Get Adobe Flash player
Reklam

GENELKURMAY BAŞKANI CAMİ YAPTIRAMAZMIŞ… LAİK TÜRKİYE KUDÜS’Ü SAVUNAMAZMIŞ…

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 36
ZayıfMükemmel 

Bir adam, dinsiz olabilir, Laikliği dinsizlik olarak algılayabilir. Dinsiz bir hayat yaşayabilir. Hatta Dinden, camiden gıcık alabilir ve bunları çok gereksiz ve hele bu çağda geçersiz sayabilir, yani kendi bileceği şeylerdir. Bütün bunlar kendi tercihidir ve sadece onu ilgilendirir. Buna rağmen temel insan haklarının hepsine sahiptir ve saygı gösterilir. Ancak bir adam, başkalarının dini gayretlerini ve hayır tercihlerini tenkit ve tahkir edemez, etmemelidir. Bu en azından haddini bilmezliktir, edepsizliktir, erdemsizliktir.

İşte “Niye okul değil de, cami yaptırdın?” diye Genelkurmay Başkanı Sn. Hulusi Akar’a sitem eden, hatta onun iktidara yaranmak üzere riyakârlık yaptığını ima edecek kadar seviyesini düşüren Sözcü yazarı Can Ataklı aslında, kendi aklınca ve ayarınca Hulusi Paşa’yı suçüstü yakalanmış gibi deşifre edip, Laikliği Ladinlik (dinsizlik) sayan köksüzler nazarında gözden düşürmeye heveslenmişti.

Ve acaba Can Ataklı; Millî birlik ve dirliğimizin manevi merkezleri olan ve tüm Müslüman halkımızca kutsal sayılan camilerimizi böylesine hafife almak ve cami yaptıranları gereksiz para harcamak ve Laiklikten uzaklaşmakla suçlayıp saçmalamakla, dindar kesimi ürkütüp din istismarcısı ve devlet tahribatçısı AKP’ye yönlendirdiğini bilmeyecek kadar gafil ve safdil miydi, yoksa zaten böyle bir netice hasıl olsun diye özellikle ayarlanmış birisi miydi? sorularının yanıtını da kendisi vermeliydi.

Bu zavallı zırvacı şunları belirtmişti:

“CANIMI SIKAN ŞEYLER

Gazetelerin ve televizyonların neredeyse tamamında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın Kayseri’de cami yaptırdığı haberi vardı. Orgeneral Akar Kayseri’ye bir cami yaptırmak istemiş. Belediye ise Akar’a Asri Mezarlık girişinde yer göstermiş. Genelkurmay Başkanı bunu kabul etmiş. Selçuklu döneminin izlerini taşıyan cami neredeyse bitme aşamasına gelmiş. Haberi görünce kendi kendime sordum; “Bir genelkurmay başkanı neden cami yaptırır ki?” Elbette kimse bir hayırseverin parasını nereye harcadığını sorgulayamaz. Ancak bu kişi Genelkurmay Başkanı olunca farklı. Çünkü Genelkurmay Başkanı sıradan bir hayırsever değil. Görevi gereği çok önemli bir işlevi de üstleniyor. Laik demokratik hukuk devletinin en önemli kurumlarından birinin en tepesindeki kişinin zaten on binlerce olan ve sonuçta artık çok da fazla ihtiyaç olmayan cami yerine nesiller boyu sürecek bir eğitim hizmetine yardımcı olması bana göre daha şık bir davranıştı. Hulusi Akar bir okul yaptırsa çok daha iyi olurdu. Ya da cami için harcayacağı parayı eğitim işine ayırır belki okul yaptırmazdı ama öğrencilere burs verebilirdi, yurt binası inşa edebilirdi. Ya da sağlık alanında harcama yapar ve yine Kayseri’de şu anda ihtiyacı olan bir yere hastane yaptırabilirdi. Tabii bilemiyorum, Orgeneral Hulusi Akar cami yaptırırken sadece kendi vicdanının mı sesini dinledi yoksa harcayacağı bu paranın iktidarın daha hoşuna gideceğini mi düşündü? Bu arada bütün medya “Hulusi Paşa’nın camisi” haberlerini yaparken kimsenin aklına bu yardımın kaynağını sorgulamak gelmemiş. Kimsenin parasında malında gözüm yok ama Genelkurmay Başkanı ne para kazanır ki tasarrufları ile cami yaptırabiliyor. Tabii ailesi zengin olabilir. Bunu bilemiyorum. Veya karısı zengindir. Çünkü son yıllarda yüksek miktarlarda paralar harcayan kamu görevlilerinin çoğunun nedense hep “karısı zengin” çıkıyor. Bence Hulusi Akar camiye harcadığı paranın nereden geldiğini de açıklamalı. İnşaat mühendisi bir arkadaşım geçen ay bitirdikleri bir caminin 4 milyon liraya mal olduğunu söyledi. Hatta “Gördüğüm kadarıyla Hulusi Paşa’nın camisi bizim yaptığımızdan daha büyük. Üstelik sanatsal çalışmalarının da hayli masraflı olacağını söyleyebilirim” dedi. Bilmem, belki Hulusi Paşa paranın da kaynağını açıklar da hakkında kötü düşünenler varsa onları ikna etmiş olur.”

Oysa bu konudaki hiçbir tenkit ve tekliflerinde samimi değillerdi. Örneğin Hulusi Paşa (Allah imkân ve fırsat verse de) bir İmam Hatip Okulu yaptırsaydı daha çok hırlayıvereceklerdi.

“Genelkurmay başkanları cami yaptırdığında kendilerine sorulabilecek tek bir soru vardır: “Bir devlet memuru olarak bu camiyi yaptıracak parayı nereden buldun?” Bunun dışında hiçbir soru sorulamaz. Bunun dışında bu olay konu bile edilemez. İşte tam da bu nedenle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın memleketi Kayseri’de cami yaptırmasıyla ilgili olarak Soner Yalçın’ın sorduğu “Bu parayı nereden buldun?” sorusu başından sonuna kadar haklı bir sorudur. Hulusi Paşa’nın boynunun borcudur soruya cevap vermek”[1] diye celallenip coşan Ahmet Hakan gibileri ise daha bir derinden ve tam bir kiralık münafık darbesiyle vurmaya girişmişlerdi.

Kaldı ki, Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın memleketi Kayseri’de cami yaptırdığına ilişkin haberlere açıklık getirmişti.

Bakan Canikli konuya ilişkin şunları söylemişti:

“Genelkurmay Başkanımıza yönelik olarak, inşaatı başlamış bir camiye aile olarak yaptıkları katkıdan, bir maddi destekten yola çıkarak haksız birtakım spekülasyonlar ve saldırılar söz konusudur. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Bakın, Genelkurmay Başkanımız ailesiyle birlikte, akrabalarıyla birlikte inşaatı devam eden bir camiye tamamının finansmanı değil, imkânları ölçüsünde bir destek sağlıyorlar ve bunun kesinlikle hiçbir şekilde duyulmaması ve isimlerinin de verilmemesi hassasiyetiyle bunu, bu yardımı yapıyorlar. Fakat oradaki Belediye Başkanı bu bilgiyi paylaşıyor ve babasının ve annesinin ismini veriyor. Özetle o cami finansmanının tamamı Genelkurmay Başkanımızın ailesi tarafından yapılmamıştır, sadece yardımdır. Gönüllerinden geçtiği için inşaatı daha önceden başlamış olan camiye bir katkı sunmuşlardır. Bunun üzerinden spekülasyon yapmak ve Genelkurmay Başkanımızla ilgili haksız birtakım töhmetlerde bulunmak yanlıştır.”

Atatürk’ün meşhur Balıkesir Hutbesinde söyledikleri: “Camiler, şuursuzca ve sorumsuzca birbirimizin yüzüne bakmak ve okuduğu Fatiha’nın ve duaların manasını anlamadan yatıp kalkmak üzere yapılmış yerler değildir. Tam aksine Millî ve ahlaki sorunlarımızı tartışmak, çözüm yolları aramak ve manevi sorumluluklarımızı kuşanmak üzere hazırlanmış Allah’ın evleridir” anlamındaki gerçekler vurgulansa hak veririz.

“Camiler, din istismarcısı siyasi partilerin ve hükümetlerin halkımızı avutup uyutma ve oy avcılığı yapma mekanları değildir.” dense, tasdik ve tebrik ederiz.

Ama siz kalkıp da doğrudan cami yaptırmayı eleştirmeye ve bunu küçümsemeye yeltenirseniz ve hele böyle bir girişimi, bir Genelkurmay Başkanına hiç yakışık ve layık görmezseniz, bu bütün Müslüman Milletimizi elbette rahatsız ve rencide edecektir. Bu talihsiz ve terbiyesiz tavırları herhalde hoş göremeyiz, bana ne diyemeyiz. Çünkü Cami gibi kutsalımıza, GKB.nımızın şahsında kahraman ordumuza ve Millî onurumuza yönelik küstahlıklara karşı sessiz ve tepkisiz kalıp “dilsiz şeytan” seviyesine düşemeyiz. Yoksa, hem bu iktidarın hem bazı paşaların haksızlık ve yanlışlıklarına en açık hatta acıtıcı tenkitleri yapmaktan asla sakınmadığımıza da yarım asırlık yazarlık hayatımız şahittir.

Hatırlayınız; Diyanet işleri Başkanlığı “Piyango haramdır” diye fetva çıkarmışlardı. Ama bu haramları uygulayan ve yaygınlaştıran yöneticilerin, İslam’a göre “sıfatını” ve günahını açıklamamışlardı, açıklayamazlardı. Bu ve buna benzer fetvalara nasıl yaklaşılması gerektiğini ise Başbakan Yardımcısı Fikri Işık şu şekilde anlatmış ve AKP’nin gerçek ayarını ortaya koymuşlardı.

AKP’li Başbakan Yardımcısı Fikri Işık şöyle buyurmuşlardı: “Diyanet, dini konularda fetva verir. Bunlar, uyup uymamaya kişilerin kendi özgür iradeleriyle karar vereceği şeylerdir. Önemli olan kamu düzeninin belirlenme biçimidir. Kamu düzenini ilgilendiren konuları Din İşleri Yüksek Kurulu belirlemiyor.”

AKP’li Başbakan Yardımcısı Fikri Işık bu sözleriyle tarihi bir itirafta bulunmuşlardı:

“Bizim kanunlarımız Haçlı Avrupa Birliğinden talimatla gelip yazılıyor. İktidarı Muhalefetiyle, AKP ve CHP’nin ittifakla desteklemesiyle, bütün uyum yasaları tıkır tıkır Meclisten geçiriliyor. Faiz, fuhuş, kumar gibi Dinen, aklen ve ahlaken kötü ve haram olan her şey kanunen mübah sayılıyor. Ama din istismarcısı ve maneviyat tahribatçısı AKP iktidarı böylesine fetvalar ve riyakârlıklarla halkı avutup oyalıyor” gerçeğini, dolaylı biçimde dile getirmiş oluyorlardı. Yani “biz AKP iktidarı olarak, Haçlı AB’nin icabatını ve icraatını, İslam’ın ise sadece edebiyatını yaparız” demeye çalışıyorlardı.

Mescidi Aksa’yı yıkmaya çalışanlarla, GKB’nın cami yaptırmasına karşı çıkanlar aynı Şeytanî mantığa sahip insanlardı.

BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararına karşı Filistin’in hazırladığı karar tasarısını görüşmek, göstermelik tespitler ve geçersiz teklifler üretmek üzere toplanmıştı. ABD, İsrail aleyhine çıkacak her türlü tasarıyı peşinen veto edeceğini açıklamıştı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) toplantıda ABD Temsilcisi Nikky Haley, Washington’ın Kudüs ile ilgili önerilen bu yasa tasarısını veto ettiğini vurgulamıştı. Böylece tasarının BMGK’den geçemeyeceği, BM Genel Kurulu’na yönlendirileceği anlaşılmıştı. İşte, işgal ve işkencelerle İsrail’i kuran, Kutsal Kudüs’ü Siyonistlerin başkenti yapmaya çalışan, Mescidi Aksa’yı yıkmak üzere altını oyacak kadar kuduran bu kafalarla, bizde “Genelkurmay Başkanı cami yaptıramaz” diye huysuzlaşan kafalar aynı marazlı mantığa sahip bulunmaktaydı.

İktidar Münafıklık, bunlar inkarcılık yapmaktaydı!

Lübnanlı Güvenlik uzmanı ve siyasi analiz yazarı Emin Hutayt, İslam Birliği Teşkilatı’nın Erdoğan’ın çağrısıyla İstanbul’da toplanıp “Doğu Kudüs”ün Filistin başkenti yapılması yolunda tavsiye kararı almasını, Trump’ın kararından daha tehlikeli ve tahripkâr olduğunu açıklamıştı. Çünkü bu karar Kudüs’ün yarısını Siyonistlere bırakmaya razı olma ve İsrail işgalini meşrulaştırma anlamı taşımaktaydı. Üstelik İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bu yanlış yaklaşımı Kudüs’ün bölünmesini reddeden BM kararlarına bile aykırıydı. Ayrıca, Marmara Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Ramazan Gözen de; İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’da aldığı bu kararın, aslında İsrail’i ve ABD’yi de fazla rahatsız etmediğini ve bu yüzden aşırı tepki göstermediklerini, zira iki devletli çözümü zaten onların istediklerini aktarmıştı.

Yani istismarcı iktidar münafıklık, ulusalcı muhalefet ise inkarcılık yapmaktaydı.

Orta Doğu merkezli haber portalı Middle East Monitor, Arap basınına dayandırdığı haberde Suudi Arabistan yönetiminin ülkedeki medya kuruluşlarına Trump’ın Kudüs kararı hakkında çok fazla yayın yapmamaları konusunda uyarıda bulunduğunu açıklamıştı. Londra merkezli Arapça gazete El Arabi el Cadeed gazetesi, talimatın ülkede bulunan TV, radyo ve gazete yöneticilerine gönderildiğini vurgulamıştı. Habere göre, Suudi yetkililer televizyon kanallarına Trump’ın kararına ilişkin haberlere, haber programlarında çok fazla yer vermemesine ilişkin talimat yollamıştı. Zaten Suud yönetimi İsrail’le normalleşme anlaşmasına hazırlanmaktaydı. Oysa AKP bu tür anlaşmayı daha önce imzalamıştı. Velhasıl, Suud da, Trump da, AKP iktidarı da, Can Ataklı da, aynı odaklara yaramaktaydı!..

 


[1] 18.12.2017 Hürriyet

Ahmet AKGÜL -

 

AA1

AA2

 

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Okunma Sayısı: 247

Yorumlar  

 
+3 #7 Tarihi benzerlik ..Orhan 24-12-2017 23:05
İktidar; ittihakki terakki partisi..
Can atakli ; ingiliz sozcusu ...
Hulusi paşa ; Mustafa kemal Paşa.
Alıntı
 
 
+18 #6 Kime kızalım?Veysel 20-12-2017 18:44
Öyle bir zaman ki zalim ve işbirlikçileri birbirinden berbat. Bir yanda dünyayı kana boğan siyonizm ki alçaklıkları taşları çatlatır. Binlerce yıllık zulüm saltanatı hayalleri nedeniyle birbirlerini dahi yiyecek kadar vahşi durumdalar. Özellikle İslam coğrafyasında yer alan devletlerin idarecilerine gelince; pek çoğu aynı zayıf karakter ve düşük profilde. Hayat imkan ve fırsattır sloganını (Üstad Ahmet Akgül tarafından tarif edilen karakter özellikleri!) temel düstur edinmiş, her fırsatta riyakarlık, sahtekarlık ve beleşçilik gömleğini kafalarına geçirip alçaldıkça alçalıyor, rezilliğe doğru koşar adım gidiyorlar. Bunların İslam toplumlarının başına bela olmasına sebep olan yerel gavurlara gelince ise bir anlık fırsatı kaza etmiyor, dine imana ve tüm kutsallara kudurmuşça saldırmaya devam ediyorlar. Bu cadı kazanına dönen ortamda kime kızalım diye sormadan edemiyor insan.
Alıntı
 
 
+18 #5 ORDUMA HIRLIYOR SOYSUZYusuf 20-12-2017 01:15
ASKER MEHMEDİM

Siyon gavur vermezse, eğer arkayı

Vallahi düşemezler, peşen Mehmedim!

Değil şu PKK'yı, tüm Amerka'yı

Değişmem bir tek çürük, dişen Mehmedim!

Arslanlara havlarmış, azgın kuduz it

Bak bozuldu kalleşler, üstüne seğirt

İsmini Peygamberden, aldın be yiğit

Kafir aklı ermiyor, işen Mehmedim!


Bu memleket bizimdir, ta ilel ebet

Bir mangan bin Coni'ye, bedeldir elbet

Koynunda nişanlının, verdiği tülbent

Cennette düğün gelir, düşen Mehmedim!


Hakkari dağlarında, şarkılar donar

Kışlaya sığmazdın ya, mezara uyar

Tevhit, tekbir şakıyan; kuşların konar

Yirmisinde toprağa, düşen Mehmedim!


Ah nice kahpelikler, gördü şu Mehmet

Sağ kaldıkça gazidir, ölmü şahadet

Kurda kuşa bile hep, oldu merhamet

O düşmanın bağrını, deşen Mehmedim!


Alparslan'dan, Yavuz'dan; Seyit Çavuştan

Aslın temiz, sütün pak; ersin doğuştan

Son bir kez vedalaşıp, çıktın koğuştan

Kur'an'ın kültürüyle, pişen Mehmedim!


Muhammet imanlıdır, Kemal askeri

Nice devler dağıttın, kaçtı ters geri

"Önce vatan" diyerek, cephe siperi

Türkiyem türküsüyle, eşen Mehmedim!


Feda olsun varlığım, hasılam sana

Emanet yurdum, yuvam; ve sılam sana

Dost hayran, düşman kindar; vesselam sana

Şu NATO'ya bir ferman; döşen Mehmedim!


İstiklâl Marşımıza, hırlayan huysuz

Ezan, Kur'an ve Hak'tan; niye huzursuz?

Generalden erine, gururumuzsuz

Tarihte rastlanmıyor, eşen Mehmedim!


Sana kem söz eden, dillere lanet

Yoluna serpilmeyen, güllere lanet

Türbanına ilişen, ellere lanet

Bayrak, başörtü verdin; eşen Mehmedim!



ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR.
Alıntı
 
 
+17 #4 Gavurdaki "ŞUUR" endişesia.hakan 19-12-2017 23:59
Bir devrim yaşanıyor.

Gavur ne güdük müslümana ne de caminin inşaatına düşman. Gavur Camide şekillenen Milli Şuur ve İslami onura düşman. Bu güne değin Genel Kurmay başkanları namaz da kıldılar...? Ama burada yeni bir zihniyetin inşası söz konusu, Şuur söz konusu ve bu şuurun güçle birleşmesi söz konusu. Hani Aziz Erbakan Hocamız buyurmuşlardı ya "Gavur güçten anlar!"
Bütün mesele Islami Şuurun Güçle bütünleşmesinin Gavurdaki etkisi.
Tabi bu hadise bizlere Meryem Suresinin 12 Ayetini de hatırlattı.
Meryem Suresi

19:12

([*******]n doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." (Çünkü kitabın hükmü ancak Manevi teslimiyet ve ciddiyetle, Zahiri devlet otoritesi ve gücüyle yürütülebilir.) Böylece daha çocuk iken ona hikmet verdik.
SadakAllahul Azim.
Alıntı
 
 
+19 #3 DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKMIŞ!Necmettin GÜL 19-12-2017 21:58
Helal haram karışmış, vicdan körermiş
Sağcı solcu kalmamış, zulüm düzeniymiş
Haktan taraf olmazmış, dünyayı severmiş
Haksızlık karşısında susarmış, dilsiz şeytan imiş

Gayesi gayreti olmayan, veremez dünyaya yön
Bir yorum yazmaktan aciz, tembellikten geri dön
Mazlumlar umutla bekler, ver artık dünyaya yön
Haykırırız gerçekleri, ey millet, haydi aslına dön

Paşa cami yaptırınca, soysuzlar kin kusar
Çağdaşlık kılıfıyla, islama cephe alırlar
İktidarla danışıklı dövüşürler, sonra sarmaş dolaşlar
Görüntüleri farklı olsada, aynı kazandan nemalanırlar

Müslümanlık lafta, hayasızlık zirvede
Yaşadığı gibi inanır, bulaşır her pisliğe
Para bankada faizde, kendisi beş vakit camide
Aldanır dünyanın süsüne, ortaktır yaşanan zulümlere

Dünyanın çivisi çıkmış, balıklar oltaya takılmış
Bir oyana bir buyana, kim eline almışsa oynatmış
Bir koltuk uğruna niceleri, yılanın kuyruğuna sarılmış
Nefsine köledir, gerçeği göremez, hidayet kararmış

Yıllarca bunları islam kahramanı görenler
Melanetlerine kılıf uydurup övenler
Erbakanın devamı deyip iftiraya yönelenler
Yakındır, ak mı kara mı, görecekler

Müslümanın düşmanıdır, münafıklar ve inkarcılar
Biri din diğeri Ladinlik adına, halkı kandırırlar
Doğu Kudüs kararında, hepsi aynı saftalar
Mahşer günü hayret günüdür, ortaya çıkar ayarlar

Milli Görüş özümüz, Adil Düzen kurtuluşumuz
Ölçümüz Kur-an ve Resulullah, İslam yolumuz
Duamız odur ki, inşallah hayrola sonumuz
Milli Çözüm üreten, Hak yoludur yolumuz
Alıntı
 
 
+20 #2 Ordumuzun en büyük gücü İmanıdır.Mehmet Sıtmapınar 19-12-2017 18:28
Coğrafyamızın dış politik ekseninde, tüm şer odaklarını her türlü güçlerine ve saldırılarına rağmen hizaya sokan...
Adil bir Düzenin, Türkiyemiz tarafından ilan edileceği bir zaman dilimi için, hayati bir zemin hazırlayan....
Ve bu kutlu inkılabın en büyük habercisi olma şerefini bünyesinde , ruhunda ,özünde ve elindeki imkanlarda barından Aziz Türk Ordusu!!!!
Cami, çeşme hepsi bahane....
Türk Silahlı Kuvvetlerine ve yönetim kadrosuna karşı beslenen kin ve düşmanlık, yukarıdaki vasiflardan ötürüdür....
İmansız Ordu, yıkılmaya mahkumdur..
Ordusu olmayan İslam ve devlet imkansızdır.
Alıntı
 
 
+25 #1 Bayram Yaklaşıyor...n. bayraktar 19-12-2017 15:13
Sayın Genel Kurmay Başkanımıza yönelik haberi ODA TV’de sabataist Soner Yalçın’ın yazısından okudum. Daha sonra haberin altına düşen yorumlardan oldukça üzüntü duydum.
Bir zamanlar Ergenekon, Balyoz diyerek TSK’nın itibarı ile oynayan “kontörlü Siyon düdükleri” yazar-çizer takımı hınçlarını alamamış olacaklar ki; hem Sayın Genel Kurmay Başkanımızın şahsına, hem aynı zamanda Onun şahsında Türk Ordusuna doğrudan veya dolaylı her şekilde it gibi saldırmaya devam etmektedirler.

Büyük puntolarla, ve arka arkaya “Genel Kurmay Başkanı Cami Yaptırdı, vay efendim parayı nereden buldu” diyerek verdikleri haberin cevabı niteliğindeki Sayın Bakan Canikli’ye ait haberi ise, sadece geçiştirdiler. Yine haberin altına düşen yorumları takip ettiğimde ise, MAALESEF halkımızın da ikiyüzlülüğünü görerek bir kez daha üzüldüm. Gâvurluk ve münafıklık bu milletin ciğerine işlemiş. Biz haksız yere sövdük diyeni görmedim. Hele yazar-çizer takımından herhangi bir özür beyanatına da rastlamadım. Halkın, bu Siyonist zihniyetin arzuları doğrultusundaki manipülesi ve zihinlerin ele geçirilmiş olması ise, üzerinde durulması gereken ciddi bir meseledir ayrıca.

Hem muhalif (neye muhalif oldukları da belli(!) değil ya! Akp iktidarına muhalif olmadıkları kesin ama… ) basın, hem yandaş basın, yer yer TSK’ya saldırmakta oldukça mahirdirler. Üstelikte en büyük ortak noktaları da bu… Dönüp dolaşıp birleştikleri yer TSK düşmanlığı…

İnsan düşünmeden edemiyor tabii…

Tüm bu saldırıların altındaki sebep; Aziz ERBAKAN Hocamızın:

“İsrail’i ve Siyonizm’i yerle bir edecek çok üstün Silah ve Teknolojileri yapıp TSK birimlerine teslim ettik.”
ve
“TSK (Saadet partisi dememiş, ne ilginç!) Milli Görüş’e en bağlı kurumumuzdur.” Buyurmuş olmasıdır sanırım.

Yine Aziz Hocamızın tabiriyle : “Gâvur, onu herkesten önce anlıyordu.” Ve tedbirini alıyordu. Gerçi tedbir takdiri bozamayacak elbet. İsrail Yıkılacak!...

Sonuç olarak: TSK’ya saldırı ER-Bakan’a saldırıdır. ER-Bakan’a saldırı da İslâm’a saldırıdır. Öyleyse bu kutlu Ordu İslâm’ın Ordusudur. İslâm’la savaşanın ise galip geldiği tarihte görülmemiştir.
...
BAYRAM YAKLAŞIYOR!


Değişmez kaderin, hükmü yürüyor

İstersen karşı çık, tavandan asıl!

Kervan göçer, itler; boşa ürüyor

Bir güneş doğuyor, ey zulmet basıl!



“Kanlı mı, kansız mı?”, İsrail’e sor

Allah “ol” der biter, sana göre zor

Milli Görüş aziz, kirli görüş hor

Sadık mü’min olur, zafere vasıl!



Alametler zahir, sanma ki uzak

İrade Allah’ın, sebepler kızak

Yeis İblistendir, imana tuzak

Umutla eyle sen, kalbini gasıl!1



Kader ağın ördü, esbap buluştu

Akdeniz’e şeytan, güçler doluştu

Teknoloji hazır, şartlar oluştu

Sen hala “süper güç”, diyerek kasıl!



Atatürk uyardı, Haçlı Batı’yı:

“İsrail kurmayın, bozar çatıyı

Masum Filistinli, kara bahtlıyı

Elbet kurtarırız, hak olur hasıl!”



Erbakan başardı, alt yapısını

Açtı mutlu sonun, ilk kapısını

Batıl, barbar, zalim; tüm hepisini

Hizaya sokacak, bu kutlu fasıl!



AKP gâvurun, bir projesi

Nifakı çok derin, kir derecesi

Bozulur hesaplar, şer bilmecesi

Hıyanet alçaklık, sadakat asıl!



Hiç yerde kalır mı, mazlumun ahı

Zalimler olsa da, kıtalar şahı

Ey mel’un Siyonist, bunca günahı

Nasıl ödyeceksin, düşün bir nasıl!..



“Vakıa”2 müjdesi, haktır yakındır

Karar halkın değil, Cenab Hakkındır

Şüphe Şeytandandır, kalbin sakındır

Devran değişiyor, bayram velhasıl!

millicozum.com/.../...
Alıntı
 

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR