Reklam
Reklam
Reklam

HOCAMIZLA KURAN SOHBETİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 

 

İnsanlardan kimi de (Din'in rahatına ve menfaatine uygun tarafından ve) bir ucundan Allah'a ibadet eder.

Eğer,  (Allah'ın takdir ve taksiminden ve Kur'anın hükümlerinden) kendisine hayır(lı ve yararlı gördüğü bir şey) dokunursa, bununla tatmin (ve razı) olur...

Eğer kendisine (sıkıntı verecek ve sorumluluk yükleyecek) bir fitne isabet ederse, (zor ve zahmetli bir emir ve imtihandan geçirilse, hemen) yüzüstü döner. (Allah'ın emrini ve kaderini bilmemezlikten gelir. Nefsi bahanelerle hizmet ve mesuliyetten kaçıp durur).

İşte O, (gibileri) dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. En büyük ziyan ve en açık hüsran budur!..

 

(Böylesi gafiller) Allah'tan başka, (bir de) kendisine ne zararı ne de yararı dokunmayacak şeylere (kendileri gibi aciz ve çaresiz kimselere) yalvarır ve yanaşır... Bu, çok derin ve çirkin bir sapıklık durumudur!..

Veya, (tutup) zararı, faydasından daha yakın olana tapınır ve yakarır. (Hâlbuki güvendiği ve medet beklediği o kimse) ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir arkadaştır!.. (ki kendisine bağlayıp dostlarını Allah'tan uzaklaştırmaktadır)

Şüphesiz ki Allah, (gerçekten ve samimiyetle) iman edip (Güzel Ahlak, doğruluk, namaz, oruç, zekât ve cihat gibi) salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır... Ve çünkü Allah, her istediğini yapan (kadiri mutlak)tır.

(Bazıları da; bozuk tiyniyetinden ve hıyanetinden dolayı, Allah'ın sevdiği ve seçtiği kullarını kıskanır... Onları küçümseyip alaya alır ve asla başarılı olmayacaklarını ve başa çıkamayacaklarını anlatır)

Her kim, Allah'ın Ona (Davet ve ibadet yolunda sebat ve sadakat ehli kuluna) ne dünyada ne ahirette asla yardım etmeyeceğini (ve başa geçirmeyeceğini) sanıyor (ve savunuyorsa) Göğe bir araç (darağacı gibi) uzatsın (ve ipi boynuna taksın) sonra (ayaklarını yerden) kesiversin de baksın (bakalım) kurduğu tuzak, içindeki öfkesini giderebilecek mi?

(Halbuki Allah, zahiren azınlık ve zayıf görünseler de: cihat ve itaat ehli kullarını, yine de, marazlı münafıkların ve şeytani odakların hırs ve hasetlerinden çatlamasına rağmen, yine de mutlaka başarılı kılacak ve zafere ulaştıracaktır.

Ne var ki, bu gerçek ve örnek sadıkların seçilmesi, eğitilmesi ve pişirilmesi için; uzun ve zorlu bir deneme ve elem süreci yaşanacaktır.)[1]

 "Öyle ise Sen, emrolunduğun şeyi (Kur'ani gerçeği) açıkça (ve İslam düşmanlarını çatlatırcasına) söyle!.. Müşrik (münkir ve mücrim)lere asla aldırış etme!

Şüphesiz, (Haktan ve hayırdan ayrılmadan ve hainlerin hücum ve hakaretine aldırmadan davet ve hizmetine devam ettiğin için Seninle) o alay edenlere (dalga geçenlere karşı) biz sana kâfiyiz! (Sevap ve şeref kazanman için sıkıntı ve saldırılara uğratırız, ama asla seni sahipsiz bırakmaz ve zalimlere ezdirmeyiz)[2]

(Kur'anın vadettiği zaferden kuşku duyanların, Allah'ı ve Hak davayı bırakıp Amerika gibi zalim ve şeytani güçlere dayananların; acaba) Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa şüpheye ve ümitsizliğe mi kapıldılar?

Veya, Allah'ın ve elçisinin, kendilerine vefasızlık ve haksızlık yapacağından, (Ümit ve gayretlerini karşılıksız bırakacaklarından mı ) korkuyorlar?

( Hayır ve asla , Allah adaletsiz değildir ) Asıl zalim olan kendileridir!..[3]  

Oysa Allah, içinizden iman edenlere ve salih amel işleyerek ( Hakikat ve cihat yolunda sabredenlere ) yeminle şöyle vaad etmiştir ki:

Onlardan önceki (İman ve İslam davasında sebat ve sadakat gösteren)leri, (nasıl kafir ve zalim yönetimleri yıkıp,) yerlerine halifeler (güç ve iktidar sahibi) kıldıysa (Aynen onlar gibi bugünkü batıl ve barbar dikta rejimlerini devirip) iman, istikamet ve cihat ehli olanları yeryüzünde hükümran kılacaktır..

(Böylece) Kendileri için seçip beğendiği (İslam) dinlerini (ve Kur'an hükümlerini) sağlam temeller üzerinde yerleştirecek (ve yürütecek) ve onları (uzun zaman ve imtihan sırrıyla yaşayıp katlandıkları) korku ve sıkıntı döneminin ardından (çok şerefli bir izzet ve) emniyet ortamına eriştirecek, (tedirginliklerini güvene çevirecektir)

(Artık) Onlar, ancak ve yalnız bana ibadet yapar (sadece Ku'anın adalet ve ahlak kurallarını uygular ve) hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. (Ne nefsani şehvetlerinin ne de şeytani rejimlerin peşine takılmazlar)

Ve kim bundan sonra (tekrar) küfre ve nankörlüğe düşerse, onlar (her türlü cezayı ve belayı hak etmiş sapkın ve) fasıklardır.[4]

Erbakan Hocanın Cuma Değerlendirmesi

26 Ağustos 2004 Cuma günü Altınoluk'ta Erbakan Hocamızın âdeti olduğu üzere namazdan sonra yaptığı selamlama (ortak sorunlarımızı ve sorumluluklarımızı hatırlatma) konuşmasında verdiği çok önemli mesajları özet olarak sizlere de aktarmak istiyorum. Hocamız konuşmasını üç ana başlıkta topladı.

1-Tespit                      

 2-Teşhis                           

 3-Tedavi

1-Önce bir durum TESPİTİ yapalım;

A-Türkiye de neler oluyor? Manevi ve ahlaki tahribat sürüyor. İmam hatipler kapanırken kiliseler, ruhban okulları açılıyor. İşsizlik ve geçim sıkıntısı korkunç şekilde artıyor. Yeni yatırım ve üretim yapılmıyor. Bütçe IMF faizine zor yetiyor. Ülkemiz parsel parsel Yahudi asıllı zengin yabancılara satılıyor!

B-Etrafımız kuşatılıyor, komşularımız kışkırtılıyor... Dünya karıştırılıyor... Önce Afganistan sonra Irak işgal edildi. Bin türlü vahşet ve rezaletler yapılıyor. İran'a saldırmak için bahane üretiliyor!..

Kıbrıs elden gidiyor Büyük İsrail hatırına amerikan üssü kuruluyor.

2- Şimdi TEŞHİS koyalım: Bütün bunlar niye oluyor. Nereden kaynaklanıyor, bu hastalığı hangi mikrop yapıyor? Büyük İsrail kurulsun diyen, Türkiye yi parçalamak isteyen, üç Siyonist mikrobu tanımamız gerekiyor...

A- THEODOR HERZL: Siyasi Siyonizm'in lideri olan ve hahamlık eğitimi alıp gazetecilik yapan, bu Siyonist, gelip cennet mekân Abdülhamit Han'a milyonlarca altın teklif ederek Filistin'de küçük bir toprak parçası satın almak istedi. Bunların sinsi niyetlerini sezen sultan: ‘'Şehit kanıyla alınan, vatan toprakları parayla satılamaz. Defolun karşımdan!'' diyerek kovdu. Ümitsiz olarak geri dönen T.Herzl'e kabalist hahamlar: Biz bu davadan, böyle bahanelerle asla vazgeçemeyiz. Bu bizim dinimiz ve hedefimizdir.

  • ‘'Buna engel çıkaran Abdulhamit'i tahttan uzaklaştırırız.
  • Gerekirse, Osmanlı Devletini yıkarız.
  • Bu da yetmezse, Müslümanların cihat şuurunu körleştirip İslam'ı yozlaştırır, laytlaştırız''dediler.

B- EMANUEL KARASO: Bu kişi İtalyan baş hahamı olan bir Yahudi iken gelip Selanik'e yerleşmiştir. İttihat terakki mason teşkilatını kurup genişletmiştir. Kendisini Selanik milletvekili seçtirip, Osmanlı meclisi Mebusuna girmiş. Ve Abdülhamit'i tahttan uzaklaştıran isyan ve ihtilali tertip etmiştir. Ve maalesef bu Siyonistler ve mason işbirlikçi hainler eliyle; Osmanlı gereksiz yere Dünya harbine sokulmuş. 40 cephede savaşmaya mecbur olmuş ve yıkılmıştır. Ve Sevr denen parçalanma planına mahkûm bırakılmıştır.

C- HAİM NAHUM: Bu kişi Mısır hahamı olan bir siyonisttir. Kendi adamlarına ve masonlarına: ''yanlış yapıyorsunuz Anadolu'yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi sanıyorsunuz. Hayır, birkaç yıl için de bu milletin yeniden dirileceğini toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz! Öyleyse yapılacak şey; Lozan antlaşmasıyla bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyetken uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacak bir imani ve ahlakı tahribat süreci geçirilmeli, ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetecilere, hepsi ele geçirilmeli... Ülkelerini parsel parsel satacak hale getirmeli, yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra, Türkiye parçalanıp büyük İsrail'e katılmalıdır''dedi.

Ve bütün bunlar; maalesef bu güne kadar tatbik edildi ve en son merhale için bu AKP pohpohlanıp iktidara yerleştirildi. (NOT: Bu Haim Nahum, Atatürk'ün zehirlenmesinde de parmağı olan yahudidir.)

3- TEDAVİ REÇETESİ: kurtuluş çaresi nedir? Bakınız daha önce D-8leri birlikte kurduğumuz bütün devlet ve hükümet başkanları ve çeşitli vesilelerle görüştüğümüz başka ülkelerin ileri gelen aydınları ve siyaset adamları bize hep şunu söylüyorlar; bu Siyonist kıskacından bu savaş, sömürü ve sindirme kaosundan dünyayı, ancak Türkiye'nin kurtaracağına ve bu işin ancak MİLLİ GÖRÜŞ' le başarılacağına inanıyor ve güveniyoruz! Evet bu sözler, sadece bizim hislerimiz ve heveslerimizi yansıtan kuru beklentiler olmayıp, tarihi ve tabii bir gerçektir. Ve Türkiye, ezilen bütün insanlık adına büyük bir sorumluluk yüklenmiştir. Yegâne kuvvet ve kudret sahibi; Yahudi Siyonistler veya süper güçler değil, ancak CENABI RABBİL ALEMİN dır.

Ve İbrahim suresi 46. ayetinde buyrulduğu gibi; ''zalim ve kâfirlerin düzeni dağları yerinden oynatacak kadar etkili ve tehlikeli de olsa, ALLAH katında onların hepsini boşa çıkaracak şekilde hazırlanmış başka düzenler vardır. Ve ALLAH müşrikler istemese de mutlaka nurunu tamamlayacaktır.''

Hiç bir milli görüşçünün hatırından çıkmaması gereken 3 müjdeli gelişme yaşanacaktır ve oldukça yakındır.

1-YAŞANABİLİR TÜRKİYE                          

2-YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE

3-YENİ BİR DÜNYA. Elbette ve herhalde kurulacaktır!..



[1] Hac: Suresi: 11-12-13-14 ve 15. ayetleri

[2] Hicr: 94-95

[3] Nur suresi: Ayet: 50

[4] Nur Suresi: Ayet: 55


Bu yazarin diger makaleleri

Yeni Şafak’tan Akif Emre “Türkiye Irak’ın toprak bütünlüğünü İstiyor mu?”...
Devami
  SAKIN HA!..          İşlediğim bunca, günaha rağmen Hâlâ lütfediyor; Rahim,...
Devami
ABD’nin demokrasi kriterleri Hatırlanacağı gibi Nobel barış ödülü; Irak'ta, Afganistan'da, hatta...
Devami
  AYNI MÜHÜR, AYNI GÖNÜL          Alemlerin sırrı saklı, Hak-Bâtıl çekişmesinde Hayrı temsil...
Devami
  Cumhuriyet ve demokrasi gibi kavramların, adı aynı ama tadı...
Devami
  Siyonistlerden Anti-Siyonist Hahama Saldırı Siyonizm'in dünyaya felaket getireceğine inanan ve...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6098

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR