Get Adobe Flash player
Reklam

TARİHİ UYARI VE MİLLİ ÇAĞRI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 

 

Dergimiz için hazırlanan "MİT Müsteşarının niyeti ve Ülkenin Vaziyeti" yazısını yerleştirirken, konuyla ilgili SESAR'ın raporu yayınlandı. Bu oldukça gerçekçi ve gerekli bir uyarı ve tarihi bir çağrıydı:


Emre Taner'den Çelişkilerle Dolu Metin Ve "Biz İflas Ettik" İtirafı "

MİT Müsteşarı Emre Taner'in "Basın Açıklaması"nı okuyunca MİT'in nasıl bir facia haline geldiğini gördük ve üzüldük.

İstihbarat geleneği olan, Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik konumuna uygun istihbarat yapan ve en netameli coğrafyada bulunan MİT; böylesine çelişkiler içeren, acziyetinin altını çizen, ulus-devletin tasfiyesini isteyen bir beyanatı "Milletin Hizmetinde 80 Onurlu Yıl" başlığı ile nasıl servis edilebilir?

 

Bu ülkede ABD Büyükelçisinin YSK'yı ziyaretiyle nasıl "Başbakan" olunabiliyorsa, böyle bir basın açıklaması ile de ortaya ne çıkabilir? Sorusu okurların ferasetine havale edilmiştir.

Satır Aralarındaki Sırıtan Tehlikeler!

1. paragrafta "Türk Milli İstihbarat Teşkilatı" ibaresi kullanılmış. MİT bildiğimiz kadarıyla zaten "Türk" istihbarat teşkilatı; ama MİT'i Türk istihbarat teşkilatı diye nitelemek için, MİT'in artık "Türk" teşkilatı özelliği taşımadığına ilişkin bir durumla mı karşılaştığı endişesi akla gelmektedir.

Son zamanlarda, teşkilatın milliyetini ve dinini yıllarca gizlemiş bir ekalliyetin hakimiyetine geçtiği iddialarını doğrulayan bir söylemin basın açıklamasında kendine yer bulması ilginçtir.

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milletimize" ibaresi de 1. paragrafta yıldız gibi parlıyor. Acaba "Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milletimize" ifadesinin bilinçaltını hiç merak ettiniz mi?

"Milletimize" kelimesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni oluşturan "Türk Milleti"ni mi yoksa başka alt etnik grupları mı çağrıştırıyor? Yoksa daha başka bir ima mı gizli? MİT'e hakim olmuş bir etnik zihniyetten mi bahsediliyor? Düşünen beyinleri ürkütmektedir.

2. Paragraf: Zurnanın çatladığı Bir Başka Noktadır

"Küresel gelişmelerin, değerlerin, ilişkilerin, sistemlerin, düzenlerin, siyasal, sosyal, ekonomik ve sair parametrelerin "yeniden tanımlandığı bir süreç içerisindeyiz" ibaresi bir başka faciayı ortaya koyuyor. Çünkü, bu süreçte ortaya çıkan yeni kurallar, başrol oyuncuları ve figüranlar yeniden belirleniyor ve hatta doğuyormuş. Yani "bu kadar hızlı hareketliliği maalesef fazla, takip edemiyoruz ve edemedik", itirafı dile getirilmektedir.

3. paragrafta "neyse ki bu durum geçici, bu sebeple kimse bize niye şu alanlarda yetersiz kaldınız diye soramaz, çünkü durum değişir" psikolojik savunması kendini açığa vurmaktadır.

4. paragrafta Önce 1990'a kadar uyumuş bir MİT'ten bahsediliyor. 1990'da Sovyetler'in dağılmasına hazırlıksız yakalanmanın suçu sistem içindeki yapılanmaya ve analizlerin statükocu yaklaşıma kaymış bir muhafazakârlıkla sahip çıkmalarına" atılıyor. Peki derlenen bilgi nasıl olur da "Statükocu" analize dönüşür? Yani istihbarat topladıysanız değişimi, dönüşümü nasıl atlarsınız?  Masa başında pasif istihbarat yani basın-yayın üzerinden faaliyette bulunduk, denilmeliydi.

Çünkü "bu nedenle de geleceğe yönelik tahminler başarısız olmuştur" cümlesi aktif istihbarat yapılmadığını ya da MİT'in çalışmadığını ortaya koyar (ki zaten hakim kanaat de bu yöndedir).

5. Paragraf: "Tüm Teşkilatlar Döküldü, Sonuçta Biz de Döküldük" İtirafı ve CIA'ya Bağımlılık İlanıdır.

Bu 5. paragraf; CIA, MOSSAD, MI5, MI6, BND, zamanın KGB'si gibi birçok teşkilatı öfkelendirmiş olmalı. Ayrıca Emre Taner'in 1990 öncesini hiç bilmediğini de buradan çıkarabiliriz.

"Dünyadaki istihbarat teşkilatları da sistemin birçok aktörü ya da oyuncusu gibi bu yeni "belirsizlikler" dünyasını öngörmemiştir"- keşke Emre Taner, bu teşkilatların isimlerini de verse idi - Bu paragraftaki en ilginç yaklaşım istihbarat teşkilatlarının sistemin diğer aktör ve oyuncuları ile aynı kefeye konularak işlevsizleştirilmesidir. Ki bu durum MİT için geçerli olabilir. Ama İngiliz, Amerikan, Alman, Rus, Çin ve Japon teşkilatları için geçerli değildir.

5. paragraf MİT'in yetersizliğini diğer teşkilatları kullanarak bir kez daha afişe etmektedir, "ama herkes dökülmüştü" diye de toplumu yanıltmaya yönelmektedir.

Yine 5. paragraf MİT'in "aktif" bir teşkilat olmadığını, istihbarat bağımlısı olduğunu da açıklıyor. Herkesin dökülmesi ile beraber dökülüyorsanız, "ben bu sahada faaldim" demeniz gülünç düşmektedir.

Emre Taner'den Talep: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Tasfiye Edelim!"

6. paragraf en dramatik itiraf niteliğindedir. "İçinde "bulunduğumuz dönem, gelecekte birçok ulus-devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır" bu cümleyi tehdit dolu tespit cümleleri takip ediyor: "Bu devletler sadece gelişememekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olamamakla kalmayacak; aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir."

Emre Taner'in MİT Müsteşarı sıfatı ile ülkemize ne büyük kötülük yaptığını bu tespitler yeterince ortaya koyuyor. Çünkü 6. paragraf; dolaylı bir anlatımla;

  • 1- "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tasfiye edelim" teklifini getirmektedir.
  • 2- Ulus-devlet ve millet sürecinin bitmesini şevk ile güya tespit etmektedir,
  • 3- "Eğer ulus-devlet ve millet konseptini terk etmezseniz bitersiniz" tehdidini dillendirmektedir.

Şayet MİT, Taner gibi düşünüyorsa "Milletin hizmetinde 80 onurlu yıl"dan değil, 80 ihanet dolu yıldan söz edebilir ki MİT böyle bir tespiti hak etmez. Hiç değilse Taner'e hegemon güçlerin bir yandan ulus-devlet bir yandan birlikler (AB gibi) oluşumu ile yeni bir yapılanmaya gittiği yolunda" tespitlerle metni reel zemine çekse idi belki niyetini biraz gizlerdi.

Oysa Taner, ulus-devlet ve millet konseptinin terkini teklif ederken, BOP'çularla ya da genel ifade ile PKK ile, Ermenilerle, Yunanlılarla ve diğer emperyalistlerle aynı kategori içine girerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve milletine karşı açıkça hasım tarafa düşüyor ve MİT'i de şaibe altına bırakıyor gibidir.

İnci Dolu 7. Paragraf: MİT'in Yapamadıkları mı, Emre Taner'in Ufkunun Alamayacakları mı?

"Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretebilmek ve uygulayabilmek için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve uygun vasıtalar ile karşı koymak zorunluluğu / ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyıl güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır."

Bu paragraf MİT'in neler yapamadığını anlatmakta ve neleri hedeflemek istediğini göstermektedir. Hele "21. yüzyıl güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır" cümlesi çok komiktir. Emre Taner kesin olarak bilmiyor ama MİT içinde bilenler vardır: Bu cümleyi her teşkilat başkanı sürekli kullanır. Bu tespiti duyanlar da "iktidar koltuğunu mu istiyorsun" diye içinden sorar.

Eğer bir istihbarat teşkilatı 7. paragraftaki gibi cümleler serisini oluşturabiliyorsa ve bu teşkilat ülkenize aitse, oturup vaziyetinize ağlayabilirsiniz.

8. Paragraf Derin Uyku İtirafı Serisi:

"Öyle Dalmış ki Yüzyıllar Süren Uykusuna, Uyandırmasan Uyanacak Gibi Değil" Mısrasını hatırlatmaktadır

Yukarıdaki başlık Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın bir şiirinden alınmıştır. "Önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin, kuralları belirlenmiş stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır". Acaba hangi ülkenin böyle bir beklentisi olabilir. Bu cümle ile Taner kendisini ve ne yazık ki MİT'i de bağlamış, teşkilatın realiteden ve Türkiye'de olup bitenden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha vurgulamış. Bunu anlamak için AKP İktidarı - MİT antrenörlüğü durumunu incelemek kafidir.

9. ve 10. Paragraflar, Uyanmaya Çalışıyor havalarıdır.

"Son derece kaygan bir zemin üzerine oturmuş uluslar arası ortamda Türkiye, bir yandan yakın zamana kadar değişik çap ve karakterde savaşların yer aldığı ve halen potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, diğer yandan birçok bakımdan sürtüşmelere sahne olan ve çeşitli istikrarsızlık potansiyelleri taşıyan Kafkaslar ile yaklaşık 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Ortadoğu'nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip halde bulunmaktadır. Ayrıca bu pozisyon kademeli olarak Orta Asya'ya açılan alanlarla da bağlantılıdır.

Bu üç bölgenin ve Orta Asya'nın birçok bakımdan küresel politikaların ve "rol" savaşlarının belirli açılardan yoğunlaştığı alanları oluşturduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21. yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan söz konusu olmakta ve bu durum Türkiye'nin gittikçe genişleyen bir alanda merkezi pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir."

Bu iki paragraf MİT Müsteşarı'nın psikolojisinin ilköğretimde Sosyal Bilgiler kitabını ilk defa okuyan öğrencinin, durumunda olduğunu yansıtıyor.

Eksikleri biz tamamlayalım:

  • 1- Emre Taner'in Türkiye'nin haritadaki yerini kavramaya çalışması memnuniyet vericidir.
  • 2- Türkiye zaten-MİT Müsteşarı yeni öğreniyor-yüzyıllardır bu coğrafyada ve bu durumun millet farkında, ama devletin görevlileri-Taner gibiler- farkında değildir.
  • 3- Türkiye'nin gittikçe önem arzeden petropolitik, jeopolitik ve jeostratejik bir haritada olduğunu Diyarbakır'da çocuklar da ezberlemiştir.
  • 4- Bu cümleler diplomasi de istihbaratta ve askeri alanda trilyonunca kez tekrar edilmiştir. Malumu İlam (Herkesin bildiğini tekrar etmek) saflık alametidir.

11. paragraf: Günaydın Olsun!

RTE'nin hayali Türkiye'sinin kaynağının Yenimahalle olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Nitekim Emre Taner de uyanmış ve Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik durumunu anlamaya girişmiştir. Çünkü Türkiye'nin "BEKLE-GÖR-TAVIR AL" taktiğini nerede ise hiç kullanmadığını Atatürk'ün Cumhuriyet kurulduğu andan itibaren nasıl bir dış politika performansı gösterdiğini, Hatay, Kıbrıs ve diğer yakın bölgelerde ne tür dış politika operasyonları yapıldığını Taner herhangi bir lisenin 1. sınıf öğrencisinden bile öğrenebilir.11. paragrafı kaleme alabilen Taner'e tek cümle ile "GÜNAYDINLAR OLSUN, SABAH ŞERİFLERİNİZ HAYIRLI OLSUN" denebilir.

AKP'nin dış politikada neden lime lime olduğunu da bu kapsamda anlayabilir, Türkiye'nin neden tasfiye çizgisinde olduğunu görebilir ve hesabını RTE'den, Gül'den ve MİT'in eski ve yeni patronundan sorabilirsiniz.

12. Paragraf: Sabah Kahvesi İyi Geldi Devam Ediniz!

"Ulusal gücü sağlamanın ve korumanın en etkili yolu, istihbarat fonksiyonlarımızın ulusal güvenlik politikalarımızı ve ulusal çıkarlarımızı destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesidir."

Sanki; yeni kurulmuş bir devletiz de Emre Taner ulusal gücü sağlamanın ve kavramanın yolunu anlatıyor:

"İstihbarat fonksiyonlarımızın ulusal güvenlik politikalarımızı ve ulusal çıkarlarımızı destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesidir."

Bunlardan Ne anlıyoruz Acaba?

•1-  "Ulusal güvenlik" ve "ulusal çıkar" kavramları üzerinden sahneye çıkan bazı "ulusalcı hareket"in (milliyetçi ya da millici demiyoruz) MİT menşeli kurulduğunu,

•2-  "Ulusal güvenlik" ile "Milli güvenlik"in, "Ulusal çıkar" ile "Milli çıkar"ın aynı anlamda olmadığını, "Ulusal güvenlik" ve "Ulusal çıkar"dan Türkiye'nin değil de MİT'in içine yuvalanmış ve MİT'i kullanan ekalliyetçi ve etnik milliyetçi bir grubun hedefleri olduğunu,

•3-  MİT'in istihbarat fonksiyonlarının "Milli güvenlik" ve "Milli çıkarlarımız"ı destekleyecek yapıdan çok uzak bulunduğunu,

•4-  MİT'in şu anda "Milli gücün aparatı" olmadığını ve bunu itirafa koyulduğunu,

•5-  MİT'in yasal ve mekânsal olarak var olduğunu ama fiili ve fonksiyon itibarı ile yok olduğunu, anlayabilir miyiz?


13. Paragraf: Yıllardır Tekrarlanan Kof Sloganlardır!?

"Öte yandan jeopolitik ve stratejik konumu itibariyle oldukça zor bir coğrafya üzerinde bulunan Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılanma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üçayağa sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üçayağın ifade edilen özellikleri içinse güçlü, dinamik, etkin, esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç vardır."

Ne Söyleniyor:

  • 1- Güçlü bir ekonomi,
  • 2- Kusursuz bir dış politika,
  • 3- Caydırıcı bir askeri yapılanma için:

GÜÇLÜ, DİNAMİK, ETNİK, ESNEK, HAREKET KABİLİYETİ YÜKSEK VE YARATICI BİR İSTİHBARAT TEŞKİLARINA ihtiyaç vardır."!?

Anadolu'da "Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?" diye bir deyim yaygındır. MİT Müsteşarı diyor ki: "Biz güçlü, dinamik, etnik, esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat teşkilatı değiliz."

Ama şayet Türkiye,

1- Güçlü bir ekonomi, 2- Kusursuz bir dış politika, 3- Caydırıcı bir askeri güç istiyorsa; güçlü, ekonomik, etnik, esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç vardır, biz (yani MİT) bu halimizle hiç bir işe yaramayız.

MİT'in iflasını ilan eden Türkiye'nin istihbaratsız kaldığını haykıran ve bir de AKP'nin beyni haline gelerek Türkiye'yi tahrip eden bir müsteşar portresi ile karşı karşıyayız.

Emre Taner, bırakın bu vizyon ile MİT'i yönetmeyi, bir güvenlik şirketini bile idare etmek için bile yetersizdir.

RTE'nin MİT'i minyatürleştiren, bir müsteşarla gelebildiği nokta Türkiye'nin tasfiyesidir. Acaba Emre Taner'le RTE birlikteliği bu amaca yönelik midir?

14 Paragraf: "Biz Memleketi Kurtaracağız!" Ucuz kahramanlığıdır!

"Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zorlu dönemde, özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslar arası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır. Ulusal güvenliğimizin ve ulusal çıkarlarımızın gelişimine katkıda bulunacak bir stratejik istihbarat yaklaşımı bağlamında Teşkilatımızın mevcut yapısının yukarıda ifade edilen ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hem organizasyon şeması bakımından hem de söz konusu şemaya işlerlik kazandıracak/hayat verecek organizasyon kültürü açısından revize edilmesine yönelik 2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Böylece 21. yüzyılın beraberinde getirdiği koşullarla Türkiye için taşıdığı özel önem doğrultusunda, ulusal çıkar ve ulusal güvenlik politikalarımız bağlamında Milli İstihbarat Teşkilatı üzerine düşen görevi en mükemmel şekliyle yerine getirebilecektir."

Anlayacağınız gibi MİT'e ihtiyaç en üst düzeye çıkmış. (Bu paragrafı taktik ve strateji ile hükümet idare edilmiyor bizzat dümene ben geçeyim talebi olarak da okuyabilirsiniz.)

Tadilat Dolayısıyla Bir Müddet Kapalıyız!

MİT'e ihtiyacın en üst düzeye çıktığını tespit eden Taner, MİT'i yeniden yapılandırmak üzereymiş ve bu görevi bundan sonra en mükemmel şekilde yerine getirebilecekmiş. Yani bugüne kadar yapamadıklarını sıralayıp "sonra yapacağım, yeniden yapılanıyoruz" demek "şu sıralar herkes Türkiye'ye yönelik hedeflerini realize etsin çünkü tadilat dolayısıyla bir müddet kapalıyız" ibaresi ile aynı anlama gelir.

Emre Taner, Milli İstihbarat Teşkilatı'nı "Milli İflas Teşkilatı" haline getirdiğini ilan ederek sanki bir yerlere (Alev Alatlı'dan ) "O.K. Musti, Türkiye tamamdır" Mesajını göndermektedir.

Ama sn. Emre Taner, bir ülkeyi boşaltmak, öyle bir marketi boşaltmaya benzemez, MİT de babanızın bakkalı değil, Türk devletinin ve Türk milletinin kurumu ile bozuk para ile oynar gibi oynayamazsınız, bizden söylemesi.

Sonuç olarak; (Eski) MİT Müsteşarı Emre Taner, Türk Devleti'ni ve Türk Milleti'ni çok zor duruma düşürmüş ve MİT'i AKP ile, federasyoncularla, BOPçularla, bölücülerle, Ermenilerle ve Türkiye'yi yok etme planı yapanlarla aynı kareye düşürmüştür.

Biz MİT'in değil ama Taner'in aynı resme daha uygun olduğunu düşünüyoruz. MİT, Türk Milleti ve Türk Devleti'nin hayati kurumlarından biri olmaya Şenkal Atasagun-Emre Taner gibilerin tüm tezgâhlarına rağmen devam edecektir.

Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, Genelkurmay Başkanı'na dolaylı İtham:

Görevinizi Yapmıyorsunuz!

Ancak Taner'in facia dolu açıklamasından gözlerden kaçmaması gereken boyutlar var:

  • 1- MİT, Başbakan'a karşı sorumlu kuruluştur.
  • 2- MİT, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı'nı da bilgilendirmekle yükümlü tutulmuştur.

Taner, "Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı, Genelkurmay Başkanı'nı ikaz ettik, bilgilendirdik ama kimse görevini yapmıyor, ulus-devlet tehlikede, MİT de bitmiş durumda, elimizden bir şey gelmiyor, duruma el koyun" anlamını içermektedir.

Biz Emre Taner'in basın açıklamasının bu boyutunun da dikkate alınmasını zaruri görüyoruz. Hatta açıklama sadece bu boyuta indirgenerek okunursa herkes için faydalı olacağını sanıyoruz.

Bunun yanısıra, son dönemde MİT'in yönlendirdiği medya ve yazarlar vasıtasıyla merhum Adnan Menderes üzerinden yürütülen "askerden nefret ettirme" kampanyasının da Türkiye'yi ayrıştırma yönünde etkili olduğunu tespit ediyoruz. MİT'in askerden nefret ettirme yerine daha etkili ve yararlı kampanyalara imza atmasını bekliyoruz.

Ama etnik ekalliyetlerin, "milliyetçilik" aparatı haline getirilmeye çalışılan MİT'ten şu an bunları beklemenin boş olduğunu da biliyoruz.

AKP iktidarını yöneten,  Türk olmadığının altını çizen, Gürcü, Rum, Ermeni bir ırksal tortunun devamı görünen RTE'ye açılan kredinin Türkiye'yi tasfiyesi noktasına taşıdığını hatırlatıyoruz.

Acaba RTE'ye verilen desteğin sebebi Emmanuel Karasu ve ekibinin misyonunu onun yerine getirecek olmasından mıdır? diye soruyoruz. Türkiye'mizin 2. İsrail yapılmasından kuşku duyuyoruz.

Zira bir büyükelçinin bize, "Devletimizin Türkiye'ye yönelik faaliyetlerini çok ağır ifadelerle analiz ediyorsunuz. Bizim devletimize yükleneceğinize RTE'nin, Gül'ün, Arınç'ın, Zapsu'nun, Can Paker'in, bazı medya patronlarının, Devlet Bahçeli'nin, Kemal Derviş'in ve hatta Şenkal Atasagun'un ve Emre Taner'in (daha birçok isim sayıldı) kimliklerine ve faaliyetlerine baksanıza" dediğini hatırlıyoruz.

Bir atasözü der ki "Kancık köpek kuyruk sallamadan bir şey olmaz". Siz de ilk erken seçim sözünü Kemal Derviş söyledi. Ardından Devlet Bahçeli erken seçim istedi. Onu Mesut Yılmaz takip etti. Bunların hepsi AKP'nin iktidar olacağını biliyordu. AKP büyük koalisyondadır. İşte hain olan, herkesin işini kolaylaştıran bu güdümlü yapılanmadır" diye de eklediğini unutmuyoruz.

Büyükelçinin o gün sarf ettiği bu sözlerin tarihi değeri gün geçtikçe daha da belirginleşiyor. Bir devletin temsilcisinin bu sözleri, düştükleri durumdan sıyrılma çabası olarak değerlendirmenin yanında gerçeği de içeriyor mu diye sorduk: Maalesef içeriyordu.


Yine MİT'in perde arkasında olduğu bilinen Hakan Türk(!)'ün kaleme aldığı "MİT" kitabından Fevzi Çakmak üzerinden ordunun siyasete karışmasının tehlikesi ortaya konulmaya çalışıyor. ANCAK ZAMAN GÖSTERDİ Kİ ORDUNUN SİYASETE KARIŞMASINDAN DAHA TEHLİKELİ OLAN ŞEY MİT'İN SİYASETE KARIŞMASIDIR. MİT'İN POLİTİZE OLARAK İKTİDARA AKP İLE GELMESİ VE DAHA ÖNCE DE BİRÇOK İKTİDARLA BİRLİKTE DEVLETİ YÖNETMEYE TALİP OLMASI BUGÜN GELİNEN NOKTANIN ESAS SEBEBİDİR.

MİT; içindeki etnik ekaliyetlerin (bazı azınlık hainlerin) Türkiye'den intikam alma kurumuna dönüştürülmek üzeredir.

MİT'in, Türkiye'yi tasfiye için kullanılmasına izin verilmemelidir.

Bu sebeple başta RTE olmak üzere, MİT'le birlikte hareket ederek Türkiye'yi çözülme ve dağılma noktasına getiren herkes sorumluluğunun gereğini yaparak İSTİFA etmelidir.

Emre Taner de bu açıklamadan sonra görevini bırakıp gitmelidir.

Ve Türkiye RTE, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Cüneyt Zapsu, Can Paker, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz, Şenkal Atasagun, Emre Taner ve bazı medya patronları ve bazı bürokratların hangi devlete, hangi millete ve hangi senaryolara hizmet ettiğini acilen tartışmalı ve öğrenmelidir.

Orduyu pasifize etmenin ardındaki çabanın ne olduğunu artık herkes bilmektedir.

Bu ülkede hiç kimse ordunun siyasete karışmasını istememektedir.

Ancak ordu: demokrasinin, Anayasanın, sistemin ve siyasetin yeniden inşaasına zemin hazırlama görevini de üstlenmeli ve bu durum ordunun siyasetle uğraşması olarak görülmemelidir.

Kimse bu tarihi görevden kaçamaz.

Ve hiç kimse de; devletin kurumlarını, Türk devletinden ve milletinden intikam almak için kullanamaz.[1]








[1] Sesar / 10 Ocak 2007


Bu yazarin diger makaleleri

TÜRKİYE’NİN GERÇEK MANZARASI VE ERKEN SEÇİM TAMZARASI
Tamzara; Elazığ ve Erzincan civarında meşhur, ağır halay cinsinden bir...
Devami
SURİYE SAVAŞI VE ARMAGEDDON’UN BAŞLAMASI
  Not: Bu yazı 28 Mayıs 2013 tarihinde Dergimizde yayınlanmıştır.     Başbakan...
Devami
STRATEJİK HEDEF
  Ahmet Hocamızdan dinlemiştik: 1970'li yılların ikinci yarısında katıldığımız Erbakan Hocamızın...
Devami
“DİN DEVLETİ” VEYA “DEVLET DİNİ” YERİNE ADİL DÜZEN LAİKLİĞİ
  a) Cahilliğinden veya kasıtlı cinliğinden, İslamiyet’i de tahrif edilmiş Hıristiyanlık...
Devami
İKTİDAR KAVŞAKTA (A'RAF'TA) TSK SAVAŞTAYDI
  “Kendilerinin has adamları ve yüksek zekâlı danışmanları” sandıkları, ama aslında...
Devami
Erbakan Devrimi Devam Ediyor:TARİHİ DEVRAN YAKINDIR!
  Erbakan herkesi, kendi ayarında ve diyarında idare ediyor, kabiliyet ve...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 4403

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR