Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1523
mod_vvisit_counterDün4984
mod_vvisit_counterBu Hafta37361
mod_vvisit_counterGeçen hafta44068
mod_vvisit_counterBu Ay88362
mod_vvisit_counterGeçen Ay215469
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar14407791

IP'niz: 3.215.182.36
Bugün: 14 Ara 2019

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11237506

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

FİTNE NEDİR?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Fitne, Arapça kelime manası olarak " topraktan çıkarılan altın ve gümüş gibi madenlerin hasını posasından ayırmak üzere yüksek dereceli ateşte yakmak ve eritmek "  demektir.

İnananları inkârcılardan, salihleri sapıklardan, iyileri kötülerden seçmek, insanları terbiye ve tecrübe etmek ve herkesin gerçek ayarını belirtmek işine de Kur'an, "fitne" tabir etmektedir.

Yani, dünya hayatının tamamı, bir fitne ve imtihandır.

"Her nefis ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için hayra ve şerre mübtela kılıyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz." [1]

"Bilmem, belki de O (Allah) sizi denemek (üzere) bir süreye kadar yaşamak için (mühlet) veriyor."[2]

"İnsanlar sadece "iman ettik" demekle, bir fitneye ve imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Yemin olsun ki biz, daha öncekileri de  sınadık. Elbette Allah (bu imtihanın sonunda) sadıkları da bilecek, yalancı sahtekârları da bilecektir." [3]

"Mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitne (imtihan) dır."[4]

"O (Allah) hanginiz daha güzel işler yapacağınızı denemek için, ölümü ve hayatı yarattı."[5]gibi ayetler imtihanda bulunduğumuzu ve bir fitneye (elemeye) tabi tutulduğumuzu bildirmektedir.

Ve bu kulluk imtihanının sahası ve salonu dünya olduğu gibi, bu imtihanın programı da Kur'an'dır. Bu imtihanı kazanmak için, her şeyden önce, Kur'an'ın tamamına sahip çıkmak ve İslâm'ın bütününe talip olmak mecburiyeti vardır. İslâm'ın sadece rahatına ve menfaatine uygun düşen kısmını alanlar, imtihanı kaybeder.

"İnsanlardan kimisi de (dinin tamamına teslim olmadan) bir kenardan Allah'a ibadet ederler. Eğer nefsine hayır (gördüğü bir emir) gelirse ona razı olur. Şayet (işine gelmeyen  bir hüküm ve tekdirle karşılaşmak gibi)  bir fitneye (imtihana) uğratılsa yüzüstü döner. İşte bu (gibiler) dünyasını da ahiretini de kaybetmiştir."[6]

Fitnenin, imtihan anlamında kullanılan bu genel tanımı yanında, biraz da "insanlar arasında fesat çıkarmak, dirlik ve düzeni bozmak, ortalığı karıştırmak" gibi özel manaları üzerinde duracağız.

Bu tür fitne ve fesatçılığın en büyüğü "batıl yönetimleri ve zalim şahsiyetleri sevmek, desteklemek ve işbaşına getirmektir" Çünkü böyle yapmakla, eğitim sisteminden ekonomiye, televizyondan hukuk düzenine kadar bütün kurumların bozulmasına ve halkın tamamının yozlaşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olunmuş olur ki, elbette bundan daha büyük bir fitne yoktur. Bu nedenle Cenab-ı Hak:

"... (Zalimleri ve müşrikleri desteklemek, hayırlı bir hareketi bölmek, haklı bir cemaati terk etmek  ve hainlere fırsat vermek suretiyle) Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha şedid bir günahtır."[7]

"... Onlarla çarpışın (ve cihat edin ki) fitne ortadan kalksın, din yalnız Allah'ın dini olsun. (Dünyadaki zalim rejimler yıkılsın, adil düzen kurulsun)"[8]

"Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya (yani her konuda ve her kurumda evrensel hukuk kuralları uygulanıncaya) kadar onlarla çarpışın (ve cihadı sürdürün)"[9] gibi ayetler bu gerçeği haber vermektedir.

İnsanların kafasını karıştıracak, şaşkınlığa ve taşkınlığa sebep olacak ve ihtilaf çıkaracak şekilde bazı yersiz ve yararsız konuları gündeme getirmek de, manevi bir fesatçılık sayılmıştır.

"Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve kendi keyiflerine göre yorumlamak için, müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun hakiki te'vilini Allah'tan  başka kimse bilemez"[10] ayeti bu duruma işaret etmektedir.

İçimizden bazı kimselere verilen ilim, makam, servet gibi nimetleri kıskanmak ve onlara reva görmemek de  bir fitnedir.

"Böylece biz onların bazısı diğer bazıları ile fitneye uğrattık. (imtihan ettik ki: "Allah, aramızdan şunlara mı lütfunu layık gördü" desinler (Allah'ın tayin ve takdirini beğenmediklerini göstersinler)".[11]

Halbuki: "Senden önce gönderdiğimiz Peygamberler de yemek yerler ve çarşılarda gezerlerdi (diye onları tan ediyorlardı) Oysa biz sizi birbiriniz için bir fitne ve deneme yaptık. Ta ki sabrediyor ve (Allah'ın takdirine razı oluyor) musunuz? Rabbin her halinizi görendir."[12] ayetleri bu durumu bildirmektedir.

Fitne, bir diğer manada, zalim yöneticilerin istismar aracı olmak ve onların zulmüne uğramaktır.

"Rabbimiz bizi zalimlerin fitnesi kılma. Rahmetinle bizi inkârcı güruhun elinden kurtar"[13]

"Ya Rabbi bizi kafirlerin oyuncağı yapma"[14] gibi ayetler bu gerçeği dile getirmektedir. Din alimi veya maneviyat ehli geçinip, mason partileri destekleyen ve onlardan hürmet ve  menfaat bekleyen tipler böylesi kimselerdir. Dış güçlerden icazet ve işaret alarak, yeni oluşum diye, eski oyunlara piyon olanlar da bu cinstendir.

Açıklık, saçıklık ve cinsi sapıklık da en büyük fitnelerden birisidir.

Cenab-ı Hak: "Ey Ademoğulları, Şeytan ana babanızı (Hz. Ademle Havva'yı) çirkin yerlerini onlara göstermek (şehvet yerlerini gözetlemek) için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sakın sizi de öyle bir fitneye düşürmesin"[15]

Evet soysuz medeniyetin soyup sokağa saldığı kadınlar, en göz alıcı ve şehveti gıdıklayıcı yerlerini göstermekten utanmayanlar. Bunların basındaki resimleri ve televizyondaki görüntüleri de ,cinsi sapıklıkların, fuhuş ve ahlaksızlıkların baş sebebidir ve çağımızın en büyük fitnelerinden  birisidir.

Ayrıca, münafıklık yaparak, insanlar arasında söz taşımak, dostların arasını bozmak, kin ve düşmanlıkları kışkırtmak, hep olumsuzlukları konuşmak da, çok adi davranışlardır, fesatçılıktır ve fitneyi yaymaktır.

Fitne ve fesadın en yaygını ve en zararlısı ise  hayırlı bir teşkilat içinde yapılanlardır. Öyle ise bu tipler özellikle tanımamız ve tedbirli olmamız lazımdır.

Evet, insanların hayırlı olanlarını "mü'min, müttaki, müstakim (istikametli mücahid, muhterem) gibi sıfatlarla tanır ve tanıtırız.

"Hayırsız" olanlarını ise "münkir, nankör, münafık, mücrim, marazlı (manevi hastalıklı) vefasız" gibi sıfatlarla hatırlarız.

Bu nedenle "Milli şuur mensupları"na yönelik bir "öz eleştiri" ve genel durum değerlendirmesi yapmayı ve "kendi nefislerimizi ve dava adamı ve hizmet erbabı geçinenleri bir teste tabi tutmayı" gerekli bulmaktayız.

Acaba davamız açısından ve kurmaylarımız tarafından "hayati önem"de bulunan konulardaki "ilgisizliğimizin ve bilgisizliğimizin" asıl sebebi  nedir?

Gerçekte Milli Görüş mesajına inanmadığımız halde, bazı makam ve menfaatler hatırına, inanmış gibi göründüğümüzden midir?

Yoksa "pişkinlik" derecesindeki bir yüzsüzlük ve nankörlükten midir?

Şimdi, test sorularımıza geçelim:

1- Milletvekili, belediye başkanı ve müsteşar olduğu halde, hala bir Milli yayınımızı almayan, okumayan ve sahip çıkmayan kimsenin durumu nedir?

Ve hele yıllardır bizi savunan, sahip çıkan ve çizgisinden sapmayan bir gazetenin aleyhinde konuşur ve küçümseyici tavırlar takınırsa, ona ne demelidir?

Evet, bu tavır ya gaflettir, ya meskenettir (tembellik ve beleşçiliktir), ya da ham tiyniyet ve olgunlaşmamış karakterdir.

2- Bir Belediye Başkanı şayet, il ve ilçesindeki teşkilat yetkililerini, mahalle temsilcilerini, milli gençliğimizi ve kardeş birimlerini hala tanımıyor, takmıyor ve hesaba katmıyorsa, onun ayarı, değeri ve durumu nedir?

Ya siyasi körlük ve bindiği dalı kesmektir, ya Enaniyet ve kibirdir veya vefasızlık ve nankörlük eseridir.

3- Cemaat içerisinde "Dava adamı, fikir erbabı, İslâmcı yazar" bilindiği halde, çok ciddi ve ilmi olarak hazırlanmış Adil Düzen Projeleri'ni ve siyasi hizmet program ve prensiplerini" baştan sona bir kere olsun dikkate almamış, okumamış, anlamaya değer bulmamış, İslâmi kaynaklara ve ilmi dayanaklara uygunluğunu ve uygunsuzluğunu araştırmamış ve vardığı sonuçları delilleriyle ortaya koymamış, ama devamlı tenkit edip aleyhinde çalışmış kimselerin hali neye benzemektedir?

Bu tipler ya, ağız ishaline (gevezelik hastalığına) yakalanmıştır. Ya duygu istismarına (his ve heyecan sömürüsüne) alışmıştır. Ya da ucuz kahramanlığa ve filozof taslaklığına bulaşmıştır.

4- Bu davanın sayesinde ve isimsiz dava erlerinin himmet ve himayasinde bakan, müsteşar, müşavir, genel müdür, müdür, meclis üyesi, müteahhit gibi makamlara yükselenler, aylık kazançlarının kırkta biri kadar olsun, teşkilat hizmetleri için aidat vermiyor ve maddi katkıda bulunmuyorsa, bu umursamazlığa hangi kılıf geçirilecektir?

Ya, paraya ve dünyaya düşkünlük ve cimrilik hastalığıdır.

Ya, Milli davasına ilgisizlik ve ciddiyetsizlik hastalığıdır.

Ya da, niteliksizlik, nasipsizlik ve cesaretsizlik hastalığıdır.

5- Parti kongrelerinde, "eskilerin yetersiz ve bereketsiz" oldukları gerçeğini bahane ederek, daha önce davayı dert edinmedikleri halde, şimdi güya hizmet yarışına girişen ve iktidar nimetlerini devşirmek isteyen ve hatta partiyi ele geçirmek sevdasına düşen kimselerin konumu ne merkezdedir? (Bu durum elebaşları için geçerlidir. Yoksa her iki tarafta da saf ve samimi insanlarımız vardır)

a- Birileri, "Genel merkeze bağlılık" iddiasıyla, "istismarcılık ve suistimalcilik" (yetki ve güveni kötüye kullanma) yapmaktadır.

b- Ötekileri, fırsatçılık yaparak isyana kalkışmakta ve fesat çıkarmaktadır.

c- Dava dertlileri ise, sabır ve sükunetle "tortuların alta çökmesi" için, suların durulmasını kollamaktadır.

6- Bu sorunların her birisi, yukarıda sözü geçen her sınıf ve seviyeden herkese ayrı ayrı sorulabilir ve sorulmalıdır.

Belediye Başkanı ve milletvekili olarak seçilenler acaba seçmenlerinin, yani vefâkâr ve cefâkâr hizmet erlerinin mi, yoksa kendi heveslerinin  ve yakın çevrelerinin  mi hizmetkârlığını yapmaktadır? sorularının doğru cevaplarını bulmaya çalışmak, kimsenin zararına değil, hepimizin yararınadır.

Milli bir yayınımızı alıp okuyacak ve dikkate alacak kadar teşkilatına vefası, cemaatine saygısı bulunmamak.

Davamızın çilesini çekenlere ve bizi bu makamlara yükseltenlere hizmet ve hürmet duygusu taşımamak.

Bu davanın sayesinde dünyalık çok şey kazanıp, ama hiçbir katkıda bulunmamak,

Ve hele bu cemaat ve teşkilat sayesinde şöhret ve kıymet kazanıp sonra hıyanet ve hakarete kalkışmak.

Lütfen düşünelim ve doğru cevap verelim, hangi izanla, hangi insafla ve hangi inançla bağdaşmaktadır?

Bu sorulara olumlu ve onurlu cevaplar, verecek her seviye ve statüdeki mensuplarımızın varlığını biliyoruz, onlarla seviniyoruz ve dualar ediyoruz.

Ama bu sorulara yeterli ve tutarlı cevaplar veremeyecek kimseleri de, İslâm kardeşliği adına uyarıyoruz ve düzelmelerini temenni ediyoruz...

Ey bizim ikazlarımızdan gocunanlar! peki Allah'ın adalet ve intikamından nasıl kurtulacaksınız?!

Hem görüyorsunuz ki bu öz eleştiriler, birilerin hedef alan kınamalar olmayıp, genel ifadelerdir. Hiçbir şahsı direk kınayıcı sözler değildir.

Bu hazır kalıplar kimin üzerine uyarsa onun için geçerlidir. Şayet yarası olanlar gocunacaksa, bu da bizim suçumuz değildir.

Biz gerçek ayarımızı gösterecek "hakikat aynalarını" tutmaya çalışıyoruz. Eğer birileri kendi yüzünde bir çirkinlik görüyorsa, suç aynaların değildir. Aynaları kırmak ve size ayna tutanlara kızmak yerine, kendi kusurumuzu düzeltmek daha akıllıca bir harekettir.



[1] Enbiya: 35

[2] Enbiya: 111

[3] Ankekubt: 2, 3

[4] Teğabün: 15

[5] Mülk: 2

[6] Hac: 11

[7] Bakara: 191

[8] Bakara: 193

[9] Enfâl: 39

[10] Al-i İmran: 7

[11] En'am: 53

[12] Furkan: 20

[13] Yunus: 85

[14] Mümtehine: 5

[15] Araf: 27

Mehmet DENİZ -

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

BU ÜLKE SAHİPSİZ Mİ?
  Bu Neyin Gerginliği?! Kaos gelip birdenbire üzerimize yıkılmadı. Türkiye...
Devami
İSLAM DİNİ DİRİLİŞ DİNAMİĞİ VE STRATEJİK GÜÇ BİRLİĞİ DİSİPLİNİDİR.
  Bütün mazlumlar dünyası ve özellikle Ortadoğu ve ülkemiz için İSLAM;...
Devami
SAĞ-SOL BİTTİ.MİLLİ ÇİZGİDE MİSİN, İŞBİRLİKÇİ MİSİN?
  Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan yaz tatili...
Devami
DERİN HESAPLAŞMA VE MİLLİ JANDARMA
  Jandarma, CIA'nın Jön Adamlarını Ürkütüyor Dink suikastini araştıran mülkiye müfettişleri,...
Devami
TÜRKİYE-İSRAİL-SUDAN İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
Dünyanın gözü önünde, 60 yıldır Filistin halkına sistemli bir soykırım...
Devami
SİYONİZM;“ŞEYTANIN DÜZENİ VE TARİHİ DERİNLİĞİ”
Siyonizm; Şeytanın dini ve sapkın Yahudilerin dünyaya hakimiyet projesidir. Siyonizmin...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 7374

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR