ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1618
mod_vvisit_counterDün3864
mod_vvisit_counterBu Hafta5482
mod_vvisit_counterGeçen hafta27382
mod_vvisit_counterBu Ay82596
mod_vvisit_counterGeçen Ay119131
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17839443

IP'niz: 3.236.170.171
Bugün: 15 Haz 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12602595

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

İÇİMİZDEKİ DIŞ GÜÇLER VEYA DIŞ İŞLERİNDEKİ İŞBİRLİKÇİLER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

AKP'liler İsrail'e selam gönderiyor:

Beni İsrail-İsrailoğulları diye bir kavim vardır. Yeryüzünde ve Filistin'de Museviler vardır. Yahudi toplulukları vardır.

Ama gerçekte bir İsrail Devleti yoktur. Tarihen yoktur. Tabiaten yoktur. Hukuken yoktur. Ahlaken yoktur. Vicdanen yoktur.

Şimdiki İsrail ise, sadece harita üzerindeki bir hatadır, bir dayatmadır, fiili ama geçici bir arızadır. İsrail vahşi bir terör odağıdır. Anarşi kampıdır. Fitne ve fesat yuvasıdır. Tarihin en büyük işgal karargâhıdır. İslam dünyasının bağrına saplanmış, emperyalist ve Siyonist bir çıbanbaşıdır. Bu tesbitler, sadece bizim değil, iza'n ve insaf ehli Yahudilerin de samimi kanaatıdır.

 

 

 

Farklı kavim ve kökenden herkesin olduğu gibi, Yahudilerin de temel insan haklarına saygı duymak ve sahip çıkmak, elbette inancımızın ve insanlığımızın icabıdır.

Ama bu bahane ile terörist İsrail'i meşru bir devlet kabul etmemiz imkânsızdır. Bu açıdan Hamas yerden göğe kadar haklıdır.

Ama Milli Görüş gömleğini yani asli özelliğini ve manevi kimliğini çıkarıp atınca, hidayetlerinin nasıl karardığını, AKP Milletvekili Resul Tosun'un 7 Haziran 2006 tarihli Yeni Şafak'taki: Katil İsrail'e "rüşveti kelam ve hürmetli selam" cinsinden yazdığı şu talihsiz sözlerinden anlıyoruz:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer İsrail ve Filistin'e gidiyor. İyi de ediyor. Politikalarını beğenmesek de eleştirsek de İsrail ile köklü devlet geleneği olan bir ülke olarak ilişkilerimizin ölçülü ve dengeli biçimde devam etmesi isabetlidir. Elbette ki İsrail'in işgal politikasını, Filistinlilere uyguladığı hayat hakkı tanımama politikasını kesinlikle tasvip etmeyiz. Ama bölgenin en köklü devletlerinden biri olarak devletlerarası ilişkilerin devam etmesi gayet tabiidir.

Tıpkı Rusya'yla devam ettiği gibi. Rusya'nın da birçok politikasını tasvip etmeyiz, hatta tarihi olayların akışına baktığımızda en çok savaştığımız ülkeler arasında olduğunu görürüz. Buna rağmen devlet geleneği, ilişkilerin kesilmesini gerektirmez. Devletler yeri gelir savaşır yeri gelir barışır, yeri gelir karşılıklı anlaşmalar imzalar ticaret yapar, turistik organizasyonlar düzenler ama ilişkiler kopmaz/kopmamalıdır.

58 yıl önce kurulmuş bir devlet olarak Türkiye ile doğrudan sorun yaşamamış İsrail ile Türkiye'nin ilişkilerini sürdürmesi de devletlerarası ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda gayet normaldir."

İyi de, acaba Bay Tosunlar Hamas heyetine niye sahip çıkamamış, Mazlum Filistin halkının meşru ve seçilmiş temsilcilerine, mertçe ve mümince davranamamışlardı?

 

Nükleer silah deposu İsrail'in ‘ajan' Bakanı, Türkiye'yi İran'a karşı kışkırtıyor!

Ankara'ya MOSSAD ayarı yapılıyor!

İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin Türkiye ziyareti en önemli gündem maddelerinden biri olurken, ziyaretin en önemli gündem maddesi İsrail Türkiye ikili ilişkileri ve İran konusu. Ziyaretin zamanlaması ve özellikle İsrail tarafının ziyarete verdiği önem İran konusunda kafaları bir kez daha karıştırdı. İsrail Dışişleri Bakanı Livni'nin ziyaretiyle paralellik gösteren başka ilginç ziyaretlerde önümüzdeki günlerde özellikle İran konusunda sıcak gelişmelerin yaşanabileceğine işaret olarak değerlendiriliyor.

Türkiye son zamanlarda bölge dengeleri açısından oldukça stratejik öneme sahip ilginç ziyaretlere evsahipliği yapıyor. Bunlara bir yenisi de İsrail'in Kadın Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile eklendi. Livni, Dışişleri Bakanı olduktan sonra ilk yurtdışı ziyaretini bu gezi ile Türkiye'ye gerçekleştirmiş oldu. Birçok kesim tarafından bu "ilk ziyaret" İsrail'in Türkiye ile ilişkilere verdiği özel önemle açıklansa da, asıl gerekçenin İran'la ilgili sıcak gelişmeler olduğu vurgulanıyor.

Çünkü İsrail'in ikinci ismi Livni ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye yaparken, birinci isim Başbakan Ehud Olmert de bir haftalık bir gündemle ilk ziyaretini Washington'a gerçekleştirmişti. İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in Bush da dahil olmak üzere Beyaz Saray görüşmelerinin en önemli gündem maddesi de İran olmuştu.

MOSSAD ajanı Livni, Abdullah Gül'ü çok seviyor!

İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni bu ziyaretiyle olduğu kadar ilginç geçmişi ve kişiliği ile de dikkat çeken bir isim. Livni, Ariel Şaron'un bizzat yetiştirdiği ve İsrail yönetimine kattığı bir isim. Filistin'deki katliamları nedeniyle Kasap lakabıyla anılan Ariel Şaron'un yanında yetişen Tzipi Livni ilk olarak 1999 yılında Şaron'un partisi Likud'dan milletvekili seçildi. Hemen ardından yine Şaron tarafından devlet bakanlığı ile görevlendirildi. Sırasıyla Tarım Bakanlığı ve Göç bakanlığı da yapan Livni Ehud Olmert'in Başbakanlığında kurulan Hükümet'te Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı ile görevlendirilerek İsrail'in en yetkili ikinci ismi oldu. Ancak Kadın Bakan Livni'nin bütün bunlar kadar dikkat çeken bir özelliği de Mossad Ajanı olması. Üniversitede Hukuk eğitim alan Livni, İsrail Ordusu'nda teğmenlik yaptıktan sonra, Mossad Ajanı olarak çalışmaya başladı.  Siyasetteki hızlı yükselişini dünyanın çeşitli bölgelerinde Mossad Ajanlığı sırasında gösterdiği üstün performansa bağlayanlar oldukça fazla.

Bu arada İsrail-Türkiye-ABD üçgeninde gerçekleşen ilginç ziyaret trafiğinde önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Sezer'in de İsrail gezisiyle katılması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Sezer'in Haziran ayı içerisinde İsrail'e bir gezi gerçekleştirmeyi planladığı ancak gezinin Filistin ayağındaki Hamas tartışması nedeniyle gezinin henüz netleşmediği kaydediliyor.

Siyonist Bakan kaçıyor!

İran dosyası ile sessiz sedasız Türkiye'ye gelen İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Ankara'da kendisine sorulan şok soruya cevap veremeyince, basın toplantısı salonunu kaçarcasına terk ediyor!

Türkiye'ye Filistin'e yardım ve İran dosyası ile gelen Livni, Ankara'da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştü. Yaklaşık 1.5 saat süren görüşmenin ardından gazetecilere bilgi veren iki bakan, Ortadoğu barışı ve nükleer enerji konusunu ele aldıklarını açıkladılar.

Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan iki bakan, bir gazetecinin nükleer silahlara sahip İsrail'in nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasına imza atmadığını ve bu anlaşmaların şartlarına uymadığını hatırlatıp, iki dışişleri bakanına bu konudaki düşünceleri sordu.

Soruya önce Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yanıt verdi. Bakan Gül,  uluslararası anlaşmalara taraf olanların bütün şartları yerine getirmesi gerektiğini söyleyerek; "Tüm nükleer silahlara, bölgemizde, her yerde, komşularımızda da olmasına her zaman karşıyız. Ama kimde ne var kim de ne yok tabii ki ben bunu bilemem" dedi.

Türkiye'nin nükleer silahların yayılmasına karşı olduğunu belirten Gül, "Türkiye, bu konuda Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu ile işbirliğini teşvik etmektedir. Özellikle NPT'ye üye ülkelerin UAEK ile ilişkilerini şeffaf bir şekilde çalışmasının şart olduğuna inanmaktadır. Çünkü bu aynı zamanda bir sorumluluk gereğidir. Dolayısıyla biz bölgemizin tamamen nükleer silahların arındırılmış olmasına anlayışına inanıyoruz" diye cevap verdi.

Abdullah Gül açıklamasını bitirince, teşekkür edip ayrılmak isterken gazeteciler; İsrailli bakanın da cevap vermesi gerektiğini hatırlattılar. Bunun üzerine bakanlık tercümanı araya girdi. Soruyu anlamakta güçlük çektiği izlenimi vermeye devam eden Livni'nin yanına bu sefer İsrail Ankara Büyükelçisi Pihnas Avivi geldi. Onun da tercümesine aldırmayan Bakan Livni'nin kulağına en son Abdullah Gül sorunun içeriğini İngilizce olarak tekrarladı. Ancak İsrailli Bakan Livni, Gül'ün sözlerinin ardından hızlı bir hamleyle salonu terk etti.[1]

İsrail iki devletli çözüm için destek istiyor!

İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, iki günlük Türkiye ziyaretinde, "İsrail'in ileride bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına imkân tanıyacak biçimde sınırlarını yeniden belirleme" yönündeki tek taraflı planına destek isteyeceğini açıkladı.

Livni, İstanbul ve Ankara'da yapacağı temaslar öncesinde, temel mesajlarının şunlar olacağını söyledi:

  • İsrail çözümsüzlükten değil, İsrail ve Filistin devletlerinin kendi topraklarında egemen olduğu iki devletli bir çözümden yanadır.
  • Bizim tercihimiz tek taraflı adım atmak değil. Filistin ile müzakere ederek çözüme ulaşmak istiyoruz. Ancak Hamas'ın seçilmesi ve söylemlerini değiştirmemesi bunu imkânsız kılıyor.
  • Biz inandığımız, sınırları belirlenecek iki devletli çözüm yönünde adımlar atmaya devam edeceğiz.
  • Türkiye, özel konumu nedeniyle bu vizyonumuzun hem Filistin'deki ılımlı çevreler hem de uluslararası alanda desteklenmesi için önemli rol oynayabilir.
  • İsrail'in bağımsız bir Kürt devleti fikrine destek verdiği iddialarını da reddeden Livni, "Biz Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini korunmasından yana olduk ve olmaya devam edeceğiz" dedi.

Efsanevi teröristin kızı, kin kusuyor!

Filistin devletinin kurulmasını da içeren iki devlet planına ülkesinde, "Büyük İsrail" beklentisi içindeki muhafazakâr kesimlerin tepki gösterdiğini söyleyen Livni, "Beni kendi babama bile ihanet etmekle suçluyorlar" diyor..

İsrail devletinin kuruluşu öncesinde İngiliz - Araplara karşı yürütülen ve aralarında 1946'da Kudüs'teki King David Oteli'nin bombalanmasının da yer aldığı birçok askeri eylemi yürüten terör örgütü "Irgun"un (ETZEL) efsanevi lideri Eitan Livni'nin kızı olan Livni, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Babamın mezarında ters döndüğünü, yaşasaydı bu fikirlerimi kabul etmeyeceğini söylüyorlar. Babam ve annem büyük İsrail'in varlığı için savaştılar. Ben de İsrail ülkesinde Yahudilerin oturmasını istiyorum ama diğerlerinin haklarına, özgürlüğüne saygı duymak da benim yine ailemden kazandığım değerlerin başında geliyor."

Oysa "İki Devletli Çözüm" dediği Bağımsız Filistin Devletini tarihe gömecek ve bütün topraklarını İsrail'e mal edecek bir Siyonist tuzağıdır. Aynen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Rumlara yamanması için oynanan şeytani senaryoyu hatırlatmaktadır.

Dünya kamuoyu ve bölgedeki Müslüman toplumu da böylece avutulmaya ve oyalanmaya çalışılmaktadır.

D-Günü'ne aylar kalmış, İran vurulacakmış!..

İran lideri Mahmud Ahmedinecad'ın İsrail'in yok edilmesi yönündeki demeçlerine "dünyanın dur demesi" gerektiğini belirten Livni, İran'ın nükleer silah üretme faaliyetlerini aralıksız sürdürdüğünü de belirterek, şunları söyledi:

"Nükleer silah üretme konusundaki teknolojik know-how'u elde edecekleri 'D-günü' dediğimiz dönüşü olmayan noktaya varmalarına sadece birkaç ay kaldı. Dünya nükleer silaha sahip bir İran istemiyor."

 

Duvar gerekli

İsrail yönetiminin inşa ettiği 'güvenlik duvarı'nı savunan Livni, "Filistin'den bize yönelik nefret ve terör nedeniyle bu duvara ihtiyacımız var. İki devlet oluştuktan sonra ileride duvarı yıkıp barış içinde yaşamak isteriz. Ama güvenlik sorunumuzun tamamen ortadan kalkması lazım. Unutmayın, Berlin duvarının yıkılması 50 yıl aldı" dedi.

İsrail, Türkiye'yi ortadan kaldırıyor.

Geçtiğimiz ay Türkiye, önce işgal altındaki Filistin topraklarının gerçek sahiplerine; Filistinli Belediye Başkanlarına ve ardından işgalci İsrail'in Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'ye ev sahipliği yaptı.

İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, aralarında Sami Kohen, Cengiz Çandar'ın da bulunduğu medya yöneticileri ve köşe yazarlarıyla bir araya geldi. Ardından Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştü. Livni, İsrail'in sınırlarını yeniden belirleme yönündeki tek taraflı plan için destek arayışındaydı. Her ne kadar Livni, Türkiye ile İsrail arasındaki ikili ilişkileri "mükemmel" olarak nitelese de, en azından şimdilik, plan için aradığı desteği bulamadı. Görüşmenin ardından iki Dışişleri Bakanı da medyanın karşına geçerek soruları yanıtladılar. Hamas yönetimiyle ilgili olarak, "Filistin'de seçimleri bir terör örgütü kazandı" diyen Livni, "Hamas hükümeti meşru sayılmayacaktır." sözleriyle de Hamas'ı ‘terörist' olarak tanımladı.

Peki, hakikat Livni'nin söylediği gibi mi? Türkiye İsrail ilişkileri mükemmel mi? Gerçek terörist İsrail mi yoksa Hamas mı? Tüm bu soruların yanıtını Nablus Büyükşehir Belediye Başkanı Adli Yasih'in anlattıklarını öğrendiğinizde çok daha kolay bulacaksınız...

Batı Şeria'nın en büyük şehirlerinden Nablus'ta, halkın yüzde 74'ünün oyunu alarak Belediye Başkanı seçilen Adli Yasih şehirle alakalı bilgilerin ve yaşadıkları sorunların yer aldığı bir sunum yaptı. "Bizi terörist gösteriyorlar, oysa biz haklı mücadelemizi yapıyoruz" diyerek sözlerine başlayan Nablus Büyükşehir Belediye Başkanı Adli Yasih, İsrail'in geri çekilişinin sadece görüntüden ibaret olduğunu söyledi. Zaten, Birleşmiş Milletlerin hazırladığı, haritaya şöyle bir göz attığınızda Yahudi yerleşimcilerin hızla Filistin şehirlerini kuşatma altına alacak şekilde yüksek kesimlere yerleştirildiği görülüyor. İşgalciler dünyaya geri çekildiklerini söyleseler de Filistinliler ambargo ve kuşatma altında yaşıyorlar. İsrail askerleri ve tankları, tıpkı kan emici yarasalar gibi, güneşin batışıyla birlikte Nablus'un sokaklarında dolaşmaya başlıyorlar. Güneşin doğuşuyla birlikte de geri çekiliyorlar.

Hamas yönetimine uygulanan ambargoya karşı birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu para yardımında bulundu. Bu paranın nereden geldiği ve nereye gideceği, ne amaçla kullanılacağı belli. Bu paralar maaşlarını alamayan öğretmenlere ve diğer görevlilere ödeme yapmak için kullanılacak. Ancak aylardır toplanan para Filistin'e ulaştırılmıyor. İşgalci İsrail'in Dışişleri Bakanı Livni'nin bu duruma ilişkin cevabı ise insanı dehşete düşürecek cinsten; "Şimdi Filistinli çocukları Hamas'a ait öğretmenler mi eğitsin?"...

Nablus belediyesinin çöp toplamadan, planlamaya, elektrik hatlarındaki kayıplardan alt yapıya bir çok konuda yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen Adli Yasih, Türkiye'nin ve Türk milletinin maddi ve manevi her tür desteklerini istediklerini ve beklediklerini ifade etti. Nablus Büyükşehir Belediye Başkanı Adli Yasih sunumu tamamladığında, sunum esnasında, zaman zaman gördüğümüz amblemin manasını sordum. Amblemin ortasında bir kule ve bu kulenin her iki yanından bir kol misali uzanan zeytin dalları vardı. Sağdaki zeytin dalının üzerinden de bir güneş doğuyordu. Adli Yasih, amblemdeki kulenin Osmanlı'dan kalma bir saat kulesi olduğunu ve kulenin bir benzerini şehir meydanına inşa ettiklerini söyledi. Filistin'de bu saat kulesi gibi birçok Osmanlı eserinin olduğunu söyleyen Yasih, İsrail'in özellikle bu tarihi yapıları tahrip ettiğini ifade etti. Yasih'in sunumu esnasında gördüğümüz, tank ve roketatar ateşine maruz kalmış; hamam, kemer ve mescit fotoğraflar sözlerinin açık ispatıydı.

Hatırlayacaksınız, Suudîlerin Mekke'deki Osmanlı yapısı Ecyad Kalesi'ni yıkmalarına medyamız cansiperane bir şekilde tepki göstermişti. Dönemin Kültür Bakanı da koroya katılmış, Ecyad Kalesi'nin yıktırılmasını ‘barbarca' bir davranış olarak nitelendirmiş ve kınamıştı. Bununla da yetinmeyen eski bakan, UNESCO Türkiye Milli Komitesi'ne yıkımın protesto edilmesi için başvuruda bulunulduğunu açıklamıştı.

Ne ilginçtir ki, aynı medya ve siyasiler, konu Filistin ve işgalci İsrail olunca tepkisizliğin zirvesine ulaşıyorlar. Yalnızca yıkılan hanlara, hamamlara değil, Muhammed Durre gibi, fidanların hayatının baharında şehit düşmelerine bile suskun kalmayı tercih ediyorlar. Bu suskunluk ve tepkisizlik aslında kendini, tarihini inkârdan başka bir şey değildir. Ve işgal edilmiş topraklara bile bile yerleşenlerin masumiyetinden söz edilemeyeceği gibi, yere düşen fidanlara suskun kalmayı tercih edenlerin masumiyetinden de söz edilemez. İstanbul bu şarlatanlığa daha fazla seyirci kalamaz. İstanbul'un yeri, Kudüs'ün; Nablus'un; Gazze'nin yanıdır. Çünkü işgalcilerin Nablus'ta, Kalkilya'da, Ramallah'ta yerinden oynattığı her taş "Türkiye"nin varlığını biraz daha ortadan kaldırmak içindir.[2]

Mossad'ın 2. Adamı Ankara'da Ne Arıyor?!!

Ankara Haziran ayı sonunda çok ilginç bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapacak. Hazırlıklarına geçen yıl başlanan toplantı ilk bakışta şehircilik merkezli görünüyor. Glocal Forum adlı, İtalya merkezli ulsulararası kuruluş tarafından düzenlenen etkinliğe dünya çapında katılım olacak: Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Belediye başkanları, siyasetçiler, iş adamları... İlginç bulmadınız mı? O zaman şunu da duyun bir:

Glocal Froum adlı kuruluşun yönetim kurulu başkanı, İsrail gizli servisi Mossad'ın en ünlü elemanlarından birisi, Mossad İkinci Başkanlığı'na kadar yükselen bir şahsiyet: David Kimche.

David Kimche, 6 Ağustos 2005'de Ankara'ya geldi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek'le toplantıyla ilgili olarak görüştü. Büyükşehir Belediyesinin himayesindeki toplantı ise 30 Haziran - 6 Temmuz 2006 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Haziran ayı içinde basın bu toplantıyı geniş olarak verecek, hiç şüphemiz olmasın. Katılacak şahsiyetler, kuruluşun yüce amaçları vs. gündemi kaplayacaktır. Ancak, kurumun yönetim kurulu başkanının istihbarat geçmişi gündeme gelmeyecektir.

Ünlü bir İsrailli istihbaratçının yönetim kurulu başkanlığını yaptığı bir uluslararası kuruluş ve Ankara'da planladığı şehircilik toplantısı...

Peki, Kim Bu David Kimche?

Google'da adını yazar yazmaz karşınıza çıkan anahtar niteliğindeki isimleri ve olayları sıralayalım: İrangate, Iraklı Kürtler, Nicaragua, Lübnan, silah ticareti, Mossad, İsrail dışişleri bakanlığı, İsrail dışilişkiler konseyi vs. vs.

İngiliz Yahudisi!

David Kimche, aristokratik, pekçok haham da çıkarmış bir İsviçreli Yahudi ailesinin üyesi. Ailesi, o doğmandan hemen önce İngiltere'ye yerleşiyor. Kimche, İngiltere'de doğuyor. Zaten kimche'yi daha sonra gireceği Mossad'da mesleki başarısı kadar, İngiliz "inceliği" de ayırıyor iş arkadaşlarından. "Kaba saba" diye tabir edilen diğer Mossad elemanlarının yanında Kimche son derece sofistike bulunuyor.

MOSSAD'a Giriş

Kimche 1946'da Filistin'e gidiyor. İsrail devleti kurulduktan sonra şansını İsrail dışişleri bakanlığında deniyor ama imtihanlarda başarılı olamıyor. Bir süre Jerusalem Post'ta gece editörlüğü yapıyor. Bir süre sonra, yeni kurulan Mossad'a girmeyi başarıyor.

Afrika Yılları

David Kimche, 1950'li ve 1960'lı yıllarda Afrika'da görülüyor. Yeni yeni bağımsız devletler oluşur, Afrika darbelerle çalkanırken, kıtada "David Sharon" sahte adıyla görev yapan İsrail dışişleri yetkilisi olarak bütün olup bitenlerde etkin rolü olduğu söyleniyor. O dönemde Afrika'da görev yapan gazeteciler David Sharon'u belli başlı bir haber kaynağı olarak anımsıyorlar. Tabii bazen de dezenformasyon, yönlendirici haber kaynağı...

David Kimche valizini alıp bir Afrika ülkesine gidiyor, oradan ayrıldıktan birkaç gün sonra orada ya bir iç savaş başlıyor yahut bir darbe gerçekleşiyor. Afrika'nın ünlü yöneticilerinden İdi Amin'in arkasında da David Kimche (ya da Sharon) gölgesi görülüyor.

Kürtlerle Dans

Kimche aynı yıllarda Irak'taki Kürtlerle de teması kuran adam. Barzaniyi eğiten ve silahlandıran isim. Bugün kuzey Irak'ta gelinen noktanın başlangıcında da o var yani.

Kimche'nin bir diğer ilgi alanı da İran ve Türkiye. Arap olmayan Müslüman Ortadoğu ülkeleriyle sıkı ilişkileri var.

Kimche 1970lerde Mossad'ın tepesine kadar yükseliyor, ikinci adam oluyor. Mossad'ın başına geçmesine kesin gözüyle bakılırken, ani bir biçimde tasfiye ediliyor. Mossad Başkanı, Kimche'yi kendisine bağlı bağımsız bir örgütlenme ve finans yapısı kurmakla ve bunu Mossad'ın başına geçmek için kullanmaya kalkışmakla suçluyor.

İRANGATE

David Kimche'nin sonraki durağı İsrail Dışişleri Bakanlığı oluyor. Kimche, İsrail dışişleri bakanlığı müsteşarlığına getiriliyor. 1980'lerin başındaki bu görevi sırasında İsrail Lübnan'ı işgal ediyor. İşgalin önemli aktörlerin birisi de Kimche.

David Kimche'nin en ilginç faaliyetlerinden biri ‘80lerin ikinci yarısında gerçekleşiyor. 1987'de patlak veren İrangate skandalının arkasında Kimche çıkıyor. Amerika, tüm dünyayı İran'a ambargo uygulamaya çağırırken, kendisi, "Lübnan'da rehin tutulan vatandaşlarına karşılık" diyerek İran'a silah satmakta, buradan gelen parayı da Nicaragu'daki anti-komünist Contra gerillalarına aktarıyordu. Ancak ABD İran'la doğrudan temas halinde değildi; arada İsrail, İsrail adına da öncelikle David Kimsche vardı!

Kimsche, dışişleri bakanlığındaki görevinden sonra da bu işlerden kopmuş görünmüyor. İsrail dışilişkiler konseyinde faal, son senelerde de Glocal Forum'un yönetim kurulu başkanı. Kimsche bu sıfatıyla geçen yıl Türkiye'ye geldi, Ankara belediye başkanı Melih Gökçek'le görüştü.

GLOCAL FORUM Ne Yapar?

Başında, İsrail'in en seçkin istihbarat ve diplomasi şahsiyetlerinden birinin bulunduğu Glocal Forum faaliyet amaçlarını şöyle tarif ediyor: Barış inşa etmek, tarım ve beslenme, bilgi ve iletişim teknolojileri, çocuklar, gençler, spor, sanat faaliyetleri. Kuruluş, bu alanlarda politika formüle eden bir think-tankı de bünyesinde barındırıyor. Proje bazlı olarak çalışan Glocal Forum, adından da anlaşılacağı üzere (Global ile Local'in, kürsel ile yerelin karışımı: Glocal) küresel çapta yerel odaklı çalışıyor. Yerel odakta ise şehir ve şehirlerarası ilişkiler bulunmakta. Glocal Forum, sivil toplum örgütlerinin yerel düzeydeki etkinliklerini arttırmayı öngörüyor.

Kafkasya ve Ortadoğu'nun sivil darbeler ve savaşlarla çalkandığı, Büyük Ortadoğu Projesinin dört koldan, öncelikle de toplumsal düzeyde uygulanmaya koyulduğu bir dönemde, başında sicili epey kabarık bir eski Mossad şefinin bulunduğu bir uluslar arası kuruluş Ankara'da büyük bir toplantı gerçekleştirecek.[3]

Wilson Baydemir'i niye ziyaret ediyor?

• Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir'i ziyaret eden ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, "Burada bulunduğum süre içinde, buradaki meseleler nelerdir kendim şahsen görmek istedim" dedi.

Adana Konsolosu Walter Scott Reid ile Diyarbakır'a gelen Büyükelçi Wilson, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i makamında ziyaret etti. Vali Efkan Ala ile havaalanında görüşme imkânının olduğunu ifade eden Wilson, "Türkiye'nin güneydoğusunu ilk kez görüyorum. Burada bulunduğum süre içinde, buradaki meseleler nelerdir kendim şahsen görmek istedim. Aynı zamanda genelde Türkiye'de ulusal sorunlara buradan nasıl bakılmaktadır? Ülkelerimiz arasında ilişkiler özellikle bu bölge açısından nasıl geliştirilebilir? Onları görmek istedim. Sizinle ve diğer yetkililerle görüşmek istedim" dedi. Baydemir ise, "Evrensel değerlerde daha çok buluşmamız lazım. Ben inanıyorum ki Türkiye'de başta Kürt sorunu olmak üzere demokratikleşme, sivilleşme sorunu bütün sorunlarımız diyalog yoluyla çözülebilecek ve aşılabilecek problemlerdir" diye konuştu.

Görüşme, daha sonra basına kapalı devam etti.

Öte yandan DTP Eş Başkanları Türk ve Tuğluk, Sosyalist Enternasyonel'in toplantısına katılmak üzere Irak'a gitti. Tuğluk ve Türk, Irak Devlet Başkanı Talabani ve Kürt yönetimi lideri Barzani'yle bir araya gelecek. Sosyalist Enternasyonel bünyesinde yeralan Corni Fredericson başkanlığındaki "Kürt Çalışma Grubu", Kuzey lrak'ın Süleymaniye kentinde "Irak'taki Kürt halkının mevcut durumu ve Kürt sorunu konusunda Sosyalist Enternasyonel'in faaliyetleri" konulu bir toplantı düzenliyor. 29 Mayıs'ta gerçekleşecek toplantıya Irak'ın yanısıra, Türkiye, Iran ve Suriye'deki SE üyesi ile bazı bölge partileri davet edildi. Türkiye'den DTP çağrıya olumlu cevap verirken, diğer davetli CHP toplantıya katılmama kararı aldı. DTP heyetinde Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür ve Avrupa temsilcisi Faik Yağızay da yer aldı.

"İçimizdeki dış güçler"

"Daha bağımsız ve kişilik sahibi bir dış politika izlenmesini istiyorsunuz. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim. Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar. Yapabilirler mi bunu? Hepsinin çevresi ‘uzman' denilen yabancılarla dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum, sonucu bana gelmeden Washington'un haberi oluyor. Sonucu memurdan önce, sefirden öğreniyorum. Bağımsızlık savaşından sonra Lozan'da esas mücadele bu uzmanlar konusunda oldu. Yoksa sınırlar zaten fiili durum idi. Tazminat işini iki devlet aramızda çözerdik. Bütün mücadele idaremize yapılmak istenen müdahale yüzünden çıktı. Bir tek uzman vermek için büyük ödünlerde bulunmaya hazırdılar. Dayattık. Biz onların neden ısrar ettiklerini biliyorduk. Onlar bizim neden inatla reddettiğimizi biliyordu. Böyledir bu işler; peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler. İmzayı attınız mı, ertesi gün gelmişlerdir. Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök. Gitmezler. Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika, ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su' döversiniz. Fakat sanmayınız ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez."

İsmet İnönü, bu konuşmayı, 1963 yılında, Başbakan iken yapmıştır. Nitekim Menderes, Demirel ve Özal döneminde, "imzalar atılmış" ve yabancılar, ülkenin her yerine, her kurumuna yerleşmiştir. Refah-yol döneminde bu sorunun üstüne gidilmiştir. Ve "başımıza neler geleceği bilinmiştir."

Başbakan Erdoğan'ın "bürokrasiyi aşamıyoruz" demesi, ama sadece demesi, boşuna değildir. Bu durumu istismar etmek içindir. Çünkü masonik merkezlere ve Siyonist İsrail'e hizmet, bunların iktidar şerefidir.

Konuya devam edelim: 1975 yılında, ABD, Amerikan Yardım Teşkilatı'nın Türkiye'deki çalışmalarının verimini saptamak için ülkemize bir uzman gönderir. Richard Podol isimli uzman, Washington'a gönderdiği raporda şunları yazar: "Türkiye'de önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmemiş bir Türk'ün bulunduğu bakanlık ya da iktisadi devlet kuruluşu (KIT) hemen hemen kalmamıştır. Müsteşarlık ve genel müdürlük mevkilerinden de daha yüksek görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenmektedir."



[1] Milli Gazete / 30.05.2006

[2] Ayhan Demir / Milli Gazete / 06.06.2006

[3] http://www.acikistihbarat.com/ / 18.05.2006


Bu yazarin diger makaleleri

CIA-MAAT; DİN İSTİSMARINDAN İSTİHBARAT AJANLIĞINA MI?
Başlatılan operasyonlarda 50’ye yakın üst düzey paralel emniyetçi(!) hakkında tutuklama...
Devami
Filistin’e “Gözlemci Devlet” Payesi mi İSRAİL İŞGALİNİN RESMİLEŞTİRİLMESİ Mİ?
Sn. Recep T. Erdoğan’ı Erbakan’dan koparıp boynuna cesaret madalyası takan...
Devami
AMERİKA’NIN TAHRİBATI VE TSK’NIN TAVRI
  Erdoğan’ın izinde olduğu Özal darbecilere kalbi şükranlarını sunmaktaydı! Başbakan Erdoğan'ın sık...
Devami
AHMET TAŞGETİREN’LE AHMET HAKAN FARKLI KARELERDE AMA AYNI KRAKTERDEDİR
Bir zamanlar Kanal 7’nin milli şuurlu spikeri, Batı emperyalizminin ve...
Devami
MAFYA MEDENİYETİ
  MAFİA ŞEBEKESİ 19. Yüzyılda İtalyan'ın yakınlarındaki Sicilya adasında ortaya çıktı....
Devami
KİRALIK AKP KALEMŞÖRLERİ VE OĞUZHAN ASİLTÜRK - ŞEVKET KAZAN EKİBİ
  Yeni Şafak Gazetesinden Salih Tuna, Ulusal Kanal’a çıkıp: “Ergenekon tertibi, Türk...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6166

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR