Reklam
Reklam
Reklam

MEHDİYET MEVSİMİ VE MEDENİYET DEĞİŞİMİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Mehdiyet: Barış ve bereket (İslam) endeksli, ismini Peygamberinden alan tek ordu olan Mehmetçik destekli ve Türkiye merkezli, yeni ve adil bir düşünce-dönem değişimi ve merhamet medeniyetidir.

Mustafa Kemal'in, açıklanması geciktirilen gizli vasiyetnamesinde de, bu tarihi ve talihli gelişmelere işaret edildiği bilgileri, oldukça önemlidir.

  Ancak bu tür bilgi ve belgelerin açıklanmasının veya bazı şahısların "beklenen zat" olarak ortaya çıkarılmasının, her şeyi halledeceği ve insanlığın sorunlarını çözeceği beklentisi yersizdir. Hatta bu yöndeki ümit ve tahminleri istismar ve suistimal için yapıldığı düşünülmekte ve beklenen değişimi zorlaştırma ve hedef saptırma niyeti taşıdığı sezilmektedir.

 

  Çünkü müjdelenen ve beklenen hareket ve şahsiyetinin çok uzun yıllar; fikri, ilmi, siyasi, teknolojik, diplomatik ve ekonomik alt yapı hazırlıklarını ve dünya çağındaki organizasyonlarını tamamladıktan ve nihayet resmen ve fiilen ABD emperyalizminin ve İsrail siyonizminin burnunu kırdıktan ve tüm insanlığın haklı bir saygınlığını kazandıktan sonra, ancak böyle bir ilan, hayranlık ve haklılık uyandırabilir.

Özetle; Amerika ve suç ortağı Avrupa güçlerini, orta doğuda kesin bir hezimete uğratamadan ve Siyonist İsrail'e çoktan müstahak olduğu darbeyi vurup hizaya sokamadan, her hangi bir kimsenin Mehdilik iddiası veya öyle tanıtılması geçersizdir, hiçbir önem arzetmeyecektir; dahası, zarar verecektir.

  Yani mazlum insanlık ve Müslümanlar, birilerinin kurtarıcı ilan edilmesini veya gökten inmesini değil, Siyonist ve emperyalist zalimlerin ve işbirlikçi hainlerin, yüzlerinin yere sürtülmesini beklemektedir. Kim bunu başarırsa, şeref ve izzeti o hak edecektir.

 Ayeti Kerimelerde işaret ve beşaret edilen (müjdelenen), hadisi şeriflerle haber verilen ve büyük İslam alimlerince ve İslam ümmetince hasretle beklenen böyle bir umut kaynağını, diriliş ve direniş dayanağını;

a) Mevcut zulüm ve küfür saltanatının yıkılmasını istemeyen şeytani kesimler

b) Müslüman ve muttaki geçinip, bu baskı ve barbarlık rejiminden beslenen marazlı ve münafık tipler dışında, acaba kimler ve niye inkâr ve itiraz etmektedir?.

Faiz ve işgalle ülkeleri ve bireyleri sömürme esasına ve karşılıksız kağıt para (dolar) basıp, silah zoru ve saldırı korkusuyla başka devletlere satma ve böylece onların, sanayi ve tarımsal üretimlerini, petrol ve madenlerini ve tüm zenginliklerini bedavaya kapatma barbarlığına dayanan Siyonist ve kapitalist düzenin kalesi ABD finans ekonomisi hızla çöküyor...

Buna bağlı olarak; Avrupa, Asya ve Güney Amerika borsaları ve bankaları, çorap söküğü gibi çözülüyor.

Piyasalara pompalanan trilyonlarca dolarlık karşılıksız dolar banknotları, bu yıkılışa çare olamıyor...

İsrail ve ABD, bu zulüm ve zorbalık hakimiyetlerini sürdürebilmek; muhalif hareketleri ve milli hükümetleri korkutup sindirebilmek ve "yıkılmadık, ayaktayız!" mesajıyla zaman kazanıp, yıkılış sürecini uzatabilmek amacıyla, İran'a saldırmaya hazırlanıyor... Televizyon kanalları ve İnternet ağıyla, dünya halklarının beyninin uyuşturulması; insanların uzaktan kumandalı robotlar haline sokulması; manevi, ahlaki, ailevi ve milli duygu ve duyarlılıkları tahrip edilip toplumların yozlaştırılması sonucu, tarihin belki de en büyük buhranı ve bunalımı yaşanıyor...

Üç-beş bin Siyonist sermeye sahibi Yahudinin ve her ülkedeki işbirlikçi uşak hainlerinin dışında, başta Afrika ve Asya olmak üzere insanlığın büyük kısmı açlık ve hastalık içinde kıvranıyor, sefaletle ve suni felaketlerle boğuşuyor...

Anarşi olayları, kardeş kavgaları, mafya oluşumları ve devlet baskısı halkı canından bezdiriyor...

İşte farklı kültür ve kökenden, ayrı din ve düşünceden, değişik, ideoloji ve rejimden, hemen bütün insanlığın çaresiz kurtuluş duaları yaptığı ve umut kapıları aradığı ve özellikle Müslümanların horlanıp hırpalandığı böyle bir dönemde "Mehdiyet Müjdesi" daha bir anlam ve önem kazanıyor.

Kutlu bir rehber öncülüğünde, artık mutlu bir döneme ve adil bir düzene ulaşma, haklı ve hayırlı bir medeniyet devrimini yaşama, gerçekten huzur ve hürriyete, örnek ve yüksek bir hidayet medeniyetine kavuşma anlamındaki "Mehdi" beklentisi, öyle ütopik bir umut ve psikolojik bir avuntu değil; ayeti kerimelerle işaret buyrulan, hadisi şeriflerde ısrarla müjdelenip vurgulanan, büyük İslam alimlerince oldukça önemsenip üzerinde binlerce cilt yorumlar yapılan; zaten aklen, vicdanen ve bunalımdaki insanlığın ihtiyacına binaen ve Allah'ın sonuz rahmet ve Rububiyyetine istinaden, dua edilip durulan bir hakikat devrimidir.

Büyük Müçtehit ve müceddit İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin "Fıkh-ı Ekber" adlı risalesi, işte aynen şu cümlelerle bitmektedir:

Bunlar, "Hz. Mehdinin gelişi, Deccallin zulüm düzeni, Hz. İsa'nın inişi" konusundaki haber ve hadisleri inkâr yoluna sapanlara, tokat niteliğindedir.

"Miraç haberi haktır. Kim onu red (ve inkâr) ederse, o ehl-i bidattendir, sapıktır. Deccal'in, Ye'cüc ve Me'cüc'ün çıkması, güneşin batıdan doğması, İsa Aleyhisselamın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametleri, sahih haberlerde varid olduğu vech ile, haktır, olacaktır. Allahü Taala, kimi dilerse, ona hidayet buyurur" (Fıkh-ı Ekber Hasan Basri Çantay Tercümesi. Diyanet İşleri Başkanlığı yy: 24. Üçüncü baskı. Ankara. 1985. 16. (son) sayfa)

Hz. Mehdiye İşaret Sayılan Bazı Ayeti Kerimeler

İslam alimleri şu üç ayetin Mehdi'ye işaret ettiğini bildirmişlerdir:

"O, yakalaşmakta olan, yaklaşmaktadır. O'nu Allah'tan gayrı ortaya çıkaracak (Onun eliyle haksızlık ve ahlaksızlık sistemini yıkacak, başka hiçbir güç) bulunmamaktadır." (Necm: 57-58)

Bu ayetlerin geçtiği "Necm" suresinin ismi ve içeriği de çok gizemli ve müjdeli bir işarettir.

Tabiilerin reislerinden, Sait Bin Cübeyir'e göre:

Fetih Suresinin 28. Ayetindeki

"Hak dinini bütün dinler üzerine, üstün kılmak için" cümlesinin Mehdi'yi işaret ettiğini söylemektedir. Çünkü ayetteki kelimelere baktığımız da şunu anlıyoruz. Hak dininin bütün dinler üzerine üstünlüğü herkes tarafından kabul edilecek. Ve hak dini diğer dinler karşısında tam galibiyetini alacak ve hak diniyle hükmedilecek. Böyle bir üstünlük bu güne kadar olmamıştır. Bu olsa olsa Mehdi'yle olacaktır. Çünkü Mehdi'yle ilgili hadislerin hepsinde Mehdi'nin İslamiyet'i dünyaya hakim kılacağı geçmektedir.

Mukatil ve bazı alimlere göre:

Zuhruf Suresinin 61. Ayeti

Mehdiye işaret ediyor. Allah Kur'an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: "Şüphesiz ki o kıyamet için (onun yaklaştığını gösteren) bir bilgidir, sakın onda şüpheye düşmeyin ve bana uyun. Çünkü bu (yol) dost doğru yoldur."

İşte Mukatil ve arkadaşları ayette ki "O" zamirinin Mehdi'ye işaret ettiğini söylemekteler. Çünkü; Mehdi çıkınca, artık kıyametin kopmasının yakın olduğu herkesçe bilinir.

Bazı müfessirler, ayetteki "O" zamirinin Hz. İsa'yı işaret ettiğini söylemişlerdir. Çünkü; Onun nüzulüyle bütün halk tarafından kıyametin yakın olduğu biliniyor. Böylece bahsi geçen ayetten; hem Mehdi'yi, hem de Hz. İsa'yı işaret ettiğini anlıyoruz..

Mehdi ve bahsi geçen konularda tereddüte düşenler şu eserlerden faydalanabilirler. "İşaa, Nihayetul Bidaye, Savaik, Fetava Hadisiye, Zuhurul Mehdi ve Deccal, Sırrıl Mahşer, Cevahir ve Yavakiy, Tezkiretul Kurtubi, Tacul Usul, Ahir Zaman Mehdisi, Ve Beklenilen Mehdi Risalesi"

Hz. Mehdi nasıl bir şahsiyettir?

Evvela Mehdi kelimesinin anlamını, sonra ahir zamanda gelmesi ile ilgili alimlerinin görüşlerini sizlere aktaralım.

Mehdi kelimesi üç anlama gelir:

1- Hidayet yeri.

2- Hidayet olunmuş birisi.. "Bu iki anlamdaki mehdi kelimesi bir çok kişiye yakıştırılabilir, herhangi bir kişiye has değildir."

3- Hz. Davut'un tabutunu Antakya topraklarındaki gizli bulunduğu yerden çıkaran kişi.

Bu anlamdaki Mehdi kelimesi beklenilen ve tarif edilen kişiye aittir. Onun dışındaki başka kişilere yakıştırılamaz.

İslam alimleri Mehdi'nin ahir zamanda gelmesi konusunda dört ayrı fikir ortaya atmışlardır.

İslam alimlerinin Mehdi ile ilgili görüşleri

1- Bazı alimler; Mehdi'nin gelip geçtiğini ve bu zatın Emevilerin halifesi Ömer Bin Abdul Aziz olduğunu söylemişlerdir. Bunlar İslam alimlerinin yüzde beşlik bir kısmını teşkil etmektedir. Bu gurubun içinde, dünyaca bilinen büyük alimler yok gibidir. Bu görüş halk arasında pek itibar edilmemiştir. Bu görüşü tüm büyük İslam alimleri ve Ömer Bin Abdul Aziz: "Dünyayı fetih etmediği için Mehdi ilan edilemez" diyerek reddetmişlerdir.

2- Bazı Alimler; Mehdi'nin gelmeyeceğini ve bu konuyla ilgili sahih hadis bulunmadığını, Mehdi konusunun efsaneden başka şey olmadığını söylemişlerdir. Bunlar İslam alimlerinin yüzde on beşlik bir bölümünü teşkil etmektedir. Bu görüşü ileri süren alimlerin içinde dünyaca tanınan meşhur felsefeci İbni Haldun da geçmektedir.

Bu görüş pek az Müslüman tarafından kabul edilmiştir. Meşhur İbni Haldun Mehdi'yle İlgili tüm hadislerin zayıflığını ispatlamak için, derin araştırmalara girişmiştir. Çeşitli toplantılar düzenleyerek Mehdi ile ilgili tüm hadisler: "Haşimilerin bir araya toplanmaları için yaptıkları uydurmalardır. Bu işin aslı olmadığı gibi böyle bir şeyde mümkün değildir" demiştir.

İbni Haldun'un bu görüşüne bir çok İslam alimi de karşı çıkmıştır. Hatta Mensur Ali Nasıf gibi hadis profesörleri İbni Haldun'un hissi davrandığını ve dürüst, itibar edilir bir kişiliğe sahip olmadığını iddia etmişlerdir. Çünkü; Mehdi'yle ilgili hadisleri Ebu Davut, Tirmizi, İbni Maceh/Tabaranî, Ebu Yala, Bezzar, İmam Ahmet ve Hakim gibi büyük hadis uzunları rivayet ettikleri halde, İbni Haldun'un o hadisleri zayıf, itibar edilmez sayması hissi davranmasının apaçık bir göstergesidir. Bu hadis uzmanlarının rivayet ettikleri hadislere de itibar edilmezse, o zaman itibar edilebilir bir hadis kalmaz. Çünkü, bu alimler anlattıkları birçok hadis dalında araştırma yapan önemli kişilerdir.

İbni Haldun'un namaz, oruç gibi konularda bu kişilerin rivayet ettikleri hadislere itibar edip, Mehdi ile ilgili anlattıkları hadislere itibar etmemesi ve uydurma ile nitelendirmesi, görüşlerinde ne kadar sadakatsiz olduğunu açıkça göstermektedir.

3- Şii alimlerinin görüşleri de şöyledir: Onların inancına göre Mehdi ehlibeytin 12. İmamı olan Muhammet Bin Hasanil Askeri'dir.

4- Dört mezhep alimlerinin görüşü de şöyledir. Mehdi ile ilgili hadislerin çoğu sahihtir. Ravileri itibar edilen kişilerdir. Bu görüşü savunan alimler, İslam alimlerinin yüzde yetmiş dokuzunu meydana getirirler. Bu kişiler İslam dininin en büyük alimleridirler. İslam alimlerin arasında tabiilerin reislerinden, Sait Bin Cübeyr ve dört mezhep imamları "İmam Hanefi, İmam Maliki, İmam Şafii, İmam Hanbeli" ve iki akide imamları "Ebu Hasan Eşarî,   Ebu Mensur Maturidi" ve İslam güneşi lakabıyla anılan,  İmamı Gazzali ve allamelerden Molla Fenari, Sadi Teftezani ve Allame Davudi Antaki, İmamı Şarani, Muhittini Arabi, Şeyhul İslam İbni Hacer   Elheytemi, Müçtehit İmam Suyuti, Allame Sabban, Muhammet Berzenci, Allame Resul   Essibki,    Hasan   İraki,    İmam   Kastalani, Abdulkadir Geylani, Kadı Beydavi, Muhammet Ramli, Şihabı Remli, Allame Alatini Attar, Mevlana Halidi Bağdadi, İmam Rabbani, Aliyul Havas, İmam Nevevi, Yahya Muzuri, Saidi Nursi, Molla Cami, Allame Abdul Gafuri Lari, İbrahim Hakkı Erzummi, Mukatil, Celali Mahali, Celali Suyuti, Kadı Ebu Bekîri Bakilani, Kadı Iyaz, Muhammet Savi, Fethullah Verkanisi, Muhittin Haveyli ve Allattin Ohini gibi alimler vardır.

Bu alimlerin hepsi ve talebeleri Mehdi konusunda aynı görüşü beyan etmişlerdir. Yüz yıllardır halkın arasına bu alimlerin beyan ettikleri görüşler benimsenmiştir. Ve bu halkın büyük bir bölümü arasında kabul edilen görüşlerdir. Bu alimlerin görüşü, daha yaygın ve sahih, itibar edilir olduğu için, biz de ahir zaman konusunu onların beyanatlarını esas alarak işleyeceğiz. Onların itibar ettikleri sahih hadislere baktığımızda şunu görüyoruz. Mehdi Ehli Beyitten ve Hz, Hüseyin'in soyundan dünyayı adaletle dolduracak bir kişidir. Mehdi, her yönüyle Peygamberimize benzeyecektir. Mehdi'nin ismi Muhammed, babasının ismi Abdullah, annesinin ismi Amine olacağının bildirilmesi çok hikmet ve hakikatleri barındıran sırlı bir işarettir. Medine'nin (bir şehrin) Kera adındaki karyesinde-mahallesinde dünyaya, gelecektir. Mekke'de Mehdi olduğunun alameti olarak, dönemin İslam liderleri kendisine biat edecektir.

"Mehdi çıkacağı zaman 40 yaşında olacaktır ve 40 yıldan fazla yer yüzünde kalıp vefat edecektir."16[1]

"2008" tarihinin sırları:

"Şüphe yok ki (sonunda) galip gelecek (ve büyük zafere erişecek) olanlar, Allah'ın Hizbi (partisi, tarafgirleri) olacaktır." (Maide: 56) ayetinin "ebced" hesabı Miladi: 2008 olmaktadır. Günümüze işaret eden birçok ayetin ebced hesabının 2008 ve sonrası olması dikkatleri bu tarihler üzerine yoğunlaştırmıştır.

"fe-

i-

n-

ne-

hiz-

b-

e-

l-

la-

hi-

hü-

mü-

l-

ğ-

a-

li-

b-

u-

n

80+

1+

50+

50+

8+

2+

1+

30+

30+

5+

5+

40+

30+

1000+

1+

30+

2+

6+

50+

= Hicri 1428  Miladi: 2008

Ve yine: "Arkasından da İsrail Oğullarına:

"O topraklar da (yerleşip) oturun!. Ahiret va'di geldiğinde, hepinizi derleyip toparlayacağız" (İsra:104) ayeti, Filistin topraklarında Yahudilerin toplanıp bir devlet kuracaklarını haber vermektedir. Ve bu ayetin ilgili ebced hesabı, İsrail'in kuruluş tarihi olan 1948'i göstermektedir.

Bunun gibi:

....Eğer siz kötülük (ve zulüm) ederseniz bu sizin aleyhinize (dönecek)tir. Sonunda (hak ettiğiniz ceza ve ilahi intikam) va'di geldiği zaman (üzerinize öyle güçlü ve mü'min kullarımızı göndeririz ki), yüzlerinizi kötü duruma sokup (sizi rezil ve zelil etsinler) birincisinde olduğu gibi, yine Mescide (Kudüs'e) girsinler ve ele geçirdiklerini darmadağın edip (devletinizi) mahvetsinler" (İsra: 7) ayetinin ilgili kısmının ebced tutarı miladi: 2008 etmesi çok önemli bir işaret ve beşarettir. Özetle 2008 ve sonrası yakın yıllar oldukça önemli gelişim ve değişimlere gebe görünmektedir.

Muhammed Muhtar Han'ın dizeleriyle:

Yaklaşmakta artık, dünyada galası[2] çok önceleri yapılıp, kötü sahnelenen şu oyunun finali.

Kapanırken bu karanlık kanlı çağ perdesi, salonda duyulmayacak, ne bir takdir ne de bir tek alkış sesi

Başlarken Hakk'ın beklenen eserinin prömiyeri[3], halkların göklere yükselecek Hakk'a şükran sesleri

Beğenilsinler ya da beğenilmesinler oyunlar süresiz olarak sahnelenemezler. Ya sahneleyenler ya da seyirciler bir zaman sonra oyunu mutlaka değiştirirler. Nasıl ki, yeni aktörler değişik oyunlar isterlerse, siyası sahneye yeni gelecek liderler de, yeni rejimler isteyebilirler!

Sönecek yakında, iki kolu Kudüs'te, iki kolu Moskova'da ve üç kolu Washington'da olan 'Yedi Kollu Şamdan[4]'.

Tallit[5], arbakanfot örterek Yahve[6]'ye yalvarsanız da Bama[7]'dan, gene de 'Yedi'nin ikisi önce sönecek mizrah[8]dan

Filistin'de nükleer silahlı birer Şimşon[9] olsanız da, paroketler[10] yırtılacak, nasibiniz kesilecek massottan[11].

Ağlayacak yarın arzın şeytanları korkudan, fethedilip Kudüs, zafer Tekbirleri yükselirken Mescid-i AKSA'dan.

Zalim kanının döktüğü kan üzerine dökülmesi kaçınılmazdır. Kan ile gelen kan ile gider.

 

Yarınlar İslâm'a müjde, Siyonizm'e gazâb, "Karitas[12]"ı unutan haça hüsran getirecek.

Lanetli Sammae[13]l'in dostu kanlı Zelotlar[14] yarın bölükler halinde Gehenna[15]'ya girecek.

İsrael'in ananevi terörüne gölge olan "Haç" yarın Hıristos[16]'un eliyle çökecek.

Ve çok şeye gebe olan yarın, zulmün yıkılmaz sanılan paktlı kaleleri bir bir düşecek.

Tarihi çoğu zaman kötüler, bazen iyiler yazar.

 

İsa aranızda horlanarak bulunduğu o kısacık devrede insan sevgisi yeşertmeye çalışmıştı günahkâr gönüllerinizde.

"Gördüğü kardeşini sevmeyen görmediği Tanrı'yı sevmez" diyen Yohanan[17]'ın kardeşleri, dün gibi bugün de Müslüman kanı dökmede

İncil gibi değiştin ey Hıristiyan, ağapi[18] yok sende, litürjik[19] beyhude, dünyadan başka şey yok, gereksiz Haç gibi katı gönlünüzde.

Ama bilin ki, Hıristos[20] gelmeyecek size, Filibya[21]'da sessizce secde etmekte olan o, ümmed oldu son Resul Hazreti Muhammed'e.'..

Siz, az bir çabayla yenilebilecek kötüleri yenmek için İsa'yı beklemedesiniz. Çok daha güçlü bir düşman olan nefsinizi yenmek için kimi beklemedesiniz!?..



[1] Bak. Kur'an'da Gizlenen Tarihler. S.Tekin. Nokta yy. sh: 153-163

[2] Gala: Film ve temsillerin törenle açılışı

[3] Prömiyer: Yeni sahnelenen bir oyunun ilk gösterimi. Adil Düzenin ilan edilmesi

[4] Yedi Kollu Şamdan: Siyonist Yahudilerin simgesi

[5] Tallit, arbakanfot: Yahudilerin dua atkısı

[6] Yahve: Yahudilerin ilahı

[7] Bama: Sinagogların ortadaki dua kürsüsü

[8] Mizrah: Hakanların ve büyük hahamların oturduğu yer

[9] Şimşon: Yahudilerin efsane kahramanı

[10] Proket: Tevrat tomarlarının dolap örtüsü

[11] Masot: Kutsal sayılan mayasız ekmek

[12] Karitas: İnsan sevgisi ve adalet düşüncesi

[13] Sammael: Şeytan ve avanesi

[14] Zelot: Mutaassıp Siyonist ve Haçlı fanatikler

[15] Gehenna: Cehennem; zahmet ve zillet

[16] Hristos: Avrupalıların Hz. İsa'ya verdiği isim

[17] Yahonnan: Yahudi asıllı bir Hıristiyan azizi

[18] Ağapi: Merhamet düşüncesi ve insan sevgisi

[19] Litürjik: Sahte dua ve yalvarış ve insanlık sevdası

[20] Hristos: Hz. İsa

[21] Filibya: Eski Yunan Mitolojisinde, Balıkesir Edremit-Ayvacık civarı, Kaz Dağlarıyla Eğe Denizi arasındaki bölge

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

Gerçekleri saptırmak suretiyle İslamiyet’i yozlaştırmak, Dinimizi, iptidai komünizmi çağrıştıran eski...
Devami
  İTİKADİ VE SİYASİ MÜNAFIKLIK VE İSLAMİ DÜZEN KARŞITLIĞI            Münafıklık; gerçekte İslam’ın bütün...
Devami
AB talimatıyla ve AKP çıkarına değişiklik paketi neyi amaçlamıştı? AKP'de Anayasa...
Devami
  Yıllar önce yayınladığımız bu yazı güncelliğini hala koruyordu ve tüm...
Devami
  TÜRKİYE NATO TOPRAĞI İSE, SİZ DE NATO BAŞBAKANI YERİNDESİNİZ!   ABD Dışişleri...
Devami
Süleyman Demirel'in af ve uzlaşma çağrısı ve vicdanların yankısı! "Herkesin birbirini...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3045

SON YORUMLAR