| 2004 - ŞUBAT 2004 |
Adalet; her işte ve her meselede hakkı gözetmek. Herkese müstehakını vermek, hiç kimsenin hukukuna tecavüz etmemek demektir. Zulüm ise, adaletin zıddıdır. İnsanların ve diğer canlıların hayatına ve hakkına tecavüz etmek, zorbalıkla veya şeytanlıkla, başkalarına hakaret ve hıyanete yönelmek, insafsız ve vicdansız davranışlara girişmek demektir.
Herhangi bir hakkın gasp edilmesine ve gecikmesine sebep olmak, görev ve yetkilerini kötüye kullanmak, hile ve hıyanetle hakkı olmayan makam ve menfaatlere konmak da, zulümdür. Zulme ve haksızlığa uğrayan kimseler ise mazlumdur. Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz: "Mazlumların bedduasından sakının. Çünkü onunla Allah (c.c) arasında perde yoktur" buyurmuştur.[1]
[1] Buhar
Şimdi Kur'an'da kimlerin zalim sayıldığına dikkat edelim:
a- Aklı yattığı ve gerçeği anladığı halde, sadece işine gelmediği için, bile bile Kur'ani hüküm ve haberleri inkâr eden zalimdir;
"Kafirler, zalimlerin tâ kendileridir."[1]
"O zalimler bile bile Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlar"[2] ayetleri bunları bildirmektedir.
b- İnsanları putlaştıran, bazı komutan ve kahramanları tabulaştıran veya şeyh, hoca gibi din adamlarını sevgide ve övgüde mabutlaştıranlar da zalimdir.
"İnsanlardan kimisi de Allah'tan gayrı (sını ona) eşler tutarlar. Allah'ı sever gibi onları severler. İman edenler ise en çok Allah'ı severler... (İnsanları putlaştırmak ve mabutlaştırmak suretiyle) zulmedenler, azabı gördükleri zaman yegane kuvvet ve kudret sahibi Allah olduğunu ve Allah'ın azabının çok çetin olduğunu anlayacaklarını keşke bilselerdi..."[3] ayeti bu durumda olanları haber vermektedir.
c- Elinde imkân ve iktidar olduğu halde, Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, yaptıkları kanunlarıyla Kur'an'a ve evrensel hukuk kurallarına ters düşenler de zalimdir.
"Ve her kim (hangi grup ve kavim) Allah'ın indirdiği (Kur'an ile) hükmetmezse işte zalimler onlardır."[4]
"İslâm'a çağrıldığı halde (Müslüman ve Kur'an, devlet ve siyaset ve adalet işine karışmaz diyerek) Allah'ın üstüne yalan ve iftira atanlardan daha zalim kim olabilir? Allah böylesi zalimleri asla hidayete eriştirmez."[5] ayetleri bu gibileri göstermektedir.
d- Hangi dinden ve hangi kavimden olursa olsun ve hangi yolla yapılırsa yapılsın, insanların canına, malına ve namusuna hakaret ve hıyanet edenler, dininden ve düşüncesinden dolayı insanlara zahmet ve eziyet edenler de zalimdir.
e- Zalimlerden makam ve menfaat umarak veya hak davaya hizmetten usanarak, nefsine ve Şeytana uyarak İslâmi hareket ve cemaatten ayrılıp kaçanlar da zalimdir.;
"Kendisine Rabbinin ayetleri (İslâm'ın hakikatleri) okunduktan (ve gerçeği anladıktan) sonra, bunlardan yüz çevirip uzaklaşandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz mücrimlerden intikamımızı alırız."[6] ayeti bu gerçeğe işaret etmektedir.
f- İslâm'ı bozmaya, yozlaştırmaya ve Müslümanları yoldan çıkarmaya çalışanlar. Basın, yayın ve eğitim yoluyla bu tahribatı yapanlar da zalimdir.
"İyi bilin ki Allah'ın la'neti zalimlerin üzerinedir. O zalimler ki, Allah'ın yoluna (Kur'an" hükümlerin yaşanmasına ve uygulanmasına) mani olurlar ve O'nu (İslâm'ı) eğriltmek ve dejenere etmek isterler." [7]
"Veyl olsun şu kafirlerin haline ki, onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah'ın yoluna engel olurlar ve onun eğrilmesine (ve keyiflerine göre değişmesine) çalışırlar. İşte gerçek sapıklar bunlardır. "[8] ayetleri de böylelerini göstermektedir.
g- Her türlü zulmü ortadan kaldırmak, hakkı ve adaleti hakim kılmak için yapılan hizmeti terk edenler, farz olan cihadı bırakıp nafile işler ve ibadetlerle vakit geçirenler,
Meclisin, mektebin, basın, yayın ve eğitim müesseselerinin hakkın ve hayrın hizmetine girmesi için gayret göstermeyenler, ve bu etkili ve yetki araçları haksızlık ve ahlaksızlık yolunda kullanacak olanlara destek verenler de, elbette zalimdir;
"Ve Allah (Cihat etmeyen) zalimler topluluğuna asla hidayet vermeyecektir."[9]
h- İslâm'ın ve insanlığın düşmanı olan Siyonist ve Haçlı zihniyetleri dost edinenler, Asya'daki ve Afrika'daki ve tüm dünyadaki mazlum insanlara ve özellikle müslümanlara karşı kullandıkları, ama sözde barış ve adaleti korumak üzere oluşturdukları Birleşmiş Milletler, Nato ve Ortak Pazar gibi kurum ve kuruluşlar eliyle yapılan zulümleri sevenler, savunanlar ve övenler. Batılıların uşaklığını yapacak ve milli menfaatlerimizi satacak Mason ve münafıkları seçip iş başına getirenler de zalimdir.
"Ey iman edenler! (sakın Siyonist) Yahudileri ve (Emperyalist) Hıristiyanları (ve onların yolunda olanları) dost ve idareci edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. Artık sizden her kim onları dost tanırsa o da onlardandır. Ve Allah (hıyanet ve cinayet ehlini dost ve lider edinen) zalim bir topluluğu asla hidayete eriştirmez."[10]
Bu zalimlere herhangi bir şekilde yardımcı olan ve işlerini kolaylaştıranlar da, zalim olurlar. Çünkü küfre rıza küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür.
Zulme alet olanlar, körükledikleri bu zulüm ateşinde bir gün kendileri de yanarlar.
"İşte (elleriyle) kazandıklarından (ve zulme taraf olduklarından) ötürü, zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına musallat ederiz."[11] hakikati ortaya çıkar.
Kendi elimizle seçip kazandırdığımız ve iktidar yaptığımız zalim yöneticilerin zulümleri, seçenleri de kuşatır. Çünkü zam, enflasyon, pahalılık ve işsizlik ve geçim darlığı hepimize dokunmaktadır. Basın ve televizyon yayınları hepimizin ahlakını bozmakta ve yuvasını yıkmaktadır.
Anarşi ve terör hepimizin hayatını ve huzurunu tehlikeye atmaktadır.
Tabi zulüm, uzun zaman devam edemez. Mazlumların ahı eninde sonunda zalimleri mahvu perişan eder.
"Ey Resulüm! Zalimlerin yaptıklarından Allah'ı gafil zannetme. Allah (c.c) sadece gözlerin dehşet ve şaşkınlık içinde donup kalacağı bir güne kadar onları erteliyor."[12]
Ve Kur'an zalim milletlerin ve batıl medeniyetlerin acı akibetlerini anlatan ayet ve kıssalarla doludur...
Adem Aleyhisselamdan beri, her biri başka kavim ve karyeyi helak eden zulüm ve haksızlıkların hepsini birden ve bin beter işleyen vahşet ve dehşet medeniyeti olan Batı Emperyalizmi ve dünya Siyonizmi de, mukadder olan akibetine doğru hızla yaklaşmakta ve tarihin gayyasına doğru yuvarlanmaktadır.
Deccalizmin sol kolu olan Komünizm ve Rusya felç oldu. Sağ kolu olan Kapitalizm ve Amerika'da yakında kırılacak... Ülkemizdeki haksız ve hayırsız uygulamalar da son bulacaktır.
Saddakte Ya Resulellah! Sen hep doğru söyledin! Haber verdiklerin bir bir çıkıyor! İşte zalimlerin başlattığı bu son savaşı da mü'minler kazanacak ve yeryüzünde saadet medeniyeti kurulacaktır.
Şurasını da unutmayalım ki zalimler hain olmakta, hainler ise devamlı korkak dolaşmaktadır.
Evet, hainler devamlı huzursuz ve ürkektir. Kahpeler, korku ve şüphe içindedir. Telaş ve tedirginlik, bir suçluluk psikolojisidir.
Suçlu insanların, sorgulanmak ve sorumlu tutulup cezalandırılmak endişesi içinde olmaları ve bu yüzden her türlü girişim ve gürültüyü kendi aleyhine sanmaları tabiidir. "Yarası olan gocunur. Bal, safralıya dokunur." sözü de bunlara göredir.
Evet, bir ara "okuluma ve kitabıma dokunma!" diyerek arabalarıyla Ankara'ya yürüyenlerin korna sesinden paniğe kapılanlar!.. "Din hürriyetimizi ve okuma tercihimizi engellemeyin" dileklerine, değnek ve dipçiklerle karşı koyanlar! El ele tutuşarak bir sevgi zinciri oluşturan ve memleketi merhametle kuşatan kız çocuklarımızdan gıcık alanlar!
Tekbirli sloganlardan ve Tevhid levhalarından ödleri kopanlar! Evet, işte bunlar aydınlıktan korkan karanlık kafalı yarasalardır!.. O günler, bu tür eylemleri, Erbakan hükümetine karşı yapılmış gibi gösteren ve Refah-Yol'la yüklenen bazı İslamcı yazarların bugünkü suskunluğu ise tam bir çifte standarttır.
Çünkü bunlar "okuluma ve kitabıma dokunma!" "Başörtüme el uzatma!" diyerek yollara dökülen onbinlerin, milletin tamamına yakınını temsilen yürüdüklerinin farkındalar.
Bu yarasalar, bir elinde Türk bayrağı, bir elinde barış sancağı ve dilinde tekbir sedasıyla yürüyen yiğitlerin, öyle "Kahrolsun Şeriat" diye tepinen düdüklü danalara benzemediğini de çok iyi biliyorlar!..
Bu, milletten ve milli kültür köklerinden kopmuş solcu pırasaları, önce Ankara'da, sonra bazı şehirlerin sosyete bloklarında mum yakan mosturaların şımarıklığıyla milli düşünce sahiplerinin vakarlı çıkışlarının bir tutulmayacağını herhalde anlamışlar!..
İzleyenlerde hayret ve hayranlık uyandıran bu onurlu eylemleri ve olumlu söylemleri "Sokak gösterileri, terörist hareketleri, tahrik girişimleri" gibi sorumsuz ve seviyesiz benzetmelerle küçümsemeye ve kötülemeye kalkışanlar ise, aslında "Korkularından karanlıkta türkü çığıranlar" gibi, esiri oldukları kuşku ve kaygılarını ve suçluluk paradigmalarını bastırmaya çalışıyorlar.
Hiçbir gereği ve gerekçesi yokken, halkımızın bu haklı ve hayırlı tepkileri karşısında, İslâm kokusu aldıkları herkese ve her şeye saldıran ve her bahane ile Müslüman milletimizi suçlayan ve saçmalayanlar bu toplumsal tepkilerin yakında sandığa yansıyacağını ve demokratik bir devrime dönüşeceğini, şimdiden hissedip çılgınlaşıyorlar! KESK Başkanı Sami Evren sersemi gibi İslam'a ve Kuran'a "1400 yıl önceki köhne zihniyet" diye salyasını akıtarak saldırıyorlar.
Ezan sesinden ve cami kubbesinden rahatsız olup, kilise müziğine hayran olanlar,
Ve Mason localarına selam durup, İmam Hatip okullarını ve Kur'an kurslarını kapatanlar için atalarımız ne güzel söylemiş. "Eceli gelen itler, cami duvarına işermiş!"
Biz bu sözü şöyle değiştirelim:
"Siyasi mevta olup sandığa gömülecekler, milletin okuluna ve kitabına ilişirmiş!"
Biz, elbette, kartelcilerin, kerhanecilerin, kumarhanecilerin ve kiralık kalemlerin kurduğu hükümetlerden, millete ve memlekete hizmet bekleyecek kadar saf değiliz. Ama bunların akıl almaz tahribatlarına göz yumacak ve en doğal haklarımıza tecavüzleri karşısında susup oturacak ta değiliz.
Bu hükümsüz hükümetlerin arkasındaki karanlık güçlerin art niyetlerini ve asıl mahiyetlerini halkımıza anlatmak ve herkesi uyandırmak ve önümüzdeki büyük sandık ihtilaline hazırlanmak mecburiyetindeyiz.
Karanlığa küfrederek ve hainlere kahrederek hiç bir yere varılmayacağını bilmeliyiz. Bu arada kasıtlı olarak yapılacak tahrik ve tertiplere de kapılmamak ve kaba kuvvete başvurmamak gerekir.
Sabır ve sükunetle direnmek, tepkilerimizi meşru ve medeni ölçüler içerisinde göstermek, tarihi ve tabii görevimizdir.
Bizim his ve heyecanlarımızı istismar edip, ucuz kahramanlık peşinde koşacak bazı sorumsuz kesimlerin de, bu uğursuz hükümetin emir kulu olan çevrelerin de, kışkırtıcı tavırları karşısında yapacağımız bazı sert ve sabırsız hareketler, bu hayırlı davranışta bizi haksız konuma düşürebilir.
"İmam Hatip Okulları'nı Cumhuriyet okulları yapacağız"! (Sanki başka bir ülkenin kraliyet kurumlarıdır.
"Bu okullarda devlet düşmanı yetişmesine göz yumamayız"! (Sanki, azınlıkların gizli kapaklı okullarıdır.) gibi talihsiz ve seviyesiz iddiaların sahipleri, aslında tüm Müslümanları ve İslâmi kurumları düşman tanıdıklarını dolaylı bir şekilde dile getirmektedir. Bu AKP hükümeti de, sözde orman yangınları için çok yüksek fiatlarla kiralanan helikopterlere benziyor.
Ne zaman bir orman yangını olsa, her ne hikmetse, bu helikopterler arızalanıyor ve işe yaramıyor. Ama yangınlar dışında hemen düzeliyor. Halka gösteri uçuşları yapılıyor!
Evet ülke çapında tutuşturdukları ekonomik ve sosyal yangınları söndürmek yerine, devamlı körükleyen hainlerle, küllemeyi tercih eden hükümetler, icraat yerine de edebiyat şovlarıyla vakit geçiriyor.
Ve her şeye rağmen tarihi hesaplaşma yaklaşıyor! Ha, sahiden İmam Hatiplerin orta kısmının kapatılması ve Kur'an Kurslarına kilit vurulması ve başörtülülerin okuldan ve işinden atılması ve İslam'a köhnemiş kurallar diye saldırılması girişimleri karşısında, Diyanet Başkanlarının, ilahiyat dekanlarının ve bazı meşrep kodamanlarının ise, ne diye sustukları ve nereye saklandıkları, halkımız tarafından merak ediliyor!.
[1] Bakara: 254
[2] Enam: 33
[3] Bakara: 165
[4] Maide: 45
[5] Saf: 7
[6] Secde: 22
[7] Hud: 19
[8] Rad: 2, 3
[9] Tevbe: 19
[10] Maide: 51
[11] Enam: 29
[12] İbrahim: 42
Ilgili Makaleler:
Bu yazarin diger makaleleri

| < Önceki | Sonraki > |
|---|









