ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün574
mod_vvisit_counterDün2791
mod_vvisit_counterBu Hafta5726
mod_vvisit_counterGeçen hafta20243
mod_vvisit_counterBu Ay110356
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18327343

IP'niz: 34.239.177.24
Bugün: 22 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12768351

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AĞZINDAKİ BAKLA!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Kuzey Irak politikalarının iflasından sonra, KKTC'nin imhasına ve Kuzey Kıbrıs'ın Büyük İsrail Projesi hesabına ABD üssü yapılmasına yönelik "bilinçli ve kasıtlı yanlışlarının" başlarına açacağı belaları fark edip; bunlara yönelik Milli tepkileri gevşetme ve kendilerini mazur gösterme telaşıyla, Sn. Başbakan 30-4-2004'te yaptığı "Ulusa Sesleniş" konuşmasında, yuvarlak ve yavan laflar arasında, ağzındaki baklayı da çıkarıverdi...

Ülkede ekonomik sıkıntı ve sarsıntıların ve sosyolojik kaynamaların giderek arttığı bir ortamda, bu konulara tek kelime olsun değinmeyip, bütün konuşmasını Kıbrıs'taki referandum sonuçlarına ayırması da, bu telaş ve tedirginliğin sırıtan bir göstergesiydi.

 

Şimdi laklakılar arasından baklaları çıkarmaya çalışalım:

"... Büyük bir diplomasi zaferi olan bu referandum sonuçlarına katkılarından dolayı, Genel Kurmayımıza, Dışişleri Bakanlığımıza ve Kuzey Kıbrıs hükümetine ve halkına teşekkürlerimi arz ediyorum..."

Yani... KKTC'yi Rumlara bağlamanın ve ABD üssüne hazırlamanın planlarını; Genel Kurmay, Dışişleri ve M.Ali Talat'la birlikte hazırladık!..

"...  Statükoyu, halk iradesinin üstünde tutanlar ve dünyanın geldiği şartlara gözünü kapayanlar bu başarıyı hazmedemiyorlar..."

Yani... Türkiye'nin bağımsız ve güçlü kalmasını, yerli imkanlar ve milli politikalarla kalkınmasını isteyenler statükocudur ve bunlar bizim Siyonist Emperyalizme teslimiyet başarımızı kıskanıyorlar!..

"... Artık sınırların kalktığı, ekonomi ve kültürün milliyet ve memleket tanımadığı dünyada yaşadığımızı unutmamalıyız..."

Yani... Türkiye'nin de Gizli Dünya Devletinin bir eyaleti ve Siyonist İsrail'in bir vilayeti yapılmasına, milli ve manevi değerlerimizin yozlaşmasına ve sınırlarımızın yıkılmasına razı ve hazır olmalıyız!..

" ... Hiç kimsenin, dünya gerçeklerini hiçe sayarak siyaset yapma lüksü yoktur..."

Yani... Sömürücü sermayeye ve Yahudi Siyonizm'ine rağmen, milli ve haysiyetli politika üretmek, çoluk çocuk için imkânsız bir durumdur. Teslimiyet en kolay yoldur...

"... Milli menfaatleri korumanın tek yolunun, statükoyu sürdürmekten geçtiğini zannedenler, aldanıyor"

Yani... Milli bütünlük ve bağımsızlığımızı... Ülkemizin kalkınmasını ve çıkarlarımızı savunanlar, statükocudur!..

"...  Uyguladığımız politikalarla, katıldığımız her uluslar arası toplantıda takdir ve tebrik topluyoruz..."

Yani... Kendilerine hizmet ettiğimiz için, Siyonist merkezlerden madalya alıyoruz!..

"... Kültürel olarak, zaten birbirine çok yakın ve yatkın olan Yunanistan'la Türkiye'nin yakaladığı bu sıcak ve samimi ortamı daha büyük boyutlara taşıyacağız, sorunlarımızı böylece aşacağız..."

Yani... Ege, Batı Trakya ve Kıbrıs konusundaki kırmızı çizgilerimizi, aynen Kuzey Irak'ta olduğu gibi terk edip uzlaşacak ve uysallaşacağız...!

"... Dünya hızla değişirken, biz yerimizde sabit duramayız. Küreselleşen yenidünyaya uyum sağlamalıyız..."

Yani... ABD ve AB'yi taşeron olarak kullanan, Siyonist sömürü hakimiyetine ve Büyük İsrail hedefine teslim olmalıyız!..

"... Türkiye'yi AB hedefinden geri koymaya çalışan marjinal çevrelere yüz vermemeliyiz..."

Yani... Milli ve dirayetli duruş ve direnişleri önemsiz görmeli, bu konudaki duyarlılık ve uyarıların sahipleri olan Kuvayı Milliyeden çekinmemeliyiz!..

Ve zaten 1.gün sonra, yani 1-Mayıs'ta Esenboğa Havaalanında yaptıkları basın toplantısında, Recep T.Erdoğan "KKTC'yi tanıyacak mısınız?" sorusu üzerine:

 "Dünya ile çelişerek ve ters düşerek bir yere varamazsınız... Bütün dünya tanımış, siz tanımamışsınız, ne çıkar!.." cevabını verince, Abdullah Gül hemen kendisini uyarmış ve "Derhal düzeltelim; yoksa bu sözlerinizden KKTC'yi tanıyacağız anlamı çıkabilir.." demiş ve Başbakan da, bocalayıp ne anlama geldiğini kendisinin de bilmediği sözlerle durumu düzeltmeye çalışmıştır...

Bu kafalarla Türkiye'nin düze çıkma şansı kalmamıştır..!

Şu anda Irak'ta;

Şehirlerin yıkımından, bebeklerin katliamına...

İşkence barbarlığından... Kadınlardan, kızlardan erkek çocuklarına kadar yapılan tecavüz ahlaksızlığına bütünüyle ortak olan...

Kuzey Kıbrıs'ı Rumlara bağlayıp Yunanistan'ın nahiyesi yapan...

"Karabağ'ı Ermenistan'a verme" girişimleri yüzünden ürküttükleri 8 Azeri milletvekilinin Avrupa Konseyi Parlamenterler toplantısına gitmeyerek, KKTC. Milletvekillerinin oturumlara katılma hakkını ellerinden kaçıran...

Kendileri, Kıbrıs'ı kanadınız altına alın diye AB'ye (özellikle Almanya ve Fransa yetkililerine) yalvarırken... Kendi adamları zannedip arka çıktıkları M.Ali Talat'ın ABD'ye gidip, Washington'da göstermelik resmi törenle karşılanıp, pohpohlanıp, Kıbrıs'ın Amerikan üssü yapılması için kullanılmasını bile anlamayan bu iktidarla ve bu izansızlıkla iflah olmamız imkansızdır.

Nobel ekonomi ödülü alan ve Dünya Bankası eski Başdanışmanı olan Prof. Dr. Joseph Stiglitz kadar olsun IMF'nin ve ABD kovboyu ile yürütülen Siyonist sermayenin, Türkiye'miz ve bölgemiz üzerindeki sinsi planlarını kavramaktan aciz bir anlayışa, daha fazla katlanmamız, bizi dönüşü olmayan bir uçurumun kenarına taşıyacaktır.

Başkanlık döneminde Clinton'un ekonomi danışmanlığını da yapan Stiglitz, AKP iktidarına seslenerek:

"Siz, biran evvel kendi programınızı yaparak, IMF reçetelerini terk edin. Yatırıma ve üretime ağırlık verin. IMF'ye teslim olan ülkelerin hep çöküşe gittiğini görüp, bu sevdadan vazgeçin" diye uyarmaktadır.

Bir Konferans için İstanbul'a gelen Stiglitz, IMF'nin, Gizli Dünya Devleti olan Siyonizm'in "Uluslar arası bir kamu kefalet kurumu ve sömürge karakolu" olduğunu açıklayarak "Malezya'nın, milli ve cesaretli bir tavırla, IMF reçetelerini çöpe attıktan sonra hızla kalkınıp rahatladığını" özellikle vurgulamıştır.

IMF, Dünya Bankası ve Global sömürü çarkını çok iyi bilen ve bir dönem en üst kademelerinde görev üstlenen Stiglitz; "Küreselleşme; adalet, barış ve başarı değil, tam aksine haksızlık ve dengesizlik getirmiş ve gelir dağılımındaki uçurumları daha da derinleştirmiştir. Avrupa'da bir inek için 2 Dolar sübvansiyon verilirken, Dünya Bankası Afrika'daki yoksullar için 1,5 doları yeterli görmektedir.

Yani Avrupa ve Amerika'da inek olmak, Afrika ve Asya'da insan olmaktan değerlidir..!" sözleriyle, AKP iktidarının "Dünya gerçekleri" dediği Siyonist Emperyalizmin iç yüzünü ortaya koymaktadır.

 İktidara geldiği ilk beş altı ay içerisinde, istediği değişim ve dönüşümü yapabilme şansını, korkaklık ve pısırıklıkla kaçıran bu iktidarın, artık iyice dişlerini sayan ve çevresini bütünüyle kuşatan güçlere karşı; arasıra, tabanını ve teşkilatını avutmaya yönelik çıkışları da tutarlı ve inandırıcı sayılmamaktadır.

Barbarlıklarına ve bizi sürekli arkadan bıçakladıklarına bin kere şahit olduğumuz Siyonist ve emperyalist batılılardan "aferin" alalım... Demokrasi ve değişim demagojileriyle dış güçlere "derviş"lik yapan hainlerin hırlamasıyla uğraşmayalım diye, cennet ülkemizin, milli ülkülerimizin ve manevi ilkelerimizin tahribine, daha fazla göz yumulmamalıdır.

Tarih, Türkiye'nin altına dinamit koyanlar kadar, bunlara göz yumanları da suçlu ve sorumlu sayacaktır!..

 

"EVET" İLE "HAYIR" ARASINDAKİ K I B R I S

Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referandum yapıldı. Güneyde Annan Planı'na % 76 "Hayır", kuzeyde % 65 "Evet" çıktı. Böylece Kıbrıs'ın yeni tarihi yazılmaya başlandı. Referandumdaki alternatifleri kısaca irdeleyelim.

"EVET"-"EVET" ÇIKSAYDI; yani hem Rumlar hem Türkler "Evet" deseydi Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri'nden bir puan ileride olacaktı. Bugün Avrupa Birliği, iki sahada Amerika'ya fark atmış durumdadır.

1-Biri "Euro" konusundadır. Dünyada uluslararası seviyede hakim olan tek para varken ve bu sayede Amerika Birleşik Devletleri dünyayı istediği gibi sömürürken, "Euro" ortaya çıktı ve "Dolar"ı tehdit etmeye başladı. Amerika Birleşik Devletleri henüz bu sorunu çözememiştir. Dünya "Euro"ya kaydıkça "Dolar" tepetaklak gidebilir. Amerika Birleşik Devletleri yıkılabilir, federe devletlere ayrılabilir. ABD, bütün ülkelerden ordularını çekmek zorunda kalabilir. Amerika için beklenen akıbet budur. Yahudi sermayesi de bu arada çok zor günler geçirebilir. Çünkü onlar "Dolar" bazında sermayeye sahiptir. Doların çöküşü, Siyonizmin bitişi demektir.

2-Avrupa Birliği'nin ABD'ye attığı ikinci büyük fark; "Irak"ta olmuştur. Almanya II. Dünya Savaşı'nda mağlup bir devletti. Fransa (İkinci Dünya Savaşı sonrasında) ABD sayesinde devlet olabilmiştir. ABD'nin hâlâ Avrupa'da orduları vardır. Almanya hâlâ ABD'ye haraç ödemektedir. Ne var ki Irak olayında her ikisi birleşti ve ABD'ye karşı çıktılar; Rusya ve Çin de Almanya ile Fransa tarafında yer aldı. Türkiye'de Milli güçlerin sayesinde tezkere geçmedi. Dolayısıyla Avrupa Amerika'ya ikinci farkı da böylece attı.

"HAYIR"-"HAYIR" ÇIKSAYDI; Kıbrıs'ta eski statü korunacaktı. Ne Avrupa ne de ABD bir şey kazanmış ve kaybetmiş olmazdı. Ada'nın durumu bugünkü şekliyle devam ederdi. ABD Kıbrıs Türkleri ile bir ilişki kuramazdı. ABD, Avrupa Birliği'ni sürekli tuzağa düşürüyordu. Her iki tarafta da "hayır" çıksaydı, ABD ve AB bir olup Türkiye'yi Kıbrıs'tan geri çekeceklerdi. Türk askeri Kıbrıs'tan çekilecek ve Birleşmiş Milletler'in askerleri girecekti. Eğer Euro fark atmasaydı, Irak savaşında Fransa ve Almanya karşı çıkmasaydı, Rusya ve Çin onların tarafında olmasaydı, Türkiye'de tezkere geçseydi, bu böyle olacaktı. İşte Amerika bunun için "Hayır-Hayır"ı istemedi. Çünkü Kıbrıs'ın tamamen Avrupa'nın eline geçmesi onun işine gelmemeye başladı.

"EVET"-"HAYIR" ÇIKSAYDI; yani Rumlar "Evet", Türkler "Hayır" deseydi, Türklerin Avrupa Birliği adaylığı tehlikeye girerdi. Oysa AB'nin Türkiye'ye yaptıracakları daha pek çok işler vardır; Türkiye'nin intihar eder gibi bağımsızlığını devr etmesi için çıkartacakları anayasa paketleri vardır, ekonomisini batırmak için uygulatacakları kriz formülleri vardır... Türkler hayır, Rumlar evet deseydi, Türkiye'yi parçalama ve yok etme planları suya düşme tehlikesine girerdi. Türkiye uyanabilir, tedbirler alabilirdi. Türkiye uyumaya devam etmeliydi. Yani, Türkiye işsizliğe, dış borca, yargı çıkmazına ve basının dışa bağımlılığına son vereceğine; şimdiki gibi Avrupa Birliği'nin peşinde koşturmalıydı. Böylece Türkiye intihara doğru yaklaştırılmalıydı. Bundan dolayı Türklerin "Hayır", Rumların "Evet" demesi çok tehlikeliydi. Denktaş bunun için hain ilan edildi. Onların adamı olan Başbakan Talat bundan dolayı desteklenmiştir ve bu yüzden çok acele etmektedir.

Ama, "HAYIR"-"EVET" ÇIKTI; yani Rumlar "Hayır", Türkler "Evet" dedi. İşte bu ABD için en uygun bir çözümdür. Şimdi Siyonist Amerika ne yapacaktır? Talat'ı kullanarak Denktaş'ı devre dışı bırakacaktır. Çünkü Denktaş bu işleri bilen tecrübeli bir politikacıdır. Nitekim II.Abdülhamit'i de böyle uzaklaştırdılar ve ondan sonra Sevr'i de İttihatçılara imzalattılar. Gürcistan'da Şevardnatze'yi iktidardan uzaklaştırdılar, şimdi bu ülkede istedikleri gibi at oynatıyorlar. Nitekim Talat solcu metotlarını kullanarak saygısızca Denktaş'ın istifasını istiyor! Oysa Denktaş istemeseydi Talat başbakan olamazdı. Anayasalarında en çok oy alan başbakan olur diye bir şey yazılı mı? Denktaş Oğlunu bir tarafa verir ve statükoyu korurdu. Oğlunu Talat'a vererek onu başbakan yaptı. Son olarak onu müzakereci de yaptı. Aslında referandum formülünü o ortaya koydu. Şimdi Talat hangi yetkiye dayanarak Denktaş'ın istifasını istiyor? Mason mantığı budur. Eline fırsat geçirdin mi onu değerlendireceksin! Ve hıyanet edeceksin! ABD şimdi bunun peşindedir. Avrupa Birliği nihayet "Avrupa'nın sınırı yeşil hattır." diyerek Türkiye ile boğuşmaktan vazgeçti. Amerika derhal itiraz etti. Niye? Türkiye ile AB'liğini savaştıracak, kendisi böylece Ortadoğu'da elini kolunu sallayarak yerleşecektir. Nitekim I. ve II. Dünya Savaşlarında da böyle yapmadı mı?

Bundan sonra ne bekleniyor? Amerika Birleşik Devletleri Talat'la anlaşacak ve Kuzeye askerini indirip yerleşecektir. Ada'yı bölecek ama Türklere bırakmayacak, Kuzeyde yine İsrail yanlısı Rumları yerleştirecektir. Türkleri oradan başka yerlere nakledecek, güney Kıbrıslıları kuzeye taşıyacak, sonra güneyde terörü üretecek, sonunda Avrupa Birliği'nden güneyi de alacak, böylece Doğu Akdeniz'in anahtarını eline geçirecektir!

Bu durumda AKP'nin beklemenin ötesinde bir şey yapacağını zannetmiyoruz. Kıbrıs'taki Türklere Anadolu'da yer hazırlama dışında elinden bir şey gelmeyeceğini biliyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Kıbrıs'ı fiilen tanıyıp oraya yerleşmek istemektedir. Orada Müslümanların varlığı ve güçlü Türk askerinin bulunması İsrail'in işine gelmiyor.

Bu durumda gol yemiş olan Avrupa ne yapmalıdır?

Avrupa Birliği derhal şu kararı almalıdır: Avrupa Birliği, Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs'ı birlikte AB'ye almaya karar vermişti. Ancak Güney beraberlik istemedi. Şimdi "biz her ikisini ayrı ayrı Avrupa Birliği'ne alacağız. İki devlet, 1 Mayıs'tan itibaren Avrupa Birliği'nin üyesidir. Avrupa Birliği içinde bunları birleştirip, Kıbrıs'ı barış adası yapacağız." Eğer AB akıllılık edip bu kararı ABD'nin adaya asker indirmesinden önce alırsa kârlı çıkmış olur. Ancak AB'ye hala hakim olan Siyonist odaklar buna fırsat verir mi?[1] Hiç sanmıyoruz!

       



[1] Milli Gazete / 09 - 05 -  2004 / Reşat Nuri Erol


Bu yazarin diger makaleleri

AKP'NİN SON AKREPLİĞİ VE İSRAİL'İN KAHPELİĞİ
TBMM Şimon Peres'e peşkeş çekiliyor Aynen PKK teröristleri gibi, bize göre,...
Devami
BOP'un İki Kanadı: 1- DİNCİ AYAĞI, 2- SİYASİ AYAĞI
   “İslam Süfyanı” (Deccal’ın Müslüman kılıklı yardımcısı); dindarlık ve halka hizmetkârlık...
Devami
Yurt Gazetesi Başyazarı İsmet Orhan’ın İSLAM GICIKLIĞI VE KIŞKIRTICILIĞI
  Yurt Gazetesi Başyazarı İsmet Orhan’ın İSLAM GICIKLIĞI VE KIŞKIRTICILIĞI        Yurt Gazetesi...
Devami
Temel Karamollaoğlu’nun Karanlık Damadı ve SİYONİST VATİKAN’IN İSLAMCI KANADI
Milli Gazete’de 15 Haziran 2016 tarihinde ve “Gündem” bölümünde “Haçlı...
Devami
Zeki Müren Muhalefeti ve SEFALET SİYASETİ
  Zeki Müren tarzı muhalefetle halk nezdinde itimat ve itibar sağlanmaz...
Devami
YARATILIŞ AMACIMIZ VE SORUMLULUKLARIMIZ
Evrensel hukuk kurallarına ve temel insan haklarına saygı duyan, gerçek...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4432

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR