Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün318
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10846
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108761
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746736

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182536

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AKP'YE ALLAH İÇİN BUĞZ EDİYORUM!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Dönekliklerine, ödlekliklerine ve iki yüzlülüklerine bir yenisini daha ekleyen AKP'nin ayarı iyice ortaya çıkmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görülen Leyla Şahin davasında yaptığı hain savunma, AKP İktidarının, hem art niyetinin hem de acziyetinin itirafıdır. AİHM. Savunmasıyla AKP iddialarıyla ne kadar çelişkili ve aslında hangi mahfillerle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Hem başörtüsü sorununu çözmek vaadiyle oy alıp oy alıp iktidar olacaksın... Hem "İktidar yetmez, milli mutabakat lazım" deyip ardından Ankara'ya toplanan onbinlerin tepkisine ve dolaylı desteğine kulak tıkayacaksın... Hem de kalkıp AİHM de "Başörtüsüne sınırlama getirebileceğini" savunacaksın!?. Böyle bir samimiyetsizliğe T.C. tarihinde şahit olunmamıştır!.

Bu olay aynı zamanda, AKP içinde: "Vicdanını cüzdanına, maneviyatını menfaatine tercih edecek onurlu insanlar var mı, yok mu?" sorusunun cevabını da ortaya koyacaktır...

Şimdi Allah ve Âlem şahit olsun ki:

İnancımıza ve insan haklarımıza aykırı tutum ve tavırlarından dolayı... Ülkemizin ve bölgemizin geleceğini ve güvenliğini karartan barbarlıklarından dolayı; ABD'ye, AB'ye ve AKP gibi işbirlikçilere buğz ediyorum... Bu Siyonist ve emperyalist güçleri ve şeytani girişimlerini destekleyenleri de, Allah için sevmiyorum, benimsemiyorum, bunlardan zerre kadar bir hayır beklemiyorum!..

Çünkü:

"İMANIN İKİ TEMELİ:

ALLAH İÇİN SEVMEK ve ALLAH İÇİN BUĞZ ETMEK"tir.

İman; Allah'a inanıp güvenmektir. O'na samimiyetle, teslimiyet göstermektir. İmanın iki temeli ise:

  • 1- Allah'ın hatırına; O'nun sevdiği işleri ve kişileri sevmek ve sahiplenmek
  • 2- Yine Allah'ın rızasına; O'nun dinine ve davasına hıyanet ve hakaret edenlere buğzetmek, bu gibileri beğenmemek, küfür ve kötülüklerini desteklememektir.

İslamiyet, Allah'a ve Resulüllah'a hürmet ve muhabbettir. Zaten Muhammed; İlahi Muhabbetten zuhur etmiştir. İmani muhabbet ise, Hz. Muhammed'e tabiiyettir.

Hz. Muhammed'e imanı ve ittibaı olmayanın, Allah'ı sevmek iddiası sahtedir.[1]

İşte bu muhabbet merbubiyetiyle (bağlılığıyla) "Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ı tesbih etmektedir".[2] Meleklerden böceklere, kelebeklerden semeklere (balıklara) her şey bu muhabbetle Rabbını zikretmekte, yaratılış gayesine hizmet etmektedir.

İlim ve teknolojinin gelişmesiyle, çekilen belgeseller sayesinde öğrendiğimiz ve seyrettiğimiz gibi; nasıl ki engin mavilikler sandığımız okyanusların altında, insanı hayret ve hayranlığa sevk eden binlerce çeşit su ormanları ve rengârenk balıklar ve deniz hayvanları bulunuyorsa; öylede uçsuz bucaksız gök boşluğu olarak algıladığımız semavat tabakalarında, ne ruhani zevkli âlemlerin, ne ahenkli iklimlerin, ne şevkli meleklerin bulunduğu da bize Kur'an'da ve Resulüllah'ın lisanında haber verilmiştir ve gerçektir.

Evet şu uçsuz bucaksız evrende hiçbir şey başıboş değildir, milyarlarca mahlukatın, her biri kendi âleminde ve muhabbetle Yüce Yaratanına ve yaratılış amacına ubudiyet üzerindedir.

Görmez misin ki, bütün ağaçlar devamlı kıyamda, dört ayaklı hayvanlar rükûda ve sürüngenler sürekli secde halindedir.

Hz. Mevlana'nın dediği gibi:

Leylekler "Lek-lek" diyerek "Rabbım her şey senindir, senin içindir" zikrini çekmekte.

Bediüzzaman'ın dediği gibi:

Kediler mırıldayarak: "Ya Rahim, Ya Kerim" isimlerini tekrar etmekte.

Haydar Baba Hazretlerinin ifadesiyle, İshak Kuşları, gece yarıları "Ya Hak, Ya Hak" diye ötmektedir.

Düşünen ve seven insanı bir ceviz bile cezbeye getirmektedir. Dikkatle bakınız: ceviz aynen insan beynine benzemektedir.

Kafatasımızın kalın derisi gibi, yeşil kabuğu, içinde kafatasımız gibi sert ve sağlam kabuğu, onun içinde beyin zarı gibi ceviz zarı ve onun içinde aynen beynimiz benzeri kıvrımlı ve dört parçalı ceviz kıynağı iştahımızı çekmektedir. Çünkü beynimizin ihtiyaç duyduğu "gümüş iyon" maddesi sadece cevizde bulunduğu, ilmen tespit edilmiştir. Bütün bunlara tesadüf diyen beyinsize, elbette teessüf etmek (üzülmek) gerekir.

Böyle bir iman ferasetine ve İslam faziletine sahip bir insan, herhalde herkese ve her şeye karşı ve Allah rızası için muhabbet ve şevkat besleyecektir.

Sahabenin büyüklerinden ve Arap dâhilerinden sayılan Mısır Fatihi Amr İbnül As, Mısır seferinde, bir mola sırasında kurulan çadırın üzerinde bir yaban kuşunun yuva yapıp yumurtladığını görünce, ordu harekete geçerken bu çadırın bırakılmasını ve kuş yuvasının bozulmamasını istemiş ve onun bulunduğu bölgede sonradan "Çadır" anlamına gelen Fustal şehri bina edilmiştir.

Allah İçin Buğz:

Allah'ı gerçekten sevenlerin, İslam ve insanlık düşmanlarına buğz etmesi tabiidir. Çünkü Allah, "insanın içine iki kalp koymamıştır".[3] Hem Rahmani hem de şeytani aynı kalple sevmek mümkün değildir.

Bir kuş yuvasını bozmamak ve çatlayan yumurtalardaki yabani yavruların hayatını kurtarmak için, çadırını çölde bırakan sahabe Amr İbnül As, Mısır'da zalim ve kâfirlerin ve onlara alet ve asker olan gafillerin kanını akıtmaktan ve evlerini başlarına yıkmaktan çekinmemişti...

"Ey iman edenler!.. Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları (Siyonist Yahudileri, Emperyalist Hristiyanları, din düşmanı masonları ve münafıkları sakın) dost edinmeyin... İçinizden onlara sevgi gösteren (ve destek veren) şüphesiz Hak yoldan sapmıştır"[4] ayetinin uyarısına kulak vermelidir.

Amerika ve Avrupa gibi zalim saldırganlara yaranmaya çalışan din ve devlet adamları, aslında Allah'ın zafer vaadinden ümidi kesmiş ve imanı tükenmiş münafıklar olduğunu şu ayet ne güzel haber vermektedir:

"Ey iman edenler! Allah'ın gadabına uğramış milleti dost edinmeyin.. Ki, kâfirler kabirde olanlardan ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmişlerdir)".[5]

Bu ayetin Müslümanlarla ilgili haberleri, Yahudilere taşıyan ve karşılığında onlardan meyve, yiyecek ve giyecek gibi hediyeler alan zayıf karakterli kimseler hakkında geldiği bildirilmiştir.[6]

Hatta bazı marazlı münafıklar Hak davanın karargâhına sızmakta, mümin ve muttaki rolüyle tahribat yapmakta ve özellikle, hayırlı ve başarılı dava sadıklarını dışlamaya yönelmektedir.

"Allah elçisinin yanında bulunanlara (imkân, makam gibi) bir şey vermeyin (ve sürekli köstekleyip körletin) ki dağılıp gitsinler..."[7] taktiğini gütmektedir.

Ve hele Hak bir davanın sayesinde rağbet ve şöhret sahibi olan, ama dünyalık makam ve menfaat vaatleriyle zalim ve hain güçlere yanaşan döneklere, hala muhabbet ve muavenet (yardım) münafıklık alametidir. Bunların ıslahı ve uyanması için değil de, yağ çekmek ve yarar elde etmek için bunlara ilgi ve sevgi göstermek, en azından gevşekliktir.

"Kendilerine apaçık belgeler (ve bilgiler) geldiği ve elçinin hak olduğuna şahitlik ettikleri halde, (bu) inançlarından sonra nankörlüğe (küfre ve kötülüğe) sapan bir kavmi, Allah ne diye hidayete erdirsin?"[8] ayeti bunlar içindir.

"Ey iman edenler! (Haktan ve hayır yolundan ayrıldıkları için, artık) sizden olmayanları (sakın) sırdaş edinmeyin. Onlar size zarar ve kötülükten geri durmazlar ve sıkıntıya uğramanızdan hoşlanırlar.

(Görmüyor ve anlamıyorsunuz ki) Buğzları ağızlarından dışa vurmuştur. Sinelerinde gizli tuttukları (kin ve garazları) ise daha büyüktür"[9] ayetinin, İbni Abbas Hz.leri, mümin olup ta, münafıklara sevgi besleyen ve Yahudilerle iyi ilişkiler geliştiren kimseler hakkında geldiğini söylemiştir.[10]

Evet, bu hayat bir imtihan gereğidir ve Allah (cc) herkesin içini dışa dökecek ve ayarını gösterecektir. Allah murdar (ve münafık) olanı, temiz olandan ayırt edinceye kadar müminleri, sizin durumunuzda bırakacak değildir"[11] ayeti, "Hz. Muhammed, samimi iman edenle sahte müminleri bildiğini söylüyor. Ama bizi fark etmiyor" diyen bazı münafıklar hakkında geldiği bildirilmiştir...[12]

Öyle ise:

"Şu halde, münafıklar (dine ve davaya hıyanet edip, düşmanlarla işbirliği yapanlar) konusunda ikiye bölünmenizin sebebi nedir? Oysa Allah onları kazandıkları (kötülük ve nankörlükleri) yüzünden (İslam'dan) tepetaklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını, (kendi aklınızca hidayete erdirmek mi istersiniz?"[13] ayeti de, Uhud savaşında, Hz. Peygamberimizi ve müminleri bırakıp geri dönenlere, "hüsnü zan edelim ve onları hoş görelim" diyenler hakkında indirildiğini hesaba katarak, bugün Diyalogculara ve AKP kadrolarına karşı tutumumuz yeniden gözden geçirilmelidir.[14]

Ve yine:

"Ey iman edenler! Sakın Yahudi ve Hıristiyanları dost (veli) edinmeyin... Onlar (sizin değil) birbirlerinin dostu ve destekleyicisidir. Sizden her kim onları dost edinir (aynı safa geçerse artık) kesinlikle o da, onlardandır."[15] Ayetinin "Ben tedbirli ve temkinli bir insanım, muhtemel gelişmelere ve felaketlere karşı, Yahudi ve Hıristiyanlarla dostluğumu sürdürmeyi akıllık bilirim" diyen başmünafık Abdullah bin Übeyy hakkında geldiği bilinerek bu ayetin terazisinde bir daha durumumuz ölçülmelidir.[16]

Bel'am bin Baura gibi veya Ümeyye bin Es-Sakafi gibi: "Peygamberlik bana layıktı, niye Hz. Muhammed'e verildi" diye, Hakkı bildiği ve beklediği halde, kıskançlığından inkâra sapanlar[17] hakkındaki şu ayet ne kadar ibretlidir:

"Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden (bilgi ve alametlerden) sıyrılıp azgınlığa kayan kişinin haberini anlat... Eğer biz dileseydik, Onu bununla yükseltirdik. Ama o yere (dünyaya) hevasına meyletti"[18]

"Ey iman edenler! Eğer imana (ve İslam davasına) karşı inkarı (ve din düşmanlarını) sevip tercih ediyorlarsa, babalarınız ve kardeşleriniz bile olsa, onları dost (veli-idareci-yönetici) edinmeyin!."[19] Ayeti, kafirleri değil müminleri ikaz etmektedir.

Ama bugün, ilim adamı ve dava erbabı geçinen öyle hainler vardır ki: Allah'ın dinini değiştirip dejenere etmek, Yahudi ve Hıristiyan felsefesini İslamla aynı göstermek için, şeytanın şebekesiyle işbirliği halindedir.

"Seni, bizim vahyettiğimizden başkasını (batıl ve boyalı safsataları İslam budur diye) bize karşı uydurman için uğraşırlar... (Onların bu şeytanlığına uyarsan) o zaman seni dost edinirler.."[20] ayeti sanki bugünkü diyalogcuları haber vermektedir. Ki Onu, Yahudi ve Hıristiyanlar dost edinip desteklemektedir. Çünkü O, ayette bildirildiği gibi, Allah'ın ayetlerini, Siyonistlerin keyiflerine göre eğip bükmektedir.

"Allah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne onlardan.. Bile bile yalan yere temin etmekte (İslama hizmet yaptıklarını söylemektedir)"[21] ayeti, Yahudi ve Hıristiyan emperyalistlerin dost bilip desteklediği sözde Müslüman bilginlerin, açıkça münafık olduklarını belirtmektedir. Ve bu ayet Hz. Resulüllah'ın yanında boyun büküp oturan, ama O'nun sözlerini Yahudilere ulaştıran münafık Abdullah b. Nebtel hakkında gelmiştir.[22]

Bu münafıkların en tehlikelisi ise, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi: Hak davanın merkezine sızan ve Teşkilat içinde "mücahit, kurmay" sanılan tiplerdir.

"(O münafıklar) iman eden (sadık din ve dava ehliyle karşılaşıp) bir arada bulundukları zaman: Biz de (sizin gibi bu haklı ve hayırlı dine ve davaya) inandık... derler... Ama şeytanlarıyla (ve şer odaklarıyla, Siyonist-mason ortaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında ise, şüphesiz biz (aslında) sizinle beraberiz, emrinizdeyiz... (Ama durumun gereği, müminleri idare ve) Alay ediyoruz"[23] ayetinin:

"Bakıp öğrenin, ben beyinsizleri nasıl idare ediyorum" diyerek:

Ebubekir Sıddık'ın elinden tutup: Bu zat Resulüllah'ın en şerefli arkadaşı mağara yoldaşıdır!.."

Sonra, Hz. Ömer'in koluna girip:

"Bu yiğit insan var ya; dininden asla taviz vermeyen, Hak ile Batılın arasını ayırt eden kahramandır..."

Ardından da Hz. Ali'ye yanaşıp:

"Ey Resulüllah'ın damadı ve en yakın adamı, ey Allah'ın arslanı, merhaba!.." deyip ayrılan ve kendi avanesine, "gördünüz mü, işte bunları böyle aldatıp oyalayacaksınız!?..." anlamında sözler konuşan meşhur münafık Abdullah b. Übeyy'in bu davranışı üzerine geldiği rivayet edilmiştir.[24]

"Ey iman edenler, hep birden silme (İslam dinine ve barış düzenine) girin (ve İslamiyet'e tamamen teslimiyet gösterin)"[25] ayetinin Yahudi âlimi iken, Müslümanlığı seçen Abdullah b. Selam ve arkadaşlarının Müslüman olduktan sonra da, bazı Tevrat hükümlerini uygulamaya devam etmeleri ve "Bizim her iki şeriate de uymaya gücümüz yeter" demeleri üzerine geldiği[26] hesaba katılırsa "Dinlerarası Diyalog" veya "Ortak İbrahimi Din" gibi safsataların nasıl reddedildiği de ortaya çıkmaktadır.

Küfür cephesinin zahiri hâkimiyet ve galibiyetine aldanıp umutsuzluğa kapılan ve İslam davasından kopanlarda, şu ayetin muhatabıdır:

"Küfür (ve nankörlük) edenlere deki: Yakında mağlup olacaksınız, (Dünyada rezil olduğunuz gibi ahirette de) cehenneme atılacaksınız."[27] ayetinin, Tevrat'ı ve peygamber efendimizin sıfatlarını çok iyi bilen bazı Yahudilerin, Bedir zaferinden sonra Müslüman olmayı düşündükleri ama hele biraz daha bekleyip düşünelim diyerek, Uhud savaşında Müslümanların yenildiğini görünce vazgeçmeleri üzerine geldiği[28] dikkate alınırsa; Hak ve hakikate ve ahirete göre değil de, dünyalık neticelere göre hareket edenlerin, nasıl sapıttıkları, daha kolay anlaşılmaktadır.

AKP'nin AİHM. Başörtüsünün aleyhinde tavır alması, bakalım "AKP içinde vicdanını cüzdanına tercih eden milletvekili ve yetkili" kimselerin, mert ve net tavırlarını ve taraflarını ortaya koymalarına sebep olacak mıdır?

Hükümet'in başörtüsü konusundaki tavrı, umarız AKP içindeki rahatsızlığı isyana dönüştürür. Geçtiğimiz hafta Ankara'da onbinlerce kişinin katıldığı başörtüsü mitingini görmezden gelen, AİHM'deki Leyla Şahin davasında başörtüsü yasağını savunan Hükümet'e AKP içinden de sert tepkiler başlamıştı. AKP Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, "Hükümet Anayasa'ya aykırı hareket ediyor" derken, AKP G. Antep milletvekili Nurettin Aktaş, "AKP'nin daha fazla iktidarda kalacağım diye resmi görüşe ayak uydurması milli iradeyle çelişiyor" diye çıkışmıştı. AKP Maraş milletvekili M. Ali Bulut ise sıkıntılarını, "içimize sinmiyor, huzurlu değiliz" seklinde açıklamıştı.

Geçtiğimiz hafta resmi kayıtlara göre atmış beş bin kişinin katıldığı ve gerçek toplumsal mutabakatı gözler önüne seren büyük mitinge rağmen aradan geçen sürede hükümet başörtüsü mağdurlarının beklentilerine cevap verecek herhangi bir adım atmadı. Sorunun çözümü konusunda tek şartın "toplumsal mutabakat olduğunu sık sık dile getiren Hükümet'in bunun aksine AİHM'deki Leyla Şahin davasında başörtüsü yasağını laiklik gereği olarak tanımlaması bakalım bardağı taşıran son damla olacak mı? Yoksa kuru sıkı şov olarak kalacak mı?



[1]  Ali İmran: 31

[2]  Saf: 1

[3]   Ahzab suresi

[4]   Mümtehine: 1

[5]   Mümtehine: 13

[6]   El-Vahidi-Eshabı Nüzul. Sh:354

[7]   Münafikun: 7

[8]   Ali İmran: 86

[9]   Ali İmran: 118

[10]  Suyuti.Ed-Dürr-2/66 - İbni Cerir.4/40

[11]  Ali İmran: 179

[12]  Mürsel Hadistir

[13]  Nisa: 88

[14]  Buhari Hac: 1884

[15]  Maide: 51

[16]  Mürsel Hadistir. İbni Cerir 6-177, Suyuti Ed Dürr 2/291

[17]  Nesai Tefsir: 212

[18]  Araf: 175-176

[19]  Tevbe: 23

[20]  İsra: 73

[21]  Mücadele: 14

[22]  Mürsel Hadistir. Ed-Dürr 6/176

[23]  Bakara: 14

[24]  Eshabı Nüzul-El Vahidi-Necati Tetik Tercümesi. İhtar Yayıncılık. 2. Baskı 1997. İst. Sh. 20-21

[25]  Bakara: 208

[26]  İbni Cerir 2/189

[27]  Ali İmran: 12

[28]  İbni Kesir


Bu yazarin diger makaleleri

DARWINİZMİN YIKILIŞI, HAK DİNİN YÜKSELİŞİ!
  DARWİN'İN DÜDÜKLERİ: Radikal Gazetesi, Harun Yahya eserlerinin bir tanıtım ilanını...
Devami
TÜRKİYE KUŞATILMIŞTIR VE TARİHİ HESAPLAŞMA KAÇINILMAZDIR
Türkiye’nin, “PKK ile barışma” perdesi altında bir “ayrışma” sürecine doğru...
Devami
SAKIN HA!.. (ŞİİR)
  SAKIN HA!..          İşlediğim bunca, günaha rağmen Hâlâ lütfediyor; Rahim,...
Devami
BİR AYET BİN HİKMET
  "Muhakkak ve mutlaka; Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar; ve...
Devami
KEŞKE!
Çevremizdeki, ülkemizdeki ve bölgemizdeki olaylara ve sebep olanlara bakıyor da...
Devami
AHMET HOCAMIZDAN HİKMET DERSLERİ
v Allah’ın taksimine, yani hayır ve şerden kısmetine razı ol...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4640

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR