ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1277
mod_vvisit_counterDün1959
mod_vvisit_counterBu Hafta14175
mod_vvisit_counterGeçen hafta19338
mod_vvisit_counterBu Ay3236
mod_vvisit_counterGeçen Ay67493
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar19011466

IP'niz: 3.215.79.68
Bugün: 02 Tem 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 13039985

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

AYIN AYNASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

ARAFAT'TAN ERDOĞAN'A MESAJ

Filistin lideri Yaser Arafat, ölümünden birkaç hafta önce Başbakan Recep T.Erdoğan'a gönderdiği mektupta, "İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının durdurulması için müdahale edilmesini " yazdı.

Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosluğu aracılığıyla iletilen mektupta Arafat, "İsrail'in son birkaç gündür Gazze'ye yönelik, 30'dan fazla insanın öldürüldüğü ve 130'a yakın kişinin yaralandığı yoğun operasyonlarına dikkat çekti ve "Halkımıza yönelik katliamın durdurulması için devreye girin" ifadesini kullandı.

Fakat, ne hikmetse, Recep T.Erdoğan'dan hiç tıs çıkmadı !...

 

HAYDİ GÖRELİM

Sayın bay Başbakan! Bir kahramanlık ve vefakârlık örneği gösterip, hasta ve yasta olan Filistin devlet başkanı Yaser Arafat'a bir destek ziyareti gerçekleştirebilir, en azından bir mesajla geçmiş olsun dileğinizi iletebilirdiniz!

Bazen, İslam davasını temsil eden bir mücahit mazluma, bir tek selam bir cennet kazandırır...

İsrail'e özür dilemek için heyetler gönderen kahraman!

Çok bekledik.

Bu bir yürek imtihanıydı...

En yakınlarındaki İsrail ajanlarınca zehirlendiği iddia ve ihtimali çok güçlü olan Yaser Arafat'la bu en çaresiz ve sahipsiz durumda hiç ilgilenmediniz!..

Ama cenazesini istismar etmektesiniz!..

Siciliniz giderek kararmakta ve kabarmaktadır!..

ŞİİR

Sağ iken veremezdi bir selam bile

Riyakârlık yapıyor cenazesinde!

Göndermezdi bir mesaj bir kelam bile

Kırk üç ay Arafat'a cezaevinde !

İhlâstan nasipsizin, irfanı var mı?

İsrail'den korkanın, iz'anı var mı ?

Vefası olmayanın, vicdanı var mı ?

İlaç diye zehr satar eczanesinde !

Zalime ortaktır her, nefsine uşak...

Lanetle hatırlanır yüz yedi kuşak

Bak, Felluce'ye ölüm kusan her uçak

Bizden kalkıyor, bu aciz sayesinde !.

TAYYİP, İSRAİL'E!

Başbakan tayip Erdoğan, Amerika'nı nen etkin Yahudi lobilerinden orijinal adı Amerikan Yahudi Komitesi (American Jewish Comitte) ile görüştü. Basına haber verilmeden yapılan 1,5 saatlik görüşmede Başbakan Erdoğan'ın önce Dışişleri bakanı Abdullah Gül'ün ardından kendisinin İsrail'e gideceğiniz bildirdi.

Başbakanlıkta yapılan kapalı üstelik basına bilgi verilmeden yapılan görüşmede Amerikan Yahudi Komitesi üyeleri, Başbakan'dan Ortadoğu'da barışın sağlanması konusunda arabulucu olmasını istediler. Barışın hem Ortadoğu için hem de İsrail için gerekli olduğunu kaydeden komite üyeleri, İran konusunda başbakan'ın fikrini sordular. ( 14 Ekim 2004 / ANKARA BÜROSU / MİLLİ GAZETE)

ABD ve İsrail'in İran  saldırısında "nasıl davranacağını öğütlemek ve öğrenmek üzere " gidiyor olmasın !...

 

ŞARON: ARAFAT ÖLÜRSE KUDÜS'E GÖMDÜRTMEM

İsrail Başbakanı Ariel Şaron, önceki gün bakanlar kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, "Ben başkan olduğum sürece, Arafat Kudüs'e gömülmeyecek" dedi. Filistin Lideri Arafat, daha önce, öldüğünde Haremüşşerif'e gömülmek istediğini açıklamıştı.

Ama biz Şaron'u Kudüs'e gömeceğiz!..

"AZINLIK" AZGINLIĞI

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Fethi Bolayır, "Azınlık Raporunu" hazırlayanlar hakkında suç duyurusu bulundu.

Bolayır, "Azınlık Raporu"nda tahrifat yapıldığı, Cumhuriyetin milli ve manevi değerlerine saldırıda bulunulduğu iddiasıyla, aralarında kurul başkanı İbrahim Kaboğlu'nun da bulunduğu raporun hazırlayıcılarını suçladı.

"AZINLIKLAR Raporu"nu ihanetler belgesi olarak niteleyen Bolayır, Şunları söyledi: "Türkiye'nin sıkıntılarının Lozan'dan kaynaklandığını, Sevr'in korkulacak bir belge olmadığını söyleyen bu ihanet belgesiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin insanları ayrımcılığa sevk edilmektedir.

Fermani ALTUN :

Aleviler Asli Unsurdur

Türkiye'nin çoğunluk nüfusunun dışında kalan kesimdir azınlık. Ama Aleviler, Anadolu'nun asli unsurudur.

İslam'ın Anadolu'ya yayılışında Alevilerin büyük rolü vardır. Türk hak kültürünü ele aldığınız zaman onun bir Ehli Beyt kültürü olduğunu görüyorsunuz. Kültürüyle sanatıyla ve tarihiyle asli unsur olan insanları nasıl azınlık sayarsanız. Bu toplum inancıyla ve mozaiğiyle bu toprakların gerçek sahibidir. Azınlık tanımı bu bakımdan hiçbir yere sığmıyor. Bu tanım yanlış ve art niyetlidir.

Alevilik İslamla Doğdu

Alevilik Hz.Ali evine bağlı olan inanç kesimi demektir. Tabi Hz.Ali evine kim bağlı olabilir. Kur'anı Kerime, sünnete ve peygamberimize bağlı olan kişiler, Hz.Ali'ye bağlıdır. Bu değerlerin hepsi bütündür. Hiç kimse, ben bunların birini kabul ediyorum, öbürünü kabul etmiyorum deme hakkına sahip değildir. Ben sünneti kabul ediyorum, Kur'anı kabul etmiyorum, ya da Kur'anı kabul ediyorum peygamberi kabul etmiyorum diyemez.

 

Ateistler Alevi Değildir

Aleviliğin çıkış noktası Hz.Ali dönemine dayanır. Bundan öncesi olamaz. Var olduğunu iddia edenler, Aleviliğin peygamberi kimdir, kitabı nedir yahut önderi kimdir, sorularının cevabını bilimsel olarak ortaya koymak zorundadır. Bir insan ateist olabilir. Ama ateist Alevi olamaz. İnancı olmayan bir insanın, inanç kavramını kullanması yanlış ve çelişkidir. Hem ateistsiniz hem de inanç değerlerini kullanıyorsunuz. O zaman, burada art niyet vardır.

 

ALEVİLİK TÜCCARLARI

Ankara'da Alevi bektaşi Federasyonu adlı bir organizasyon var.

Bunun başında Ali Doğan adlı bir vatandaş bulunuyor.

Bu zatı muhterem, Alevilik hakkında konuşurken, "Alevilik İslam'dan binlerce yıl önce vardı. Alevilik İslam'ın dışındadır ve kendine özgüdür." buyurmuş.

Açıkçası, diyor ki: Aleviler Müslüman değildir.

Alevi Kimdir ?

Alevi toplumu, 1400 yıldır hazreti Ali'nin düşüncesini ve ideallerine bağlı olduğu için Ali adından türetilen isimle, Alevi diye anılmaktadır.

Bunu her Alevi bilir; bu bilgiyi de inancının bir parçası sayar...

Bütün ciddi kaynaklarda, yüzlerce yıl bu bilgi işlenmiştir:

Alevilik, Hazreti Ali'nin velayetini (veliliğini) Kur'anın işareti ve Peygamber'in sözleri ile kanıtlayıp kabul etmektir.

Yani her Alevi, bütün inanç dayanaklarını İslam dininin Alevi yorumuna bağlar.

Aleviliği İslamın dışında göstermek isteyenler, siyonizmin uşakları ve emperyalizmin aşıklarıdır !...

Alevi - Sünni kardeştir.

Başka gören, kalleştir !..

KÜRT İSTİSMARINDAN SONRA:  ALEVİLİK

Alevilik, genel Müslümanlık bağlamının dışına çekilerek bir dinsel azınlık biçimi olarak tanıtılmaya çalışılmaktadır. Müslüman bir toplum tahayyülünde İslam dışındaki unsurlar azınlık olarak algılanmaktadır. Dinsel azınlık statüsü Alevileri İslam dışı bir sosyolojik gerçekliğe fırlatacaktır.

 

Gavur, bizi AB'ye almadan önce parçalamayı kafaya koymuş!

Ezan susar mı?

Halkımızın yüzde 80'i, girmek için can attığı Avrupa Birliği ile ilgili bir şey bilmiyor. "Muhafazakâr - Müslüman" iktidarımızın yöneticileri Avrupa'yı tanıyor mu peki? Tam üyelik görüşmeleri başladığında AB'nin dini konularda bizden neler isteyeceğini biliyorlar mı mesela?

Mehmet Ali Kılıçbay dostumuz, müzakereler başladığında AKP iktidarının tabanını hayli ilgilendirecek ve meşgul edecek kimi talepleri anımsatıyor:

- Önce Diyanet İşleri Başkanlığı'nın lağvedilmesini isteyecekler. Çünkü AB'nin hiçbir ülkesinde devlet tarafından finanse edilen dini kurum yoktur. İkincisi, nüfus cüzdanlarındaki "din" hanesi kalkacak... Daha bitmedi. Camilerden beş vakit ezan okunması da sona erecek. Çünkü AB iç hukukuna göre, ezan bir dini tebliğdir ve kamusal alanda dini tebliğ olamaz.

- İyi ama Avrupa'da çan sesleri kısılmadı.

- Çan çalmak sadece ibadet saatlerini bildirir. Ezan ise dini tebliğdir. İkisi arasında çok büyük fark var. Bizde en fazla şu olabilir; cami hoparlörlerinden ezan saatinin geldiğini bildiren sesli bir uyarı yapılır ama ezan okunmaz....

- Bu iktidar bunları bilmiyor mu?

- Bilmeleri lazım...   (8 EKİM 2004 / MELİH AŞIK / MİLLİYET

 

TÜRKÇELEŞTİRİN BARİ!

AKP Hükümetine neredeyse sınırsız kredi açan nazlı Ilıcak bile son ezan genelgesinin ardından patladı:

Avrupa'da çanlar sustu mu?

İktidar güçlü fakat taviz veriyor. Yeni eğitim öğretim yılında, üniversite kapılarındaki başörtülü öğrenciler gene mahzun. Meslek liselilere karşı hala ayrımcılık sürüyor. Şimdi de, Bardakçıoğlu ezanın sesini kısmak için genelge yayınladı. Konu komşu rahatsız olmasın diye ezan susturulur mu? Avrupa'da, kilise çamları susuyor mu?

Sosyeteden mi oy alacaksınız?

Taviz vere vere nerelere gidiyoruz. AKP acaba, Nişantaşı ve Bebek sosyetesinden oy mu almak peşinde? Bari bir de, ezanı Türkçe okutma kampanyası açsalar! Merkez sağ partiler yıllarca "Ezan sesi bu minarelerden hiç eksilmesin" diyerek siyaset yaptılar. Şimdi ise, Milli Görüş geleneğinden gelen insanların kurduğu bir parti, ezanın sesini kısıyor.

AKP'den Nazlı bile nazlanıp sızlandığına göre!

 

Bay Recep'in Siirt Nutkunda:

        "Minareler süngü,

        Kubbeler miğfer;

        Camiler kışlamız,

        Mü'minler asker" !     

Şiirini okuması sadece istismar içindi. Ucuz kahramanlık gösterisiydi. İcraat aşağıda:

...........................

5. Hoparlörün ses düzeninin, ezanın çevrede duyulmasını sağlayacak fakat yakın komşuları da rahatsız etmeyecek şekilde ayarlanması,

Hususların bütün görevlilerimize imza karşılığında tebliğ edilmesi ve müftülerimiz tarafından uygulanmasının titizlikle izlenmesi konusunda bilgilerinizi ve gereğiniz rica ederim.  Prof.Dr. Ali Bardakçıoğlu / Diyanet İşleri Başkanı

 

"Avrupa hatırına ezanı sustururlar. Sahte kahramanları, böylece pustururlar. Makam-çıkar aşkına, tevhit sesi kısanlar! Şehitlerin ruhları, yediğiz kustururlar!...

 

İSRAİL UŞAKLIĞI!

" İran füzeleri 2 bin km'yi vurabilecek  "

Amerikan ve İsrail yönetimlerince nükleer silah çalışmaları yapmakla suçlanan İran'ın 2 bin kilometre menzilli füzeye sahip olduğu yönündeki iddialar uluslar arası arenada heyecana sebep oldu. Bu yöndeki açıklamayı yapan İran eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani, ABD ve İsrail'in ülkesine saldırmaya cesaret edemeyeceğini söyledi. İran, mevcut menzili 1300 km olan Şahab-3 füzelerinin yeni versiyonunu ağustos ayında denemiş; ancak yeni füzenin menzili konusunda açıklama yapılmamıştır. 2 bin kilometrelik menzile birlikte Güneydoğu Avrupa'nın bazı bölgelerini de İran tarafından vurulabilecek.

6 Ekim 2004 Tarihli Zaman Gazetesi bu haberiyle: İran'ın bölge ülkeleri ve Türkiye için tehdit oluşturduğunu ima ederek İsrail'in vaki saldırısına gerekçe hazır ediyor... ve Türk kamuoyunu bu yönde şartlandırıyor...

Yazıklar olsun !...

 

 Şiir

Ruhunun röntgenidir, her insanın beyanı

Söz özün aynasıdır; dil kalbin tercümanı

Atatürkçü masonluk; dönme erkek bayanı!

Çağdaşlık, aydınlanma; hıyanet argümanı

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

G.K.B. Org. Hilmi Özkök:

"Kürk" lüğün bir üst kimlik olarak kullanılmasından gocunmuyorum. Ekonomik sorunlar çözülürse, kimsenin kökenini öne süreceğini sanmıyorum. 17 Aralık'a kadar hata yapmamamız gerektiğine inanıyorum.

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

K.K.K. Org. Yaşar Büyükanıt:

Apo, PKK'yı İmralı'dan Şam'dan daha rahat idare ediyor. Avukatları aracılığıyla terör örgütünü yönetiyor!

 

 

SEZER: LAİKLİK YAŞAM BİÇİMİDİR

Türkiye'deki laiklik uygulaması, Türkiye'nin tarihsel ve sosyal deneyimleri ve Atatürk devrimlerinin parlak ışığıyla yönlendirilmektedir. Laik biri, dinsel inancının bu dünyayı etkilemesine izin vermez. İslam dini, doğrulara akılla ulaşılmasını öngörmüştür. Laiklik bir yaşam biçimidir.

Acaba Laiklik, yaşam biçimi de, İslamiyet ölüm biçimi mi ?

 

 

ÇANKAYA USULÜ AYRIMCILIK

Sezer'in türbanlı kadınlara uyguladığı ayrımcılık artık bir ‘Çankaya Klasiği' haline geldi. Sezer, türbanlı kadını ‘yok' sayıyor. Onlara ‘ikinci sınıf insan' muamelesi yapıyor. Kadın hakları dendiğinde Sezer için yalnızca ‘başı açık kadınların hakları' var!

Sezer'in başörtüsü takıntısı devam etmektedir. Tabi mesele salt başörtüsü meselesi falan değildir. Bu, aziz milletimizin en temel haklarını insanca kullanıp kullanamayacağı meselesidir. Ve hatta bu, Türkiye'nin Müslüman Türklere ait kalıp kalamayacağı meselesidir.

Hükümet bu konuda gerçekten samimi davranmak istiyorsa en geniş manada insan hak ve özgürlüklerini sağlayacak temel ve özel bir yasa düzenlemeli ve bunu en seri bir şekilde yürürlüğe koymalıdır. Çağdaş normlara uygun bir yasayı engellemeye Cumhurbaşkanı'nın gücü asla yetmez. Bunu eğer engelleyecekse referandumla millet engeller.

 

"DİN"LER BAHÇESİ

Antalya'da "Dinler Bahçesi'ne" gittik.

İnşaat devam ediyor.

Cami, kilise ve sinagog ya yana.

Üçü de aynı avluya açılıyor.

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu sormuş:

- Bayrama bitecek mi ?

Görevliler hemen "iş takvimini" çıkardırlar.

-Bitecek.

Bakan:

- Bitsin ve bayram namazı kılınabilsin! buyurmuş

Eh, zaten "DİN" bunlar için bahçedeki süs bitkisi..! Her çeşidi bulunsun!...

 

RADARA YAKALANMA

Adı Celal Tirgen. Malatya'daki Şeker Camii'nin imamı... Lakabı: Şeker Hoca! Namı Malatya'yı aşmış, öyküleri dilden dile dolaşırmış.

Bir Ramazan günü çarşıdayım, baktım bir grup genç kendi aralarında tartışıyorlar. O akşam televizyonda önemli bir maç yayını varmış, maçı izlesek teraviyi kaçırır günaha gireriz, teravihe gitsek maçı kaçırırız, ne yapalım diye... Yanlarına gittim, camiye, size söz, teravihi hızlı kıldırıp sizi maça yetiştireceğim, dedim.

Geldiler. Önce hızlı hızlı kıldırdım, yarıdan sonra başladım ağır çekim kıldırmaya... Maçı kaçıran çocuklar cami çıkışında, Hocam ne oldu da namazın yarısında birden frene bastın, diye sitem ettiler. Kusura bakmayın dedim, radara yakalandığım için böyle oldu. Ne radarı dediler? Yahu dedim, fark etmediniz mi, cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı!...

Şeker Hoca, Müftü radarına yakalanıyor, Recep T.Erdoğan ise sık sık İsrail ve AB radarına yakalanıyor... Bunları unutup bir hava atmaya kalkıyor.. Sonra gidip el ayak öpüyor ve cezasını ödeyip dönüyor. EN büyük korkusu ise " başbakanlık " ehliyetine el konulması..

 

AKP, verdiği sözde durmadı

İmamların ağzına kilit vurdular

ESKİ TCK'DAN ALINIP 219. MADDE OLARAK KABUL EDİLEN DÜZENLEME AYNEN ŞÖYLE:

MADDE 241:

"İmam, vaiz, rahip haham dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve devlet kanunlarını, ve hükümet icraatlarını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve ağır (adli) cezayı nakdi ile cezalandırılır veya bunlardan biri hüküm olunabilir "(Sulh Ceza).

HÜKÜMET TASARISINDA YER ALAN ANCAK SONRA DEĞİŞTİRİLEN 219. MADDE İSE ŞÖYLE:

" İmam, vaiz, hatip, rahip, haham gibi din hizmetleri veren kişiler görevini yerine getirirken devlet idaresini ve kanunlarını veya hükümet icraatını alenen kötülerse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fillerin görev sırasında olmamakla birlikte sıfattan yararlanılarak ve alenen işlenmesi halinde yukarıdaki fıkraya göre cezaya hükmolunur"

Hatırlatma: Kur'andaki en az 500 ayet, AKP icraatlarının zulüm ve haram olduğunu söylüyor!.. Artık bunları ağzına alan din görevlilerinin vay haline!..

 

MÜZAKERE OLMASA DA DARBE OLMAZ

Emekli Orgeneral Çevik Bir, "Recep T.Erdoğan Başbakanlığı'ndaki hükümetin Aralık ayında AB'den müzakere tarihi alamaması gibi bir gelişmenin, darbe veya askerlerin siyasi yaşama müdahalesine denen olmayacağını" belirtti.

Çevik Bir, İtalyan La Repubblica gazetesine verdiği demeçte, "Darbe yok, müdahale etmeyeceğiz. Erdoğan Aralık ayında Avrupa'dan müzakere tarihi alamasa da askerler bulundukları noktada duracaklar. Zaman değişti, Türkiye olgunlaştı" dedi.

Yahudilerden madalyalı Çevik Bir gibi NATO kafalılar T.Erdoğan ve AKP'den çok razılar.. Çünkü Tayip " Artık Ankara'ya mahkûm bir iktidar olmadığını" söylüyor. Yani Brüksel ve Telaviv'den yönetildiğini ima ediyor. Üstelik TCK ile "İmam"lara hapis ve "Kur'an eğitimi"ne ceza getiren AKP Hükümeti, İstanbul'da "Gay ve Lezbiyen Filmler Festivali" düzenlenmesine onay veriyor.

 

Kemal Yavuz, Akşam'da şunları yazmıştı:

IRAK, DAHA DA ISINACAK

Irak, önümüzdeki aylarda daha da ısınacak. Gelişen olaylar, bunu açıkça gösteriyor. Irak olayı, freni boşalmış bir tren gibi giderek artan hızla, üzerimize geliyor ve biz, hemzemin geçitte stop etmiş bir araç durumundayız kaçmak, kurtulmak mümkün değil. Aracın pikabında "AB Türküleri" ile oyalanmanın hiçbir anlamı yok.

Anlayana sivrisinek saz.. Akılsıza tren bile az !..

 

Rumsfeld, Rice ve Tenet'i istifaya çağıran ABD eski Başkan yardımcısı All Gore:         "FELAKETLE KARŞI KARŞIYAYIZ " diyor.

Soros bile...

ABD'li Spekülatör George Soros, İngiliz The Guardian'a yazdığı makalede, Bush'un dünyayı kandırdığını, Irak'ta Vietnam benzeri bir bataklığa saplanıldığını ve Irak'ın tek taraflı işgalinin dünya çapında alerjik reaksiyon oluşturduğunu yazıyor...

Çünkü: İSRAİL VE ABD KASIM AYINI BEKLİYOR: İran'a saldıracaklar!

Amerika-İngiltere koalisyonunun Irak'ı işgal ve istilasından sonra İsrailin İran'daki nükleer tesisleri bombalamasıyla etrafın kan gölüne dönüşeceği kesin. İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Giogara Eliand, "Kasım ayı İran'ın nükleer programını yok etmek için dönüşü olmayan nokta olacak" dedi.

Ortadoğu'da son derece vahim gelişmeler yaratacak hazırlıklar olduğu gözleniyor. Bush, birkaç gün önce İran'ın nükleer silah üretmesine izin verilmeyeceğini belirtti. Ortadoğu üzerinde yeni kara bulutlar dolaşmaya başladı. Dünya ülkeleri Irak harbi ve uluslararası terörizme odaklanmışken, bazı çevreler İsrail'in yakın gelecekte İran'daki nükleer tesisleri bombalamaya hazırlandığını ileri sürüyor. İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Giora Eiland, bir gazeteye ‘Kasım ayı İran'ın nükleer programını yok etmek için dönüşü olmayan nokta olacak" şeklinde çarpıcı bir beyanat verdi. Bu beyanatla, İsrail başta İran olmak üzere Ortadoğu'daki Arap ülkelerine gözdağı mı veriyor yoksa İsrail hükümetinin başka amaçları mı var, zaman gösterecek. Ancak ‘dönüşü olmayan nokta' deyiminin geçmişi 1981 yılına uzanıyor.

23 yıl önce Menahem Begin, Irak'ın İsrail'e nükleer saldırıya hazırlandığı gerekçesiyle Bağdat yakınlarındaki Osirak nükleer santralını bombalatmıştı. Dönüşü olmayan bombalatma kararında, dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron'un ısrarı rol oynamıştı.

 

 

TAŞIMACILIK SURİYE ÜZERİNDEN YAPILACAK

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Irak'ta Türkler'e yönelik saldırıların ardından taşımacılığın Suriye üzerinden yapmayı planladıklarını açıkladı.

 

Bakan bey, kendisine bu aklı verenlerin, Türkiye ile Suriye'nin arasını bozmaya çalıştıklarını anlamıyor mu, yoksa bile bile mi yapıyor?

 

ABD, IRAKLI YAHUDİLERİ EĞİTİYOR!

Hatırlarmısınız bilmiyoruz. Baba Bush'un gerçekleştirdiği 1991'deki Birinci körfez harekâtından sonra bu bölgeden 3 bin seçilmiş! kişi ABD'de bürokrasi, siyaset ve güvenlik gibi konularda eğitimden geçirilmişti. 10 yıl sonra tekrar bölgeye getirildiler. Ve şu anda Irak'ta kilit noktalarda ABD'deki eğitimden geçmiş bu kişiler ver. Siyasette, güvenlikte, bürokrasi de onlardan soruluyor.

Şimdi sıra kadınlarda. Dedik ya toplumu en hızlı değiştirmenin yolu kadınlarını değiştirmekten geçiyor. Ve Amerika bunu yapıyor. Ama Irak'ı Irak için değil, Amerikan menfaatleri için değiştiriyor. Irak yönetimine gelecek kadınları belirleyip menfaatleri doğrultusunda yetiştiriyor. Eminiz bir süre sonra Çağdaş Irak'ın! çağdaş yüzünü gösteren kadınlarla sık sık karşılaşacağız.

ADB VE AB SÖMÜRÜYOR, AFRİKA ACINDAN ÖLÜYOR!

Açlık ve sefaletin yaşandığı Afrika kıtasından çıkan petroller bazı ülkelerin ilgi odağı. ABD'nin petrol ihtiyacının yüzde 15'ini Afrika'dan sağladığı, bunu gelecekte arttırmayı planladığı biliniyor. Öin de Sudan'daki petrol borularının korunması için ülkeye 4 bin asker gönderdi.

Toplam 800 milyon nüfuslu Afrika kıtası medyanın gündemine sadece iç savaşlar, AIDS hastalığı, açlık ve susuzluk sorunlarıyla gelmiyor. Yeraltı kaynakları açısından zengin olan Afrika kıtası bu özelliği nedeniyle de bazı ülkelerin ilgi odağı. ABD'nin petrol ihtiyacının yüzde 15'ini Afrika'dan sağladığı, bunu gelecekte arttırmayı planladığı biliniyor.

 

IRAK KÜRTLERİN ANAYASASI İSRAİL'DEN

Kuzey Irak'taki hayallerini kapatan sis perdesi yavaş yavaş dağılıyor. Sözde bir Kürt devletinin bölgede var olduğunu ispatlamaya çalışan Kuzey Iraklı Kürtler, kafalarındaki devleti günden güne şekillendirmeye çalışıyor. "Kürdistan Dinarı" ismiyle para bastıran Peşmergeler şimdi de "Kürdistan'ın Anayasası" adını taşıyan bir anayasa hazırladı. Ancak hazırlanan anayasanın en ilginç tarafı ise, İsrail'in bu çalışmaya biz zati katılması oldu. Aksiyon dergisinde Haşim Söylemez tarafından kaleme alınan haber-incelemede Kürt Anayasası'nın İsrail'in desteği ile hazırlandığı ortaya çıkarıldı. Söylemez'in haber-incelemesi şöyle devam ediyor: "Kuzey ırak'taki Kürtler hayallerindeki devleti günden güne şekillendirmeye çalışıyor. "Kürdistan Dinarı" ismiyle para bastıran Peşmergeler şimdi de "Kürdistan'ın Anayasası adını taşıyan bir anayasa hazırladı. Buna göre Kuzey Irak'ın resmi dili Kürtçe- devletin adı Kürdistan olurken Türkmenler "azınlık" statüsünde değerlendiriliyor.

 

İKTİDAR, ÇOLUK COCUK İŞİ DEĞİL

İstanbul'da 4-5 EKİM'DE yapılması planlanan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ile Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanlığı Ortak Forumu iptal edildi.

Dışişleri bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "AB Dönem Başkanlığı, KKTC'nin İKÖ tarafından 'Kıbrıs Türk Devleti' ismiyle kabul edilmiş gözlemci statüsünü gerekçe göstererek, foruma katılmaktan imtina ettiğini ve diğer ülkeleri de bu karara uymaya davet ettiğini dün tarafımıza bildirmiştir " denildi.

Kıbrıs Türkü'ne Annan Planı'nda verilen "Kıbrıs Türk Devleti" sıfatının vilayeti temsil ettiğini söyleyen Denktaş, "Kıbrıs Türk Devleti'ni dahi kabul etmiyorlar. Cemaat olunuz diyorlar. Kıbrıs Rum'unu meşru hükümet kabul ediyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum'u 40 yıldır Kıbrıs Türkü'nün başında tutanların sorunun halini önleyen esas nedenin bu olduğunun bilincinde de olduğunu, ancak bilmemezlikten geldiğini söyledi.

Denktaş, "Bizi Rum'a yamalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Avrupa Birliği'nden hak ve adalet bekleyenler işte böyle şoke olur" diye eleştirdi.

 

YAĞCILIĞIN BÖYLESİ

İnsan Hakları Sempozyumunda Grossman'a teşekkür etti.

Sempozyumdaki bu çarpıcı durumun ortaya çıkmasının nedeni aslında ilk gün belli olmuştu. Çünkü Helsinki Yurttaşlar Derneği Başkanı ve gazeteci Yazar Murat Belge açılışta yaptığı konuşmada, Marc Grossman'a sempozyuma verdiği destek nedeniyle bol bol teşekkür etti. Grossman'a övgü dolu sözler sarf eden Belge, bir anlamda sempozyumun hangi amaca da hizmet edeceğini ilk günden itibaren ortaya koydu. Zaten açılışta ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın davet edilmesi ve ona konuşma fırsatı verilmesi ise, yabancı konukları bile hayrete düşürdü. Öte yandan Sempozyum'daki çalışma sistemi ve ilginç adlandırma da dikkati çeken başka bir konu oldu.

 

The WASHINGTON TIMES: AVRUPALILAR, TÜRKLERDEN KORKUYOR

The Washington Times gazetesi, Fransız yazar Jean Raspail'in milyonlarca göçmenin Fransız Rivierasına ulaşmasının ardından çıkan ayaklanmayı anlattığı "Melekler Kampı" kitabına gönderme yaparak, "çok sayıda Avrupalı liderin, 71 milyon Müslüman Türk'ün Avrupa'da istediği yere yerleşerek, Hıristiyan medeniyetini ezmesinden endişe ettiğini savunmuş.

Bu sözlerin zıt anlamı: Biz aslında Türkiye yi ve İslamiyet'i ezmek istiyoruz.. Ama Osmanlı ruhunun ve Milli şuurun dirilmesinden de korkup titriyoruz!...

 

 

HESAPLAŞACAĞIM

Alaattin Çakıcı, itiraz hakkımı kullanmak istemiyorum. daha öneki yıllarda olsaydı Türkiye'ye dönmek istemezdim, ancak 1946 yılından beri ilk kez Türkiye'de sessiz bir devrim gerçekleşti. Türkiye'ye dönüp devletimle hesaplaşmak istiyorum, demiş.

Bu kirli derin devlet maşaları ve 3. sınıf Mafya babaları, kendilerini devlet sanıyorlar!...

Ama konuşsunlar... Çünkü konuştukça nice kokuşmuşlukları kusuyorlar!..

 

CEM TARİHİ

İsmail Cem, Deniz Baykal'la birlikte "Yeni Sol"un kitabını yazdı.

İsmail Cem, SHP'ye katıldı.

İsmail Cem, SHP'de başkan adayı oldu.

İsmail Cem, SHP'den ayrıldı.

İsmail Cem, yeniden kurulan CHP'ye katıldı.

İsmail Cem, CHP'den ayrıldı.

İsmail Cem, DSP'ye katıldı.

İsmail Cem, YTP'yi kurdu.

İsmail Cem, CHP'ye katılma kararı aldı.

Adam dönüp duruyor.Boşuna mı "dönme" diyorlar!...

İNANILMAYACAK BİR HABER

New York Times'ın internet sitesinde yazıyor. Resmi kayıtlara göre ABD'de 11 milyon çocuk çeşitli psikolojik bozukluklar nedeniyle doktor gözetiminde reçeteli ilaç kullanmaktaymış.

Ve bu barbar ve canavar Amerika, dünyaya barış ve huzur getirmeye kalkmış!.. Ona inananlar, ya ahmak ya da alçakmış!...

 

CIA ORTADOĞU ŞEFİ VE SİYONİST YAHUDİ STRATEJİSTİ GRAHAM FULLER "SİYASİ İSLAMIN GELECEĞİ" KİTABINDA..

Türkiye'deki Nurculuk hareketinin tehlike sayılmasını ABD'de kalmakta olan Fettullah Gülen'e yapılan haksızlıkları laisizmin benimsenmediğine kanıt sayılıyor.

Fuller'e göre, Türkiye'de bu kadar yıl sonra din esaslı bir partinin iktidara geçmesi demokrasinin, göreceli de olsa, olgunlaştığını gösteriyor. Bu ortamda ABD'nin, aleyhindeki bunca İslam kaynaklı hareket karşısında, Türkiye ile daha gerçekçi işbirliği yapabileceği düşünülebiliyor.

Fuller "...en azından dünyada İslamcı veya İslami kökenlere sahip bir partinin bölgesel istikrar bakımından ABD'nin tutarlı ortağı olabileceği görüldü" diyor.

Böylece AKP ile işler iyi giderse ABD gelecekte başka ülkelerdeki İslamcı partilerle yakın işbirliği yapabilecek görüşü vurgulanıyor.

Ne merhametli ve iyi niyetli, mübarek ve muhterem Yahudi gavurları varmış be!...

TELAFER, YAHUDİLER VE MEDYA...

Telafer, Musul'un yaklaşık 40 kilometre batısında, Suriye sınırına 60, Türkiye'ye de 100 kilometre uzaklıkta bir kasaba. Nüfusu yaklaşık 250 bin ve bunların büyük bölümü Türkmen ve ağırlıklı olarak Şii. şehirde Arap ve Kürtler de yaşıyor... Telafer'de olaylar 3 Eylül günü başladı. yani Osetya'daki eylemin kanlı bir şekilde bitiği gün. Bu nedenle, Osetya'daki eylemden dolayı büyük yaygara koparan bildik Türk medyası, her nedense, kendi soydaşları olan Türkmenlerden benzer ilgiyi esirgedi!

Aynı günlerde Yaman Törüner Milliyet'te 'Museviler' başlıklı bir yazı yazıyor ve durduk yerde Amerika Amerika'daki ünlü Yahudilerin adlarını sıralıyor. yani Yahudi (semitizm) propagandası yapıyordu. Keşke Sayın Törüner bu ünlüler listesine Begin, Ben Gorion, Şaron ve benzeri katileri de ekleseydi...

Çünkü o sırada İsrail tankları onlarca Filistinliyi öldürürken Amerikan uçakları da Telafer'i bombalıyor ve Türkmenleri öldürüyordu!.. Bakın yine Milliyet'te Güngör Uras ve Radikal'de Aylin Öney Tan, Telafer'deki katliamlar yerine 'Yahudilerin örf ve adetlerini' anlatmayı yeğliyordu. İsrailliler günde ortalama 10 Filistinliyi, Amerikan uçakları ise her gün Irak'ta 30-40 kişiyi öldürüyor. Hem de okul, cami, düğün hastahane ayrımı yapmaksızın...

EDELMAN'DAN ANKARA'YA ET VE PİRİNÇ TALİMATI:

İPLER KİMİN ELİNDE?

Tarım ve Köy işleri bakanı Sami Güçlü, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ı makamında kabul ederek bir süre görüştü.

Basına kapalı yapılan yaklaşık 40 dakika sürdü. Yalnızca görüntü alınmasına izin verilen kabulün ardından, herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bu arada ABD, Türkiye'nin et ithalatına izin vermemesi ve pirinç ithalatına tarife kotası uygulamasının Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı buluyor.

Edinilen bilgilere göre, et ithalatına izin verilmesini, pirinç ithalatında tarife kotasının kaldırılarak gümrük vergilerinin düşürülmesini isteyen ABD, Türkiye ile yapılan görüşmelerden olumlu sonu. Alınmaması halinde, konuyu DTÖ müzakere platformuna götürebileceğini belirtiyor. Bu nedenle, Türk ve ABD yetkilileri arasında, Mart ayından beri görüşmeler yapılıyor.

 

Hayret! Yahu biz, niye bir sürü masraf edip, zahmet çekip seçim meçim yapıyoruz... ABD ve Ab bizi yönetiyor ya!..?

BİR TÜRK ÖLDÜR!

İsrail'de olduğu kadar dünyadaki Yahudiler arasında çok meşhur bir darb-ı mesel vardır, "Bir Türk öldür, dinlen" diye... İsrail'in Haaretz gazetesinde Amira Hass imzasıyla çıkan bir makalede, işte bu meşhur deyimin kökeni hatırlatılarak, İsraillilerin de Filistinlilerin eylemlerini çarpık bir bakış açısıyla yorumladıkları dile getirilmiş. Gazeteye göre Türklerle ilgili atıf yapılan bu anekdotun hikayesi şöyle: "çarlık Rusya'sında Yahudi bir anne oğlunu 1877 Osmanlı-Rus Savaşı için cepheye yolluyormuş. Anne, sırt çantasını hazırladığı oğlunun kendisini fazla yormasını istemediğinden şu öğütte bulunmuş:"cephede bir Türk öldür, dinlen... Bir Türk öldür, dinlen..." Oğlu, "Ama anne, ya ben dinlenirken bir Türk beni öldürürse?" karşılığını verince dehşete düşen anne,"Aman Tanrım... Türk'ün seninle ne alıp veremediği var ki? Deyivermiş".

Hass, İsraillilerin de, İntifada'ya kalkışan Filistinlilere bu açıyla baktığını yazdı.

 

STERN DERGİSİ SUÇÜSTÜ YAKALANDI

Karikatürü göremeyenlere, midem bulanarak da olsa, anlatayım: Üzerinde AB yazan kocaman bir kapı var. Bıyıklı ve çantasında Türk bayrağı olan çirkin bir adam kapının altındaki köpek deliğinden içeri girmeye çalışıyor. Sakın kimse, 'Almanlar köpekleri sever' filan diye mazeret bulmaya kalkışmasın.

Evet, Almanlar köpekleri severler, ama köpek deliğinden içeri girmeye çalışanlardan nefret ederler!

 

Türkleri köpek deliğinden girmeye çalışan birine benzetenler mi daha alçak, yoksa kayıtsız şartsız o kapıda kölelik için nöbet bekleyenler mi?

 

İSRAİL'DEN MESCİD-İ AKSA OYUNU

İsrail İç Güvenlik bakanı Gideon Ezra, El Aksa Camii'nin bir kısmının ramazan ayında çökebileceğini söyledi. Ezra bu sebeple ramazan ayında camiiye girişlerin sınırlandırabileceğini ifade etti.

Bilindiği gibi İsrailliler Süleyman mabedini yeniden yapmak için Aksa Camii'ni yıkmayı düşünüyor. Cami 1969'da Yahudiler tarafından ateşe verilmiş daha sonra da caminin altı kazılmıştı.

Eceli gelen siyonist, Mescid-i Aksa'ya ilişirmiş...

 

ECEVİT, ABD'Yİ SEZER'E ŞİKAYET ETTİ

Aktif siyasetten çekilen eski DSP Lideri Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i ziyaret etmiş. Çankaya Köşkü'nde yarım saat kalan Ecevit, Kuzey Irak'ta yaşanan gelişmelere ilişkin kaygılarını iletmiş. Ecevit, "başı bozuk unsurlar, arkalarında ABD desteği ve teşviki olmasa, Türkiye'ye karşı meydan okumaya cüret edemezlerdi" demiş. Görüşmeyle ilgili bilgi veren Ecevit, Türkmenler'e karşı soykırım ölçüsüne varan Irak'taki saldırılar üzerine durduğunu söylemiş. Bu saldırıların Türkiye'nin bütünlüğünü de hedef almaya başladığını kaydeden Ecevit, "ulusça içimize sindirememeciğimiz bu olumsuz davranışlardan öncelikle ABD sorumludur" diye dertleşmiş.

 

İşte böyle, Bilderbergci mason Ecevit, ABD'de dert yanmış!.. Acaba yeni mi uyanmış? Ne derler, mahkumun şaşkını jandarmanın başını ağrıtırmış!...

 

ZAVALLI "BATICI"LAR, T.ERDOĞANIN BAŞARISINA ÜMİT BAĞLADILAR

40 yıl boyunca hepsi safkan Atatürkçü onlarca politikacı geldi geçti. Sonunda reformları yapmak Erdoğan'a kaldı.

Sadece Avrupalıların değil, bizim de kafalarımız karışık:

  • Her 5 gazete genel yönetmeninden 5'i Recep T.Erdoğan'ı reformcu sanıyor.
  • Her 10 vatandaştan 5'i günde 2 doların altında yaşarken, ekonominin iyiye gittiğini sanıyor.
  • Her 20 vatandaştan biri trafik kazasında, ikincisi sokak kavgasında, üçüncüsü emekli kuyruğunda yaşamını kaybederken, geriye kalanların yaşadığını sanıyor.
  • Her 50 vatandaştan 40'ı başbakan ve bakan eşlerinin tesettürlü dolaşmalarını din özgürlüğü için yeterli sanıyor.
  • Her 100 vatandaştan 80'i Başbakan'ın sık sık söylediği 'Beraber yürüdük biz bu yollarda...'yı şarkı sanıyor.
  • Her 200 vatandaştan 200'ü 'Kimse bizim iç işlerimize karışamaz' dedikten sonra, ceza yasasını AB'nin istediği için yapılan hazırlıkları 'bağımsız politika' sanıyor.

 

CIA'NIN CAYDIRICI CALKAZANLIĞI!...

MİT eski daire başkanlarından Yavuz Ataç (Sevgili Nuh Gönültaş'a) anlatıyor, insani zaafların istihbaratçılar-gizli servisler için nasıl iyi bir malzeme olduğuna dair, okuyunca 'yok canım bu kadar da olmaz' diyeceksiniz; "Bir büyük gizli servis, Güney Amerika'da zayıf bir ülkede, karar mekanizmaları içinde olan önemli bir yetkiliye, kendi istedikleri yönde bir karar verdirtmek istiyorlar. Ele geçirmek istedikleri bu kişinin bütün duygusal zaaflarını hatta sıradan insani özellikleri dahi inceliyorlar; haftada iki gün tenis oynar, öğleden sonraları filan yere gider, akşamları şunu bunu yapar diye... Bu arada malum kişinin astrolojiye aşırı ölçüde meraklı olduğunu tespit ediyorlar, karısıyla birlikte her gün belli gazetelerin yıldız falını okuduğunu öğrenirler. Gizli servis ajanları, derhal malum kişinin okuduğu falları kendi uzmanlarına yazdırmaya başlıyorlar, elbette gazete yöneticilerini ikna ederek... ve malum şahsı kendi yazdıkları falar aracılığı ile manipüle etmeye başlıyorlar. Mesela, 'Dikkat edin, küçük bir kaza geçireceksiniz' deniyor, ardından gidip arabasına çarpıyorlar. Fallar tamı tamına 'kurgulu' doğru çıkmaya başlıyor ve derken falın içine (yakınındaki şu tarifteki adamın şu dediğini yapmalısın) benzeri, kendi istedikleri yönlendirici bilgileri de yerleştirip, adamı nihayet tuzağa düşürüyorlar. Kısacası sıradan bir astroloji-fal merakınız dahi yeri geldiğinde gizli servisler için iyi bir malzeme olabilir. Muhteşem bir anekdot değil mi ? (Güler Kömürcü, Sh.12, 24 Eylül, Akşam)

 

EDELMAN: ANKARA HABERDARDI

Telafer muammasının ardındaki ayrıntılar, yavaş yavaş netleşmeye başladı. Türkiye, ABD operasyonu sırasında çok sert tepki göstermişti. Bu görüntü operasyonun Türkiye'den habersiz gerçekleştiği izlenimini veriyordu. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman ise, tam tersini söyledi:

- Operasyondan, gerek Florida Tampa'daki, gerekse Irak'taki Türk irtibat birimlerinin haberdar edilmişti. Ayrıca, hem Telafer'de hem de Musul'da Türk özel kuvvetleri vardır. Operasyon boyunca Türk Dışişleri ve genelkurmay'ı ile yoğun bir mesai içinde olduk. Türk Hükümeti ile çok yoğun görüş alış-verişi yapılmıştır.

Edelman'ın söyledikleri bunlar... Peki, Genelkurmay Başkanlığı, niçin operasyon başladığında "Gelişmeleri kaygı ile izliyoruz" açıklamasını yaptı? Dışişleri bakanı Abdullah Gül, neden Telafer Operasyonu yüzünden, "ABD ile Irak'ta yapılan işbirliğinin askıya alınabileceği" mesajını açıkladı ?

Niye olacak, toplumu ve teşkilatlarını avutmak ve uyutmak için !...

 

12 MİLYON DOLAR RÜŞVETLE AKP İSTANBUL'U SATIYOR(MU)?

Pentagon'da kurulan Özel Planlar Dairesi'nin Savunma Bakanı Yardımcısı Wolfowitz'e gönderildiği ileri sürülen ve "gizlilik şerhi" düşülerek hazırlanan belge "İstanbul Ekümenik Patriği hakkında" diye başlıyor. Belgenin bir kısmında şu ifadeler yer alıyor: " Ekim 2001 tarihinde Özel Planlar Dairesi tarafından bir misyon oluşturuldu. Bu misyonun amacı İstanbul Ekümenik Patrikhanesi bünyesinde yer alan Ruhban Okulu'nun açılmasını sağlamak. Savunma bakanı bilgilendiril ve onayı alındı. Bay Stephan Hadley ve Bay Scooter Lewis'in onayları alındı. Detaylar özellikle CIA elemanlarından gizlendi... Patrik Bartholomeos'un da onayı alındı. Patrik bu kararın başarıya ulaşabilmesi için, konuyla ilgili Türk makamlarına rüşvet verilmesi gerektiğini söyledi. Bu rüşvetin ABD Başkan yardımcısı'nın Türkiye'ye yapacağı resmi ziyaretten önce verilmesinin uygun olacağı belirtildi. Patrikle temasımızdan sonra Metropolit Halkidon Yuvakim bizimle bağlantıya geçerek ödenmesi gereken rüşvet miktarının 12 milyon ABD doları olarak bildirdi. Ve bu mablağın Barclays Bankası, Westminder Abbey şubesinde bay Alfred Joseph Baldachio adına ve 10134929 No'lu hesaba yatırılması gerektiğini söyledi. 30 Ekim 2001'de dairemiz adına Harolld Rhode adı geçen bankaya 12 milyon ABD doları yatırmıştır...

 

Haber Vatan gazetesinin

Yorum, vatan ve vicdan ehlinin!...

GERÇEKTEN BÜYÜK TEHLİKE!

   İran diyor ki, 'İsrail benim can düşmanım, elinde 200 adet nükleer başlık var (ki doğru!), ben de kendi güvenliğim için 'Mutlaka' nükleer silaha sahip olmalıyım'. ABD ve özellikle İsrail ise, 'Biz, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını 'Kesinlikle' önleyeceğiz'. Diyorlar. Bu 'Kesinlikle' ile 'Mutlaka' çarpışırsa ne olur? Ortadoğu'da 'Kıyamet Kopar'.

Hem de öyle bir kıyamet ki 'Irak Olayı' onun yanında 'Çocuk Oyuncağı' kalır. Şimdi, bu 'Kıyamet Senaryosu'nu, 'Aktörleri'ni teker teker ele alarak inceleyelim.

İran, 1 milyon 648 bin Km2'lik (Türkiye'nin 2, Irak'ın 4 katı) bir ülke. Nüfusu 65 milyon (Irak'ın 3 katı) kişi başına yıllık gelir 5200 $. Dünyanın ve bilhassa ABD açısından, birbirine bağlı iki büyük önemi var. Birincisi, dünya petrolünün % 11,4'ü (18 milyar ton) ve doğal gazının % 15,2'si (27 trilyon kübik metre) bu ülkenin toprakları altında. Diğeri, bu ülke, coğrafi konumu ile, dünya petrolünün % 51.6'sını bulunduran Körfez ülkelerini ve bu ülkelerin dünyaya ulaşımını sağlayan Basra Körfezi ile onun en hassas noktası olan Hürmüz Boğazı'nı denetimi altında tutuyor. Ülke, dini fanatizmi esas almış bir yönetim altında. Ordu, sistemin desteğinde. Kısaca, kendi içinde tutarlı, istikrarlı bir toplum ve devlet. Bu durumun, kısa ve hatta orta dönemde değişmesi de bekleniyor. İran'ın nükleer programı ise, devriminden bu yana sürüyor. 1990'da Sovyet sisteminin çökmesi sonrasında, Rusya'dan resmi ve gayri resmi destek alarak programı daha da hızlandırdı. Buşehr, Arak, Perçin ve Netanz'da nükleer enerji geliştirme tesisleri var. Bu tesislerde, barışçıl maksatlı nükleer enerji üretmekte olduğunu iddia ediyor ama inandırıcı değil. Yapılan hesaplara göre üç ila beş yıl içinde, nükleer silahlara sahip olabilecek. Bu silahları kullanma yeteneğine gelince; elinde, 'Şahap' serisi roketler var. Bunlardan Şahap 3'ü, geçen yıl başırıyla denedi ve hizmete soktu. Menzili 1300 Km. (İran hududundan Tel Aviv (ve de Ankara) 1000 Km.) Ayrıca, Rus ve Kuzey Kore desteği ile, 2000 Km. menzilli Şahap 4 ve 5000 Km. menzilli Şahap 5 füzeleri üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.

Diğer 'Başrol oyuncusu', İsrail'e gelince. İsrail, kendisine yönelik hiçbir nükleer tehdit olmamasına karşın, 1970'lerden (belki daha da önce) itibaren nükleer silah üretimine yönelerek, şu anda, en az 200 nükleer başlığa sahip. Bu başlıkları karadan-karaya, havadan-karaya, denizden-karaya ve hatta, denizaltından-karaya atma vasıtaları da var. Buna karşın, 'Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşmasını' imzalamadığı bir yana, 'Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın denetiminin sözünü bile ettirmiyor. Bu imkânına ilave olarak, geçtiğimiz ay, Amerika'dan 300 milyon $ karşılığı, 500'ü, iki metrelik betonu delebilen, her biri bir tonluk, uydu güdümlü füze olmak üzere, 5000 akıllı bomba satın aldığı da biliniyor. Peki, İsrail bunlarla ne yapar? Bu konuda bilgi sahibi herkes şundan emin ki, 'İsrail, tereddütsüz vurur'. 1981'de, bundan çok daha düşük bir tehdit karşısında, Irak'ın Osinak'taki nükleer santralını, selamsız sabahsız, vurmakta tereddüt etmemişti. Üstelik o vurma kararını veren hükümetin Savunma Bakanı Şaron, şimdi Başbakan.( 6 EKİM 2004 / KEMAL YAVUZ / AKŞAM)

 

 

Olmert ziyareti ve İsrail zaptı...

Eminiz siz de hatırlayacaksınız. Geçtiğimiz aylarda Recep Tayyip Erdoğan, tıpkı Verheugen'e yaptığı çıkış (‘Biz Türküz içişlerimize kimseyi karıştırmayız' demiş ancak Verheugen'le yaptığı görüşmeden hemen sonra telefonla Meclis'in TCK için ikinci kez olağanüstü toplanmasını istemişti) gibi bir çıkış yapmış ve "İsrail Devlet Terörü uyguluyor" demişti. Sonra da İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Olmert, Türkiye ziyaretinde el üstünde tutulmuş ancak Tayyip Bey kendisiyle görüşmeyerek tabana selam göndermişti... Başbakan bu tutumuyla İsrail Başbakan Yardımcısı Olmert'e sanki yüz vermemişti..

Ama görünen o ki Olmert'e yüz vermeyen (!) Başbakan, galiba İsrail'e çok şey vermiş. Bunu biz değil o tarihte yapılan Türkiye İsrail Karma Ekonomik Komite 2. Dönem Toplantısı Mutabakat Zaptı söylüyor..

Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı Sezer'in onayından sonra önceki gün yani 5 Ekim 2004 tarihli Resmi Gazete'de Milletlerarası Antlaşma bölümünde yayınlanan zabıttan iki önemli madde sanırız sizin de dikkatinizi çekecek:

 Madde 12:

İsrail tarafı İsrail firmalarının ilgilendikleri GAP Projelerinin 2005 yılı bütçesinde uygulamaya konulmasını Türk yetkililerden talep etmişlerdir.

Türk tarafı, Türkiye ve İsrail arasındaki karşılıklı ekonomik işbirliğini güçlendirmede GAP kapsamındaki yukarıda bahsedilen projelerin önemini vurgulayarak, konuyu Türkiye'deki ilgili kurumlara iletmeyi kabul etmiştir..

Madde 13:

Türk tarafı, Orta Anadolu'da yürütülen Konya Ovası Projesinin (KOP) önemini vurgulayarak, su kaynaklarının geliştirilmesi alanında işbirliği imkanlarını değerlendirmek için ortak çalışma önermiştir. İsrail tarafı bu teklifi incelemeyi kabul etmiştir.

Türk tarafı Tuz Gölü yakınlarında seçilmiş Orta Anadolu köyleri civarındaki kuru bölgelerde damlama ve diğer modern sulama tekniklerinin fizibilitesi konusunda ortak çalışma önermiştir. İsrail tarafı bu teklifi incelemeyi kabul etmiştir.

Aslında zapt metni başlı başına fecaatlerle dolu. Sadece iki maddesini aktardığımız AKP-İsrail mutabakatının Türkiye'yi nereye ve kime doğru götürdüğünü de gösteriyor... Allah kimseyi şaşırmasın! Tek amaç iktidar koltuğu olunca, ne basiret kalıyor ne de feraset.  (7 EKİM 2004 / KULİS ANKARA)

 

TÜRK ORDUSU AVRUPA'NIN JANDARMASI MI OLACAK ?

ABD'li ünlü spekülatör Geroge Soros'un " Türkiye'nin en iyi ihracat ürünü ordusudur" tezi, AB raporunda da tescillenmiş oldu.  AB Etki Raporu'nda, Türk Ordusunun AB savunmasına önemli katkı yapacağı vurgulandı. Raporun "Avrupa Güvenliği ve Savunma Politikası" başlıklı bölümünde, Türkiye'nin Avrupa güvenlik ve savunma politikası birliğinin ortak güvenlik ve dış politikasına ilgisinin, bu yapılara dahil edilmesini kolaylaştırabileceği belirtildi. 10 yıldır 10 bin kişilik bir AB Ordusu oluşturmaktan aciz olan Avrupa Birliği, Türk ordusunun etki gücünü gördükçe adeta ağzı sulanıyor. AB'nin Türkiye'yi tamamen dışlamayıp kapıda tutmasının ardındaki asıl sebep acep ne ola ki?

EVREN: TÜRKİYE'NİN ALTERNATİFLERİ OLMALI.

DAYATMALAR GÜCÜME GİDİYOR

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi ABD'ye yaklaşır korkusuyla bir kenara itemediğini söyledi. Evren, Türkiye'nin AB'ye karşı her zaman alternatifinin olması gerektiğini kaydetti.

Keşke İslamcı geçinenlerin çoğu Kenan Paşa kadar duyarlı ve tutarlı olsaydı !.. Onun gibi onurlu ve şuurlu davransaydı!...

 

Zaman Gazetesi 6 Ekim 2004 sayısında:

" AB İLE KIRAN KIRANA PAZARLIK " BAŞLIĞI ALTINDA

Bugün açıklanacak İlerleme Raporu için son dakikaya kadar kıyasıya bir pazarlık yaşandığını. Ankara'nın raporun sulandırılmaması, Türkiye karşıtları ise ek şartlar konulması için Brüksel'i ablukaya aldığını. Hükümet kabul edemeyeceği hususları ‘net' biçimde AB'ye aktardığını yazmış !...

Teslimiyetçiliğin, taklitçiliğin gerçekleri tersyüz etmenin bu kadarına da pes doğrusu !...

Gavurlara kölelik bunların ruhuna işlemiş !...

Abdullah Gül'e Göre:

" TÜRKİYE'YE ‘HAYIR' DEMEK İSLAM DÜNYASINA HAKARET OLUR."MUŞ!..

Time'a konuştu: AB, asıl meselelere odaklanmalı

Amerikan Time dergisine açıklamasında, AB içinde bazı çevrelerde ortaya atılan ‘Türkiye için referandum' fikrinin yanlış bir yaklaşım olduğunu belirten Gül, "En önemli konunun anayasa olduğu bir ortamda AB'nin şimdi bizim üyeliğimize ilişkin bir oylamayla zaman kaybetmemesi gerekir." buyurmuş...

 

Ve Abdullah Gül'e göre, Türkiye'ye "hayır" demek İslam Dünyasına hakaret olurmuş!...

Yanlış !... Asıl Türkiye'yi Avrupa'nın kapısında 50 yıldır bekletmek, İslam Dünyasına hıyanettir!...

 

MASONLARIN MASKARALIĞI

Mesut Yılmaz, AB'nin İlerleme Raporu'nu eleştirmiş. "AB halkı kandırıyor" demiş... Günaydın Mesut Bey, sabah şerifleriniz hayırlı olsun! Yıllarca "AB treni kaçıyor" diyen sanki başkasıydı. !

 

Biderbergçi Mason Mesut Yılmazın asıl sıkıntı "Avrupalı ağabeylerinden aferin alma şerefini, hemşerisi Recep'e kaptırmasıydı !...

VAHŞİLER VE YAHŞİLER!

Amerikan askerlerinin Felluce'de Iraklı sivilleri bilerek vurduğuna yönelik iddiaların hepsi doğru çıktı. Ebu Garip hapishanesindeki işkence görüntüleri hafızalardan silinmeden camilere ve sivil yerleşim birimlerine saldıran ABD uçaklarının, toplu halde sokakta bekleyen sivil Iraklıları kasıtlı olarak bombaladığı uçaktan çekilen görüntülerle ispatlandı. ABD Savunma bakanlığından sızan, bir F-16 savaş uçağının video kayıtlarına göre, pilot sokakta sivilleri gördüğünü kontrol kulesine iletti. Operasyon merkezinden gelen "Temizle" cevabı katliama davetiye çıkardı. Pilot onayı aldıktan sonra soğukkanlı bir şekilde bombayı masumların üzerine bıraktı. Pentagon video kaydına rağmen olayın sorumluluğunu kabul etmeyip "Onlar direnişçiydi" açıklamasıyla yetindi.

ABD vahşi... Peki suç ortağı AKP Yahşi mi ?

AKP'NİN YENİ KUTSALI!

AKP Milletvekili Zekeriya Akçam yaptığı açıklamada "Bundan sonra ki muskamız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir" diyor.

Bu sözleşmeyi küçük bir kitapçık haline getirip yanında sürekli taşıdığını ve grupta arkadaşlarına dağıttığını ifade ediyor.

AKP İzmir Milletvekili Akçam açıklamasında "Kutsal olan şey budur" diyerek Avrupa İnsan hakları Sözleşmesini yeni kutsal olarak ilan ediyor.

"Zinanın temel hak ve özgürlüklere girdiğinin, Avrupa'nın politik kültüründe böyle şey olmadığının bilinmesi gerekir" diyor AKP'li Akçam.

Neymiş efendim ?

Zina temel hak ve özgürlüklere(!) giriyormuş!

Kısacası zina kutsal bir hakmış !... Ne diyelim:  " Ey AKP'liler, yeni kutsalınız kutlu olsun!... "

 

ABD'DEN YAHUDİLERE KOL-KANAT

Londra/ İngiliz Daily Telegraph gazetesi, "Amerika müttefiklerini, Yahudilere nasıl davrandıklarına göre değerlendirecek" başlıklı haberinde, "Amerika Senatosu'nun Dışişleri bakanlığı'na, dünyadaki ülkeleri, Yahudi vatandaşlarına davranışlarına bakarak sınıflandırmaya başlaması yolunda talimat verdiği vurgulanıyor. Bu yöndeki tasarı, Senato'dan sonra Amerikan Temsilciler Meclisi'nde onaylanmıştı.

Eh, Türkiye ne kadar Türklerin ise, Amerika da, işte o kadar Amerikalıların...

ABD'yi de AKP'yi de aynı güçler yönetiyor.

 

İŞTE ÖZGÜR AFGANİSTAN (!)

Kız çocukları kan parası yahut aile borcu karşılığında peşkeş çekiliyor. Çocuk kaçakçılığı almış başını gidiyor, afyon üretimi, eroin ticareti aratarak devam ediyor. Ülkede yaşam güvenliği bulunmuyor. İşte Amerika girdiği yeri bu hale getiriyor!

ÖYMEN: RAPORU OKUMADAN İMZALADILAR

Türkiye'nin NATO Büyükelçisi olarak görev yapan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Dr. Onur Öymen, Başbakan Erdoğan'ın AB komisyon raporunu daha okumadan imzaladığını iddia ederek, rapordaki yanlışlıklar düzeltilmeden Avrupa Birliği'ne üye olmanın yanlış olacağını iddia etti.

Bunların görevi okumak değil ki , imzalamaktır!..

BÜLENT ARINÇ: EGEMENLİK DEVRİ; AYIP, GÜNAH VE ÇİRKİN

BİR ŞEY DEĞİLDİR.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin birbirine karşılıklı olarak egemenlik devrinde bulunduklarını söyleyerek, "Bu ayıp, günah ve çirkin bir şey değildir" dedi.

Gerekçesi ise: Diğer Avrupa ülkeleri de egemenliklerini AB'ye devrediyormuş!... İyi de onların hepsi Hrıstiyan... İnançları bir, amaçları bir...

Üstelik de, bu Avrupalılara göre karılarını paylaşmak ta ayıp günah değildir.

AB VE EGEMENLİK

Tarihin cilvesine bakın. Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek cumhuriyeti ilan etmesinin 81'inci yıl döneminde Başbakan Erdoğan, Roma'da Türkiye'nin üye olursa egemenlik haklarının bir bölümünü AB kurumlarına devretmesini öngören Avrupa Anayasası'na imza koyuyor. Bazıları "Egemenlik devri" yerine " Egemenlik paylaşımı" ifadesinin daha doğru olduğunu söylüyor.

Bazılarına göre ise, "Yetki devri" denilmesi gerekiyor. Tercih sizin. Ancak "Egemenlik devri" yetkili çevrelerde ağır basıyor. Örneğin Adalet Komisyon Başkanı Köksal Toptan, 26-Eylül'de Meclis'in 124'üncü birleşiminde yaptığı konuşmada, "AB yolunda elbette egemenlik hakkımızdan yer yer fedakârlık edeceğimiz konular olacak" dedi.

TERCÜMAN'IN YEHUDİ'Sİ MUSEVİ OLUNCA...

Tercüman'ın Masonlara tercüman olduğu zamanlar. Hani bütün muhafazakârların, Demirel'e Nurlu Süleyman diye bakanların, sağcıların, vatan, millet, Sakaryacıların Tercüman okuduğu zamanlar.

Bir gün gazeteye bir talimat gelir. Bizzat Kemal Ilıcak'ın talimatıdır. Bundan böyle Tercüman haberlerinde "Yahudi" kelimesini kullanmak yasaklanmıştır. Yahudi yerine "Musevi" kelimesi yazılacaktır. Çünkü Tercüman'ın bir ortağı vardır. Bu ortak Yahudi asıllıdır ve böyle olmasını istemektedir.

Neyse... Talimat büyük bir titizlikle uygulanmaya başlanır. Hatta talimatın uygulanması noktasında o kadar titizlik gösterilir ki Tercüman bu yüzden mahkemelik bile olur. Nasıl mı?

Dünyaca tanınmış bir sanatçı olan, keman dâhisi Yehudi Menuhin büyük bir konser için İstanbul'a gelir.

Ertesi gün Tercüman'da haber çıkar: Ancak haber de, "Yehudi Menuhin" yerine "Musevi Menuhin" olmuştur. ( Ankara Kulisi)

YAHUDİ BULUNMAYAN ÇANAKKALE'YE SİNAGOG

Türkiye'nin çeşitli illerinden gelerek hiçbir Musevi'nin yaşamadığı Çanakkale'de buluşan Museviler , Şobat Duası'nı Mekor Hayim Sinagogu'nda yaptı.

Cemaati olmadığı için kapalı duran Sinagogu her sene 29.Ekim'de ziyaret ettiklerini söyleyen Mekor Hayim Sinagogu Vakfı Başkanı Sami Kumru ; " Bundan böyle binada bir görevli bulunduracağız. Günde 8 saat turistlerin ziyaretine açık olacak" dedi.

Türkiye Siyon Cumhuriyeti olduğuna göre...

NE İÇİN

"İnsanlar sevmekten korkar, kaybetmekten korktuğu için

Sevilmekten korkar, gizli kötülükleri yüzünden kendilerini sevilmeye değer görmedikleri için

Düşünmekten korkar, sorumluluk almaktan korktuğu için

Gerçeği konuşmaktan korkar, eleştirilmekten korktuğu için

Samimi duygularını söylemekten korkar, reddedilmekten korktuğu için

Yaşlanmaktan korkar, gençliklerinin kıymetini bilmediği için

Unutulmaktan korkar, dünyaya bir şey veremedikleri için

Ölmekten korkar, yaşamın değerini bilmedikleri ve zamanlarını değerlendirmedikleri için" (Shakespeare)

IRAK, İRAN VE TERÖR!

   İran'a karşı savaşan Halkın Mücahidi Örgütünün 7 bin elemanı aileleri ile birlikte Irak'ta ABD'nin koruması altında. Amerikalılar zamanı gelince bu örgütü İran'a karşı kullanmanın planlarını yapıyorlar.

Amerikalılar İran'daki Mollalar yönetimini sıkıştırmaya hazırlanıyor. Bush'un kazanması durumunda pek yakın bir zamanda düğmeye basılacak. İran'ın nükleer güce sahip olma çabası İsrail'i tedirgin etmektedir. İsrail İran nükleer tesislerini bombalamak için Amerika'dan en gelişmiş uçaklar almaktadır. Herkes Amerika ve daha sonra İran'daki başkanlık seçimlerini beklemektedir. Nisanda yapılması beklenen seçimlerde İran'ın belki de bölgedeki birçok sürecin geleceği de oylanacaktır. Muhafazakârların kazanması durumunda Amerikalılar büyük bir fırsat ve önemli gerekçe elde etmiş olacaklardır. Ancak Irak'ta sürekli hata yapan Amerika İran konusundaki planlarında ne kadar başarılı olacağı tartışılmaktadır. Hele hele Irak'ta yapılacak seçimlerde Şiiler iktidara gelirse! O zaman Amerikalılar bırakın İran'ı, bu kez Irak'taki Şiilerle uğraşmak durumunda kalacaktır.

İşte bu nedenle Amerikan medyası ve CIA raporları sık sık iç savaş olasılıklarından söz ediyor. Amerikalılar belki de Halkın Mücahitleri elemanlarını böyle bir iç savaşta da kullanabilme hesapları yapıyorlardır...

Peki Amerikalılar şimdiye kadar dokunmadıkları Kuzey Irak'taki PKK için ne tür planlar yapıyor acaba ?!..

SIFIR ATMAK! HAVA ATMAK!

Hava mı önce atılır! Sıfır mı? Dünyada örnekleri var. Yüksek yapışkan fiyat artışlarına tutulmuş, bu yüzden adları "hiper enflasyonlu ülkeye" çıkmış Bolivya gibi, Yugoslavya gibi , (iki kez attı) Kongo, Gürcistan, Peru, Şili, Meksika, Brezilya (beş defa attı) gibi ülkelerde önce paralardan sıfır atıldı. Sonra hava atıldı. Hakkını verenler oldu. Sorunu çözdüler. Enflasyonu bitirdiler. "Tek haneli enflasyona" indiler. Hava atmanın hakkını veremeyenlerin sonu ise nanay oldu, krizler krizleri izledi, zengin-fakir uçurumu iyice açıldı, yerli-yabancı yatırımcı ülkeden kaçtı, işsizlik alev alev büyüdü...

ANKARA ARTIK AB'NİN REHİNESİ

Artık Yunan tarafı Ankara'nın üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğini savunarak müzakerelerin her an kesilmesini isteyebilir.

TÜRKİYE'ye HA-VET !

Hayır,  ‘bir kısım medyanın' dediği gibi Avrupa bize yeşil ışık yakmadı. Avrupa, Türkiye'ye ‘HAVET' dedi, yani evet ile hayır'ın kokteylini sundu. AB Komisyonu Başkanı Prodi ‘Evet ama koşullu evet' dedi. Kısacası,   ‘HAVET' imizi aldık işte. Bitmedi, Prodi, ‘ilerlemelerde tek bir aksama olursa müzakereler askıya alınır, garanti yok' dedi.

TÜRKİYE'NİN AB YOLUNU ASKER AÇIYOR...!

Francial times'tan çarpıcı yorum

Francial Times, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde sivillerle askerler arasında ilişkide değişim yaşandığını, ordunun AB reformlarına destek verdiğini yazdı.

İngiliz Francial Times, ilk kez eğitim bütçesinin savunma bütçesini geride bıraktığına dikkat çekerek, " Bu, sivil ve askeri otiriteler arasındaki ilişkide son dönemde meydana gelen değişimin bir işareti ve kuşkusuz bu konu, Türkiye'nin AB'ye katılma şansı için merkezi bir konuyu oluşturacak" yorumunu yaptı.

NİYE ACABA?

ABD Yahudilerinin % 69'u Kerry'yi istiyor

ABD'de yapılan bir anket, " ABD başkanlık seçimleri bugün yapılsaydı, ABD Yahudilerinin % 69'u Kerry'ye oy verirdi " sonucunu ortaya çıkardı. ( Şalom.4.Ekim.2004)

Ama Siyonistlerin gücü Kerry başkan yapmaya yetmedi !..

İRAN VİRAN MI OLACAK?

Evet, Tahran'ı görmek beni çok heyecanlandırdı, özellikle de 3-5 ay sonra İran'ın dünya gündeminin ilk sıralarında olacağını düşündüğümde. İsrail ve ABD, İran'a nükleer faaliyetlerini durdurması için 25-Kasım'a kadar süre tanıdı ve gelişmeler onu gösteriyor ki Amerika-İsrail ikilisi şu veya bu şekilde İran'a saldırma kararında. Bitmedi. Irak'taki Şii destekli gelişmeler de önümüzdeki günlerde İran'ı sahnenin tam önüne itiyor. Kısacası yeni yıl itibarıyla gündeminizi İran-Tahran dolduracak. ( G.Kömürcü)

 

SİYONİZM SENDELİYOR:

Amerika'nın devirmek için her yolu denediği Hugo Chavez, sandıkta zaferle çıktı

Venezüella halkından ABD'ye bir tokat daha

Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, referandumun ardından, Pazar günü yapılan yerel seçimlerde de zafer kazanarak iktidarını pekiştirdi.

Ulusal Seçim Konseyi müdürü Jorge Rodriguez, kısmi sonuçların, Chavez yanlılarının en az 5 eyaleti daha muhaliflerden aldığını gösterdiğini söyledi.

Gelen ilk sonuçlar, Chavez'in adaylarının stratejik önemdeki Miranda eyaleti de dahil 22 valilikten 18'ini kazandığını, Carobbo ve Yaracuy eyaletlerinde de az bir farkla önde gittiklerini gösteriyor.

Chavez, ilk sonuçların ardından yaptığı açıklamada, bunun halk için bir zafer daha olduğunu belirterek,    " Devrim halen burada duruyor, geriye dönüş yok " dedi.

İSRAİL VE VEFA !..

1492'de İspanya'daki Müslüman Endülüs devleti yıkıldığında Haçlılar yüz binlerce Müslüman'ı katlettiler... Sıra Yahudileri ülkeden kovmaya geldiğinde işe kirli hesaplar karışır... Ellerinde Cem Sultan'ı rehine olarak tutan Haçlılar: ‘Ya şu Yahudileri alır bizi onlardan kurtarırsın ya da kardeşin Cem'i üzerine salarız'... İspanya'ya gönderilen gemiler Yahudileri Osmanlı toprağına taşır... Bunların bir kısmı İzmir, Selanik, İstanbul ve Filistin'e yerleştirilir... Osmanlı tüm Müslümanlar gibi onlara her zaman iyi davranır... 1905'e yani Hertz'in Sultan Abdülhamit'ten Filistin'i istediği yıllara gelindiğinde Filistin'de Yahudilerin sayısı ancak 17 bin civarındaydı...

Abdülhamit; hayır deyince de Siyonistlerin Osmanlı'yı çökertmek için neler yaptıklarını yine herkes biliyor... Onların en büyük destekçisi ise İngiltere ve Amerika'dadır... Dünyadaki tüm Siyonistler Osmanlı'yı yok etmek için emperyalist ülkelere yardıma koştu... Siyonistlerin vefa anlayışı buydu... Çanakkale Savaşı'nda olduğu gibi Filistin cephesinde de binlerce Yahudi gönüllü İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaştı... İngiltere onların bu fedakârlıklarını karşılıksız bırakmayarak 2-Kasım-1917'de ünlü Balfour Deklarasyonu'nu yayınladı. Buna göre Osmanlı'nın dağılması sonrasında Filistin'de bir Yahudi devleti kurulacaktı...

 

ESKİ ABD BAŞKANLARINDAN JİMMY CARTER:

Bütün İslam dünyası ABD'yi kınıyor !

Eski ABD Başkanlarından Jimmy Carter, ABD Başkanı George W.Bush'un izlediği politikalar dolayısıyla Amerika'ya karşı öfkenin arttığını söyledi.

Carter'a, İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan röportajda, kendisi 1980'de İranlı öğrencilerin ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni işgal edip görevlileri 444 gün rehin tutmalarından sonra tekrar başkan seçilemediği halde, Bush'un Irak savaşındaki bütün hatalarına rağmen tekrar seçilebilecek görünmesinin nedeni soruldu.

Carter bu soruya karşılık, "Temel neden, ülkemizin 11-Eylül'de korkunç, şoke eden bir saldırı yaşaması ve George Bush'un bu saldırıyı hızla istismar etmesi, birçok Amerikalının gözünde kendisini, Amerika'yı hedefleyen küresel bir tehdide karşı savaşan kahraman bir başkomutan düzeyine yükseltilmesidir" dedi.

FAİZ VE FUHUŞ BÜTÇESİ

Bütçeyi AKP'liler hazırlamadılar. IMF emretti bunlar yazdı. Şimdi de "İşte bizim bütçemiz" diye komisyona gönderiyorlar.

Açıkladıkları bütçenin tamamı 155,5 katrilyon lira. Daha baştan bunun "56,5 katrilyonunu faize vereceğiz" diyorlar. Oysa eğitime ve sosyal güvenliğe ayırdıkları pay faize ayırdıklarının onda biri kadar değil.

İktidara geldikleri zamanki 130 milyar dolarlık dış borcun üzerine 18 milyar dolar, 92 milyar dolarlık iç borcun üzerine 51 milyar dolar daha ilave etmişler. İki yılda yapılan 69 milyar dolarlık yeni borç kamburuyla ortaya koydukları 155 katrilyon lira.

Bu şu anlama geliyor: Bütçe açığını bir kenara bırakırsanız aldıkları borç hazırladıkları bir yıllık bütçeyi aşacak durumda. Yani ortada gerçekten bir bütçe de yoktur.

Türkiye bu kamburu nereye kadar, nasıl taşıyacak.

Ağzını açan ülkedeki problemlerin geri kalmışlıktan kaynaklandığını söylüyor. Şayet bu tespit doğruysa ki, doğrudur; o zaman bütün problemleri hazırlayan alt yapı işte bu bütçenin bizzat kendisidir. Bu yüzdendir ki bütçe, Türkiye için en büyük tehdittir.

Bütçe aynı zamanda bir paylaşımı öngören resmi belgedir. Siz hiç yüzde 80'i rantiyeye, yüzde 20'si millete ayrılan bir bütçeyle barış içinde bir ülke inşa edileceğine inanıyor musunuz? Bu anlayışın uygulanması rantiye kesimini biraz daha güçlü kılacak, milleti ise daha fakir hale getirecektir. Fakir bir ülkeyi AB ne yapsın?

Şimdi kişi başına düşen milli geliri yükseltmek için Türkiye'nin iki önemli hastalığını legalleştirmenin yolunu arıyorlar. Eğer kılıfını bulabilirlerse uyuşturucu ve fuhuştan gelen parayı milli gelirin üzerine ilave etmeyi düşünüyorlar.

Bir devlet için bundan daha büyük suç düşünülebilir mi ?

İki yılda Türkiye'yi getirip tıkadıkları nokta işte bu.

Faiz ve fuhşa mahkum Türkiye!

YARALI YARGI!

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın okuduğu bildiri, yargının ‘sütten çıkmış bir ak kaşık olduğu' düşüncesine dayanıyor. Ancak buradaki ‘aklığı' gölgeleyen olayların uzun bir listesi verilebilir. Örneğin, akla hemen Özkaya'nın sağ kolu olan Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya'nın nahoş ilişkilerinin yarattığı tepkiler nedeniyle geçirmekte olduğu soruşturma ve Yargıtay'daki görevinden ayrılmak zorunda kalışı geliyor.

Meseleye daha ilginç bir açıdan yaklaşalım. Ünlü Neşter-2 skandalına adları karışan Yargıtay üyeleri hakkında "muhakkik" kimliğiyle Yargıtay Onuncu Dairesi Başkanı Şener Güngör tarafından bir soruşturma raporu hazırlanmıştır. Güngör, raporunda iki üyenin yargılanması talebinde bulunmuştur. Özkaya'nın başkanlık ettiği Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, dolaylı dinleme kayıtlarının delil oluşturamayacağı gerekçesiyle yargılanmalarını reddetmiş, yalnızca disiplin soruşturması açılmasını yeterli görmüştür. Oysa kurula sunulan dosyada, yalnızca dinleme kayıtları değil, bazı hakimlerin suçlanan Yargıtay üyelerinin kendilerine tavassutta bulunduğuna ilişkin Güngör'e verdikleri imzalı ifadeleri de dikkate almamıştır.

Ancak mızrak çuvala sığmıyor. Başkanlık Kurulu'nun dikkate almadığı bu ifadeler, geçen Perşembe günü yapılan Neşter-2 duruşmasında tanık olarak dinlenen hakimler tarafından mahkeme hakimine tekrarlanmış ve gazetelerde çarşaf çarşaf yayımlanmıştı.

Hakimlerin ifadelerine göre, Yargıtay üyesi Ergül Güryel, avukat olan oğlunun da ilgilendiği bir davada hakime belli bir yönde oy kullanması karşılığında kendisini Yargıtay'a seçtirme vaadinde bulunmuştur. Güryel, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) eski başkanvekilidir ve bugünkü HSYK üyelerinin bir bölümü ile de yakın ilişkiler içindedir. Burada karşımıza bir kalıp çıkıyor: Demek ki, hakimlerin mesleklerinde en yüksek ideal olan Yargıtay üyeliği için hatır mekanizmaları işletiliyor. Bir başka nokta, basının da kişisel ikbal ya da ekonomik çıkarlar için Yargıtay'ı yıpratma çabasına girdiğinin ‘saptandığının' belirtilmesidir. Hukuk kavramları içinde konuşursak, bu yönde kuvvetli bir kanaatin belirtilebilmesi için kesin delillerin ortaya konması gerekir. Hiçbir delil ortaya konmadan bu şekilde suçlamalara kalkışmak, hukuk fakültelerinin birinci sınıflarında okutulan ‘Hukukun Temel İlkeleri' ile bağdaşan bir tutum değildir.

BAZI  FİLMLERE SİYONİST SERMAYE!

Ertuğrul Özkök yazdı:

Türkiye'de çekilecek AMERİKALI ASKER Filmini önce tanınmış bir Amerikalı yönetmenin çekmesi düşünülüyordu. Ancak sonradan fikir değişti ve bir Türk yönetmene verildi. Bu Türk yönetmen Osman Sınav. Yani Kurtlar Vadisi'nin yönetmeni. Zaten bu senaryonun özgün fikri de ona ait.

Osman Sınav ve bir arkadaşı, bu filmi görüşmek üzere ağustos ayında Hollywood'a gidip ilk anlaşmayı imzaladı. Osman Sınav'la sohbet ederken şu bilgileri aldım. Filmin bütçesi 12 milyon dolar olarak görünüyor. Bunun 4 milyon dolarını Osman Sınav'ın sahibi olduğu ‘Sinegraf' verecek. Geriye kalan 8 milyon doları ise Amerikalı şirket ‘Seven Arts Picture' koyuyor. (Ertuğrul Özkök 5-Ekim-2004)

 

SAHTEKÂR SİYONİSTLER!

Ata'nın yasakladığı Masonlar Anıtkabir'de!

Atatürk'ün sağlığında yasakladığı Masonlar, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği adı altında Anıtkabir'e çıktı. Masonlar, Atatürk'ün silah arkadaşı Halit Kut Paşa'ın torunu olan Büyük Üstad Kaya Paşakay önderliğinde Anıtkabir'i ziyaret etti.

Atatürk'e bağlı kesimlerin bu sahtekarları Anıtkabir'den kovması gerekmez mi ?

 

ÖZENTİNİN BÖYLESİ!

Çocuğunun adını Alaattin Çakıcı koydu.

Babası tarafından ismi Alaattin çakıcı konulan küçük çocuk, bir yandan ders çalışıyor, diğer yandan Çakıcı'nın hayatını anlatan kitapları okuyur. Elinden tesbihi düşürmeyen küçük Alaattin Çakıcı, babasının bıçak koleksiyonuyla da yakından ilgileniyor.

YENİ PARALAR

Başarılı (!) iktidarımız, başarısının sembolü olan yeni banknotları piyasaya sürmeye hazırlanıyor. İtibarımızı artırmak için altı sıfır atılarak hazırlanan banknotlarda iki şey halktan gizleniyor.

50 ve 100 YTL banknotlarının arkasındaki hazin gerçek.

Evet, dünyadaki en büyük sıfırlı banknotlar yine bizde olacak. 50.000.000 ve 100.000.000 liralık banknotlarımız çaktırmadan piyasaya sürülmüş olacak. Ve bu konuya hiçbir gazete değinmiyor. Madem ekonomi düzeldi enflasyon yok, biri bana 50 ve 100 milyon hadisesini açıklayabilir mi?

GENELKURMAY BAŞKANI'NA AÇIK MEKTUP

PROF. Dr. Çetin Yetkin, Yeniden Müdafa-i Hukuk Dergisi'nin son sayısında Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e hitaben bir açık mektup yayınladı.

Bu ilginç belgeyi biraz kısaltarak sizlerin de okumanızı istiyorum:

‘Sayın Orgeneralim, eğer gönderdiğimiz dergiler elinize geçiyorsa, göz gezdirecek olursanız, bizim TSK' ya bağlılığımızı, ordumuzu canımızdan çok sevdiğimizi görürsünüz.

Ancak size bazı eleştirilerim olacak. AKP iktidarı ile ‘bir şiir gibi' uyum içinde olduğunuzu söylediğinizde doğrusu çok şaşırmıştım.

Kıbrıs konusunda ‘TSK'nın TBMM'nin ordusu olduğunu' söylemeniz herhalde bir dil sürçmesidir dedim. Çünkü TSK, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Ulusunun ordusudur. Meclis'te çarpık bir seçim sistemi yüzünden çoğunluğu ele geçirmiş olan AKP'nin ordusu değildir.

Sık sık siyasal iradeye bağlılığınızı dile getirmektesiniz. Ama o siyasal irade YAŞ kararlarına muhalefet şerhi koymaktadır!

Askerlerin siyasete karışmaması elbette gereklidir. Buna karşın hükümete destek anlamına gelecek ve bu nedenle de siyaset yapmak olarak yorumlanabilecek açıklamalar yapmaktasınız. Örneğin son olarak Türkiye'nin geliştiğini ve ülkede ‘iyi şeyler' olduğunu söylediniz. Acaba olan bu ‘iyi şeylerin' ne olduğunu açılayabilir misiniz? Türkiye hızla sömürge olmaya ve etnik temelli parçalanmaya doğru giderken, iyi olan nedir?

İrticai kadrolaşma almış başını gidiyor. Yabancıların buyrukları kanun oluyor. Dış Ticaret açığı inanılmaz boyutlarda. İşsizlik ve yolsuzluk dayanılmaz kerteye ulaştı. Vatan toprakları yabancılara satılıyor.

Diyorsunuz ki, ‘Ben teğmen olduğumda bizim birlikte yalnızca bir subayın arabası vardı. Bugün bütün subayların arabası var. Bütün bunların Türkiye'nin geliştiğini gösteriyor'. Eğer gelişmenin kıstasını bu biçimde ele alırsanız, Türkiye'nin Suudi Arabistan'dan geri bir ülke olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. Çünkü orada subayların durumu Türkiye'dekinden çok daha iyidir. Bir değil birçok arabaları vardır.

Yaşadıklarımıza gelişme değil, gerileme demek gerekir nedeni de Batı'nın sömürgesi durumuna düşürülmüş olmamızdır.

Diyorsunuz ki ‘Türkiye sevgisi en çok TSK'da vardır anlayışına katılmıyorum'.Oysa bugüne değin bizler öyle biliyorduk. (Emin Çölaşan 4-10-2004 Hürriyet)

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

ÖZENLE GİZLENEN SİYONİST TEHLİKE VE EN STRATEJİK HEDEF: TÜRKİYE
  ÖZENLE GİZLENEN SİYONİST TEHLİKE VE EN STRATEJİK HEDEF: TÜRKİYE            Tarih boyunca gelip...
Devami
Faiz parası haramdır. Pezevenklik ve fuhuş parası yüz kızartıcıdır. Rüşvet, soygun,...
Devami
Yahudi Lobilerinin güdümündeki ABD ve Siyonist İsrail, Malatya’ya yerleştirdiği Füze...
Devami
  Büyükanıt Paşa Niçin Hedef Seçildi? Paşa, Brüksel'in, işbirlikçilerin ve...
Devami
Oslo’da ve İngiliz hakem huzurunda Başbakan Recep T. Erdoğan’ın özel...
Devami
Sahte şeyh ve sahte Prof. Haydar Baş’ın müritlerinden Yusuf Karaca:...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4939

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR