ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün51
mod_vvisit_counterDün2361
mod_vvisit_counterBu Hafta4928
mod_vvisit_counterGeçen hafta23692
mod_vvisit_counterBu Ay107042
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18324029

IP'niz: 3.239.58.199
Bugün: 21 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12767201

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

DOMUZ GRİBİ, Milyarlarca Dolarlık Aşı Satmak Üzere KASITLI MI ÇIKARILDI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

İlaç ve hastalık sektörü vurgun peşindeydi

Dünyayı saran son hastalık domuz gribini devlet çok ciddiye almış görünüyor. Sağlık Bakanı'nın yaptığı açıklamaya inanacak olursak tam bir felaketle karşı karşıyayız. Devlet en yetkili makamdan felaket senaryosu anlatıyor. Bu yıl kaç milyon, başka bir senaryoya göre de yüz binlerce domuz gribi vakasından bilmem ne kadarının ölümle neticeleneceğine kadar rakam veriyor.

Bakanlık adeta felaket tellallığı yapar gibi dehşet tablosu açıklıyor. Bu felaketi ucuz atlatmak için 43 milyon doz aşı siparişi veriliyor, 39 milyon kişinin de aşılanacağı söyleniyor.

Başbakan Recep Erdoğan Meclis’te “Ben aşı olmayı düşünmüyorum. Bu konuya Sn. Sağlık Bakanıyla da aynı gözle bakmıyorum” diyor ve üstelik yanındaki Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a dönerek “Bizden habersiz, başbakan ve Cumhurbaşkanının da aşı olacağını söylemişsiniz... Bu yanlışı hemen düzeltin!” diye azarlıyor... Yani bu konudaki söylentilerin aslını astarını kendi bakanına sorup anlamadan ona sataşıyor... Zaten her konuda fikri ve bilinçli değil, hep böyle fevri davranıyor.

Şimdi, bir ülkede domuz gribi aşısı konusunda Başbakanla Sağlık Bakanı böylesine farklı ve aykırı düşünüyor ve herkesin önünde birbirine düşüyor ve dövüşüyorsa, bizim ne demek istediğimiz daha net ortaya çıkıyor.

Biyolojik kitle imha silahları

Tedavi sürecinde bile hızla mutasyonla yapısını değiştiren ve tedavi yöntemlerini etkisiz kılan Domuz gribinin virüsü bilim adamlarınca bir BİYOTERÖR ajanıdır. Bilgilendirme, uyarma ve aydınlatmaktan çok telaş ve panik içinde yayın yapan medyamız, emperyalizme figüranlık yapmaktadır. Bu aynı zamanda millete karşı yapılan psikolojik savaştır.

Hatırlamaya çalışalım; Asya gribi, kuş gribi, Sars gribi ve kene salgınından sonra şimdi de domuz gribi gündemi sarsmaktadır. Bunlar emperyalizmin kitle imha silahlarıdır. Siyonistler dünyanın gözünün içine bakarak Fosfor, Siper delen ve vakumlu bombaları kimyasal kitle imha silahı olarak kullanırken, Avrupa ve Amerika da domuz gribi gibi biyolojik kitle imha silahlarını ve aşılarını üretip milyarlarca dolar kazanmaktadır.

Stratejistlere göre, Türkiye'de kuş gribi ve kene salgınları, uzak Asya'da Sars virüsü, ABD'nin laboratuarlarda üretip, bilinçli olarak dünyanın belirli ülkelerine yaydığı "Coronavirüs"lerle istediği ülkede sosyal ve ekonomik yapıyı çökertmeye ve halkı sömürmeye çalışmaktadır.

Ancak insan sağlığıyla oynayan Siyonist güdümlü Amerika ve Avrupa, virüs kendi ülkelerini de sardığı zaman; fırlatıcıya geri dönen bumerang gibi, bedelini çok ağır ödeyecekler ve bu bataklıkta kendileri de boğulacaktır.

Almanya'dan farklı bir uygulamaya göz atmakta yarar var. Kuzey Ren Westfalya eyaletinde 10.000 doktordan 6000'inin hastalarına uygulamak istemediği domuz gribi aşısı Alman askerlerine de uygun bulunmamıştı. Alman ordusunda 250.000 askere uygulanacak domuz gribi aşısı özel olarak hazırlanmıştı; çünkü diğer domuz gribi aşısındaki zararlı görülen ek maddeleri ve aşının uzun süre saklanmasını sağlayan cıvalı katkı maddelerini içermiyor. Alman basında yer alan haberlere göre hamile kadınlara da bu özel aşıdan yapılacakmış.

Bizim Sağlık Bakanlığı kapımıza geldiğini söylediği domuz gribi salgınına karşı kullanmak istediği aşıların muhtevasındaki bu tehlikeden bizi korumak için ne türden tedbir alınmıştı?

Modern tüketim toplumlarında sağlık politikalarına bakınca Moliere'in "Hastalık hastası" isimli oyunun kahramanı, küresel ilaç sektörünce ruh ve beden sağlığı ile oynanan günümüz insanını hatırlatmaktaydı.

Toplum, devasa bir sektör haline gelen ilaç ve sağlık sektörünce adeta hastalık hastası haline getirildi. Her şeyi bedene indirgenen modern insan beden ötesi varlığı ile her türden aşkın bağını kopardığı için ilaç tacirlerinin, güzellik uzmanlarının manipülasyonuna açık hale getirildi. Beden politikalarının felsefi arka planı düşünüldüğünde bu kaçınılmaz bir sonuçtu. Aklın ve bedenin alabildiğine abartıldığı batı uygarlığı tüketime dayalı üretim biçimleri içinde ne bedeni ne aklı ne de ruhu özgürleştirebildi.

İşin komplo tarafını bir yana bırakılacak olursak, yine batının eleştirel gücü sayesinde ortaya çıkan bir gerçeklik olarak toplumların hastalıklaştırılması ilaç sektörünün reklâm ve medya sektörünü yedeğine alarak bilinçli yönlendirmeleri sonucunda gerçekleşebildi. Yeni ilaçlara uygun yeni hastalıkların icadı bu komplike ilişkiler ağıyla gerçekleşebildi.

Batı-dışı toplumların, özellikle üçüncü dünyanın ilaç sektörü için adeta kobay olarak kullanılması bilinen en yaygın gerçekler arasında. Batılı ilaç sektörü kendi ülkesinde denemediği ilaçları dünyanın başka yerlerinde denemek gibi her türden ahlak ilkesini aşan aç gözlülük ve kazanma hırsı yüzünden dünyanın sağlığıyla oynamaktan çekinememesinin ne kadar çok örneği var. Bu durumdan en fazla etkilenen ülkelerden biri de ne yazık ki Türkiye oldu.

Tıpkı sürekli kullanılan tarım ilaçları sonucunda toprağın ve bitkisel genlerin bozulması gibi, insanın önce ruhu, aşkın olanla ilişkisi koparıldı ardından birkaç reklam spotunun zebunu haline geldi.[1]

Domuz gribi aşısı ABD’de mahkemelik oldu ve hastalık aşıldığı anlaşıldı.

Prof. Ahmet Rasim Küçükusta Haber Türk’te: “Bu aşıya taraftar olmadığını açıkladı.

Almanya’da Merkel’e özel, yan etkisi çok az aşı yapılacağı,  Türkiye’de de aynı yöntemin uygulanacağı ortalığı karıştırmıştı.

Almanya karıştı, sıra bizde miydi?

Der Spıegel dergisinin haberine göre, Almanya'da başlanacak olan domuz gribine karşı aşılama çalışmalarında, vatandaşlar için ayrı, siyasetçi ve memurlar için ayrı aşı kullanılacaktı. 

 Bild am Sonntag gazetesi de Başbakan Merkel, bakanlar ve politikacılara özel domuz gribi aşısı yapılacağını duyurdu. Federal İçişleri Bakanlığı'nın, bakanlıklar için 200 bin doz domuz gribi aşısı siparişi verdiği belirtilen haberde, bu şirkete ait aşıların etkiyi güçlendiren bileşimi içermediği belirtildi. "Normal vatandaşlarda" ise çok fazla yan etkisi olduğu ve vücudun bağışıklık sistemini de etkileyerek aşırı reaksiyonlara sebep verdiği belirtilen başka bir şirketin ürettiği aşının kullanılacağı açıklanmıştı.

Almanya İlaç Komisyonu Başkanı Wolf-Dieter Ludwig, bunu skandal olarak niteleyerek, siyasetçilere ve memurlara ayrı aşının yapılmasının insanlara anlatılamayacağını vurgulamıştı. Almanya Tabipler Birliği Başkanı Michael Kochen ise aile hekimlerine, hastalarına domuz gribi aşısı yapmamaları tavsiyesinde bulunarak, bu aşının faydadan çok riskler taşıdığını hatırlatmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise Türk halkının kobay olarak kullanılacağı açıklamalarının bilime aykırı olduğunu savunmaktaydı.

Sn. Recep Erdoğan, İsrail ile uydurma bir kriz çıkarıp böylece Ermeni ve Kürt açılımları ile kaybettiği halk desteğini yeniden elde etmeye çalışmaktaydı. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'na aşı satan ilaç şirketlerinin sahipleri Yahudi asıllıydı!? “Domuz gribi pazarlanıyor” gibiydi

Prof. Dr. Recep Akdur’un domuz gribi konusunda bugüne kadar yaptığı açıklamaları, yazdıklarını internetten okudum.

  • Normal grip mikrobu, domuz gribi mikrobundan 7-10 kat daha tehlikelidir.
  • Domuz gribi, domuzdan insana bulaştığında öldürücüdür. Fakat şimdilerde ortalıkta dolaşan mikrop, insandan insana bulaşan mikroptur. Gerçek anlamda “domuz gribi virüsü” değildir, gücü zayıftır. Günümüzde görülen domuz gribi hafif seyreden bir hastalıktır. Kuş gribi, İspanyol gribi, mevsimsel grip gibi öldürücü değildir.
  • Gripten korunmak için hijyen şartlarına dikkat etmek, gıdaya dikkat etmek, sağlığa dikkat etmek, vücudu güçlü tutmak önemlidir.
  • Grip olmaları halinde büyük sarsıntı geçirecek kişiler (risk grubundakiler) normal grip aşısı olurlarsa iyi yaparlar. Bu aşı eczanelerde 18-20 TL’ye verilmektedir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar konusunda da dikkatli olmak gerekir. Bunların da satışı insanlar korkutularak yönlendirilmektedir.
  • Grip mikrobu (virüsü) insan vücudu dışında ancak 2-4 saat yaşayabilir. Bu nedenle okulları dezenfekte etmek, bir hafta kapamak gibi abartılı tedbirler, domuz gribinin reklamı gibidir.
  • Okulları kapatmak gribi sona erdiremez. Önemli olan gribe yakalanan çocukların okula gönderilmemesidir.

Prof. Akdur uyarıyor: “Bu gribin ölümcüllüğü artacak. Ondan dolayı aşı gerekli” diyorlar. Böyle bir şeyin olabilmesi için bilinen virüsün değişikliğe uğraması gerekir. O zaman da ithal edilen ve eski virüse göre hazırlanan aşı zaten işe yaramayacak demektir. Domuz gribi bahanesiyle aşı pazarlaması yürütülmektedir. Fırsat bu fırsat, halkın parası ilaç firmalarına peşkeş çekilmektedir. Bu aşılar milyonlara yapıldığında zararları, beklenen faydadan çok fazla olabilir.”

Domuz Ekonomisi

Öncelikle Dünya Sağlık Örgütü'nün internet sitesinde bu konu ile ilgili olarak yazılanlara bakalım: "Bu salgın hastalık, bu zamana kadar, hastaların büyük çoğunluğundaki belirtilerinin yumuşaklığı ile karakterize ediliyor. Bu hastalar herhangi bir ilaç almadan hastalık başlangıcından itibaren bir hafta içinde iyileşmişlerdir. Yine de bütün ülkelerde hastalığın yakından takip edilmesi gerekir..."

(http://www.who.int/csr/disease/swineflu/notes/h1n1_surveillance_20090710/en/index.html)

Evet, bu ifadelerle koparılan tantana arasında bir bağ yok! Hastaların büyük bir çoğunluğu ilaçsız olarak da atlatıyor bunu.

Pekiyi, bunca gürültü niye?

Hemen insanın aklına domuz ekonomisi geliyor. Bir internet gezisi ile bu hastalık çık(arıl)madan önceki domuz ve domuz ürünleri ekonomisine baktığımızda işlerin iyi olmadığını görüyoruz. Domuz üretmenin maliyetlerinin çok arttığı, yem fiyatlarının çok yüksek olduğu, bu işin böyle devam edemeyeceği ve üreticilerin bir şey kazanamadığı belirtiliyor. En büyük sorun olarak da çok fazla üretim olduğu belirtiliyor.

Şimdi bu domuz gribi çıkınca birçok üretim tesisleri kapatıldı. Kaçak, yetersiz ve hijyenik olmayan kesim ve dağıtımlar durdu! Diğer bir ifade ile piyasada mal azalmaya başladı. Yakında domuz gribi tehlikesi kalmaz ise piyasada ayakta kalan (!) üreticiler iyi para kazanmaya başlarlar. Yaşasın domuz gribi! Tam da Adam Smith'in dediği gibi kapitalizmin "gizli el"i pazarı düzenleyiverecek!

Sakın bu domuz ekonomisini küçümsemeyin. Burada yüz milyarlarca dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Sadece Amerika'daki pazarı bile yaklaşık 100 milyar dolardır. Bütün dünyada bu iş en geniş anlamı ile trilyon dolara dayanır.

Alman Robert Koch Enstitüsü, "Son günlerde yaşanan büyük artış endişe verici, ancak panik yapmaya gerek yok" diyor. Domuz gribine karşı etkili olduğu belirtilen Tamiflu ilacını üreten İsviçreli ilaç devi Roche, şu ana kadar 658 milyon euroluk üretim gerçekleştirdiğini, yılsonuna kadar da yaklaşık 650 milyon euro değerinde ilaç üretip piyasaya sunmayı hedeflediğini duyurdu. Yani yaklaşık bir buçuk milyar dolar. Daha diğer ilaç firmalarını saymıyoruz.

Bir yıl içinde dünyadaki tüm laboratuarlarda ancak 900 milyon doz domuz gribi aşısı üretilebileceği belirtiliyor. Dünya nüfusu ise yaklaşık 7 milyar (yani bu işten birkaç yıl daha iyi ekmek yiyecekler).

ABD domuz gribi aşısı için bir milyar dolarlık bütçe ayırmış. İngiltere, bu yıl içinde 30 milyon kişinin aşılanmasını planlamış. Almanya 50 milyon, Fransa da 94 milyon doz aşı alacakmış.

Bizim Sağlık Bakanlığımız geri kalacak değil ya. Depolarımızda 20 milyon doz aşı varmış. Daha da almak için ilaç firmaları ile görüşüyorlarmış.

Fazla uzatmadan, neticeyi şöyle özetleyelim. Herkes domuz işine girince, yüz milyarlarca dolarlık sektörde Yahudi firmaların kazancı azalmış... Arzın düşmesi lazımmış ki fiyatlar artsın. Allah'tan tam da bu sırada domuz gribi çıkmış... Arz düşünce fiyatlar tavan yapmış... Bu arada grip aşısı da çok şükür piyasaya çıkmış ve milyarlarca dolarlık bir vurgun daha sağlanmış!...

İnsan sağlığı mı? Yahu, bir avuç Yahudi sermayesinin ve Batılı kapitalistin kazancı, milyarlarca insanın sağlığından çok daha önemli ve öncelikli sayılırdı... Bizim iktidarlar mı? Onların küresel güçlerin ülkemizdeki sömürge komiserleri olduklarını, marazlı medyanın da halkı hipnotize yardımıyla, gâvur patronlarına para kazandırma karşılığı iktidara taşındıklarını, hala anlamadınız mı?

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ile yapılan röportaj önemliydi:

"Ben aşı yaptırmayacağım"

Domuz gribi olarak bilinen virüs, insanların vücudunun tanıdığı bir virüs değil. Onun için her bulaştığı insanda hastalık yapıyor. Domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsü, şimdiye kadar insanlarda görülen bir virüs değildi. Bu daha ziyade domuzlarda bulunduğu bilinen bir virüs idi. Ama insanlara geçtiği veya çok insana geçtiği bilinmiyor. Domuz çiftliklerinde çalışan veya veterinerlere çok nadir olarak geçebiliyordu. Şimdiki virüsün en önemli özelliği insandan insana geçmesidir.

Domuz gribi diğer gripten en önemli farkı şu sene için söylüyorum. Mesela Ekim ayında grip salgını olması mutad bir şey değil. Grip hastalığı Aralık'tan sonra Ocak ayı içinde salgınlar yapmış. Ekim ayında böyle bir salgının olması üzerinde düşünülmesi gereken bir şey. Bir ikincisi; domuz gribi virüsünün iki önemli özelliği var. Birincisi insanların grip olduğunun farkına varamayacağı hafif gribe sebep oluyor. Diğer taraftan ise sağlıklı insanlarda bile ölüme kadar gidebilen tablolar ortaya çıkabiliyor. Biz bugüne kadar grip hastalığından ölen insanların çoğunun yüzde 90'dan fazlasının yaşlı ve hastalardan kalp hastası, böbrek, diyabetli gibi ağır insanlardan çıktığını bilirdik. Ama domuz gribinin en önemli özelliklerinden birisi diğerinin aksine 50 yaşın altındaki insanlarda ölüme sebep olması, şişman ve hamile hanımlarda daha çok ölüme vesile olması. Ölüm tablosuna baktığımız zaman domuz gribinden ölenlerin sayısı on binde 2-3 seviyesinde, diğer griplerden ölenlerin sayısı ise binde 1 civarında.

Bu domuz gribi virüsünün biyolojik silah olduğunu iddia edenler var. Hatta Viyana'da bir kişi; Dünya Sağlık Örgütü'nü Birleşmiş Milletleri ve NATO'yu dava etti. Çünkü biyolojik silah diye bir kavram var. Dünyada birçok ülke biyolojik virüsler ve bakteriler üretiyor. Bunu günü geldiği zaman diğer ülkelere karşı biyolojik silah olarak kullanmak üzere sayısız çalışma yapıyorlar.

Dünya Sağlık Örgütü'nün söylediği bir tahmin. DSÖ her sene Eylül-Ekim aylarında "Grip salgını çıkacak. Şu kadar insan hasta olacak, şu kadar insan ölecek" diye açıklamalar yapıyor. Bunlar tahmini rakamlar. Gerçekçi değil. Domuz Gribi virüsünün değişebildiğini görüyoruz. Griplerin de sayısı ve virüs çeşitleri her sene artıyor. Bunlara karşı hâlâ bir ilaç ya da aşı bulmak mümkün olmadı.

Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) bildirdiği rakamlara göre her sene dünyada normal gripten 500 bin insan ölüyor. Oysa DGV'den ölen insan sayısı bugüne kadar bilinen 4 bin 500 kişi. DGV'nin asıl rakamlarının ortaya çıkması için en az bir sene geçmesi lazım. DGV aşısının virüse karşı etkili olup-olmayacağı konusunda bilgi sahibi değiliz. Benim DGV aşısı yaptırmam söz konusu değil. Allah'a şükürler olsun, ben normal gribe karşı da aşı yaptırmıyorum. Yaptırmayacağım.

Bana hekimlik unvanını, Doktorluk ve Profesörlük titrini veya bilim insanı unvanını Sağlık Bakanımız vermedi. Sağlık Bakanımızın tabi çok ağır görev ve sorumlulukları var. Bu konuda da karar verecek olan Sağlık Bakanımız. Ben bilim adamıyım. Her gördüğü şeyden şüphe eden, herkesin doğru bildiğini zannettiği şeylere bile şüphe ile "Acaba şurasında bir eksiklik veya bir yanlışlık var mı?" diye bakması gereken biriyim. Bildiğim şeyleri, kitaplarda, herkesin ulaşabileceği kaynaklarda bulunan bilgilerden faydalanarak görüşlerimi ortaya koyuyorum. Diyorum ki: "WHO her sene 500 bin insanın gripten öldüğünü ilan ediyor. Sağlık Bakanlığı bu öldürücü hastalığa karşı hiçbir faaliyette bulunuyor mu? Bulunmuyor. Sadece yaşlılara ve emeklilere, o da birkaç senedir aşı parası veriyor. Şimdi daha öldürücü bir hastalığı görmezden gelen Bakanlık, etkisi ne olacağı bilinmeyen, dünyada gerekçeleri konusunda birtakım şüpheler bulunan ve ölüme yol açıp açmayacağı belli olmayan bir aşıya bu kadar güvenmeyi de bilgilerim ışığında doğru bulmuyorum.

Küresel ilaç sektörünün merhametsizliği

Bu yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın problemi. Bütün dünyada tıp bilimin değil, ilaç ve tıp endüstrisinin hakimiyeti altında. Maalesef büyük ölçüde onların dediği oluyor. Zaten işte bu aşılara, birtakım ilaçlara olan güvensizlikler de hep bundan kaynaklanıyor. Bunun sebebi de Türkiye değil, dünyanın hepsini ilgilendiren bir sorun. Yani bu sorun ABD, Almanya, Kenya ve Türkiye'de de geçerli. Tıbbın, mutlaka ilaç endüstrisinin hakimiyetinden kurtulması lazım. Bunun tabi birçok sebebi var. Pek çok çözüm yolları var. Bu tıbbi bir konu olmaktan ziyade sosyal ve siyasi bir konu. Bunun çözümü de daha çok politikacılara, ekonomistlere ve sosyologlara düşüyor.

Çünkü ilaç endüstrisinin amacı; bir insanın en kısa zamanda, en az ilaçla iyi olması değil, daha çok nasıl kar edileceğidir. Birtakım araştırmalar yapıyor sonra ilaç elde ediyorlar. Harcadıkları paraları fazlasıyla kazanmak zorunda hissediyorlar. Lastik ve sakız üreten de kâr etmeyi hedefler. Ancak ilaç farklı bir ürün. Yani sakız almasanız da olur. Ama ilaç mutlaka bulunmalı. İlaç fabrikası "Bu ürün kârlı değil Ben bu ürünü artık yapmıyorum." deme hakkına sahip değil.

Evet, "İstanbul Bronşiti" denilen hastalığı icat ettim. Tıpta gerçekten yeni hastalıklar çıkması mümkün. Bu hastalık tablosuna klinik bir isim verdim. Astım ile bronşit'in karışımı, ikisinden de farklı özellikler bulunuyor. "İstanbul Bronşiti" daha çok çocuklarda görülüyor. Sadece kuru öksürükle seyrediyor. Kalıcı bir hastalık değil. Çocuk büyüdükçe, genellikle yuvaya, ve topluma karıştığı çağlarda başlayan ve 7-8 yaşlarında tamamen geçen bir hastalık tablosu.

DG Aşısı yeni çıktı. Amerika'da ve İngiltere'de kullanılmaya başlandı. Yalnız burada şu örneği de vereyim. Mesela 1976 senesinde küçük bir askeri birlikte domuz gribi salgını çıkmıştı. O zaman da yine böyle dünya çapında salgın olacak endişesiyle Amerikan halkının büyük bir kısmına, domuz gribi aşısı yapıldı. Fakat  on hafta geçtikten sonra, bu aşının insanlarda ölümlere ve felçlere yol açtığı anlaşıldı. Bunun üzerine aşı kampanyası durduruldu. Domuz gribinden ölen insan sayısı bir iken, domuz gribi aşısı yapıldıktan sonra meydana gelen komplikasyonlar sonucu 30 kişinin öldüğü, yüzlercesinin de felç olduğu anlaşıldı. Yani kaş yapalım derken, bir çeşit göz çıkarması oldu. Benim de bu seneki DG salgınından endişem, aşının biraz böyle paldır-küldür ortaya çıkarılması. Bir işi böyle aceleye getiriyorsanız, bu işin içinde elinizde olmadan bir takım eksikliklerin, hataların olmasını kaçınılmaz buluyorum. Çok kısa sürede, çok yüksek miktarlarda aşının hazırlanmış olmasının getireceği sakıncaların olabileceğini de hesaba katmak gerekir.

Kimin eli kimin cebinde olduğunu ben bilemem. Ama her şey aynı güçlerin elinde olmasa daha iyi. "Biri Bizi Hasta Ediyor" isimli kitabımda bunları yazdım. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. İlaç firmalarının anayasa gibi defterlerinin birinci maddesine yazılan şey "Nasıl daha fazla kâr ederiz" dir. Bunların önce hastalığı icat edip, sonra aşı ve ilaç geliştirdiğine dair (elimde bir belge yok, ama) emareler çok. Bu firmalar, imal ettikleri ilaçları ya da aşıları pazarlamak için her türlü reklâmı yapıyorlar, bu arada medyayı da çok iyi kullanıyorlar.

 

 

 



[1] Akif Emre / Yenişafak


Bu yazarin diger makaleleri

ERBAKAN’IN KITMİRİYİZ! (ŞİİR)
ERBAKAN’IN KITMİRİYİZ!        Hainler gözümde, hakir;1 bak gülüm Zalimlere asla, hizmet eylemem!.. Sadık...
Devami
DOKUZ KÖYDEN KOVULDUM, ONUNCUDA VURULDUM!
Gayesiz gayretsiz insan, Kur'an diyor: aynı hayvanHocam'dan aldığım ilk ders;...
Devami
İRAN’I KİM KARIŞTIRIYORDU?
 ABD’nin Irak ve Afganistan’ı işgali, İran’ı iki can düşmanından kurtardığı...
Devami
Eski Mücahit, yeni Müteahhit ilim ehli AKP’li bir dosta… NE FAYDA! (ŞİİR)
Eski Mücahit, yeni Müteahhit ilim ehli AKP’li bir dosta…        NE...
Devami
DÜŞMAN KARDEŞLER
  Armut üzerine, bütün şarkımız Siyonist suyuyla, döner çarkımız Dünyalık hesaplar, hasım eyledi Niyet...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2514

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR