ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün287
mod_vvisit_counterDün2791
mod_vvisit_counterBu Hafta5439
mod_vvisit_counterGeçen hafta20243
mod_vvisit_counterBu Ay110069
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18327056

IP'niz: 34.239.177.24
Bugün: 22 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12768232

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

GÖREV SÜRESİ TARTIŞMALARININ İÇ YÜZÜ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Amaç komuta kademesine toptan müdahale mi?

Şemdinli olaylarıyla başlayan operasyonda yeni aşamaya geçildi. Yeni aşama, Orgeneral Özkök'ün görev süresinin uzatılmasına ilişkin çıkışlarla başladı. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan ve "Orgeneral Hilmi Özkök'ün görevinin 30 Ağustos 2006'da sona ereceğini, kendisinin bu tarihten sonra görev süresinin uzatılmasına ilişkin bir düşüncesi ve beklentisinin bulunmadığını" bildiren açıklamadan sonra da basındaki yazıların arkası kesilmedi.

 

Şemdinli olaylarının ardından medyada yürütülen psikolojik savaşta yeni bir aşamaya geçildi. Çeşitli basın-yayın organlarında Kara Kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri'yi hedef alan psikolojik savaş kampanyası yeni bir boyuta taşındı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün görev süresinin uzatılmasıyla ilgili bir tartışma başlatıldı.

Bu gelişmeler, ABD'nin Şemdinli olaylarıyla başlattığı kışkırtmayı yeni bir aşamaya yükselttiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor. ABD'nin amacı, TSK'nın bütününü tartışma içine çekerek, önce komuta zaafı yaratmak ve ardından komuta kademesinin bütününe müdahale edecek bir zemin oluşturmak.

Niye Korkut Özal: "Bir yıl daha kalmalı" demişti?...

   Söz konusu iddiayı ilk ortaya atan, tarikatçı cenahın en önemli isimlerinden Korkut Özal oldu. Korkut Özal, Aktüel dergisinin 22-28 Kasım 2005 tarihli sayısına verdiği demeçte Özkök'ün bir yıl daha görevde kalması gerektiğini savundu.

Eski içişleri Bakanı Korkut Özal şunları söyledi:

"Genelkurmay Başkanı, Türkiye'nin gidişatına en uygun insanlardan biri. AB üyesi olmaya hazırlanan Türkiye için konuşmalarıyla, değerler sistemiyle ideal bir Genelkurmay Başkanı'dır.

"1987 veya 1988'de Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ idi. Necdet Öztorun'un ise gelmesi söz konusuydu. Turgut Bey onu istemedi ve engelledi. Devreye girerek onların mekanizmasını bozdu. Ben Başbakan olsam Hilmi Paşa'nın görevini bir sene daha uzatabilir miyim diye düşünürüm."

Korkut Özal'ın verdiği örnek ilginç. Turgut Özal, Necdet Üruğ'un normal emekliliğiyle birlikte Genelkurmay Başkanlığı'na gelmesi beklenen Orgeneral Necdet Öztorun'u da emekli etmişti. Bu olay, TSK'nın normal tayin ve terfi sistemini bozduğu gibi, Ordu içinde de sıkıntıya neden olmuştu.

ANAP eski milletvekillerinden ve Barzani'ye yakınlığıyla bilinen Haşim Haşimi de, Vatan gazetesinde şunları kaydetmişti:

   "Ben Sayın Genelkurmay Başkanı'nın açıklamalarını çok ciddiye alıyorum. Özkök Paşa'nın tavrı çok çok önemli. Ben kimsenin kendi mesleki hayatında mağdur olmasını istemem. Ama Özkök Paşa'nın görev süresinin uzaması çok iyi olur. Çünkü Özkök Paşa süreç için gerekli bir kişilik. Çok sağduyulu."

Gündem'den de Org. Özkök'e destek verildi!?.

Özgür Gündem gazetesi ise 20 Kasım günlü sürmanşetinde "Özkök'ün istifaya zorlandığını" iddia eden bir habere yer verdi. Haber şöyle: "Bölgede son dönemde yaşanan gelişmelerden sonra, Ankara kulislerinde, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın başını çektiği ekibin, Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'ü istifaya zorladığı yönünde iddialar dolaşıyor. Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün AKP'yi cesaretlendirdiği gerekçesiyle istifaya zorlandığı yönünde iddialar sızıyor. Kamuoyunda, ılımlı asker imajı yaratan Özkök, AKP Hükümeti'yle uyumlu ilişkisiyle dikkat çekiyor. Şemdinli'yle ilgili Özkök, 'ne korurum, ne suçlarım' derken, hükümete manevra alanı yarattı."

Newsweek'in;

"Erdoğan, Emin Adımlarla TSK'yı siyasetten uzaklaştırıyor" değerlendirmesi!.

Amerika'nın önemli dergilerinden Newsweek ise Şemdinli olaylarıyla ilgili haberinde "Orduya balans ayarı" başlığıyla şu değerlendirmeye yer verdi:

"Daha da şaşırtıcı olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün reaksiyonuydu. Özkök, ortaya çıkmakta olan skandalın büyüklüğünü hissederek adamlarını korumak için bir girişimde bulunmadı."

Newsweek haberinde, Tayyip Erdoğan'ın adım adım TSK'yı siyasetten uzaklaştırdığını yazdı.

Genelkurmay Genel Sekreterliği'nin düzeltmesi..

Bu haberler gazetelerin birinci sayfalarına ve köşe yazılarına taşındı. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği bunun üzerine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün görev süresinin 30 Ağustos 2006'da sona ereceğini ve kendisinin bu tarihten sonra görev süresinin uzatılmasına ilişkin ne bir düşüncesi ne de bir beklentisinin bulunduğunu bildirdi. Basında, Genelkurmay Başkanı Özkök'ün Cumhurbaşkanlığına aday olacağı veya görev süresinin uzatılacağı yönünde haberler yer almıştı. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden 24 Kasım'da yapılan yazılı açıklama şöyle:

"Son günlerde basın ve yayın organlarında Sayın Genelkurmay Başkanı hakkında hangi niyetlerle söylendiğine anlam verilemeyen bazı iddialar yer almaktadır. Bu iddialara yanıt olmak üzere aşağıdaki açıklamaların kamuoyuna duyurulması gereği ortaya çıkmıştır. Sayın Genelkurmay Başkanı, kendisine Cumhurbaşkanlığı vaat edildiği konusundaki iddiaları 13 Nisan 2004 tarihinde düzenlediği basını bilgilendirme toplantısında tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturmuştur. Bu toplantıda kendileri tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamalar bugün de aynen geçerlidir. Genelkurmay Başkanlığı görev süresi, yaş haddini aşmamak kaydıyla 4 yıldır ve bu süre Genelkurmay Başkanı için 30 Ağustos 2006'da sona erecektir. Sayın Genelkurmay Başkanı'nın bu tarihten sonra görev süresinin uzatılmasına ilişkin ne bir düşüncesi, ne de bir beklentisi vardır. Sayın Genelkurmay Başkanı, siyaset kurumuna saygılı olmakla beraber emekli olduktan sonra, herhangi bir siyasi oluşumun içinde olmayı veya siyasi bir görev almayı düşünmemektedir. İçinde yaşadığımız kritik dönemde Sayın Genelkurmay Başkanı, Şahsına yöneltilen haksız eleştiri ve temelsiz iddiaları ortaya atanlara, esasen Türk Silahlı Kuvveleri'ni yıpratmakta olduklarını bir kez daha hatırlatmakta ve bunları yapanları sağduyulu davranmaya davet etmektedir. Kendileri, yüce ulusumuzun engin sağduyusuyla olup bitenleri akıl süzgecinden geçireceğine ve gerçekleri doğru teşhis edeceğine yürekten inanmaktadır."

Açıklamadan sonra...

Ancak basında çıkan "görev süresini uzatma" yazılarının arkası bu açıklamadan sonra da kesilmedi. Son olarak 25 Kasım tarihli Dünden Bugüne Tercüman gazetesindeki köşesinde Nazlı Ilıcak şöyle yazdı: "Geçmişte Doğan Güreş Paşa örneğinde gördüğümüz şekilde, Hilmi Özkök'ün görev süresi bir yıl uzarsa, Orgeneral Yaşar Büyükanıt emekli olacak. Hala asker-sivil ilişkilerini tanzim edememiş bir ülkede, ben de Tayyip Erdoğan'ın yerinde olsaydım, Hilmi Özkök çapında bir orgenerali bir yıl daha görevinin başında tutmayı tercih ederdim."

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da yine 25 Kasım'da NTV'de katıldığı bir programda ''Keşke Sayın Özkök gibi birisi önümüzdeki dönemde cumhurbaşkanı olsa" dedi.

K.K.K. "ABD'den icazet almaya gelmedim" dedi

ABD'ye diden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, görüşmelerinin "son derece olumlu" geçtiğini söyledi.

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Peter Schoomaker'ın davetlisi olarak resmi ziyarette bulunan Büyükanıt, temasları çerçevesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Peter Pace, Kara Kuvvetleri Bakanı Francis Harvey ve Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ile bir araya geldiğini belirtti.

Temaslarına ilişkin sorular üzerine Büyükanıt, "Görüşmeler son derece olumlu geçti. Son derece pozitif diyebilirim" dedi. ABD ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin sorulması üzerine Orgeneral Büyükanıt, "Onlarda herhangi bir sorun yok. Şunu söylüyorum: Kötü haberleri birileri oluşturmaya çalışıyor. Niye kötü ilişkilerimiz olsun ki? Gayet olumlu, her şey olumlu geçiyor. Ben son derece memnunum. Ama ben buraya geldiğim için maalesef gazetelerde bazı haberler yer alıyor. Yok, icazet almaya gelmişim. Bunları, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yapılan bir ayıp görüyorum. Türk askeri icazetini Atatürk'ten alır, yasalardan alır. Başka kimseden icazet almaz Türk askeri" cevabını verdi.

Orgeneral Büyükanıt, ziyaretinin "gayet rutin, normal bir ziyaret" olduğunu vurguladı ve "Bu, olağanüstü, belli amaçlarla yapılan bir ziyaret değil. Birçok ülkeye bu tür ziyaretler yapılıyor. Yeni bir şey değil. Altında başka şeyler aramamak lazım" dedi.

Washington'da konuşma yapacağı düşünce kuruluşu American Enterprise Institute'un (AEI) neden seçildiğini de anlatan Büyükanıt, "Her düşünce kuruluşunda konuşulabilir. Önemli olan, orada sizin ne konuştuğunuz. Biz, terörle mücadele eden bir ülkeyiz. Terörle ilgili devletimizin temel yaklaşımlarını izah etmek, anlatmak zorundayız. Onların da anlaması gerekir" görüşlerine yer verdi. (a.a)

ABD'de Büyükanıt'a verilen mesaj neydi?

Ana mesajların verilme yeri olarak AKP hükümetine ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan'a karşı görüşleri ile bilinen ve aynı zamanda Beyaz Saray'a yakın olan bir kurumun seçilmesi çok manidardır. Washington'da akredite muhabirlik yapmış ve yıllardır Amerikan başkentindeki gelişmeleri incelemiş bir insan olarak bilirim ki Washington'da tesadüflere yer yoktur. Bunu bildiğim için Yaşar Büyükanıt'ın ziyaretinin tam başladığı gün, Kara Kuvvetleri Komutanı'nın konuşma yapacağı enstitünün önde gelen yetkilisi Michael Rubin'in yayınladığı makale hem dikkatimi çekti hem de beni şaşırttı. Bu makalede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın attığı adımların Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl da bozduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca Başbakan'ın bazı politikalarının demokrasi için nasıl tehdit oluşturduğu da vurgulanıyor. Başka bir deyişle Türk-Amerikan ilişkilerinin düzelmesi Recep Tayyip Erdoğan'ın gitmesine bağlanıyor bu yazıda.[1]

Peki iki ziyaret eşgüdümlü mü gerçekleşti?

CIA Başkanı Goss'un Türkiye, Org. Yaşar Büyükanıt'ın ABD ziyaretleri aynı ana denk geldi. İster istemez, "İki ziyaret eşgüdümlü mü, aralarında nasıl bir bağ var?" sorusunu gündeme getirdi

Org. Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'e kıyasla "laiklik konusunda daha hassas" ve "AKP'ye daha az hoşgörülü" olduğu ve onun TSK'nın başına geçmesiyle asker-sivil ilişkilerinde değişiklik, hatta gerginlik olabileceği spekülasyonlarına fazla itibar ediyorlar. Org. Büyükanıt'ın Çarşamba akşamı, bu kişilerden bazılarını da bünyesinde barındİran Amerikan Girişim Enstitüsü'nün (AEI) yemeğine katılacak olması komplo teorilerine elverişli bir zemin hazırlıyor. AEI'nin toplantıyı düzenleme sorumluluğunu, peş peşe yazdığı makaleler ve verdiği röportajlarla AKP'lilerin tepkisini çeken Michael Rubin'e vermiş olmasıysa olayı daha ilginç kılıyor... Org. Büyükanıt'ın bu ziyaretiyle ilişkileri eski kıvama gelmesi şaşırtıcı olmayacak. Bu noktada Pentagon'un üç numarası Eric Edelman'ın oynayabileceği rolün altını çizmeliyiz. İlişkilerin tekrar yoluna girmesi için PKK kilidinin çözülmesi gerekiyor. Goss ve Org. Büyükanıt'ın denk gelen ziyaretleri, PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığına karşı siyasi ve askeri adım beklentilerini iyice tırmandırdı. Kısa zamanda yine somut gelişmeler olmazsa Türk-Amerikan ilişkileri çok ciddi bir krizin içine girebilir.[2]

Paşa'ya madalya! Tayyip'e dirsek! (mi)?

Sanki ABD'nin itibarı en dibe vurmuş Bush yönetimi, "Türkiye'yi kullaştırmak için yeni bir fırsat aratma oyununu" sahneye koydu, oynuyor.

Kendini kul gibi hissediyorsan, "ABD'nin istihbarat örgütü CIA bu fırsatı" kaçırmayacaktır... Dünya jandarması dostumuz ABD, gücünü "Türkiye'nin iyiliği için" kullanır. Bu iyi niyet açısından bakınca; ABD istihbarat örgütleri CIA ile FBI başkanlarının Ankara'ya; "şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım" diyerek işbirliği yapmaya geldiğinin açıklandığı günlerde Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Yaşar Büyükanıt Paşa'ya da ABD'nin başkenti Washington'a davet edilip "üstün liyakat madalyası" verilmesinin kuşkulanacak, altında hinoğluhinlik aranacak bir yanı olmaması gerekir.

Paşa'ya madalya veriyor. Orduyu yağlıyor.. ABD ordusunun Irak işgaline başladığı günlerde ABD askerleri, bizim subayların başına "çuval geçirme" yapmışlardı. İtibarları sıfırlandı.

Çekilme lafı ediyorlar. ABD ve İngiliz askerleri Irak'tan çekilirse başta Bağdat olmak üzere her gün 10-20 ölünün çıktığı Irak kentlerinin sokaklarını Mehmetçik korusun diye öneriler dile getiriyorlar. Ve bizim komutana madalya veriyorlar.[3]

Türkiye'nin güvenliği kimlere emanetti?

Bir ülke, kendisini tehdit eden bölücü unsurların bertaraf edilmesini bir başka ülkenin inisiyatifine terk edebilir mi?

Böyle yaparsa, bağımsız ve güçlü bir ülke olma iddiasını sürdürebilir mi? Dahası, kendisine yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması işini havale ettiği ülkenin, bu işi vaad ettiği gibi yapacağından nasıl emin olabilir?

Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki "PKK Pazarlığı" tam da işte yukarıda dikkat çekmeye çalıştığımız tehlikeleri içinde barındırıyor.

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Bush ile her görüşmesinde Kuzey Irak'taki "PKK varlığını" gündeme getiriyor, Amerikan yönetiminin bir an önce harekete geçmesini talep ediyor.

Dışişleri Bakanı Gül, başta ABD Dışişleri Bakanı Rice olmak üzere güvenlik birimlerinden sorumlu kimle görüşse PKK terörünü bir şekilde gündeme taşıyor, Türkiye'nin bu konuda duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor.

Türkiye'ye gelen FBI ve CIA Başkanlarına da aynı konudaki Türkiye'nin kaygıları aktarıldı. Hatta basına da yansıdı; üst düzey istihbarat yetkililerimizin ifadesine göre, "ABD'nin PKK terörü konusundaki bilgilerinin çok azı bile bizde olsa, terör konusunda epey mesafe alabilir mişiz!"

Başbakanın, dışişleri bakanının ve istihbaratla ilgili yetkililerimizin ifadelerinden anlaşılıyor ki, Türkiye ulusal güvenliğini ABD'ye endekslemiş durumdadır.

Türkiye, bölücü unsurlarla ABD'nin vereceği bilgiler ve alacağı tavra göre mücadele etmeye kendisini mahkum hissetmektedir. Son derece tehlikeli olan bu durum, ülkemiz açısından bir zafiyet noktası şeklinde algılandığında karşımıza yeni taviz isteklerinin çıkması kaçınılmazdır.

PKK terörü konusunda geçmişte söz verdiği halde hemen hiçbir şey yapmaması, ABD'nin bu konuyu istismar ettiğini ve Türkiye'ye karşı koz olarak kullandığını göstermektedir. Türkiye'ye karşı elinde "bölücülük tehdidi" gibi bir kozu bulunduran ABD, bölücü unsurlara karşı ciddi bir mücadele içinde olabilir mi? ABD'den PKK terör örgütüne karşı operasyon yapmasını beklemek, biraz fazla safdillik değil mi?

Kaldı ki, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda tecrübesi, birikimi ve kadroları vardır. Hem askeri kanatta hem de diğer güvenlik birimlerinde bölücü terörle mücadele edecek insan kaynağı ve bilgi birikimi mevcuttur. Türkiye, potansiyelini harekete geçirerek, güvenliğini tehdit eden unsurlarla kendisi mücadele etmelidir. Bu mücadele sırasında elbette diğer ülkelerle istihbarat değişimi, bilgi alışverişi yapılacaktır ama tüm mücadeleyi başka bir ülkeye ihale etmeye kalkışmayı anlayabilmek mümkün değildir.

Türkiye'nin ulusal güvenliği konusunda başka ülkelerden medet umması karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin sessiz kalmasını anlamakta da güçlük çekiyoruz.

Ülkemizin güvenliğini ilgilendiren böylesine önemli bir konu Meclis'in gündemine gelmeyecek ise, nerede konuşulacaktır?

Mesela, ülkemize gelen FBI ve CIA başkanları yaptıkları temaslarda hangi konuları gündeme getirmişler, kimlerle neleri konuşmuşlar, bizden hangi taleplerde bulunmuşlar; bunları TBMM üyeleri bilmekte midir?

Bildiklerini sanmıyoruz; iktidar partisi milletvekili Turhan Çömez'in şikayet ettiği, "bizleri kurşun asker gibi görüyorlar, parmak kaldırma makinası haline geldik" şeklindeki tavrın sürdüğünü gözlemliyoruz.

Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren önemli kararlar alınıyor, ciddi anlaşmalara imza konuluyor, ülkemizi bağlayacak işbirliklerine giriliyor ama milli iradeyi temsil eden milletvekillerinin bundan haberi olmuyor. Dolayısıyla kamuoyu da bu konuda yeterli bilgiye kavuşma olanağı bulamıyor.

Düşünebiliyor musunuz, Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren konular gündeme geliyor ama ne Meclis ne de halk bu konuda bilgi sahibi olamıyor.

Bu kabul edilemez bir durumdur; Meclis'in ve kamuoyunun bilgisi olmadan, görüşü sorulmadan yapılacak her icraatın ilerde faturasının çok ağır olarak ödenebileceği unutulmamalıdır.

Türkiye, kendi güvenliğini kendi imkanlarıyla sağlayabilecek güçte bir ülkedir. Buna inanmayanların, ülkeyi yönetmeye de haklarının olmadığını düşünüyoruz. Türkiye'nin güvenliğini bir başka ülkeye ihale etmenin bedelinin, fabrikaları yabancılara satmaya benzemeyeceğinin de bilinmesini istiyoruz.[4]

Büyükanıt'a verilen liyakat madalyası neyin nesiydi ?

Büyükanıt, 28 Şubat generalleri gibi, ‘laiklik' kavramından ‘din düşmanlığını' anlamıyor, ‘irtica' ile ‘İslam dini'ni birbirine karıştırmıyor!..

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün ‘hükümet ile uyumlu çalışmaya özen gösterdiği' bir dönemde, ‘bildiği doğruları' hiç çekinmeden ‘dobra dobra' söyleyen ‘sıradışı' bir asker!... 28 Şubat generalleri gibi, ‘laiklik' kavramından ‘din düşmanlığını' anlamıyor, ‘irtica' ile ‘İslam dini'ni birbirine karıştırmıyor!..

Erzurum Atatürk Üniversite'sinde bir şehit annesine yönelik ‘başörtüsü' provokasyonuna, "Bu kadarı da fazla!.." diyerek ilk tepkiyi gösterenlerden birisi de o olmuştu!.. ‘Eğer bir aksilik olmazsa' önümüzdeki yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni Genelkurmay Başkanı olacak!...

İşte o Yaşar Büyükanıt, memlekette suların yeniden ısınmaya başladığı bir dönemde, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Peter Schoomaker'in davetlisi olarak Washington'da!..

‘Amerika'nın kuruluşu döneminde' görev yapan askerlerin kıyafetlerini giyen bir tören kıtası tarafından karşılandı!..

Orgeneral Schoomaker tarafından kendisine bir ‘üstün liyakat' madalyası takdim edildi!..

Herkes, ‘bireysel' olarak, istediği yerden istediği madalyayı alabilir!..

Ancak, malum madalyanın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ‘Genelkurmay Başkanı namzeti' olan bir ferdine veriliş sebebi şu:

- "İki ülke arasındaki işbirliğine yaptığı katkılar ve gösterdiği liderlik!.."

İşte bu noktada, şu iki soru çıkıyor karşımıza:

BİR: Org. Yaşar Büyükanıt, Türkiye ve ABD arasındaki hangi işbirliğine liderlik etmiştir ki, bu madalyayı almayı hak etmiştir!..

İKİ: Org. Yaşar Büyükanıt'ın bugüne kadar göstermiş olduğu milli tavırda, bundan sonra herhangi bir değişiklik olacak mıdır?..

Org. Büyükanıt'ın önünü kesmeye çalışan mihraklar, şimdiden bu ‘üstün liyakat' madalyasını dillerine doladılar bile!..[5]

Washington partner mi değiştirmekteydi?

Washington, önümüzdeki dönemi içeren Irak planlarına Türk kamuoyunun desteğini almak istiyor, Irak'ın parçalanması- sınırlarının değişmesi-yeni Kürt politikaları kaçınılmaz gözüküyor, eşanlı İran'a yönelik planlara dair işbirliğinde de ikna edilmesi gereken AKP Hükümeti değildir çünkü onların zaten bu planlara pek itirazı yok, Washington'ın parçalı Irak ve Kürt bölgesine dair planlarına itiraz ‘Türkiye'deki milliyetçi-şahin çevrelerden gelecek. O halde bu çevrelerin gönlünü hoş tutacak, kamuoyu oluşturmaya yönelik servisleri beklemek gerekiyor. Kısacası Washington partner değiştirmeye karar verdi, yakında bu yeni kararın izlerini hep beraber daha net göreceğiz...'[6]

 



[1] 14.12.2005 / Akşam / Serdar Turgut

[2] 13.12.2005 / Vatan / Ruşen Çakır

[3] 15.12.2005 / Vatan / Necati Doğru

[4] 16.12.2005 / Milli Gazete / Dr. Abdullah Özkan

[5] 16.12.2005 / Yeniçağ / İsrafil Kumbasar

[6] 16.12.2005 / Akşam / Güler Kömürcü

Necati AKGÜL -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

AKP!NİN RÖNTGENİ VE ERBAKAN!IN DÖRT"GEN"İ
  Büyük Muhaddis ve Müctehid İmamı Malik Hz.lerinden, "dört ayrı...
Devami
ERBAKAN’IN VE MUSTAFA KEMAL’İN MASONLARLA MÜCADELESİ!
  Masonluk; farklı din ve kavimden, farklı köken ve kültürden, farklı...
Devami
ATATÜRKÇÜLÜK VE MİLLİ GÖRÜŞÇÜLÜK
Atatürk'ün ailesi ve yakınları Tarih: 6 Mayıs 1876. Yer: Selanik. Bir Bulgar kızı,...
Devami
PKK PAZARLIĞI VE HIYANET MEZARLIĞI
  09 Şubat 1995 tarihli Hürriyet Gazetesinde, yani on bir...
Devami
KARAKTER YOZLAŞMASI: DÖNEKLİK TAVRI VE GÜÇ ODAKLARINA KİRALANMA PAZARLIKLARI Solcu, Sağcı ve İslamcı Döneklerin Ortak Tarzı
  Ahmet Hakan'ın döneklik macerası Ahmet Hakan, bir zamanlar Milli Görüşçü takılmaktaydı....
Devami
ÇANKAYA'NIN GÜL'Ü VE ANKARA'NIN 11 EYLÜL'Ü
  Ankara'daki bomba ve PKK! 1 kg. 13 katlı bir...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4677

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR