Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3247
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta34612
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay24735
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16799090

IP'niz: 34.201.3.10
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12199021

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

DOSTLARDAN GELEN GONCALAR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Öğrendim ki dünya, hayal âlemi

Âlemler üstünde, hakikat eli

Hakkın sevdalısı, çeker özlemi

Susar mı aşıkın, dili kalemi…

 

İlahi sen bana, benden yakınsın

Ferasetsiz insan, gafil bakınsın

Huzur ehli olan, edep takınsın

Cihat etmiyorsan, korkak şaşkınsın...

 

Ya Rab cesaretim, lütfun eseri

Eyleme bizleri, nefsin esiri

Cihadımız Erbakan'ın, tesiri

İçir mahşer günü, ab-ı Kevseri…

 

Sözlerim sanadır, ey aciz Ömer

Milli Çözüm Bağında, yetişsen eğer

Akgül'ü koklarsın, dünyaya değer

Hak sedasın duyan, sadıkmış meğer..

 

Evet, bir rivayette "İnsanla Kur'an ikizdir"buyrulmaktadır; çünkü Kur’an insanın kullanım kılavuzu, huzur ve imtihan programıdır. Bu nedenle “Şeriatın bir taşını yerinden kaldıran, oraya başını koyacaktır.” Harputlu İmam Efendi (Osman Bedreddin Erzurumi) Hz.leri: “Emri bilma’ruf ve nehyi anilmünker’den maksat bu din-i Hakkın kaim olması ve adalet nizamının kurulmasıdır”[1] buyurmaktadır. Çünkü İslam şeriatını (Kur’an’ın adalet nizamını) istemek, Allah ile barışıp anlaşma yapmaktır. Batıl ve zalim sistemleri savunmak ise Allah ile savaşmaktır.[2]

Mevlana Cami’nin: “Hayrın kaynağı, İslam nizamı için çalışmak; bunun kaymağı ise Cenabı Hakkın rızasına ulaşmaktır. Her türlü şerr ve fesadın tarlası ise gayri İslami ve zalim bir nizamdır, bunun faturası ise huzursuz yaşamak ve Hak’tan uzaklaşmaktır” sözleri ne kadar anlamlıdır. Evet insan, nefsinden ve hevesinden fedakarlık ettikçe, Rabbine yaklaşacaktır. Nefsinin süfli arzularından feragat edenler, Rabbinin ulvi rızasına ve rıdvanına nail olacaktır.

İbrahim Ummi Sinan Hz.lerinin bu şiirinin Kul Nesimi tarafından değiştirilmiş şekli ile aşağıdaki biçimi çok ibretli ve hikmetli hakikatleri barındırmaktadır. (vefatı:1568)

 

AK GÜL ile KIRMIZI GÜL!

 

Seyrimde bir şehre vardım

Gördüm sarayı güldür gül!..

Sultanımın tacı tahtı

Bağı divanı güldür gül!..

 

Gül alırlar gül satarlar

Gülden terazi tutarlar

Gülü gül ile tartarlar

Çarşı pazarı güldür gül!..

 

Toprağı güldür, taşı gül

Kurusu güldür, yaşı gül

Endamı güldür, kaşı gül

Selvi çınarı güldür gül!..

 

Gül nuru narı söndürür

Gülden değirmen döndürür

Anın ile gül öğüdür

Bendi pınarı güldür gül!..

 

Akgül ile Kırmızı gül

Bir bahçede hayran gönül

Hasretiyle yanar bülbül

Ahu figanı güldür gül!..

 

Gül cemali gören gözler

Vuslat ile gülen yüzler

Gül yağına dönen özler

Gönlüm dermanı güldür gül!..

 

Dost bağında bulan gülü

Arar mı lale sümbülü

Aşkla Burakla Düldülü

Hakka koşturan güldür, gül!..

 

Gülden kurulmuş bir çadır

İçinde nimeti hazır

Kapıcısı İlyas Hızır

Nanı şarabı güldür gül!..

 

Ümmi Sinan yaz taşkını

Gül ile bülbül aşkını

Dünya eylemez şaşkını

Canı cananı güldür gül!..

 

Bu tatlı ve hakikatlı dizeleri bize gönderen Neslihan Bayraktar kardeşimizin şu satırları birer gönül goncalarıdır:

 

Milli Çözüm bahçesinin

Toprağı gül, taşı güldür…

Dertli bülbül serçesinin

Ekmeği gül, aşı güldür!..

 

Bazısına zahmet gelir

Üstadım feryadı güldür…

Bize şifa şerbet gelir

Adı Akgül, tadı güldür!..

 

Makamı Elazığ Kövenk’te bulunan Hacı Ömer Hüdai Hz.lerini ziyareti sırasında, hamile olan annesinin rüyasına gelip müjdelediği şu sırlara layık olmaya çalışılmalıdır:

 

“Alişam’dan[3], Akgül çıkar

Cehd-ü aşkla, hak kul çıkar

Ol Rabbani, âlim olur

Bu dünyadan, maktül[4] çıkar!...”

 

Şu Farisi beyit, gönül kazanmanın ve insanları huzur ve refaha kavuşturmak için cihat yapmanın (Hak nizam kurulsun ve zulmün kaynağı kurutulsun diye çalışmanın) en büyük şeref ve sevap olduğunu ne güzel anlatmaktadır.

 

“Dil bedest aver ki, Hacc-ı ekberest

Ez hezaran Kâbe, yek dıl bihterest

Çün Kâbe, bünyad-ı Halil-i Azerest

Şol dıl, nazargah-ı Hüda-i ekberest!”

Yani:

“Bir gönül yapmak ki, Haccı ekberdir

Bir has gönül, bin Kâbe değerindedir.

Çün Kâbe’yi Hz. İbrahim, bina etmiştir

İnsan kalbi ise, bizzat Hüda’nın evidir”

Öyle ise:

Hakka dön artık gafil, uyan perişansın

Halife makamında, Haktan bir nişansın

Batıldan uzaklaş ki, dönsün bari şansın

Dost kervanına katıl, mutluluk yaşansın!

 

Hocamızın kızı Tuba Taşkın’ın müjdeli rüyası: (6 Aralık 2014 – Elazığ)

Rüyamda Trabzon’daki Uzungöl’e benzer bir gölün kenarında oluyorum. Gölün kıyısında bir Mescid bulunuyor, Ben de gölün kenarındaki patikada yolda yürüyorum. Gölün kıyısındaki Mescidin Mescid-i Aksa olduğunu fark ediyorum. Elimde dergi boyunda bir fotoğraf var. Fotoğrafta babam Ahmet Akgül aynı gölün ortasındaki küçük bir adanın üzerinde Mescid-i Aksa’yı izliyor. Ben de yanımda olan ve kim olduğunu hatırlayamadığım birine elimdeki fotoğrafı gösteriyorum ve: “Bak bu adanın üzerinde sadece büyük devlet adamları resim çektirebiliyor” diyorum. Sonra göldeki adayı görebilmek için incelemeye başlıyorum. Mescid-i Aksa’ya yakın bir yerde gölün içinde küçük bir adanın olduğunu fark ediyorum. Babam da o adacığın üzerinde oturmuş hasret ve muhabbetle Mescid-i Aksa’yı seyrediyor.

Tevili:

Allah’ın rızasını umarak ve Kur’an’ın adalet ve saadet nizamını amaçlayarak, Milli Görüş davasına gönüllü hizmet yapan Milli Çözüm Ekibinin: “Deccalizm’in-Siyonizm’in yıkılması ve Adil Düzen’in hâkim kılınması” yolunda ilmi ve cesaretli gayretleriyle katkı sunduklarına ve inşallah Mevla katında makbul sayıldıklarına işaret ve beşarettir. En doğrusunu Allah bilir.

Bu konuyu Konya’dan Mustafa Sunar Bey’in uzun ve güzel şiirinden özetlemelerle bağlayalım:

 

       NASİHAT

 

Sakın ha Suriye’ye, gireyim deme

Bu Şeytan tuzağıdır, asla deneme!

 

Saddam’ı da aldatıp, soktu Kuveyt’e

Sonra da asmışlardı, kaba kuvvetle!

 

Hani vizeler kalkmış, Esed kardeşti

Kimler sizi kandırdı, ve kim kalleşti!..

 

Milli Görüş gömleyin, çıkarıp atan

Makam menfaat için, davasın satan!..

 

Erbakan hainleri, iflah olur mu

Papa’yı kutsayanlar, salah bulur mu!

 

İşte Milli Çözüm Ekibinin Hizmet Aşkı ve Bereket Sırrı!

Ankara Temsilcimiz ve yazarımız. E. Harb-İş Genel Başkanı Orhan Atay kardeşimiz, kalbine doğan bir his ve gayretle uçağa atlayıp Erzincan’a gittiğini, imzalı kitapları sahiplerine takdim edip hiç beklemeden geri geldiklerini şöyle nakletmişti:

Ahmet Akgül Hocamızın yazdığı ve önemli bir makam ile kütüphanesi adına imzalattığımız “MİLLİ ŞUUR VE ORDU” kitabını, elden teslim etmek üzere 02 Aralık 2014 günü Ankara Havaalanından 12:20 uçağına bindim ve 13:40’da Erzincan’a indim. Sonra bir taksiyle yaklaşık 20 dakika yolculuktan sonra ulaştığımız birimin nizamiye kapısındaki nöbetçi görevliye, Milli Çözüm Dergisi Başyazarı, Araştırmacı ve Siyaset Bilimci Ahmet Akgül Hocamız tarafından imzalanan iki adet “MİLLİ ŞUUR VE ORDU” kitabını takdim etmek için buraya geldiğimi söyledim. Kendisi bana “nereden geldiğimi” sorunca, “Ankara’dan geldiğimi” söyledim. “Ne yapmam gerekir?” diye sorunca, ben de kendisine “önce kitabın kayıtlara geçmesini, sonrada Emir görevlisine veya haberleşme iletişim daire şube müdürlüğüne telefonla bilgi verilmesi gerektiğini” belirttim. Nöbetçi ilgili birim amirinin yönlendirmesiyle genel sekreterliği aradı ve konuyu arz etti. Ben Genel Sekreterle görüşmek üzere yanına çıktım ve beni bu kutsal kurumun saygınlığına yakışır bir nezaketle karşıladı ve nereden geldiğimi sordu. Kendisine “Ankara’dan geldiğimi ve imzalı kitapları teslim etmek için orada olduğumu” söyleyince, bana “sadece kitap vermek için mi Ankara’dan buraya geldiniz?” diye hayretle sordu. Ben “evet” dedim. Hem hayranlık, hem de şaşkınlık içerisinde; “dur o zaman” dedi ve telefonla yetkili makamı aradı ve ne maksatla geldiğimizi kısaca anlattı. Konuyu arz ettikten sonra bana dönüp “Orhan Bey yanlış anlamayın lütfen, bizzat sorumlu amire soruyorum çünkü ben kitaplarınızı alır yetkili şahsiyete ve kütüphaneye teslim ederim, ancak olur ya bana, “bu insanlar bize kıymet vermişler ve ta Ankara’dan yola çıkıp, sadece kitap hediye etmek için Erzincan’a kadar gelmişler bir tanışalım!” diyebilir diye arıyorum” dedikten sonra kendisine yakışır bir nezaketle bizi misafir ettikten sonra ben kitaplarımızı teslim ettim ve selamlaşıp genel sekreterlikten ayrıldım. Oradan halk otobüsüne binip Erzincan terminaline vardım. (Çünkü Ankara’ya dönüş için uçak yoktu. Ya gece Erzincan’da kalıp ertesi gün uçakla Ankara’ya dönecektim veya otobüsle kara yolunu tercih edecektim) Saat 15:40 gibi otobüse binerek yaklaşık 11 saat kara yolculuğundan sonra gece 02:30 gibi Ankara’ya vardım. Önemli ve sorumlu bir makamdaki, onurlu ve duyarlı bir zat’a, Milli Çözüm’ün amacını ve bakış açısını tanıtacak ve kutsal hizmetinde ona moral kazandıracak bir tebliğ hizmetini yapmış olmanın huzuruyla yatağa uzandım

 


[1]Gülzar-ı Samini, ikinci defter. 2. Sohbet

[2]2.defter 45.Sohbet

[3] Alişam: Keban Baraj Gölü altında kalan Elazığ’a bağlı ulema ve evliya yatağı bir belde

[4] Maktül: Öldürülerek şehit edilen

Makale Paylaşım Sayısı: 852

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR