Siteye Kayıtlı Giriş
Facebook'da Beğenin
Yeni Çıkan Kitaplar
trybys

bdp_ozrk

 

TOGAN Yayıncılık

0 212 542 02 97

0 542 443 78 01

0 212 542 02 98

Ziyaretçiler
BugünBugün794
DünDün1565
Bu HaftaBu Hafta5859
Bu AyBu Ay13361
Ocak 2011den BeriOcak 2011den Beri363819
IP Numaranız:38.107.179.238
US
US
Kayıtlı Gezen: 0
Misafir : 11
Kayıtlı Sayısı: 677
Bu Ana Kadar Okunan
Sayfa Gösterimi : 5732643
Reklam
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 
2005 - ŞUBAT 2005

 

Kendilerini hor ve hakir görenlere hürmet etmek... Zengin ve etkin kimseler, rezalet te işlese, onların karşısında eziklik hissetmek... Zalim ve hain yönetici ve yetkililere boyun eğmek ve zillet göstermek, yozlaşmanın ve aslına yabancılaşmanın bir ifadesidir.

Bu, Hakkını çiğneyen ve hakaret edenlerin karşısında, acziyet ve zaafiyet duygusuyla düşülen yaranma ve yaltaklanma psikolojisidir.

Hâlbuki inançlı ve asaletli kimselerin tavrı, "Zalim kafirlere karşı mert ve metin, mazlum müminlere karşı ise müsamahakar ve merhametli" olmaktır.[1]



[1] Fetih 29

 

Müminler, hayra ve hakka itaatkar, zulme ve ahlaksızlığa isyankardır.

"Rabbim... Haklı nedenli olmayan isyan ve saldırıyı... haram kılmıştır..."[1] ayeti, mefhumu muhalifiyle islama ve insanlığa tecavüze kalkışan hareket ve hükümetlere, meşru ve münasip yöntemlerle mani olmaya izin anlamı taşımaktadır.

Zayıf ve çaresiz kimselere karşı kibirli ve küçümseyici, zalim ve yetkili kimselere karşı ise dalkavukluk edici ve boyun eğici bir tavır takınanlar, iman şuurundan ve insanlık onurundan uzaklaşmış tiplerdir.

"Firavun kavmini küçümsedi. Onlar ise kendisine itaat edip (boyun eğdiler)"[2] ayeti, bu zillet psikolojisini haber vermektedir.

Bu durum, sadece Allah'tan bilip beklenmesi gereken gücü ve güvenceyi, zalim yöneticilerin, zengin ve yetkili kimselerin yanında zannetme yanılgısının ve onlara duyulan korku ve hayranlığın, aşağılık kompleksiyle, kulluğa ve köleliğe dönüşmesi halidir.

Tarihin her döneminde görülen ve günümüzde de sergilenen bu yozlaşmış toplumsal tavır, asalet ve haysiyetini yitirmiş bir Yahudi kızının, ana-babasını ve yakınlarını, gözleri önünde ve vahşice katleden Nazi subayına aşık olmasına ve kollarına atılmasına benzer bir ruh sefaletidir.

İnancımızı, ahlakımızı ve insanlığımızı hor görüp küçümseyen... Bu yüzden bize hakaret ve haksızlığa yönelen kimselere hürmet etmek... Onları övmek ve önemsemek, nefret ve lanet edilmesi gereken bayağı ve aşağı bir karakterdir.

Nice yıllar, sürüler halinde zalim diktatörleri alkışlayan... Ülkesini ve milletini mahfeden hainleri hala oylarıyla iktidara taşıyan, işte kalabalıkların bu kalitesizliğidir.

Sadece sıradan kimseler değil, ilim erbabından din adamlarına, meslek sahiplerinden sanatçısına, aydın geçineninden edebiyatçısına pek çok sözde seçkin tabaka bile, zalim yöneticilere ve hain hükümetlere yağcılık ve yaltakçılık etmektedir. Bunlar:

" (İman ve iyilik ehli) Müminleri bırakıp (haksızlık ve ahlaksızlık sahibi) Kafirleri dost (ve idareci) edinerek, onların yanında izzet (şeref, güven ve ganimet) aramaya girişmektedir." [3]

Halbuki, özellikle "Din alimlerine ve maneviyat rehberlerine yakışan, küfre ve kötülüğe sapanları uyarmak, günah söylemelerine ve haram yemelerine engel olmak iken, onların zulmüne destek olmaları ne kadar sapkın ve çirkin bir harekettir." [4]

"Güya iman ettiklerini söylemelerine rağmen, tağutla yargılanmak (şeytani ve zalim sistemlerde yaşamak) isteyen münafık tipleri" [5] ayartan da, bu sözde din alimleri ve maneviyat ehli geçinenlerdir.

"Kendilerine Kitaptan (Kur'andan ve diğer kutsal kaynaklardan biraz) nasip verilenleri görmez misin, ki onlar "cipt"e (Haksızlık ve ahlaksızlık düzeni kuran diktatörlere) ve "tağut"a (Batıl ve barbar rejimlere) inanıp güvenirken, inkarcı (lider ve sistemlerin), Allah'a iman edenlerden daha doğru ve değerli bir yolda olduklarını söyleyerek Allah'ın lanetini hak etmektedir"[6]

Temel insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına uygun, adil ve aydınlık bir döneme davet eden liderlere hakaret ederken, deccalizmin kiralık adamları olan karanlık kafalı zalim yöneticilere hürmet gösteren bilgin ve bel'amlar, maalesef böylesine hamiyyet ve haysiyet yoksunu kimselerdir.

Bunlara, "niçin Yahudi ve Hıristiyanlara ve marazlı masonlara tabi ve taraf oluyorsunuz?" diye sorulduğunda ise cevapları: "Başımıza bir felaket gelmesinden ve şartların aleyhimize dönmesinden korkuyoruz"[7] şeklindedir. Yani Allah'tan ziyade, zalim kullardan ve şeytani oluşumlardan korkulduğu ve kalplerindeki bu kuşku yüzünden onlara köle olunduğu itiraf edilmektedir.

Bu tiplerin sürekli iman ve ihlas edebiyatı yapmaları, takva ve teslimiyet nutukları atmaları ise, kirli özlerini ve gizli yüzlerini örtmeye yöneliktir.

Kafir ve facir de olsa, güçlü ve yetkili olanlara karşı duyulan bu eziklik ve kölelik tavrı, İslami ve insani amaçlarla yola çıkan teşkilat ve cemaatler içerisinde de görülmektedir.

Kendi aralarındaki samimi ama fakir ve zayıf kimseleri, basit hataları yüzünden bile tenkit ve tahkir ederler. Sadakat ve gayret ehli de olsalar, rütbesiz ve yetkisiz kimselere yapılan hakaret ve haksızlıkları normal ve doğal karşılayıp tepki vermezler.

Çünkü "Güçlü ve yetkili olan, her halde ve her yerde haklıdır" şeklindeki müşrik mantığından kurtulabilmek kolay değildir.

Bu nedenle, davaya açıkça zarar veren ve hıyanet eden... Eline geçen imkan ve fırsatları camianın hayrına değerlendirmeyen... Lideri ve Ona olan güveni istismara yeltenen, bazı marazlı ve art maksatlı kimselerin yanlışlarına ve yamukluklarına kılıf uydurma hastalığı devam etmektedir. Bu küflü cahiliye kültürüne göre; " Bir yanlışı zavallı ve zayıf kimseler yaparsa günahtır. Ama aynı hatayı seçkin ve zengin biri yaparsa hikmeti vardır!" mantığı geçerlidir.

Oysa Müminlere emredilen sadece "iyilik ve takva konusunda yardımlaşmaktır. Günah işlemek ve haddi aşmak (görev ve yetkilerini kötüye kullanmak) hususunda yardımlaşmak ise yasak edilmiştir."[8]

Çünkü açıkça inkar eden kafirlere itaat haram kılındığı gibi, dini ve davayı istismar ettiği bilinen münafık kimselerin haksızlık ve yanlışlıklarına itaat etmekte gereksizdir.[9]

Her haklı davada benzerleri görülen bu marazlı tipler: "Allah elçisinin (sürekli) yanında bulunan (Ona tam bir teslimiyetle bağlanan ve savunan fakir ve yetkisiz kimseleri kastederek " Bunlar için hiçbir harcama yapmayın, (ekonomik ve sosyal yardımda bulunmayın, adam yerine koymayın ve sahip çıkmayın ki liderin etrafından) dağılıp gitsinler"[10] diyerek, sadık ve samimi insanları davadan soğutmaya ve hizmet yollarını tıkamaya çalışırlar...

Bu ihlassız ve insafsız davranışlarına şahit olan pek çok insan ise " Bunlar yetkili ve etkili konumdadır. Samimi ve verimli de olsa, zayıf ve sahipsiz kimseler için bu önemli şahsiyetlerle arayı bozmaya değer mi?" şeklindeki nefsi ve cahili bir düşünceyle, haksızlıklara seyirci kalmakta, hatta bazıları güçlü olana yaranmak için güçsüz mazlumlara karşı tavır takınmaktadır.

Oysa: "Her kim (İslam'a ve insanlığa yararlı bir işe, haklı ve hayırlı bir kişiye) güzel bir aracılıkla şefaatcı (ve yardımcı) olsa, ondan (kazanılacak sevaptan) kendisine de bir hisse vardır.

Ve her kim de (Millete ve memlekete zararlı girişimlere, dine ve davaya aykırı işlere) kötü bir aracılıkla şefaatcı( ve yardımcı) olsa ondan (hasıl olarak günahlardan) da kendisine bir pay vardır"[11]

Evet iyiliği de, kötülüğü de "sebep olan (veya aracılık yapan) aynen işleyen gibi (sevap veya günah kazanmakta)dır"[12] 

Her nerede ve ne şekilde olursa olsun, "haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisinin tehdidinden sakınmalıdır.

"Firavun kavmini hafife aldı ve küçümsedi. Onlar da kendisine itaat edip (boyun eğdi)ler"[13] ayetiyle bildirilen köle psikolojisinden ve aşağılık kompleksinden kurtulmaya, İslami şuurumuzu ve insanlık onurumuzu korumaya çalışmalıdır.

Bu konuyu Üstat'tan uyarladığım dizelerle bağlayalım:

               

                     DAVA ERLERİ

Gerçekte gönlünün fezasındalar

Görünürde, sürünme ezasındalar


Hizmet ve zahmette önde koşarlar

Rütbe ve nimette yedek azasındalar


Yıldızları, tesbih tesbih çeker de

Cemaatte, arka saf hizasındalar


İçine nefis karışan ibadetlerin

Birbiri ardınca kazasındalar


Rabbine verdikleri ahdi unutmaz

Hep, Ezel senedinin imzasındalar


Günahla kirlense, özler ve sözler

Sürekli gözyaşı cezasındalar


Hayat bir resimdir, türlü renklerde

Onlar ise, hakikatin beyzasındalar


Cennet arzusu, cehim korkusu, güzel

Ama sadıklar, Allah'ın rızasındalar


Kimileri erken uçar, kelebek gibi

Kimi ipek yapmak için, kozasındalar


Mümin, Hak rızasına, hayır yarışında

Münafıklar ise, menfaat bozasındalar


O erler ki, teslim olmuş, tevhit gereği

Gafiller, senlik-benlik nizasındalar


Bu erlere bir selam, saadet kazandırır

Ama veren bulunmaz, azın da azındalar!


Cihatsız cennet satar, zamane hocaları

Ve bir avuç gariban, dava tasasındalar



[1] Araf 33

[2] Zuhruf 54

[3] Nisa 139

[4] Maide 63

[5] Nisa 60/61

[6] Nisa 51/52

[7] Maide 52

[8] Maide2

[9] Ahzap 1

[10] Münafikün 7

[11] Nisa 85

[12] Hadis

[13] Zuhruf 54



Bu yazarin diger makaleleri

ŞİRK VE ŞEFAAT
Şirk Kavramı: "Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar "Cibt"e...
Devami
ET KOKMAYA TUZ ÇARE; TUZ KOKARSA, BUZ ÇARE!
(Yani, eti kokup çürütmekten tuz korur. Ama tuz bozulursa, onu...
Devami
GAYRİ MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERİN NUMAN AŞKI!
SP'deki genel merkez kurmaylarından il başkanlarına, artık "Adil Düzen'den ve...
Devami
YA İSLAM, YA İZMİHLAL!.
  İslam: başta Türkiye, tüm Müslüman ülkelerin ve mazlum milletlerin;...
Devami
SİYONİZMİN SONU
              Kan, vahşet ve terörü kurumsallaştıran İsrail, 60. yılında...
Devami
BOP VE COP ABD'NİN YENGEÇLİĞİ VE YENİLGİSİ
Siyonist Wolfovitz Irak'ın Bölünmesini İstemişti! 1 Mart tezkeresi ABD'yi acıtmaya devam ediyor....
Devami
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Eklenen Yorumlar