ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün315
mod_vvisit_counterDün2791
mod_vvisit_counterBu Hafta5467
mod_vvisit_counterGeçen hafta20243
mod_vvisit_counterBu Ay110097
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18327084

IP'niz: 34.239.177.24
Bugün: 22 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12768247

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

İNÖNÜ KEMALİZMİ, BAAS SOSYALİZMİ VE BAHÇELİ MİLLİYETÇİLİĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

Tarihi bir gerçek var: İngiliz-Yahudi siyasetinin en büyük hedefi, Osmanlı'dan daha çok ahı gidip vahı kalmış "hilafet" idi. Buteflika'nın Osmanlı Milletler Topluluğu teklifi de bir ezber bozmadır...

Bunu ispata şu bilgi yeterlidir: İngilizler masada imzaladıkları Lozan'ı onaylamak için tam 7,5 ay beklediler. Neyi mi beklediler? Hilafetin Millet Meclisi'nce ''ilga" edilmesini... Çünkü İngiltere, 20. yüzyılın başında, sömürgeleri sayesinde yeryüzünün en kalabalık Müslüman nüfusuna sahipti. Sultan 2. Abdülhamid'in hilafetin gücünü kullanmaya kalkması, sömürdüğü Müslüman topluluklarla İngilizlerin karşı karşıya gelmesine neden olmuştu. İngilizlerin Osmanlı hilafetine karşı besledikleri niyet açığa çıktıktan sonra Hindistan'da kurulan Hilafet Komitesi, Osmanlı'nın siyasal coğrafyası içinde yer almamış olan İslam toplumları arasında dahi, Osmanlı Hilafeti'nin yaygın nüfuzunun göstergesidir. Bu nüfuzun etkisi, sadece Sünni dünyada değil, en müfrit Şii fırkalara varana dek, tüm mezhep ve mektepleriyle bütün bir İslam dünyası üzerinde görülüyordu...

 

Baasçılık (Hilafeti ilgaya Ankara'yı ikna eden Baş haham Haim Naum'un bu işi hallettikten sonra Mısır'a giderek orada Baasçılığın babası Cemal Abdünnasır'a tercüman ve danışman olması tesadüf olmasa gerek) tabiatıyla Arap ulusçuluğuna yaslanıyordu. Sabataist ve Masonik cuntanın uydurup İnönü'ye uygulattığı Kemalist eğitimle Ba-asçı eğitimin ortak noktası "Osmanlı düşmanlığı" idi. O eğitimi alanlardan biri olan Buteflika'nın şimdilerde "Osmanlı Uluslar Topluluğu" oluşturalım teklifinde bulunması, bir ezber bozmadır. Aynı tutum, zımnen Beşşar Esed'de de görülmüştür ve Osmanlı toprağında kurdurulan diğerleri de er geç bu tutumu alacaklardır. Tarih kaderdir, coğrafya kaderdir. Kaçamazsınız. Arkanızdan kovalar ve sizi iki yakanızdan tutup sarsar ve der ki: Ya kendine gel, ya da yok ol![1]

Türkiye'de İnönü Kemalizm'ini, Irak'ta Badas Sosyalizmini ve Saddam rejimini kuran ve yeterince kullanıp yıprattıktan sonra tedavülden kaldİran Siyonist ve emperyalist şebekenin, şimdi Devlet Bahçeli ve MİT eski başkanı Şenkal Atasagun'a, yeni bir misyon yüklemeye hazırlandığı konuşuluyor.

CIA ve FBI Niçin Geldi?

Atasagun-Bahçeli ikilisine özel görev mi veriliyor?

Eski MİT Müsteşarı istifa etmeden bir süre önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye "veda ziyareti" yaptı. "Veda ziyareti" terimi, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır'a ait.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, Aydınlık'ın konuyla ilgili sorusunu şöyle yanıtladı:

"Sayın Atasagun, görevden ayrılmadan kısa bir süre önce Sayın Bahçeli'yi ziyaret etti. Bunu teyit edebilirim, ikisi aralarında konuştular. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Görev alıp almadığını da bilmiyorum. Bu ziyareti üst düzey bir bürokratın eskiden başbakan yardımcısı olan amirlerinden birini ziyareti olarak değerlendirmek gerekir."

MİT'e veda eden Atasagun'un Bahçeli'ye veda ziyareti yapması, iş ve dava arkadaşı olmaları nedeniyle normal karşılanmıştı. Ancak Şenkal Atasagun'un MİT Müsteşarlığından ayrıldıktan sonra Bahçeli ile buluşmalarını sürdürmesi, çeşitli soruları akla getirdi.

Bu "veda ziyareti"nin mahiyetini anlamayı sağlayan bir başka bilgiyi, TBMM'de grubu bulunan bir partinin genel başkanı veriyor:

"Evet. Biz de biliyoruz. Atasagun, iki aydır MHP'de. Milletvekili olmak istiyor."

Tabii Atasagun'un MHP'de karargâh kurması, milletvekili olmak gibi bir hevesten kaynaklanmıyor. Türkiye'yi federasyon yapma planında verilen rol çerçevesinde anlam kazanıyor.

CIA Başkanı Porter Goss'un ve FBI Başkanı Robert Muel-ler'in birbiri ardı sıra Türkiye'ye gelmeleri üzerine olay aydınlanıyor.

Washington yönetimi, federasyon planının uygulanması için harekâtın düğmesine basmış bulunuyor. Şenkal Atasagun-Devlet Bahçeli ikilisine bu planın uygulanmasında özel görev verildiği, kesin bilgidir ve olaylar bu bilgiyi sürekli doğrulamaktadır.

MHP'nin en üst düzey kurmaylarından biri, Bahçeli olayını şöyle açıklıyor:

"Bir hadise olduğunda, Türkeş Genelkurmay'a bakardı, bu ise Yenimahalle'ye bakıyor."

Yenimahalle, MİT'in Ankara'da bulunduğu ilçe. Yenimahalle denince MİT kastediliyor. Devlet Bahçeli'nin MHP Genel Merkezi'nden, ta Yenimahalle'ye bakmasına gerek kalmıyor. Yenimahalle, en üst düzeyde pratik bir çözüm bulmuş, Devlet Bahçeli'nin karargâhına yerleşmişti. Zaten orada değil miydi? Evet, oradaydı ama şimdi en üst düzeyde orada.

"PKK'ya Yarasa Battaniyesi" Yalanıyla Toplum Avutuluyor!

ABD gizli servis şeflerinin Ankara'ya adeta baskın yapar gibi gelmeleri, elbette medyada çeşitli yorumlara neden oldu. Müjdeler veriliyordu, büyük müttefikimiz en nihayet harekete geçiyordu. PKK'nın tasfiyesi için işbirliği günleri gelmişti. "PKK'ya yarasa battaniyesi" örtülecekti.[2]

Oysa uygulanan plan, PKK'nın tasfiyesinden önce, Ankara'daki iktidar sahiplerine federasyon planındaki son talimatların bildirilmesiydi.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 15 Şubat 2004 akşamı Teke Tek programında açıkladığı, "ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır'ı merkez yapma" görevi için harekete geçiliyordu. Basın işareti hemen aldı ve basında birden bire bir Devlet Bahçeli parlatması başladı. Bahçeli her zaman olduğu gibi içi boş konuşmalar yapıyor, basın ise gazetecilik görevini unutup, asıl görevini yaparak alkış çalıyordu.

Manzarayı Bütünleyen Olaylar Yaşanıyor!

Arkada kalan haftaların olayları gözlerimizin önünde...

Şemdinli'de on binlerin eline federasyon bayrakları tutuşturuldu. Bismil'de İşçi Partisi önderliğinde Türk bayraklarıyla mücadele eden köylü kitlesi kamuoyundan gizlendi. Federasyon planı Türk bayrağıyla yürütülemezdi.

MİT Müsteşarı Emre Taner, Barzani ile önemli bir görüşme yaptı. Ama daha önemlisi Müsteşar olmadan önce, İmralı'ya gitmiş ve Abdullah Öcalan ile görüşmüştü de. Bu görüşmeleri açıklama şerefi ise Ertuğrul Özkök'e nasip oldu. Apo ile el ele federasyonun dikenli yollarında ilerliyorduk.

Tayyip Erdoğan, üst kimlik-alt kimlik tartışmasına başlıyor ve federasyonun alt yapısını döşüyordu.

Genelkurmay Başkanı Özkök, sürecin hızlandığı bir dönemde Bush'un Barzani'ye "Başkan" hitabını hakkıyla yorumlayarak, Barzani'nin Cumhurbaşkanlığını ilan ediyordu. Buna paralel olarak, Türkiye'nin yeni bir Irak politikası saptadığı, bunun talimatının da devletin tepesinden, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından verildiği basına yansıdı.

Bir başka kritik seyahatin daha eli kulağındaydı. İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Haluz 22 Aralık 2005 günü Ankara'da olacaktı.

Ve en son gazeteler, yeni bir terörle mücadele planı hazırlandığını duyurdu. Plan, 29 Aralık 2005 günü toplanacak MGK gündeminin başköşesine oturtulmuştu.

Org. Büyükanıt: "İcazet Almaya Gelmedim" Sözünü Niye Söylüyor?

Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın ABD ziyaretinin bu yoğun gündemin en hararetli anına denk düşmesi, basında "rastlantı mı" sorularının yer almasına neden oldu. Acaba Org. Büyükanıt da federasyon planı içine alınabilecek miydi? Komutan, Cuma günü ABD'de yaptığı açıklamada, "CIA Başkanının bu tarihlerde Türkiye'ye gideceğini" bilmediğini belirtti. Kendisi Enterprise Enstitüsü'nün çağrısı üzerine ABD'ye gelmişti. Başkası çağırsa ona da giderdi. Ancak ABD'ye icazet almak için gitmemişti. Yalnız Türk milletinden ve Atatürk'ten icazet alırdı.

Bu arada internet sitelerinde Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt'a karşı yoğun bir yıpratma kampanyası başlatılmış ve ordunun terfi sistemine müdahale işaretleri veya tehditleri verilmişti. Bu psikolojik savaş kampanyasının Ülkücü ağızdan yapılması, dikkat çekiciydi. Merkez kendisini perdeleyerek sahte Milliyetçiliğe verilecek rollerin çeşitli cephelerini tanımlamaktaydı.

Federasyon'un Aktörleri Nasıl Hazırlanıyor?

Okurlarımızın kafasına takılan "hangi federasyon" sorusunun çengelini görür gibiyiz. Tabii burada söz konusu olan, Türkiye'nin federasyon haline getirilmesi. Irak, çoktan federasyon oldu; şimdi sıra kuzeyde kurulan ikinci İsrail'in Irak'tan resmen koparılmasına geldi. Cengiz Çandar ve Yalçın Küçük gibi kulağı delikler, "Türkiye büyümez, Musul'u almazsa, küçülecek" diye yıllardır işliyorlar ya, oraya geldik. Musul'u alacaksınız derken, Diyarbakır'ımızın elimizden alınması planlarıyla karşı karşıyayız.

Hemen birkaç hafta öncesini hatırlayalım. Korkut Özal, Türkiye'nin federasyon haline getirilmesi tartışmasını başlatmıştı. Turgut Özal'ın ABD kaynaklı hülyasıydı bu. Korkut Özal üstelik Tayyip Erdoğan'ın "akıl hocası" olarak takdim ediliyordu. Her ne kadar Tayyip Bey, kendisini küçük düşürecek böyle bir nitelemeyi kabul etmese de alt kimlik-üst kimlik tartışmasını açarak, Korkut Özal'ın açtığı mecraya uygun bir hamle yapmış oluyordu.

Yukarıdaki tabloda federasyonun aktörleri belirginleşiyordu: ABD hükümeti ve CIA ile FBI şefleri, Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Özkök, Korkut Özal, Fethullah Hoca, MİT Müsteşarı Emre Taner, eski Müsteşar Atasagun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başta Ertuğrul Özkök olmak üzere Aydın Doğan medyası, Barzani, Talabani ve Barzani ile bütünleşen PKK yöneticileri ile Abdullah Öcalan... Hepsi aynı Büyük Ortadoğu Projesi içinde rol almışlardı.

Amerika'nın "Milliyetçileri"ne Federasyon Görevi Nasıl Veriliyor?

ABD'nin federasyon planı, her plan gibi plandır. Başarı şansı ayrı bir konudur. Türk milletinin bu plan karşısında en büyük engeli oluşturduğunu herkes bilmektedir, işte burada Şenkal Atasagun-Devlet Bahçeli ikilisine özel bir görev düşüyor.

ABD, görevleri en ters gözükenlere yaptırıyor. Bu futbol ve hentbol gibi oyunlarda solakların rolüne benziyor. ABD, sizi zayıf kanadınızdan çalımlıyor.

Bahçeli, MHP gibi PKK düşmanlığında en haşin çizgilerde gözüken, hatta yer yer Kürt düşmanı görüntüler sergileyen bir partinin genel başkanı.

Apo'yu idamdan kurtarma işini de Devlet Bahçeli'ye ihale etmemişler miydi? Karşı koyacak güçleri eylemsizleştirmek için güzel bir buluştu.

ABD, Müslüman ve komşu Irak'a saldıracağı sırada iktidar koltuğuna sahte İslamcıları getirdi. Muhalefette olsalar, yer yerinden oynardı. Haçlı seferinde piyonluğu onlara yaptırdı; ayrıca Türk Ordusunu ilticayla kuşatarak yıprattı ve hizaya getirmek istedi.

Şimdi "federasyon olayı" gündeme geliyor. Şartlar hazırlandı. ABD için milliyetçi görüntü verenlerden daha iyi ortak bulunmaz.

AKP işini yaptı. Bundan sonrası için ABD'nin AKP ile yürümesi zor. Çünkü AKP, Türk Ordusuna kumanda etme şansına sahip değil. Öyle bir iktidar olmalı ki, hem millicilerin direncini kırsın, hem daha laik görüntüler verip Ordunun federasyon tuzağına itilmesine katkıda bulunsun.

Bush yönetiminin Tayyip Erdoğan'ın ipini çekeceği son günlerde daha çok konuşuluyor.

Türkiye'de millicilik yükselişte. ABD milliciliğin sırtına binmeyi deneyecektir. Peki, Bahçeli'nin yanına kimler konacak?

-  Mehmet Ağar bu senaryoda görev alır mı?

Bu soruya hâkim güçleri ve Ağar'ı iyi tanıyan bir kaynağın verdiği cevap ilginçtir:

-   Aldırılır.

  • - Peki, CHP yönetimi?
  • - Göreceğiz.

Milli Cepheyi Etkisiz Hale Getirme Tertipleri Sürüyor?

Güvenilir kaynaklar, CIA ve FBI şeflerinin getirdikleri uygulama paketinde, "ulusal güçlerin denetlenmesi ve etkisiz hale getirilmesi" konusunun altını çizdiler. Bu uygulamanın bir ayağı, Devlet Bahçeli'ye yüklenen rol ise diğer ayağı da işçi Partisi'nin etkisiz hale getirilmesiydi. Tabii bu etkisiz hale getirmenin yöntemlerinde CIA usulleri mevcuttu.

Koç-Sabancı ve Ülker gruplarının dört ayda bir, ismini gizli tuttukları şirketlere yaptırdıkları ankette, Ağustos ayı sonuçları alarma yol açmıştı, İşçi Partisi'nin oyları yüzde 5'in üzerine çıkmıştı. ABD'nin federasyon planına direnecek millî cephenin bölünmesi ve etkisiz kılınması için, İşçi Partisi'nin esas hedef alınması sonucuna varılmıştı.

Federasyonu Türk Milletine Nasıl Kabul Ettirecekler

Hiç kimse federasyonu, Türkiye'yi bölüp parçalıyoruz diye takdim etmeyecek elbette. Apo'nun teslim edildiği günleri hatırlayınız, zafer bandoları çalıyordu. Bir tek İşçi Partisi, bunun bir CIA operasyonu olduğunu ve Türkiye'nin içine dinamitin konduğunu belirtmişti. Ne yazık ki, haklı çıktı.

Bu kez de benzer bir uygulama sergilenecek. Önümüzdeki günlerin propaganda ve psikolojik savaş temaları kulaklarımıza gelmeye başladı bile:

 - Şemdinli'yi görmüyor musunuz terörü önlemek için başka çaremiz kalmadı; ABD nihayet dediğimize geldi. PKK'dan kurtuluyoruz.

Kuzey Irak petrollerine doğru bir hamle yapıyoruz. Türkiye-Kürdistan federasyonu, Ortadoğu'nun elli yılını belirleyecek. ABD ve İsrail'de Türkiye'yi destekleyecek...

ABD'nin İşi Zor Görünüyor!

ABD Irak'ta çıkmaza battı. Türkiye'yi 'federasyon planlarının içine çekerek kurtuluş çareleri arıyor. Federasyon planı, Türkiye'yi; İran, Suriye, Arap dünyası, Rusya, Orta Asya Cumhuriyetleri, Çin, Hindistan, bütün Avrasya ve hatta Avrupa ile karşı karşıya getirmeye hizmet eder. Türkiye, koçbaşı olarak komşularının ve ittifak yapmak zorunda olduğu devletlerin üzerine sürülmek isteniyor.

Irak'ı bölerek, Suriye, İran, Rusya ve Arap dünyasıyla cephe cepheye gelen Türkiye daha ilk başta, ABD'ye mahkûm ve mecbur kılınacaktır. Çatışmalar ve savaşlar içinde kalacak Türkiye, ABD'nin bozgununu paylaşır duruma düşürülecektir. İstenen budur. Ancak bu plan bozulacaktır.

Türkiye Sahipsiz sanılıyor!

Yine Ergenekon günlerindeyiz. Dağların içine hapsedilen millet, dağları eriterek aydınlığa çıkacak. Milli ve demokratik devrimini tamamlayacak. Ergenekon'da dağları eriten önder Demirci idi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında dağları eriten demirci, Mustafa Kemal Paşa'ydı. Türk milleti kör çıkmaza girdiği dönemlerde her zaman bağrından bir önder çıkartmıştır. Yine çıkartacaktır.[3]



[1] 18.04.2005 / Yeni Şafak / Sami Hocaoğlu

[2] 13.12.2005 / Hürriyet

[3] 18.12.2005  / Aydınlık


Bu yazarin diger makaleleri

PKK-BARZANİ-YAHUDİ İLİŞKİSİ
  Barzani'nin İsrail'le ilgili sözlerine tepki yağıyor Irak Kürdistan Demokratik...
Devami
ECEVİT'İN ERMİŞLİĞİ
  "Kel ölür sırma saçlı, kör ölür badem gözlü, kalem...
Devami
İHTİRAS SİYASETİ Mİ, İNTİKAM STRATEJİSİ Mİ?
  BUSH, İSRAİL'İ KIŞKIRTARAK, SİYONİZMİN SONUNU MU HAZIRLIYOR?   Acaba Bush, iddia...
Devami
TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ VE ÇELİŞKİLERİ
  "Amerika-Türkiye savaşı ve önleyici savunma" hazırlığı niye hesaba katılmıyor?...
Devami
AHMET TÜRK'ÜN KÜRTLÜĞÜ JAK KAMHİ'NİN TÜRKLÜĞÜ!
  Türkiye Nereye Sürükleniyor? Baş belası papaz metropolitleri topluyor! Yargı ile başı...
Devami
DEMODE SİYASET VE MODERN ŞAHSİYET
  Baykal'dan Tehlike Sinyali "Cumhurbaşkanlığı makamının her yurttaşın gönlünü rahat hissedeceği...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6121

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR