistin'in içişlerine karışmakla suçladı. 3 günlük Ortadoğu ziyaretinin ardından Belçika'nın başkenti Brüksel'e giden Hillary Clinton, uçakta gazetecilerin, Ali Hamaney'in açıklamasıyla ilgili sorularını cevaplamıştı.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Tahran'da düzenlenen ''Filistin Halkına Destek Konferansı''nda İsrail'i, ''kanserli tümör'' olarak nitelendirmiş ve ''Filistin'in kurtuluşu, BM, zorba güçler ve siyonist rejim kapısında dilenmekle mümkün olmayacak. Direniş, Filistin'i kurtarmak için tek yol'' olduğunu belirtmişti..

Clinton, açıklamasında, ''İranlı dini yetkili, bu açıklamayla Filistin'in içişlerine açıkça müdahale etmiştir'' dedi ve ''İranlılar'ın Filistin yönetimini baltalamak için çaba göstermesini kınadığını'' söylemişi.

Clinton ise, ''Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın İran'a gereken cevabı verdiğini'' de iddia etmişti. Abbas, açıklamasında, Hamaney'i eleştirerek, ''İran'a mesajımız şu: içişlerimize karışmayı bırakın'' demişti.

Öte yandan, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir hakkında tutuklama kararı çıkarmasına da değinen Clinton, kararı memnuniyetle karşıladığını söylemişti. Beşir'in kendisini mahkemede savunma hakkı olacağını belirten Clinton, UCM'nin uzun bir soruşturma sürecinden sonra bu karara vardığını kaydetmişti.

Sudan: "Bu karar UCM'yi bitirecek" diyerek rest çekiyordu.

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM), Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir'e tutuklama kararı çıkarmasından sonra ilk resmi açıklama Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Osman Taha tarafından yapılmıştı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kararının açıklandığı saatten sonra Sudan'ın başkenti Hartum'da Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir'e destek yürüyüşleri başladı. Halk alınan kararın siyasi olduğunu, bu kararı kesinlikle kabul etmeyeceklerini ve Beşir'i asla vermeyeceklerini vurgulamıştı. Taha, "Bu kararın hükümetimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değil. Bu karardan sonra gerginlik oluşturulmak isteniyor fakat biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Halkımız bize güveniyor. Biz de onlara güveniyoruz. Bu kararla Cumhurbaşkanı Beşir'in gideceğini zannediyorlar ama öyle olmayacak. Liderimiz olarak başımızda kalmaya devam edecek. Biz istikrarlı bir devletiz. Bu kararı tüm gücümüzle ve inancımızla aynen geri iade edeceğiz" Bu kararın sadece Sudan'ı değil, bütün uluslararası kamuoyunu ilgilendirdiğini belirten Taha ayrıca, "Bu kararla diplomatik ilişkilerimiz daha sıklaşacak. Bu karardan sonra dost ülkelerle bize desteklerinin devam etmesini isteyeceğiz.

Sudan Pasifik ülkelerinden destek alıyor, Arap Birliği'nden destek alıyor, Afrika Birliği'nden destek alıyor, Asya Birliği'nden destek alıyor. Birkaç ülkenin bize destek vermemesi bizi sarsmayacaktır. Ama emin olun bu karar, UCM'yi bitirecek. Çünkü kendi içinde çelişen bir karar. Savcılar bile kendi arasında kararın doğru olup olmadığı hakkında yanılgıya düşüyor. Çünkü 98. madde bu kararın çıkmasını engelliyor. 98. maddeye göre görevini sürdüren bir liderin görevi sırasında böyle bir karar verilmemesi gerektiğini söylüyor. Ama karar bir lideri yargılamak değil, karışıklık ortamı oluşturmak. Ayrıca güvenlik güçlerinin Sudan'da görev yapan yabancılara karşı da güvenliğini sağlayacak. Bu karar göreceksiniz Sudan'da gelişim adına hiçbir şeyimizi engellemeyecek. Aksine bütünlüğümüzü arttıracak" diyerek barbar Batının sahtekârlığını hatırlatmıştı.

Beşir: Ülkeme karşı komplo

Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) hakkında verdiği tutuklama kararının, ülkesine karşı komplo olduğunu belirterek, kararın çalışmalarını durdurmayacağını söylemişti. Beşir, bakanlar kurulu toplantısındaki konuşmasında, mahkemenin kararının, Sudan'ı ve ülke kaynaklarını kontrol altına almayı amaçlayan sömürgeciliğin yeni bir türü olduğunu kaydetti. Sudan'da görev yapan uluslararası teşkilatları da uyaran Beşir, hükümetinin, durumu istikrarsızlaştırmaya çalışan herkese karşı katı olacağını belirtmişti.

"Kararı şiddetle kınıyoruz ve reddediyoruz"

Öte yandan, Sudan'ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Addalmahmud Muhammed, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir hakkındaki kararını ''şiddetle kınadıklarını, kararı reddettiklerini ve UCM ile kesinlikle işbirliği yapmayacaklarını'' söylemişti.

Addalmahmud Muhammed, UCM'nin Ömer Hasan El Beşir hakkında tutuklama emri çıkarması konusunda basın toplantısı düzenledi. ''Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Bu kararın bizim için hiçbir bağlayıcılığı yoktur, o yüzden mahkemeyle işbirliği yapmayacağız'' diye konuşan Muhammed, Sudan'ın ne UCM'ye ne de mahkemeyi kuran Roma Sözleşmesi'ne taraf olmadığını vurguladı ''Maalesef mahkeme, ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler tarafından siyasal amaçlarla kullanılıyor'' diyen ve kararın tamamıyla siyasal olduğu görüşünü savunan Muhammed, ''UCM, bizim için yok, bu karar adalete hakarettir. UCM'nin adaleti Afganistan'da, Irak'ta ve Gazze'de kendisini gösteren Amerikan-Avrupa adaletidir'' demişti.

Kararın ''çifte standartlı, siyasal şantaj ve hegemonya amaçlı'' olduğunu ve mahkemenin dış güçlerce kullanıldığını ileri süren Mohamed, UCM Başsavcısı'nın Sudan'a gitmediğini ve tamamıyla ''siyasal amaçlarla hareket ettiğini'' savundu. Kararın, Sudan'ı anarşiye ve istikrarsızlığa götürme amacı taşıdığını ileri süren Muhammed, ''Ama biz buna karşın barış sürecine devam edeceğiz'' diye belirtmişti.

Sudan mahkemelerinin tam yetkili olduğunu belirten Muhammed, bir soru üzerine, ''Biz, isyancı bile olsa Sudan vatandaşlarının yurtdışında yargılanmasına karşıyız. Yargılamayı gerektiren davaları egemen bir devlet olarak kendi ülkemizde görmeye hakkımız var ve bunu yapacak güce ve olanağa sahibiz'' sözleri dikkat çekmişti.

İslamî Direniş Hareketi Hamas, Beşir'in tutuklanma talebini şiddetle kınadı

Hamas, Siyonistler hakkında tutuklama kararı çıkarılmasını istedi

İslami Direniş Hareketi (Hamas), Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hakkında çıkardığı tutuklama kararını kınayarak, mahkemeden savaş suçu işleyen Siyonist liderlerden Perez, Livni, Olmert, Barak ve Netanyahu hakkında tutuklama kararını çıkarmasını istemişti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Ömer Beşir hakkında tutuklama kararı çıkarması üzerine yazılı bir açıklama yapan Hamas, kararı şiddetle kınadıklarını, Arap ve İslam ülkeleriyle diğer dünya ülkelerinin bu karara saygı göstermeyeceklerini belirtmişti.

Hamas adına yayınlanan açıklamada ayrıca şu ifadeler yer verildi: "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin öncelikle, Filistin ve Lübnan halkına karşı savaş suçu işleyen Siyonist liderlerden Şimon Perez, Ehud Olmert, Ehud Barak, Benyamin Netanyahu, Tzipi Livni ve diğer Siyonist lider ve komutanları yargılayıp haklarında tutuklama kararı çıkarması gerekir." "Amerika ve Siyonistlerin hedef tahtasına koydukları Sudan hükümetiyle Sudan halkının yanında olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Uluslararacı Ceza Mahkemesi çıkardığı bu kararla, başta Amerika olmak üzere büyük devletlerin istek ve taleplerine göre hareket ettiğini, emperyalist devletlerin emrinde olduğunu ve gelen davalara bakarken çifte standart uyguladığını da ortaya koymuş oldu."

Başkan Tekin Küçükali'den şok açıklamalar: İsrail engelliyor, paralar kasalarda duruyordu!

Kızılay'ın topladığı paralar Gazze'ye ulaşmıyordu!

İsrail'in toplanan yardımları banka hesaplarında tuttuğu ve Gazze'ye ulaştırmadığı ortaya çıktı. Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, "İlk günden bugüne kadar Gazze'ye para gönderemedik, Paralar dolar ise önce Amerika'ya, avro ise Almanya'ya gidiyor. Sonra İsrail'in kontrolünde para istenirse oraya gidiyor. Yasal yollarla buraya para gönderemedik. Buna beceriksizlik deyin ama her yönlü bir kontrol var. Bize emanet edilen paralar kasalarımızda duruyor. Bir kısmını malzeme olarak alıyoruz" itirafında bulunuyordu.

Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, Gazze için toplanan yardım paralarının hesaplarda durduğunu belirterek, "Bize emanet edilen paralar kasalarımızda duruyor. Bir kısmını malzeme olarak alıyoruz ve taşıyoruz ama para olarak ilk günden bugüne kadar Gazze'ye para biz gönderemedik. Yasal yollarla buraya para göndermek hakikaten zor. Biz gönderemedik; isterseniz buna beceriksizlik diyin, ama uygulama budur" diye sızlanıyordu.

Türk Kızılayı'nın Filistin halkının yaralarını sarmak için başlattığı 'Gazze Ağlamasın' yardım kampanyasına iş dünyasının desteği devam ediyor. Kampanyaya Ankara Giyim Sayanicileri Derneği (AGSD) giyim ve ayakkabı, Konya Eczacı Odası da ilaç bağışı ile kampanyaya destek verdi. Türk Kızılayı Genel Merkezi'nde düzenlenen yardım törenine AGSD Başkanı Canip Karakuş ve Konya Eczacı Odası Başkanı Harun Kızılayı ve yönetim kurulu üyeleri katılıyordu.

"Paralar kasalarımızda duruyor"

Gazze'ye para gönderemediklerini belirten Kızılay başkanı, "Uluslararası bankacılık henüz orada çalışmış değil. Para dolar ise önce Amerika'ya gidiyor sonra İsrail'in kontrolünde para istenirse Gazze'ye gidiyor. Para eğer euro ise önce Almanya'ya gidiyor yine İsrail'in kontrolünde istiyorsa Gazze'ye veriliyor. Böyle kontrollü bir iş var. Hem denizde, hem havada hem de karada bu böyle devam ediyor. Bize emanet edilen paralar kasalarımızda duruyor. Bir kısmını malzeme olarak alıyoruz ve taşıyoruz ama para olarak ilk günden bugüne kadar Gazze'ye para gönderilemiyor. Yasal yollarla buraya para göndermek hakikaten zor. Biz gönderemedik buna beceriksizlik diyin ama uygulama bu. Savaşın olduğu ilk günler orada elektrik de kesilmişti. Elektriğin olmadığı yerde teknolojiden bahsetmek de hiç doğru değil hastanelerde bile jeneratörler çalışmıyor. Yaptığımız her şey kayıt altındadır. Bize ve başbakanlığa verilen para bloke edilmiş bekliyor. Çünkü biz o paralarla ne yaptığımızı Başbakanlığa ve Dışişleri Bakanlığı'na bildiriyoruz. Bizim kampanyada topladığımız paranın tamamı 9 milyon TL'dir. Bunun zaten büyük bölümünü malzeme olarak taşıdık" diye konuşarak Gazze'ye yönelik resmi yardım kampanyalarının kofluğunu vurguluyordu. Peki Davos'ta kahramanlık davulu çalan Recep Bey niye bu konuda hiç konuşmuyordu?13[2]





















[1] Zeki Ceyhan / Milli Gazete

[2] Milli Gazete / 5 Mart 2009

Mehmet DENİZ -

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

İSRAİL VE ABD BİRLİKTE ÇÖZÜLÜYOR!
  İsrail, önce Yahudileri aldatıyor    Holokost: Latince bir kelime...
Devami
HÜRRİYET' İN KÖLELERİ !
  Batının geliştirdiği ve bizden bazılarının da heveslendiği hürriyet anlayışı;...
Devami
İSLAM DİNİ DİRİLİŞ DİNAMİĞİ VE STRATEJİK GÜÇ BİRLİĞİ DİSİPLİNİDİR.
  Bütün mazlumlar dünyası ve özellikle Ortadoğu ve ülkemiz için İSLAM;...
Devami
KÜRT AÇILIMI VE TÜRK SAÇILIMI
 Kürt açılımının perde arkasında, TESEV'in düzenlediği ve MİT, Emniyet, AKP...
Devami
SİYONİZMİN ERMENİ KARTI VE YERLİ HIYANET ODAKLARI
Tanzimat fermanı, Sevr, Mondros ve Lozan... Hedefleri hep aynı:...
Devami
ABD'NİN SON ŞEYTANLIĞI
  Çin ve Pakistan'a karşı denge kurmak isteyen ABD, Hindistan...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1791

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR