ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2852
mod_vvisit_counterDün4283
mod_vvisit_counterBu Hafta10441
mod_vvisit_counterGeçen hafta35024
mod_vvisit_counterBu Ay16233
mod_vvisit_counterGeçen Ay183380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18114334

IP'niz: 3.235.227.117
Bugün: 04 Ağu 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12689601

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

ALÇAKLIĞIN BELGESİ VE “NAMUZSUZ”LARIN AKIBETİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

ABD Yahudi Konseyinde Kürt Açılımı:

Washington’daki “The Atlantic Council”de yapılan bir toplantıda “Kürt Açılımı” nın yol haritası tartışılıp taslağı hazırlanıyordu. Bu girişimlerden ne ABD’nin ne de AKP’nin resmen bir ilişkisi yok gibi görünüyordu. Ama fikren ve fiilen bu “Atlantik Konseyi” Yahudi lobilerinin güdümünde bulunuyor, Amerikan yönetiminin ise bu Siyonist lobilerin kontrolünde olduğunu herkes biliyor. Yani “alçaklık ve namussuzluk” doğrudan değil dolaylı tezgâhlanıyordu.

Peki, Türkiye’den Kimler Katılmıştı?

 Star Gazetesi’nden Nuh Yılmaz: SETA Vakfı’nda çalışıyor Başbakan Danışmanı İbrahim Kalın’a Washington’dan rapor veriyor. George Mason Üniversitesi’nde Doktora yapıyordu.

 Sabah Gazetesi’nden Ömer Taşpınar: Aslen Brookings ve National Defense Üniversity’de görev yapıyor. Başbakan’ın oğlu bir yıl önce stajyeriydi. AKP ile ABD lobileri arasında köprü kuruyor.

 Radikal ve Referans’tan Cengiz Çandar: Kuzey Irak ve Kürt meselesiyle ilgili toplantılara “Kanaat Önderi” sıfatıyla sürekli çağrılıyor. ABD’deki sinsi ve Siyonist merkezlerle çalışıyordu.

Aslı Aydıntaşbaş: Şimdi Akşam’da yazıyor. Aynı günlerde Rum Lobisinin desteklediği Wilson Center’da bir de konuşma yapıyordu. Davetiyelerde “Sabah Gazetesi Eski Ankara Büro Şefi” yazıyordu. Fetullah Hoca’ya yakınlığı ile tanınıyordu.

 Birde, Washington’daki toplantının mimarı David Philips’i tanıyalım:

Bay Philips Atlantic Council toplantısından bir ay önce Temsilciler Meclisi’ndeki bir oturumda küstahça “Türkiye Ermenistan’la kapıyı açma konusunda yalpalıyor. Gül başka konuşuyor, Erdoğan başka konuşuyor. AB hedefinde samimi olup olmadığının sınavı bu konu olacak” diyordu.

İşte bu Philips, Kürt raporu için Norveç Büyükelçiliği’nden “FON” buluyor ve ayrıntılı bir rapor hazırlıyordu.

 Philips’e para veren Norveç’in Washington Büyükelçisi Wegger Strommen 20 Mayıs’ta Fetullah Gülen Cemaati’nin Washington şubesi Rumi Forum’da “Barış ve Uzlaşı Çabaları” konulu bir de konuşma yapıyordu.

 Rumi Forum’un davetlilerini “özenle” seçtiğini ve hatta cemaatin seçim kampanyalarına para topladığı birçoğu Yahudi kökenli Amerikalı politikacıyı özellikle konuşmacı olarak davet ettiğini ayrıca belirtmeye gerek yoktu.

 Atlantic Council toplantısı sadece David Philips’e para ile Kürt raporu yazma imkanı vermekle kalmıyor, Norveç Büyükelçisiyle Rumi Forum’u yakınlaştırıyordu. Aslı Aydıntaşbaş da aniden Akşam gazetesine transfer oluyor ve üçüncü yazısında “Cemaat ABD’de güç kaybetmiyor. Tam tersi çok güçlü” diyordu.

 Akşam’dan Nagehan Alçı: 

“Atlantik Konseyi ABD'de sayısız örnekleri olan düşünce kuruluşlarından biri. Bu tip toplantıları birçok konu üzerine düzenliyor. Böyle bir toplantının Amerikan Devleti  tarafından ısmarlanması söz konusu olamaz.

Olsa ve ortaya çıksa sistem büyük zarar görür. Elbette yönetim bu tip toplantıların sonuçlarından haberdar ediliyor. Bu sonuçlar Türk Hükümeti'ne de gidiyordur ancak amaç uygulanmak üzere hazırlanan bir sonuç metni çıkarmak değil, tavsiyelerde bulunmak.  Aksi düşünce kuruluşlarının çalışma mantığına aykırı.”[1] Sözleriyle; Washington’daki “Atlantik Konseyi” toplantısında, AKP’nin sahiplenip savunduğu “Kürt Açılımını” tartışıp karara bağlamasıyla, Amerikan yönetiminin bir ilgisi bulunmadığını ve sadece bilgisi olduğunu iddia ederek, kendi kısır aklıyla hem ABD’yi, hem de AKP’yi aklamaya çalışıyordu. Ve tabii gülünç duruma düşüyordu. Bu zavallı, sanki Amerika’da Yahudi lobilerinin yetkinliğini ve bu “düşünce kuruluşlarının” yönetimi nasıl etkileyip yönlendirdiğini kimse bilmiyordu.?

Gelelim organizatörü (Yine Yahudi lobilerinin etkili adamı) David Phillips'e... Phillips sadece Kürt konusu ile ilgilenmiyor sanılmamalıydı. O Kriz çözümleri  uzmanıydı ve daha önce de Türkiye'yi ilgilendiren Kıbrıs ve Ermeni meseleleri  üzerine çalışmıştı. Hatta Kıbrıs ile ilgili yazdığı bir rapor da yine çok tartışılmıştı. Zaten Atlantik Konseyi'nde yapılan toplantının kilit ismi Necmeldin Kerim olmaktaydı.

Kerim, Washington'daki Kürt Enstitüsü'nün Başkanıydı. Kürtler'in siyasetine ve ABD ile ilişkilerine yön veren isimlerin başındaydı.

Norveç “Avrupa’nın İsrail’i” biliniyordu. 1993 Oslo Barışı diye Siyonist vahşetini meşrulaştırma ve masumlaştırma adına, İsrail ve Filistin arasındaki sürece kapılarını açan Norveç olmuştu. PKK meselesinde de uzun bir süredir aktif bir rol oynuyordu. Saddam devrildikten sonra Mahmur Kampı'nın bir kısmı boşaltılmış ve örgütün lider kadrosundan bir grup Norveç'e konuk olmuştu. Bu süreçte  Necmeldin Kerim Norveç ile diyalogdaydı. Şimdi de Atlantik Konseyi'ndeki toplantı için Norveç'i yeniden devreye sokuyordu.

Bu arada üçüncü bir isim daha vardı; Yahudi asıllı Peter Galbraith. Galbraith ABD'li bir eski bir diplomattı. Kerim'e de Phillips'e de yakındı. Emekli olduktan sonra uzun yıllar Irak'taki Kürtler'in danışmanlığını yapmıştı. Galbraith'in eşi Norveç asıllı bir Yahudi olmaktaydı.

Hıyanet Programı ve Yol Haritası

Sır gibi saklanan ve bir türlü açılmayan “Kürt açılımı” nın mimarı ABD mi, AKP hükümeti mi” tartışmaları mide bulandırıyordu.

Mustafa Mutlu (Vatan Gazetesinde) iki ay önce hazırlanan bir “rapor” a dikkat çekiyordu.

Atlantik Konseyi isimli kuruluş bu yılın haziran ayında “Türkler ve Irak Kürtleri Arasında Güven Tesisi” başlıklı bir rapor hazırlanıyordu.

Proje Direktörü ve raporu kaleme alan kişi David L. Phillips... Kendisi, ABD’nin dış politikasında oldukça etkin bir Yahudi olduğu biliniyordu.

Ayrıca proje grubunda eski ABD Büyükelçisi Ross Wilson, ABD’li General Charles Wald ve Soros’un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü’nün politika analizcisi Mike Amitay da bulunuyordu.

Bu raporu tercüme eden Dicle Eroğul “irkildim, çünkü yazılanların nasıl bire bir uygulattırıldığını gördüm” diyordu...

İşte bu sinsi ve Siyonist belgenin “öneriler” bölümünden birkaç satır başlığı:

  • Bağlantıları kurumsallaştırın: Kürdistan Bağımsız Yönetimi’nin (KBY), İstanbul, Bursa ve Diyarbakır’da ticaret ofisleri açmasını sağlayın.
  • Kürdistanı meşrulaştırın: Diğer Kürdistan liderlerinin yanı sıra, Mesud ve Neçhirvan Barzani’nin Türkiye’ye daha çok ziyaret yapmasına ve ilişkilerin gelişmesine zemin hazırlayın.
  • Kerkük sorununu çözün: Kerkük’ün statüsü için anlaşmayı ertelemek, azınlık grupların heveslerini şiddetlendirecek, kırılganlığı arttıracak ve şiddet olasılığını kuvvetlendirecektir. Bu sorunu bir an önce çözüme yaklaştırın.
  • PKK’yı siyasallaştırın: PKK sorununun çözümü, güvenlik önlemlerinin ötesinde adımlar gerektirmektedir. Nihai çözüm Türkiye’nin sürdürülebilir demokratikleşmesinde ve gelişiminde, aynı zamanda PKK liderleri ve birlikleri için af organizasyonu yapmakta yatmaktadır.
  • Tutukluları serbest bırakın: Demokratikleşmeyi geliştirmek için DTP’li tutukluları serbest bırakın.
  • Yasal reformları yapın: Türkler, federalizmi bölünmeyle eş anlamlı gördüğünden, daha az göze çarpan “adem-i merkeziyet” planlarını tasarlayıp devreye sokmaya bakın.
  • Türklük tanımını değiştirin: “Türklüğü” vatandaşlık olarak tanımlayan Anayasa’nın 7. Maddesi’ni değiştirin. Terörle Mücadele Yasası’ndaki 215, 216, 217, 220. maddeleri ve Türk Ceza Kanunu’-ndaki 301. madde gibi gerici yasal düzenlemeleri yürürlükten kaldırın.
  • Yargıyı ıslah edin: Katı, hesap sorulamaz ve aşırı tutucu olan yargının ıslahı için de önlemler alın.
  • Öcalan’ı muhatap alın: Ankara, Öcalan’la konuşmayı reddedebilir fakat DTP etkin birer muhatap olabilir. Erdoğan’ın, DTP’yle görüşmesini ve geniş kapsamlı görüşmeler için bir kanal olarak görmesini sağlayın.
  • Avrupa ile entegrasyonu: Türkiye’nin AB üyeliği yolundan sapmasını önleyin ve katılım sürecini hızlandırın.

ABD’li Siyonist Konsey’in İstemediği ve Kaldırılmasını Tavsiye Ettiği Ceza Kanunları:

MADDE 215:

İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

MADDE 216:

(1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

MADDE 217:

Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

MADDE 220:

(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Örgütün silâhlı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.

(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır.

(8) Örgütün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Özetle...

Yahudi Atlantik Konseyi, Türkiye’de teröre ve teröriste özgürlük istemekteydi!

Bakalım bir türlü “açılamayan” Kürt açılımında, Türk Ceza Kanunu’nun bu maddelerinin kaldırılması ne zaman gündeme gelecek ti?[2]

Bu açılıma “milli ve yerli proje” süsü vermek isteyenlerin meymenetsiz maskeleri düşmekteydi!

Şimdi söyleyin: "alçaklar ve namussuzlar" kimlerdi?

ABD Kongresi'ne sunulan "Kürt açılımı" raporları, açılımın ABD projesi olduğunu ispatlıyor.

Tayyip Bey "Kürt açılımına Amerikan Projesi diyenler bunu ispatlayamazlarsa alçaktırlar namussuzdurlar" diyedursun, Amerikalılar bu projeyi rapor halinde ABD Kongresi'ne resmen sunmuşlar. Hem de saklı gizli değil, açık açık. Sunum tarihi 15 Ekim 2007. Raporun adı: "PKK'nın silahsızlandırılması, dağıtılması ve toplumla yeniden kaynaştırılması". Raporu derleyen kurum: Amerikan Dış Siyaseti Ulusal Komitesi. Derleyen kişi: David Phillips (Deyvid Filips okunuyor)

 

İŞTE BELGE, İŞTE ABD RAPORUNUN İNGİLİZCE ASLI, (LİNK İÇİN TIKLAYINIZ:)

http://docs.google.com/gview?a=v&q=cache:udlYXluw4HYJ:www.ncafp.org/aboutus/pressreleases/articles/PKKFINALReport10-15.pdf+David+Phillips:+Disarming,+Demobilizing+and+Reintegrating+the+Kurdistan+Workers%27+Party+%28PKK%29&hl=en&gl=ca

 



[1] 26 08 2009

[2] Vatan Gazetesi /23-24 / 08 / 2009 / Mustafa Mutlu


Bu yazarin diger makaleleri

KÜRTLEŞMİŞ YAHUDİLERLE İSRAİL İLİŞKİLERİ, PKK-FETULLAHCILIK İŞBİRLİĞİ
Fetullahçıların Diyarbakır Çıkarması ve TSK Düşmanı Yazarları: Fetullahçılar 2009 Ramazanında Diyarbakır’a...
Devami
BİTMEYEN KIBRIS KAVGASI VE İSRAİL’İN HESAPLARI
Şok iddia! Türk askeri Kuzey Kıbrıs'tan ayrılacak mıydı? Rum Lider Hristofyas, Türk...
Devami
“Ergenekon”da İlginç İddialar İçeren Bir Dilekçe SİYONİST SENARYOLAR SORGULANIYORDU!
Ali Özoğlu, “Şifre Çözüldü” kitabının yazarı ve tutuklu Ergenekon sanığıdır. Kitabında;...
Devami
BİLGE VE YİĞİT BİR ŞAHSİYET ÖRNEĞİ
  BİLGE VE YİĞİT BİR ŞAHSİYET ÖRNEĞİ          Üstadımız Ahmet Akgül Hocamız...
Devami
RAHMETİ RAHMAN’A UĞURLADIĞIMIZ FETHULLAH UZUN’UN ARDINDAN
  Çocukluk Dönemi 28 Mayıs 1991 tarihinde Uzun ailesinin 4. çocuğu olarak...
Devami
BİN LADİN, 20. HAÇLI SEFERLERİNİN BAHANESİ VE SAF MÜSLÜMANLARIN EFSANESİDİR!
     Irak ve Afganistan işgalinin ve şimdi de, Pakistan ve...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2080

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR