Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1060
mod_vvisit_counterDün3687
mod_vvisit_counterBu Hafta1060
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay127563
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16765538

IP'niz: 3.238.184.78
Bugün: 30 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12189731

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

FETULLAHÇILARLA BARZANİ İTTİFAKI VE F. TİPİ YAPILANMANIN İFLASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 22
ZayıfMükemmel 

ABD ve İsrail Fetullahçıları Kürt sorununda aktör yapmak istiyor!

Irak’ın işgalinden ve Kuzeyde fiili Kürdistan’ın tesisinden sonra, Emperyalist ve Siyonist odaklar Fetullahçılara tesfiye, yani pürüzleri düzeltip, bölge halkını köleleştirme görevini veriyor.

 

 

Güneydoğu'daki ve Kuzey Irak’taki Fetullah örgütlenmesi Barzani’lerle birlikte yürütülüyor. "Fetullah Gülen grubu 2003'ten bu yana Kuzey Irak'ta, 2000 yılının başlarından itibaren de Güneydoğu'da ciddi bir faaliyet gösteriyor. Son dönemde cemaatin faaliyetlerinin yoğunlaşması ve Kürt sorununda bir aktör haline gelmeye çalışması Ordu'nun da tepkisini çekiyor.  Çünkü buradaki Cemaat'in Kuzey Irak'taki faaliyetlerine bakılırsa 13 tane koleji bulunuyor. Yine cemaatin bazı kolları ihaleler alıyor. Barzanicilerle ciddi diyalogları sürüyor. Ortak konferanslardan biri Diyarbakır'da yapılacaktı, tehdit üzerine ertelendiği biliniyor. PKK ve Hizbulah, Fetullahçılara karşı ortak hareket ediyor görüntüsüyle, bunlara mazeret ve meşruiyet kazandırıyor. Cemaat orada Said-i Nursi'nin dini yapısını öne çıkarıyor ve Bediüzzaman sevgisini istismar ediyor. Buna karşılık PKK özellikle mitinglerinde Bediüzzaman posterlerini taşıyor.

Cemaatin hem devletin hem de ordunu içine sızma çabası geçmişten bu yana biliniyor ve İlker Paşa'nın tepkisi de bu kapsamda örgütlenmenin arttığı bir döneme denk geliyor. Kuzey Irak'ta giderek yoğunlaşan diplomasi çabalarını da göz önünde bulundurursak tepkinin dışa vurma dönemi, önemli bulunuyor.

Uğur Mumcu’nun Güneydoğu için “karanlık bir kuyu” tespiti şimdi daha iyi anlaşılıyor. DTP operasyonunun da bu gelişmelerle alakalı okunması gerekiyor. Gözaltına alınanların önemli bir bölümü daha önce örgütün dağ kadrosunda faaliyet göstermiş kişilerden oluşuyor. Şöyle bir gerçek var; artık ortada PKK'nın dağdaki 5-6 bin kişilik kadrosundan çok, şehirlerdeki milis yapılanması çok ciddi bir tehlike haline geliyor. Yani PKK resmen sivilleşiyor ve siyasileştiriliyor! Bu noktada DTP'nin milletvekilleri Fetullahçıları hedef almaya başlıyor. Bu operasyonu da Emniyet'in yaptığı düşünülürse kimlerin önünün açılmak istendiği ortaya çıkıyor. Çünkü Cemaat Emniyet'in içinde oldukça kuvvetli görünüyor. Güneydoğu'da yoksul kentlerdekiler Barzaniciliğin etkisiyle Fetullah’ın okullarına götürülüyor, Cemaat'in Kürt sorununda aktör olmaya başlaması Abant toplantılarıyla başladı. Daha önce bunun ekonomik ve siyasal alt yapısı oluşturuldu. 2008'in Ocak ayında Diyarbakır'daki patlamadan sonra iki uçakla TUSKOM'a bağlı 600 Fetullahçı işadamı Diyarbakır'a götürüldü ve tonlarca gıda maddesi dağıtıldı. Cemaatin bir kolejinde yapılan bu yardım toplantılarına Diyarbakır Valisi de katıldı. Yani DTP ile F. Tipi’nin çatışması danışıklı dövüşe benziyor, daha doğrusu; her ikisinin yuları da aynı odakların elinde bulunuyor.

Güneydoğu'da Fetullah güçlendiriliyor!

 AKP iktidarı ile birlikte Güneydoğuda Fetullahçıların çalışmaları yoğunlaştı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un l4 Nisan'da Harp Akademilerinde yaptığı 2 saatlik konuşmasındaki en önemli vurgu, cemaatler ve Güneydoğu'daki gelişmelerle ilgili mesajlarıydı:  "Bugün bazı cemaatler ekonomik güç olmaya gidiyor. Sorun dini duygularının kendi amaçları için alet olarak kullanılmasıdır. Kendilerini demokratik güç olarak takdim etmekte ve güç olarak göstermektedirler. Hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni görmektedir. Bunun için her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Türk Silahlı Kuvvetleri bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında sessiz ve etkisiz kalmayacaktır."

Org. İlker Başbuğ'un konuşmasındaki cemaatlerden kastedilenin Fetullah Gülenciler olduğu genel bir görüş olarak günlerce gazetelerde tartışıldı. Aslında TSK'nın Fetullah Gülen'e karşı tavrı yeni değildi. 28 Şubat sürecinde tarikatlara karşı açıktan yürütülen mücadele ve bazı yasal düzenlemelerin ardından 1999'da ABD'ye giden Gülen bir daha Türkiye'ye dönemedi.

"TSK başka bir aktörün devrede olmasını istemiyor"!?

Fetullahcı yapılanmanın Kürt sorununda da kendini bir taraf olarak ortaya koyduğu görülüyor. Emre Aköz 15 Nisan'da Sabah'taki köşesinde şöyle yazdı. "Cemaat, sadece Güneydoğu'daki değil, Kuzey Irak Kürdistan'ındaki faaliyetleriyle de Kürt meselesinin çözümünde bir aktör olarak ortaya çıkıyor...

"TSK şimdi de bundan rahatsız: müzakere sürecinde devletin resmi kurumlarından başka bir aktörün (hele bir cemaatin!) devrede olmasını (rol çalmasını) istemiyor."  sözleriyle, eski pornocu, yeni BOP’çu ve AKP’nin borusu Emre Aköz, farkında olmadan, Güneydoğu sorununun çözümünde (yani Türkiye’nin çözülmesinde) TSK’nın değil Fetullahçıların aktör olmasına çalıştıklarını da dolaylı deşifre ediyor!

Diyarbakır'da 100'ün üzerinde istismarcı dernek kuruluyor

AKP iktidarı ile birlikte Güneydoğuda emperyalizme teslimiyetçi tarikatların çalışmaları yoğunlaştı. Sadece Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde ve Şehitlik semtinde 100'ün üzerinde dernek ortaya çıkmıştı. Hizbullahcı olarak bilinen Mustazaflar Derneği öncülüğünde oluşturulan "Peygamber Severler Platformu" tarafından 8 Mart 2009 günü istasyon alanında düzenlenen mitinge 40 bin kişi katıldı. Mitingde ayrıca Kürtçe Mevlit de okutuldu.

Yine bölgede Fetullah Gülen cemaatine bağlı ilköğretimden liseye kadar çok sayıda okul ve dershane açıldı. Nil Koleji ve Sur Dershaneleri bunlardan bazılarıdır. Kermes ve yardım organizasyonları alanında etkinliklerini yoğunlaştırıyorlar. Hüseyin Gülerce'ye göre de Gülen cemaatinin önceliği Güneydoğuydu. "Camia"nın gücünün önemli bölümünü artık Güneydoğu sorununa yönlendirdiğini söylüyor ve ekliyor: "Güneydoğu’da eğitim faaliyetlerine Gülen camiası öncülük ediyor. Başta Van ve Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’un her yerinde kolejleri, üniversite hazırlık dershaneleri ve okuma salonları var" diyordu.[1]

 Geçmiş yıllarda Fetullahçı Işık sigortanın acenteliğini yapan, aynı zamanda avukat olan Muhammet Akar bazı misyonerlik faaliyetlerinin içinde de yer alıyordu. Şeyh Sait'in kardeşi olan ve İstiklal Mahkemesi tarafından idam edilen Şeyh Tahir'in torunlarından Muhammet Akar halen AKP Diyarbakır il başkanı yardımcılığı görevinde bulunuyordu.

Kendi sitesinden açıklıyor

"Gülen'den Kürt Sorunu Açılımı" başlığıyla tr.fgulen.com sitesinde yer alan 2007 tarihli yazıda, "PKK'nın Dağlıca baskınından sonra artan toplumsal gerilim üzerine, Türklerle Kürtler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi mesajı yayınlanan Fetullah Gülen'in çağrısı cemaati de harekete geçirdi" deniyordu. Fetullah Gülen sadece doğudakileri değil tüm Türkiye'deki Kürtleri örgütlemekten bahsediyordu: "Güneydoğu insanına hamasi destanlarla yaklaşmak, televizyon, radyo ve gazetelerde hepimiz kardeşiz demek kolaydır. Her şey gibi Müslümanlığın da lafı ve nazarisi faydasızdır. Ama esas olan nazari Müslümanlığı ameli Müslümanlığa çevirmek ve uygulamaktır. Anadolu'nun yiğit insanları, Doğu ve Güneydoğu'da mahrumiyetler içinde yaşayan kardeşlerini ne kadar sevdiklerine inandırmalıdır. Gitmek suretiyle gelmelerini sağlayacak, arada yıkılmayan sağlam köprüler kuracaklardır. Bu vesileyle onların hallerini görecek ve anlayacaklardır. O bölgenin insanı çok civanmerttir, kahramandır. Sadece Doğu'ya gitmek meselesi de değil, şimdi İstanbul, Mersin, Antep gibi yerler Güneydoğu'dan gelen insanlarla dolu. Belki önce buralara da açılmak lazımdır.”

Amerika ve Fetullahçı gladyo

DTP eliyle PKK’nın siyasallaşması ve Güneydoğudaki Federatif Kürdistanın oluşturulması girişimlerini gizlemek ve dikkatleri suni gündemlere çekmek üzere TV ekranlarından ve gazete sütunlarından hiç düşürmeyen Ergenekon dalgalarıyla da toplumu avutuyorlar. Oysa operasyonu yapanlar kendilerini gizlemiyorlar. Ahmet Türk'ün üç ay önce yaptığı "sonuna kadar gidin, başını ezin" çağrısını Amerika ve Avrupa en başından beri yapmaktalar. Operasyonun; Fehmi Koru, Nazlı Ilıcak, Engin Ardıç vb. gibisinden şakşakçıları ise, en başından beri yurtseverlere, "bu işin arkasında Amerika var, Avrupa var; hiçbir şansınız yok" diye yazıp durdular.

Bunlardan birisi olan Mehmet Altan 21 Nisan 2009’da kendisi ile yapılan röportajda bu gerçeğin altını bir kez daha kalın bir çizgi ile çimişti: "Bence AKP'ye kalsa Ergenekon kapanır bile. AK Partiyi aşan bir irade Ergenekon'un peşinde. Siyaset kurumuyla askeri kurumların anlaşmasını önleyen başka bir irade çalışıyor... Burası NATO ülkesi. Burada NATO'nun ve Amerika Birleşik Devletlerinin istemediği hiçbir darbe olmaz" sözleri hala tazeliğini koruyor.

 Amerika, Ergenekon tertibini Fetullahçı Gladyo aracılığı ile yürütüyor. AKP ise sanki eli mahkûm gibi, bir oldu bitti halinde önüne konan "Ergenekon dalgalarını" sahiplenmek zorunda kalıyor!

Gladyo'nun hamlesi geliyor!

Fethullah'çı Gladyo'nun bütün bu gelişmelere cevabı şöyle oldu:

1. Ergenekon'un 12. Dalgası ile yurtseverlere ve Cumhuriyet'e yönelik saldırısını, sonuna kadar götürme amacında olduklarının mesajıydı.

2. DTP Operasyonu ile Amerika'ya; hükümetin kendi kontrolünde olduğunu ve bölgede PKK'ya ve DTP'ye geçit vermeyeceğini kanıtlamaya çalıştı.

3. Mülkiyeti Dalan'a ait ama kontrolü Ordu'ya ait olan İstek Vakfı arazisinde yaptığı toprağa gömülü cephane operasyonu ise, TSK'yı kontrol altına almaya yönelik saldırıyı sürdürecek gücünün olduğunu gösterme çabasıydı.

Kısacası Fetulahçı Gladyo ve kaderini onunla birleştirmiş olan AKP'nin "Ya herro, ya merro" hamleleri çaresizlik çırpınışlarıydı.

DTP: 'Operasyonların arkasında Fetullah var!' diyor!

 DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, DTP'ye yönelik yürütülen operasyonu 21 Nisan'da, TBMM'deki DTP Grup Toplantısı'nda eleştirdi. Ayna, DTP'ye yönelik operasyonu, AKP ile Fetullah Gülen'in ortaklaşa sürdürdüğünü belirtti. Ayna şöyle konuşmuştu:

"Partimize yönelik operasyonu başlatan ve sürdüren de AKP-Fetullah Gülen Ergenekon'udur. Savcılık gizlilik kararı almasına rağmen AKP ve Fetullah Gülen medyasına bir takım senaryoların servis yapılması bile DTP operasyonunun arkasında hangi güçlerin bulunduğunu kanıtlamaya yeter. Bu, yerel seçimlerde yaşadığı yenilgiyi hazmedemeyen AKP'nin darbe girişimidir."

Ayna'nın DTP Grup Toplantısı'nda Ergenekon tertibine ilişkin söyledikleri de dikkat çekiciydi. Ergenekon operasyonuyla gözaltına alınanların AKP karşıtı olduğunu vurgulayan Ayna "AKP Ergenekon'u tasfiye ederek kendi Ergenekon'unu yaratıyor" diye coşmuştu. Oysa DP’nin de, AKP’nin de, Fetullah Gülen’in de yuları aynı Siyonist Yahudi Lobilerinin elinde ve emrinde tutulmaktaydı.

DTP'li Demirtaş: Gülen rahatsız oluyor

DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş'a Emine Ayna'nın açıklamasında neyi kastettiği soruldu. Demirtaş şöyle konuştu:

"Bizim yürüttüğümüz ideolojik çalışma, Fetullah Gülen cemaatinin Doğu ve Güneydoğu'da örgütlenmesini engelliyor. Çalışmalarımız, bölgede Ilımlı İslâm'ın da güçlenmesini önlüyor. Bu da Fetullah Gülen'i rahatsız ediyor. Gülen de zaten AKP ile iç içe. Partimize yönelik operasyonun Gülen ve AKP tarafından yürütüldüğünün bir göstergesi de Gülen'in gazete ve televizyonlarında çıkan haberler. Gözaltına alınan arkadaşlarımıza ve avukatlarına verilmeyen bilgiler, cemaatin yayın organlarında yayınlanıyor."

Fırat Haber: Fetullah intikam alıyor

Öte yandan PKK'nın yayın organı Fırat Haber Ajansı'nda 16 Nisan'da ilginç bir haber-yorum yayınlandı. Selim Zafer imzalı haber-yorum, "Fetullah, 2'nci Abdülhamit'in intikamını alıyor" başlığını taşıyor. Yazıda, Ergenekon operasyonlarıyla devletin en tepesinde görev yapmış Kemalistlerin suçlandığı belirtiliyor. "Çete ile mücadele ediyoruz, denilerek kamuoyu maniple edilmektedir" denilen yazıda NATO'nun yeni konsepti çerçevesinde Ilımlı İslam'a ihtiyaç duyduğu anlatılıyor. Böylece PKK’lılar eliyle Fetullahçılar aklanmaya ve kahramanlaştırılmaya çalışılıyor. Fırat Haber Ajansı'nın haber-yorumundaki en dikkat çekici bölüm şöyle:

"Jandarma Genel Komutanının silahlı örgüt kurup yönetmesi abesle iştigal bir durumdur. Zaten kendisi beş yüz binlik silahlı bir güce komuta etmektedir. İstihbarat ve diğer birçok olanakla birlikte oldukça güçlü bir nüfuz alanına sahip bir Kurmay yöneticinin emekliliğinde silahlı teşekkül oluşturması akıllara ziyan bir durumdur. Hakeza aynı durumlar diğer suçlanan şahıslar içinde geçerlidir."

Oysa AKP’nin ve Fetullah Gülen’in yollarını açan siyonist ve sabataist şebeke PKK ve DTP’nin de yularını elinde tutmaktadır.

Ergenekon operasyonu 6 amir 40 memurun üzerine mi kalacaktı?

“F tipi polis şefleri kaçış hazırlığında” mıydı?

Bazı kaynaklardan ulaşan bilgilere göre, Ergenekon operasyonunda kilit roller üstlenen İstanbul Emniyeti'ndeki F tipi (Fetullahçı) polis şefleri görev yerlerinin değiştirilmesini istiyorlardı. Aynı kaynaklar, Fetullahçı polislerin panik halinde olduklarını söylüyorlar. Bir yetkilinin verdiği bilgi de şöyle: "Bir başkomiser İstanbul'dan ayrıldı."

Kaynaklar, kilit konumdaki başkomiserin İstanbul'dan ayrılmasıyla, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde (TEM) görevli polis şeflerinin yer değiştirme taleplerinin arttığını belirtiyordu. Gelişmeler; Ergenekon operasyonlarının başında olan emniyet amiri, başkomiser ve komiser düzeyinde polis şeflerinin "kaçış hazırlığı" olarak değerlendiriliyordu.

TEM'in yanı sıra Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde de başka illere tayin olmak isteyenlerin olduğu, bunların sayısının 18'i bulduğu söyleniyordu.

5. dalga operasyonun hemen ardından, halen görevine devam eden bir emniyet amiri: "Ergenekon operasyonu 6 amir ve 40 memurun üzerine kalacak" demişti.

Polis şeflerinin görev yeri değişimi isteklerinin tayin-terfi döneminde olması "kaçış hazırlığı" görüşünü güçlendiren bir diğer olguydu.

İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hakkında ise, üst düzey bir emniyet yetkilisi şöyle dedi: "Emniyet bürokrasisi içinde Ramazan Akyürek'e güvensizlik yüzde 90!" İstanbul Emniyeti'nde görev yaptığı dönemde siciline "Fetullah" notu düşülen Akyürek'e, Hrant Dink cinayetinde "ihmali" olduğu gerekçesiyle açılan soruşturma da hala devam ediyordu.

Rus ve Ermeni belgeleriyle Barzanilerin Kürtlere ihaneti ortaya çıkıyor!

Çarlık ve Ermeni arşiv belgeleri, Ermeni çetelerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında yaptıkları Kürt katliamını, tartışmaya yer bırakmayacak bir açıklıkla ortaya koymaktaydı. Bu yüzden, Osmanlı’ya karşı Ruslarla işbirliğine sıcak bakan ayrılıkçı Kürt aşiretleri bile Ermenilerle yan yana gelmekten şiddetle kaçınmışlardı. Bir aşiret hariç: Barzaniler. Molla Mustafa Barzani’nin büyük kardeşi Ermeni Çeteci Andranik’e yardıma koştuğu yıllarda da Taşnaklar Ermenistan illerinde Kürt katliamına devam ediyorlardı...

Barzani aşireti, son dönemde ABD’nin Kuzey Irak’ta kurduğu kukla devletin en temel dayanağı olarak sık sık gündeme taşınmıştı. Özellikle ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Barzaniler, Büyük Ortadoğu Projesi’nin bölgedeki baş piyonu yapılmıştı. Tarihin sayfaları aralandığı zaman, Barzanilerin bugün oynadığı rolü Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında da oynadığı anlaşılmaktaydı. Mehmet Perinçk’in bu konudaki araştırmaları ufuk açıcıydı.

Batılı emperyalist devletlerin ve Çarlık Rusya’sının Osmanlı topraklarını paylaşma stratejisinde Taşnaklara önemli bir görev düşüyordu. Rus devlet arşivlerindeki belgeler, bu stratejinin taşeronluğunda Taşnakların yanına Barzani aşiretinin de kullanıldığını gösteriyordu. Kürt aşiretlerinin önemli bir kısmı Türk hükümetinin yanında yer alırken Barzaniler, Ermeni çeteleriyle de işbirliği içinde emperyalist devletlerin safında Türk ordularına karşı savaşıyordu.

Bölücülükten idam ediliyor!

Musul vilayetinde bulunan Barzan aşireti, uzun yıllar boyunca ayrılıkçı faaliyetler ve ayaklanmalar nedeniyle Osmanlı hükümetiyle sık sık baş kaldırmıştı. Birinci Dünya Savaşı’na doğru 1914 yılında aşiretin reisi Şeyh Abdüsselam, İran Azerbaycan’ı üzerinden Tiflis’e kaçmış ve burada Çarlık Rusya’sının yetkilileriyle görüşerek Türkiye’ye karşı savaşta Ruslardan destek ve yardım sözü almıştı. Hatta 150 ruble maaşa bile bağlanmıştı.

Şeyh Abdüsselam, Musul’a dönerken diğer Kürt aşiretlerinin yardımıyla Türk makamları tarafından yakalandı. Türk makamlarına yardım eden Kürt aşiretleri daha sonra Rus orduları tarafından cezalandırıldı. Şeyh Barzani ise 14 Aralık 1914’te (başka anlatımlara göre Ocak 1915’te veya 1916 yılında) “bölücülük yaptığı, 30 güvenlik yetkilisini şehit ettiği ve hükümete karşı isyan hazırlığı içinde olduğu” gerekçesiyle asılmıştı.

Ondan sonra aşiretin başına Mesut Barzani’nin babası olan Molla Mustafa Barzani’nin ağabeyi Şeyh Ahmet geçmişti. Şeyh Ahmet, Şeyh Abdüsselam’ın büyük oğlu olmaktaydı.[2]

Rus ve İngiliz Konsoloslarının ve Siyonist odakların Barzanilere ilgisi nereden geliyor?

Rus devlet arşivlerindeki belgeler de Barzanilerin bu faaliyetlerini net bir şekilde ortaya koyuyordu. Barzaniler, daha 1912 yılının sonlarında, himayesi altına girmek için Ruslara başvuruyordu.[3]

Şeyh Abdüsselam, Şeyh Taha’ya gönderdiği mektupta da Rusların Kürtlerin kurtarıcısı olacağını, Ruslarla iyi ilişkiler kurması gerektiğini belirtiyordu. Şeyh Barzani, Talat Paşa’ya gönderdiği bir telgrafta ise ayaklanmaları Rusya’nın Musul Konsolosu’nun öğütleriyle organize ettiğini söylüyordu. Tabi Şeyh Barzani, diğer taraftan İngiliz desteğini almak için de çabalıyordu.[4]

Kafkas Askeri Bölgesi Kurmay Başkanlığı’ndan Tümgeneral Yudeniç’in 27 Mayıs 1913 tarihinde Tiflis’ten Genelkurmay İdari Başkanlığı’na “gizli” kaydıyla gönderdiği raporda ayrılıkçı Kürt aşiretleri içinde iki eğilimin olduğu belirtiliyordu. Birinci grup İngiliz güdümündeyken, diğer grup Rusya’nın yardımını aramaktadır. Rusya’nın Musul’daki konsolos yardımcısı Kirsanov’un aynı raporda aktarılan anlatımına göre Barzaniler, birinci grubun başını çekmektedir. “Birjevıe Vedemosti” gazetesinin bölgedeki muhabiri Berezovskiy ise Diyarbakır’daki Rus diplomatı N. S. Vışinskiy’e Musul’daki İngiliz Konsolosluğu’nun şüpheli ve ikili bir rol oynadığını belirtiyor. İngilizler, kendisini dost gibi gösterip bütün gücüyle Ruslara karşı çalışmakta, Rus etkisini kırmaya çalışarak Kürtleri ve Ermenileri onlara karşı silahlandırmaktadır.[5]

 



[1] Zaman, 13 Kasım 2007

[2] Masud Barzani, Mustafa Barzani i Kurdskoe Osvoboditelnoe Dvijenie (1931-1961 gg.), <>, Sankt-Peterburg, 2005, s.22 vd.; M. S. Lazaryev, Kurdskiy Vopros (1891-1917), İzdatelstvo <>, Moskva, 1972, s. 217 vd., 238 vd., 240, 303, 439; Hulusi Turgut, Barzani Olayı, Doğan Kitap, İstanbul, Temmuz 2008, s.368.

[3] Rusya Askeri Tarih Devlet Arşivi (RGVİA) fond 2000, liste 1, dosya 60, yaprak 651-652; Rusya İmparatorluğu Dış Politika Arşivi (AVPRİ) fond “Persidskiy stol”, 1913, dosya 1210, yaprak 717’den aktaran: M. S. Lazaryev, age, s.206 vd.

[4] Bkz. B. Nikitine, “Les Kurdes Racontes Par Eux-memes” L’Asia Françaises, 1925, No. 231, s.154’ten aktaran: M. S. Lazaryev, age, s.217, 421 vd.

 

[5] Rapor için bkz. RGVİA fond 2000, liste 1, dosya 7716, yaprak 421, 421 arkası, 422, 422 arkası.


Bu yazarin diger makaleleri

Kaşıkçı ve Brunson Senaryoları ve KAHRAMAN FİGÜRANLARI
  Kaşıkçı ve Brunson Senaryoları ve KAHRAMAN FİGÜRANLARI      Cemal Kaşıkçı cinayetinde MOSSAD parmağı. 2...
Devami
FETÖ’DEN KURTULALIM DERKEN KÜRDİSTAN KURULMAKTAYDI!
FETÖ’cü piyonların yuları, ABD'li patronlarınızın avucundadır! Sadece FETÖ’nün değil, bölgemizde faaliyet...
Devami
IMF’NİN DOLAYLI KISKACI VE MICHAEL RUBİN’İN ŞANTAJI
  IMF’NİN DOLAYLI KISKACI VE MICHAEL RUBİN’İN ŞANTAJI        Erdoğan iktidarının, ekonomi kurmaylarına...
Devami
GİZLİ SIRLARIMIZ VE ÖZEL SOHBET NOTLARIMIZ
  Bazı kimseler, Milli Çözüm ekibi olarak özel sohbet ve...
Devami
NELER OLUYOR?
    "Son dönemler de; "Türk" sıfatını taşıyan marazlı medyada ciddi...
Devami
ASKER SESSİZ& TÜRKİYE SAHİPSİZ Mİ?
  Sahnelenen olayların kendisine değil, perde gerisine bakmayan... Kavga eden...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2928

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR