ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1200
mod_vvisit_counterDün4134
mod_vvisit_counterBu Hafta18951
mod_vvisit_counterGeçen hafta54641
mod_vvisit_counterBu Ay18951
mod_vvisit_counterGeçen Ay195399
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17346949

IP'niz: 54.236.62.49
Bugün: 05 Mar 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12401335

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

SN. ERDOĞAN’A SON KUR’AN UYARISI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

 

SN. ERDOĞAN’A SON KUR’AN UYARISI

      

Milli Çözüm Ekibinden Ali Kılınç’ın İlginç Rüyası - Konya - 25 Kasım 2020

Rüyamda: Aziz Erbakan Hocamız çok kızgın ve üzgün bir şekilde görünüyorlar. Ben hemen koşup Erbakan Hocamızın mübarek ellerini öptükten sonra Erbakan Hocamız bana: “Bu iktidar sahipleri artık ne yaptıklarının farkında değiller, başlarına gelecekleri bilmiyorlar… Büyük bir felakete doğru gidiyorlar!” buyurdular. Ben: “Aziz Hocam, kimden bahsediyorsunuz?” diye sordum. Erbakan Hocamız: “(Şu anda) Bu ülkenin başındaki iktidar olanlara kızıyorum ve uyarıyorum. Korkuyorum ki neredeyse Mümtehine Suresi’nin son ayetine muhatap olacaklar. Ahmet’e (Akgül’e) hemen iletin, Mümtehine Suresi’ni neşrederek gerekli ikaz ve uyarıları mutlaka yapsınlar!” buyurdular ve ben tekrar Erbakan Hocamızın mübarek ellerinden öperek: “Emredersiniz Aziz Hocam!” diyorum ve o esnada uyanıyorum.

İşte Mümtehine Suresi ilk ayeti:

Ey iman edenler, (sakın) Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan (kişileri, çevreleri ve ülkeleri) evliya (dost ve müttefik) edinmeyin. (Zalim ve kâfir güçlerin hükmüne ve himayesine girmeyin. Bu uyarılarıma rağmen hangi sebep ve beklentiyle) Siz hâlâ onlara karşı meveddet (yaranmak için muhabbet ve destek çağrısı) yöneltmekte (ve onlara yakınlık mesajı ve tavrı iletmekte)siniz; oysa onlar size Hakk’tan gelen (Kur’ani emir ve hükümleri) inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a imanınızdan dolayı, Elçiyi de, sizi de (ülkenizden, Hak ve hürriyetlerinizden) çıkarmaya girişmişlerdir. Eğer siz, Benim uğrumda (Kur’an’ın adalet kurallarını hâkim kılmak ve herkese temel insan haklarını sağlamak üzere) CİHAD etmek ve Benim rızama erişmek (niyeti ve gayretiyle yola) çıkmış iseniz; (nasıl oluyor da hâlâ kalbinizin içinde zalim ve kâfir güruhuna) onlara karşı meveddet (sevgi ve destek) gizliyorsunuz? (Oysa) Ben sizin gizli tuttuklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (zalim ve kâfir güçlere yaranmaya ve sığınmaya çalışırsa), artık o kesinlikle (Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış birisidir.

Mümtehine Suresi son ayeti:

“Ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğramış bir kavmi (fikren ve fiilen sapıtıp Yahudileşmiş kesimleri, sakın) veli (yönetici) edinmeyin!.. (Zira bunlar küfür ve zulüm ehlidir.) Ki, kâfirler kabirde olanlardan ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmiş)lerdir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Dikkat Çeken ABD ve AB Çağrısı!

Sn. Erdoğan, Trump’ın bizzat kendisine ve ülkemize yönelik hakaretlerine rağmen, son dönemde S-400 sıkıntısı, Halkbank davası, Suriye ve Akdeniz sorunları nedeniyle gerilen ABD-Türkiye ilişkilerinde değişim sinyali vererek; "Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi, bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız" mesajı yollamış, Avrupa'ya da "Geleceğimizi birlikte kurmak istiyoruz" demekten sakınmamıştı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kütahya, Afyonkarahisar, Batman ve Siirt 7. Olağan İl Kongrelerinde canlı bağlantı üzerinden konuşurken bunları tekrarlamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği'ne de Türkiye'ye ayrımcılık yapmama çağrısı yaparak, 'Geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz.' hatırlatmasında bulunmuşlardı.

Erdoğan’dan Biden’a Tebrik Mesajı

Sn. Erdoğan, ABD'de Başkanlık seçimini kazanan Joe Biden'a gönderdiği tebrik mesajında "Ülkelerimiz arasındaki güçlü iş birliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum" ifadelerini kullanmıştı.

• “Başkan Yardımcılığınız sırasında da birçok vesileyle görüştüğümüz gibi, Türkiye-ABD ilişkileri köklü temellere dayanan stratejik bir nitelik taşımaktadır.

• Günümüzde küresel ve bölgesel düzeyde karşılaştığımız sınamalar, ortak çıkarlar ve değerlere dayalı bu ilişkilerimizi daha da geliştirmemizi ve güçlendirmemizi gerekli kılmaktadır.

• Önümüzdeki dönemde ABD yönetimiyle bu doğrultuda yakın çalışma hususundaki kararlılığımızı tekrarlıyor, ülkelerimiz arasındaki güçlü işbirliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum.” diyerek asıl safını ve sıfatını ortaya koymuşlardı.

Erdoğan bu çağrıları tekrarlarken Doğu Akdeniz’de "Türk Gemisine Hukuk Dışı Saldırı ve Arama" yapılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) bu saldırıyı: "Türk gemisine hukuk dışı arama" başlığı altında "Yunan komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekâtı'nda görevli Alman firkateyni, Türkiye'den Libya'ya gıda ve boya gibi muhtelif maddeler taşıyan gemiyi, Doğu Akdeniz'de, Mora Yarımadası'nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde durdurdu ve aradı" şeklinde aktarmıştı.

İrini Harekâtı, Birleşmiş Milletlerin (BM) Libya'ya yönelik silah ambargosunun denetlenmesi için Avrupa Birliği (AB) tarafından Akdeniz'de başlatılan tartışmalı bir operasyon olma özelliği taşımaktaydı. 2292 No'lu BM Güvenlik Konseyi kararında meşru hükümet olarak yer alan Milli Mutabakat Hükümeti ile istişare ve izin zorunlu kılınmış olmasına rağmen başlatılan İrini Harekâtı, taraflı ve yasa dışı bir operasyon olarak tepki toplamıştı. Bazı Avrupa ülkeleri, AB fonlarından yararlanabilmek için operasyona ses çıkarmazken daha cesur davranan bazı ülkeler ise tepkilerini koyarak operasyondan çekilme kararı almışlardı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Meclis'te konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlamıştı.

Bir gazetecinin Türk ticaret gemisine yönelik hukuk dışı aramaya ve İrini Harekâtına yönelik değerlendirmesini sorması üzerine Akar, "İrini Harekâtı başlangıcından beri sakat doğmuş bir harekât. Uluslararası hukuk bakımından sağlam temellere dayanmamaktadır. Bunun uygulaması da aynı şekilde sıkıntılı olmaktadır. BM tarafından tanınan Milli Mutabakat Hükümeti'nin izni ve onun oluruyla bütün faaliyetlerin yürütülmesi lazımdır. Fakat bu konuda maalesef bu harekâtı icra edenler bunlara dikkat etme gereği duymamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

AB yetkilileri ise: “Gemide arama yapılacağını 4 saat önceden Türkiye’ye bildirdik ama cevap alamadık” iddiasında bulunmuşlardı.

AB Dış İlişkiler Servisi, Türkiye bandıralı bir geminin Libya'ya kaçak silah taşıdığı şüphesiyle Almanya askerleri tarafından aranması hakkında açıklama yapmıştı.

AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS), Türkiye bandıralı MV Roseline A isimli geminin Alman askerleri tarafından aranması hakkında, “Türk Dışişleri Bakanlığı’na 4 saat önceden haber ulaştırıldığını ve Roma’daki Türkiye Büyükelçiliği’nin talebiyle yanıt süresinin 1 saat daha uzatıldığını ancak Türkiye’den yanıt alınamadığını” aktarmıştı. Dışişleri Bakanlığı ise, Türk gemisine yönelik olarak İrini Operasyonu kapsamında yapılan arama için; “Ne kaptanın ne de bayrak devleti olarak ülkemizin izni alınmamıştı” açıklamasını yapmıştı.

EEAS, “Verilen sürenin sonunda Türkiye’den yanıt alınamadığını ve geminin, NATO prosedürleri de dahil olmak üzere, uluslararası prosedürlere göre denetlendiğini, denetimin, Türkiye’nin gecikmeli bir şekilde teftiş iznini reddettiğini bildirmesiyle askıya alındığını” vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı teslimiyetçi bir hevesle; 'AB’den yanayız' buyurmuşlardı, ama AB bunu Gemi baskınıyla yanıtlamıştı:

“İlk defa böyle bir şey oluyordu. Adamlarımız gemide esir alınmış gibi muamele görüyordu. Bu çok ciddi bir krizdir. Savaş ilanının bir alt kademesidir bu. Türkiye’nin bu haydutluğa hemen ve çok şiddetli bir şekilde cevap vermesi gerekiyordu. Bu olay başımıza çuval geçirme olayı gibi bir durumdur. Yok, böyle bir şey olamaz ve bu hakarete katlanılamaz!" diyerek bu olayı çok sert ifadelerle eleştiren Amiral Cem Gürdeniz, "Bu gemi baskını açıkça ve düşmanca bir harekettir. Bunun adını koyalım. Alman ve Yunan karar vericiler bu işin içindedir. Taktik komutan Yunan albaydır. Türkiye’ye karşı düşmanca harekette bulunmuştur. Zira yapılan bir deniz haydutluğudur. Bu işin çözümü, Alman hükümeti Türkiye’den özür dilemelidir. AB (Sn. Cumhurbaşkanı üzerinden bize) şu mesajı vermiş oldu: “Sen geleceğini Avrupa Birliği'nde görsen bile, ben seninle beraber değilim.”

İsrail basınının iddiasına göre: Görev süresi dolmadan Trump İran'ı vurmaya hazırlanmaktaydı!

İsrail'de yayın yapan "Walla News" gazetesinde yer alan haberde, ABD Başkanı Donald Trump'ın görev süresi dolmadan önce İran'ı vurma emri verebileceği gündeme taşınmıştı. İsrail hükümetinin ise Trump'ın bu hamlesine karşılık orduya "hazırlıklı olun" talimatı verdiği medyaya yansımıştı. İsrailli yetkililerin ise 20 Ocak'a kadar geçecek sürenin "hassas bir dönem" olduğunu dile getirdikleri konuşulmaktaydı. Daha önce New York Times gazetesi, Trump'ın İran'ın nükleer tesisini vurmaktan danışmanlarının tavsiyesi üzerine vazgeçtiğini yazmıştı.[1] Bütün bunlar, yeni Başkan seçilen Siyonist Joe Biden’in şeytani planlarına bir hazırlık basamağı olmasındı!? Bütün bunlara rağmen hâlâ ABD ve AB’nin himayesine sığınmak nasıl bir tutarsızlıktı? Oysa İran müdahalesinin asıl hedefinin Türkiye’yi kuşatmak olduğu açıktı!.. Ve zaten bundan bir hafta sonra İranlı Nükleer Uzmanı Fahrizade bir suikasta uğramıştı (27 Kasım 2020).

Bu arada ABD'nin F-35 uçağında B61-12 tipi nükleer bombanın tam boy modelini test ettiği ortaya çıkmıştı.

ABD'nin B61-12 tipi nükleer bombanın tam boy modelini ilk kez F-35A savaş uçağında test ettiği anlaşılmıştı. ABD Enerji Bakanlığı Ulusal Nükleer Güvenlik Yönetimine bağlı Sandia Laboratuvarından yapılan açıklamada, içeriğinde nükleer bileşen bulunmayan bombanın tam boy modelini Nevada eyaletindeki Tanopa Test Sahasında F-35A tipi uçakla test ettiklerini açıklanmıştı. Test sırasında uçağın ses üstü hızla uçarken iç mühimmat bölmesinde taşıdığı B61-12 model bombayı 10 bin 500 feet yükseklikten fırlattığı belirtilen açıklamada, bombanın 42 saniyede hedefine ulaştığı vurgulanmıştı. Laboratuvar mart ayında F-15E tipi savaş uçağında ve B-2 Hayalet tipi bombardıman uçaklarında bu silah sistemlerini denediği konuşulmaktaydı. ABD'nin nükleer güç durum belgesinde, konvansiyonel kalkış ve iniş yapabilen F-35A tipi beşinci nesil savaş uçaklarını, nükleer bombalar için platform olarak kullanmayı planlandığı yazılmıştı.[2]

ABD ile Müttefiklik, İsrail’le ‘Normalleşme’ Olmazdı!

“İslam dünyası kendi evindeki yangına neden bu kadar ilgisiz kalmaktaydı? Mekke, Medine, Kudüs, Filistin ve Doğu Türkistan (Sincan) gibi kutsal toprakların bugünü ve yarını Müslümanlar için kendi evleri kadar önemli konumdaydı. Oralar günümüzü ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren diyarlardı. Kutsallarına sahip çıkamayanlar, kendilerine ve ülkelerine de sahip çıkamazlardı.

Bölgede en büyük tehlike, İsrail çetesinin varlığıydı. İslam toprakları üzerindeki haksızlıklara karşı mücadele etmek öncelikle Müslümanların görevi sayılırdı. Vicdanlı Yahudiler ve Batılılar içinde bile, az da olsa İsrail’in işgal ve zulmünü kabul etmeyen insanlar da vardı. Yahudi asıllı bilim insanı Evelyn Fox Keller, Tel Aviv Üniversitesi’nce verilen bilim ödülünü kabul etmemiş; “İsrail’in kabul edilemez politikaları yüzünden Yahudi olmaktan utanç duyuyorum” (07.05.2018) demekten sakınmamıştı.

Siyonizm karşıtı Yahudilerden Haham Yisroel Dovid Weiss, “Siyonizm antisemitist ve sapık bir ideolojidir. İsrail diye bir devlet yok ki, başkenti Kudüs olsun! Siyonistler doğruyu yanlış; yanlışı doğru göstermeye çalışıyorlar” (17.05.2018) diye çıkışmıştı.

Filistin topraklarına Yahudi yerleşimci yerleştirmeye çalışan İsrail çetesine, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Borrell şöyle tepki koymuşlardı: “Yerleşimler uluslararası hukukta gayrimeşrudur. AB, taraflarca mutabık kalınanlar dışında, Kudüs de dâhil olmak üzere, 1967 öncesi sınırlardaki herhangi bir değişikliği kabul etmeyecektir.” Bu örnekler, İslam dünyasının ve yönetici tabakasının kendi topraklarına sahip çıkma konusundaki görevlerinin önemini hatırlatmaktaydı!

‘Normalleşme’ Sahtekârlığı!

“ABD’nin öncülüğünde İsrail ile imzalanan Yüzyılın Anlaşması (dayatması) planının hemen ardından, İsrail ile bazı Körfez ülkeleri arasında “normalleşme” rüzgârları esmeye başlamıştı. Siyonist İsrail ile “normalleşme” kavramı birbirine o kadar yabancı ki! Her şeyden önce İsrail, bölgeye işgal ve hilelerle yerleşmiş durumdaydı. Oralar Filistinlilerin öz vatanıydı! İşin “normal” olanı, işgalci İsrail’in vakit geçirmeden Filistin topraklarını terk edip çıkmasıydı. İsrail’in en büyük destekçisi Amerika’dır. (Erbakan Hocamızın buyurdukları gibi:) Eğer, Amerika İsrail’i çok seviyorsa 10 milyon km2’ye ulaşan geniş topraklarından yer ayırmalıydı. Mazlumların toprakları ile işgalciye iyilik(!) yapmak ABD’nin sahtekârlığıydı.

BAE ve Bahreyn’le başlayan; Umman, Sudan, Suudi Arabistan ve Mısır’ın sırada olduğu söylenen “normalleşme” rüzgârı ile başta Filistin olmak üzere, İslam toprakları üzerinde ciddi ve şeytani hesaplar yapılmaktaydı. İsrail, “normalleşme” diyerek, Filistin topraklarına yerleşmeyi amaçlamaktaydı. İsrail Başbakanı Netanyahu, Etiyopya’daki 2 bin Yahudi’yi işgal ettiği Filistin topraklarına yerleştireceğini açıklamıştı. (19.10.2020) BAE ve Bahreyn ile İsrail çetesi arasındaki “normalleşme” anlaşmasının Amerika’da imzalanması, planın asıl sahibinin kimliğini ortaya koymaktaydı. ABD’deki anlaşma ile bu ülkeler ve İsrail arasındaki vizeler kalkmış, İsrail Varlık Fonu oluşturmuşlardı. Buna göre, İsrail’e ait olan Asya-Avrupa Boru Hattı Şirketi (EAPC), BAE ve Bahreyn’e ait petrolleri Avrupa’ya taşıyacaktı. Bu anlaşma ile ABD ve İsrail’in İslam dünyasını daha fazla sömürme yolu açılmış olmaktaydı.”[3] Ve şu soru hâlâ yanıtını aramaktaydı: Erdoğan iktidarı daha önce İsrail’le imzaladığı normalleşme anlaşmasını niye hâlâ resmen iptal ettiklerini açıklamamışlardı?

      

MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ KERİMİ:

Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla

        

1- Ey iman edenler, (sakın) Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan (kişileri, çevreleri ve ülkeleri) evliya (dost ve müttefik) edinmeyin. (Zalim ve kâfir güçlerin hükmüne ve himayesine girmeyin. Bu uyarılarıma rağmen hangi sebep ve beklentiyle) Siz hâlâ onlara karşı meveddet (yaranmak için muhabbet ve destek çağrısı) yöneltmekte (ve onlara yakınlık mesajı ve tavrı iletmekte)siniz; oysa onlar size Hakk’tan gelen (Kur’ani emir ve hükümleri) inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a imanınızdan dolayı, Elçiyi de, sizi de (ülkenizden, Hak ve hürriyetlerinizden) çıkarmaya girişmişlerdir. Eğer siz, Benim uğrumda (Kur’an’ın adalet kurallarını hâkim kılmak ve herkese temel insan haklarını sağlamak üzere) CİHAD etmek ve Benim rızama erişmek (niyeti ve gayretiyle yola) çıkmış iseniz; (nasıl oluyor da hâlâ kalbinizin içinde zalim ve kâfir güruhuna) onlara karşı meveddet (sevgi ve destek) gizliyorsunuz? (Oysa) Ben sizin gizli tuttuklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (zalim ve kâfir güçlere yaranmaya ve sığınmaya çalışırsa), artık o kesinlikle (Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış birisidir.

2- Eğer onlar, sizi (her yönden zayıf ve çaresiz konumda) yakalayıp ele geçirirlerse, (kesinlikle) sizin düşmanınız gibi hareket (ve hakaret) edecekler ve size ellerini ve dillerini kötülük için uzatıp (zahmet ve eziyet vereceklerdir). Ve onlar (Hakkı ve hayırlı olanı terk ve) inkâr etmenizi arzu edip dayatmak üzere (çeşitli hile ve hıyanetler peşindedirler).

3- (Şayet ailenizi ve yakın çevrenizi koruma kaygısıyla, Allah’ın ve İslam’ın düşmanlarına kanacak olursanız aldanırsınız.) Zira yakın akrabalarınız ve çocuklarınız, kıyamet gününde size hiçbir yarar sağlayamazlar. (Allah iman ve itaat ehli olmayan yakınlarınızla) Sizin aranızı (ahirette) ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

4- (Ey mü’minler! Hz.) İbrahim’de ve onunla beraber (hareket edenlerde) sizin için (şöyle) güzel bir örnek vardır; hani onlar kendi (sapkın ve azgın) kavimlerine demişlerdi ki: Biz sizlerden ve Allah’tan gayrı tapındığınız (her şeyden ve herkesten) uzağız!.. (Böylece) Sizi (sisteminizi ve bâtıl düşüncelerinizi) tanımayıp inkâr etmiş bulunmaktayız! Artık sizinle (her türlü teslis akidesinden, şirkten ve zulümden vazgeçip); Allah’a “Bir” olarak (Cenab-ı Hakkın; Zatında, İcadatında (her şeyi hiç yoktan yaratmasında), İcraatında ve Şeriatında asla eşi ve şeriki olmadığı gerçeğini kavrayıp) iman edinceye (ve herkesin temel insan haklarını gözetinceye) kadar, aramızda ebedi bir düşmanlık ve kin tutmaklık (ayrılık ve aykırılık) baş göstermiştir. Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için (yardım etmeye) gücüm yetmez" demesi hariçtir. (Ki bundan da men edilmiştir. Artık mü’minlere gereken:) “Ey Rabbimiz, biz ancak Sana tevekkül ettik ve 'içtenlikle Sana yöneldik.' Dönüş Sanadır” (diye dua etmektir).

5- “Rabbimiz, bizi inkârcılar (kâfirler ve münafıklar) için bir fitne (aleti) kılma! (Onların bizi kandırıp kullanmasına fırsat tanıma.) Ve (dinsizlere ve münafık kimselere yaranma amaçlı davranışlarımızdan dolayı) bizi bağışla (Rabbimiz.) Şüphesiz Sen Üstün ve Güçlüsün, yegâne Hüküm ve Hikmet sahibi olan Sensin.”

6- Andolsun, onlarda (Peygamberlerde ve sadık takipçilerinde) sizlere; Allah'ı ve ahiret gününe (inanıp, rahmetini) umanlar için, güzel bir örnek vardır. Kim (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zengindir), Hamîd’dir (övülmeye layık olan Rabbinizdir).

7- Ama umulur ki Allah, sizlerle onlardan; kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz(den iyi niyet sahipleri olanlar) arasında bir sevgi-bağı meydana getirir (ve onları da hidayete eriştirir). Allah, (her şeye) Güç yetirendir. Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

8- Allah, sizinle din konusunda savaşmayan (İslam’ın adaletini hâkim kılmaya ve dininizin hükümlerini yaşamaya engel olmaya çalışmayan)lara, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara (vatanınıza ve bağımsızlığınıza göz dikip, temel insan haklarınızdan mahrum bırakmaya uğraşmayanlara) iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi men etmez (insaflı ve insan haklarına saygılı gayri müslim insanlara hoş ve yumuşak davranmak gerekir). Çünkü Allah, doğru ve dengeli davrananları sevendir.

9- (Ancak ey mü’minler!) Allah, din konusunda sizinle savaşanları (İslam’ı yıkmaya ve yozlaştırmaya çalışanları), sizi yurtlarınızdan (huzur ve hürriyet ortamınızdan) sürüp çıkarmaya (çabalayanları) ve (sindirilip susturulmanız ve esir konumuna sokulmanız üzere vatanınızdan ve haklarınızdan) uzaklaştırılıp çıkarılmanız için (uğraşan Yahudi, Hristiyan ve müşriklere) arka çıkanları, (işte bunları tutup) veli (rehber, dost, yoldaş) edinmenizi (şiddetle sakındırıp) yasak etmektedir. Kim bunları (hâlâ) dost edinip (peşinden giderse), artık onlar gerçekten zalimlerin ta kendileridir.

10- Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. (Gerçi) Allah, onların imanlarını daha iyi Bilendir. Şayet (hakikaten) mü'min kadınlar olduklarını (dini gayretle ve iyi niyetle yola çıktıklarını) bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helâldir, ne onlar bunlara helâldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını geri verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda da artık size bir günah ve sıkıntı yoktur. Kâfir (kadın)ların ismetlerini (nikâhlarını ise, bundan böyle kendi üzerinizde) tutmayın (onları bırakın) ve (onlar için) harcadıklarınızı (mehir miktarını geri) isteyin. Onlar (kâfirler) de (mü'min kadınlara veya kocalarına) harcadıklarını isteyebilirler. İşte bu, Allah'ın hükmüdür; O sizin aranızda (adaletle) hükmeder. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilen’dir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

11- Ve eğer sizin eşlerinizden biri, (kâfirlere kaçmışsa, ardından) siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıkları kadarını verin. (Böylece) Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkup (kötülükten vazgeçin).

12- Ey Nebi(m)! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinaya bulaşmamak, çocuklarını öldürmeye kalkışmamak, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan ve itirazdan sakınmak üzere, Sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. (Çünkü İslam’ın adalet düzeninde, kadınlar da erkekler gibi hür ve asli bireylerdir.) Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

13- Ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğramış bir kavmi (fikren ve fiilen sapıtıp Yahudileşmiş kesimleri, sakın) veli (yönetici) edinmeyin!.. (Zira bunlar küfür ve zulüm ehlidir.) Ki, kâfirler kabirde olanlardan ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmiş)lerdir.

Sonuç olarak:

23 Kasım 2020 tarihinde Youtube Kanalı Halk Ekranı muhabirlerinin İstanbul caddelerinde rastgele vatandaşlara:

“Sn. Kılıçdaroğlu’nun: “Amerika’ya sığınmamız, Avrupa’ya sarılmamız lazım…” anlamındaki açıklamasını nasıl karşılıyorsunuz?” sorularını, önce:

“O zaten şaşırmış, milli ve manevi değerlerimizle bağlarını koparmıştır. Hiç, Avrupa ve Amerika gâvurundan bize dost olur mu? Bu yaklaşım Çanakkale şehitlerimizin kemiklerini sızlatır!..” şeklinde yanıtlıyorlardı. Ama muhabirler:

“Pardon, bu sözleri Kılıçdaroğlu değil, Sn. Cumhurbaşkanı kullanmıştı!..” diye hatırlatınca, aynı insanlar bu sefer:

“Haa... O zaman başka… Sn. Erdoğan böyle diyorsa, herhalde bir bildiği vardır ve haklıdır!..” diyerek çark etmekten sakınmamışlardı. Maalesef bu çifte standartçılık, kuralsızlık ve şahıslara göre farklı tavır takınmacılık, kısaca münafıklık marazı, kafaları bu denli kuşatmıştı.

Sokaklarda sarıkla-sırıkla dolaşmayı takva ve cihat sanan, çevresine farklılık havaları atan zavallı bir güruhu başına toplayıp bilgiçlik ve ermişlik taslayan bir meşhur sahtekârın:

“Anıtkabire başkaları giderse “kâfir”, ama Erdoğan giderse “safir” (kıymetli taş)” sayılır!” safsatası da işte bu çifte standardın en çirkin ve çarpıcı örneğini oluşturmaktaydı.

 


[1] Haberler.com / 25 Kasım 2020

[2] Dünya Gazetesi / Güncelleme 24 Kasım 2020

[3] 27 Ekim 2020 – Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


Bu yazarin diger makaleleri

İSLAM LİBERALİZMİ SAFSATASI VE HOŞGÖRÜ SALATASI
  BM, dine hakareti kınayan tasarıyı kabul etmişti. Ama asıl amaç...
Devami
KURTLAR VADİSİ, AMERİKAN DİZİSİ Mİ? VE AYDINLIKÇILARIN MASONİK GAYRETİ!
  Amerika’daki Time Warner isimli Yahudi şirketinin sahibi olduğu TNT’nin milyon...
Devami
AHMET AKGÜL HOCAMIZIN KOCAELİ VE KONYA KONFERANS NOTLARI
Dünyamız bugün, tarihin en büyük devrim ve değişim rehberi ve...
Devami
PKK’NIN KIŞKIRTILMASI VE TÜRKİYE’NİN KUŞATILMASI
                 Şiir: Kandırıldım, kana kana Ülke yağma, devlet laçka… Sataşırım, bak her yana Kahraman...
Devami
Suriye konusunda: HAKK’ÇA TAVIRLAR VE DOĞRU YORUMLAR!
  Mısır Kahire’de bulunduğumuz sırada, Ezher Hocalarından bazısı bize; “Hocam biz...
Devami
IRKÇILIK ŞEYTANLIKTIR
  IRKÇILIK ŞEYTANLIKTIR     İslam mayamızdır, kesildiği an Kimyamız bozulur, üzdüren vardır! Bizi kardeş...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 129

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR