Reklam
Reklam
Reklam

MİLLİ DERİN TÜRKİYE SİYONİST DENGELERİ BOZUYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

İran'la Doğalgaz anlaşmasına ABD'nin tepkisi bitmiyor

ABD niye, Türkiye ve İran arasında varılan doğalgaz anlaşmasından rahatsız oluyor? Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, ''İran'ın petrol ve gaz sektörüne yatırım için zamanın uygun olmadığını düşünüyoruz'' diyerek tepkilerini dile getiriyor.

 

McCormack, "İran ile iş yapmak isteyip istemediklerine karar vermek, Türk hükümetine düşüyor" diyerek varılan anlaşmanın "nihai özellik" taşımadığını söylüyor. Böylece AKP'nin bu girişimden vazgeçmesini beklediklerini ima ediyor. Ama bu anlaşmayı AKP'nin değil, Milli Derin Devletin yaptığını bilmezden geliyor.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği sözcüsü Kathryn Schalow, ''ABD, İran ile yapılan her türlü işbirliğine karşıdır'' sözleriyle blöf yapıyor.

 Türkiye ile İran arasındaki anlaşmayı NTV televizyonuna değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise "ABD ve Rusya'nın bölgede benzer çalışmalar yaptığını" belirtip:

"Türkiye olarak biz de bu tür çalışmalar yapacağız. Bunu yaparken niye izin almadın mı diyecekler? Bunu anlayışla karşılayacaklarını tahmin ediyorum" sözleriyle "Bana kalsa sizleri kırmam, ama çaresiz imzalamak zorundayım" şeklinde bir nevi özür diliyor.

Bu anlaşma kimleri ve niye ürkütüyor?

Önce şunları dikkatle okuyalım:

"Türkiye'de Siyonist Amerika'nın ağzını açık bırakacak bir gelişme yaşandı. "Bir seçim kargaşası ve telaşı ortamında Türkiye ile İran arasında oldukça kapsamlı ve radikal bir enerji anlaşması yapıldığının sürpriz şekilde açıklanması ABD ve Rusya'yı ayağa kaldırdı. Böylece Türkiye'yi aslında kimin yönettiği ve gerçek iktidarın kimin elinde olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Yoğun seçim kampanyası nedeniyle tutuştuğu horoz dövüşünden başını çevirip at yarışı spikerliği bile yapmaya vakti olmayan Başbakan Erdoğan'ın ve AKP iktidarının bu anlaşmayı hazırladığını söylemek ne kadar inandırıcı olacaktır?

Hatırlanacağı üzere 54. Hükümetin Enerji Bakanı Recai Kutan'ın Türkiye ile İran arasında doğal gaz anlaşması imzalaması 28 Şubat sürecinin başlatılmasında en önemli faktörlerden biri olmuştu. Şimdiki hükümet tarafından imzalandığı açıklanan anlaşma ondan çok daha kapsamlı ve çok daha stratejik öneme sahip bulunmaktadır.

ABD ve Rusya'nın birlikte itiraz seslerini yükseltmesi de çok manidar... Hem de günlerdir iktidara yakın stratejistler 22 Temmuz seçimlerini engellemeye yönelik birtakım provokasyon ihtimallerinden söz ederken!

İran ile böyle kapsamlı bir enerji anlaşması imzalamasının rahatsızlık doğurmasının asıl nedeni iddia edildiği gibi Türkiye'nin enerji koridoru oluşturup uluslararası etkinliğini arttırması filan değildir. Bu yönüyle anlaşmanın öyle çok büyütülecek bir yanı gözükmemektedir. Bugünkü dünya şartlarında böyle bir enerji koridoru oluşturarak elde edilebilecek çok fazla bir stratejik üstünlükten söz edilemez.

Asıl sorun: kuvvete tapan Batı uygarlığının dünyadaki üstünlüğünü sona erdirip ırkçı emperyalizmin sonunu getirecek olan ABD ve müttefiklerinin Irak işgalinin çözümsüzlüğe sürüklenmesidir.

Irkçı emperyalizm Türkiye ile İran'ı savaştırıp bölgede Batı karşısında durabilecek bir siyasi, askeri ve ekonomik güç bırakmamak istiyor. Türkiye ile İran arasındaki böyle kapsamlı bir anlaşma ırkçı emperyalizmi Irak'ta yalnızlaştırıp İslami direniş ile baş başa bırakacaktır.

Çünkü bu takdirde Sünni Direniş'e Şii direniş de iştirak edecektir. Bu ise ırkçı emperyalizmin dünya jandarması rolünü verdiği süper güç ABD ve müttefiklerinin kısa sürede ya çekilmesi ya da Sovyetler Birliği gibi çöküşe gidip dağılması demektir.

Ve asıl önemlisi Türkiye liderliğinde İslam Birliği oluşması ve Yeni Bir Dünya kurulması demektir. ABD ve Rusya bunun için birlikte itiraz seslerini yükselttiler. Ancak şu seçim konjonktüründe AKP hükümetinin yapabileceği hiçbir şey yoktur. Geri adım atması halinde ABD karşıtlığının dorukta olduğu Türkiye'de AKP seçimi kaybedecek ve bu nedenle Batı daha da büyük kayba uğrayacaktır.

Böyle bir anlaşmanın seçime bir haftadan bile az bir süre kalmışken gizlice imzalanıp sürpriz şekilde açıklanması bu bakımdan fevkalade önem taşımaktadır. Seçimin yapılamaması halinde olacaklar da başta ABD olmak üzere Batı dünyasının aleyhine sonuçlar doğuracaktır. Çünkü orduda da ABD ve İsrail karşıtlığı hiç olmadığı kadar artmış ve zirve yapmış durumdadır.

Ancak ABD Türkiye-İran enerji anlaşması yapmasına karşı çıktığını söylerken her zaman ifade ettiğimiz gibi hangi ABD sorusunu sormak lazım. Çünkü ABD'de de yaklaşan başkanlık seçimi nedeniyle ipler gerili durumdadır. Bu seferki öncekiler gibi sıradan bir horoz dövüşü değil, derinliği olan gerçek bir siyasi kapışma...

Çünkü ulusalcı Beyaz Hıristiyan cephe; ABD Irak'ta yenilsin, İsrail'in sopası ve dünyanın jandarması olmaktan kurtulsun ve okyanus ötesi tabii sınırları içerisine çekilsin, siyonizme değil kendi ulusunun refahı ve kalkınması için kendini adasın şeklinde düşünmektedir.

Bu ulusalcı kanat, ABD'nin Irak'ı Türkiye'ye emanet edip çekilmesi için de Derin Türkiye ile stratejik işbirliği içerisindedir. Beyaz Saray derin yönetiminin asıl amacı ve yapmak istediği budur.

Bush yönetiminin İran'a saldırmak istemesi de sonunda Türkiye'yi Irak'ta rakipsiz bırakacak bir girişimdir. Çünkü Irak yönetimi İsrail'in istediği gibi İran'a emanet edilirse Bush yönetimi yenilgiye uğramış sayılacak ve bu yüzden ABD Başkanlık seçimini de kaybedecekler. Ama Irak yönetimi müttefik ülke Türkiye'ye emanet edilirse Bush yönetimi Irak'a demokrasi götürmeyi başarmış olacak ve bunu seçimde de kullanabilecek.

Buna karşın Yahudi Lobisi kontrolündeki ABD'nin isteği ise şudur... Ya Türkiye ile İran savaştırılmalı sonuçta İsrail bölgede tek güç olarak bırakılmalıdır. Ya da Kuzey Irak sorunu yüzünden Türkiye ile ABD arasında bir savaş çıkartılmalıdır. Bu takdirde Türkiye ve ABD birlikte çökerler Siyonizm ise Büyük İsrail'i kurup kollayacak bir dünya jandarması süper güç olarak Çin'i veya Avrupa Birliği'ni öne çıkarabilir" diye düşünmektedir.

Nitekim Sovyetler Birliği'ni Afganistan'a sokup çökerten ve soğuk savaş dönemine son vererek iki kutuplu dünya yerine tek süper güç yaptığı ABD öncülüğünde sıcak savaş dönemini başlatan da siyonistlerden başkası değildi.

Siyonizm bunu daha önce de İkinci Dünya savaşında yapmıştı. O zamanki süper güç İngiltere savaştan zaferle çıktığı halde; düzenlenen Yalta Konferansı sonunda üzerinde güneş batmayan imparatorluğunu kaybedip güneşe hasret Britanya adası sınırları içerisine mahkûm edildi. Buna karşın ABD ve Sovyetler Birliği hiç yoktan iki süper güç olarak dünya sahnesine çıktılar.

Şimdi dünyanın tek süper gücü yapılan ABD çıkardığı sıcak savaşlarda yenilgiye uğramaya başladı. Bu yüzden önce Somali'den çekilmek zorunda kaldı, şimdi de Irak'ta daha ağır şartlarda geri çekilmek durumuna geldi. Açıkçası siyonizmin elindeki tek süper güç ABD sopası kırılıyor...

Daha da kötüsü ırkçı emperyalizmin en çok korktuğu şey başına geliyor. Sayısız Haçlı seferini püskürterek Yahudilerin Kudüs'ü ele geçirip Arz-ı Mev'ud üzerinde Büyük İsrail krallığını kurmasını engelleyen Selçukluların ve Osmanlıların devamı bağımsız bir ülke olarak Yeniden Büyük Türkiye kuruluyor. Ve tabi sevinilecek bir durum: ABD içinde bir ekip siyasi ikballeri uğruna buna çanak tutmaya çalışıyor!

Türkiye-İran arasında imzalanıp sürpriz şekilde ve bir seçim arefesinde açıklanan oldukça kapsamlı enerji anlaşmasına yönelik ABD'nin tepkilerini bu açıdan bakıp anlamaya çalışmak gerekir. Eski ezberin bozulması gerekir, artık Türkiye karşısında tek ABD bulunuyor!

Aynı şey Rusya ve Avrupa Birliği için de geçerlidir. Rusya'da da yıllardır siyonistlerle Kremlin Sarayı arasında çok ciddi bir kapışma var. Özelleştirmelerle gün yüzüne çıkan bu kapışma hala tüm şiddetiyle sürüyor. Bu hususta Putin ile Bush da siyonistlere karşı bir stratejik işbirliği içerisindeler.

Avrupa Birliği içerisinde ise Türkiye tam üye mi olsun; imtiyazlı ortak mı olsun şeklindeki tartışmaların arka planında AB bir laik siyonist dünya kuruluşu mu olsun yoksa Hıristiyan Birliği mi olsun kavgası var... Hıristiyan grup Türkiye'nin imtiyazlı ortak yapılmasını istiyor. Bunu Türkiye'de de isteyenler var. Türkiye için doğrusu da budur.

Gerek ABD ve Rusya'da, gerekse Avrupa Birliği içerisinde yaşanan bu ikilemler Türkiye için büyük imkânlar, avantajlar sağlıyor, eşsiz fırsatlar doğuruyor. Yeniden Büyük Türkiye de zaten bu ikilem arasında yol alıyor.

Meselenin özünde Türkiye'de dünya siyonizminin uzantısı olarak kurulmuş bulunan azınlıkçı cemaat oligarşisinin çökertilerek büyük Müslüman Türk Milletine yönelik yürütülen hile rejimi ve köle düzeni uygulamasına son verilmesi yatıyor. Dünya siyonizminin de İsrail'in de elini kolunu bağlayan asıl önemli husus budur.

Bu yüzden de Siyonizm, çözümü Türkiye içindeki iktidar değişikliğinde arıyor. Ama beyhude arıyor." Sömürü arabasının atlarını değiştirerek, saltanatını sürdürmek istiyor. Ama, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş bulunuyor."

Halbuki bu yorum ve yaklaşımların tam tersi de olabilir. Yani bir müdahaleyle dersi verilip, İran'ın Türkiye'ye ve İslam Birliğine mecbur ve mahkum hale getirilmesini önlemek isteyen Siyonist merkezlerin de böyle bir yakınlaşmayı tezgahlamış olma ihtimali daha yüksektir.


Putin, ülkesinin Avrupa'daki askeri gücünü sınırlayan konvansiyonel güçler anlaşmasını askıya aldı.

Rusya'dan NATO misillemesi geliyor!

Rusya Devetlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Avrupa'daki askeri gücünü sınırlayan konvansiyonel güçler anlaşmasını (AKKA) askıya aldı.

Kremlin'den yapılan yazılı açıklamada, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rusya'nın AKKA'ya katılımını askıya alan kararnameyi, "Rusya Federasyonu'nun güvenliğini etkileyen ve acil önlemler alınmasını gerektiren olağanüstü koşullar nedeniyle" imzaladığı vurgulandı.

Kararname, Putin'in imzasıyla yürürlüğe girmiş oldu.

Putin, ABD'nin doğu Avrupa ülkelerindeki füze kalkanı projesinin bölgede istikrarsızlık oluşturduğunu belirterek, AKKA'daki taahhütlerini donduracakları uyarısı yapmıştı.

Rusya ve NATO ülkeleri arasında 1990 yılında imzalanan ve Sovyetlerin dağılması yüzünden 1999 yılında değiştirilen anlaşmada, Rusya'nın eski Sovyet Cumhuriyetleri Moldova ve Gürcistan'daki askerlerini çekmesi kararlaştırılmıştı.

Rusya, anlaşmanın 1999 yılında değiştirilen versiyonunu da onaylarken, ABD ve diğer NATO üyeleri, Rusya'nın çekilme işlemini tamamlayana kadar anlaşmayı onaylamayacaklarını açıklamışlardı. Kremlin Sözcü Yardımcısı Dimitriy Piskov da yaptığı açıklamada, Rusya'nın anlaşmayı uygularken, partnerlerinin uygulamadığı bir durumu daha fazla tolere edemeyeceğini.

Rusya'nın bu adımının, batılı partnerlerinin AKKA'nın değiştirilmiş halini onaylamalarına vesile olmasını umduğunu ifade eden Piskov, "Böyle bir durum şu anda Rusya'nın çıkarlarıyla çelişiyor.

Rusya, diğer ülkelerin AKKA'yı imzalayarak taahhütlerini yerine getirmesini bekliyor" diye çıkıştı.

Moskova'nın AKKA'dan çekilmesi, Rusya'nın sınırları yakınında askeri güç oluşturmasına olanak sağlayacak.

Ancak askeri uzmanlar, Rusya'nın anlaşmadan sınırlarına asker yığmak için değil, ABD'nin füze kalkanına yönelik tepkisini göstermesi açısından sembolik bir önemi olduğuna dikkati çekiyor.

Savunma uzmanlarından Pavel Felgenhauer de yaptığı açıklamada, Rusya'nın moratoryumunun, Avrupa sınırlarına ağır silahların gönderilmesine neden olmayacağını belirterek, "Rusya'nın Avrupa sınırlarına son derece masraflı olan askeri ağır silahlar yığması için bir çıkarı yok, çünkü buradan Rusya'ya yönelik gerçek bir askeri tehdit yok" diyor.

NATO, "Hayal kırıcı" buldu

Öte yanadan NATO, Rusya'nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşmasına (AKKA) katılımını askıya almasını "hayal kırıcı" olarak nitelendiriyor.

NATO sözcüsü James Appathurai, basın açıklamasında, "hayal kırıcı bu tavrın geriye doğru atılmış bir adım olduğunu" söylerken, AKKA'nın, Avrupa'nın güvenlik ve istikrarı açısından önemli bir temel oluşturduğunu söylüyor.
























Bu yazarin diger makaleleri

  Bu Aydınlıkçı Ulusalcıların “Komünistlik, Kemalistlik ve Sosyalistlik” kılıfının altında asıl...
Devami
8 Eylül 2002 tarihinde, Milli Görüş’e hıyanet karşılığı AKP'nin iktidara...
Devami
  Bu yazımız tam 13 sene önce yayınlanmıştı:        DÜRÜST YAHUDİLERLE, SİYONİST ZALİMLERİ...
Devami
ABD, İRAN’A SALDIRIYOR, AKP ÇANAK TUTUYORDU!        ABD'de Donald Trump yönetimi,...
Devami
Türkiye Usame Bin Ladin ve El Kaide İle mi Hizaya...
Devami
  ERDOĞAN, TRUMP, SİYONİZM İRTİBATI VE ERKEN SEÇİM TELAŞI BOP Süreci ve Eşbaşkanlık Görevi...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4626

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR