Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2093
mod_vvisit_counterDün4618
mod_vvisit_counterBu Hafta28113
mod_vvisit_counterGeçen hafta31377
mod_vvisit_counterBu Ay82222
mod_vvisit_counterGeçen Ay110938
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar14052949

IP'niz: 34.204.191.31
Bugün: 19 Eki 2019

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11063308

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

BARİ MERKEZ BANKASI AMERİKA'YA TAŞINSIN!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Asıl merkez Washington mu?

Akşam gazetesinden Gülay Atlan 13.08.2006 günü yayımlanan röportajında, genel olarak eleştirdiğimiz konularla paralellik arz eden görüşler beyan eden Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanı Prof. Osman Altuğ ve İstanbul Üniversitesi Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Targan Ünal'ın görüşlerine yer vermiş.

Malum olduğu üzere, Devlet Bakanı Ali Babacan aniden bir açıklama yaptı ve dedi ki: ‘Merkez Bankası idari merkezi İstanbul'a taşınacak.' Hükümetin planına göre İstanbul, sadece Merkez Bankası değil aynı zamanda BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) ve SPK'nın (Sermaye Piyasaları Kurulu) merkezlerinin de taşınmasıyla finansal başkent olacak!

 

Merkez Bankası ise önce ‘şimdiye kadar bu yönde alınmış bir karar yok' dedi! Sonra bu dediğinden çark etti ve bu durum Hükümet ile Merkez Bankası arasında bir zıtlaşma şeklinde yorumlandı.

Tartışmaya işadamı derneklerinden banka yöneticilerine kadar herkes katılmaya başladı.

Bu tartışmalar arasında ‘bari başkent de İstanbul olsun' diyenler de çıktı!

Sizleri röportajın bazı önemli bölümleri ile baş başa bırakıyoruz.

Aslında merkez Washington'dadır!

- Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması kararı gerekli ve isabetli mi?

Prof. Dr. Osman Altuğ: Merkez Bankası'nın merkezi Ankara mıdır? Aslında merkez Washington'dadır! Dolayısıyla Merkez Bankası'nın bulunduğu yer coğrafi olarak o kadar da önemli değil. Zaten önümüzdeki 10 yıllık süreçte merkez bankaları işlevlerini de kaybedecek. Çünkü dijital para sistemine geçilecek, şimdi Merkez Bankası olarak kasılan yöneticilerin bir anda işlevsiz kaldıklarını göreceğiz. Teknoloji Merkez Bankası'nın önünde gidiyor.

Prof. Dr. Targan Ünal: Merkez Bankası'nın taşınması yeni alınmış bir karar değildir, bana kalırsa uzun süredir planlanan bir bütünün parçası...

- Sadece yüz yüze görüşmeleri kolaylaştırması mı hedefleniyor?

T.Ü.: Hükümet BMSV (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi) gibi bazı idari kesintiler ve fonların ileride düşürüleceğini ve bunların da yabancı yatırımcılar için cazip olacağını açıkladı. Merkez Bankası'nın İstanbul'a gelmesiyle yabancılara bir kolaylık daha hedeflenmiş olabilir...

Merkez Bankası'nın temel görevleri nedir?

-Merkez Bankası ekonomi haberlerinden çıkıp güncel haberlerin baş aktörü oldu. Başkanının atanmasından taşınmasına çok fazla konuşulmaya başlandı. Merkez Bankası'nın temel görevleri nedir?

O. A.: Merkez Bankası'nın temel görevi emisyon hacmini yani dolaşımdaki para miktarını ayarlamak. Merkez Bankası son dönemde büyük bir rekor kırdı. 2002 sonunda yaklaşık 7 katrilyon olan emisyon hacmini bugün 25 katrilyona çıkardı. Demek ki Merkez Bankası'nın matbaaları çok iyi çalışıyor. İkincisi bankalar arası para piyasalarında faiz oranlarını şekillendirmek ama onu da ‘üçkağıt ekonomisinin' verdiği yöne göre yapmak, faizleri indirmek, faizleri yükseltmek ve kurları buna göre ayarlamak. Faizler yükseldikçe kurlar düşüyor, kurlar yükseldikçe faizler düşüyor gibi bir mantık içinde hareket ediyorlar ve halkımız zannediyor ki ‘Merkez Bankası paraya yön veriyor.'

- Vermiyor mu?

O.A.: Hayır, bu kurumların fonksiyonları sanıldığı gibi üretime yönelik değildir. Bir ülkede paranın değerini belirleyen esas unsur ‘üretimin gücü'dür. Bizim gibi ülkelerde paranın değerini belirleyici unsur olarak tamamen parasalcı bir ekonomik model seçilir, yönetimi Merkez Bankası'na verilir, o da kendini her şeye kadir görmeye başlarsa şenlik olur.

T.Ü.: Avrupa Birliği içindeki bankacılık sistemi faiz oranlarına uyum, ardından da AB içindeki Merkez Bankası'nda toplanma hedefi var. Düşününce 10 yıl içinde Merkez Bankası fonksiyonunu kaybedecektir.

İşsizin enflasyonu yüzde yüz!

- Merkez Bankası tüm ülkelerde fonksiyonel mi?

O.A.: Türkiye'de 12 Aralık 1999 güçlü ekonomiye geçiş programıyla Merkez Bankası çok fonksiyonel hâle getirildi ve bu programla Türkiye aslında bir deli gömleği giydi. Doların kafasına bas, dolar fiyatları düşsün, düştükçe ithalat artsın, ithalat arttıkça ülkedeki işsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizlik daha da yaygınlaşsın. Sanki tek hedef enflasyonu aşağı çekmek. Evet enflasyonu düşürürsünüz ama herkesin enflasyonu kendine. İşsiz adamın enflasyonu kafadan yüzde 100, Merkez Bankası nutuk atıyor! Bu tip kurumlar daha çok şov kurumlarıdır.[1]


Bu arada Yunanistan'dan sonra şimdi İsrail bankası Türkiye'de Banka satın aldı!?

İsrail merkezli Banka Hapoalim B.M Bank Pozitif  Kredi ve Kalkınma Bankası A.Ş'nin (Bank Pozitif) % 57,55'ini aldığı öğrenildi.

Bank Pozitif'ten yapılan açıklamada, söz konusu satın alma işleminin Hapoalim'e ait olan Tarshish-Hapoalim Holdings and Investmen Ltd'nin Bank Pozitif'in arttırılan sermaye paylarına katılmasıyla gerçekleştirdiği belirtildi.

Bank Pozitif'in sermaye artış işlemlerinin 17 Kasım 2006 tarihinde tamamlanmasıyla toplam öz kaynağının 233 milyon YTL (161 Milyon ABD Doları) seviyesine yükseldiği ifade edilen açıklamada, satın alma işlemleriyle ilgili satış sözleşmesi kapsamında önümüzdeki birkaç hafta içerisinde ilave bir sermaye artışı yapılarak toplam öz kaynağın yaklaşık 170 milyon dolar civarına yükselmesinin beklendiği kaydedildi.

Açıklamada, Bank Pozitif'in kurumsal bankacılık alanında faaliyetlerine devam edeceği, bireysel bankacılık alanında geniş yelpazeli hizmet vermeyi hedeflediği, bu alandaki pilot uygulamalarını hayata geçirmeye başladığı bildirildi.

Merkez Bankası İstanbul'a taşınırsa, kıyamet kopar!

"Kıyamet kopar! Çünkü, taşınması olanaksızdır: Tarihi nedenlerden, bağımsızlık savaşındaki tarihsel konumundan dolayı taşınamaz; coğrafi nedenlerden, ulaşım, haberleşme, savunmada merkezi konumundan dolayı taşınamaz; ulusal ideolojik nedenlerden, Cumhuriyet ve Devrim ile özdeşleşmesinden dolayı taşınamaz."

Yankı Dergisinin, bankacılık, merkez bankası ve devlet merkezinin İstanbul'a taşınması girişimleri hakkındaki sorularını, İP Üyesi, Eski Hazine Banka ve Kambiyo Genel Müdürü, BM Daimi Temsilci Yardımcısı Ali Kocatürk yanıtladı. Bir bölümü Yankı dergisinin Eylül 2006 tarihli sayısında da yayımlanan soru ve yanıtları sunuyoruz.

Yankı- Kamu bankasız devlet olur mu? Bu bağlamda dünyadaki uygulamalar nelerdir?

Ali Kocatürk: Devletle kamu bankaları arasındaki ilişkilerin niteliği, bu nitelikteki değişmeyle ilgilidir ve bir dönüşüm sorunu olarak ele alınabilir. Bu dönüşüm, kamu bankaları-özel bankalar, ve tersi, çevrimlerinde kavranılabilir. Kuramsal olarak, kamu bankalarının özel bankalara dönüştürülmesi, bir yandan bu bankaların sahipliğinde diğer yandan da işlevlerinde değişiklik sağlanması, özelleştirme, olanaklıdır; karşıtı kamulaştırma da; hiçbir şey imkansız değildir. Ancak, bunların birer olgu olarak gerçekleşmesi çelişiktir; özelleştirmenin olduğu yerde kamulaştırma, ya da tersi, yoktur. ‘Kamu bankasız Devlet' deyimlemesini, bu bağlamda, değerlendirmek gerekir. Kamu bankaları, işlevleri yönünden diğer ticari bankalardan ayrılır: Bu bankalar, kamu yarar ve çıkarını gözetme ilkesine göre çalışırlar. Amaçları, salt kar etmek değildir; tersine, yüklendikleri, sosyal, finansman ve diğer görevler dolayısıyla, görev zararı yüklenen ve kamu kaynaklarıyla bu zararları kapatılan kuruluşlardır.

"Evrim Sürecinin Kaçınılmaz Sonucu" mu?

IMF'ce benimsenen bir yaklaşım, kamu bankaları-özel bankalar çevrimini, özelleştirmeyi, bir evrim sürecinin kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirmektedir. Buna göre, "özel bankalar, kamu bankalarının gelişmiş bir biçimidir; tüm ekonomik faaliyetler, ticaridir, kar amaçlıdır. Bu bankalar, öte yandan, mevduat toplama ve kredi mekanizmasından dolayı, kamu yararına çalışmaktadırlar. Esasen, Devlet özel çıkarlarla kamu çıkarlarının çatışmasını önleyecek önlemleri almakla, bu çıkarlar arasında uyum sağlayacak düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür". Bu görüş, özel bankaları, salt ya ticari ya da yatırım bankalarına indirgemekte; kamu bankalarını ortadan kaldırmaktadır. Burada yalın gerçek şudur: Özelleştirilen bir kamu bankası, artık, bir kamu bankası değildir; ve özelleştirme dolayısıyla, korunan bir özellik, bir kazanç olmadığı gibi aksine kayıp da vardır. Bu bankaların kamu bankalarından devşirilmesi olgusu, bu bankaların, banka olarak, kamu bankası olma karakterinin olumsuzlanmasından başka bir şey değildir.

Bankalar, özünde, kamu yarar ve çıkar içindir; ve tarihsel gelişmeleri bu amacı gerçekleştirmeye dönüktür. Varlıkları, bu özle çelişen bankalar, adları banka olsa bile, gerçekten banka değildir. O halde bankaların kamusal niteliği, gerçek karakterleridir, ya da doğru biçimleridir; kamulaştırma, bir ilke olarak, bu gelişmeyi. yönlendiricidir.

Ölü Liberal Ekonomi Felsefesini Yaşatma Çabası

Bu olumsuzlamanın olumsuzlanması gerekir. Nitekim, desteklediğimiz karşıt yaklaşım, özel bankalar-kamu bankaları çevrimini, kamulaştırma, gerçek bir evrim süreci olarak kavramaktadır. Nitekim, kamu bankaları, özel bankaların da işlevini -mevduat toplama ve kredi verme gibi- gerçekte, özel bankalara göre daha gelişmiş olarak yapmaktadır. Bir şeyin gerçek karakteri, o şeyin en gelişmiş biçimindedir; hatta kaynağına dönüldüğünde, bu karakterin orada örtük bulunduğu, baskıda tutulduğu, kendini açığa vurmadığı, söylenebilir. Özel bankalar, doğaları gereği, kamu yarar ve çıkarına göre değil, fakat özel yarar ve çıkarlara göre çalışırlar. Bu çelişkinin çözümü, kamu bankalarının varlık nedenidir. Kamu bankaları, özel yarar ve çıkar sağlamayan bankalardır. Kamu çıkarları, özel çıkarlara önceldir.

Bankacılık sisteminde, kamu bankalarının özelleştirilmesi, geriye dönüktür: Ölü liberal ekonomi felsefesini yaşatmaya çalışmaktan, sosyal devleti, salt devlet anlayışına indirgemekten başka bir şey değildir.

Bankacılık sektöründe, son yıllarda, ortaya çıkan gelişmelerden kamu bankalarının tasfiye edilmekte oldukları, ya da işlevlerinin giderek sınırlandırıldığı ve yabancı bankalarla entegrasyona gidildiği gözlemlenmektedir. Bu eğilimin sürdürülmesi sonucunda, bir yandan BİS ve IMF, belki ileride Avrupa Yatırım Bankası, diğer yandan da dış bankalar gözetim ve denetimdeki bir bankacılık sektörüyle bütün ekonomik faaliyetlerde dışa bağımlık artacaktır.

Ülke Ekonomileri Bağımsız MB'lerle Yönetiliyor!?

Yankı- Merkez Bankası ve diğer kamu bankalarının merkezinin Ankara'dan İstanbul'a taşınması mantığının altında size göre aslında ne var?

Kocatürk: Kamu bankaları, BDDK, SPK, Merkez Bankası'nın İstanbul'a nakli, basit bir yer değiştirme hareketi olmamakla birlikte, bu harekete neden olan etkenler üzerinde durmak gerekmektedir.

Öteden beri, mali kontrolü özel bir elde toplayan kapsamlı, evrensel, bir sistem oluşturarak ülke ekonomilerini, BİS (Bank for İnternational Settlements) güdümünde, IMF ve IBRD (The World Bank) vasıtasıyla, bağımsız Merkez Bankalarıyla yönetmek ve ülke siyasetlerini biçimlemek konusunda sürdürülen çabaların, bir projenin bulunduğu bilinmektedir. Bizi ilgilendiren yönüyle konunun üç boyutu bulunmaktadır:

BDDK'nın Hazine'den, TMSF'nin Merkez Bankası'ndan ayrılarak ayrıcalıklı, bağımsız, konumlanması;  Kamu bankalarının özelleştirilerek ticari bankalara dönüştürülmesi, yani bunların KİT'lerin-esasen tasfiye edilmekte olduklarından-finansmanından çekilmesi ve sosyal amaçlı-destekleme gibi faaliyetler kısıtlanacağından-bu görevlerden uzaklaştırılmaları ve-ihtisas kredilerinin, hayvancılık, denizcilik, küçük imalata, v.b. dönük kredilerin ortadan kaldırılması;  Merkez Bankası'nın bağımsız kılınması ve giderek özelleştirilmesi.

KİT'ler esasen özelleştirilmiş ve özelleştirilmekte olduğundan, TMSF ve BDDK'ya ayrı bir varlık kazandırıldığından, yukarıdaki son iki husus üzerinde çabaların yoğunlaştığı gözlenmektedir.

 Ankara, Mustafa Kemal Paşa'nın deyişiyle, "Türk'ün imkansızı imkan haline getiren kudretini" bütün dünyaya gösteren somut bir örnek ve de simge; emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin parolası, azim ve iradesinin, işareti; bozkırda, çorak topraklarda kan dökülerek atılan bir tohum, dikilen bir fidan, yeşertilen bir devrim çiçeği; Türkiye Cumhuriyeti'nin ağırlık merkezi; ışıldayan bir başka kent, Baş-Kent'tir.

Mali Boyunduruk!

BİS ve IMF tarafında benimsenen Hayek, White çizgisinde gelişen bir kuramda, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ‘serbest ticaret-serbest bankacılık' bağlamında savunulmakta ve altın-standardına, yeni şekliyle borç-paraya, borçlanmaya, dönüş amaçlanmaktadır. Desteklediğimiz karşıt kuramda-Kaldor, Itoh, Ansari burada sayılabilir-Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, Hükümet'in icraatlarından bağımsız, ancak uluslararası mali örgütlerinin kararlarından bağımsız değildir. Bu ekonomik bağımsızlığın yitirilmesinden, tüm ekonomik faaliyetlerin uluslararası mali örgütlerin tercihleri doğrultusunda yürütülmesinden, ülkenin mali boyunduruk altına alınmasından başka bir şey değildir. Tedavüldeki para, bizde de son yıllarda gözleneceği gibi, tamamen, ‘sıcak para' olarak bilinen, borçlanmaya, bu borçlanmadan kaynaklanan rezerv birikimine dayanmakta, ekonominin gerçek gereksinimini dışlamaktadır ve sermaye birikimini değil, ulusal yada uluslararası bankalara, ihraç edilen Hazine Bono ve Tahvilleri alım-satımıyla, faiz rant aktarımı işlevini yerine getirmektedir. Verilen Niyet Mektubu'nda bu uygulamadan ödün verilmeyeceği vurgulanmaktadır. Dünya Bankası'nın yapısal uyum kredilerinde, Merkez Bankası'nın bağımsızlığının sağlanması sürekli korunan bir koşuldur.

Yankı- Devletin merkezi İstanbul'a mı taşınıyor? Taşınırsa ne olur?

Kocatürk: Bu yer değiştirme hareketi, bir yerde, Başkentin İstanbul'a taşınmasıyla ilgili kimi kuşku ya da kaygıları da ister istemez peşinden sürüklemektedir Devlet Merkezi'nin İstanbul'a taşınması salt bir olasılık olarak ortadadır; ve her gerçek olgu gerçek olasılığı olanaklı olan bir olgudur. Ancak, burada bir gerçek olasılık ya da olanağın bulunduğunu sanmıyoruz ‘Taşınırsa ne olur?' Kıyamet kapar!

Yer değiştirmeden bir sonraki hamle, Merkez Bankası'nın özelleştirilmesidir, Bu hareket, gök gürültüsü gibi, yağacak bir yağmurun ilk belirtisi olarak algılanmalıdır.

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran:

Günü gelecek fabrikalarımızı geri alacağız!

"Madem TELEKOM'u, bankalarımızı, fabrikamızı yabancıya satacaktık, bu kadar şehidi niye verdik? Bu ülkenin generalinin telefonunun dinlenmediğini Telekominikasyonun başındaki yabancı söylüyorsa, biz burada utanç içindeyiz demektir. Tarihimiz geri almalarla doludur. Bu ülkede son Atatürkçü kalıncaya kadar bu savaş devam edecektir!"

"Özelleştirme Suçluları Yargılansın, İşgal Altındaki Kurumlar Kamuya İade Edilsin!" İşçi Partisi'nin sendikacılarla birlikte başlattığı kampanya, yurt çapında destek buldu. Bunlar arasında bir Türk aydınının, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran'ın açıklaması, dikkat çekiciydi. Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran "Günü gelecek, fabrikalarımızı geri alacağız" dedi.

Sendikacılar ve kitle örgütleri yöneticileri de kampanya çerçevesinde tavırlarını, Aydınlık'a yazdıkları yazılarla ortaya koyuyorlar. Bu sayımızda, Seydişehirlilerin imzasıyla yapılan suç duyurusunu da, bir örnek metin olması amacıyla yayımlıyoruz.

"Silahla Kazandığımızı AB Ütopyasına Harcıyoruz"

Mudanya Mütarekesi'nin 84.yılı kutlamaları çerçevesinde, 11 Ekim günü, Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde bir panel yapıldı.

Uludağ Üniversitesi tarafından düzenlenen panelde konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Anadolu'nun 4 bin yıldır Türk toprağı olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Biz silah zoruyla; kan vererek, can vererek aldığımız toprakları şimdi globalleşme, batılılaşma Avrupa Birliği'ne girme ve ona benzer bir takım ütopyalarla para karşılığı geri vermekte olduğumuzu görmeliyiz. Sahile çıkamayan Yunan delegesi 84 yıl sonra parasıyla gelip banka satın alabilmektedir bu ülkede. Madem Telekomünikasyonumuzu yabancıya, bankamızı yabancıya, dişimizle tırnağımızla, ulusal onurumuzla, terimizle yaptığımız fabrikaları yabancıya satacaktık, bu kadar şehidi niye verdik? Biz bu toprakları ne parayla satın aldık, ne de soykırım yaparak, milyonlar şehit vererek sahip çıktık, Bu topraklarda 4 bin yıldır varız. 4 bin yıldır bu toprakları kanımızla, canımızla, her şeyimizle korumaya çalışıyoruz. Yapmadığımız barajı, limanı kimse kimseye satamaz. Bunun hesabı zamanı gelince görülür."


"Yabancıları Uyarıyorum: Satın Alırken Düşünün!"

"Madem ki Avrupa Birliği'nin üçüncü sınıf ülkesi olmak için Kıbrıs'ı verecektik, sayın Cumhurbaşkanı bir ömrünü niye savaş meydanlarında geçirdi? Niye binlerce insanı Kıbrıs'ta şehit verdik?" diyen Yurtkuran, "Niye hala 30-40 yıldır bu savaşı veriyoruz. Teslim olurduk. Bitirirdik işimizi. Bu kadar kolay mı? Satın alanlara da bir sözüm var. Gün gelir, bunlar geriye alınır, satın alırken dikkatli olun Tarihimiz geri almalarla doludur. Bu ülkenin generalinin telefonunun dinlenmediğini Telekomünikasyonun başındaki yabancı söylüyorsa, biz burada ‘utanç içindeyiz' demektir. MİT, askeri istihbarat, polis dinlemiyor. Yabancı çıkıp ben de dinlemedim diyor. Biz bu savaşı niye yaptık? Kapitülasyonları kaldırmak için niye Lozan'da yırtınmıştık ki? Bu ülkede son Atatürkçü kalıncaya kadar bu savaş devam edecektir" diye konuştu.

Panelde konuşan KKTC 1.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Kıbrıs'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişinde engel olarak görülmemesini gerektiğini belirterek, şunları söyledi: "Bizim kırmızıçizgilerimiz var. Bunları da Cumhurbaşkanı Sezer vurgulamıştır. Kıbrıs'ta bağımsız KKTC devleti barış için esas temeldir. Hükümetten ricamız bu formülün korunmasıdır. Kıbrıs, Türkiye için Anadolu için stratejik bir adadır. Eğer değilse, 60 yıldır Türkiye niye uğraşıyor." [2]









[1] 01.09.2006 / Reşat Nuri Erol / Milli Gazete


[2] 15.10.2006 / Aydınlık


Bu yazarin diger makaleleri

O, ARAFAT'TI!
  Öldü diye Şeytan Şaron bayram ediyor... İsrail'in Adalet Bakanı olan...
Devami
TÜRK VE AMERİKAN EKONOMİLERİNİN ÇÖKÜŞÜ
  Döviz ve altındaki hızlı tırmanış ve faizlerdeki artış neyi...
Devami
TÜRK SERMAYESİNİN TAŞERONLAŞMA TELAŞI VE DOLARIN ONU YAKLAŞTI!
  Bilmem dikkatinizi çekiyor mu? Bu ülkenin yerli olduğunu iddia...
Devami
BAŞÖRTÜSÜ NEYİN SİMGESİDİR?
"Şeair"; İşaret  ve alametler anlamındadır. Kutsal bilinen ve hürmet edilen...
Devami
AKP ÖNÜNÜ GÖREMİYOR!
  Türkiye, Temelinden Tahrip Ediliyor! Şu anda Türkiye'de aileler dağılıyor,...
Devami
TÜRKİYEDEKİ RANT EKONOMİSİYLE, ABD EKONOMİSİ BİRLİKTE Mİ ÇÖKÜYOR!
ABD bütün krizlerin anasını yaşayacak mı? Uzun vadeli...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4674

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR