Reklam
Reklam
Reklam

ZERKAVİ KATLOLUNDU, IRAK KURTULDU MU?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Asıl adı Ahmet Fazıl Nazzal El Halayleh olan ve 1966 yılında Ürdün'de doğan,  Ebu Musab El Zerkavi'nin öldürülmesiyle Siyonist destekli Amerikan basını ve dünyadaki uzantıları onun ölümünü bir bayram havasında dünyaya duyurdular. Öyle ki, Irak'ta meydana gelen tüm pis işlerden, katliamlardan, hatta İstanbul'da ve Amman'da sahnelenen saldırılara kadar onu sorumlu tuttular. İmajı: acımasız bir kasaptı. Ve tabi bunların hepsi yalandı, plandı. Elbette savaşta dahi olsa masum insanlara yönelik katliam ve cinayetler savunulamazdı.

Fakat işin ilginç yanı Filistin, Kerkük, Telafer ve Felluce'de kardeşlerimiz hunharca katledilirken, kadınlarımızın ırzına geçilirken, "katil İsrail, katil Amerika" diye manşet atmayan gazeteler, "Celladın sonu", "Katilin sonu" türünden manşetler atarak Zerkavi'nin öldürülmesine Amerika ve İsrail'den daha çok sevindiklerini ortaya koydular. Zerkavi hakkındaki gerçeği tam olarak bilemiyoruz, çünkü haberler Batı ve ABD kaynaklı.

Ancak kesin bildiğimiz,  Zerkavi üzerinden gizlenen ve kamuoyunu aldatmaya yönelik bir gerçek vardır ki o da;  Irak'ta meydana gelen tüm insanlık dışı hadiselerin, işkence ve toplu katliamların tek ve gerçek sorumlusunun sömürgeci Amerika ve İsrail olduğudur. Yani Zerkavi ve Eymen Zevahiri vs. türünden yaratılan ve insanlara dehşet saçan Frankeştayn'larla, esas cani olan, insanlık düşmanı sömürgeci ve işgalcilerin masum konuma indirgenmeleridir.

 

Amerika ve İsrail güdümlü medya, Usame Bin Ladin, El Zerkavi gibi şahsiyetleri kendi sömürgeci ve katil yüzlerini gizlemek için kullanmada mahirdirler. "Bu nasıl oluyor" derseniz, çok basit: "Efendim, biz Irak'a barış, demokrasi, özgürlük için girdik ve halk bizi çiçeklerle karşıladı; fakat El Zerkavi denen adam birden bire Irak'ın huzurunu bozdu, barışı sabote etti, katliamları başlattı ve ortalık kan gölüne döndü. Biz Irak ve halkının barışı ve selameti için çalışan Hz. İsa'nın havarileriyiz! Bizim bu noktada hiçbir suçumuz yok! Bizim tarihimiz barış ve kardeşlikle doludur! Hatta Kızılderilileri, Vietnamlıları, Kübalıları, Almanları, Japonları, Afganlıları biz katletmedik; Delta Force'da eğittiğimiz birçok ajan dünyanın her yerinde siyasi ve adi cinayetlere imza atmadı, bütün bunları ismini bilemediğimiz hayalet El Zerkaviler yaptı! Biz masumuz!

Eğer El Zerkavi olmasaydı, Iraklı kadınların ırzına geçmeyecektik, tonlarca bombayı İslam'ın kutsal yerlerine atmayacaktık, Felluce'de, Telafer'de, Bakuba'da, Basra'da camilerde katliam yapmayacaktık, Irak petrollerine el koymayacaktık, bütün bunların tek bir sorumlusu vardır, o da cellat El Zerkavi! O bizi işbirlikçiler gibi çiçekle karşılaması gerekirken askerlerimize saldırıyor ve bize lojistik destek veren araçların önünü kesiyordu, bundan dolayı ülkeyi işgal etmek zorunda kaldık."

Evet, ne müthiş bir hedef saptırmadır bu. Sen bir ülkeyi işgal edeceksin ve direnenleri de terörist, asi, cellat ilan edeceksin! Düşünebiliyor musunuz; faraza Amerika, İsrail, Yunanistan gelip ülkemizi işgal etsin, camilerimize varana kadar katliam yapsın, kadınlarımızın ırzına geçsin ve sonra yerli işbirlikçiler vasıtası ile uşak bir hükümet kursun ve kendilerine karşı direnenleri de terörist ve cani ilan etsin ve sonra da tıpkı İstiklal Savaşında olduğu gibi yapılan tüm cinayet ve pis işlerin sorumlusu, halk direnişinin sembolü Kuvayı Milliye'dir desin, Sütçü İmamlar, Nene Hatunlar da El Zerkavi olsun. Var mı bunun bir mantığı?

Elbette El Zerkavi'nin kural dışı masum sivillere karşı, İslam'ın ve Peygamberinin yasakladığı, bir Müslüman'ın savaşta dahi olsa asla yapamayacağı bir takım eylem ve cinayetleri varsa, asla kabul edilemez ve bu meşru gösterilemez. Zira Müslüman savaşçı, kafirlerin yaptığı insanlık dışı savaş anlayışını benimseyemez, benimserse onlardan bir farkı kalmaz. Ancak Irak'ta ve hakeza İslam coğrafyasında yapılan işgal ve katliamların gerçek sorumlusu olan Siyonist güdümlü Amerike görmemezlikten gelinerek yapılan tüm insanlık dışı uygulamaları vatanını, namusunu, dinini, onurunu savunan mücahitlere yüklemek düpedüz emperyalistleri masum gösteren, onları meşrulaştıran adi bir yalandır. Çok adice bir iki yüzlülük ve ihanettir.

Evet, şimdi Zerkavi'nin ölümü ile Irak barışa mı kavuşacak? Direniş sona mı erecek? Irak'a huzur ve selamet mi gelecek? Masum insanların katledilmesinin önüne mi geçecek? İşgalci güçler ülkelerine geri mi dönecek?  Bundan sonra ortaya çıkacak bazı direniş liderlerinin imajı sabote edilerek, yeni inşa edilmiş Zerkavi tiplemesinin yarattığı dehşetin bahanesi ile işgal ila nihaye devam mı ettirilecek? Yeni inşa edilmiş ve ortaya sürülecek Zerkavi'lere Amerika ve İsrail'in yaptığı tüm katliam ve pis işler fatura edilip işgalin ve katliamların gerçek amacı manüple mi edilecek?

İnsanlık tarihinde bilinen bir gerçek vardır ki, işgalcilerin ve kafirlerin çizmeleri altında ezilen, aşağılanan, sömürülen hiçbir ülkede barış ve huzur olamaz,  zira bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Bundan dolayı eğer samimi isek, tüm insanlığın ve özellikle İslam dünyası'nın Irak'taki bu alçaltıcı işgale dur demesi hem kaçınılmazdır, hem de insanlığın bir gereğidir. Yaşanılan tüm olumsuzlukları Zerkavi türünden direnişçilere fatura etmek, hem meseleyi saptırmaktır, hem de siyasal, toplumsal ve tarihsel anlamda yüzeysellikten başka bir şey değildir. (Lütfü Özşahin / Milli Gazete / 11.06.2006)

 

"Amerika için her şey mübah" mantığı, uşaklık ruhunu yansıtıyor!

Yeryüzünü adeta bir ‘kan okyanusu' haline dönüştüren Amerika, ‘kin ve nefret tohumları' üzerine inşa ettiği küresel saltanatını devam ettirebilmek için, 400 milyon dolar ödenek ayırdığı işbirlikçi medyayı ‘beyin yıkama' aracı olarak kullanıyor!

‘İstinye sırtlarındaki' karargahtan aldıkları talimatlara göre hareket eden işbirlikçi hainlere göre, Amerika için her şey mübah!.. İstediği nükleer silahları istediği gibi üretebilir!.. İstediği yere istediği gibi atom bombası atabilir!..  İstediği ülkeleri istediği gibi işgal edebilir!.. İstediği ülkelere istediği yönetimleri atayabilir!..  İstediği kaynakları istediği gibi sömürebilir!..  İstediği yerde istediği kadar adam öldürebilir!.. İstediği kişilere istediği işkenceleri yapabilir!.. İstediği gibi yaşamak, istediği gibi zengin olmak, istediği gibi mutlu olmak sadece ve sadece Amerikan vatandaşlarına mahsus bir haktır!.. ‘Amerika dışındaki' herhangi bir ülkenin bu hakları kullanmaları asla ve katiyen yasaktır!.. Diğer insanlar, ‘Amerika'nın gösterdiği istikamet' doğrultusunda hareket etmeye mecburdurlar!.. Aksi takdirde, sonuca katlanırlar!..

Amerika'nın ‘demokrasi' ve ‘insan hakları' götürmek bahanesiyle işgal ettiği Irak topraklarında ortaya çıkan ‘şanlı direniş' her geçen gün biraz daha artarak devam ediyor!.. Amerikalı katillerin, yaptıklarını görmezden gelen işbirlikçi medya, bu direnişi kamuoyuna ‘terörizm' olarak lanse etmeye çalışıyor!..

Çirkin yönlendirme, Ebu Musab El Zerkavi operasyonunda iyice belirginleşti!..

İşbirlikçiler, Amerikan bombardımanından yaralı kurtulan Zarkavi'nin 10 dakika sonra öldüğünü belirtip şu başlığı atmışlardı:

- "Celladın sonu!.."

Irak'taki ABD askerlerine erzak taşırken öldürülen kamyon şoförlerinin ailelerini konuşturup, "Oh olsun iyi ki Zarkavi öldürüldü!.." propagandası yapmaya kalkıştılar!..

Amerikalı katiller, ‘Büyük İsrail'in önünü açmak için Irak'ta dünyanın gözü önünde köyleri, kasabaları bombalamayı, çoluk çocuk demeden suçsuz günahsız insanların üzerine kurşun yağdırmayı sürdürüyorlar!.. İşbirlikçi medya da ‘misyonunun' gereğini yerine getiriyor?..[1]

"Bush'la mı haşr olunmak istersiniz, Zerkavi ile mi?" sorusu, niye hırçınlaştırıyor?

Zerkavi, Bushseverlerin söylediği gibi bir ‘cellat' mı, yoksa bir ‘Şehit' midir?" Ya da şöyle soralım:"- İkisinden biri ile haşr olunmak gibi bir mecburiyetiniz olsa hangisini tercih ederdiniz? Bush'u mu, Zerkavi'yi mi?" Rabbim şahit olsun, ben hiç tereddütsüz, Zerkavi'yi tercih ederim.

Neymiş efendim Zerkavi binlerce kişiyi öldürmüşmüş. Türkiye'deki mâlum gazetelerin bir zil takıp oynamadıkları kaldı o gün. Haber ellerine ulaşır ulaşmaz sanki kulaklarına bir yerden üfürülmüş gibi, "Celladın sonu" manşetini döşenen o kafalar, o gün bugündür CIA tarafından servis edilen Zerkavi haberlerini zevk duyarak bu millete aktarmayı sürdürüyorlar. Meselâ, Zerkavi'nin öldürüldüğü mekânda leopar desenli kadın donu bulunasıymış... Hatta belki de, "Elleriyle koymuş gibi" bulmuşlardır, ne dersiniz?!  Zerkavi binlerce kişinin katiliymiş! Beyefendi, Bush on hatta yüz binlerce kişinin katili. Bush, "Haçlı seferi başlattım!" demiş ve Irak'taki camileri Haçlı kışlası haline çevirmiş, Mehmetçiğin başına çuval geçirmiş, Kerkük, Musul ve Telafer'de binlerce Türk'ü katletmiştir. Niçin bir kez olsun bu Bush için "cellat" demediniz, diyemediniz?

Zerkavi İstanbul'da eylem yapmış, yaptırmış.. Ben de buna inandım öyle mi? Diyelim ki, doğru..  İyi de Bush'un hamiliğini yaptığı PKK hemen her gün Türkiye'de birkaç can almayı, karakol basmayı, mayın patlatmayı, ilkokula öğrenci taşıyan servisleri havaya uçurmayı sürdürmüyor mu?..  Amerikalı generaller yazdıkları kitaplarda Türk milletine en galiz küfürleri etmiyor mu? Sen cellat başı Bush'a cellat demeyeceksin, hatta onu, "Canım stratejik ortağım" diye göklere çıkartacaksın, yahut Demirel gibi, "Amerika Türkiye'nin dostudur, ben bunun şahidiyim!" diyebilecek ve  Irak'ta 100 binden fazla Müslüman ve Türk'ü katleden, zevk için Müslüman kurşunlayan, Ebu Garip'teki işkenceleri, ‘İşkenceler Tarihinde' katran harflerle yer alacak, tecavüzlerin en iğrencini Müslüman kadın, kız ve çocuklarına reva gören işgalci Bush'un kâbusu haline gelmiş Zerkavi'ye "cellat" diyerek, İsrail ve ABD'ye yaranmaya, yaltaklanmaya çalışacaksın..

Geçtiğimiz cumartesi günü Kemal Aydın Beyle bu konuları konuşurken Kemal Bey hiddetlendi, "Hasan Bey" dedi, "Yarın Allah korusun Türkiye işgal edilse bunlar bize de ‘cellat' diyecekler. Çünkü biz elbette bu işgale karşı geleceğiz ve Zerkavi'nin Irak'ta yaptığını Türkiye'de yapacağız!"

Yazılıp çizilenlere baktıkça,"İşgal edilen sadece Irak değil, Türkiye de müstevlilerin çizmesi altında sanki!" demekten kendimi alamıyorum. Ve ben bir tercihe zorlanırsam Bush'la değil, Zerkavi ile haşrolunmak istiyorum...[2]

İran'daki nükleer çalışmaları, Zerkavi mi yürütüyor?

Bu sefer bütün dikkatler İran'ın gelecekte sahip olması muhtemel nükleer silahlarına odaklanmış durumda. Oysa biliyoruz ki, nükleer silahları Dünya'nın başına musallat eden "medeniyet" de, bu silahların en gelişmiş modellerine en fazla miktarda sahip olan "demokrasiler" de aynı istikamette.

Greenpeace'in hazırladığı bir rapora göre nükleer silahların Avrupa'da konuşlanmasına gerekçe teşkil eden Soğuk Savaş'ın üzerinden geçen 16 yıl bile NATO kapsamında ABD'ye ait 480 adet nükleer silah hâlâ İtalya, Almanya, Hollanda ve Türkiye'de tutulmasına engel değil. Yine Greenpeace'ın raporundan öğrendiğimize göre, İncirlik'teki nükleer silahların her birinin Hiroşima'ya atılan bombalarından on kat daha fazla zarar verici özelliğe sahip ve bu bombaların tümünün toplam gücü bütün Avrupa'yı haritadan silebilir ve ABD Başkanı'nın istediği zaman, nükleer silah bulunan ülkelerin izni olmadan silahları kullanabiliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Muhammed El Baradey, 10 Aralık 2005'te Nobel Barış Ödülü'nü kabul konuşmasında, bugün dünyada gezegenimizi birkaç kez ortadan kaldıracak güçte olan 27 bin nükleer başlık bulunduğunu söyledi. Görünen o ki milyonlarca insanın hayatını ve aynı topraklarda daha sonra yaşayacak pek çok kuşağın sağlığını tehdit eden silahlara gelince "demokrasi" susturuluyor.

Rakamlar böylesi astronomik boyutlarda olduğu için şunu rahatça ifade edebilirim: Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması, bu silahları insanlık için bir tehdit unsuru olmaktan çıkarmayı değil, mevcut nükleer statükonun devamını öngörüyor. Tıpkı Birleşmiş Milletler'in Dünya'da barışın temininden ziyade İkinci Dünya Savaşı galibi olarak ABD başta olmak üzere Güvenlik Konsey'inde veto hakkına sahip beş ülkenin hegamonyasını devam ettirmeye yaraması gibi... Şu anda nükleer silahlara sahip olan ülkelerin durumu ise hiçbir zaman sorgulanmıyor.

Yani amaç, insanlığı nükleer silahların sebep olduğu tehditten korumak değil varolan hegamonyanın devam etmesinden ibaret. Richard Falk'ın Yırtıcı Küreselleşme adlı kitabında işaret ettiği gibidir herşey: "Yayılmayı engelleme şu büyük yanlış anlaşılma üzerine kurulmuştur. Nükleer silahlarla ilgili en büyük tehlike yüzlerce ve bazı hallerde binlerce nükleer savaş başlığı barındıran cephanelerin yanı sıra, bunları büyük uzaklıklara gönderebilecek teknik imkanlara sahip devletlerden değil de şu anda bunlara sahip olmayanlardan yada küçük bir cephane envanterine sahip olanlardan gelmektedir. Tam tersine başıbozuk devletler tek bir nükleer savaş başlığı gönderseler ya da bu yönde ciddi bir tehdide başvursalar bile ellerindeki birkaç nükleer silahla kendi intiharına davetiye çıkaracaklardır."

Varolan adaletsiz "Dünya düzeni" sorgudan o derece varestedir ki herkesin bildiği çarpıklıklar, uluslararası kamuoyunun gündemine soru olarak bile gündeme gelememektedir. Mesela hiç kimse yüzlerce nükleer başlık sahibi Ortadoğu ülkesi İsrail'e Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşmasına imza atmadığı için hesap soramıyor. Altı milyon nüfusuyla Dünya'nın en küçük nüfusa sahip ülkeleri arasında yer alan İsrail'in, nükleer silah sayısı ve gelişmişliği açısından dünya sıralamasında beşinci sırada olması kimseyi şaşırtmıyor.

Güçlünün haklı addedildiği bir Dünya'da "Eşref-i mahlukat nedir" sorusuna kim cevap verebilir ki? (Suavi Kemal / Milli Gazete / 11.06.2006)

 

[1] İsrafil Kumbasar / Yeniçağ / 19.06.2006

[2] Hasan Demir / Yeniçağ / 12.06.2006


Bu yazarin diger makaleleri

  Seninle mutlu mes'uttur, dünyam ve ahiretim Billah çekilmez Sultanım,...
Devami
Bizzat AKP'li Milletvekilleri Cüneyd Zapsu'yu ve R. Tayyip Erdoğan'ı Nasıl...
Devami
  Hayat Hikayesi Bediüzzaman Said Nursî, 20. yüzyılın önde gelen...
Devami
  Şemdinli iddianamesini hazırlayan Savcı Kurban mı edildi? Hakimler ve...
Devami
  Benim ülkemde yetmiş milyon Kürt; yetmiş milyon Türk vardır...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5985

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR