Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2685
mod_vvisit_counterDün6329
mod_vvisit_counterBu Hafta33539
mod_vvisit_counterGeçen hafta44068
mod_vvisit_counterBu Ay84540
mod_vvisit_counterGeçen Ay215469
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar14403969

IP'niz: 3.95.131.208
Bugün: 13 Ara 2019

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11236076

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

EKÜMENLİK FECAETİ VE DİYANET'İN DENAETİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Fecaet: Çok feci ve acı verici girişim ve gelişmelerdir.

Denaet ise; bir kişi veya kurumun kendi saygınlık ve ağırlığına yakışmayan bayağı ve aykırı durumlara yönelmesi, Milli misyonuna ve asli maksadına ters düşmesidir.

02.12.2006 tarihinde D.İ.B. Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. M.Saim Yeprem Elazığ Müftülüğünün organize ettiği bir konferans verdi.

Asrı Saadetten itibaren, ilim ve içtihat yönünden İslam tarihindeki gelişme, duraklama ve gerileme dönemlerini ve bunların sebeplerini; taklitçiliğin ve şuursuz gelenekçiliğin tehlikelerini güzelce ve özetle dile getirdi.

 

Ancak çözüm formülleri ve kurtuluş çareleri olarak: "Reaksiyondan aksiyona geçmeliyiz. Kuru tepkiler yerine kendi tezlerimizi üretmeliyiz" şeklinde, doğru, ama sloganik bir tespit ve temenniden ibaret olan ve içi doldurulmayan sözler tekrar edildi ve sık sık "Dinler arası diyalog ve Medeniyetler ittifakı", sanki beyinlere nakşedilmek ve hoş görülmek istercesine, tekrar edildi.

Soru cevap faslında; davetliler arasında bulunan Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Akgül Hocamız; iki soru yöneltti:

  • 1- İslam Aleminin geri kalışının sebep ve sonuçlarını, güzelce izah ettiniz. Bu gayretleriniz ve bilgilendirmeniz için tebrik ve teşekkür ederiz. Ancak, sizin gibi ilim ehlinden ve Diyanet'ten asıl beklediğimiz, Kur'ani çözümlerinizi ve yeni İslami projelerinizi hazırlayıp insanlığa göstermenizdir. Böyle bir alternatifiniz varsa bilmek istiyoruz.
  • 2- Medeniyetler ittifakı ve Dinler arası diyalog çalışmalarında: acaba, dünya barışına ve insanlığın kurtuluşuna katkı mı sağlıyoruz, yoksa; İslam'ı düşman sayan ve Türkiye'yi parçalamaya çalışan Siyonist-Haçlı ittifakına, katık mı yapılıyoruz? Sorusunun ve kuşkusunun cevabını istirham ediyoruz..

Her nedense bu sorulardan rahatsız olan ve bunların art niyetli olduğunu sorgulamaya, suçlamaya ve iğneleyici sözlerle sataşmaya başlayan Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Saim Yeprem birinci soruya:

"İşte konuşmamız esnasında sık sık vurguladığımız ‘Reaksiyonu bırakıp aksiyona geçmeliyiz' çağrımız bir çözümdür. Şeklinde, değil bir ilim erbabına, sıradan bir insana bile yakışık düşmeyen boş-beleş bir yanıt vermişti.

Asıl ikinci sorumuzu ise, önce unutur gibi yapıp geçiştirme yolunu seçti, ama aynı yönde başka yazılı sorular da gelince, konuya girme mecburiyetini hissetti ve şu talihsiz sözleri söyledi:

"Dinlararası diyalog çalışmalarını Vatikan-Papalık başlatmış ve önce Hıristiyanların farklı mezheplerini barıştırıp birleştirmek, sonra Yahudiler ve diğer dinlerle ittifak noktalarını belirlemek amaçlanmıştır. Yahudi, Hıristiyan, Müslüman ve Budistleri kaynaştırmak ve evlenmelerini sağlamak  üzere kurulan MOON tarikatı da bu girişimin diğer bir aşamasıdır... Bunların yürüttükleri misyonerlik faaliyetleri sonucu, bizim ülkemizde on binlerce gencimiz Hıristiyan olmaktadır. (Bizi sevindiren ve ümitlendiren bu açıklamaların ardından):

İşte böyle bir ortamda bize yapılan diyalog çağrılarına ilgisiz kalamazdık. Çünkü kendi proje ve insiyatifimizi ortaya koyup, bizim onları davet edecek bir gücümüzün olmadığına ve zaten reel olarak bunun imkan ve ihtimali de bulunmadığına ve 4 milyarlık koca bir Hıristiyan dünyasını kendi ayağımıza çağıramayacağımıza göre, bizim Vatikan'ın çağrılarına ve programlarına katılıp, kendimizi ve İslami görüşlerimizi ifade etmemiz kaçınılmazdır ve yararlıdır." Sözleri bizleri şaşırtmıştı.

Böylece, Diyanet'in gafletle değil, bile bile Vatikan'ın sinsi projelerine taşeronluk yaptığı ortaya çıkmıştı.

Peki bu teslimiyetçi tavır;

  • Kur'an ayetlerine
  • Hz.Peygamberin hadislerine
  • 1400 yıllık İslam alimlerinin icma-ı ümmetine
  • Tarihi gelişme ve gerçeklere
  • Ve Yahudi-Haçlı dünyasının şu anki fiili hareket ve hakaretlerine aykırı düşmüyor muydu?

Sizleri diyalog toplantılarında ağırlayan Siyonist ve emperyalist merkezler, Bir yandan da; Bosna da, Irak'ta, Afganistan'da, filistin ve Lübnan'da mazlum Müslüman katliamı yapmıyor muydu?

Diyanet temsilcisi Prof'un yanıtı ilginçti:

"Sayın yazar, siz kendi kanaatlerinizi bize empoze etmeye çalışıyor ve kendi doğrularınızı dayatmak istiyorsunuz... Biz böyle düşünüyor, böyle uygun görüyoruz!.."

Bu talihsiz tavır ve yaklaşımlar ve Diyanet'in en yetkili bir Profesörü tarafından yapılan bu itiraflar, tam bir hayal kırıklığı ve geleceğimiz adına ciddi bir huzursuzluk kaynağıydı.

Prof. Saim yeprem sohbetinin başında; Papa'nın Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ziyaretindeki özel sohbete katıldığını ve bu görüntüleri televizyonlardan izleyen Paris Din ataşesinin kendini arayıp "Üstadım, sizin çapınızda bir kardinal göremedim!."  İltifatını aktarmıştı.

Söyleyene değil, söyletene bak derler. Evet "Sizin ayarınızda bir kardinal ve papaz bulunmaz!."


Şimdi izan ve insaf sahiplerini lütfen düşünmeye davet ediyoruz. AKP'nin ve Diyanet'in ağırlayıp uğurladığı Papa hangi hıyanetleri gerçekleştirmişti:

İstanbul, Ortodoks Vatikan'ı oluyor

 "Papa Büyük Leon'un 451 Kadıköy Konsili ve Fener Patrikhanesi ve ekümenikliği üzerine yazmış olduğu Toms adlı eser ve onun içindeki ilkeler 1555 yıldır Katolik kilisenin temel ilkeleri haline gelmiştir"

Bu ilkelerden birisi de ‘Bir Katolik mümin, bir Ortodoks kilisesinin eşiğinden içeri ayağını atsa, dinden çıkar, aforoz olur, kafir olur' şeklindedir. "Bu ilkeye 1555 yıl boyunca riayet etmiş olan Katolik kilisesi bizatihi ruhani lider Papa kanalıyla geliyor ve bu ilkeleri çiğniyor. Fener Patrikhanesi'nin kurucusu olan Aziz Endru'nun yortusuna katılıyor. Bu şu demektir. Biz Fener Patrikhanesi'nin ekümenikliğini fiilen kabul ediyoruz." 

İstanbul'daki bu ayinden 2 saat sonra Avrupa Konseyi'nin 22 Ocak'ta Avrupa Konseyi Parlementerler Grubu'nda bir konuşma yapmak üzerine Patrik Bartholomeos'u davet etmiştir. ‘Ekümenik Patrik Bartholomeos hazretlerinin hitabesi' şeklinde bir davetiye verilmiştir.

Papa'nın bu ziyareti mükemmel bir şekilde organize edilmiştir. "Papa'nın iki ay önce İslam dünyasında infiale sebep olan tutum ve davranışları, sözleri bir anda silinmiştir. Şu anda Türkiye kamuoyunda bir araştırma yapılsa, maalesef, Papa'nın çok iyi ve nazik bir insan olduğu, yaptığı jestlerle daha çok öte şeyler yaptığı söylenecektir. Marazlı medya böyle büyüleyip yönlendirmiştir. Çünkü Sultanahmet'te dua etmesi, Efes'te Türkçe hitap etmesi, Ayasofya'yı bir turist gibi gezmesi çok dikkatlice seçilmiş şeylerdi. Kamuoyunun dikkatlerinin bütün bunlara çevrilirken, Fener Patrikhanesinde ayine katılması gözlerden gizlenmiştir. Aslında 2000 yıllık Hıristiyanlık tarihinin en büyük devrimidir. Fener Patrikhanesinin ekümenikliği resmileşmiştir..

Patrikhanenin önünde şimdi sadece siyasi engel kalmıştır. 300 milyar dolarlık borcu bulunan, NATO'ya bağımlı, Avrupa Birliği ile birçok anlaşmalara imza koymuş, içeride etnik bölücü sıkıntısı olan Türkiye'nin ve özellikle AKP'nin dış baskılara çok fazla dayanamayacağı bir gerçektir.

 "Bunun kabul edilmesi şu demektir: Fener Patrikhanesi bu statüyü aldığı günden itibaren Dünya Kiliseler Birliği başkanlığına oturacak. Küresel bir güç olacaktır. İstanbul, bir Ortodoks Vatikanı olacaktır. Etrafı surlarla çevrili, bir metropol ve dünya şehri haline gelecektir. İstanbul üzerindeki, bizim hakimiyetimiz de o günden itibaren sorgulanacaktır."


İşte Diyanet bu denaete alet olmaktadır.

Diyanet Yetkilisi Prof'un: Sizlerin, orijinal ve alternatif; ilmi, ,insani ve İslami projeleriniz nedir? Sorumuza karşılık, kendilerinden; Batının batıl ve zalim dünya düzenine yani kapitalist ve komünist rejimlerine karşı; İslami ve ilmi temellere ve insani gereklere dayalı, alternatif program olarak hazırladığımız;

  • Faizsiz ve adil ekonomik düzenimiz şöyledir.
  • Demokratik ve gerçek katılımcı siyasi sistemimiz şöyledir.
  • Örnek ve yüksek ilim ve eğitim düzenimiz şöyledir.
  • Laiklik ilkesinin en mükemmel uygulaması olacak ahlaki ve dini projemiz şöyledir" demesini beklerdik.

Ama maalesef, bütün araştırmalarımıza rağmen ne Diyanet'in ne de ilim ehli geçinenlerin böylesine yekpare ve bir sistem bütünlüğü içinde, topluma ve insanlığa sunacakları bir projelerinin olmadığı da bir gerçekti..

Ve zaten, acaba, başta Devlet Bakanları Mehmet Aydın olmak üzere, birçoğunun hayranı ve aşığı oldukları müşteşriklerden kopya ettikleri felsefi sloganlar dışında; diyalog için can attıkları bu barbar Batıya alternatif projeler üretmeye yürekleri yeter miydi?

Keşke bunlar "İşte orijinal ve alternatif İslami projelerimiz!" diyerek bizi yalancı çıkarsalar...

Veya hamdolsun tarafımızdan kitap haline getirilen ve Kahire'de Kırk gün, El-Ezher mensuplarına münazaralı olarak takdim edilen; yüksek bir ilmi heyet tarafından hazırlanan ve yıllardır otoritelerce tartışılarak olgunlaştırılan "Adil Düzen" gibi gerekli ve gerçekçi projelere sahip çıksalar ve ilmi programlarda tartışmaya yanaşsalar!..

Veya İslamiyet'in ve müspet kriterlerin: resmi etikete değil, ilmi ehliyete baktığını gözardı ederek, "Biz Profesör tirtliyiz, şu resmi yetki ve rütbelerin sahibiyiz, öyle herkesle tartışmaya tenezzül etmeyiz" gibi kolaycılıklara tenezzül buyurmasalar!..


Diyalogcu Zaman Gazetesinin yazarı Ali Bulaç Bile Papa ziyaretine ve rezaletine İsyan ediyordu:

"İki kilisenin deklarasyonu"

İslam'a hoş bakmayı değil, Hıristiyan birliğini ve barışını içeriyor!

ll. Vatikan Konsili'nden sonra Vatikan'dan İstanbul'a düzenlenmiş üçüncü büyük ziyaret 16. Benedict'in ziyaretiydi. Son ziyareti diğerlerinden daha anlamlı kılan faktör, iki kilisenin aralarındaki tarihî ihtilafı ortadan kaldırmak üzere önemli adımlar atmış olmaları ve bunu kuvvetli bir şekilde ifade etmeleridir.

Deklarasyon metninde 'Konstantinapol Kilisesi' ifadesinin kullanılması ve Bartholomeos'un 'ekümenik vasfı'nın özellikle teyid edilmesi dikkat çekicidir...

Deklarasyon "dinlerarası diyalog"dan bahseder, ancak metinde diyalog "İslam ile Hıristiyanlık" arasında olmaktan çok "kiliseler arasında", yani öncelikle Katolik Kilisesi ile Ortodoks Kilisesi arasında diyaloğa vurgu yapmaktadır. Dikkat çekici bir şekilde Sırp Ortodoks Kilisesi'nden, pek kuvvetli değilse bile Evanjeliklerden ve diğer kiliselerden bahsedilmekle beraber "İslamiyet"ten sarih ifadeler kullanılarak bahsedilmemekte, sadece "sonradan kurulmuş dinler"e atıflar yapılmaktadır: [1]

Haçlı-Siyonist İttifakı Kuruluyor!

 İtalyan La Stampa gazetesinin güvenilir kaynaklardan aktardığı haberine göre, Papa 16. Benedikt, ABD eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger'i "politik danışman" olarak atamış.

Kissinger'ın ofisi bu konuda henüz bir yorum yapmadı ancak Vatikan kaynakları Papa'nın katolik olmayan birçok danışmanının olduğunu ifade etmekle yetiniyor. Papa'nın Eylül 2006'da yapmış olduğu İslam ile ilgili konuşmanın İslam dünyasında büyük bir infiale sebep olmasından dolayı, İslam dünyasını yakından bilen (!) Kissinger'ın bu konularda Papa'ya yardımcı olabileceği için böyle bir teklifin kendisine yapılmış olabileceği söyleniyor.

Ne ilginç!

Ratzinger ve Kissinger'ın her ikisi de Bavyera'lı. Ratzinger, Hitler'in Nazi Gençlik örgütüne katılıyor. Yahudi bir aile olan Kissinger'lar ise II. Dünya Savaşı'ndan önce Nazilerden kaçarak ABD'ye göç ediyor.

Ratzinger zamanla dünya katoliklerin başı Papa 16. Benediktus oluyor.

Kissinger zamanla ABD'de siyonist lobilerin de desteği ile adeta bütün dünyayı ırkçı emperyalist zihniyetle yöneten/yönlendiren bir ekibin başı oluyor.

ABD'de yayınlanan Dış Politika (Foreign Policy) dergisinin Mart/Nisan 2005 sayısında David J. Rothkopf, Kissinger ve ekibini anlatan özel bir makale yayınlandı.

Zbigniew Brzezinski, Richard Allen, Stephen Hadley, Condolezza Rice, Colin Powell, Samuel Berger, William Clark... Bush'u yöneten ve yönlendiren takım ve dahası... Neo-con fikir babaları... Büyük Ortadoğu Projesi yapımcıları ve yöneticileri...

Ha, unutmayalım ki Başbakan R. Tayyip Erdoğan da Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanıdır.

Papa BOP'un din görevlisi olarak Türkiye ziyaretini yaptı. Elbette BOP'un eş başkanı R. Tayyip Erdoğan,  ülkemize gelen çok üst düzey bir BOP görevlisini uçağın merdivenlerinde karşılamalıydı ve nitekim Erdoğan da kendisine yakışanı yaptı."[2]

AKP'liler, Masonik merkezler, TESEV'ciler, Diyanet'ciler ve Fetullah Gülenciler; Papa ziyaretini ve AB sürecini övedursunlar:

Hollanda hükümeti, Aralık 6'da,  Bosna-Hersek savaşında Srebrenica katliamına göz yuman tabur mensuplarına yüksek hizmet ödülü dağıtmış ve Müslüman katledenleri kutsamıştır.

Bu olayı hatırlatmakta fayda vardır:

* Bosna savaşının en ateşli bir döneminde, Hollanda hükümeti de NATO gücü içinde Bosna'ya 600 kişilik bir kuvvet göndermiştir.

* Hollandalılara, Srebrenica şehrinin korunması görevi verilmişti. Burası sürekli Sırpların taarruzuna maruz kalan kritik bir yöre olup, BM Güvenli Bölgesi (safe area-zone) ilan edilmiştir. Yerli halkın elinde kendini savunacak son derece basit ve eski moda silahlar vardı. Sırplar ise kendilerine Yunanistan kanalı ile gelen en son model silahlarla desteklenmiştir.

* Srebrenisca halkı Müslüman Boşnaklardan oluşuyordu. Ortodoks Sırplar onların can düşmanıydı. Sırplar, Bosna'nın tümünü, Boşnak ve Müslümanlardan "temizlemeye" yeminliydiler. Bunu bütün dünya bilmekteydi.

* Srebrenisca'yı kuşatan Sırplar, Hollandalılara, güya şehir halkına asla zarar vermeyeceklerini söyleyerek, onlardan Müslüman halktaki silahları toplamalarını isterler. (nedendir bilinmez, savaşın tam ortasında Hollandalılar, Boşnakların can düşmanı olan Sırplara inanırlar (!?!) ve halkı silahsızlandırırlar)

* Sırplar tüm kadın ve çocukları vasıtalara doldurup, iç savaşın devam ettiği tehlikeli yollara zorla atarlar.

* Bunun üzerine Hollanda birliği kendiliğinden geri çekilme ve yöreyi terk etme kararı alır ve başka takviye gücü gelmeden bu bölgeyi terk ederler. Böylece bu talihsiz şehri, koruma zırhından mahrum bırakırlar. Yani kendilerine emanet edilen şehir ve insanları kimseye sormadan ve onay almadan kudurmuş Sırpların insafına bırakırlar.

* Herkes gittikten sonra Sırplar, tarihe geçecek bir katliam ve soykırımı başlatırlar.  O gün 10 binden fazla Boşnak Müslümanı öldürürler. Bu halkın tek suçu Boşnak ve Müslüman olmak ve silahlarını Avrupalı koruyucularının sözlerine kanarak bırakmalarıdır.

* Savaş sonrasında Birleşmiş Milletler nezaretinde yapılan incelemelerde bulunan toplu mezarlarda 7000 kadar ölü bulunmuş, bunlardan 5000 tanesinin teşhisi yapılabilmiştir.

Bugüne kadar, kimse neden Hollandalıların bunu yaptığını sorabilmiş değildir. Onlar da hiç bir açıklamaya gerek görmemişlerdir. Bu 600 kişilik taburdan 150'sinin hâlâ psikiyatrik tedavi görmekte olduğu söylenmektedir. Yani yaptıkları cinayet ve sebep oldukları akıl almaz katliam sebebi ile ruh hastası olmuşlardır.

Şimdi Hollanda hükümeti, bu kahpe tabur mensuplarına, Müslüman Boşnakları Sırplara teslim etmeleri dolayısıyla üstün hizmet ile ödülü vermektedir.

Bu Hıristiyan Hollanda: küçük bir ülke olmakla beraber Endonezya gibi koskocaman bir ülkeyi ve diğerlerini çok uzun zaman sömürmeyi başarmıştır.

Bir taraftan sözde daha liberal bir din anlayışı olan Protestanlığı seçerken, bu yeni din içinde geliştirdikleri okullar da inanılmaz katı uygulamalar yapmışlardır.

Bu Hollandalılar ve Avrupalılar özellikle bu ülkelerdeki Yahudi patronlar Güney Afrika'yı ele geçirmiş, en zengin elmas madenlerinden çıkan taşlar hep Hollanda'da işlenmiş ve dünyaya satılmıştır. Dolayısıyla Yahudi ve Hıristiyanlar çok müreffeh bir hayat yaşamışlardır.

Hollanda Bugün başta ecstasy olmak üzere birçok sentetik uyuşturucu maddesinin ana üreticisi bir ülke konumundadır. Bu sentetik uyuşturucuların yanı sıra kokain, eroin ve esrar gibi tabii uyuşturucuların işlendiği, dünyaya dağıtımının yapıldığı yerler, Hollanda ve diğer Avrupa limanlarıdır. Özellikle en büyük ihraç da İslam dünyasına yapılmaktadır. Bu bilgilere Interpol'un kamuya açık bilgilendirme kanallarından ve internet kaynaklarından rahatça ulaşılır.

Bu gün Diyanetçilerin ve AKP'lilerin Diyalog aşkına dalkavukluk ettikleri Papa ve Patrikhane, yarın ayağı yere basınca, aynı kahpelikleri Müslüman Türklere yapacaklardır.


Ey diyanet'in diyalog ekibi ve AKP'liler:

İşte Kafir Papa'nızın, Türkiye'den döndükten sonra yaptığı konuşma:

Papa Benediktus: "Türkiye ziyareti Hıristiyanlık mesajının dünyaya ulaşmasına katkıda bulunacak" diyor.

Baklayı ağzından çıkardı

Roma Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri Papa 16. Benediktus, Vatikan'daki Aziz Petrus Meydanı'nda genel kabul merasiminde yaptığı konuşmada, Türkiye ziyaretinin amacına ulaştığını söyledi. Papa, 16. Benediktus, Türkiye ziyaretinin Hıristiyanlık mesajının tüm dünyaya ulaşmasını sağladığına vurgu yaparak, gerçek niyetini açıkladı. Papa'nın bu açıklamaları, ziyaretin amacını görmezden gelmeye çalışan ve Papa'ya övgüler düzen bazı çevrelere de cevap niteliği taşıyor.

Papa 16. Benediktus, Türkiye'nin çoğunluğu Müslümanlardan oluşmakla birlikte Anayasa'da laikliği benimsemiş bir ülke olduğunu söyleyerek, "Türkiye, halkının büyük çoğu Müslümanlardan oluşmakla birlikte, devletin laikliğini belirten bir anayasaya sahip. Bu nedenle günümüzde dünya çapında gündemde olan meydan okuma açısından da simgesel bir ülke"  sözleriyle Türkiye'nin İslami uyanışa karşı Haçlılarla birlikte olacağını vurguluyor.

Diyalogcu ve AKP pohpohçusu Yeni Şafak Yazarı İbrahim Karagül bile, karambole getirildikleri için isyan ediyor: Vatikan-neocon ittifakı İslam'ı yok etmeyi planlıyor!

"Papa 16. Benediktus, Türkiye ziyaretinden sonra gerçek anlamda Papa olmuş. Sorumluluklarını anlamış, olgunlaşmış. Dini lider olarak, siyasi lider olarak, kendini yeniden keşfetmiş! Daha önce Ratzinger'miş. Radikal, keskin düşüncelere sahipmiş. Ancak Katolik dünyanın dini lideri olduktan sonra bir Papa gibi düşünmeye, Papa gibi davranmaya başlamış. Diyalog, barış mesajlarını öğrenmiş. Bu değişimin meyveleri ise, Türkiye'de olgunlaşmış. "Sultanahmet kıyamı", Türk bayrağı sallaması, Müslüman dünyanın hoşuna gidecek sözler sarf etmesi, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan sert tutumunu yumuşattığına dair imalarda bulunduğu varsayımı, öylesine bir sevda yeşertti ki, sanki Papa yeniden doğdu. Sanki, sadece Papa değil Vatikan da kökten değişti. Yüzyılların sorunları buhar olup uçtu.

 Hıristiyan Birliği için yapılan ziyaret, bir anda, Müslüman-Hıristiyan Birliği'ne dönüştü. Hayal dünyasında yüzenler, gördükleri rüyadan ayılmak istemeyenler, ziyaretten Bizans imparatoru Manual II Paleologos'un "Hz. Muhammed'in gayri insani ve şeytanca olanın dışında yeni bir şey getirmediği" şeklindeki sözlerini unutuverdiler. Dahası bu sözleri Papa'ya kimin hatırlattığını düşünmediler. Dahası, bir ay önce, Papa Ratzinger'in danışma heyetine kimlerin isminin yazıldığını hatırlamadılar bile. Geçmişi bir tarafa bırakalım. Soğuk Savaş döneminde dünya genelindeki kıyımlarda Vatikan'ın ne tür roller üslendiğini bir tarafa bırakalım. Günümüze gelelim ve unutulanları ve hayal dünyasında yüzenlere küçük bir gerçeği hatırlatalım. Üç günlüğüne medeniyetler arası barış insanı ilan edilen Papa 16. Benediktus, kimlerden akıl alıyor sizce? Barış ve diyalog havarilerinden mi? Hayır, tam tersi... Medeniyetler çatışması projesinin, medeniyet için çatışma tezlerinin, İslam dünyasına karşı yürütülen yıkıcı küresel savaşın mimarlarından alıyor. Bunlardan biri herkesin günahlarıyla tanıdığı Henry Kissinger! Ratzinger ya da 16. Benedictus, 83 yaşındaki Kissinger'a danışmanlık teklif etti. Ve bu teklif kabul edildi. Neden acaba?..Ratzinger Almanya, Bavyera'dan. Kissinger da Bavyera doğumlu. 2. Dünya savaşı öncesi Nazi soykırımından kurtulmak için kaçan Musevi bir ailenin çocuğu. Kissinger'ın günah defteri o kadar kabarık ki, hangi birini hatırlatabiliriz? Soğuk Savaş döneminde Latin Amerika'da, Güneydoğu Asya'da ve Ortadoğu'da yaşanan iç savaşlarda, kanlı katliamlarda, işgallerde hep onun imzası var. Sadece Endonezya'da bir milyon insanın ölümünden sorumlu olanlardan biri de o.

Soğuk Savaş sonrası yeni dünya düzeni arayışlarında medeniyetler çatışması, özellikle de medeniyet içi çatışma, İslam dünyasının Balkanlaşması, Avrasya fay hattı gibi tezler hep Kissinger ve benzerlerinin ürünü. "Medeniyetler çatışması değil asıl medeniyet için çatışma yaşanacak. İslam kendi içinde çatışacak" tezi Kissinger'ın. Bugün bu tezin Irak'ta nasıl uygulandığını, Lübnan'da nasıl uygulandığını, bütün bu coğrafyanın nasıl kendi içinde çatışmalara sürüklendiğini görmemiz bir rastlantı sonucu mu? Dünya nüfusunun dengelenmesi için soykırım planları bile yapabilen bir insan Papa'ya ne tür tavsiyelerde bulunur sizce? Papa'nın danışmanlar heyetinde başka ilginç isimler de var. Mesela Bernard Lewis. Anglosakson faşizminin teoloğu, Medeniyetler çatışması tezinin öncü ismi, İngiliz istihbaratının akıl hocası ve George Bush yönetiminin pek tuttuğu bir isim... Bir kişi daha var Vatikan'a akıl hocalığı yapanlardan. Onun da adını vereyim de, resim netleşsin: Şimdilerde Dünya Bankası Başkanı olan Paul Wolfowitz... Kissinger, Lewis ve Wolfowitz... Neoconlar Vatikan'ı işgal mi etti? Yoksa ortada gizli bir ittifak mı var? Peki bize ne oluyor? Rüya görenler, madem geçmişi hatırlamıyorlar bugünü bari görsünler. Vatikan, 21. yüzyılın tehditlerine, krizlerine göre mevzi belirliyor. Ratzinger Papa olunca da değişmedi. Ratzinger olduğu için Papa seçildi. Çünkü o bir şahin! Vatikan büyük savaşta yerini alıyor. Her zamanki gibi....(06.12.2006)

Ve AKP Akreplerinden, Adana Ceyhan Belediye Başkanı Prof. Dr. Azim Öztürk'ün, İlköğretim okulları için hazırladığı "Türkçe Sözlük"te:

 "İrtica: İslami Yaşam Tarzına dönüş" şeklinde İslam'la irticayı özdeşleştiriyor.. Böylece dönek ve diyalogcu AKP'nin gerçek niyetini ve gevşek tiyniyetini ortaya döküyor!








[1] 04.12.2006 / Ali Bulaç / Zaman

[2] 03.12.2006 / M.Gündoğan / Milli Gazete

Necati AKGÜL -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

ADNAN OKTAR ŞARLATANI VE SUÇ ORTAKLARI SONUNDA YAKALANIVERMİŞTİ!
Milli Çözüm Dergimizin; sapkınlıklarına, sahtekârlıklarına, din istismarlarına ve tahribatlarına yıllardır...
Devami
MANEVİ HUZUR VE HEYECAN KAYNAKLARIMIZI KURUTMA ÇABALARI
  Hz. Mevlâna ve Bediüzzaman Gibi Zatların Hataları ve Sevapları Son zamanlarda,...
Devami
İnsani ve Bilimsel Değerlerimiz Açısından; ÇEVRE KORUMACILIĞI VE TOPLUM SAĞLIĞI
  İnsani ve Bilimsel Değerlerimiz Açısından; ÇEVRE KORUMACILIĞI VE TOPLUM SAĞLIĞI Günümüzde ormanları,...
Devami
İRAN-İSRAİL İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
  Hepimizin hafızalarında hala tazeliğini koruyan İran-Kontra skandalı ile en...
Devami
DİCLE VE FIRAT KÜRDİSTAN'A MI?
  Siyonist İsrail'in Anarşist başkanı Şimon Perez ve kukla Filistin...
Devami
"Tek Kişilik Ordu" ERBAKAN GERÇEĞİ VE SİYONİZMİN CAN ÇEKİŞİ
  Tarihi seçimlere iki gün kalmış.. 19-Temmuz 2007 akşamı Kanal...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4421

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR