ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1523
mod_vvisit_counterDün3864
mod_vvisit_counterBu Hafta5387
mod_vvisit_counterGeçen hafta27382
mod_vvisit_counterBu Ay82501
mod_vvisit_counterGeçen Ay119131
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17839348

IP'niz: 3.236.170.171
Bugün: 15 Haz 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12602537

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

BAŞBAKAN BOŞUNA HAVA ATIYOR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Beyhude Açıklamalar!

AKP Genel Başkanı Erdoğan partisinin il kongrelerinde yaptığı konuşmalarda İsrail'e verip veriştiriyor, ABD'ye mesajlar yolluyor ve İsrail'in durdurulmasını istiyor!

Hatta üstü kapalı tehditleri (!) bile savunuyor.. Ve zaten savurmaktan hiç yorulmuyor.

"Biz BOP'a barış için girdik, İsrail durdurulmazsa şimdi bize düşen durumumuzu gözden geçirmektir" diyor!

 

İktidara yakın bir gazete bu sözleri manşetine "İsrail'i durdurun yoksa BOP biter" şeklinde taşıyor!

Bizce bu açıklamalar beyhude açıklamalar!

Bize göre AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın "Bize düşen durumumuzu gözden geçirmektir" şeklindeki açıklaması da ayakları yere basmayan açıklamalardır!

Zira BOP konusunda iş işten çoktan geçmiştir.

Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş ve şimdi bunun rahatlığı içinde istediği gibi zulmetmektedir!

Kimse bize AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın BOP konusunda Amerika ile flört ederken meselenin ciddiyetinin farkına varamadığını söylemesin!

Söylemesin çünkü asla inandırıcı olamaz!

Zira AKP Genel Başkanı Erdoğan, ülkemizde ABD'nin ve İsrail'in gerçek niyetlerini en iyi bilen kişilerin başında gelecek isimlerinden biridir!

İktidara gelmek için bu ülkeler ile iyi ilişkiler kurması gerektiğine inandırıldığı güne kadar bizimle birlikte Amerika ve İsrail hakkında aynı kanaatleri paylaşmıyor muydu?

Paylaşıyordu![1]

Başbakan, "tabana selam, talana devam" cinsinden, İsrail'e hava atarken, gizli genelgelerle topraklarımız İsrail'e satılıyordu:

İsrail İçin Gizli Satış Genelgesi

AKP yabancıya toprak satışındaki ısrarını sürdürüyor. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun imzasıyla yayınlanan "gizli genelge" ile İsrail'in Türkiye'den toprak satın alabilmesi kolaylaştırıldı.

19 Temmuz 2003 ile 19 Nisan 2005 tarihleri  arasında toplam 7 milyon 889 bin 406 metrekarelik  13 bin 31 adet taşınmaz satıldı.

İçişleri Bakanlığı yayınladığı gizli genelge ile İsraillilerin  mülk edinmeleri için gereken "ikamet izni"ni devre dışı bıraktı. 1 Haziran 2006 tarihli genelge, Başbakanlık, Milli Güvenlik Kurulu, Genelkurmay Başkanlığı ile ilgili bakanlıklara da gönderildi. Genelgeye göre İsraillilere ikamet tezkeresinin verildiği tarihten itibaren üç aylık süre içinde gayrimenkul edinimi ile ilgili işlemleri tamamlamaları gerektiği hususunda bilgilendirilecek ve bu süre içinde tapu kayıtları istenecek.

 

 

AKP döneminde arttı

7 Temmuz 2006 tarihli son rapora göre, Türkiye'de 61 bin 803 yabancıya toplam 56 bin 953 adet taşınmaz mal satıldı. Bu taşınmazların toplam alanı 178 milyon 702 bin metrekare. AKP iktidarına rastlayan 19 Temmuz 2003 ile 19 Nisan 2005 tarihleri  arasında toplam 15 bin 482 yabancıya, 7 milyon 889 bin 406 metrekarelik 13 bin 31 adet taşınmaz satıldı. İsraillilerin, sahip oldukları taşınmazların yarısından fazlasını AKP iktidarı döneminde alması  ise dikkat çekici. AKP iktidarında 23 İsrailli, toplam 47 bin 897 metrekarelik 68 taşınmaz satın aldılar. Yabancıların aldığı taşınmaz sayısı, Türkiye genelinde 50 bini aşmış durumda. Yabancılar arasında Yunanlılar da önemli bir ağırlık teşkil ediyor. Yunanistan'ın ardından ikinci sırada Almanlar yer alıyor. En çok satış yapılan il ise  İstanbul. İstanbul'u Antalya takip ediyor.

 

GAP'ı Yahudiler kapattı

Toprak satışı ile ilgili tartışma ve uyarılara  Rahşan Ecevit de katılmış ve şunları söylemişti: "Yabancılar arazi satışıyla Türkiye'yi içeriden ele geçirmek amacındalar. Bir "işgal haritası" sözkonusu. Bütün Trakya'yı Yunanlılar aldı. Hatay elden gitmiş durumda. GAP topraklarını Yahudiler kapattılar. Ani  Harabeleri'nin etrafını da  İngiliz şirketleri ele geçirdiler." Rahşan Ecevit'e göre Türkiye tapuyla işgal edilmiş, aylardır bu konu tartışılıyor olmasına karşın sağlıklı veri bulunamıyordu. Toprak satışlarında dikkat çeken istatistiklerden biri de Suriye'nin Hatay'a olan ilgisi. Hatay'ı haritasına dahi alan Suriye'ye de 4 bin 621 taşınmazın satıldığı kayıtlara geçti.[2]

Dönme Mason İttihatçı Cemal Paşa'nın torunu ise sol gösterip sağ vuruyordu!

"Kurmayca Düşünmek!

Terör ve şiddete karşı kendini korumak için İsrail'in sınır ötesi operasyon yapma hakkı var da Türkiye'nin yok mu?

ABD'ye göre yok.

Öyle anlaşılıyor.

Başkan Bush yönetimi, İsrail'in Ortadoğu'yu yeni bir cehennemin kıyısına iteleyen Lübnan saldırısına yeşil ışık yakabiliyor; ancak Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı askeri bir operasyonuna kırmızı kart gösteriyor.

Yeni de değil bu.

Amerika özellikle Irak Savaşı'nın patladığı 2003 yılı mart ayından beri Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı operasyon düzenlemesini istemiyor.

Çifte standart değil mi bu?

Evet öyle.

Hem de daniskası!

Amerika'nın kendi çıkarları açısından İsrail'i kollaması, buna karşılık yine aynı gerekçeyle Türkiye'ye hayır demesi elbette bir çifte standart örneğidir.

Ama sormak gerekiyor:

Bugüne kadar PKK'ya karşı Kuzey Irak'ta yürütülmüş olan sınır ötesi operasyonlarda alınan sonuçlar nedir? Askeri bakımdan PKK'ya büyük bir darbe indirmenin yolu acaba böylesi operasyonlardan mı geçiyor?

İkinci konu:

Böyle bir operasyona yalnız Amerika'nın değil, Avrupa Birliği'nin, Irak Kürtlerinin, Irak'ın, hatta birçok Arap ülkesinin de karşı çıkacağı anlaşılıyor.

Ayrıca, Türkiye'nin kendi Kürtleri arasında da rahatsızlık yaratacağı sır değil böyle bir askeri harekâtın...

Bir de ekonomik fatura konusu var tabii.

Bütün bunları alt alta sıraladıktan sonra, bir noktayı daha özenle göz önünde tutmak şart:

PKK'ya karşı mücadele tek boyutlu bir askeri mücadeleden ibaret değildir ve olamaz.

Geçen yıllar bu gerçeği çok acı biçimde ele güne göstermiştir.

PKK'ya karşı haklı ve meşru olan mücadele dün olduğu gibi bugün de hiç kuşkusuz devam edecek.

Ama bunun sadece askeri boyutla sınırlı kalması, sorunun demokrasi ile, hukuk ile, insan hakları ile, aş ve iş ile ilgili boyutlarının göz ardı edilmesi çok büyük bir yanlıştır.

Bu yanlış anlayışın yeniden sırıtmaya başladığına dair işaretler var.

Unutulmasın lütfen:

Bu yanlış, yıllar içinde Türkiye'yi maddi ve manevi bakımdan çok fena kanatmıştır.

Evet, şehit cenazeleri hepimizin yüreğini acıtıyor. Bu olağanüstü sıcak ortam, dileriz, soğukkanlı kurmay düşüncesini sekteye uğratmaz."[3]

Serdar Turgut'ta Amerikan ağzıyla savunuyordu!

"Asker Haklı Çıktı!

Askerlerin uzun vadeli tahminlerinde ne kadar isabetli oldukları da görüldü. Kuzey Irak'ta ABD'nin kontrolünde bir Kürt oluşumu oluştu ve bu oluşum devletleşme sürecinde hızla adım atmaktadır.

Tezkere oylamasının hemen sonrasında bir konuşma yapan Orgeneral Hilmi Özkök "Bugün onaylanmayan bu tezkerenin, uzun vadede bizi müttefiğimiz ABD ile karşı karşıya gelmek zorunda bırakabileceği bilinsin" demişti.

Türkiye tezkerenin reddedilmesiyle birlikte Kuzey Irak'ta manevra kabiliyetini fena halde kaybetmiş ve ABD'yle ortak hareket edip bölgede oluşan oluşumları etkileme ve kontrol etme şansını da kaybetmiştir. Bunun dışında ABD ile neredeyse düşmanlık düzeyine varan karşı karşıya gelmeler olmuştur. Türkiye'nin gücünün bölgede azalmasıyla birlikte ABD'nin stratejik çıkarları nedeniyle üzerine gitmediği PKK, uzun aradan sonra tekrar hareketlenmeye başlamıştır.

Gayet tabii ki dünyanın en büyük militer gücü olan ABD ile karşı karşıya gelmek hiçbir ülke için iyi olmayabilir ancak bu tür bir ortamın ABD için de hayırlı olmayacağı kesindir. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri de bölgede büyük deneyime sahiptir ve Kuzey Irak'ta savaşma koşullarını en iyi bilen ordudur.

Terörle savaşa kendini adamış olan ABD'nin PKK'ya müdahalesinin önünde hiçbir engel bulunmamaktadır ve bu yapıldığı takdirde hem Türkiye'ye huzur daha kolay gelecek hem de bölgede barışa giden yol açılabilecektir."[4]

Ve Engin Ardıç'ın "kirli mahiyetini gizlemeyen mertliği" sırıtıyordu!

"Ben şunu söylüyorum (öff, sıkıldım ha):

Türk, bir Yahudi-Arap kavgasında taraf tutmak zorunda değildir.

Daha doğrusu, imparatorluğun kurucusu ve yöneticisi "merkez halkı", imparatorluğun "periferi" halklarından birini ya da ötekini, birine ya da ötekine karşı kayırmakla yükümlü de değildir, zorunlu da.

Öte yandan "arabuluculuk çabası" da abestir, çünkü taraflardan hiçbiri bizi iplemez.

 

 

Yapacak tek şey var, karışmayacaksın. Bir İran atasözüne göre "selamet der kenar est".

Türk dış politikası ayrı konu ama, Türk kamuoyununun genel bakışı, elbette Deniz Akkaya'nın, Reha Muhtar'ın ve Hülya Avşar'ın aşk serüvenlerinden başını alabildiği ölçüde, "Araplar'ı tutma" yönündedir. Bunun da duygusal temeli "din kardeşliği" sayılıyor.

Bu "akılcı olmayan" tutum, "dinci" olarak nitelenen bazı vatandaşlarımızı, örneğin 9 Eylül 2001 saldırısında "bizim çocuklar öyle kaka şeyler yapmazlar" diyebilecek noktaya götürüyor. Bazı Sünni vatandaşları da, düne kadar şiddetle karşı oldukları Şii politikasını beğenmeye başlamaya... Gülünç oluyorlar. Çünkü "ideoloji" gözlerini köreltiyor.

O zaman, Kürt terörüne kızıp Arap terörünü "tutmaya" başlarsın ki, bu, "İsrail Lübnan'a girmesin ama biz Irak'a girelim" cümlesiyle özetlenen şaşkın ördek politikasıyla aynı dalga boyuna gelir!

Oysa, siz Arap'a tutkulu bir aşkla bağlı olsanız bile, Arap sizi sevmiyor. Korkuyor, çekiniyor, ama sevmiyor.

Yahudi'nin bizimle bir sorunu yok. Bizim de onunla olmamalı.

Tekrar söyleyeyim: İster Arap ister Acem olsun, "İslam dünyası" İsrail devletinin varlığını kabul etmediği ve artık tartışma konusu yapmayacağını da kanıtlamadığı sürece bu savaş bitmeyecektir.

İsrail devleti de, varlığının ortadan kalkacağını sezerse nükleer silah kullanmaktan da, dünya savaşı çıkarmaktan da, hatta gezegeni bile yoketmekten de çekinmeyecektir.

Biz o devleti daha 1948 yılında tanıdık ve kabul ettik. Tartışma konusu yapmayı da hiç düşünmedik. Bizim bakışımız budur." (Milli Gazete / 20.07.2006)

 

 

 

BOP'u da Eş Başkanlığı da Bırakın

İşgal ettiği topraklarda devlet kurarak sadece kendi çevresine değil, bütün insanlığa zarar veren, tüm yeryüzünü sömüren, Allah'a bile harp ilan etmiş bir kavimle, dünyada barış ve huzuru sağlayan İslâm'ın 600 yıl sancaktarlığını yapmış bir milleti kıyaslamak doğru değildir. "Doğru değildir"den de öte, böyle bir kıyaslama akla ziyandır.

Önceki gün kimi gazetelerde ABD elçisinin küstah açıklamalarına atfen, hükümet çevresinden bazılarının "İsrail yapınca iyi de biz yapınca mı kötü" şeklinde değerlendirmelerin yapıldığına dair haberler çıktı. Biz inanmak istiyoruz ki bu tür kıyaslamalar gazetelerin kendi yakıştırmalarıdır.

Zira PKK'nın Türkiye'ye yönelik hareketi tamamen terörist ve bölücü bir kalkışmadır. Oysa İsrail'e karşı direnen insanlar işgal edilen topraklarını kurtarmak, ellerinden alınan yaşama haklarına yeniden kavuşmak için direniyorlar.

Yukarıda sözünü ettiğimiz haberlerden sonra dün bir gazete, bu kıyaslamanın doğruluğunu kabul ederek "Türk milletinin İsrail vahşetine içten içe hayranlık duyduğu" iftirasını manşet yapmıştır.

Böyle bir bakış, bu millete yapılacak en büyük bühtandır. Bu millet Güneydoğu Anadolu bölgemizde her gün tabut tabut dizilen şehitlerimizi katledenlerin arkasında İsrail'in olduğunu bilmeyecek kadar saf mıdır?

Akıl sahibi herkes bugün şu soruyu soruyor: Neden düzine düzine askerimizin şehadetiyle İsrail saldırıları aynı zamana denk geldi? Bunun altında ne yatmaktadır?

Bizim burada en büyük uyarımız Türkiye'yi yöneten iktidaradır. Bu zihniyet sürdükçe, gidilen bu batıl yoldan dönülmedikçe istediğiniz kadar Kuzey Irak'a girip harekat yapın, terör belasından kurtulamazsınız. Cinayetler K. Irak'ta değil bizim topraklarımızda işleniyor. Yıllarca söyleyip duruyoruz; bunların arkasında ABD, İsrail ve Avrupa vardır. Siz bu gerçeği kabul etmediğiniz sürece, tıpkı bugün olduğu gibi, yarın da sınırlarımızdan elini kolunu sallayarak gelip sıra sıra askerimizi şehit eden katilleri durduramazsınız.

 

 

İsrail'e yalvar yakar bir dille söylenen, "yapmayın, etmeyin.. yoksa BOP'taki vazifelerimizi yeniden gözden geçiririz" demek ne çaredir, ne de devlet adamına yakışır. Bilmiyor musunuz ki bütün bu katliamlar zaten BOP için yapılıyor. Yapmanız gereken şey, BOP'taki vazifelerinizi gözden geçirmek değil, bu şer projesini derhal ABD ve İsrail'in başında parçalamaktır. Bu millete, bu devlete karşı olan sorumluluğunuzu yerine getirmek istiyorsanız bundan başka çıkar yol kalmamıştır.

Kim İsrail'in giriştiği  son katliamın Filistin ve Lübnan'da rehin alındığı iddia edilen üç askerle ilgili olduğunu zannediyorsa, yanılmaktadır.

Hafızanızı kontrol edin. İşgalci siyonistler Haziran ayının başında sahilde dinlenen sivil Filistinlilere karşı bir katliam gerçekleştirdi. Daha sonra bunu defalarca tekrar etti. Filistinlilerin bu katliamlara karşılık direnişe geçmeleri ise Haziran ayının son haftasına denk geliyor.

Kaçırıldığı söylenen askerler siyonistlerin kullandığı bir maskedir sadece.

ABD ve İsrail, Türkiye'yi komşu Müslüman ülkelerle bir savaşa tutuşturarak BOP'da son noktayı koymak istiyor. Artık bu gerçeği görün ve işe "eş başkanlık" sevdasından vazgeçerek başlayın. Veya soysuzluğun cezası olan acı aldatıcı sona hazırlanın!" (Milli Gazete / 20.07.2006)

 

[1] Zeki Ceyhan / Milli Gazete / 19.07.2006

[2] Yeni Çağ / 19.07.2006

[3] Hasan Cemal / Milliyet / 19.07.2006

[4] Serdar Turgut / Akşam / 19.07.2006


Bu yazarin diger makaleleri

ET KOKMAYA TUZ ÇARE; TUZ KOKARSA, BUZ ÇARE!
(Yani, eti kokup çürütmekten tuz korur. Ama tuz bozulursa, onu...
Devami
İSLAM'A KOŞUNUZ!
  İslam; topyekun bütün hayatı kuşatan, kendisine uyulduğu ve uygulandığı...
Devami
AKP ELİYLE EKONOMİNİN İFLASI
  Münafık Ekonomisi ıÜüDeğişim Dinamikleri Yönetim Merkezi geleneksel iftar yemeğine...
Devami
FETULLAH MI, FİTNETULLAH MI?
  Ilımlı İslam'ın tarihçesi ve Sultan Fatih'in zehirlenmesi Fatih Sultan Mehmed'in,...
Devami
AMERİKAN GEZİSİNİN, KAHRAMAN GAZİLERİ!
  Akşam'dan Y. Pekşen'in dediği gibi: ‘Aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmedi.' Başbakan'ın...
Devami
İSRAİL İÇ SAVAŞA DOĞRU GİDİYOR
  Şu günlerde İsrail'de herkes yeni bir savaştan bahsediyor. En...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6665

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR