Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün347
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10875
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108790
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746765

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182551

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AHMET HAKAN DENEN ENTEL FİGÜRAN!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Öncelikle şunu belirtelim ve özellikle altını çizelim ki:

Ahmet Hakan denen zavallı mahluka, bu yazıları yazdıran, hatta belki de Localarda hazırlayıp sadece imzasını attıran ve Hürriyetin de asıl patronu olan güçler:

-Birkaç ay önce Fetullah Gülen'in ağzından: "Aldığım istihbarata göre, yakında Türkiye karışabilir... Din adına faili meçhul cinayetler yaşanabilir..." Dediler.

 

-Ardından Şevki Yılmaz'a "Erbakancılar; Hariciler ve Yezidiler gibi, kutsallaştırdıkları liderleri adına, korkunç katliamlar yapabilir" anlamında sözler söylettiler.

-Şimdi de Ahmet Hakan'ı böylesine talihsiz ve  seviyesiz biçimde saldırıya geçirttiler.

Bu parçaları bir araya getirdiğiniz zaman, fotoğraf netleşiyor... Evet; masonik mahfillerin ve dış güçlerin amacı:

Bu provakatörleri kullanarak, Milli Görüş camiasını, aşırı tahkir ve tahrik  sonucu kızdırıp kışkırtmak, bazı basit ve şahsi tepkiler ve taşkınlıklar oluşturmak... Ve asıl kendilerinin yapacakları bir kısım tahribat, hatta katliamları Milli Görüş camiasının ve Erbakan Hoca'nın üzerine yıkmaktır.

Ama tutmayacaktır. Bu güne kadar, her türlü anarşinin dışında kalmayı başaran Milli Ö

Görüş camiası, bu oltayı da yutmayacaktır.

Çünkü, huysuz ve huzursuz sıpalara saldırıp silah kullanmak ahmaklığının, sadece siyonist şeytanların işine yarayacağının şuurunda ve farkındadır.

Zavallı siyonist güçler ve kiralık işbirlikçileri: Yaklaşan tarihi devrim ve değişimin önünü kesme telaşı içinde çırpınmaktadır.

Bu arada 24 Mayıs 2005 tarihli Vakit Gazetesinin Medya Sayfasında: Ahmet Hakan'ın, Erbakan'a hakaret kusan yazısını, "Hoca da denenmişler sınıfında" başlığı ile ve oldukça sevindiğini açığa vuran bir şevkle vermesi de, şeytan şebekesinin; hangi marazlı şebekleri kullandığının ipuçlarını taşımaktadır.

Bizim inancımızda:

"Tenkit meşru, tahkir memnu"dur. Yani edep ölçüleri içinde, bir insanı eleştirmek uygun ve caiz, ama hakaret etmek ve küçümseyici tavır sergilemek yanlıştır ve yasaktır.

Bizim ahlakımızda:

"İslam; baştan sona edeptir. Edep ise, her konuda haddini bilmektir."

Kur'an müminlerin her hususta adaletli ve dengeli olduklarını anlatırken: "kıvamında" yani "en uygun ve ayarında" davrandıklarını beyan buyurmaktadır. (Furkan: 59 Kevamen-kıvamında)

Bu "adalet ve ayar" ise Nebe suresinde "cezaen vifaga-işlenen amele muvafık ve münasip karşılık" şeklinde açıklamıştır. (Nebe Suresi 26. ayet)

Şimdi, Ahmet Hakan Coşkun diye birisi, 23 Mayıs tarihli Hürriyetteki köşesinde, üstelik hiçbir gerekçe göstermeden, hem Erbakan Hoca'yı, hem de Milli Görüş camiasını:

- Tenkit bahanesiyle, açıkça ve pervasızca tahkir etmiştir.

- Karalayıcı ve kışkırtıcı bir tavır sergilemiştir.

- Vefa, vicdan, edep ve hürmet ölçülerini çiğnemiş ve çok çirkin bir çiğlik göstermiştir.

- Bunlar yetmiyormuş gibi, 26 Mayıs tarihinde ise, bazı gayret ehlinin hissiyatlarını içeren tepkilerini bahane ederek de; öncekinden daha ileri giderek tekrar Hoca'mıza ve camiamıza saygısız ve seviyesiz biçimde salyalarını döküvermiştir.

Bu cesareti de:

  • a- Cahilliğinden,
  • b- Allah'ın vadinden ve İslami hareketin zaferinden ümit kestiğinden,
  • c- Kendisini, önce ürküterek sonra nimetlendirerek yamuklaştıran masonik merkezlerin; yegâne kuvvet ve kudret sahibi oldukları kanaatinden kaynaklandığı sezilmektedir.

Çünkü: Yüzde ikilere düşmüş diyerek Milli Görtüş'e saldırabilen Ahmet Hakan'ın; yüzbinde bir bile olmayan Patrik Bartelemeos'nun hıyanet girişimleri gibi; yakın ve azgın bir tehdit ve tehlikeyi gündemine almayıp, durduk yere Erbakan'a ve Milli Görüş sadıklarına sataşması başka ne ile izah edilebilir?

Bu nedenle:

"Kibirliye karşı, onurlu davranmak sadakadır"

"Saldırgana karşı nefsi müdafaa haktır"

"Ve hele niyet ve zihniyet olarak  haklı ve hayırlı, gayret ve samimiyet olarak olumlu ve onurlu bir camianın... İslami ve insani amaçlı bir davanın şahsı manevisi ve lideri bulunan; tüm şer odaklarının ve şeytani mihrakların aleyhinde ittifak kurduğu ve kin kustuğu inkâr edilemez bir gerçek olan, Erbakan Hoca gibi bir şahsiyete yönelik hakaret ve haksızlıklar karşısında susmak dilsiz şeytanlıktır." Kuralları kapsamında Ahmet Hakan'a ve gözüne girmeye can attığı makamlara ve de hak ettikleri tarzda, şunları söyleyelim:

"Adına Milli Görüş denen hareket sadece siyasal organizasyon olma yeteneğini kaybetmemiş, aynı zamanda ahlakını da yitirmiş" diyerek, aslında Erbakan'a ve sadıklarına havlamak için; Hürriyette yazarlık yaftası verildiğini ispat eylemiştir. Yani Ahmet Hakan, klasik bir "sahibinin sesidir"

"Babanız yaşındaki bir insana böyle saldırmaktan utan mı yor musun?" diye yazan birisisine verdiği cevapta:

"Zamanında dedeniz yaşındaki Ecevit'e söylenmedik söz bırakmadığınızı ne çabuk unuttunuz?" diyerek, Ecevitler, Demireller ve onları bu milletin başına bela eden mahfiller adına hareket ettiğini de itiraf etmiştir.

Kaldı ki Milli Görüşün tek yayın organı olan Milli Gazetede, ne Ecevit'e ne başka bir kimseye iddia ettiği türden bir hakaret asla vaki olmamıştır.

Evet; Ahmet Hakan denen, ismiyle ve resmiyle ilgili bütün gerçekleri ve geçmişini tepeleyip entelleşen bir zavallı, bir aşağılık kompleksiyle, ailesini katleden Nazi Subayının kucağına oturan Yahudi kız misali, Siyonist merkezlere hoş görünmek hevesiyle, 23 Mayıs 2005 tarihli Hürriyet'teki köşesinde tutup Erbakan Hoca'ya havlamış ve salyasını akıtmıştı...

"Göze girmek için çok yükseklere tükürmüş

 Balgamı geri dönüp, kendi yüzüne düşmüş..."

Milli Gazeteden de, sağolsun Zeki Ceyhan ve sevgili iki Mustafa gibi "eskiler"  dışında, yeni yetme entellerimizden de, hiç ses çıkmamıştı. Herhalde, entelliğin ilk prensibi: Haksızlıklar karşısında susmaktı!...

Bu cevap aynı gün yazıldı... Ama Fetih Mitingine yetişsin diye 18. sayımız çok erken baskıya verildiğinden bu sayıya bırakıldı.

Zaten bu cevap ona değil, onu kullanıp kışkırtan masonik odaklaraydı. Çünkü O, muhatap alınmaya  bile değmeyecek bir maşaydı.

Ve şimdi ey kendisini paşa zanneden maşa!

 Kanal 7 de çalıştığın ve henüz satılmadığın dönemlerde; çirkin ve çetrefilli ayinlerini, gizli ve kirli faaliyetlerini ekrana taşıdığın masonik merkezlerin ağzıyla bunları yazmışsın... İyice yamuklaştığını ve yavşaklaştığını ispatlamışsın... Ve masonik mahfillerin tehdit ve tekliflerine dayanacak ve davanda dik duracak İman ve ahlaka sahip olmadığından, şimdi aynı odaklara yaranmaya çalışmışsın...

Erbakan'ın kırk yıldır savunup sahiplik ettiği ve asla yan çizmediği:

"İslam Birleşmiş Milletleri"

"İslam Ortak Pazarı"

"Müşterek İslam  Dinarı"

"İslam Savunma paktı"

"Ortak İslam Kültür ve Eğitim Programı"

gibi konular;

  • 1- İslam'ın, yani Kur'an'ın ve Resulüllah'ın emridir.
  • 2- Müslümanların hayati ihtiyacı ve beklentisidir.
  • 3- Bütün mazlum insanlığın yararınadır ve gereklidir.
  • Ve işte tarihi D-8 projesi; bunların hayali ve hamasi olmadığını gösteren talihli ve şerefli bir girişim ve gelişmedir.
  • Şimdi:
  • İnancımızın emir ve hükümlerini
  • İlmi ve akli gerçeklerin neticelerini
  • İslami ve insani ihtiyaçların zaruriyetini savunmak, saygı duyulacak bir Hakperestlik iken; Siyonist zındıkların ve masonik münafıkların yaklaşımıyla, Erbakan Hocayı "hayalcilikle" suçlayıp sataşmak; sadece sizin aklınızın ve ahlakınızın ayar göstergesidir.

Gerçek ve örnek liderler değil, hatta sade ve samimi müminler bile, "toplumu veri"  kabul etmezler ve "toplum taparlık" yaparak, şeytani şebekeler tarafından yönlendirilen kalabalıkların oylarını kapmak için peşlerinden sürüklenmezler. İnancına, insanına ve yurduna hıyanete yeltenmezler.

Tam tersine, toplumları sürüklendikleri feraset körlenmesinden ve zihniyet kirlenmesinden çekip kurtaracak ve onların asli ve insani değer ve dinamiklerine yeniden sahip çıkmasını sağlayacak, zorlu ama onurlu bir mücadele sürecine girişirler.

Erbakan'ın nasıl yüksek bir azim ve dirence sahip olduğunu, sizin gibilerinin kişilik köşelerini yontup yamuklaştıran ve bir "köşe yazarlığı" yaftası gibi ucuz bir fiyata kiralayan kahpe kodamanlarınızdan-makamlarına girmeye müsaade buyururlarsa sorup öğrenebilirsiniz!.

Milli Gömleğini, manevi kimliğini, islami kişiliğini bir "boşbakanlık" uğruna rüşvet veren... Birkaç yıllık iktidar ihtirasıyla, ülkemizi, milletimizi, güvenliğimizi ve geleceğimizi; kendisine Amerika'da madalya takan Malum ve Mel'un güçlerin hatırına, tehlikeye atmaktan çekinmeyen, koltuk korkuluklarına da; bunların peşine düşüp, makam ve menfaat aşkıyla, Soros'ların safına katılan kafası koflara da, Erbakan'ın ve Hak davanın ihtiyacı yoktur. Marazlı urların vücudumuzdan kopması bir şifadır.

"Biz sizin iktidarınızı da gördük!" derken, vatandaşımız adına değil, patronlarınız hesabına konuşuyorsunuz... Çünkü artık çok farklı kesimlerden herkes, Refah-Yol dönemini hasretle anmakta ve aramaktadır. Hatta kasıtlı olarak oluşturulan Erbakan karşıtlığı, şimdi Erbakan hayranlığına dönüşmeye başlamıştır. Bu sadece bizim tarafgirane bir tespitimiz olmayıp, ATO Başkanı Sinan Aygün'den, Atatürkçü Düşünce Derneği 2. Başkanı Prof. Anıl Çeçen'e kadar, oldukça bilinçli ve birikimli şahsiyetlerin ortak kanaatidir.

Erbakan Hoca'nın haksız ve dayanaksız bahanelerle ve bir AKP milletvekilinin ABD dönüşü söylediği ve basında geniş yer verildiği şekliyle: Amerika'da görüştüğü yetkili bir Yahudi lobi temsilcisinin: "Erbakan'ı siyaseten öldürüp gömdük. Ama bu yetmez, üzerine beton dökmemiz gerekir" ifadelerinden anlaşıldığı üzere; malum merkezlerin direktifiyle; partilerinin kapatılması, siyasetten yasaklanması ve bugünkü cezaya çarptırılması karşısında; zerre kadar vicdanı, insafı, vefası ve insan haklarına saygısı olan birisinin  üzülmesi ve buna tepki göstermesi gerekirken; hiç utanmadan, sıkılmadan ve yüzü kızarmadan: "hapse girmemek için bin türlü numara peşinde koşan adam" diyebilen bir insan:

"Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. Onların kalpleri vardır (lakin) bununla (gerçeği) kavrayıp anlayabilmezler. Gözleri vardır (ama) bununla (hikmet ve hakikatı) görmezler. Kulakları vardır (ancak) bununla (hak sözü) işitmezler. (işte) bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağılık kimselerdir. Ve böyleleri (İslam'dan ve insanlıktan nasipsiz ve habersiz) gafil sürüleridir" (Araf:179) ayetinin muhatabıdır.

"Artık bu camia (Milli Görüş tabanı ve teşkilatları) liderleri aracılığı ile aşağılanmaktan bıkmıştır" iddia ve iftiranız da:

Hem Erbakan'dan kırk yıldır kurtulmaya çalışan, ama bir türlü başaramayan Siyonist şeytanların,

Hem de, onların Milli Görüşe monte ettikleri bazı marazlı kurmayların ve onların uşağı olan şarlatanların heves ve hedeflerini yansıtmaktadır.

Ama şeytani heves ve hesaplarınız, kursaklarınızda kalacaktır!

"Erbakan 70'lerin MSP'sinin tezlerine sarılmıştır. Bu açıdan arkaiktir ve geçmişi yaşamaktadır." Diyen Ahmet Hakan güya Hoca'yı karalamaya çalışırken, aslında kendi nifakını ve Erbakan'ın faziletli farkını da ortaya koymaktadır.

"Arkaik"; kadim, klasik, asırlar öncesinden değişmeden süre gelen inanç ve ideal anlamındadır.

Evet; Erbakan ve bizler, asırların, şartların ve standartların değişmesiyle; eskimeyen, özelliğini, güzelliğini ve geçerliliğini asla yitirmeyen doğruların, Hakkın ve Hakikatın, kısaca İslam'ın tezlerine sahip ve sadık insanlarız. Bu "tez"lerini, yani inanç ve ahlak değerlerini terk eden münafıklardan olmadığımız için ne kadar şanslıyız!... İlmi, insani ve İslami doğruları, Batılı Gavurların kafasıyla "Arkaik, klasik, demode" görmek alçaklığından uzağız!...

"Entelektüel birikimi ve gerçekçiliği temsil eden tüm isimler AKP'ye geçerken, gerçekçilikten uzak isimler sadece "sadakat" adına Erbakan'ın yanında kalmıştır. Bu isimlerin de, yeni bir heyecan yaratması imkânsızdır ve Saadet partisinin çıkmazı buradadır" diyor Sn. Ahmet Hakan...

(Bunların da, bir kısmı Siyonist merkezlerin temsilcisi ve garanti bekçisi olarak hala kurmay rolü oynamaktadır. Bir kısmı da, AKP'den yüz ve yer bulamadığı için içimizde durmaktadır ve AKP'ye gitmediğine pişmandır)

Bu sözleriyle de; Erbakan'ın bittiğini ve Milli Görüş'ün tükendiğini ifade etmeyi hedeflese de, farkında olmadan ve dolaylı yoldan önemli bir gerçeği de itiraf etmektedir. Şöyle ki:

  • 1- Evet AKP'ye gidenler "Entelektüel birikimi ve gerçekçiliği" temsil edenlerdi. Ama bunların entelliği: küresel çeteye köleliği, gerçekçiliği ise: Yegane kuvvet ve kudret sahibi olarak ABD ve AB'yi ve bunları güden Siyonist-emperyalist güçleri görmekliği ifade etmekteydi.
  • 2- Şu anda Saadette ganimet arayan gafillerin... Ve yine bütün o entel enikleri bu davanın başına bela eden ve Milli Görüşü içten çürütmekle görevlendirilen hainlerin eliyle, Saadet Partisinin yeni bir atılım yapamayacağını bilmek ise; zaten bir keramet değildir. Malumu ilam ahmaklık demektir. Ama zavallı zırtolar, nasıl anlasın ki; Siyonist şeytanların korkusu SP değil, Erbakan'ın kendisidir ve şeytanın şatosunu yıkacak organizesidir. Ve partileri, bu büyük devrim ve değişim projesi için sadece bir araç olarak değerlendirmiştir.

Entelliği, Ramazan gününde Ankara Hilton otelinin lobisinde, sakalından bile utanmadan sigara tüttürmekten ibaret olan sefihler!...

Bir İlçe müftüsünün oğlu ve İmam-Hatip mezunu olmasına rağmen, aslından ayartılıp Laila'da, Reina'da zillilerle rezillik sergileyenler!

İngiltere'nin açık mason locası sayılan ve Türk entelleri avlayan SOFRA Restoranında, sosyete ve soyunuk bayanlarla yemek yemeyi ve İstanbul'un Ziya Şark Sofrası denen masonluğun ilk mektep ocağında resim çektirmeyi ve masonik camiaya muhbirlik etmeyi bir marifet sanan meymenetsizler, çok yakında: Allah'ın mı, Amerika'nın mı.... Müslümanlığın mı, masonlara satılmanın mı.... Milli Görüş davasının mı, Entel enayilik havasının mı daha üstün olduğunu görüp bileceklerdir.

Ardından, Ahmet Hakan, Siyonistler adına, son umutlarının da boşa çıkacağına ve başarısız kalacaklarına hayıflanır gibidir. Çünkü: "Numan Kurtulmuş ve Mehmet Bekaroğlu gibilerine bile Erbakan'ın partiyi teslim etmediğine üzüntülerini belirtmektedir. Tabi yapılan bu itiraflar, bu iki kişinin hangi mahfillerin adamı olduğunu da ortaya dökmektedir.

"Erbakan işaret çakacakmış, türban yanlıları AKP'den ayrılıp Erbakan'a katılacakmış" iddialarına "camia" sadece gülüp geçiyormuş..." sözleri de, şayet: Şu SP yi tamamen Erbakan'ın  zihniyet ve etkisinden kurtarabilirsek, birçok AKP'liyi  tekrar SP ye transfer edip, yeni bir avutma ve oyalama süreci ile yıkılmakta olan sistemi bir müddet daha ayakta tutabilir ve AKP'nin hıyanetlerine karşı girişilecek muhtemel bir müdahaleyi  bahanesiz bırakabiliriz"  temennisinin; tersinden dillendirilmesi değilse;

Erbakan'a umut bağlayanlara "gülüp geçen camia" dediğin: senin gibi masonlara yalaka ve ayarları yalama olmuş bazı "Lamia" tiplerdir!...

Zeki Ceyhan'ın dediği gibi:

Ahmet Hakan aklınca Erbakan devrinin sona erdiğini madde madde sıralamış ve Erbakan döneminin kapandığını açıklamış....

Erbakan hoca için demediğini bırakmamış.

Yok acı bir hatıra imiş.

Yok izlediği siyaset iflas etmişmiş.

Yok hapse girmemek için binbir türlü numara peşindeymiş.

 Daha bir sürü ipe sapa gelmez neden sıralamış Ahmet Hakan!

Zaten "Entelektüel birikimi" olanlar Erbakan hocayı bırakıp AKP'ye geçmişlermiş.

Ahmet Hakan da entelektüel birikimi(!) ile zirve yapanlardan olduğu için(!) Kanal 7'den ayrılmak zorunda kalınca kapağı önce Sabah'a sonra da Hürriyet'e atıp özgürlüğün(!) tadına varanlardan birisidir.

Peki Ahmet Hakan'ı Ahmet Hakan yapan şartları kim hazırlamıştı?

Kanal 7'yi kim devreye sokmuştu ve hizmete hazırlamıştı? Kanal 7 gibi bir imkan olmasaydı acaba  Ahmet Hakan bugün nerelerde kalacaktı?

Sadakat kelimesi ile arası iyi olmayan öteki AKP'liler gibi Ahmet Hakan da "Kimdim, neydim, nereden nereye geldim, bunda kimin emeği, kimin hakkı var?" gibi soruları kendilerine hiç sormazlar, soramazlar.

Onlar kendi akılları, zekâları, servetleri, entelektüel birikimleri(!) ile bulundukları yerlere geldiklerini sanırlar.

Erbakan hocamızın başlattığı siyasi hareket olmasaydı, bugün AKP çatısı altında siyaset yapanlar öteki partilerde henüz ilçe başkanı bile olmayacaklardı. Ahmet Hakan gibi isimlerin ise esamesi bile okunmayacaktı. Ne hikmettir bilinmez, Erbakan hocanın eline yapışıp bir yerlere gelenler, sonra bunu inkâr etmeyi bir meziyet sanıyorlar.

Yarın onlar da adı sanı hatırlanamayanlar kafilesine katılacaklar. Bakmayın bugün ki afralarına tafralarına. Kullanılıp çöpe atılacaklar!...

 

 

Hıyanet reklâmcısı...

Aytunç Altındal'ın bize aktardığı karşılaşma kısa zaman önce İstanbul-Teşvikiye'de gerçekleşir.

Adresi biraz daha somutlaştıralım: Reassürans Pasajı'nda bir cafe...

Aytunç Bey'i şaşırtan şey Ahmet Hakan Coşkun'un giydiği t-shirt.

Hayretle anlatıyor Altındal. Ve hala şaşkın!.. Çünkü dünün İslamcı televizyoncusu, bugünün Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun'un t-shirtünde;

"URARTU ARMENIAN KINGDOM"  yazmaktadır.

Yani URARTU ERMENİ KRALLIĞI...

Anlayacağınız, Ahmet Hakan'ın giydiği t-shirtteki Urartu Ermeni Krallığı, bizim Doğu Anadolu'muzu da kapsayan bir Ermeni Krallığını ifade ediyor

Kısaca ERBAKAN'a havlayan figüran Türkiye'nin parçalanmasını amaçlayan Kürdistan-Ermenistan hıyanetine reklâmcılık yapıyor. ( Kulis Ankara - 14 HAZİRAN 2005 -  - Milli Gazete)

 

 

 

Mehmet DENİZ -

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

ABD, KARADENİZ VE HAZAR'A YERLEŞİYOR
  ABD, Karadeniz ve Hazar'da kurduğu askeri birlikler sayesinde Hazar...
Devami
KÜRT AÇILIMININ GİZLİ KODLARI
 Hakkâri Kazan Vadisinde öldürülen teröristlerin cenaze töreninde DTP milletvekilleri TSK’yı...
Devami
UYGARLIK MI, BARBARLIK MI?
  Bütün bu olup bitenlerden sonra hala Batıya yönelmek, Batıya...
Devami
İSRAİL'E HİZMET; İSLAM'A VE İNSANLIĞA HIYANETTİR
Adnan Menderes'in ve Turgut Özal'ın akıbeti RTE ve AKP'lileri bekliyor! Korkut...
Devami
TÜRKİYE HER TÜRLÜ SAVAŞA HAZIR MI?
Türkiye, barışı ve bekasını sağlamak istiyorsa, savaşa hazır olmalıdır! Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda...
Devami
SIRITAN SENARYO!..
  AKP hükümetiyle bazı askeri yetkililerin, bir sivil toplum örgütü...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4877

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR