Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün880
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11408
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109323
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747298

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182696

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AKP İKTİDARI TÜRKİYE'Yİ TASFİYE SÜRECİNE SOKTU 4 YASA, 4 TEHLİKE

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

1- Alacakların tahsilâtı TMSF'de iken hızlı ve sert bir şekilde yapılabiliyorken, Hazine'ye devredilerek bu imkan ortadan kaldırıldı. Hazine, borçludan sadece mal beyanı isteyebilir. Borçlu ‘malım yok' diye beyanda bulununca Hazine hiç bir yaptırım yapamaz" "Bu alacaklar TMSF'de iken, tahsilât hızlı ve sert bir şekilde yapılabiliyordu. Borçlulara yurtdışına çıkış yasağı konuyordu, ikinci ve üçüncü dereceden akrabalarına kadar gidilebiliyordu, hapis cezası verilebiliyordu. Dahası, TMSF yapılan tahsilâtı da halka periyodik olarak duyuruyordu. Dolayısıyla, millet TMSF'nin tahsilâtını şeffaf bir şekilde takip edebiliyordu" 

 

Ancak alacakların Hazine'ye devredilmesi ile birlikte, bunlar 6183 sayılı Amme Alacakları Kanunu'na göre tahsil edileceğine "Bu alacaklar, Hazine'nin kümülatif alacakları arasında kaybolup gidecektir. Bu çerçevede borçluya yurtdışı çıkış yasağı koyamazsınız, ikinci ve üçüncü dereceden akrabalarının üzerine gidemezsiniz, hapis cezası veremezsiniz. Mal beyanında bulunmasını istersiniz, eğer borçlu ‘malım yok' diye beyan ederse hiçbir şey yapamadan beklersiniz. İşte size fark, sayın Bakan. Bu iki yöntem sizce bir midir? Oturduğunuz koltuk bu farkı bilmenizi gerektiriyor. Öyle anlaşılıyor ki, birileri borçlarını sizin aracılığınızla milletin sırtına yıkmış bulunuyor"

2 - RTÜK'TE tehlikeli adım:

IMF talimatı ile yapılmak istenen bu düzenlemelerle AKP'nin nasıl bir işbirlikçi hükümeti olduğunu gösterdi. RTÜK kanununda yapılan değişiklikle yabancıların hiç bir sınırlamaya tabi olmadan sadece TMSF' deki medya kuruluşlarına değil Türkiye'de medya kuruluşları kurup işletebileceğinin yolu açıldı. Çok seslilik adına milletin birlik ve beraberliğinin tehlikeye atıldığına bakılmadı.

3- Bu arada Gelir İdaresi Kanunu tasarısı ile devletin gelir bütçesinin Maliye kontrolünden çıkarılması planlandı. "Bu durumun, modern Duyun-u Umumiye'den başka bir anlama gelmediği açıktı.

4 - Bankalar spekülatörlerin eline bırakılıyor:

TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda görüşülmekte olan Finans Piyasaları yasa tasarısı ile Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu kaldırılarak bankaların denetiminin özel denetim şirketlerine bırakılmasını öngörüyor, IMF talimatları doğrultusunda, devlet görevi özel sektöre devredilmek isteniyor. Bankalar tamamen denetimsiz bırakılıyor. Birçok krizlerin yaşandığı ülkemizde, devlet millet adına yürütmesi gereken bu görevini eğer bir takım özel sektöre bırakırsa, piyasalar bundan sonra tamamen spekülatörlerin eline ve kontrolüne geçiyor

Yeni Dolar:

24.02.2005 tarihli "istermisiniz, ABD yeni dolara geçsin" başlıklı haber HaberX'teki yazısıda: "4 senede dolar miktarı yüzde 30 artmışsa bunun şuurlu bir sebeple yapıldığını muhakkak. O sebebi araştırmak lazım." Deniyor.

Bush'un en önem verdiği konulardan birininde sözde terörle mücadele kapsamında "terörün para kaynaklarının kurutulması" olduğu biliniyor. Şimdi, "ister misiniz" Bush da, bizim TL'den YTL'ye geçtiğimiz gibi dolardan yeni dolara geçmeye kalksın ve eski dolarların kaynağını açıkça ortaya koyamayan ve meşrulaştıramayanların dolarını değiştirmeyi reddetsin! Kaynak gösteremeyen veya şüpheli kaynaklı kara parayı bu sayede kontrol altına almaz mı? Diye aklımızdan geçiyor!

Yeni paradigma dediğimiz, global elitlerin dillerine pelesenk ettiği yeni dünya düzenidir. Yeni paradigmanın "eski dolar" kabulü ile sürdürülmesi ise mümkün görülmüyor! Bu durum bugünden yarına "yeni dolar"ın takdimi ile olmayabilir. Ancak yeni bir dolar kabulü olacağı kesin görülüyor. Bu doların, Siyonist sermayeden kurtarılması anlamına da geliyor!..

Çünkü, unutmamak gerekir ki dolar ABD'ye ait bir para değil, Federal Reserve Bank'ın (FED) ürettiği bir maldır. FED ise, 8 tane özel bankanın kurduğu bir yapıdır. Dolayısıyla ABD'nin para birimi olarak kullandığı "dolar", bir avuç global elitin malıdır. Yeni döneme yeni kabuller ile girme hususunda ise bunların aralarında anlaşması pek de zor gözükmemektedir.

Ekonomi Uçurumda!

Ülke ekonomisinin istikrara kavuştuğunu iddia eden hükümet, IMF ile yeni bir stand-by anlaşması için görüşmelerini sürdürüyor. İstikrar söylemine rağmen IMF ile masaya oturulmasını çelişki olarak değerlendiren ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, "Uluslararası ekonomide gelişmekte olan ülkelerin bir bütün olarak cari işlemler fazlası verdiği bir dönemde Türkiye, 15.6 milyar dolar cari açık verdi. Bu açık Türkiye'nin dış bağımlılığının ne derecede arttığını ve istikrarsızlığını gösteriyor. Bu saptama yapılmadan ekonominin iyiye gittiğine dair iddialarda bulunmak sadece borsa aktörlerine ve yabancı spekülatörlere moral verme çabasından ibarettir" dedi.

Ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, IMF görüşmeleri, DİE'nin açıkladığı 2004 yılı büyüme rakamları, sıcak para tartışmaları ve uygulanan kur politikasına yönelik gazetemize çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. ‘Kendi ayaklarımızın üstünde duracağız' söylemi ile iktidara gelen hükümetin IMF ile yeni bir stand-by anlaşması yapmak için uğraşmasının aslında söylenildiği gibi ekonominin rayında gitmediğinin en önemli göstergesi olduğuna dikkat çeken Boratav, 2004 yılında gerçekleştirilen ‘tarihi' büyümenin 15.6 milyar dolar cari açıkla ve 160 milyar doları aşan dış borçla gerçekleştirildiğini vurguladı. Uluslararası ekonomide gelişmekte olan ülkelerin bir bütün olarak cari işlemler fazlası verdiği bir dönemde Türkiye'nin 15.6 milyar dolar cari açık verdiğine dikkat çeken Boratav, "Bu açık Türkiye'nin dış bağımlılığının ne derecede artmış olmasını ve istikrarsızlığını gösteriyor. Bu saptama yapılmadan ekonominin iyiye gittiğine dair iddialarda bulunmak sadece borsa aktörlerine ve yabancı spekülatörlere moral verme çabasından ibarettir. İnandırıcılığı yoktur" dedi.

‘Kendi ayaklarımızın üstünde duracağız' beyanı ile IMF ile yeniden masaya oturulmasını bir çelişki olarak değerlendiren Boratav, "Bu çelişki, Türkiye'nin kendine güven duygusundan yoksun; ‘başkaları bizden iyi bilir' kompleksine sahip insanlar tarafından yönetilmekte olduğunu gösteriyor" eleştirisinde bulundu.

Milli Gelir Artışı, Gelir Dağılımı Bozularak Gerçekleşti

Ekonomide sağlıklı bir büyümeden söz edilebilmesi için büyümenin yurt-içi tasarruflara ve sermaye birikim oranının yükselmesine dayanması gerektiğini bildiren Boratav, bu göstergelerin, 2004'te hala 1998'deki oranların altında olduğuna vurgu yaptı. 2002-2004 yıllarındaki milli gelir rakamlarının yanlış ve yüksek tahmin edildiğinin altını çizen Boratav, şunları kaydetti: ‘Harcamalar' yöntemiyle tahmin edilen GSYİH ‘üretim' yöntemiyle elde edilen toplamın altında çıkmakta; aradaki fark, ‘harcamalar' kalemlerinden biri olan ‘stok değişmeleri' bakiye olarak (ve ‘artı' işaretle ve 36 ay boyunca kesintisiz stok artışları varmış gibi işleme konarak) toplama yedirilmektedir. Stok hareketleri, önceki yıllarda olduğu gibi bazen artıp, bazen azalsa idi ve net toplam 2004'te sıfır olarak kabul edilseydi, GSYİH artışı yüzde 7.9'a inerdi.

İkincisi, tüketimin mal grupları arasındaki dağılımı, reel ücretlerdeki ve istihdamdaki durgunluk gösteriyor ki, milli gelir artışları, gelir dağılımı bozularak gerçekleşmiş; bu nedenle halkımızın büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi, yoksul, köylü, esnaf-sanatkâr katmanlarca fark edilmemiştir.

Üçüncüsü, büyümenin ana belirleyicisi, 2004'te dış dünyadan Türkiye'ye gelen, önemli bölümü ‘sıcak para' türlerinden oluşan sermaye hareketleri olmuştur. Bu tür yabancı kökenli sermaye girişleri 2005'te yavaşladığı takdirde, büyüme hızı da aşağı çekilecektir. Büyümenin kalıcı olması için yurt-içi tasarruflara ve sermaye birkim oranının yükselmesine dayanması gerekir. Bu göstergeler ise 2004'te hâlâ 1998'deki oranların altındadır"

Sıcak Paraya Daha Bağımlı Hale Geldik!

Türkiye 2004'te, sıcak para girişlerine 2000 yılından daha fazla bağımlı bir durumda olduğunu ifade eden ekonomist Korkut Boratav, ekonomideki krize yatkınlık ve kırılganlığın aynen sürdüğünü söyledi. "Geçen yıl uluslararası finans kapital, bizim gibi ülkelere yönelik kısa vadeli sermaye hareketlerini artırmış; Türkiye'deki yapay balon şişme sürecine de katkı yapmıştır" diyen Boratav, uluslararası ortam serinlediği takdirde öncelikle topun ağzında olan ülkenin, Türkiye olduğuna dikkat çekti.

Ekonomi yönetiminin ani bir sıcak para çıkışına karşı dalgalı kur politikasının sibop görevi göreceğine dair açıklamalarına da tepki gösteren Boratav, dalgalı kur rejimi ve bankalar sistemindeki düzenlemelerin sıcak paranın Türkiye'yi terketmesinin sonuçlarını ortadan kaldırmayacağını ancak bir miktar yumuşatacağını ifade etti. "Yabancılardan kaynaklanan para çıkışı, döviz kurunu yukarı çekeceği için, ani bir devalüasyon gündemde değildir ve sermaye çıkışlarının hızını, bir yarış haline gelmesini bir miktar frenleyebilir. Ancak, yabancı spekülatörler, uygun konjonktürü belirleyebilmekte ve borsa dalgalanmalarını denetim altında tutmakta mahirdir" diyen Boratav, ayrıca, birkaç gün içine sıkıştırılmış bir şok biçiminde meydana gelmese de, sıcak para çıkışlarının reel ekonomi üzerindeki etkileri kur rejimi ne olursa olsun aynı etkiyi göstereceğini belirterek, ‘durum şimdi farklıdır' sloganının ekonomik yönetimini rehavete sürüklemesinin ise çok tehlikeli olduğunu dile getirdi.


Bu yazarin diger makaleleri

"DİN"Lİ-YORUM
  (Erbakan Hoca'nın Askon Sohbeti.)   Doğru bir tedavi için, önce doğru teşhis...
Devami
SİYONİZME KARŞI: İSLAM DÜNYASI-RUSYA İŞBİRLİĞİ VE AKP'NİN BECERİKSİZLİĞİ
  Rusya'yı Türkiye'yle yakınlaştıran jeopolitik durum tartışılıyor! Rusya'nın önemli strateji...
Devami
BAŞÖRTÜSÜ NEYİN SİMGESİDİR?
"Şeair"; İşaret  ve alametler anlamındadır. Kutsal bilinen ve hürmet edilen...
Devami
İSLAM HAREKETLERİN GELİŞME SEYRİ
  Başta Efendimiz, tarih boyunca tevhit mücadelesi veren bütün peygamberler...
Devami
ABD MERKEZLİ KÜRESEL KRİZ KAÇINILMAZDIR!
Gelecek Öngörüleriyle Tanınan Meşhur Amerikalı Ekonomist Prof. Noriel Roubini: ABD MERKEZLİ KÜRESEL...
Devami
ABD'NİN İRAN'A SALDIRISI VE TÜRKİYE'NİN SINAVI
Başbakan Erdoğan'ın Amerika gezisi nasıl okunmalı? Recep T. Erdoğan'ın ABD gezisi...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4730

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR