Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün7110
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta38475
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay28598
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16802953

IP'niz: 18.234.255.5
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200451

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ÖNEMLİ RÖPORTAJ: PATRİKHANE, TRUVA ATIDIR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Ahmet Akgül Hocamızla "Ekümenik patrikliği ve Hıristiyan Mahkemesi" üzerine; çıkacağı Avrupa seyahatı hemen öncesinde ve zaman darlığından biraz da aceleyle şu röportajı gerçekleştirdik.

   Milli Çözüm: Değerli Hocam, Ekümenik nedir ve Fener Rum Patriği Bartelemeo'nun Kilise şeriatına göre İstanbul'da Mahkeme kurup evrensel kararlar vermesi ne anlama gelmektedir?

   Ahmet Akgül: 1700 yıldır Fener Rum Patrikhanesi ilk defa bu çapta önemli, etkili ve tehlikeli bir icraat gerçekleştirmiştir.

 

   Ekümenik; Evrensel patrikhane; yani Yahudilerin Siyonizm'inin karşılığı, evrensel Hıristiyanlık hâkimiyetidir. Ve bunun temeli İznik konsilidir ve tüm İncillerin son şeklinin resmileştiği ve bütün Hıristiyanlık mezheplerinin temsil edildiği bir harekettir. Çünkü bütün Hıristiyanlarca, İznik Konsili'nin Ruhul Kudüs tarafından yönetildiğine inanıldığından, Ekümenik patrikhane kararına karşı çıkmak küfürle eşdeğer kabul edilir. Oysa 325 den bugüne Fener Rum Patrikhanesi asla ve kata Ekümenik sıfatı kazanmamıştır. 1700 senedir Rumlar dışında Sırplara, Ruslara, Ermenilere, Süryanilere, kıbtilere tek bir papaz değil hademe atadığını gösteren bir belgeye dahi rastlanmamıştır.

   Biz Cumhuriyet devrimiyle Şeyhul İslamlığın karşılığı olan Diyanet Reisliğini Ankara'ya taşıdığımız gibi; aslında Patrikhaneyi ve Yahudi Hahambaşılığını da Ankara'ya aktarmalıyız ve Lozan'daki statüsünü korumalıyız. Bunların ille de İstanbul'da bırakılmasının altındaki gizli ve kirli hesapları boşa çıkarmalıyız.

   Bunun yanında Koca bir İmparatorluğunu yitiren ve bir avuç Anadolu'ya mahkûm edilen bir millete bütün bunları, bayram diye yutturan bir zihniyeti sorgulamalıyız!

   Atatürk ve TBMM İsmet ve Rıza Nur'u Lozan'a gönderirken üzerinde değil taviz verilmesi hatta gündeme bile getirilmesine izin verilmeyen iki konudan birisi "Fener Rum Patrikhanesi'nin yurt dışına çıkarılması" dır.

   Atatürk Nutkunda: Patrikhaneyi "Hıyanet ve nifak merkezi" olarak nitelemiştir. Çünkü Osmanlı'nın son döneminde Balkanlarda yaşanan, ama maalesef tarih kitaplarımızda bile yer almayan "Balkan katliamlarının" organize edicisi patrikhanedir. Ve tam bir Truva Atı ve hıyanet odağı haline getirilmiştir.

   Ama Lozan'da İngiltere ve Amerika'nın dayatmasıyla ve sadece Türkiye'de yaşayan Rumların dini ihtiyaçlarını sağlamak şartıyla Türkiye'de bırakılmıştır.

   Ve maalesef, Atatürk'ten sonra, Milli Çizgimiz kırılmıştır. Ve zaten Atatürk de, Siyonist hainlerce zehirlenip devre dışı bırakılmıştır. Atatürk'ten sonra İsmet İnönü, Celal Bayar, Menderes, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan, maalesef hep naynı karanlık gidişatın taşeronları konumundadır.

   Milli Çözüm: Hocam, Bizim Şanlı Kurtuluş Savaşımızın fiilen başlangıç tarihi olan, Ermenilerce ise "soykırımı anma günü" olarak açıklanan, 19 Mayıs gününde bu Mahkemenin İstanbul'da kurulması hangi amaçlara yöneliktir?

   Ahmet Akgül: Elbette bu sinsi ve şeyani girişimin, hem de 19 Mayıs günü gerçekleştirilmesi ve İstanbul'da Hıristiyanlık Şeriat mahkemesi kurup, yargılama yürütmesi sıradan bir olay değildir.

   Daha önce, Konya'daki Kudüs Mitingi; "şeriatçı bir gelişme göstergesidir" gerekçesiyle girişilen 12 Eylül'e övgü düzenler...

   28 Şubat öncesi Başbakanlıkta din adamlarına yemek verilmesini irtica tehlikesi sayıp, Refah-Yol'un devrilmesine öncülük edenler, bugün bu Hıristiyan Şeriat Devleti icraatları karşısında niçin suskun ve puskun haldedir?

   1946 yılında, ABD Başkanı Truman'ın İsmet İnönü'ye telefon açıp, "İstanbul'daki Fener Patriğini istifa ettirin ve özel uçağımla göndereceğim yeni patriğe nüfus cüzdanı verin!" talimatını, Sn. Lozan kahramanı baş göz üstüne kabul etmiştir.

   Oysa Lozan'a göre, Fener Patrikhanesi, bir Yunanlı Rum çocuğu bile vaftiz yetkisine sahip değildir. Sadece Türkiye Ortodokslarına dini hizmetle görevlidir. Bu gün İstanbul'da Bartelemeos'un Hıristiyan Şeriat Mahkemesi açıp Kudüs Patriğini yargılayıp görevinden alması, CIA ve MOSSAD'ın organize ettiği ve Bartelemeos'yu resmen ve fiilen bütün dünya patriklerinin "Ekümenik ve etkin lideri" havasını yaratmak ve Türkiye'ye karşı bir baskı unsuru olarak kullanmak üzere tertiplenen bir mizansendir.

   Çünkü İstanbul'a gelenler içinde, aslında ne Antakya, ne İskenderiye, ne Rusya Patrikleri de görülmemiştir. Ama o bölgelerden birer temsilci getirtilip böyle bir oyun sergilenmiştir.

   ABD'ye yön veren Siyonist mahfiller, özellikle 200 milyon Ortodoks'un yaşadığı Rusya'yı, patrikhane eliyle hizaya getirmek hevesindedir ve Türkiye'nin tabii ve tarihi potansiyel gücünü eritip bitirmek ve Büyük İsrail hedefini gerçekleştirmek niyetindedir.

   Milli Çözüm: Peki Hocam, Fener Rum Patriği'nin böylesine bir gayret ve cesareti nereden kaynaklanmaktadır?

   Ahmet Akgül: Fener Rum Patriği Bartelemeo'yu BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın resmen davet edip çağırması, Resmi Devlet Başkanı statüsünde karşılanması ve çok önemli birkaç Amerikan Devlet Başkanı'na reva görülen altın şeref madalyası takılması, Avrupa'ya götürülüp ayakta alkışlanması, hep Onu kullanmak isteyen malum güçlerin bir projesidir. Bartelemeo, vatana hıyanetle suçlanıp yurt dışına sürülen ve Turgut Özal'ın gafletiyle bağışlanıp tekrar geri getirilen ve dış güçlerin (ABD, AB ve İsrail'in) talimatıyla hareket eden bir kukla hükmüdedir.

   Milli Çözüm: Peki AKP iktidarı, bu hıyanet girişimlerine karşı neden böylesine tepkisiz ve etkisiz görülmektedir?

   Ahmet Akgül: AKP, zaten önce, Laytlaştırılıp Milli Görüşten koparılarak ve bu hıyanetlere göz yumma, hatta zemin hazırlama şartı koşularak iktidara getirilmiştir. Şöyle bir hatırlayalım:

   Mehmet Ali Şahin Fatih Belediye Başkanı iken bir röportaj sırasında yöneltilen "patrikhaneyi de ziyaret edecek misiniz?" sorusu üzerine: "ben artık bütün Fatih halkının Belediye Başkanıyım. Bize oy versin vermesin, herkese ve herkesime hizmet ve hürmetle görevliyim. Patrikhane de, Rum Ortodoks vatandaşlarımız da bizim Belediye hizmetlerimizin muhatabıdır. Benimde onlardan ricam: kapalı tuttukları "Kin Kapısını" artık açmaları ve barış kapısı olarak hizmete sunmalarıdır."  demişti.

   Ama hemen ikinci gün, Yunanistan Türkiye'ye nota verdi. Mehmet Ali Şahin'i "anarşist" ilan etmişti... Marazlı basında başlatılan yoğun bir propaganda baskısı üzerine İçişleri Bakanlığı'nca görevine son verilmişti. Ve ardından yapılan seçimde milli Görüş kazanmasın diye CHP bile adayını çekip ANAP'lı Sadettin Tantan desteklenip Başkanlığa getirilmişti.

   Şimdi ne kadar acı ve alçaltıcı bir durumdur ki, bu sıkıntı ve saldırılara dayanma kabiliyetleri ve inanç dirençleri bulunmayan Mehmet Ali Şahin'ler, bugün aynı güçlerin güdümüne girmiştir. Bütün ailesini katleden Nazi subayına aşık olup kucağına oturan Yahudi Kızın aşağılık psikolojisi sergilenmektedir.

   Milli çözüm: Hocam bu konudaki son sözlerinizi ve tavsiyelerinizi alabilirmiyiz!.

   Ahmet Akgül: Çok onurlu çıkışlarını ve olumlu çalışmalarını taktirle karşıladığımız Prof. Mustafa Çelik bir programda şunları anlatmıştı:

   "Biz, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'le, O'nun arzusu üzerine Manisa Saruhan otelinde birkaç saat süren görüşmemizde de söylemişti: Şu anda Mardin'deki Süryani Ruhanilerinden Samuel Beyefendi birgün telefonla beni arayıp Lübnan'a gideceğini ve AB için bir dini temsilci seçileceğini söyledi.

   Ben bunun üzerine bir rapor hazırlayıp, Türkiye'nin kendi menfaati icabı, bu Süryani temsilcimizin kazanması için hükümetin neler yapması gerektiğini içeren bir rapor hazırladım ve yetkili Devlet birimlerine gönderdim. Ama ilgilenmeye değer bile görmediler. Sonra Samuel Bey bizi aradı ve Dünya Kiliseler Birliği temsilcisi seçimini, hem de bir oyla kaybettiğini üzülerek söyledi!"

   Orada seçimi kazanan Ermeni temsilci şu anda, AB ve ABD'de Türkiye aleyhine alınan kararların mimarı gibidir.

   Yani,  bu dar kafalarla, bu devlet kadrolarıyla, bu iktidarsız iktidarla, artık Türkiye'mizin hiçbir sorununun çözülemeyeceği ortaya çıkmıştır. Ülkemizde bir zihniyet ve hükümet değişimi kaçınılmazdır. Kuvayı Milliye ruhuna ve Milli Görüş şuuruna her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Aksi halde, şu anda Devletimiz ve ülkemiz diri diri parçalanma aşamasındadır. Patrikhane de AKP gibi, Bartelemeo ise Erdoğan gibi birer taşerondur, asıl patron İsrail ve Amerika'dır.

   Milli Çözüm: Hocam, belki konumuzla direk ilgisi yok ama, patrike ekümenik bağımsızlık verilmesine çalışanlar, bir yandan da Türk tarımını zayıflatmayı ve özellikle şeker pancarını kısıtlamayı dayatıyor!?

 Ahmet Akgül: Maalesef, bu iki konunun doğrudan ilgisi var. Hedef Türkiye'yi parçalamaksa, önce halkı perişan bırakmak lazım geliyor. Sanayimiz zaten Batılıların ve batı kafalıların elinde bulunuyor. Tarım; yani ziraat ve hayvancılık ta biterse; Türkiye'nin ekonomik temeli kalmıyor.

Özellikle şeker pancarı stratejik bir önem taşıyor.

Pancar üreten bir bölgede yetiştiğimiz için bunları biliyoruz...

  • 1. Çünkü, önce yaklaşık 30 milyon olduğu söylenen tarım kesiminin 12 milyonu pancar ekimiyle uğraşıyor.. Şeker sanayi ve yan ürünlerinde çalışan 3 milyon insanı da katarsak 15 milyona çıkıyor... Yani pancarını kısıtlamak 15 milyonu işsiz bırakmak anlamını taşıyor...
  • 2. Türkiye'de kişi başına tüketilen şekerin yurtdışından ithali halinde ödenecek döviz, petrole ödenen miktara yaklaşıyor.
  • 3. Türkiye'deki şeker maliyetinin çok pahalı olduğunu söyleyenler de ya gerçeği bilmiyor veya olayı saptırıyor. Halbuki Türkiye'deki şeker pancarı maliyeti, AB ülkeleriyle aynı görülüyor. Sadece AB ülkeleri çiftçisine devlet desteği sağlıyor. Bizde ise AKP iktidarıyla birlikte bu destek kesilmiş bulunuyor.
  • 4. Şeker pancarının, şeker dışında: küsbesi ve şerbeti gibi atık ürünleri de gübre ve kimya sanayinde kullanılıyor.
  • 5. Alternatif bir ürünü de bulunmuyor. Çünkü 20 dönüm şeker pancarı bir aileyi geçindirirken, aynı kazancı elde etmesi için en az 100 dönüm Mısır, 200 dönüm buğday ekilmesi gerekiyor.

Kısaca Türkiye çok yönlü bir yıpratma ve yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

   Milli Çözüm: Hocam ayrıntılı ve çarpıcı açıklamalarınız için teşekkür ediyor, hayırlı yolculuklar diliyoruz.

   Ahmet Akgül: Ben de size teşekkür ediyorum. Bu çok hayırlı hizmetinizde başarılarınızın devamı için dua ediyorum.


Bu yazarin diger makaleleri

HAMAS, FİLİSTİN HALKININ HAMİSİDİR.
  Türkiye'deki Milli Derin Devlet, Filistin halkının hamisi ve demokratik...
Devami
Bilderberg ve CFR Tarihinde Bir İlk : BU İKİ SİYONİST KURULUŞ AYNI TARİHLERDE NİYE TÜRKİYEDE
  CFR, Brüksel-İstanbul-Ankara Toplantısı 24 Mayıs-3 Haziran 2007 Siyonist Yahudilerin güdümündeki...
Devami
AHMET HAKAN'IN AHLAKI VE AMERİKA'NIN AHMAKI
Bir zamanlar Milli Görüş'ün elindeki kanal 7'de siyonist merkezlerin Refah-Yol...
Devami
HAYVANSEVERLERİN FOYASI VE İSRAİL'İN CİNAYET DOSYASI (1993)
  Geçen ay Kanada hükümetinin resmi izniyle ve Yahudi asıllı...
Devami
TÜRKİYE'Yİ HIRİSTİYANLAŞTIRMAK VEYA İSLAMİYETİ ILIMLAŞTIRMAK
  Papa ve Avrupa, İslam'a hakaret edip, Müslümanlara saldırırken, AKP...
Devami
UTANIN ARTIK, UTANIN!...
  Başörtüsüne karşı olanlar Ve sürekli bu konuyu kaşıyanlar: Ya ön yargılı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5116

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR