Reklam
Reklam
Reklam

1989 AVUSTURYA MASON KURULTAYI VE 28 ŞUBAT’IN YENİ VERSİYONLARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

16. Kasım Salı akşamı Haber Türk Tv. Teke Tek programına çıkarılan ve sanki bir hayır derneği gibi sunulmaya, böylece karanlık yüzü saklanıp aklanmaya çalışılan MASONLUK’un sözde üstatlarından REMZİ SANVER, tam bir münafıklık ve sahtekârlık sergilemiş; Fatih Altaylı da, çanak sorular yönelterek masonik hizmetini ifa etmişti.

Oysa;

1- Mason Üstadı Remzi Sanver’in yalan beyanlarının tam aksine MASONLUK, öyle yöresel, bölgesel ve ülkesel değil, beynelmilel gizli ve kirli bir şebekedir ve Siyonist Yahudi Çıfıtlarının güdümündedir.

2- Atatürk Mason Localarına; “Kökü dışarıda fesat ocakları ve tehlikeli Yahudi uşakları” oldukları gerekçesiyle yasak getirmiştir ve bu yüzden başına büyük sıkıntılar açıldığı bilinmektedir. Remzi Sanver’in, “Atatürk’ün de Mason olabileceğini ve meşhur masonlarla çok sıkı fıkı ilişkiler geliştirdiğini” ima etmesi de tam bir saptırma ve istismar örneğidir.

3- Siyonist Yahudi örgütlerle Mason derneklerinin; gerek semboller ve simgeler, gerek gizemli ritüeller ve gerekse sloganik kelimeler ve şifreler bakımından birbirlerinin neredeyse aynısı olması ve Kabalist kaynaklı bulunması, Masonluğun, Yahudiler dışındaki farklı din ve kökenden insanları Siyonizm’e hizmet ettirmek üzere oluşturulmuş, kökü dışarıda şeytani yapılanmalar olduğunu göstermektedir; hemen her ülkedeki ve Türkiye’deki bütün Locaların başında Yahudi ve Sabataist dönmelerin bulunması da bunu ispat etmektedir..

4- Masonların “Tanrı” “Evrenin Ulu Mimarı” “Yüce Varlık” dedikleri bizzat ŞEYTAN’ın kendisidir. İnsanları ürkütmemek için “İnanan her insana açık oldukları söylenmektedir… Bunların Aydınlanmacılık dedikleri de, tüm kutsal ve ahlaki değerleri ve özellikle ahireti-ölüm ötesini inkar eden bir dinsizlik dinidir..Şeytana tapıcılık olan SATANİZM de , masonluğun bir öğretisidir.

5- Üstelik çok cin fikirli olduğu bilinen Fatih Altaylı’nın , bu “DUL KADININ OĞULLARINA ( Kocasız Kadının Doğurduklarına)” şu soruları sormaması da ilginçti:

* Ya hu, madem gizli ve sinsi bir hıyanet şebekesi değilsiniz, öyle ise neden böyle şifreler ve simgeler üzerinden işaretleşip anlaşıyorsunuz?

* Bir sürü yasal meslek örgütü ve sendika dururken, siz Masonlar hangi tanışma ve dayanışmayı sağlıyorsunuz?

* Her hangi bir resmi kurum tarafından neden denetlenip kontrol edilmiyorsunuz?

* Böylesine kanunlar, kurumlar ve ilk iktidarlar üstü gücü nereden alıyorsunuz?

* Sağcı, solcu veya İslamcı bilinen ve dışarıda düşman zannedilen adamları, aynı Localarda nasıl buluşturup barındırıyorsunuz? Bu horoz dövüşüyle halkı niye aldatıyorsunuz?

Evet, Fatih Altaylı bu soruları sormaktan niye çekinmişti ve program öncesi kimler kulağını çekmişti?

İşte Mason üstadı geçinen Siyonist uşağı ve şeytanın avukatı Remzi Sanver’in yalancılığını ve toplumu aldatmaya çalıştığını ortaya koyan şu belge; Türkiye’deki masonların nasıl küresel güçler ve Siyonist merkezlerce yönetildiklerini açıkça göstermektedir…

1989 yılında, Avusturya da toplanan Büyük Mason Kurultayında, çok farklı ülkelerdeki şubelerine olduğu gibi Türkiye’deki hain ve kiralık biraderlerine, yani Şeytanın müritlerine de, şu talimatları göndermişlerdir. Çünkü Masonlar, kendi ülkelerinin, kendi milli ve manevi değerlerinin ve kendi milletinin menfaatlerinin değil, Siyonist odaklarının ve Şeytan Tarikatı olan  küresel Mason Localarının emrinde ve hizmetindedir… Evet, tarih boyunca, alçaklığın ve ahlaksızlığın böylesi görülmemiştir…

Siyonist dış güçler ve Masonik işbirlikçilerce birlikte tezgâhlanan ve Refah-Yol Hükümetini yıkmayı amaçlayan, 28 Şubat senaryolarında sos olarak kullanılan, din istismarcısı riyakârlıkları ve ucuz kahramanlıkları sırıtan figüranların; Erbakan Hoca’nın fiili siyasete dönmesiyle birlikte, yeniden medya malzemesi yapılıp gündeme taşınması, bize 1989 yılında Avusturya’da toplanan Büyük Mason Kongresinin aldığı kararı hatırlatmıştı.

İşte ülkemizdeki, hem Din düşmanlığının, hem de din istismarının perde arkasını ve Erbakan karşıtlığının hangi merkezlerce kışkırtıldığını gösteren o Mason Kurultayının Türkiye kararının orijinal 2. sayfası:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Masonların Din düşmanlığı

Masonların düşmanlığı yalnızca din ahlakına değil, her türlü manevi değere saldırılmaktadır. Bu nedenle samimi vatansever, milliyetçi insanlar da masonların önemli hedefleri arasında yer alır. Masonların söz konusu dini ve milli değerlere olan düşmanlığını hemen her gün görmek olasıdır. Masonların kontrolündeki bazı basın ve yayın organları sık sık din ahlakını ve milli değerlere sahip çıkmayı dolayısıyla dindarları ve milliyetçileri kötüleyen ifadelere yer verebilmekte, gizli ve açık bu çevrelerin aleyhinde kurulan tuzaklara destek olunmaktadır. Milliyetçi mukaddesatçı çevreler hakkında sayısız, aslı olmayan dedikodu ve iftira üreten bu masonik çevreler, kendilerine engel gördükleri milli ve manevi değerleri yok etmeye çalışmaktadır.

“Loca”lar masonların mabedi sayılmaktadır

Masonların mabedi olan LOCA’lar çok iyi korunmaktadır. Loca girişinde, içeri giren kişiler titizlikle kontrol edilip öyle alınır. Tanınmayan bir kişi içeri girmek istediğinde durdurulup parola sorulmaktadır. Loca girişindeki parola sistemi, bir mason tarafından şöyle anlatılıyor:

"Kapıyı açan kimseye içeri girmek istediğimi söylediğim zaman, beklememi istedi. Ardından, sonradan Ali Shan Muhterem Locasının üstad-ı muhteremi olduğunu öğrendiğim Joe Lee K. geldi. Ne istediğimi sordu. Türkiye'den geldiğimi, çalışmalarına katılmak istediğimi belirtince, o zaman bana kelimeyi veriniz dedi, ve ritüellik heceleme faslına geçtik." (Şakül Gibi, 1989 S.19 C.2 sf.5)

Masonların en gizemli ve merak edilen yönlerinden birisini de, locada düzenledikleri tören ve ayinler oluşturmaktadır. Belirttiğimiz gibi, mason locası çok iyi korunmakta. Mason olmayan kimse locanın kapısından içeri alınmamaktadır. İçeride olanlar dış dünyaya her zaman bir sır olarak kalır. Mimar Sinan dergisi, locanın korunması konusunda izlenecek prensipleri şöyle anlatıyor:

"Locaya ziyaretçi olarak gelenlerin mason olup olmadığının usulüne uygun şekilde tahkik edilmesi şarttır. Kardeşler tarafından tanınmayan bir masonun, imtihana tabi tutulmadan locaya girmesinin yasak olması şarttır." (Mimar Sinan Dergisi, yıl 1977, s. 24, sf. 15)

Masonluğa geçiş ve yemin şartları!

"Verdiğim sözleri yerine getirmediğim takdirde, kalbim göğsümün sol tarafından, dilim ağzımın dibinden koparılacak, boğazım kesilerek, vücudum vahşi atlar tarafından parçalanacak, med ve cezirin aktığı bir noktada deniz kumunun içinde 24 saat gömülerek, sonra kül oluncaya kadar yakılıp dört rüzgârın estiği bir yerde havaya atılacak ve böylece hatıram tamamen kaybolmuş olacaktır." (Başlangıçtan Bugüne Kadar Ritüelimizin İnkışafı, Celil Layıktaz, İstanbul,1972)

Bu yemin bir tiyatro oyunun veya bir romanın değil, içinde dünya çapında birçok devlet adamı, üniversite rektörü, sanatçı ve yazarın bulunduğu en çok merak edilen, en gizemli kuruluş olan masonların törenlerinin bir parçasıdır. Bu yemin, sırları açıkladığı takdirde, bir masonun başına nelerin geleceğini anlatmaktadır.

Dış dünyadan, mabede kabul edilecek kişi, yeni mason olurken, masonlarca "tekris" adı verilen bir törenle karşılanır. Bu gizemli dünyaya ilk adımını atan yeni mason, ilk andan itibaren çok şaşırtıcı ve ürkütücü olaylarla karşılaşacaktır. Mason adayı locaya girdiğinde, tekrisinden önce küçük bir odaya alınır. "Tefekkür hücresi", yeni masonun bu karanlık dünyaya ilk geçişin başlangıcıdır. Mason adayı tekris töreninden evvel hala "harici"(yani yabancı)dir ve "Tefekkür hücresi" denilen karanlık bir odada bir müddet yalnız kalması lazımdır.

"Harici tekrisinden evvel, "Teffekür hücresi"ne alınır. Burası duvarları siyah boyalı, kemikler, bir insan kafatası, küçük bir masa, bir tabure ve bir yazı takımı bulunan bir hücredir. Loca katibi adaya üzerindeki paraları ve madenden yapılmış eşyayı elindeki keseye koymasını söyler. Vasiyetnameyi kılıcın ucuna geçirir. Daha sonra da büyük üstada vasiyetnameyi ve elindeki kılıcı verir. Tören sonunda üstad kılıcın ucundaki vasiyetnameyi yakacaktır." (Türkiye Büyük Mason Locası, Birinci Derece Ritüeli)

Mason adayının fiziksel hazırlığı gözlerine bağlanan örtü ve boynuna geçirilen ip ile tamamlanır. Artık mason adayı, "nuru ziyaya" (yani Şeytani AYDINLIK’a) kavuşmaya hazırdır:

"Adayın hazırlığı boynuna bir ip geçirilerek tamamlanır. Bu ip haricin geldiği dünya ile mevcut ilişkilerini sembolize eder. Bu arada, adayın gözleri bağ ile örtülüdür." (Çırak, Kalfa, Usta, s. 35)

Gerekli işlemlerden geçen mason adayı artık Tekrise (yani tüm milli ve manevi değerlerden soyutlanıp Şeytani yöntemlerle temizlenmeye) başlanacaktır. Büyük salonun kapıları açılır. Mason adayı, loca kâtibinin yardımıyla iki sütunun arasına I. tören üstadının karşısına çıkarılır. Üstadla mason adayı arasında geçen diyalog, Mimar Sinan dergisinde şöyle anlatılıyor:

"Namzetlerin (adayların) boyunlarına birer ip geçirilir, sağ ellerinin ikişer parmakları dudakları üstüne koyulur. Hepsi, boynundan geçirilmiş olan ipin ucu merasim üstadının elinde olduğu halde, namzetler içeri alınır.

S: Buraya nasıl geldiniz?

C: Boynumda bir iple geldim. (Başlangıçtan Bugüne Ritüelimizin İnkilafı, S. 24, Mimar Sinan Yayınları 1) (Yani tüm irade ve arzularımı ve yularımı küresel masonluğa ve Siyonist odaklara teslim ettim)

Önce sizden bir şeref sözü isteyeceğim: Aramıza alınsanız da alınmasınız da, burada görüp işittiklerinizi dışarıda hiç kimseye açıklamayacağınıza söz verir misiniz?"

Yeni masonun verdiği sözden sonra üstad şöyle devam eder:

"...Uçları size çevrilmiş bu kılıçlar yemininizi çiğnerseniz, masonluğun sizden nasıl öç alacağını ve aynı zamanda çekeceğiniz vicdan azabını göstermektedir." (Türkiye Büyük Mason Locası, Birinci Derece Tüzüğü, S. 35)

Daha sonra mason adayının ensesinden tutularak loca zeminindeki Siyon Yıldızı öptürülüp tapındırılır. Bu mason adayının Kabalist felsefeye ilk boyun eğişi anıdır. Üstad, adaya kararlı olup olmadığını sorduktan sonra, şöyle devam eder:

"Mademki kararlısınız, hazır olun şimdi birtakım yolculuklar yapacaksınız. Önünüz engellerle doludur. Kaygılı olmayınız, azimli ve yürekli olunuz." (Çırak, Kalfa, Usta, S. 35)

İlk yolculukta, gözü bağlı olan adayın eli bir suya sokulur. İkinci yolculukta bir mum alevi adayın eline dokundurulur. Üçüncü de ise, adayın eli toprak kaba sokulur. Daha sonra adayın gözleri açılır:

"Gözlerin bağı, aday nuru ziyaya kavuştuğunda açılır. Bağın açılması, tekris olanın duyması gereken "tekris şokunu" somutlaştırır." (Çırak, Kalfa, Usta, s. 35)

Bundan sonra masonlar, iki sıra paralel olup adayın altında geçeceği bir tak oluşturmak üzere, ellerindeki kılıçların uçlarını birleştirir ve ardından aday birinci derece nizam vaziyeti alır:

"Ayakta, sağ eli dört parmak bitişik, başparmak gönye teşkil etmek üzere kalkık olarak boğazın altına koymak ve sol kolu aşağıya sarkıtmaktır. Daha sonra sağ el ufki olarak sol omuza çekilir ve aşağıya indirilir. Bu hareket sır verdiği takdirde adayın boynunun kesilmesine razı olduğu anlamına gelir." (Birinci Dereceye Mahsus Muhtıra, s. 13)

Daha sonra yeni masonun ketumiyet ve gizlilik konusunda ne derece dikkatli olduğunu anlamak için bir deney yapılır:

"Tekriste, derece bilgileri verildikten sonra, yeni çırak bazı evrakları imzaladığı sırada, I. veya II. tören üstadı ona bir kâğıt uzatarak, aklında kalmış ise öğretilen kelimeyi yazmasını ister. Eğer boş bulunup da yazmaya kalkarsa, o sırada orada bulunan bir başka kardeş cetvelle eline hafifçe vurur. Bunun üzerine, üstad-ı muhterem, yeminde söylediklerini hemen unuttuğunu hatırlatarak yeni kardeşe dikkat ve ketumiyetle ilgili öğütler verir." (Çırak II. Derece Ritüeli, Tanju Koray, s. 22-23)

Bütün bunlar yeni masonun bu sır dünyasıyla tanışmasıdır. Kendisine birinci derecenin sırları, daha doğrusu telkinleri verilmeye başlanır. Zaman geçip, bilgisi artıkça derecesi artacaktır. Ve yavaş yavaş düşünceleri değişmeye, inanışları kaybolmaya başlayacaktır. Mason dergisi konuyu şöyle anlatıyor:

"Ham taş insan zihnidir. Çekiç telkindir. Aslında iradeyi bilinçlendirip kıvama getiren telkinden başka bir şey değildir. Nasıl çekiç darbeyle ham taşı yontarsa, telkin de tıpkı onun gibi zihni yontar." (Sayı 23, s. 45)

Ülkemizde sayıları 7000'i aşan masonlar, toplum üzerinde büyük etkiye sahiptirler ve bazı önemli makamlara ulaşmışlardır. Politikada, ekonomide, basında, sosyal hayatta masonluk, materyalist masonik felsefeyi topluma empoze etme çabasındadır.

Masonluk merkezi dışarıda olan bir Siyonist altyapıdır. Bu nedenle Mustafa Kemal tarafından kapatılmıştır. Türkiye'nin her yanında mason locaları vardır. Bunların hepsi tek bir locaya ve tek bir büyük üstada bağlıdırlar. Büyük loca ise yurt dışından gelen karar ve emirleri diğer localara ve Rotary, Lions gibi masonluğun alt kuruluşlarına iletmek zorundadır. Bu emir komuta sistemi sayesinde dünya masonluğunun, Türkiye hakkında aldıkları kararlar ülkemizde büyük bir titizlikle uygulanır.

Bu sistemin uygulamasının en önemli örneklerinden birisi 1989 yılında Avusturya'da toplanmış olan Dünya Büyük Mason Kurultayı'dır.

Dünya masonları her yıl Büyük Kurultay'da biraraya gelerek dünyanın geleceğine yönelik stratejiler kararlaştırır. Masonlar tarafından "Konvan" olarak tanımlanan bu Kurultay'da alınan kararlar, ülkelere göre gruplanarak her ülkenin Yüksek Şurası'na aktarılır. Sadece 33. derecedeki masonlardan oluşan Yüksek Şura'da kararları uygun şekilde alt derecelere ulaştırır. Böylece o ülkede uzun, orta ve kısa dönemde yürütülecek politikalar da belirlenmiş olmaktadır.

1989 yılında Avusturya'da toplanmış olan Dünya Büyük Mason Kurultayı'nda, Türkiye hakkında son derece önemli kararlar alınmıştır. Türkiye'de ilerideki on yıl boyunca uygulanacak politikaları belirleyen bu kararlar, ülkemiz üzerinde masonluğun planlarını, açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Refah-Yol Hükümetine ve Erbakan’ın tarihi girişimlerine karşı kışkırtılan 28 Şubat tezgâhının arkasında bu Siyonist ve Masonik güçler vardır.

Bu kararlar, Türkiye'nin Siyonist hedefler açısından ne derece önem taşıdığını ve masonluğun bu hedefler doğrultusunda ülkemizde oynadığı oyunları ortaya çıkaran en önemli belgeler konumundadır.

Kurultayda Alınan Kararların Türkçe karşılığı

31. ve 33. başlıklarda belirtildiği gibi, İtalya'daki P2 skandalından sonra, Yunanistan'da biraderlerin tedbirsiz açıklamaları ciddi krizlere yol açmıştır. Benzer sonuçlar Türkiye için de geçerlidir ve artık çok dikkatli olunması lazımdır. Biraderlere derhal gerekli tedbirleri almalarını tavsiye ediyoruz.

Aşağıda 25 Nisan 1989'da Avusturya'da toplanan Kurultay'da, Grand Orient'e bağlı Türkiye hakkında alınan kararlar belirtilmiştir:

KARAR 1:

A) Anti-masonik ve antisemitik bütün gelişmelerin tespit edilerek önüne geçilmesi.

B) Masonik ideallerin gerçekleşmesini engelleyebilecek (bütün milli ve dini) hareketlerin yok edilmesi.

C) Son 10 yıldaki anti-masonik güçlerle ilgili detaylı bir rapor hazırlanıp gönderilmesi.

KARAR 2:

A) Basındaki biraderlerimiz arasında dayanışmanın güçlendirilmesi. Bununla birlikte, afişe olmalarını önlemek amacıyla, aralarında suni bir rekabet havası varmış gösterilmesi.

B) Önemli rollerdeki biraderlerin açıklanmasının engellenmesi için temel önlemlerin alınıp titizlikle yürütülmesi.

C) Basındaki biraderlerin, dindarları deşifre etmek konusunda, daha duyarlı ve daha dikkatli olmalarının gerektiği (Yani Masonizme ve Siyonizme yararlı dindarların ya doğrudan veya dolaylı reklam edilip desteklenmesi; halkı ve hassas mihrakları ürkütecek aşırı dinci hareketlerin sıklıkla gündeme getirilmesi)

KARAR 3:

A) Kitle partilerindeki biraderlerin sayılarının arttırılması ve etkilerinin güçlendirilmesi. Bununla birlikte, afişe olmalarını önlemek amacıyla, aralarında (solcu-sağcı, aşırı-ılımlı gibi) suni bir rekabet havası verilmesi.

B) Parasal sorunlar için Avrupa localarından (ve AB fonlarından) yardım ve iş birliğinin istenmesi.

KARAR 4:

A) Medya topluluklarının yardımıyla, yavaş yavaş arttırarak, masonik ahlak ve düşünüş biçiminin topluma benimsetilmesi (Ahlaki ve ailevi temellerin çökertilmesi)

B) Derhal masonlar hakkındaki şüphe ve ön yargı sorununun çözülmesi. Bu görev için birleşiğimiz olan alt kulüplerimizin (Rotary-Lions vs.) görevlendirilmesi. (Masonluk ve Siyonizmle ilgili iddiaların komplo teorisi olarak gösterilmesi)

KARAR 5:

A) Büyük derneklerimizin GAP düzenlemesinin içine yerleştirilmesi.

B) Güneydoğu'daki yatırım için faydalı koşulların geliştirilmesi.

C) Bu bölgedeki yatırımlar için girişimci biraderlerin biraraya getirilmesi. (Böylece demokratik-federatif Kürdistan’a ve Büyük İsrail planına hazırlık görülmesi)

KARAR 6:

A) Halkın, dini inançların dışında kalması için, laik eğitiminin güçlendirilmesi (Dini eğitime ve dindarlaşma eğilimlerine kısıtlama getirilmesi)

B) Akademik çevrelerde bulunan biraderlerimiz vasıtasıyla, üniversite çevresi içinde bu konunun güncelleştirilmesi.

C) Diğer bir yandan, medya kitleleri yardımıyla bu dogmatik eğilimlerin ve dine yönelimlerin yerilmesi; kötü ve tehlikeli olarak lanse edilmesi.

KARAR 7:

A) Sovyetler Birliği'ndeki Türk Devletleri'nin muhtemel bir bağımsızlık hareketi, Türkiye'nin Avrupa ve Ortadoğu'daki konumunu etkileyebilir. Bölgedeki dengelerin korunması için etkili siyasi tedbirlerin alınarak (Türki Cumhuriyetlerdeki İslamlaşma heveslerinin engellenmesi)

B) Sovyetler Birliği'ndeki rejim değişikliğine müteakiben oluşabilecek muhtemel bir Türk Birliği'ne karşı halkta oluşacak ılımlı bakışın, kitle psikolojisi yöntemiyle, yok edilmesi. Kamuoyunun böyle bir birliğin zararları doğrultusunda yönlendirilmesi.

KARAR 8:

A) Premasonik kuruluşlarımız (Lions, Rotary, Diners vs.) vasıtasıyla, uygun gençlerin gözlem ve seçimlerine devam edilmesi. Seçilen gençlerin, masonik idealler doğrultusunda, Avrupa ve Amerika'daki merkezlerimizde eğitimlerinin özendirilmesi.

B) Yeni seçilenlerin dışarıda eğitimi için, gerekli ödemelerin ve uygun prosedürlerin gerçekleştirilmesi.

KARAR 9:

A) Her hafta tüm yeni gelişmelerin Paris Merkez Komitesi'ne ve Büyük Türk Konseyi yetkililerine mutlaka iletilmesi.

B) Büyük Chicago Locası'na gönderilen bilgilerin, zenginleştirilip, daha iyi hale getirilmesi.

KARAR 10:

A) (Aslına sadık ve bizden bağımsız) İslami hareketlerin, kontrol edilerek, uzun vadede yok edilmesi.

B) Dini gruplar arasındaki ihtilaf ve bölünmelerin körüklenerek, masonluk aleyhindeki etkilerinin giderilmesi.

C) Dini akımların toplu gücünün değişik odaklara yönlendirilerek, masonik ideallere zarar vermelerinin önlenmesi.

KARAR 11:

A) Basındaki bütün anti-masonik yayınların takip edilmesi.

B) Tüm anti-masonik yayınların toplatılması ve satışının engellenmesi.

C) Fiili ve uygun yöntemlerle, anti-masonik yazarların, yayın evlerinin, siyasi parti ve sivil örgütlerin tüm faaliyetlerine son verilmesi için gerekli mekanizmaların harekete geçirilmesi.

KARAR 12:

Halk arasında masonluk öncesi kurumların, yani alt ve yandaş oluşumların yaygınlaştırılıp genişletilmesi.

Lütfen!

Dergi kapağında orijinalinin 1. sayfasını ve yazımızın başında 2. sayfasını, ardından da, 1989 Avusturya Büyük Mason Kurultayında Türkiye ile ilgili kararların Türkçe karşılığını, şimdi lütfen dönüp bir kere daha ve dikkatle okuyalım. Erbakan gerçeğine, Milli Görüş hareketine ve Milli Çözüm Dergisine yönelik sürekli saldırıların ve sistemli karalama kampanyalarının; hangi odaklarca ve ne maksatla kışkırtıldığını anlamaya çalışalım. Basit particilik kaygılarından ve fasit saplantı ve önyargılarımızdan artık kurtulalım. Ülkemizin, devletimizin, geleceğimizin ve güvenliğimizin hatırına, olaylara ve oluşumlara izan ve insafla yaklaşalım. Özetle, milli ve manevi sorumluluklarımızı, nefsi hesap ve hasımlılıklarımızın üstünde tutalım ve ölüm ötesini unutmayalım.

Makale Paylaşım Sayısı: 2814

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR