ŞUBAT 2007
KÜRESEL GÜÇLERE DEMOKRATİK KÖLELİK Lâiklik taassubu tarihi ve tabii gerçekleri görmelerine engel oluyor İnsanın, adam olması için lâik olması gerekiyormuş. İnsan olmanın diğer bütün şartlarının ve sıfatlarının önemi yokmuş gibi bir yanlış algılama ve uygulama hukuken de, ahlaken de, dinen de, aklen de yanlıştır ve vicdanın yamultulmasıdır. Şimdi soruyoruz: -Fransızlar lâik olduğu halde, Cezayir'de yüz bine yakın Müslümanın katliama tabi tutulması önlenebildi mi? -ABD lâik olduğu halde, ABD-İsrail ikilisinin Filistin'de, Sabra Şatilla'da, Lübnan'da, Irak'ta ve Afganistan'daki cinayetler kesildi mi? -Lâik oldukları halde İkinci Dünya Savaşı'na giren ülkeler, Yahudilerin, savaş dışı olan silahsız halkların, meselâ Katin Ormanlarında 10.000 Polonyalı subayın hunharca öldürülmesini engelleyebildi mi? -Çinlilerin, Doğu Türkistan halkına, Rusların Çeçenistan halkına karşı halen devam eden katliamları durdurulabildi mi? -ABD'liler lâik oldukları halde, Kızılderililerin nesillerini hemen hemen tükettiler. Üstelik bu zulümlerine, bir de esir aldıkları zencileri eklediler. Bu katliamlar ve soykırımlar, laiklik sayesinde giderildi mi? Bu kadar çarpıcı misal kâfi. Şimdi bir de bizim medeniyetimizden misaller verelim: -Haçlı savaşları esnasında, Kudüs'ü ele geçiren Hıristiyanların bir çırpıda 70.000 Müslümanı katlettiklerini tarihler yazıyor. Ama Haçlı savaşlarına karşı büyük zaferler kazanan Selahaddini Eyyubi, Kudüs'ü ele geçirdiği zaman hiç kimsenin kılına bile dokunulmamıştı. -Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan Gazi, Malazgirt'te, Bizans İmparatoru Romen Diyojen'i yendiği zaman, hiçbir katliam yapmayarak, üstelik Diyojen'in sağ salim İstanbul'a dönebilmesi için gereken tedbirleri sağlamıştı. -Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul'u fethettikten sonra, İstanbul'da mevcud gayr-i müslimlerin din ve ibadetlerinde serbest olduklarını ilan etmiş ve onların mallarını, canlarını, ırz ve namuslarını güvence altına almıştı. -Ecdadımız, Viyana kapılarına kadar ele geçirdiği ülkelerin halkını, 6 asır yönetimi altında tuttuğu halde, onlara, insan haklarının gerektirdiği bütün hak ve özgürlükleri tanımıştı. Onların mallarına, canlarına, ırz ve namuslarına asla dokunulmamıştı. Ve bu ülkeler bizim yönetimimizde oldukları sürece katliamlardan uzak kalmışlar ve kendi yönetimlerine kavuştukları zaman, eski durumlarını, eski özelliklerini, örf ve adetlerini korumuşlar, kimseye dininin değiştirilmesi için asla baskı yapılmamıştı. Devamı... Yorum Ekle
|
||||||
|











