| 2009 - ŞUBAT 2009 |
Kalbim kudret avcunda, her an başka hal gelir
Gâh mümini muvahhid, gâh şirk koşan olurum!
Bir an nutkum tutulur; susar dilim lal gelir
Sonra bak ki, kurt-kuşla; sır konuşan olurum!
Bazen Şemsi Ezeli'n, aşkına pervaneyim
Bazen pejmürde, mecnun; pür deli divaneyim
Bazen ıssız bir yerde, köhne bir viraneyim
Gün olur gökyüzünde, gör Kehkeşan olurum!
Gâh aynaya bakamam, kendimden utanırım
Gâh tövbe denizinde, günahtan yıkanırım
Gâh tek kat merdivende, yorulup tıkanırım
Bir dem başı dumanlı, dağlar aşan olurum!
Dosttan ayrı düşerim, gönül özler visali
Yakar hasret ateşi, kalmaz ruhum mecali
Bazen yüzüm kararır, "Hacer Esved" misali
Bazen açılıp parlar, nur dırahşan olurum!
Bazen âlim ve abid; haza Harun'a benzer
Bir bak, Bel'am'dan beter; hatta Karun'a benzer
Âlem; bazen canavar; bazen yavruna benzer
Gâh malum ve muteber; gâh feşmakân olurum!
Aşk, cereyan gibidir, dondurur ve yandırır
Muhabbet ve nefreti, aynı kapta kandırır
Lokmasını bir bala, bir de kana bandırır
Hidayet yetişmese, per perişan olurum!
Bu can ki, ten kabrimde; vücut ruhuma tabut
Bazen fena fillahta; bazen azgın bir Tağut
Bir an Calut rolünde, bir bak aynıyla Talut
Zalimin oklarına; her an nişan olurum!
Bu yazarin diger makaleleri

| < Önceki | Sonraki > |
|---|




