Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1356
mod_vvisit_counterDün9526
mod_vvisit_counterBu Hafta20759
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay10882
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16785237

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 02 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12194188

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AMERİKAN GEZİSİNİN, KAHRAMAN GAZİLERİ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Akşam'dan Y. Pekşen'in dediği gibi:

‘Aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmedi.'

Başbakan'ın yalvar yakar yaptığı Beyaz Saray ziyareti ile işte bu atasözünün tipik bir örneği yaşandı.

Beyaz Saray'dan randevu almak kolay olmadı. Başkan Bush hep ağırdan alıyordu. Önce uyduruk bir İsrail Gezisi ayarlandı... İsrail'e 1 milyar dolarlık askeri malzeme siparişi verilince, Yahudi Lobisi sayesinde Başkan Bush'un direnci kırıldı..

 

İki liderin tam yarım saat (sayıyla 30 dakika) görüşeceği açıklandı. Sonra bu süreç, bizim yalaka medya tarafından "yaklaşık bir saat"e çıkarıldı. Önceki zirvelerden biliyorduk ki, bu görüşmelerin en az 10 dakikası protokole ayrılacaktı. Hal-hatır sorma, ne içerdiniz faslı, hediye değiş-tokuşu, çoluk-çocuk nasıl, oğlanın eli para tuttu mu... Tarzı Teksas muhabbetleri tekrarlanacaktı.

Geriye 20 dakika kalmaktaydı. Bunun 10 dakikası Bush'a, 10 dakikası Erdoğan'a ayrılmıştı.

Bizim Başbakan'ın Türkçenin slogan lehçesinden başka bir dil bilmediğini de hesaplarsanız, konuşmaların çeviriye muhtaç olduğu açıktı. 10 dakikanın yarısı da çeviriye ayrılınca kalan sadece 5 dakikaydı...

Bu süre içinde görüşülecek konuları da müsaadenizle sayayım:

Irak Savaşı sırasında ortaya çıkan Türkiye-ABD gerginliği, İncirlik rüşveti, Kıbrıs, PKK sorunu ve AB meselesi...

Bizimkiler dosta-düşmana ayıp olmasın diye ‘Beraber bir öğle yemeği yensin' diye yalvarmışlardı..

Ancak Başkan Bush'un, boş işlere zamanı yoktu...

Annesinin 80. doğum günü kutlamasına mutlaka katılması gerekiyordu.

Sonunda Başbakan'ın uçağına aldığı 10 ve almadığı 30 kadar gazeteci (toplam 40 kişi) işte bu 5 dakikayı anlattılar günlerce... Oysa bu 5 dakikanın bir kısmı da "At sineği" kovalamakla geçmişti...

Aslı Aydıntaşbaş'ın "atsineği" ile ilgili haberi şöyleydi; "Oval Ofis'teki hava ‘olumlu'. Güllük gülistanlık değil ama ‘yapıcı.' Bir noktada odaya devasa bir at sineği giriyor. Bush bir espri patlatıyor: ‘Kusura bakmayın, kafesinden kaçmış!' Ardından önce Rice, sonra da Gül elindeki not defteriyle öldürmeye çalışıyor. Sonunda başaran Gül oluyor. Sinek yere düşüyor. Ancak yerden alıp çöpe atan da Bush oluyor!.

İki tarafın umudu, sinekle mücadelenin ikili ilişkilerin geleceği için bir metafor olması.

Oysa Nuray Başaran bu geziden günler önce, Başkan Bush'un 5 dakikalık görüşme sonrası yapacağı basın açıklamasını bile yazmıştı:

Beyaz Saray kaynaklarından alınan bilgiye göre Bush, Erdoğan'dan herhangi bir talepte bulunmayacak. (Sadece Kıbrıs'ta bir üs, Suriye ve İran'a karşı destek ricasını hatırlatacak.) Görüşme talebi Türkiye'den geldiği için, öncelikle dinleyecek. George W. Bush şu görüşleri aktaracak:

●Türkiye bizim için çok önemli bir ülke. Uzun süren ve devam eden müttefiklik ilişkilerimiz vardır.

●Müslüman çoğunluğa sahip olup da laik olan örnek bir ülkesiniz. Sizi Ortadoğu'ya model yapmak lazımdır.

●Irak'ın demokrasi yoluna girip, istikrara kavuşması dünya için çok önemli. Fakat demokratik ve istikrarlı Irak, asıl sizin için çok önemli olmalıdır. Hem komşunuz, hem de potansiyel ekonomik ortağınızdır.

●Irak'ın komşuları, ortak gelecek için çalışmalıdır. Öncelikle de Suriye ve İran sınırlarını kapatmalıdır.

●ABD, Türkiye'yi hep destekledi ve desteklemeye de devam edecek. Çünkü sizi Batı'da görmek istiyoruz.

●Artık SSCB yok ama Kafkaslar'da ve Balkanlar'da tehlikeli gelişmeler olmaktadır.

●İran Türkiye'ye karşı nükleer silah yapmaktadır.

ABD, PKK'nın Stratejik Ortağıdır

Bush'un öfkesini yatıştırabilmek için ABD yönetiminin isteği doğrultusunda AKP; Meclis'ten geçirdiği bir tezkere ile Türk askerini Irak'a gönderme kararı aldı. Barzani bu karara çok kızdı. "Hayır!" dedi ve ekledi:

"Türk askeri Irak'a ayak basarsa silaha sarılırız, kan gövdeyi götürür!"

Erdoğan'ın ısrarla "Stratejik Ortağımız" dediği Bush, Barzani'den ve arkasındaki İsrail'den korktu ve Ankara'ya dönüp, "Türk askerinin Irak'a girmesine gerek kalmadı!" deyiverdi. Bu durumda ABD, Irak'ın kuzeyinde yeni bir Devlet Kurmuş olan Barzani ile mi "stratejik ortak", yoksa Türkiye ile mi? Yine Türkiye ABD'den Kandil dağlarındaki 6 bin PKK militanına karşı operasyon talebinde bulundu. Türkiye'ye "Stratejik ortağız" diyen Bush, "Şu aşamada PKK'yla silahlı müdahale edemeyiz!" cevabını vermedi mi?

Peki bu durumda Bush; 6 bin PKK militanını, 75 milyon nüfus, 500 bin askere sahip NATO'dan da müttefiki Türkiye'ye tercih etmiş olmuyor mu? Yani Washington Türkiye ile değil PKK ile stratejik ortak değil mi?

Org. İlker Başbuğ'un sözleri de baş ağrıtıcıdır!

WASHINGTON'daki Amerikan-Türk Konseyi'nin paneline katılan Başbuğ: "PKK'nın terör listesine alınması yetmez. Şu ana kadar, örgüte karşı aktif eyleme geçilmemiş olması düşündürücüdür. Terörist örgüt dış destekten mutlaka mahrum bırakılmalı ve başarı ümidi yok edilmelidir. Bu konuda Türkiye, ABD'li dostlarından, şimdikinden daha fazlasını beklemektedir" diye sızlandı.

İran'ın nükleer hazırlıklarına asla kayıtsız kalmayacaklarını açıklayıp, Amerikancılığını ortaya koyan, ama İsrail'in korkunç boyuttaki nükleer yığınaklarını ağzına almayan Org. İlker Başbuğ'un "Kafa tutuyor görüntüsüyle ‘Amerika Türkiye'de puan kaybediyor. Toplumun kabaran havasını indirecek ve Amerikan çıkarlarını devam ettirecek bazı demeçler verin" anlamındaki bu yaklaşımına karşı, ABD'li General:

Şu An Mümkün Değil! Cevabını verdi.

ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Org. Pater Pace, Irak'ta direnişçiler ile mücadele durumundaki ABD'nin PKK'ya karşı eyleme geçme konusundaki kesin bir tarih vermenin şu an için mümkün olmadığını söyledi.. Pace Türk-ABD ilişkilerindeki iniş-çıkışlar için de: "Evliliklerde karı-kocanın birbirine çok değer vermesine rağmen zaman zaman anlaşmazlıklar ortaya çıkabiliyor" ifadelerini dile getirdi. Org. İlker Başbuğ'un yüzüne karşı Türkiye'yi nikâhsız bir dost gördüklerini ifade etti!

Şer çetesi İş Başında

Türkiye'nin Suriye ile ilişkileri Erdoğan'ın ABD ziyareti ile yeni bir boyuta taşınıyordu. Rusya ve Çin'in Suriye ile yakınlaşmasında gözle görünür bir artış yaşanırken, bölgede başlayan hareketlilik ABD'nin yakın zamanda bölgeye müdahalede bulunacağının işaretlerini veriyordu. Rusya; ABD'nin bölgedeki faaliyetlerine karşılık, Suriye'nin daha güçlü olması için kendisine olan 8 milyar dolarlık borcun 5 milyar dolarını sildiğini belirtiliyordu. Rusya'nın bu jesti; bölgedeki güç savaşlarının göstergesi olarak algılanıyordu.

Büyük Ortadoğu Planı'nı adım adım hayata geçiren ABD Başkanı Bush'un Afganistan ve Irak'tan sonra ilk hedefi Suriye gibi gözüküyor. Suriye'ye olası bir operasyonun pek çok belirtisi ortaya çıkmaya başladı. Uzun süredir böylesi bir operasyonun alt zeminini oluşturmak için ABD'nin bölgedeki faaliyetleri sürüyordu. ABD, ajanları vasıtasıyla içerdeki muhalif hareketleri yönlendirirken, rejim üzerinde yoğun bir baskı oluşturmaya çalışılıyor. Diğer yandan da civar ülkelerden stratejik olarak yararlanmak için ABD baskı mekanizmasını her yönüyle kullanıyor.

Dolayısıyla Başbakan Erdoğan'ın Başkan Bush ile yaptığı görüşmede bu konunun ele alındığı sanılıyor. Özellikle son dönemlerde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve ardından Başbakan Erdoğan'ın Suriye'ye yaptığı geziden rahatsızlığını gizlemeyen ABD, Başkan Bush ile görüşme dâhil her platformda Suriye ile ilişkilerde mesafe konulması için baskı yapıyor..

Bush'un Suriye'ye yönelik operasyon hazırlığının pek çok belirtisi de iyice gün yüzüne çıktı. Türkiye-Suriye sınırında bulunan Kamışlı'da daha önceki Arap-Kürt çatışmasından sonra yine Kürt grupların olay çıkarması bölgede CIA'nın yoğun faaliyet gösterdiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Diğer yandan ABD'nin sürekli Suriye'yi nükleer füze bulundurmakla suçlaması bir yana; İncirlik Üssü'nden sonra Kıbrıs'ta üs konusunda yoğunlaşması, Suriye'nin ilk hedef olduğunu ortaya koyuyor. Bush'un Erdoğan ile yapacağı görüşmesinde İncirlik Üssü'nün kullanımının yeterli olmayacağı, diğer üs ve limanların da tam olarak kullanımını talep edeceği vurgulanıyor.

Çin ve Rusya'dan Suriye'ye destek!

ABD'nin bölgede olası operasyon için destek aramasına karşılık; Çin ve Rusya'da Suriye ve İran'a destek veriyor. Rusya'nın, Suriye'nin kendisine olan 8 milyar dolarlık borcun 5 milyar dolar gibi büyük bir rakamını sildiğini belirtiyor. Kalan 3 milyar doların da Suriye'nin istediği yöntem ile ödeneceği vurgulanıyor. Diğer yandan gerek Rusya gerekse Çin'in de Suriye'ye olan resmi ziyaretlerinin arttığı gözleniyor.

Bakü-Ceyhan Boru Hattı'nın açılması da Suriye Rusya ilişkilerinin ilerlemesine yorumlanıyor. Bu arada İsrail kaynaklarına göre Suriye'nin Rusya'dan parçalar halinde güdümlü füzeler ve uçak savarlar dâhil olmak üzere silah alımının sürdüğünü belirtiyor. Suriye'nin güçlü olması İsrail açısından büyük tehdit oluşturduğundan, ABD'nin öncelikli hedefleri arasında yer aldığı, dolayısıyla İran'dan önce Suriye'ye yoğun bir baskı yapıldığı anlaşılıyor...

Parayı veren Soros

Avusturya Kriz Yardım ve Dayanışma Gelişim İşbirliği, Viyana Erdberg bölgesinde bulunan Suriye Büyükelçiliği'nin bir grup Suriyeli Kürt tarafından basıldığını bildirdi. Suriyeli Kürtlerin önde gelen dini liderlerinden Şeyh Maşuk el-Haznevi ile üç Suriyeli Kürdün öldürülmesini protesto amacıyla yapıldığı sanılan eylemde, elçilikte bulunan Suriye bayrağı indirilerek yerine Suriyeli Kürtlerin bayrağı çekildi. Suriye Kürtlerinin giriştiği protesto eylemini Avusturya polisi de onaylıyor. Bütün bunların Soros tarafından finanse edildiği biliniyor.

Soros TESEV'in Danışma Kurulu Toplantısına katıldı

Baş danışmanlığını yaptığı Quantum Fonu'nun yatırımcılarıyla birlikte İstanbul'a gelen ABD'li ünlü spekülatör George Soros, Türkiye'de Açık Toplum Enstitüsü ile birlikte sosyal projeler yürüten TESEV'in İstanbul Modern Sanat Müzesi'ndeki toplantısında yer aldı. Toplantının katılımcıları arasında bulunan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, TESEV'in Danışma Kurulu toplantısı yapılacağını belirtirken, TESEV Başkanı Can Peker de Türkiye ile ilgili konuları konuşacaklarını söyledi. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantıyla ilgili gazetecilere bir açıklama yapılmadı.

Türk basının büyük kısmına göre, Erdoğan-Bush zirvesinde gerilim bitti, ‘ortaklık' teyit edildi. ABD ve Avrupa medyası ise, ‘sorunlar çözülmedi' diyor.

İşte Türk Basınından seçme saçmalıklar

AKŞAM= ●Görüşmede Türkiye'nin ilk kez BOP'a açık destek vermesi öne çıkarıldı. Başbakan'ın ‘Geleceğe doğru güvenle yürüyeceğiz' sözü vurgulandı.

SABAH= ●‘İstediğini aldı' manşetiyle görüşmenin sonucuyla ilgili en iddialı yorumu yaptı. Erdoğan'ın yeni bir dönemin adımlarını attığı ifadesini kullandı.

MİLLİYET= ●Erdoğan ve Bush'un yeni başlangıç için anlaştığı yorumu ‘ABD ile sil baştan' manşetiyle verildi. Anti-Amerikancılıkla mücadele edileceğini yazdı.

HÜRRİYET= ●‘Ortaklığımız teyit edildi' başlığını kullandı. Görüşmenin sonucunu Erdoğan ve Bush'un açıklamalarına dayanarak yorum katmadan yazdı.

ZAMAN= ●Zirve sonucunu çok başarılı olarak sundu. ‘Stratejik ortaklık canlanıyor' başlığı altında ‘Beyaz Saray'ın içi de dışı da sıcaktı' ifadesi kullanıldı.

İşte Yabancı Basından ABD Gezisi:

The Washington Post= ●Başkan Bush'un Türkiye'yi demokratik müttefik olarak övdüğünü, ancak Erdoğan'ın PKK ile ilgili taleplerini karşılamadığını açıkladı.

Herald İnternational Tribune= ●‘Türkiye ile toplantıda övgü ve soğukluk' yorumunu yaptı. İki ülkenin Suriye konusunda gizlice uzlaştığını yazdı.

Lefigaro= ●Batı basınında Bush-Erdoğan zirvesinin sonucuna en olumlu bakan gazete oldu. İki liderin anlaşmazlıkları ‘gömdüğünü' ve Bush'un Erdoğan'ın yüzüne güldüğünü anlattı.

The Washington Times= ●Haberi ‘Bush, Kürtlere yardım etmeyecek' başlığıyla verdi. Suriye konusunda ise gerginliğin arttığını öne sürdü.

AFP= ●Erdoğan ve Bush, Irak'la oluşan görüş ayrılıklarını aşmak için isteklerini dile getirdi. Görüşme masasında kritik konular da tartışıldı. Ama ciddi bir sonuca ulaşılamadı.

Bu Nasıl Bir Ruh Halidir?

Evet, Umur Talu'nun dediği gibi Başbakan bir tercih yaptı. Bu Siyasi, bölgesel, küresel, stratejik bir seçimdir. O, artık, bilerek, kendi iradesiyle, ABD'de şu anda etkili olan Siyonistlerin bölgemize ve ülkemize biçmek istediği donu benimsemiştir. Milli Gömleğini çıkaranlar şimdi kirli roller üstlenmiştir. Bölgede ABD hegemonyasının kurumsallaşmasına... Ne pahasına olursa olsun; bütün haksızlıklarına ve yanlışlıklarına rağmen İsrail'in savunulmasına dönük direktifleri de kabul etmiştir.

Bu AKP iktidara "halk iradesiyle" geldiğini söylemektedir. Gerçekten "halk iradesi" bu yönde midir? Hakikaten, AKP'ye oy vermiş seçmeni, kendi oylarıyla seçtiği, tek başına iktidar yaptığı, yasaklı olmaktan çıkardığı bu heyete ve o lidere böyle bir vekâlet verilmiş midir? Sahiden, günü kurtarmak, büyük, güçlü, mağrur, küstah müttefik karşısında tövbekâr olmak için yapılan manevralar, verilen sözler, çekilen yağlar, şu Bush vesair dalkavukluğu Türkiye'nin geleceğini, ruhunu, vicdanını bağlasın diye, halkın açık çeki var mıdır?

"Türkiye'nin ABD'nin vizyonunu ve stratejisini paylaşmasından ve desteklemesinden daha doğal bir şey olamaz" diyen bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ı ne dediğinin farkında mıdır? Normal, doğal, olağan nedir diye bir nefes alıp düşünmüş müdür? Uluslar arası hukuk olmadan bir ülkeyi işgal etmek mi doğaldır? Bir ülkeyi işgal edebilmek için olmayan silahları varmış gibi yalan uydurmak mı normaldir? Kafa kesiciler bir yana, kendi topraklarından işgalciyi çıkarmak isteyen herkesi terörist saymak mı olağandır? Cenevre hukukunu hiçe sayan sorgular, aşağılayıcı muamele ve işkenceyi mübah görmek de mi doğaldır? Türkiye "medeniyet, demokrasi, özgürlük" yaftalı zulüm projesinin bu despotluğunu, bu kokuşmuşluğu da mı paylaşıyor, destekliyor ve doğal görüyor?

Tayyib Erdoğan: "Rejime ve toprak bütünlüğüne yönelik büyük tehdit altında bulunan Türkiye'yi Truman doktrini ve Marshall yardımıyla şemsiye altına alan da ABD'dir" diyecek kadar küçülüyor!...

Abd ziyareti öncesi başbakan kabinede yeni bir revizyon gerçekleştirmişti.

( Sesar - Analiz - 3 HAZİRAN 2005)

Bundan Sonra Ne Olacak?

Recep Tayyip Erdoğan, ne yaparsa yapsın içeride ve dışarıda kendisine karşı yoğunlaşan kuşku bulutlarını dağıtabilecek anahtarlara sahip değil. Bu yoğun kuşku bulutlarını hatalı kabine revizyonları ile daha da karartan Başbakan'ın (aslında Eş Başbakan demek daha doğru) elinin kuvvetlenmediğini, tersine zayıfladığını söylemek mümkün. "Başbakanlığımı pekiştireyim" derken aldıklarından daha fazlasını vermek durumunda kalacağını tespit etmek gerekir.

Koalisyonların koalisyonu AKP'de Eş Genel Başkanlar arasındaki güven bunalımı daha da artacaktır. İçi çürümüş, ama örseleyen olmadığı için sağlam gibi duran büyük bir karpuz misaline dönen AKP'de iç ayrışmaları dışa yansıtacak bir süreç başlamıştır.

AB'deki referandum sonuçları Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun AB programının getirilerini sıfırlamıştır. O nedenle danışmanlarının "hemen ABD'ye dümen kıralım" tavsiyesini realize etmeye çalışmaktadır.

ABD tarafından "ne yapacağı kestirilemez kişi" olarak nitelendirilen Başbakan'ın, kendisini bu ülkeye kabul ettirmek için vermeyi düşündüğü tavizler paketinin içeriği ise "Milli Güvenlik Sorunu" teşkil edecek cinsten.

Başbakan netameli hale getirdiği tüm konuları Abdullah Gül'e devretme (Ali Babacan'ın Başmüzakereci seçilmesi) alışkanlığı sürmektedir. İçteki ve dıştaki tüm önemli aktörlerce deşifre edilen Başbakan'ın görüşmelerinde ve ilişkilerinde karşılıklı güveni tesis edecek bir derinliği yakalaması hayli zor görünüyor.

ABD'nin ve devletin çekirdeğinin AKP'ye güveninin eksilerde olduğunu da bu resme eklersek durumun Recep Tayyip Erdoğan açısından vehametini hepimiz tasavvur edebiliriz.

Bütün bunlardan sonra, sonuç olarak çıkarılabilecekler:

Recep Tayyip Erdoğan, AB sürecini (sonucu belli olduğu halde) kendisini yıpratacak hale getirmiştir.

Parti ve kabine içi dengeleri imha etmiştir.

Başbakanlığın Eş Genel Başkanlara ait olmadığını gösterme çabası güç transferini gerekli kılmıştır. Bunun içinse bir taviz paketi hazırlanmış ama bu da Milli Güvenlik Sorunu olarak görülmeye başlanmıştır.

AKP hükümetinin devamı için Genelkurmay Başkanı Özkök (20 Nisan konuşması) ve İkinci Başkan Başbuğ (tam bağımsızlığı tartışmaya açma beyanatı) neredeyse önderlik yapar hale gelmiş ve Recep Tayyip Erdoğan, askerin açtığı yoldan ABD'ye gitmeye çalışmak gibi bir pozisyonda kalmıştır.

Bu durumun devletin çekirdeğinde de bir sarsıntıya yol açtığını ve AKP'nin bundan çok etkileneceğini ayrıca belirtmek gerek.

İtina ile taşınan AKP vazosu, popülerliğinden yararlanılarak, "içgüveysi" mantığıyla, "siyasi bir jön" olarak yönetmenlerce oyuna sokulan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kırılmıştır.

 

İşte hıyanetin belgesi....

 

Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin "Türkiye" başlıklı bölümünden aynen alınmıştır:

"Presidency Conclusions"

Madde: 23.."...müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini... Müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına onay alınmıştır....

 

 


Bu yazarin diger makaleleri

BÜYÜKANIT TARTIŞMALARI NEYİN KANITI?
  Erbakan ve Milli Görüş aleyhindeki tüm kumpasların ve oluşumların...
Devami
ZİLLET VE ZAAFİYET PSİKOLOJİSİ
  Kendilerini hor ve hakir görenlere hürmet etmek... Zengin ve...
Devami
AKP ELİYLE EKONOMİNİN İFLASI
  Münafık Ekonomisi ıÜüDeğişim Dinamikleri Yönetim Merkezi geleneksel iftar yemeğine...
Devami
İRAN'A SALDIRI HAZIRLIĞI VE AKP'NİN AYMAZLIĞI
İran'dan gelecek saldırı tehlikesi bahanesiyle, ülkemizde ve İran'a yakın bölgemizde...
Devami
GAYRİ MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERİN NUMAN AŞKI!
SP'deki genel merkez kurmaylarından il başkanlarına, artık "Adil Düzen'den ve...
Devami
ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ'A YÖNELİK BOŞBOĞAZLIKLAR VE REJİM KRİZİ UYARILARI
Yüksek Askeri Şura yaklaştıkça ortaya yine çok tartışmalı bilgi ve belgeler...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3990

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR