Reklam
Reklam
Reklam

BU YAZ İRAN-İSRAİL (ABD) SAVAŞI ÇIKAR MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Ertuğrul Özkök bu "yaz"dan niye korkmuştu ve kimden kaçmaktaydı?

"‘Her şeyden kaçıyorum' diyen Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir süre gündem dışı kalma kararı almış ve nereye gideceğini ise şöyle açıklamıştı:

Ben gidiyorum

 

Bu Pazar kaçıyorum. Her şeyden kaçıyorum. Türban sıkıntısından firar ediyorum.?

Onun temsil ettiği her şeyi terk ediyorum.

Üstelik bunu biraz da inadına yapıyorum

İki aydır hayatın bütün keyiflerini bana dar eden her şeyi, herkesi kendi haline bırakıp bahar mevsimimi açıyorum.

Arkasından yaz gelecek.

Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül.

Ekim ayına kadar bana eyvallah."[1]

Acaba Ekim'de ne olacaktı?

Cheney Ortadoğu'yu dolaşıp duruyor!?. 'Pentagon hazırlıklarını yapmış' deniyor. İsrail, 'İran nükleer güç olmadan durdurmalıyız, yoksa bir daha başa çıkamayız' diyor. Suriye İsrail sınırına asker yığıyor. İran Irak'taki Şii örgütleri kışkırtıyor... Evet bu yaz sıcak olacağa benziyor!

Doç. Dr. Birol Akgün'ün makalesi:

İsrail (ABD)-İran savaşına hazır mıydı?

20. yy.'da Ortadoğu kalıcı bir barışa bir türlü kavuşamıyor. Onun için bazı yazarlarca Osmanlı'nın bölgeden çekilişi "barışı bitiren barış" olarak niteleniyor. Savaş, çatışma ve komplo senaryoları bölge başkentlerinde neredeyse günlük siyasetin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ortadoğu'da son günlerde savaş dedikoduları yeniden artmaya başladı. Hedef bu kez İran gibi görünüyor ama Lübnan'a da sıçrayabilir deniliyor.

Amerikan ve İsrail basını kendi kamuoylarını muhtemel bir savaşa yönelik olarak şimdiden psikolojik olarak hazırlarken, bazı ciddi istihbarat kuruluşları bültenlerinde artan bir şekilde İran'a yönelik bir saldırı olasılığının ciddiyet kazandığını bildiriyor. Yılbaşından bu yana ABD'nin en üst düzeydeki askeri ve siyasi liderleri bölgeye yönelik ziyaretlerini sıklaştırdılar. En son 6 yıl önce Irak savaşı arifesinde bölgeyi ziyaret eden Neo-Con şahinlerin lideri ve ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney Umman, S. Arabistan, İsrail ve Türkiye'yi kapsayan on günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Başkan Bush da NATO'nun Bükreş zirvesi sonrasında Rusya lideri Putin'e iki günlük bir veda ziyaretinde bulundu. Bu görüşme her ne kadar Avrupa'ya kurulacak füze savunma sistemlerinden rahatsız olan Rusya'yı ikna etme amacı taşıyor görünse de, muhtemel bir İran operasyonunun da konuşulmaması mümkün değil. Zira Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Suriye İsrail sınırına asker yığıyor.

Süreci İsrail Belirliyor

Bununla birlikte İran'ın nükleer tesislerine karşı İsrail'in bir hava saldırısında bulunma ihtimali ve işaretleri ise giderek güçleniyor. İsrail tüm ülkede beş günlük bir topyekûn seferberlik ve sivil savunma tatbikatı gerçekleştirdi. İsrail'in saldırı düzenlemesi olasılığını güçlendiren siyasi ve askeri nedenlerin altını çizmek gerekir.

Birincisi, İsrail bölgede kendisini güvensiz ve yalnız hissediyor. Etrafını düşman ülkelerle sarılmış olarak görüyor. Geçmişte Arap ülkeleriyle yaptığı savaşları da teknolojik üstünlükle kazandığının farkında. Bu nedenle Ortadoğu bölgesinde tek nükleer devlet olma ayrıcalığını kaybetmek istemiyor. İkincisi, ABD'nin İran'ın nükleer silah üretmesinin mutlaka engelleneceğine ilişkin sözüne rağmen şimdiye kadar bu konuda diplomasi ve ekonomik ambargo dışında somut ve zorlayıcı adımlar atmaması İsrail'i karamsarlığa itiyor. Ulusal güvenliğin ABD dahi olsa başka ülkeye emanet edilemeyeceği söyleniyor. İsrail'in kendi ulusal güvenliğini kendisinin sağlaması gerektiği vurgulanıyor. Üçüncüsü, İsrail geçmişte de benzer bir saldırıyı başarıyla gerçekleştirmişti. Irak'ın Osirak'ta kurmakta olduğu nükleer santrali 1981'de hava saldırısıyla yerle bir etmişti. Aynı şekilde 2007 Eylül ayında amacı ve hedefi net olarak açıklanmasa da İsrail, Suriye'nin Türkiye'ye yakın bir bölgesindeki bazı tesisleri sürpriz bir şekilde bombaladı. Bunların gizli nükleer tesisler olduğu iddiası ise henüz doğrulanmadı.

Son olarak, İsrail 2006 yılında Lübnan'daki Hizbullah örgütüyle giriştiği savaştan zaferle değil yenilgiyle çıktı. Oysa daha önce Araplarla girdiği her savaştan galibiyetle ve güçlenerek çıkmıştı. Hizbullahın arkasında İran'ın bulunduğu ise herkesin malumu. İsrail, nükleer güce sahip bir İran'ın bölgedeki stratejik dengeleri en çok kendi aleyhine değiştireceğini yakından bilmektedir. Bunun için de henüz nükleer bomba üretme aşamasına gelmeden İran'ın stratejik tesislerinin önleyici bir saldırı ile tahrip edilmesinin gerekli ve zorunlu bir ulusal güvenlik meselesi olduğuna inanmaktadır. Aynı zamanda başarılı bir hava operasyonu İsrail için 2006'daki Hizbullah yenilgisinin rövanşı olarak da görülmektedir. İsrailli bazı stratejistler bu nedenle savaşın ya şimdi göze alınmasını ya da nükleer bir devletle bir daha savaşın rasyonel bir opsiyon olamayacağını belirtmektedirler.

İsrail'i İran'a yönelik bir saldırı için cesaretlendiren asıl gerçek ise böyle bir saldırı durumunda Amerika'nın tüm ağırlığıyla İsrail'den yana tavır alacağıdır. 2006 Lübnan olayı dâhil olmak üzere geçmişteki tüm çatışmalarda ABD açıkça İsrail'in yanında yer almıştır. İsrail'e yapılan bir saldırı ise ABD'ye yapılmış kabul edilmektedir ki buna Holokost Doktrini adı verilmektedir. Dolayısıyla İsrail'in başlatacağı bir saldırıya ABD'nin de askeri ve siyasi her düzeyde aktif katkı sağlayacağı kesindir. Hatta denilebilir ki, başka türlü iç kamuoyunu iknada zorlanacak olan Amerikan yönetimi muhtemel bir oldubitti karşısında hem kamuoyunu hem de Kongreyi çok daha kolayca ikna edebilecektir.

Muhtemel saldırı durumunda Türkiye ne yapacaktır? Şurası kesin ki, ABD (İsrail)-İran savaşında en zor durumda kalacak ülkelerden birisi biz olacağız. Bir yandan bölgedeki daimi komşumuz İran ve öte yandan stratejik müttefikimiz ABD arasında büyük bir siyasi ikilem yaşayacağız. Ve çok büyük ihtimalle saldırı başladığında fiilen ABD'nin yanında yer almaya zorlanacağız. Zira Türkiye, 1 Mart 2003'te tezkerenin reddine rağmen 20 Martta tüm hava sahasını ABD uçaklarına açmak durumunda kalmıştı. ABD'nin PKK konusunda verdiği kritik istihbarat desteğini ve Cheney'in son Ankara ziyaretinin arkasındaki beklentileri bu çerçevede okumak gerekir. Ankara'nın iktidarı ve muhalefetiyle tüm enerjisini iç siyasi sorunlara ve tartışmalara ayırdığı bugünlerde Türkiye bölgede toplanan savaş bulutlarını dikkate almalı ve şimdiden hazırlıklı olmalıdır. Aksi takdirde 2007 Eylül'ünde Suriye saldırısında olduğu gibi, komşu ülkeye yönelik bir saldırı için ülke hava sahası kullanılır ama Türk halkı saldırı haberini köylülerden alır. Özetle, yaz aylarında bölge aşırı derecede ısınacağa benziyor, herkes her türlü sürprize hazır olmalı.[2]

ABD'nin İsrail tatbikatına yorumu: İran'a saldırı provası

ABD'li yetkililer, siyonist İsrail'in gerçekleştirdiği kapsamlı askeri tatbikatın, İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırının provası olabileceğini açıkladı. Akdeniz'in doğusu ve Yunanistan'da düzenlenen tatbikata 100'den fazla İsrail F-16 ve F-15 savaş uçağı katılmış, uzun menzilli hedeflere yönelik atışlar yapılmıştı.

New York Times gazetesinde yer alan haberde, İsrail'in tatbikatla İran'ın nükleer programına yönelik saldırı konusunda ciddi olduğunu gösterdiği yapılmıştı.

İsrail ordu sözcüsü, tatbikatın, muhtemel tehditlere karşı hava gücünün eğitimini amaçladığını, tatbikatın İsrail'in güvenliğini tehdit edebilecek uygulamalara (!) karşı yapılan hazırlıklar içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

ABD Savunma Bakanlığı'ndan isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili ise gazeteye yaptığı açıklamada, İsrail'in uçuş denemeleri ve yakıt ikmali gibi konuların dışında, tatbikatın gerçek amacının, İran'ın nükleer tesisleri ve uzun menzilli füze bataryalarına yönelik saldırı hazırlığı olduğunu belirtmekten kaçınmamıştı.

ABD'li yetkililer, tatbikata katılan helikopterler ile yakıt uçaklarının 1500 kilometreden fazla uçuş yaptığına dikkat çekerek İsrail ile İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yürüttüğü Natantz nükleer tesisi arasında da benzer bir uzaklık bulunduğunu hatırlattı.

Baradey'den İran'a saldırı uyarısı: Ortadoğu ateş topuna döner!

Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed el-Baradey, İran'a yönelik muhtemel bir saldırının bölgeyi "ateş topuna" çevireceği uyarısında bulunuyor. El-Arabiya televizyonuna demeç veren Baradey, siyonist İsrail jetlerinin İran nükleer sitelerini vurmak için eğitim yaptığı haberiyle ilgili olarak, "(İran'a yönelik) askeri harekât, kanımca tahmin edilenden çok daha kötü olacak... Bu, Ortadoğu'yu ateş topuna dönüştürür" diyor.

Bir saldırı olması halinde, UAEA Başkanı olarak yapabileceği hiçbir şeyin kalmayacağını ifade eden Baradey, "Askeri harekat, İran'ın atom silahı yapmak için acil bir program başlatmasına neden olacak ve buna yurt dışında yaşayanlar da dahil, tüm İranlılar destekleyip sahip çıkacak" şeklinde konuşuyor.

New York Times gazetesi İsrail'in Haziran ayı başında düzenlediği tatbikatın İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırının hazırlığı olarak yorumlandığını bildirmişti. İsrail Başbakan Yardımcısı Şaul Mofaz da, 6 Haziran'da yaptığı açıklamada, İran'ın "nükleer silah programına" devam etmesi halinde saldırıyla karşı karşıya kalacağını söylemişti.[3]

Sarkozy'nin İsrail Parlamentosu'ndaki kışkırtması

"İsrail'i yok etmek isteyen herkes karşısında bizi bulur"

İsrail parlamentosunun (Knesset) özel oturumunda konuşan Sarkozy, "Nükleer İran kabul edilemez. İsrail'i yok etmek isteyen herkes, karşısında Fransa'yı bulacaktır. İsrail yalnız olmadığını bilmelidir" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesinin Yahudilerle ilişkilerinin "Fransız kültürünü zenginleştirdiğini" kaydetti.

Sarkozy ve eşi Carla Bruni'yi karşılayan Knesset Başkanı Dalia Itzik, Fransız liderin "kararlılığını ve yürekli reformlarını" överken, muhalefet lideri Binyamin Netanyahu da kendisini "İsrail'in gerçek bir dostu" olarak nitelendirdi.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Sarkozy'nin "Fransa'da anti-semitizmin kökünü kurutmak konusundaki kararlılığından" övgüyle söz etti ve ülkesiyle Fransa arasındaki ilişkilerin Sarkozy'nin başkanlığında yeniden canlandığını söyledi.[4]

Bush'un halefi Mccain'in danışmanından itiraf gibi öneri:

Yeni 11 Eylül şansımızı artırır

ABD'nin İslam dünyasının elindeki enerji kaynaklarına el koymak amacıyla bahane olarak öne sürdüğü "11 Eylül saldırılarının Bush yönetimi tarafından planlandığına ve de bu eylemlerde El Kaide'nin kullanıldığına" ilişkin iddiaları doğrulayıcı nitelikte bir gelişme yaşandı.

ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı John McCain'ın en önemli siyasi danışmanlarından Charlie Black, ‘'ABD topraklarında yeni bir terörist saldırı düzenlenmesi durumunda bunun Cumhuriyetçi adayın şansını artıracağını'' açıkladı.

Black'in, Fortune dergisinin yeni sayısında yer alan ve ülke çapında büyük tepkilere yol açan demecinin ardından zor durumda kalan McCain, ‘'Bu sözler, yanlış yorumlandı. Kendisinin neden böyle bir laf ettiğini anlayamadım. 11 Eylül'den bu yana ABD'ye yeni bir saldırı olmaması için elimden geleni yaptım'' diyerek dolaylı doğruladı.

Usame'nin Hedefi Yine Amerika mıydı?

Soru:

Madem yıllardır terörist listesinde başı çekiyor, özellikle ABD, hele de 11 Eylül New York saldırısı sonrasında Usame'yi yakalamak için neden harekete geçmiyor?

Aslında geçiyor, daha Clinton'ın başkanlığı döneminde. Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA, Usame'nin yerini belirliyor. Roketle vurma kararını Başkan Clinton'a iletiyor. Hem de üç kez. Ancak, Clinton her seferinde vazgeçiyor. Roketlerin çocuklara da zarar verebileceği kaygısıyla. Ayrıca, Clinton döneminde ABD'nin siyasal öncelikleri arasında, Usame geri planda.

11 Eylül saldırısı sonrasında Başkan Bush, Usame için düğmeye basıyor. Pakistan sınırına yakın Tora Bora'da, Amerikan Onuncu Dağ Komando Birliği Usame'yi sıkıştırıyor. Ama, o son anda kaçmayı başarıyor.

22 kadından 54 çocuk sahibi Muhammed Bin Ladin'in 17. çocuğu Usame, Suriyeli bir kadından doğma. Babası Muhammed onun için hep örnek. Dini bütün bir Müslüman. İşini yürütmesini iyi biliyor.

"Ölüm bize hep yakındır" sözünü ağzından düşürmeyen Muhammed, dünya nimetlerine uzak değil. Daha 14 yaşında doğduğu yoksul köyü terk ediyor. Yarı aç, yarı tok Kızıldeniz'i ve çölü geçiyor. Orada sürünme, burada iş yapma, arada firma kurma derken, yıllar içinde Suudi Arabistan kraliyet ailesine yakınlaşıyor. Onların güvenini öyle kazanıyor ki, bakan koltuğuna bile oturuyor.

Yazarın Uyarısı

Amerikalı yazar Steve Coll bir zamanlar Güneydoğu Asya'da muhabir. Önce Washington Post, şimdi New Yorker'da yazıyor. İki kez saygın basın ödülleri arasında yer alan Pulitzer'i kazanıyor. Araştırma gazeteciliğin ABD'deki önde gelen isimlerinden biri.

Son olarak "The Bin Ladins, an Arabic Family" (Bin Ladinler, Bir Arap Ailesi) adında bir kitap yazıyor. Geçenlerde piyasaya çıkan kitap Usame Bin Ladin'e ilişkin ne varsa, en ince ayrıntılarıyla anlatıyor. Aktardığım bilgiler o kitaptan.

Usame her terör olayında akla ilk gelen isim. Ya bugünlerde? Steve Coll Kasım ayındaki Amerikan seçimlerine gönderme yapıyor: "Usame Bin Ladin genel anlamda ülkelerin dış politikasını etkileyen çıkışlar yapıyor. Benim tahminim farklı. Bana kalırsa, 11 Eylül saldırısı gibi, şimdi yine ABD planları içinde. Amerikan seçimleriyle ilgili eylem düşünüyor gibi..."(Der Spiegel, sayı 14, s. 114)[5]

İlk Elden İfşaat! 11 Eylül Saldırısı İsrail'e Yaradı

İsrail'de Likud Partisi'nin aşırı sağcı lideri Benyamin Netanyahu, bir toplantıda yaptığı konuşmada şaşırtıcı açıklamalar yaptı.

İsrail eski başbakanlarından Netenyahu, Bar Ilan Üniversitesi'ndeki düzenlenen konferansta, 11 Eylül 2001'de ABD'ye düzenlenen saldırıların, sonuçları itibarıyla İsrail için iyi olduğunu söylüyor.

Netenyahu, İbranice yayınlanan Maariv gazetesinde yer alan açıklamasında, 11 Eylül'de İkiz Kuleler ve Pentagon'a düzenlenen saldırılar ile ABD'nin Irak işgalinin İsrail'e yaradığını belirtiyor.

Filistinlilerle muhtemel barış anlaşması kapsamında Kudüs'ün bölünmesi konusunun ele alındığı konferansta konuşan Netenyahu, bu olayların Amerikan kamuoyunun görüşlerinin İsrail lehine değişmesini sağladığını da ifade ediyor.[6]

Eh madem İsrail'e yarayan Usame Bin Ladin, Amerika'ya bir saldırı daha yapar!

İsrail'in barış numarası!

İsrail önce 41 yıldır işgal altında tuttuğu Golan'dan çekilebileceğini açıklayarak Suriye ile barış masasına yanaştı.

Sonra iki yıldır kuşatma altında tuttuğu Gazze'ye uyguladığı kuşatmayı kaldırdı. Peşinden 33 gün süreyle savaştığı Hizbullah ile Almanların arabuluculuğu ile görüşmeye başladı. Bu yetmedi Lübnan hükümetine mesajlar göndererek 41 yıldır işgal altında tuttuğu Şabaa bölgesinden çekilmeye hazır olduğunu açıkladı.

Peki bölgede neler oluyor?

Her şey Ağustos 2006'da İsrail'in Hizbullah karşısında uğradığı tarihin en büyük yenilgisi ile başladı. O yenilgiden sonra İsrail bir dizi siyasal, askeri, güvenlik, sosyal ve psikolojik sorun ve sarsıntı yaşadı, yaşıyor.

Anlaşılan bu sarsıntılar İsrail yönetimini yeni arayışlara mecbur bırakıyor.

Peki ABD tüm bu olup bitenlere ne diyor?

Irak ve Afganistan'da bir türlü planlarını gerçekleştiremeyen ABD tüm gizli ve açık oyunlarına rağmen Suriye'yi de bir türlü kendi çizgisine çekemedi, çekemiyor.

Suriye'yi Lübnan'da sıkıştıramayan ABD aynı zamanda Şam'ı Tahran'dan uzaklaştıramıyor.

Bu uzaklaşma gerçekleşmediği sürece Washington ve Tel Aviv'e göre Ortadoğu'da hiçbir plan uygulanamıyor.

İşte İsrail'in son adımlarını bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekiyor. Hedef Hizbullah'ı bahanesiz bırakmak suçlu konuma sokmaktır.

Başka bir ifade ile ‘Ben bu silahları İsrail işgaline ve saldırganlığına karşı kullanmak için tutuyorum' diyen Hizbullah, İsrail'in Şabaa bölgesinden çekilmesi ve Lübnan-İsrail barış anlaşması imzalanması durumunda bu silahları Lübnan devletine vermek zorunda kalacaktır.

Her şey beklenildiği gibi gelişirse işte o zaman sıra İran'a gelecek ve hizaya sokulacaktır. AKP ise bu işte taşeronluk yapmaktadır.

 











[1] 13.04.2008 Hürriyet

[2] İyibilgi.com 15.04.2008

[3] 22 Haziran 2006 / Milli Gazete

[4] 23 Haziran 2006 / Anadolu Ajansı

[5] Yalçın Doğan / Hürriyet / 13.04.2008

[6] Star /16.04.2008


Bu yazarin diger makaleleri

  PALAVRA POLİTİKALARININ PATİNAJA BAŞLAMASI          Doğu Akdeniz’de sismik araştırmalar yapan Oruç...
Devami
Recep T. Erdoğan 2004 Ağustosunda yaptığı Gürcistan ziyareti sırasında sarf...
Devami
Başlatılan operasyonlarda 50’ye yakın üst düzey paralel emniyetçi(!) hakkında tutuklama...
Devami
  Bazı kimseler, Milli Çözüm ekibi olarak özel sohbet ve...
Devami
  ABD Başkanlık seçimi yarışında Demokrat aday Obama'nın, Cumhuriyetçi adaydan...
Devami
   AKP TÜRKİYESİ GERÇEKTEN BAĞIMSIZ MIYDI, YOKSA HAÇLI VE SİYONİST AB’NİN TUTSAĞI...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2765

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR