ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün781
mod_vvisit_counterDün1743
mod_vvisit_counterBu Hafta10070
mod_vvisit_counterGeçen hafta19338
mod_vvisit_counterBu Ay66624
mod_vvisit_counterGeçen Ay57114
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar19007361

IP'niz: 44.201.94.72
Bugün: 30 Haz 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 13038368

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

AYIN AYNASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

ÜÇÜ'DE AKP'Lİ OLABİLİR

MHP lideri Bahçeli: 367 krizi çıkarmayız. Cumhurbaşkanı, meclis başkanı ve Başbakan 3'ü birden AKP'den olabilir.

"Tutarlılık Gerekir"

MHP lideri Devlet Bahçeli, bu konuda tutarlı olmak gerektiğini vurguladı ve şöyle dedi: "Halk bir partiye 340 milletvekili verdi. Şimdi sözümüzde durmalıyız. Tutarlılık bunu gerektirir. Kurumlararası işbirliği sağlandığı, anayasa ve yasalara uyulduğu sürece neden sakınca olsun?"

 

"CHP ile Olmaz"

Bahçeli "CHP, Gül'ün adaylığını desteklemeyeceğini açıkladı. CHP ile ortak hareketiniz olur mu?" sorusuna ise "Hayır, CHP ile ittifak içinde olmayız, bu süreçte birlikte hareket etmeyiz. Meclis Başkanlığı seçiminde de aynı tavrı sergileriz" cevabını verdi.84[1]


BİN LADİN, 51'LİK İNGİLİZ GELİNİNİ KABUL ETMEDİ

Kendisinden 25 yaş büyük Jane Felix Browne ile evlenen Usame Bin Ladin'in oğlu Ömer Bin Ladin, ailesinin, yaptığı evlilik yüzünden kendisini evlatlıktan reddetmekle tehdit ettiğini açıkladı.

26 yaşındaki Ladin, Browne'u Cidde'de ailesiyle tanıştırmaya çalıştığını, ancak ailenin reddettiğini anlattı.

Aile büyüklerinin kendisinden boşanmasını istediğini, aksi takdirde evlatlıktan reddetmekle tehdit ettiğini belirten Ömer Bin Ladin, 'Herkes evliliğime karşı ama ben karımı seviyorum' dedi. Halen Cidde'de de bir eşi ve bir çocuğu bulunan Ömer Bin Ladin, Ingiliz eşinden ayrılmayacağını belirtti.85[2]


Ne kazandığına sevin, Ne kaybettiğine dövün!..

VEKİL SEÇİLDİ, KAZADA ÖLDÜ

MHP'den İstanbul Milletvekili seçilen Prof. Dr. Mehmet Cihat Özönder, mazbatasını almak için İstanbul'a giderken geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.

Ankara'da sabah saatlerinde aşırı hız ve dikkatsizlik sonucu meydana gelen kazada MHP'den İstanbul 3. Bölge Milletvekili seçilen Mehmet Cihat Özönder hayatını kaybederken 3 kişi hafif şekilde yaralandı.86[3]



ROTHSCHİLD'İN GÖZÜ İGDAŞ'TA

Sermayesinin kaynağı savaşlar ve kan olduğu bilinen Rothschild hanedanlığı, şimdi de İstanbul'un peşinde. Siyonist sermayenin yeni hedefi, enerji sektörünün güçlü kuruluşu; İGDAŞ!

Kanlı sermayenin simgeleştiği Rothschild

Rothschild hanedanlığı, dünya bankacılık ve finans sisteminin kurucusu olarak biliniyor. Sahip oldukları yüzlerce şirket ile iki yüz yıldır dünyanın finans ve siyasal dengelerini elinde tutan aile, birçok katliamın da finansörü olarak tanınıyor. 2007 yılında servetleri 3-4 trilyon dolar olan ailenin, kontrol ettikleri paranın 8-10 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. HSBC Bank, Bank of Scotland, De Beers, ABN Amro Bank, Rio Tinto en çok tanınan ve bilinen şirketler...

Bütün sermayesini savaşlar ve kan üzerinden kazanan, servetinin bugün 3 trilyon dolar olduğu tahmin edilen Rothschild hanedanlığı, gözünü İstanbul'a dikti! İGDAŞ başta olmak üzere belediye BİT'lerini satın almak isteyen dünyaca ünlü Yahudi para baronlarından Rothschild Ailesi'nin Türkiye Danışmanı Dr. Yılmaz Argüden, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'tan kasım ayına randevu aldı.

Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde 15 milyar Euroluk satışa danışmanlık yapan Rothschild Ailesinin önde gelenleri Kasım'daki görüşmede hazır bulunacak. Öteyandan, Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi'nden (AIPAC) 80 kişilik en etkin Yahudi grubu da, önümüzdeki Kasım ayında Türkiye çıkarması yapacak. Bu ziyaret, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın himayesinde gerçekleştirilecek...87[4]


AFGANİSTAN'DA SİVİL KATLİAMI

 NATO tarafından önceki gece düzenlenen bombardımanda 50-60 sivil öldü. İngiliz sözcü "Taliban militanları üniforma giymedikleri için sivillerle karıştırılıyor" diyerek olayı yalanladı

Afganistan'da Taliban militanlarıyla NATO ve Afgan güçlerinin şiddetli çatışma haberlerinin geldiği güney bölgesinde, yine aralarında kadın ve çocukların bulunduğu onlarca sivilin de öldüğü bildiriliyor.

Bölge halkı ve Helmand bölgesinden bir meclis üyesi, önceki günkü çatışmalarda ve NATO'nun düzenlediği iki hava saldırısında 50-60 sivilin öldüğünü kaydetti.

Bölgeden gelen haberlere göre, Helmand vilayetinin Kandahar kentindeki yaklaşık 20 kişilik bir grup, gazetecilere yaptığı açıklamada, eyaletin Girişk bölgesinde önceki gece NATO'nun düzenlediği hava saldırılarından birinde evlerin isabet aldığını ve 50'den fazla kişinin öldüğünü söyledi.

Helmand eyaleti meclis üyelerinden Can Sabri de elde ettiği güvenilir bilgilere göre, Girişk'de Taliban ve NATO güçleri arasındaki çatışmalarda 50-60 sivilin öldüğünü, sivillerin çoğunun NATO'nun hava saldırılarında hayatını kaybettiğini kaydetti.88[5]


BBC'DEN BEBEK TİCARETİ SKANDALI

İngiliz BBC televizyonunun yayımladığı, Bulgaristan'da bebek ticaretiyle ilgili belgesel ülkeyi karıştırdı. İngiliz gazetecileri, Varna'da bazı kişilerin, satın aldıkları bebekleri İngiltere'de 60 bin euroya sattığını tespit etti. Bulgaristan İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, bebek ticareti yapan bazı kişilerin kimliği tespit edildi. Filmde adı geçen, daha önceleri Almanya'da insan kaçakçılığı yapmak ve sahte kimlik kullanmaktan 18 ay hapis yattığı belirlenen 47 yaşındaki "Hasan Recep Hasan" adlı kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Ayrıca belgeselde görüntülenen bebek tacirlerinin sürekli kimlik değiştirdiği ve bu zanlının eskiden "Hari Aleksiev Hristov" adını kullandığı ifade edildi. Hasan'ın, müşteri gibi davranan BBC ekibiyle yaptığı görüşmelerde, her birini 60 bin eurodan satmaya çalıştığı iki bebeğin fotoğraflarını gösterdiği bildirildi. Varna Otogarı yakınlarında bar işleten Hasan, daha önce Almanya ve Norveç'e Bulgar bebekleri sattığını ifade etti.89[6]


NASA'DA 2 BÜYÜK SKANDAL

Uzaya gönderilecek PC'nin kablosu kesildi

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), uzay mekiği ile uluslararası uzay istasyonuna gönderilecek bir bilgisayarın kablolarının bilerek ve isteyerek kesildiği iddiasıyla soruşturma açtı. NASA yetkilisi Bill Gerstenmaier, sabotajı NASA'ya ihaleyle iş yapan bir firmanın kimliği açıklanmayan bir çalışanının yaptığını söyledi.

Garip olaylar zinciri

NASA, sabotaj şokunu atlatamadan, astronotların sarhoş uçtuklarının ortaya çıkmasıyla iyice karıştı. Bir süre önce, astronotlar arasındaki aşk üçgeninde bir kadın astronotun rakibesine saldırması ve tutuklanmasıyla başlayan garip olaylar zincirine bir yenisi eklendi. Astronotların en az 2 uçuşu sarhoş gerçekleştirdiği ortaya çıktı.

Füze rampada patladı: 3 ölü

ABD'nin California çölünde, özel bir uzay havacılık şirketinin deneme sahasında meydana gelen patlama sonucu 3 kişi öldü, 3 kişi ağır yaralandı. Patlayan füze nedeniyle oluşan enkaz onlarca metre genişliğinde bir çevreye yayıldı. Parçalanmış araçlar ile birlikte etrafa toksik maddeler de yayıldı.90[7]


GORBAÇOV, ABD'Yİ YERDEN YERE VURDU

SOVYETLER Birliği'nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov, "ABD ve Başkan George Bush'u dünya çapında imparatorluk kurma emeli yüzünden düzensizliği artırmakla" suçladı. Gorbaçov Moskova'da düzenlediği basın toplantısında, "ABD'nin soğuk savaştan sonra imparatorluk kurmaya çalıştığını, ancak dünyanın değiştiğini anlayamadığını" belirterek, "Amerikalılar tek bir gücün dünyaya hakim olma düşüncesini geliştirdiler ve sonra ne oldu?" diye konuştu.

Çok hata yaptılar

ABD'nin tek taraflı faaliyetlerinin savaşlara yol açtığını ve BM Güvenlik Konseyini devre dışı bıraktığını ifade eden Gorbaçov, "Amerikalılar uluslararası hukuku, insanların arzusunu, hatta kendi halkının arzunu bile görmezden geldiler" dedi. Gorbaçov, dünyanın bugünkü haline baktığında düzensizliğin arttığına dair kaygılarının giderek büyüdüğünü belirterek, "ABD'nin mevcut başkanı ve yönetiminin, bugünkü durumu değiştirebileceğine inanmıyorum. Bu son derece tehlikeli bir durum" dedi.

Rusya'nın Washington ile daha güçlü ilişki kurma isteğinin ABD'nin imparatorluk kurma hevesinin altında ezildiğini savunan Gorbaçov, "Bu kesinlikle çok ciddi bir stratejik hata. Hiçbir güç tek başına bütün dünyaya hükmedemez. Hiç kimse! Amerika o kadar çok hata yaptı ki" ifadesini kullandı. ABD yönetiminin değişen dünyaya adapte olamadığını ve Brezilya, Rusya ile Çin'in artan ekonomik ağırlıklarını göremediğini veya görmezden geldiğini kaydeden Gorbaçov, nükleer silahların kısıtlanmasını öngören anlaşmalara mutlaka uyulması gerektiğini söyledi.91[8]


SARKOZY'YE NÜKLEER ÖDÜN SUÇLAMASI

Libya'da 400'ü aşkın çocuğa HIV bulaştırmaktan suçlu bulunan 5 Bulgar hemşire ile Filistinli doktor serbest bırakıldı, ancak olayın yankıları sürüyor. Avrupa Birliği ve krizin çözümünde kilit rol oynayan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Libya'ya hiçbir maddi tazminat vaadinde bulunmadıklarını savunuyor. Ancak, Avrupa Birliği'nin Libya'ya, eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarında destek vermeyi de taahhüt ettiği, ayrıca, çocukların tedavi masraflarını da üstlendiği biliniyor. Sarkozy'nin krizin ardından gerçekleştirdiği Libya ziyaretinde nükleer reaktör yapımı için Trablus'la anlaşmaya varması ise tartışmaları alevlendirdi. Fransa'da muhalefet, Sarkozy'yi sağlık görevlilerine karşılık Batı'nın yıllarca nükleer teknolojiden arındırmaya çalıştığı Libya'ya ödün vermekle suçluyor.92[9]


GAZETECİ MAZETECİ DEĞİLLER

Sevgili Oray... Belli ki Zülfü Livaneli durmuş durmuş, Deniz Baykal'dan intikamını almak için en uygun günü kollamış, hem yere düşene bir tekme de o savurdu, hem de kendini kamuoyuna hatırlattı, ne güzel...

Sevgili Oray, "Baykal istifa" ve "CHP nasıl kurtulur" tatavası, bu seçimde rezil kepaze olan Babıali kaşalotlarına mükemmel bir "konu saptırma ve gündem değiştirme" olanağı sağlıyor, bu da güzel. Hepsi zeytinyağı gibi üste çıktı, bir de edepsizleniyorlar, bu daha da güzel.

Fakat sevgili Oray, şu "gazeteci olmayan köşe yazarları" meselesi, beylik deyimle "kanayan bir yaradır"...

Eskiden köşe yazarlığı diye bir kavram yoktu, ona "fıkra yazarlığı" denirdi, ve bu bize ortaokulda, altmışlı yılların başlarında Türkçe hocamız tarafından bir "yazı türü" olarak öğretilmişti. O zamanların gözde örnekleri de elbette Burhan Felek, Refii Cevat Ulunay, Bedii Faik falan... Sizin kuşak Kadircan Kaflı'yı da bilemeyecektir, çok ünlü ve etkili bir imzaydı.

Önceleri bu işi "edipler" yaparlardı, öyle ya, bir yazı türü olduğuna göre... Cevat Fehmi Başkut ilk aklıma gelendir. Haldun Taner'in bile bir dönem Tercüman gazetesinde başyazar olduğunu bilir misin?

Meslekten gazeteciler de onlardan hiç aşağı kalmıyorlardı ama... Zekeriya Sertel'den başla, Naci Sadullah, Vâlâ Nurettin, Ecvet Güresin, İlhan Selçuk, şimdilerde kimseciklerin hatırlamadığı, gençliğimizin çok ünlü ve çok önemli ismi İlhami Soysal, daha sonra Teoman Erel, say sayabildiğin kadar.

Habercilikten gelip yazarlığı deneyenler de vardı, Örsan Öymen gibi, edebiyata açılmaya çalışanlar da, örneğin Çetin Altan, Refik Erduran, edebiyatçı kimliğini piç edip gazetecilikte karar kılan da, örneğin Attila İlhan... Basına üniversiteden atlayanlar vardı, Mümtaz Soysal, Uğur Mumcu.

Politikaya demir atanlar da olmuştur, Bülent Ecevit, Ahmet Tan, hem mesleği hem politikayı harmanlayanlar da, Metin Toker falan.

Sırf yönetici oldukları için "yazarlık da yapmak zorunda kalanlar" vardı, diyelim Abdi İpekçi, diyelim Ertuğrul Özkök.

Fakat ne oldu bilir misin Oray? Babıali patronları, köşe yazarlarının "patronu da gazeteyi de aşan" gücünden rahatsızlık duymaya başladılar.

Tıpkı Turgut Özal'ın "sarı basın kartının etkinliğini kırmak için" ota boka sarı basın kartı dağıtmaya başlaması gibi, patronlar da bir "köşe yazarı enflasyonu" yarattılar. Böylece yazıların kalitesi düştü ama köşe yazarlarının tekeli de kırıldı.

İşte, "gazeteci olmayan gazeteciler dönemi" de böyle başladı.

Önceleri emekli memurları denediler. Ne kadar büyükelçi, banka müdürü, Şura-yı Devlet azası falan filan eskisi varsa, bir de baktık, yazı yazıyorlar. Yazıyorlar da yazamıyorlar ama, zarar yok!

Hani, bazı emekli paşaların, çok ilgisiz bazı büyük şirketlerin yönetim kurullarına girmeleri gibi bir şey...

Bu kesmeyince, magazin dünyasına yöneldiler.

Gazete köşelerini, mankenler, şarkıcılar, türkücüler, aktrisler, Emin Çölaşan'ın deyimiyle "esmer ve sarışın bombalar" kapladı.

Örneğin esmer bomba İclal Aydın çok fazla başarılı olamadı ama "bizim zamanımızın" sarışın bombası Pakize Suda, birçok "meslekten" gazeteciye parmak ısırttı.

Eh, bu kadar güzel kadının yanında benim gibi tipsiz herifler de birşeyler yapmaya çalışıyorlar işte...

Bırak haber tutmayı, haber gizlemeyi, "manipülasyon" yapmayı, amigoluk etmeyi, biz bu piyasada "falanca süpermarkette imza günüm var, mutlaka beklerim" reklamı yapan da gördük, "şu gün şurada konserim var, yeni albümüm de çıktı, gelmezseniz, almazsanız vallahi darılırım" bezirgânlığı edeni de. Bundan utanmadılar ve sıkılmadılar.

Sevgili Oray, Zülfü Livaneli dostumuz "türkücülükteki başarısı ve de Zafer Mutlu'yla arkadaşlıktaki başarısı" sayesinde köşe yazarı olmuştur. Daha sonra roman yazarlığı, belediye reisliği, milletvekilliği, parti genel başkanlığı, kerameti kendinden menkul kültür elçiliği gibi alanlarda da şansını denemiştir. Bir koltukta taşınan bunca karpuzun da düşmesi ve çatlaması kaçınılmazdır.

Böyle böyle, "ortaokul mezunu bakan" gördüğümüz bu ülkede ilkokul mezunu köşe yazarları da doğmuştur, lise ikiden terk köşe yazarları da.

Oraycığım, bu memlekette İbrahim Tatlıses de köşe yazarı olmuştur, Deniz Akkaya da.

Bunlarla Livaneli arasındaki fark bir "nitelik farkı" değildir. "Nicelik farkına" gelince... O da tartışmaya açıktır en azından.93[10]


İşte Amerikan adaleti!?

33 YIL HAKSIZ HAPSE 102 MİLYON DOLAR

Masum oldukları halde 33 yıl hapis yatan dört ABD'li, kanıtları saklayan FBI'yı 102 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm ettirdi..

ABD'de bir federal yargıç, 1968'de, masum oldukları halde suçlu bulunup hapse atılan dört kişinin Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) karşı açtığı tazminat davasını karara bağladı. FBI'yı haksız bulan yargıç, kurumun 101.7 milyon dolar tazminat ödemesini istedi. Yargıç, 1965'te işlenen bir cinayetten sorumlu tutulan Peter Limone, Henry Tameleo, Joe Salvati ve Louis Greco adlı sanıkların masum olduğunu gösteren kanıtların FBI tarafından gizlendiğine karar verdi.

İkisi hapiste öldü

2001'de bırakılan Salvati, Limone ile hapiste ölen Tameleo ve Greco, beş yıl önce dava açmıştı. Limone, karardan sonra hiçbir paranın, yitirdiği 33 yılını geri getiremeyeceğini söyledi.94[11]


MÜDÜR TACİZDEN 63 YIL HAPİS ALDI

Denizli'de 21 öğrenciyi tacizle yargılanan müdür, öğrenci başına üç yıldan 63 yıl yedi..

Denizli'nin Tavas ilçesinde, 21 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılanan ilköğretim okulu müdürü, 63 yıla mahkûm oldu. Yorga İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören bazı kız öğrenciler, ocak ayında ailelerine okul müdürü Ali Tekkoyun'un (40) kendilerine sarkıntılık yaptığını söyledi. Bunun üzerine 200 veli şikâyette bulundu. Bunun üzerine savcılık da devreye girdi.

'Siyasi bir komplo' dedi

Savcılığın talimatıyla harekete geçen jandarma da, okul müdürü Ali Tekkoyun'u Tavas'taki evinde gözaltına aldı. Taciz olayından 2 ay önce okula atanan ve Kale Cezaevi'ne konulan Ali Tekkoyun, kendisine karşı bir komplo kurulduğunu ve siyasi çevreler tarafından istenmeyen adam ilan edildiğini öne sürerek suçlamaları reddetti. Mahkemede ifade veren öğrenciler ise, taciz olayını anlattı. Davayı önceki gün sonuçlandıran mahkeme, Ali Tekkoyun'u taciz suçundan her öğrenci için 3 yıl olmak üzere toplam 63 yıl hapse mahkûm etti.95[12]


KOMİLİ'YE TARİHİ ESERDEN DAVA...

Komili Holding Yönetim Kurulu Başkanı Halis Komili'nin koleksiyoner eşi Ayşe Alev Komili, sahibi oldukları Kıbrıslı Yalısı'ndaki 4 tarihi eseri izinsiz olarak elden çıkardığı iddiasıyla yargılanacak. Komili hakkında 'Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

4 parça kayıp

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, taşınır kültür varlığı koleksiyonerliği yapan Komili'nin Kandilli Göksu Caddesi'ndeki evinde, 1 Şubat 2006'da müze müdürlüğü görevlilerince denetleme yapıldığı anlatıldı. Yapılan incelemede Komili'nin koleksiyon envanter defterinin 83, 100, 101 ve 110 numaralarına kayıtlı bir bronz kılıç, 2 cam şişe ve 1 kandilin yerinde bulunmadığının saptandığı ifade edildi. Komili, önümüzdeki günlerde hâkim karşısına çıkartılacak.96[13]


'TÜRKİYE, ÖNÜMÜZDEKİ BİR AYI ATLATIRSA GAZA BASAR'

Cumhurbaşkanlığı seçimi için Türkiye'nin önündeki bir ayın çok önemli olduğunu söyleyen TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ, "Ekonomide zemin düzeldi. Bu süreci sağ sağlim atlatalım sonrası gelir" diye konuştu..

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yaçındağ, Cumhurbaşkanlığı seçiminin atlatılması halinde ekonominide Türkiye'nin yakalayacağı performansı "uçar" sözüyle tanımladı. Her şey yolunda giderse beş yıl içinde gelir dağılımında eşitsizliğin önünün alınmaya başlanacağını ve terörün çözüleceğini söyleyen Yalçındağ, risklerin başında ise yurtiçinde oluşacak herhangi bir istikrarsızlık ortamı ile dünya ekonomisinde yavaşlamayı saydı. Türkiye'nin yeni bir sanayi stratejisine ihtiyacı olduğunu belirten Yalçındağ, "Yapmamız gereken başlıca reformları yapalım. Risk algılamasının düşmesi yoluyla faizler aşağıya inecektir" dedi. SABAH ekibini İstanbul Tarlabaşı'ndaki TÜSİAD İdare Merkezi'nde kabul eden Arzuhan Doğan Yalçındağ şu mesajları verdi: "Yapacak güzel şeyler var ve yapılacağına inanıyorum. Potansiyelimiz var ama önümüzdeki önemli eşiği aşmamız lazım. Herkes, Cumhurbaşkanlığı seçimini bekliyor. Önümüzdeki bir aya bakalım. Onu sağ salim geçirelim de ondan sonrası gelir. Cumhurbaşkanı seçilirse Türkiye uçar. Türkiye'nin notunu yükseltecekler ama önümüzdeki bir ayın geçmesini bekliyorlar. 'Uçar' ifadesi belki çok iddialı olabilir ama Türkiye çok olumlu gelişmelere sahne olacak."97[14]


TÜRK HALKINI UYARIYORUM. 2. AKP İLE FELAKET GELİR

Erbakan'dan çok çarpıcı, çok konuşulacak sözler:

"Siyonizmin emrindeki AKP ile Türkiye'nin işgali tamamlanır, Sevr uygulanır, Büyük İsrail kurulur."

"AKP'yi dünya siyonizminin elindeki para ve medya gücü iktidara getirdi. Şimdi AKP sayesinde Sevr'i uygulamak içi, nefesi kesik 22 Temmuz'u bekliyor."

"AKP 2. kez iş başına gelirse, İsrail hududumuza dayanır, Türkiye fiili işgal altında kalır, Çanakkale Zaferimizin kıymeti kalmaz. Ama inşallah bu millet sandıkta yanılmayacak..." demişti. Ama kimse dinlememişti.. Ne diyelim kendi düşen ağlamaz!


PKK İLE MÜCADELEDE DESTEK BULAMIYORUZ

 Büyükanıt, NATO generallerine seslendi: Biz, terör örgütüyle mücadelemizi sürdürürken, uluslararası işbirliği beklerken karşılaştığımız bazı durum ve tavırları anlamakta güçlük çekmekteyiz

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Antalya'da 8.'si düzenlenen Geleneksel İpekyolu-2007 General Amiral Semineri'nin açılışında terör üzerinde yoğunlaştığı konuşmasında dikkat çektiği unsurlar şöyle:

Bazı tavırlar bizi hayal kırıklığına uğratıyor

Ortadoğu ve Avrupa'daki ulus ötesi bağlantılarından beslenen ve Irak'ın kuzeyindeki kaotik durumdan faydalanan PKK, Türkiye üzerindeki terörist eylemlerini halen sürdürmektedir. Biz, terör örgütüyle mücadelemizi sürdürürken, uluslararası işbirliği beklerken karşılaştığımız bazı durum ve tavırları anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bu tavırlar sadece bizi hayal kırıklığına uğratmakla kalmamakta, daha iyi işbirliğinin gerektiği terörle mücadelenin temel esasını oluşturan anlayışa da ciddi bir şekilde zarar vermektedir.


TÜRKİYE'YE BÜYÜK TEHDİT

ABD'nin yakında Irak'tan askerini çekmeden önce Kürt bölgesinde, işlevsel boyutları büyük olacak, bir üs ve güç bırakacağı anlaşılıyor.

Türkiye, Saddam karşısında yok edilme tehlikesi karşısındaki Irak Kürtlerine daima kapısını açtı. Onların yüz binlercesi Saddam'dan kaçıp Türk topraklarına sığındı. Sonra da Saddam'a yasaklanmış bölgede, İncirlik sayesinde korunurken yavaş yavaş organize oldu. Bu dönemde Türkiye'nin politikasını oluşturan uzmanlar ve hükümetler 'İleride bu düzen bir Kürt devletinin kurulmasına yol açabilir' diye düşünmediler mi?

O günlerin asker olsun sivil diplomat olsun Türk uzmanları ile konuştuğunuzda söylenenler, "Başka çare yoktu. Biz İncirlik'i açmasak ABD-İngiltere ve Fransa uçaklarını başka yerlerden kaldırırlardı. Biz de müttefiklerimizle kötü kişi olurduk.

Ayrıca, özellikle ABD bizim bu kaygılarımıza karşı güvence veriyordu, Kürt devletinin asla kurulmasını düşünmediğini söylüyordu" diyorlar. Bu da devlet adamı kıtlığı ve yetersizliği konusunu gündeme getiriyor...98[15]


TÜMGENERALDEN AĞIR SÖZLER

"Erlerimiz ölüyor, subaylarımız nerede?" diyenler, siz neredesiniz? Kaleminize fiyat biçenlerle pazarlıkta mısınız?

Tunceli-Erzincan karayoluna yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu şehit olan 3 askerden jandarma uzman çavuş Ümit Eker, memleketi Samsun'da 5 bin kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Garnizon Komutanı Tümgeneral Naci Beştepe, törendeki konuşmasında şu sert ifadelere yer verdi:

"Ne Ümit'ler yok olur, ne şehitler ölür bu ülkede. Ümit şimdi son örtüsü olan al bayrağa teninin, kanının rengini vererek, ay yıldızına ruhunun parlaklığını yansıtarak göklerimizde dalganıyor. Ona uzanan ellerin kırılması da çok geç kalmayacaktır. Terörist öldürdükçe kendini tüketir. Yönteminiz, ister mayın, ister pusu, ister canlı bomba olsun, hedefiniz ister bebekler, ister masum sivil insanlar, isterse asker olsun. Destekçiniz veya sırtınızı sıvazlayarak sizi maşa olarak ileri sürenler ister komşumuz, ister sözde müttefikimiz ve dostumuz, isterse dünyanın süper gücü olsun. Amacınız ister federasyon, ister özerklik, ister ayrılık olsun. TSK ve yüce milleti sizi kendi kanınızla boğacak, tüketecek, destekçilerinizi de, sizi kullananları da pişman edecektir. Buralarda olmayan birileri de var. Onlara soruyorum; 'erlerimiz ölüyor, subaylarımız nerede' diyenlere soruyorum. Siz neredesiniz? Kaleminize fiyat biçenlerle pazarlıkta mısınız? Türk insanının arasına nifak sokmak için arayışta mısınız? TSK'yı gammazlama veya aşağılama yarışında mısınız? Kulluk ettiğiniz kulların dizinin dibinde misiniz? Terörü, bölücüleri, bozguncuları, onların destekçilerini savunduğunuzu Türk ulusu anlamıyor mu sanıyorsunuz? Subayların nerede olduğunu görmek istiyorsanız gideceğiniz yer bellidir. Yavru kuşlar kadar cesaretiniz varsa gidin oralara görün. Sonra da yazın, o zaman okuruz sizi."99[16]


YAHUDİ EŞKENAZİ'DEN GELEN MESAJ

Adını vermiyoruz ama soyadı Eşkenazi.

Soyadından ve Türkçesinden anlaşıldığına göre Türkiyeli Yahudi vatandaşlarımızdan.

İspanya kökenli Yahudilere Sefarad, Doğu Avrupa kökenlilere ise Eşkenazi deniyor. Sefaradlar 1492'de, Ferdinand İspanyası'ndan, Eşkenazlar ise 1939'da Hitler Almanyası'ndan kaçarak Anadolu'ya sığınmışlardı. Herhalde onların torunlarından biri olsa gerek.

Geçtiğimiz günlerde yazdığımız "Avraam Burg, İsrail ve Süt Kovası" başlıklı yazımız üzerine bir mail göndermiş.

Bu, hakaret etmiş. Belli ki çok bozulmuş. "Salaklar" diyerek başlıyor zaten. Hakaret dolu mailini de yine o yazımızda anlattığımız süt kovasına düşen farelerden alıntıladığı bir cümleyle bitirmiş. "Çırpınan farelerden siz ancak pes edip boğulanı olabilirsiniz ve insanlık bir musibetten kurtulmuş olur" diyor.

Bu mailden sonra tekrar yazımıza dönüp baktık. Acaba neresine alınmış, öfkelenmiş olabilir diye? Yazıda Yahudi dünyasının önemli siyaset ve düşünce adamlarından Avraam Burg'un açıklamalarına yer vermişiz. Merak edenler o yazıya bakabilir. O yüzden detaya girmiyoruz.

Sonuçta en çok bozulduğu bölümün, 1897-1997 kıyaslaması olabileceğine karar verdik. Yani şu bölüm: "1897'de Basel'deki Birinci Siyonist Kongre'de 100 yıl içinde İslam'ı yok etmeyi planlamışlardı. Tam tersi oldu. Yok etmek istedikleri İslam, Avrupa'yı fethetti. 1997'de Necmettin Erbakan'ın başkanlığında aynı yerde, aynı salonda Avrupa Müslümanları İşbirliği toplantısı yapıldı." (Allah nasip etti 2004 yılında asrın tarihini simgeleyen Basel'deki o binayı, gidip görme imkanı bulduk. Hamdolsun)

Yenilmişlik psikolojisine bağladık.

Uzatmaya gerek yok. Bu hakaretine rağmen sadece şunu söylemek istiyoruz;

"Sayın R. Eşkenazi. Yeni ve Adil bir Dünya kurulacak. Ve inan o zaman dünya çok daha güzel olacak. Bugün Bağdat'ta 1 milyon insan ölüyor. O zaman İsrail'de ölmeyecek. Senin ve senin gibi düşünenler için de hayat çok daha huzurlu olacak."100[17]


BAŞBAKAN NE DEMEK İSTİYOR?

Başbakan Erdoğan konuşuyor. Diyor ki: "Yakında Baykal'ın bakanlığı döneminde yaptığı işleri açıklayacağım. Çünkü rahat durmuyor"

Yani.. Yani "rahat dursa!" açıklamayacak.

Ne demek bu şimdi? Bir yerde bir yanlışlık, bir usulsüzlük, bir yolsuzluk, bir haksızlık varsa, bir Başbakan'ın yapması gereken bunun gereğini yerine getirmektir.

Bu Baykal olmuş, Ahmet olmuş, Mehmet olmuş fark etmemeli. Yanlışı yapanın siyasi rakibiniz ya da dostunuz olması bunu değiştirmemeli. En azından hukuk devletinde olması gereken budur. Hukuk suça göre belirlenir, kişinin "rahat durup durmamasına göre" değil.

Başbakan Erdoğan'ın bu açıklamasını tersinden okursak "Sert muhalefet edersen dosyalarını açıklarım. Ama uslu durursan bunları görmezden gelirim, gizlerim" anlamı çıkıyor.

Umarız bu bir dil sürçmesidir!

Aksi takdirde kanun önünde "Yetkiyi kişisel çıkarlar için kullanma ve görevi suistimal" suçudur.

Ve Devlet böyle bir zihniyetle idare edilemez.101[18]


AKP'DE, SP'YE YÖNELİK YENİ STRATEJİ ?

SP'nin yükselmesinin kendi oy oranlarını düşürme tehlikesine karşı AKP yöneticilerinin acil bir toplantı yaptığı iddia edildi. Peki toplantıda neler konuşuldu?

AKP Genel Merkezi'nde acil gündemli toplantı yapıldı. Toplantıya Kayseri Milletvekili ve Gurup Başkan Vekili Salih Kapusuz başkalnlık etti.

Toplantıda son günlerde özellikle Erbakan'ın bazı basın organlarında AKP'yi hedef alan verdiği sert demeçleri ve düzenlenen ve canlı yayınlanan konferanslar sonucu Milli Görüşçü olarak tanımlanan ve AKP oylarının % 50'sine yakınını içerdiği tahmin edilen kitlenin yeniden Saadete doğru yönelme tehlikesine karşı ne gibi önlemler alınabileceği konuşuldu.

Toplantıya katılanlardan birisi toplantı biter bitmez Saadet Partisi Genel Başkan yardımcılarından birisini arayarak durumu haber verdi.

Toplantıda Saadete karşı en etkin yıpratma taktiği olarak geçmişte bazı radikal söylemi olan, özellikle laiklik karşıtı söylemleri ön plana çıkan bazı hatip ve yetkililerin video görüntülerinin basına sızdırılması kararına varıldı.

KATOLİK DEĞİLSEN CENNETİ UNUT

Papa rahat durmuyor. Bu kez de Hıristiyanları kızdıracak karara imza attı.

Geçtiğimiz yıl yaptığı bir konuşmada Hz. Muhammed'i hedef alan sözlere imza attıktan sonra Sultanahmet Camii'ni ziyaret ederek burada dua edip kendini affetirmeye çalışan Papa, bu kez de Hıristiyan dünyasında büyük bir karışıklığa sebep oldu.

7 yıl önce henüz Kardinal Ratzinger'ken hazırladığı çok tartışmalı bir doktirini Papa sıfatıyla onaylayıp Vatikan'ın resmi görüşü olarak yayınladı. Hıristiyanlığın diğer kollarına çok ağır eleştiriler getiren karar şok etkisi yarattı. Karar metnine göre,

Yeryüzünde geçerli tek din hiç tartışmasız Hıristiyanlıktır.

Ortodoks, Anglikan, Protestan Kiliseleri ve diğer görüşleri savunan kiliseler "Gerçek Hıristiyan kiliseleri" değildir. Bunlara kilise adı verilemez.

Bu inanışları savunanlar "Büyük Kurtuluş"a erişip cennete gidemeyeceklerdir.

Bu kiliselerin rahiplerinin ayin yapma hakları yoktur.

Sadece Ortodoks Kilisesi, kilise unvanına sahip olabilir. Çünkü geçmişi İsa'nın Havarileri'ne dayanmaktadır.102[19]


KÜLTÜR BAKANLIĞI, ORHAN PAMUK'UN KİTABINI UKRAYNA DİLİNE ÇEVİRECEK

Nobel ödüllü ünlü yazar Orhan Pamuk'un kitabı ''Benim Adım Kırmızı'' Ukrayna diline çevrilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca Türk kültür, sanat ve edebiyat eserlerinin uluslararası alanda kapsamlı olarak tanıtılmasını amaçlayan ''Türk Kültür, Sanat ve Edebiyatı ile ilgili Eserlerin Türkçe Dışındaki Dillerde Yayımlanmasına Destek Projesi-TEDA'' kapsamında yurtdışından yapılan başvurular değerlendirildi.

Orhan Pamuk'un 2006 yılı Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması, Türkiye'nin 2008 yılı Frankfurt Kitap Fuarı'nda konuk ülke olarak yer alacak olması ve Türk yazarlarının eserlerine pek çok ülkede okurun gösterdiği ilginin de etkisiyle 2007 yılı TEDA Projesi başvurularında gerek sayısal, gerekse yazar, eser ve ülke çeşitliliği açısından önemli oranda artış oldu.103[20]


Rusya'dan Irak Desteği Geldi Ama.

PUTİN İŞBİRLİĞİ ÖNERDİ ERDOĞAN İSRAİL ŞARTI GETİRDİ

KEI zirvesinde Rusya'dan Irak konusunda destek, enerji konusunda ise işbirliği önerisi geldi. Sezer'le görüşen Putin, "Irak'ın parçalanmasını engellemek için ortak çalışalım" dedi. Zirvede Rusya'nın enerji işbirliği teklifine Sezer onay verirken, Erdoğan İsrail'e uzatılması planlanan boru hattını şart olarak getirdi.  


Üniforma Olmadığı İçin Çamaşırıyla Savaşan Kahramanlar

ŞAVAŞI NE KAZANIR

"Kahramanlığın anlamına bir de Mehmetçiklerin giydikleri elbiselerle yaşamlarını sürdürmeyi başarıp, savaşabilmeleri de eklenmelidir. Tarihte hiçbir ulusun askeri, Türk askerlerinin 1. Dünya Savaşı'nda cephede yaşadığı sorunlarla karşılaşmamış, hiçbir asker üniforma verilemediği için haki renge boyanmış iç çamaşırıyla savaşmak zorunda kalmamıştır".

Koleksiyoncular Derneği ve Harp Tarihi Araştırma Grubu kurucu üyeleri Tunca Örses ve Necmettin Özçelik, Birinci Dünya Savaşı'nın az bilinen bir yönünü, savaşa girerken ve savaş sırasında Ordu'da kullanılan kıyafetlere ilişkin bir araştırma yaptılar. Çalışmalarının adı "Birinci Dünya Savaşı'nda Türk Askeri Kıyafetleri". Örses, "Sadece dış görünüşe değil, ortam ve koşulları da dikkate alarak, üniformaları giyenleri de tanımaya ve tanıtmaya çalıştık. Fotoğraf stüdyolarının rahat ortamında poz verenler, daha sonra cephelerde bu üniformaları nasıl taşımışlardır? Bu kıyafetler hangi koşullarda giyilmiştir? Bu soruların yanıtlarını aramaya çalıştık" diyor. Örses, Türk askeri kıyafetleri çalışmasıyla, Birinci Dünya Savaşı yıllarında sadece Türk askerinin giysi ve teçhizatı değil,   bulundukları bölgelerin coğrafi ve sosyolojik koşulları, müttefikleriyle ilişkileri hakkında da bilgi vermeyi amaçladıklarını belirtti. Örses, "Tarih bilinciyle, kolleksiyonculuğu birleştirince ortaya böyle bir kitap çıktı" dedi. Fotoğrafların birçoğu Türkiye'de ilk kez yayımlanıyor. Örses, araştırmaları sırasında ortaya çıkan öykülerden birini şöyle anlatıyor: "1916 yılının sonbaharında üniforma ikmali yapılamayan birliğimizin erlerinin iç çamaşırları haki renge boyanarak, üniforma haline getirildi. Dünyada üniforma yerine haki iç çamaşırıyla savaşan tek asker sınıfı bizimkiler olmuştur. Yemen'deki birlikler de bitki yetiştirip bitki liflerinden elbise dikmişlerdir. Çok büyük sıkıntılar çekilmiştir. Ama Türk askeri her koşulda, üniforması en döküldüğü anlarda bile, gururla, fotoğrafı çekilirken objektife bakmasını bilmiştir."104[21]                                           


"AKP'YE GİZLİ DESTEK VEREN İLANLARIN ARKASINDA KİMLER VAR?.."

Pek çok ilin yanı sıra Bursa'da da bir süre önce billboardlara yerleştirilen dev ilanlar hepinizin malumu.

Üzerinde 3 tane büyük fotoğraf var.

Adnan Menderes, Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan yan yana duruyorlar.

Üzerlerinde de;

"Demokrasinin yıldızları" ifadesi var.

Altında da deniyor ki:

"Onlar Atatürk'ün açtığı demokrasi yolunda bayraklaşan liderler..."

Peki;

Neredeyse tüm Türkiye'yi kaplayan bu ilanları kim veriyor?

Gerçi;

İlanların altında bir imza var.

"Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı"

Daha önce adı sanı duyulmamış bir vakıf.

Dün bu yönde kısa bir araştırma yaptık.

Karşımıza dini motifli bir vakıf çıktı.

Örneğin;

Vakfın üyeleri arasında ilginç kurumlar var.

Abdülkadir Geylani Vakfı, Anadolu Tevhit Vakfı, Diyarbakır Halidiye Vakfı, Dünya Ehli Beyt Vakfı, Gençleri Evlendirme ve Mehir Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, İsmail Ağa Camii İlme Hizmet Vakfı, Muradiye Kültür Vakfı gibi pek çok kuruluş, Gönüllü Teşekküller Vakfı'nın üyeleri arasında görünüyor.

Bir fotoğraf var.

Araştırmayı biraz derinleştirince de karşımıza, vakfın yönetim kurulu başkanı olarak Necmi Sadıkoğlu çıktı.

Bir açıklamasında;

"Müslüman toplumları birbirleriyle tanıştırmak ve İslam kültür ve değerlerini tanıtmak amacıyla yola çıktık" diyen Sadıkoğlu, Tayyip Erdoğan'ın hemşehrisi, hemen hemen aynı yaştalar. Bir boya fabrikasının ortaklarından.105[22]


FRANSA, PKK'NIN KİRLİ PARASINA EL KOYDU

PKK parasında uyuşturucu izi

Fransız güvenlik birimlerinin geçen yıl gerçekleştirdiği kara para operasyonunda el konulan banknotlarda uyuşturucu izine rastlandı

Fransız güvenlik birimlerinin Temmuz 2006'da gerçekleştirdiği operasyonda, bölücü terör örgütü PKK'ya ait olduğu iddia edilen 310 bin euro'ya el konulduğu ortaya çıktı.

PKK'nın bir türlü ispat edilemeyen uyuşturucu ticareti bağlantısı konusunda Fransız polisi önemli bir operasyona imza attı. "Narko terör" operasyonu belgelere göre, olay şöyle gelişti:

Paris'te 21 Temmuz 2006 günü Nova Cambios adlı bir kambiyo bürosuna giden Eşref Yolcu (36) ile Cemal Aslan (42), yaklaşık 310 bin euro'yu dolara çevirmek istedi. Görevliler, şüpheli kişileri CPR Billets şirketine yönlendirdi. 24 Temmuz'da CPR Billets'e gelen Yolcu ve Aslan, mali suçlarla ilgilenen TRACFIN, Büyük Mali Suçlarla Mücadele Genel Kuruluşu ve şirketin özel güvenlik servisi tarafından 197 bin 500 euro ile gözaltına alındı.106[23]


ABBAS'IN KARARGÂHINDA ŞOK BELGELER!

Mahmud Abbas'ın istihbarat merkezinde ele geçirilen belgeler şok edici. Bu yönüyle Filistin'de bir iç savaş değil, İsrail ortaklarıyla Filistin halkı arasında bir savaşın varlığı açıkça ortaya çıkıyor.

Hamas'ın Gazze'de denetimi ele alması, özellikle Mahmud Abbas yönetiminin istihbarat merkezini ele geçirmesi bazı ülkeleri panikletti. İsrail adına hareket eden, Filistin iç çatışmasının mimarı olan Muhammed Dahlan'ın istihbarat arşivleri bütün bölgeyi sarsacak nitelikte. Binlerce gizli belge İsrail tarafından "Yüzyılın Felaketi" olarak yorumlanıyor. ABD ve İsrail, belgelerin İran ve Suriye'nin eline geçmesinden endişeli. Ama asıl endişe bu değil; kanlı, kirli ilişkiler ağının ortaya çıkmasından korkuyorlar. İsrail, ABD, Mısır ve bazı bölge ülkeleri, istihbarat bilgilerinin yayılmasını engellemek için müthiş bir dayanışma içine girdi. Belgelerin İsrail'in yabancı istihbaratlar ile ortak operasyonlarını, İsrail işbirlikçisi Filistinli yetkililerin adlarını, silah-kara para trafiği ile ilgili bilgileri ihtiva ettiği belirtiliyor. Bu arşivden Türkiye ile ilgili neler çıkacak merak ediyorum.

Şimdi sıkı durun! Açıklanan ilk belge gerçekten şok edici nitelikte. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın "sağ kolu" Muhammed Dahlan, İsrail ile birlikte Yaser Arafat'ın öldürülmesinde yer aldı. İsrail istihbaratı Mossad ile ortak çalışan Dahlan, Arafat'ın zehirlenmesinde bizzat rol oynamış. Nitekim, Hamas sıkıştırınca Dahlan ve adamlarını Gazze'den kaçıran da İsrail.107[24]


OYAK, NEDEN BANKASINI SATIYOR?

Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun bankası Oyak Bank, Hollanda merkezli ING Grubu'na 2 milyar 673 milyon dolara satılıyor.  Satış süreci, BDDK'dan onay gelmesinden sonra tamamlanacak. Kendisi de bir OYAK üyesi olan okurumuz Emekli Binbaşı Engin Hoşten'in bu satışa itirazı var. Özetle diyor ki:

"Bu satışla askeri personelimize ait bilgiler, yabancıların eline geçmiş olmaz mı? (Çünkü TSK personeli maaşlarını bu bankadan alıyor ve tüm özel bilgileri bankada bulunuyor.)

Ayrıca ‘Yabancıya gitmesin' diye Erdemir'i fahiş fiyatla satın alanlar, öte yandan neden en az Erdemir kadar stratejik öneme sahip bankamızı yabancılara satıyor? Bu çelişkiyi nasıl izah edebilirler?"108[25]


GÖKHAN BARLAS'IN SON E-POSTASI İLGİNÇ. ÖNEMLİ BİR KONUYU YAKALIYOR:

"Farkında mısın bilmiyorum. Ama bir şey dikkatimi çekmeye devam ediyor. İngiltere ne zaman Amerika'nın çıkarlarına ters bir şey yapsa bu ülkede bombalar patlıyor. Haber arşivlerinde küçük bir araştırma yapılsa İstanbul'da İngiliz konsolosluğuna ve Londra'da otobüse yapılan saldırılardan önce Tony Blair, birkaç ay içerisinde Irak'taki askerlerini çekeceklerini açıklamıştı. Amerika Irak'ta yalnız kalacaktı. CIA işe el koydu. Aynı şekilde İngiltere'de yeni Başbakan Gordon'a görevine başladığı hafta terörle mesaj yollandı. ‘Bak sen de tehdit altındasın, Irak'tan çıkma, terörü kurutalım' diyorlar. Bu ABD hükümeti çok şerefsiz açıkçası. Dünyanın başının belası. CIA'nın PKK raporunda kara kalemle kapatılan ayrıntılar, Taksim'de taranan kalabalıklar. Hepsinin faili meçhulü CIA. ABD müttefik yaratmak için terörü beslemekte kararlı."109[26]


Rotary Kulüp'te devir-teslim

AKP'Lİ BAŞKAN GİTTİ ALEMDAROĞLU GELDİ

Karaköy Rotary Kulübü'nde önceki gün ilginç bir devir teslim töreni gerçekleşti. Yıllarca İstanbul Üniversitesi'nde Rektörlük yapan, baskıcı ve hukuk dışı uygulamaları ile özellikle başörtülü öğrencilere büyük acılar yaşatan Kemal Alemdaroğlu, Karaköy Rotary Kulübü Başkanlığı'na getirildi. Alemdaroğlu'nun bu göreve getirilmesinden daha ilginci ise, selefinin AKP'nin kurucularından Dr. Fatih R. Saraçoğlu'nun olması... Bir Mason örgütlenmesi olan Rotary Kulübü'nün başında bir AKP'linin olması bizi pek şaşırtmadı. Karaköy Rotary Kulübü'nün Hilton Otel'de düzenlenen 38. devir teslim törenine İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı, Rotary Kulübü İcra Komitesi Başkanı Örsçelik Balkan, İstanbul Rotary Kulübü Başkanı Mustafa Öney ile çok sayıda rotaryen katıldı.


POAŞ'A KIYAK, OYAK'A DAYAK!

İşte milli servete darbe: POAŞ'ın 925 milyon YTL borcunu silen iktidar OYAK'ın 500 milyon dolarlık ödemesini ertelemedi, zorla banka sattırdı.

Ödeme krizine girdiler

3 milyar dolara Erdemir'i alan OYAK, borcunu ödemekte krize girdi. Genel Müdür Ulusoy, 500 milyon dolarlık taksit için borç erteleme talebinde bulundu.

ÖİB çözmedi, ‘sat' dedi

Ancak başbakanlığa Bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, isteği reddetti. Ama akıl vermeyi ihmal etmedi: Hazır müşteri varken Oyakbank'ı satın borcu ödeyin.

Büyük davalar açılacak

Maliye'nin POAŞ'â 925 milyon YTL'lik ceza affını unutmayan hukukçular, astsubaylar, milli kuruluş OYAK'a zorbalığın hesabını soracak: dava açacağız.


TÜRK EŞLER SINAVA GİRECEK! ALMANLARA UYMAYAN EŞLER KABUL EDİLMEYECEK!

Almanya'da Merkel hükümeti bir yasa tasarısı hazırladı Türkler ayağa kalktı.

Cumhurbaşkanının onayına sunulan yasaya göre Alman vatandaşı Türkler, Türkiye'den eş alırken bir çok sınavdan geçecek.

Sınavda başarısız olursa eş Türkiye'ye geri gönderilecek. 2 milyon Türk yasayı protestoya hazırlanıyor.

Merkel Türk Grupları Eleştirdi

Merkel'in açıkladığı ulusal entegrasyon planı, göçmen işçilere daha fazla dil eğitimi verilmesi, gençlere iş eğitimi ve istihdam vaat ediyor. Ancak yabancılara yönelik yeni göç yasası, Türk grupların tepkisini çekiyor.

Merkel'in ilgili taraflarla yaptığı zirve toplantılarına katılmayı, önde gelen üç Türk kuruluşu reddetti.

"Hükümete ültimatom verilmez" diyen Merkel ise, istedikleri takdirde bu gruplara entegrasyon planının açık olduğunu belirtti.

Merkel'in "Alman entegrasyon politikasında bir dönüm noktası" diye nitelediği entegrasyon planı ise ağırlıklı olarak gençlere ve kadınlara yönelik. Bu planla gençlere dil ve beceri edinme kursları ve spor olanakları sunuluyor. Ayrıca aile zoruyla evlendirilen ya da aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için destek hizmetleri getiriliyor. Bütün bunlar Türkleri İslam kimliğinden ve milli karakterinden uzaklaştırmayı amaçlıyor

Sezer'den Köhler'e Mektup

Bu arada Dışişleri Bakanlığı'nın dün yaptığı bir açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasanın yürürlüğe girmesi için onayı gereken Köhler'e bu konuda bir mektup gönderdi,

Sezer mektupta, "Türk kökenlilerin Alman vatandaşlıklarının iptal edilmesi, Türkçe anadil derslerine Almanya tarafınca verilen desteğin kademeli olarak kaldırılması ve göç yasasında yapılan değişiklikler gibi olumsuz gelişmelerin vatandaşlarımız arasında haklı kuşku ve tereddütlere yol açtığını" ifade etti.

Sezer Köhler'den yasanın yeniden gözden geçirilmesi halinde Türkiye'nin gereken katkıyı sağlayacağını da belirtti.


ERDOĞAN İÇİN HAYATİ SEÇİM

Siyaseti yakından izleyip, AKP'ye de objektif bakabilme yeteneklerini henüz yitirmemiş gözlemciler şu ortak yorumda buluşuyorlar:

- Tayyip Erdoğan, Arınç'ı içerde tutarak saf dışı etti. Gül'ü de keza. Abdüllatif Şener de kendisi çekildi. Erdoğan'ın her dediği kanun gibi; partinin tek hakimi... Fakat gözden kaçan bir husus var. AKP'yi kurarken, parti içi demokrasiyi "tüzüğün besmelesi" gibi ilan etmişken... Tam bir yıl sonra yeni tüzükle "krallığa" terfi etmişti Tayyip Erdoğan... Demek ki kendisini, daha da güvende hissetmek istiyordu... O da yetmemiş olmalı ki... "Rakip aday adayı" gibi görünen isimleri pasifize etmek yolunu seçti... "Mağduriyet rolünü" seçmene karşı oynadı, ama partili karşısında o iş biraz zor! "Partiden ne istedin de vermedik?" derler adama ve bu sorunun cevabı yok!


İRANLI YAHUDİLER İSRAİL'E GÖÇ ETMEYİ REDDETTİ

İsrail'in, İranlı Yahudileri göç ettirme çabaları sonuç vermedi.

İran'da Yahudiler, İsrail'den özel göçmen fonlarının kendilerine göç etmeleri karşılığında aile başına önerdiği 50 bin dolarlık teklifi reddetti. İran Yahudileri "bizim kimliklerimiz satılık değil" şeklinde açıklama yaptı.

25 bin kadar Yahudi'nin yaşadığı İran'da, İsrail'e göç tartışmalarına nokta konuldu. Uluslararası alanda İran'a büyük bir çekişme halinde bulunan İsrail'e göç etmeyeceklerini açıklayan İran Yahudileri, kendilerine aile başına verilen 50 bin dolarlık teklifi reddetti.

İran Yahudi Cemaati daha önce de kişi başına yapılan 4000 dolarlık teklifleri reddetmişti.

İran parlamentosundaki tek Yahudi olan Morris Motamed yaptığı açıklamada, İsrail'e göç karşılığında yapılan para önerilerinin İran Yahudilerine hakaret olduğunu belirtti. İran Yahudilerinin parayla binlerce yıldır yaşadıkları toprakları terk etmeyeceğini ifade eden Motamed, İslam devriminden sonra ülkedeki Yahudilerin yüzde 70'inin ABD'ye göç ettiğini, geri kalanların ise göç etmek istemediklerini belirtti.

İran Yahudilerinin 80 bin olan nüfusu zaten göç nedeniyle 25 bine düşmüş durumda. MÖ 700 yıllarından bu yana bölgede yaşayan Yahudiler, önemli bir kültür zenginliği sayılıyor.

İran'da genel olarak Yahudiler göç etmek konusunda serbest bırakılıyor. Ancak bu konuda İsrail'in teşvikleriyle bir faaliyete izin verilmiyor.

1998 yılında İsrail adına Yahudilere göç etmeleri için para dağıtan bir Yahudi iş adamı asılarak idam edilmişti.

İran'daki Yahudiler geleneksel olarak politik çekişmelerde uzak duruyor ve kapalı bir toplum olarak yaşamlarını sürdürüyor.110[27]













[1] 27.07.2007 / Sabah

[2] 23.07.2007 / tercüman

[3] 27.07.2007 / Milli Gazete

[4] 27.07.2007 / Milli Gazete

[5] 28.07.2007 / Tercüman

[6] 28.07.2007 / Akşam

[7] 28.07.2007 / Tercüman

[8] 28.07.2007 / Akşam

[9] 28.07.2007 / Akşam

[10] 28.07.2007 / Engin Ardıç / Akşam

[11] 28.07.2007 / Sabah

[12] 28.07.2007 / Sabah

[13] 28.07.2007 / Sabah

[14] 27.07.2007 / Sabah

[15] 13.07.2007 / Mehmet Ali Kışlalı / Radikal 

[16] 03.07.2007 / Milliyet

[17] 15.07.2007 / Kulis Ankara / Milli Gazete

[18] 15.07.2007 / Kulis Ankara / Milli Gazete

[19] 12.07.2007 / www.internethaber.com

[20] 05.07.2007 / Milli Gazete

[21] 29 nisan 2007 / Aydınlık

[22] 22.06.2007 / Tercüman / Behiç Kılıç

[23] 22.07.2007 / Milliyet / Erdal Kılınç

[24] 21.06.2/2007 / İbrahim Karagül / Yeni Şafak 

[25] 20.06.2007 / Mustafa Mutlu / Vatan

[26] 04.07.2007 / Burhan Ayeri / Akşam

[27] Dünyabülteni.net


Bu yazarin diger makaleleri

  Kur’an’a Göre Emperyalizme Uşaklık Psikolojisi: KORKAKLIK, KOLAYCILIK VE KAYPAKLIK BELİRTİLERİ          Bugünkü...
Devami
  AB BATILILAŞMA HEVESİ MİYDİ, TÜRKİYE’Yİ BATIRMA SİYASETİ MİYDİ?        Türkiye’nin AB’ye girmesini...
Devami
Ve Yahudi Düşünür Yisroel Weiss'e göre: İSRAİL YIKILMADAN İNSANLIK HUZURA...
Devami
Daha önce Siyonist Yahudi güdümlü ABD ve AB’nin Türkiye’yi parçalama...
Devami
ŞER VE REZALET DÜZENİNE ŞÜKÜR; RABBİMİZE İSYAN VE NANKÖRLÜK DEMEKTİR!
    ŞER VE REZALET DÜZENİNE ŞÜKÜR;  RABBİMİZE İSYAN VE NANKÖRLÜK DEMEKTİR!          Yıllar...
Devami
  HIYANET ŞEBEKESİ DAĞILIRKEN ŞEBEKLERİN YAYGARASI          Kur’an’ı inkârcılarla, Onu istismarcıların ortak inancı;...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4141

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR