ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1436
mod_vvisit_counterDün1959
mod_vvisit_counterBu Hafta14334
mod_vvisit_counterGeçen hafta19338
mod_vvisit_counterBu Ay3395
mod_vvisit_counterGeçen Ay67493
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar19011625

IP'niz: 3.215.79.68
Bugün: 02 Tem 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 13040079

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

İSLAM; TABİİ DENGEDİR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

İnsan, ruh ile cesetten oluşan bir bütün olduğundan, insanlardan oluşan toplumda da madde ile mananın, din ile düzenin dengeli bir uyum ve doyum içinde bulunması gerekir. İşte İslam'ın en önemli özellik ve güzelliklerinden birisi de, her türlü ifrat ve tefritten (aşırılıktan) uzak "denge ve doyum" düzeni kuran vasat bir din oluşudur. Vasatlık, (madde ile mana), (dünya ile ahiret) gibi birbirine zıt ve karışık görünen durumlar arasında, biri diğerini sindirmeyecek ve söndürmeyecek şekilde, takip edilen bir "ortayol" demektir.

 

İslam, menfaatcı maddecilikle, miskin ve uyuşuk maneviyatçılığın, azınlığın çoğunluğu ezdiği ferdiyetçilikle (kapitalizmle), fertlerin onur ve özgürlüğünü körleten toplumculuğun (komünizmin), ruhsuz realizmle, hayalci idealizmin arasını ve ortasını bulan ve barıştıran bir din ve denge düzenidir.

Şahsi, ailevi, partisel, bölgesel ve kavimsel menfaatler, hem çeşitli hem de çatışır olduğu için, sadece akıl ve araştırma yoluyla, insanların adil ve kâmil bir düzen kurmaları asla mümkün olmamıştır ve olmayacaktır.

Kâinatta bulunan, maddi ve manevi her şeye tam hakkını verecek, temel kanun ve kuralları koyabilecek yegane ilim, hikmet ve adalet sahibi ancak Allah'tır.

"Şüphesiz her şeyi bir ölçü ile yarattık."[1]

"Yaratan (en iyisini) bilmez mi? O hem gizli hikmetleri bilen, hem de görünen gerçeklerden haberi olandır."[2]

"Rahman yarattıklarında bir düzensizlik bulamazsın."[3] gibi ayetler bu gerçeği dile getirmektedir.

İslam, hem itikat, hem ibadet, hem de muamelat ve tabii hayat konularında daima makul ve münasip olan "orta yolu" tercih ve teşvik ettiği için, Müslümanlar da vasat bir ümmet olmuşlardır.

"İçlerinden bir ümmet mutedildir."[4]

"Böylece sizi insanlara şahit ve örnek olmanız için, tam ortada bulunan vasat bir ümmet kıldık."[5] Gibi ayetler bu durumu övmektedir. 

Çünkü vasatlık iyilik ve güzellik demektir. "Her şeyin en hayırlısı ve yararlısı orta halli olanıdır."[6]

Vasatlık, itidal ve istikamet demektir. Çünkü  "Allah, adalet edenleri, herkese ve her şeye hakkını verenleri sever."[7]

Vasatlık, itidal ve istikamet demektir. "Yarab, bizi istikamet yoluna hidayet et.  Nimete erdirdiklerinin yoluna... Gazabına uğrayanların ve sapıtanların değil."[8]

Allah'ın gazabına uğrayanlara Yahudiler,  dalalete düşenlere ise Hıristiyanlar en açık örnektir.

Yahudiler, azgınlaşarak peygamberlerini öldürmüş, Hıristiyanlar ise tam tersine sapıtarak peygamberlerini Tanrılaştırmıştır.

Yahudiler,  Allah'ın kullarına helal ve mübah kıldığı şeyleri haram saymak ve yasaklamakta aşırı gitmişler, Hıristiyanlar ise her türlü günahı helal ve serbest saymakta aşırı gitmişlerdir. 

Yahudiler, menfaatperestlikte ve dünyaya sarılmakta ileri gitmişler,  Hıristiyanlar ise dünyadan el-etek çekip ruhbanlıkta ileri gitmişlerdir.

Yahudiler ibadetlerde şekilcilikte aşırı gitmişler, Hıristiyanlar ise, "Asıl olan kalp temizliğidir." diyerek bütün ibadetleri terk etmişlerdir.

Görülüyor ki Yahudiler ve Hıristiyanlar ve bunların uydurduğu sistemler, her konuda ifrat ve tefrit etmek suretiyle itidal ve istikametten sapıtmışlardır. İslam ise,  bütün aşırılık ve sapıklıklardan uzak  "orta yolu" göstermiştir. 

İslam dini, en mantıksız şeylere bile inanan hurafecilerle,  duyu organlarıyla algılanamayan her hakikatı inkâr eden materyalistler arasında makul ve münasip olan "doğru"ları bildirmiştir. 

İslam, insanları inanmaya davet ederken, akıl ve mantık dışı şeylere rağbet etmez. "Doğru söylüyorsanız delilinizi getirin."[9] Diyerek, düşünmeye ve araştırmaya sevk eder, akla ve ilme değer verir. 

Ancak, kâinatın gerçeklerini ve yaratılışın gayelerini bilmek ve bulmak için, kaynak olarak sadece akla güvenen kimselerle,  sadece  "nakle" ve doğmalara dayanıp aklı ve araştırmayı hiç önemsemeyen kimseler arasında da, İslam orta ve ortak bir yol izler. İslam hem akıl hem de nakil dinidir. 

Bu sebepledir ki Müslüman her türlü aşırılıktan uzak, dengeli ve düzenli bir insandır. Bu gerçeği örnekleriyle arz edelim:

1-Müslüman dünya ile ahiret arasında dengelidir.  Çünkü  "Allah'ın sana verdiği nimet ve fırsatlarla ahiret yurdunu ara. (Ama) dünyadaki nasibini de unutma. Allah'ın sana ihsan ve iyilik yaptığı gibi, sen de başkalarına iyilik ve ikramda bulun (Sakın) yeryüzünde fesat çıkarma. Doğrusu Allah fesatçıları  (asla) sevmez."[10] Emri ve hikmeti açıktır. 

Mü'minin duası ve davası dünya ve ahiret mutluluğunu birlikte kazanmaktır. 

"Yarabbi bize dünyada iyilik ve güzellikler ver.  Ahirette de iyilik ve güzellikler ver."[11] Ayeti bu hedefi göstermektedir. 

Bu konuda Peygamber Efendimizin şu hadisi ne kadar ibretlidir: "Allah'ım dinimi tam kıl. Çünkü o her işimin esasıdır.  Dünyamı da düzgün kıl. Zira yaşayışım ondadır. Ahiretimi de güzel kıl. Herhalde dönüşüm ve ebedi kalışım orasıdır. Hayatımın her gününü her hayırda artış yap, ölümü de her kötülükten kurtuluş yap."[12]

2-Müslüman aşırı riyazet ve ruhbanlıkla,  gaflet ve ibadetsizlik arasında orta yol tutar. 

Evini, işini ve eşini ihmal ederek, aşırı ibadet ve riyazete başlayan bir ashabını Efendimiz şöyle ikaz etmişlerdir. "Böyle yapma! Vücudun senin üzerinde hakkı var, dostların ve misafirlerin senin üzerinde hakkı var.  Eşinin de senin üzerinde hakkı var. Öyle ise hak sahibine hakkını ver."[13]

Ve yine hiç ara vermeden oruç tutmayı ve hiç uyumadan geceleri namaz kılmayı ve ömür boyu kadından uzak kalmayı fazilet sayan kimselere Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur. "Şüphesiz ben sizden daha çok Allah'tan korkar ve günahtan sakınırım.  Ama ben bazan oruç tutar,  bazan yerim.  Geceleri hem namaz kılarım, hem de (vücudun istirahati için) uyurum.  Kadınlarla da evlenir (ve onlara vakit ayırırım). İşte benim sünnetim budur. Benim sünnetimden yüz çevirenler ise benden değildir."[14]

3-Müslüman,  "Rabbini gönülden,  yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle (ve sükünetle) zikret."[15]

"Rabbinize yalvararak ve korkarak dua edin. Çünkü O, aşırı gidenleri sevmez."[16] Emrine uygun olarak dualarında ve dini merasimlerinde aşırılıktan ve taşkınlıktan sakındığı gibi,  bu konularda hissiz ve isteksiz de değildir.  Çünkü sadece, 

"Münafıklar, namaza kalktıkları zaman isteksiz ve tembel davranırlar."[17]

4-Müslüman hem körü körüne bir taassup ve taklitçilikten, hem de dini konularda laubalilik ve laçkalıktan uzak bulunan, tutuculuk ve gericilikle,  zübbelik ve başıboşluk arasında orta bir yol tutan, tutarlı bir insandır.

5-Müslüman gaddarlıkla korkaklık ortasında, adil ve ölçülü bir cesaret sahibidir.  Çünkü "Müslüman, kimseye zulmetmeyen, ama kendisi de zulme boyun eğmeyendir."[18]

6-Müslüman savaşta bile aşırılıktan ve haksızlıktan sakınan insandır. "Kim size saldırırsa, siz de öylece onlara saldırın... (Ama aşırı gitmekte) Allah'tan korkun..."[19]

7-Müslüman sevgi ve nefretinde bile ölçülüdür.  "Bir gün aranızın bozulabileceğini düşünerek sevdiklerinizle aşırı muhabbet ve samimiyetten sakının... Ve yine,  belki ilerde dost olabileceğinizi hesaba katarak, düşmanlarınıza adavette aşırı gitmeyin."[20]

8-Müslüman cimrilikle müsriflik ortasında helal kazanan ve ölçülü harcayan tutumlu ve cömert bir insandır. "Onlar, harcadıkları zaman israf etmezler. Cimrilik de yapmazlar. Bu ikisi arasında orta halli ve uygun bir yol tutarlar."[21]

9-Müslüman lüks ve gösterişle, pejmürdelik ve perişanlık arasında da sade,  düzenli ve temizdir.

10-Müslüman hayasızlıkla haysiyetsizlik ortasında ciddiyet ve gayret sahibidir. Çünkü;

"Onlar yeryüzünde vakar ve edeple dolaşırlar."[22]

11-Müslüman hem hafifmeşreplik ve yılışıklıktan, hem de somurtkanlık ve sevimsizlikten uzak duran, "Kendisiyle ülfet edilen  (sevilen ve uyuşulan) kendisi de başkalarıyla ülfet eden kimsedir. Zira sevmeyende ve sevilmeyende hayır yoktur."[23]

12-Müslüman gurur ve kibirle gevezelik ve gevşeklik arasında, onur ve tevazu sahibidir. 

13-Müslüman itikatsızlık ve teslimiyetsizlikle,  dikkatsizlik ve tedbirsizlik arasında tevekkül sahibi,  korkuyla ümit arasında, temkin ve temenni sahibidir. 

Velhasıl Müslüman her zaman ve her hususta itidal ve istikamet üzere bulunan, her türlü aşırılıklardan sakınan insandır. Eğer normal ve helal olan, beşeri duygu ve davranışlardan uzak, hep inziva ve ibadet etmemiz amaçlansaydı, Cenab-ı Hak bizi insan değil, "melek" yaratırdı.

Veya,  yemek,  içmek ve cinsi münasebet gibi sadece behimi ve nefsi arzuları tatmin için olsaydı o zaman da bizi insan yerine "hayvan" olarak yaratırdı.

Melekler gibi ruhaniliğe ve ruhbanlığa özenmek ifrat,  hayvanlığa heveslenmek ise tefrittir. 

Müslüman ise, "insan" olmaya çalışandır. 

Dindarlık adına hayatı zorlaştırmak yanlıştır. 

Helal ve haram konusunda en uygun ve uygulanabilir esasları İslam koymuştur. Bazı insanlar haramları helal sayarak sapıtmakta, bazıları da helalleri haram yaparak yoldan çıkmaktadır.  İçki, kumar, faiz, fuhuş, haksızlık ve hırsızlık gibi haramları helal sayan zihniyet hayatı kokuşturmakta ve insanı yozlaştırmaktadır. Hiçbir disipline ve düzene bağlı olmayan ve her kötülüğü meşru ve mubah sayan sistemler yüzünden şeytanların saltanatı başlamaktadır. 

Bunun tam tersine,  bazı kimseler de, takva ve tasavvuf perdesi altında helal olan şeyleri bile haram ve günah sayarak, hayatı kısırlaştırmakta,  hareket alanını kısıtlayarak insanları İslam'dan uzaklaştırmakta ve İslamı yaşanması ve taşınması imkânsız bir din haline sokmaktadırlar.

Hâlbuki helal ve haram konusunda İslamın temel esasları şunlardır: 

1-Helal ve haramı belirlemek, yalnız Allah'ın; bunların uygulanma şeklini ve şartlarını göstermek ise Resulüllah'ın hakkıdır. 

2-Eşyada  (tabiatta, fıtratta ve yaratılışta) aslolan helal ve mübah olmaktır.

3-Helal dairesi çok geniş tutulmakla beraber haramlar çok sınırlıdır.

4-Haram ve günaha girmeğe asla gerek duymayacak kadar, meşru ve mubah yollar açık bulunmaktadır.

5-İyilik,  herkese açık, kötülük ise herkese kapalıdır. Yani haram herkese haram, helal ise herkese helaldir. 

6-Haramı helal saymak gibi helali haram saymak ta sapıklıktır ve kendisini "ilah" yerine koymaktır.

7-Hayra vesile olan ve neticede iyilik doğuran şeylerde mübahtır.  Ancak haram olduğu kesin olan şeyler, meşru amaçlar için araç olarak kullanılamaz. Ve hiçbir zaman iyi niyet haramı helal yapamaz. 

8-Kötülüğe ve günaha sebep olan şeyler de haramdır. Bu nedenle sonunda harama ileten yollar yasaktır. 

9-Toplumda haksızlığa ve ahlaksızlığa sebep olan davranışlar yapanlar için elbette suçluluk ve sorumluluk vardır.

10-Şüpheli olan şeylerden sakınmak takvadır ve bunda büyük fayda vardır. Ancak  "takva"nın özel, "fetva"nın ise genel olduğu unutulmamalıdır.

Evet helal dairesi çok geniştir ve sadece aslında kötü ve zararlı olan şeyler haram kılınmıştır.

"O Peygamber, kendilerine marufu (iyi,  doğru ve güzel olan şeyleri) emreder, münkerden (kötü yanlış ve çirkin işlerden) nehyeder. Onlara temiz ve yararlı olan, şeyleri helal,  pis ve zararlı olan şeyleri de haram kılar. (Hayatı kolaylaştırmak için) Ağır yüklerini hafifletir ve üzerlerindeki zincirleri kırar."[24] ayeti kerimesi bu gerçeği anlatmaktadır. 

Birtakım şeylerde geçici ve cüzi bazı lezzet ve menfaatler varsa da kalıcı ve katmerli zarar ve kötülükler doğurdukları için yasaklanmıştır. 

"Sana içki ve kumar hakkın da sorarlarsa de ki: bunlar da insanlar için (basit ve bayağı bazı) menfaatler bulunsa da, her ikiside aslında büyük günahtır. Ancak günahı ve zararı faydasından kat be kat fazladır."[25]

"Deki size temiz olanlar helal kılındı"[26] ayetleri de gösteriyor ki aslında iyi ve yararlı olan şeyler helal, kötü ve zararlı olan şeyler haram kılınmıştır.

Öyle ise "Allah'ın kendilerine verdiği rızık ve nimetleri, Allah'a iftira ederek, haram sayanlar mahvolmuşlardır. Onlar gerçekten sapıtmışlardır. Hidayet ve istikameti bulamamışlardır."[27]

"Allah yeryüzünde bulunan şeylerin hepsini sizin (yararlanmanız) için yaratmıştır."[28]

"Allah (cc), yerdeki ve göklerdeki (her şeyi) insanın emrine ve hizmetine vermiş ve nimetlerini gizli ve açık bol bol ihsan etmiştir."[29]

Haramlar ise sayılıdır ve "Allah (cc) bunları yeteri kadar açıklamıştır."[30] Yani yeni haramlar uydurmaya gerek kalmamıştır. Çünkü, 

"Rabbimiz hiçbir şeyi unutucu değildir."[31]

O halde, Efendimizin (SAV) buyurdukları gibi "Haram Allah'ın Kur'an'da yasakladığı şeylerdir. Hakkında hiçbir hüküm vermediği şeylerde ise sizi muaf tutmuş ve müsaade buyurmuştur."[32]

"Allah c.c. birçok şeyleri farz kılmıştır ki sakın bunları terk etmeyiniz. Bazı sınırlar da çizmiştir ki bunlara riayet ediniz ve asla aşırı gitmeyiniz. Birçok haramlar da koymuştur, bunları da gözetiniz ve yasakları çiğnemeyiniz. Bunların yanında pek çok konuda da susmuştur. Bu suskunluğu da unuttuğundan değil size acıyıp merhamet ettiğindendir. Öyle ise hakkında hüküm verilmeyen hususlar sizin için bir ruhsat ve fırsattır. Bunlardan yararlanın. Sakın lüzumsuz yere soruşturup karıştırmayın (ve işinizi zorlaştırmayın).[33]

Bu bakımdan hem yemek-içmek hususunda, hem giyinmek ve süslenmek hususunda, hem dinlenmek ve eğlenmek hususunda, hem ev ve binek hususunda, hem de çeşitli araç ve gereçler edinmek ve çağdaş teknolojiden istifade etmek hususunda olsun, hakkında kesin haram hükmü bulunmayan konularda daireyi geniş tutmak, İslam ve insanlığa aykırı olmayan adetlere müsamahakâr davranmak ve kısaca hayatı kolaylaştırmak ve herkesi kucaklamak lazımdır. Kendi nefsimiz için takvayı ve azimeti tercih edebilir, ancak topluma ise ruhsatı ve mübah olan kolaylığı göstermek esastır.

"Yoksa Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı var?"[34] Ayetinin ifade buyurduğu gibi haramları helal yapmak nasıl sapıklıksa "Ey Resulüm de ki Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve ziyneti ve (her türlü) temiz rızkı ve nimeti haram kılmak kim(in haddine)dir? Bunlar dünya hayatında da müminlerindir. Ahirette de onlar içindir"[35] ayetinin işaret buyurduğu gibi helal olan nimet ve ziynetleri haram saymak da öyle bir şaşkınlıktır.

"Ey iman edenler! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri (sakın) haram kılmayın. (Ancak) hududu aşmayın." emrine uyulmalıdır.      

"Öyle rasgele her şeye "şu haramdır, bu helaldir" diyenler dili yalana alışmış olanlardır ve Allah'a karşı iftira atanlardır"[36]

Hristiyanların Ahbar ve Ruhbanları (Bilgiçleri ve ermiş geçinenleri) helali haram, haramı da helal yaparak kendilerini rab ve ilah yerine koymuşlar ve halkı saptırmışlardır.[37]

Günümüzde de her türlü zulmü önleyecek ve Milli iradeyi iktidara getirecek siyaset hizmetlerini yasaklayan buna karşılık halktan ve hayattan uzaklaşmayı en büyük fazilet, hatta farz sayan kimseler vardır.

Zulüm düzenlerini yürütenlere oy vermeyi mübah sayan, ama sarık cübbe giymeyenleri dışlayan ve suçlayan kesimlere rastlanmaktadır.

Faizden veya devlet kesesinden çaldığı kirli paralarla sadaka verenlerin sırtından servet yığan veya o haram paralarla kurs ve yurt hizmeti yapan nice zatlar biliriz ki,  misvakı terk eden müslümanı cehennemlik saymaktadır. 

Bir yandan on binlerce kızımızı fuhuş tuzağına çeken zihniyetleri alkışlarken diğer taraftan çarşaf yerine geniş ve uzun pardösü giyenleri karalamayı kahramanlık zannedenler çıkmaktadır. Ve bütün bunlar insanları ürkütmekten ve din düşmanlarına koz vermekten başka işe yaramamaktadır.  Hâlbuki bakınız örneğin yiyecekler hususunda Kur'anın hükmü şudur: 

"Deki  (Bana vahyolunan Kur'an'da) leş veya akıtılmış kan veya domuz eti zaten pistir, yada fasıklıkla Allah'tan başkası adına kesilen hayvanların dışında yenmesi haram kıllınmış hiçbir şey bulamıyorum. Hatta mecbur ve muhtaç kalan kimse başkasının hakkına el uzatmamak ve haddi aşmamak üzere bunlardan bile yiyebilir.  Çünkü Rabbin gerçekten bağışlayan ve merhamet buyurandır."[38]

  Şarap ve sarhoş edici şeyler dışında[39] her türlü temiz ve leziz içecekler,  su, süt,  meyve suları,  maden suları helal ve caizdir.

Ey Âdemoğulları  (hem) avret yerlerinizi örtecek  (hem de) giyindiğinizde sizi süsleyecek elbiseler  (yapmanıza yarayacak imkânlar) gönderdik"[40] ayetinin ifade buyurduğu gibi erkek ve kadınlar için hem vücutlarını örtmek, hem de kendilerini süslemek ve güzel görünmek üzere elbiseler yapıp giyinmelerine izin verilmiş ve bu konuda vücudu gösterecek kadar ince ve dar olan veya müşriklerin özel kıyafetleri sayılan, yani onu giyeni görünce Yahudi, Hıristiyan veya Dinsiz olduğu anlaşılan kıyafetler dışında,  adetlerle ve medeniyetlerle değişen ve gelişen ve genel ahlaka ve adaba uygun düşen her türlü giyim şekli serbest bırakılmıştır. 

"Allah size evlerinizi sükûnet ve saadet yeri kıldı"[41]

"Dört şey saadettendir:  Salih bir kadın,  geniş bir ev uyumlu ve huzurlu bir komşu ve rahat bir binek"[42] gibi ayet ve hadislerden anlaşılıyor ki içinde oturduğumuz evin kullandığımız mefruşat ve malzemelerini günün şartlarına ve standartlarına uygun,  ihtiyacı karşılayacak ve içinde huzur bulacak şekilde olmasına,  imkan oldukça arabanın en rahat ve randımanlı olanının kullanılmasına,  israfa ve gösterişe kaçmadan her türlü nimet ve kolaylıktan yararlanılmasına izin ve işaret vardır.

Faiz,  kumar,  hırsızlık, kara borsa, rüşvet, fuhuş ve uyuşturucu satışı gibi haram ve haksız kazançlar dışında her türlü ziraat, ticaret ve şirket gibi faaliyetler,  mübah ve mübarek kılınmıştır. 

Evet,  görülüyor ki haramlar çok sınırlıdır ve bellidir. Helal dairesi ise oldukça geniştir ve her türlü ihtiyaca yeterlidir. Harama girmek asla gerekmemektedir.  Haramları helal saymak kadar, helalleri haram yapmak ve yasaklamakta küfür derecesindedir.  Her ikisi de ifsat edicidir.  İmamı Şafii Hz.leri El-ümm adlı kitabında İmamı Yusuf'dan şunu nakleder:  "Başta İmamı Azam olmak üzere ilim ehlinden olan bütün hocalarım Fetva vermekten nefret ederlerdi. Kur'anı Kerimde sahih hadislerde açık bir delile dayanmadan, asla şu helaldir, bu haramdır demezlerdi."[43]

Günümüzde insanları küfürle suçlamak için bahane arayan,  rast gele her şeye  "haramdır" damgasını basarak takva perdesi altında tabii ve temiz hayatı körleten ve kısırlaştıran tiplerin vay haline!...

 



[1] Kamer:49

[2] Mülk:14

[3] Mülk:3

[4] Maide: 66

[5]  Bakara: 143

[6]  Hadis-i Şerif

[7] Mümtehine: 8

[8]  Fatiha Süresi

[9]  Bakara: 111

[10]  Kasas: 77

[11]  Bakara: 201

[12]  Nesai ve Hakim.

[13]  Buhari

[14]  Buhari

[15]  Araf: 205

[16]  Araf: 55

[17]  Nisa: 142

[18]  Hadis-i Şerif

[19]  Bakara: 194

[20] Hadis-i Şerif

[21]  Furkan: 67

[22]  Furkan: 63

[23]  Hadis-i Şerif

[24]  Araf: 157

[25]  Bakara: 219

[26]  Maide: 4-5

[27]  En'am: 140

[28]  Bakara : 29

[29]  Lokman: 20

[30]  Enam: 119

[31]  Meryem: 64

[32]  Tirmizi- İbni  Macı

[33]  Dare  Kutni - Nevei

[34]  Şura: 21

[35]  Araf: 32

[36]  Nahl: 116

[37]  tövbe : 31 - Tirmizi

[38]  Enam: 145 ayrıca: 3, 4, 5 ve Bakara: 172-173

[39]  Maide : 90-91

[40]  Araf: 26

[41]  Nahl: 80

[42]  İbni Hibban

[43]  El- Ümm c.7, Sh.  317

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

Süleyman Karagülle'nin: "Adil Düzen'in İç Yüzü- Necmettin Erbakan ve 30...
Devami
  Neden "Terörün dini olmaz" sözünü en çok Müslümanların yaşadığı...
Devami
  Bu yazı beş yıl önce yazıldı, güncelliğini hâlâ korumaktaydı: Mısır Kahire’de...
Devami
Parsayı toplayan, kaçırıyor! Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, TOBB...
Devami
Gazetecilerle özel sohbet sırasında, açık kalan mikrofonlara yansıyan HASPA (Halkın...
Devami
  MESİH BEKLENTİSİNİN İSTİSMARI VE KONUYA YENİ BİR BAKIŞ AÇISI          EHL-İ KİTAP...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4725

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR