ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1589
mod_vvisit_counterDün3864
mod_vvisit_counterBu Hafta5453
mod_vvisit_counterGeçen hafta27382
mod_vvisit_counterBu Ay82567
mod_vvisit_counterGeçen Ay119131
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17839414

IP'niz: 3.236.170.171
Bugün: 15 Haz 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12602576

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

MOSSAD VE MOSHA'YA TAVSİYEMİZ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Kıvanç Değirmenli'nin önemli tesbitlerinden kesitler vermeden önce, bazı gerçeklerin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olmak üzere, Erbakan Hoca'nın şu sözlerini hatırlatalım:

"Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü doğru diye algılanma ve aldatma riski çok yüksek bulunmaktadır."

Bu arada, İslam hukukunun

  • a) Eksik anlatılan doğruların
  • b) İlave katılan anlatımların
  • c) Kasıtlı olarak bazı gerçekleri gizlemeye ve üstünü kapatmaya çalışmanın da "yalancı şahitlik" saydığını da hatırlatalım.
 

İsrail kanadından ilginç bir dezenformasyon esintisi başlatıldı. Bu durum aynı zamanda "gerileme ve savunmaya geçme" anlamı taşımaktaydı.

Önce ABD'de yönetimin Yahudilerle bir sorunu olduğu ve yönetimde Yahudilere yönelik bir tepkinin olduğu yönündeki söylentiler yaygınlaştı....

ABD'deki devlet yapısında Yahudiler ve İsrail yüzünden derin çatlaklar olduğu doğru fakat bu iç savaşın İsrail aleyhine geliştiği kısmı yoruma açıktı...

Ayrıca MOSSAD'ın çok ilginç bir huyu vardır :

Anti-İsrail bilgilerini, kendi elleri ile Anti-İsrail yazarlar üzerinden beslemeye bayılırlar.

Yanlışın da; doğrunun da bu kadar çok kulvarının olduğu bir dünyada; önemli olan insanların doğruyu öğrenmesi değil; kendi bulundukları doğru kulvarının EN DOĞRU zannetmeleridir.

Hassas ve karmaşık operasyonlar; EN DOĞRU'yu bildiklerini zannedenlerin; DAHA DOĞRU şeridi üzerinden sollanıp yaya bırakılması sonucu gerçekleşir.

Veri ve bilgi kanallarının bu kadar çeşitlendiği bir dünyada; DEZENFORMASYON SANATI; YANLIŞ BESLEME DEĞİL; "EKSİK DOĞRUYU, EN DOĞRU ZANNETTİRME" ve EKSİK DOĞRU ÜZERİNDEN YANLIŞ KULVARDA HAREKETE GEÇİRME SANATIDIR:

MOSSAD'a hakkını vermek lazım, uzun zaman bunu iyi yaptı, ama artık çuvallamaktadır!...

Türk basınında ve Internet gruplarında belli köşelerden sahneye sürülen; "ABD İsrail'le cepheleşiyor" DEZENFORMASYONU doğru test edilmez ve Milli Çözüm adresi gösterilmezse, iki şeytanlığa yarar:

1- AKP hükümetinin; ABD kadroları ile manevra alanını genişletir (Tabana; "Ortadoğu'da İsrail'e karşı ABD ile işbirliği yaparak; İsrail'i sıkıştırıyoruz" mesajı çok daha inandırıcı olur)

2- Güvenlik bürokrasisinde İsrail'e soğuk bakanların ABD'ye olan eğilimleri artar ve dolaylı yoldan yine İsrail'in eline düşürür.

Bakınız, bir Musevi vatandaşımız; Türkiye - İsrail arasında son zamanlarda soğuyan ilişkileri kendisine dert edinmiş ve kendi deyimi ile: "az buçuk soğumaya yüz tutan ilişkileri daha düzgün bir zemine oturtmak için" ISRATURK isimli bir e-posta grubu kurmuş.

Bu Musevi vatandaşımız hakkında henüz elimizde bir bilgi olmadığı için; kendisinin kaygıları konusunda samimi olduğunu varsaymak ve inancı itibarı ile kendini yakın hissettiği İsrail'le Türkiye arasındaki; "az buçuk soğuyan" ilişkileri düzeltmeyi dert edinmesini normal karşılamak durumundayım.

Kurduğu grubu; "TÜRKISRA" değil de, "ISRATURK" olarak adlandırmasının psikolojik zemin analizlerine girmeyeceğim. Şimdilik gereksiz.

"ISRATURK" grubunun konumuzla bağlantılı posta trafiği ise hayli ilginç.

Grubun sahibi; İsrail hakkında Türk kamuoyunda yeralan ve

"İsrail Devleti olarak nerede ise tepkisiz kaldığınız veya tepkilerinizin basına aksetmediği konuları" açıklığa kavuşturması için; adeta "bir şeyler söyleyin; ben İsrail'in böyle şeyler yaptığına inanmak istemiyorum" diye bas bas bağıran bir ruhla yazılan yazıyı; cevaplanmasını istediği iddialar ile birlikte İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Moshe Kanfi'ye yollamış

Sorular şöyle:

1) "İsrail Kuzey Irak'ta ne yapıyor hakkaten? Kürt birlikleri Türkiye'ye karşı eğitiyor veya başka işlere karıştırıyor musunuz?"

2) "Türk Basınında gün geçmiyor ki İsraillilerin ve İsrailli şirketlerin GAP bölgesi ve Mardin Diyarbakır ,Urfa bölgelerinde büyük miktarda arazi satın aldıkları ve bu arazileri satın almalarının ardında ise BUYUK ISRAIL PROJESI ve Tevrat'ta sözü edilen Fırat ile Dicle'nin çıktığı yerden Nil Nehrinin denize döküldüğü yer'e kadar kurulması öngörülen bir İsrail Devleti hülyasının yürürlüğe konması hedeflendiği iddia edilmekte ve İsrail devleti ile İsrailli işadamları Türkiye'nin topraklarının çalınması ile suçlanmaktadır. İsrail Devleti olarak bu sizi hiç rahatsız etmiyor mu?"

3) Bir başka iddia ise İsrailli Hamile kadınların Urfa'ya doğurmak için gittiklerini ve son bir yılda 20 bin'e yakin İsrailli kadının doğum maksadı ile Urfa'ya geldiği yazılıp iddia ediliyor. Elinizde bu konuda bildiğiniz rakamlar var mı? İsrailli kadınlar ne diye Urfa'ya çocuklarını doğurmaya gelirler?

Bu sorular şeytanı bile şaşırtan bir şarlatanlık içermektedir!...

Şunu özellikle belirtelim. Üçüncü maddede yeralan haber; KOLAY YALANLANABİLİR ve KOLAY DAMGALANABİLİR özelliği ile kamuoyunda İsrail'le ilgili iddiaları sulandırmaya yönelik sinsi bir hamledir. Bu haberin yayılması ile birlikte; "İsrail'le ilgili her şeye inanmaya hazır hale gelmiş" kitleler bir anda ofsayta düşürülmüş ve haberin yalan çıkması ile birlikte; "acaba İsrail toprak alıyor iddiaları da mı sahte" imajı oluşturulmuştur. Böylece; doğru bilgiler sürüsü; yanlış ve abuk subuk bir bilginin hırçınlığı üzerinden dezenformasyon alanına doğru sürülmüştür.

Zaten ISRATURK grubunun sahibi bu iddiayı sona yerleştirip; yazıyı;

"Güldüğünüzü ve benimle dalga mı geçiyorsun dediğinizi görür gibiyim. Ama Türk basınında bu haberlerin dolaştığını ve Türk Halkının büyük bir kısmının bu hikayelere inandığını sizde biliyorsunuz. Lütfen bu soruları büyük bir ciddiyet ve resmi verilerle cevaplandırmanızı rica ederim." cümlesi ile bitiriyor.

Soruların içeriğinden çok; gösterilen çabanın naifliğine... Ne kadar masum bir çaba değil mi...

"Hikayelere inanan Türk halkı"... lütfen bizi "ciddiyet ve resmi verilerle" bu hikayelerden kurtarın diye yalvarıyor...

Ama kahkahanızı sona saklayın...

İstanbul Başkonsolos Yardımcısı bakın bütün ciddiyeti ile neler yazmış... neler yok ki.

  • "İsrail Irak'ın hiç bir bölgesinde bulunmamaktadır!?..
  • En güvenilir ve bilgi sahibi kurumlara danıştıktan sonra sizi temin ederim ki İsrail'in katiyyen bu bölgede mevcudiyetine rastlanmamıştır!?..
  • İsrail vatandaşlarının toprak satın almadıklarını ve bölgede yabancılar tarafından alınan toprağın %90 ının Suriyelilere ait olduğu saptanmıştır!?..

YAPTIĞIMIZ MEDYA OPERASYONUNDAN SONRA, Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Zeki Adlı bir basın toplantısı düzenleyerek bölgede hiç bir İsraillinin toprak almadığını resmi kaynaklara dayanarak açıklamıştır!?..

İNSAF!.

Bir YALAN ancak bu kadar fütursuzca söylenebilir ve insanın bilinçaltı ancak bu kadar net konuşabilir:

"YAPTIĞIMIZ MEDYA OPERASYONUNDAN SONRA!?" İsrail Büyükelçisi Mosha Kanfi;

Medya çalışmasını OPERASYON olarak tanımlamakla kalmıyor bir de utanmadan "en güvenilir ve bilgi sahibi kurumlara" (MOSSAD diyememiş) danıştığını belirttikten sonra buyuruyor:

"İsrail Irak'ın hiç bir bölgesinde yoktur."

MOSSAD'ın kamuoyunu dezenforme etmekten; kendi diplomatlarını dezenformasyon sanatı konusunda eğitmeyi ihmal ettiğinin daha net bir kanıtı olabilir mi?

Türk kamuoyunun zeka seviyesini ABD kamuoyu ile karıştıran Mosha Kanfi'nin durumuna gerçekten çok üzüldüm.

Halbuki biz ona; MOSSAD'ın Bağdat'ın zenginlerin oturduğu semtteki kullandığı villadan; Kuzey Irak'taki mekanlarına kadar söylerdik nerede olduklarını...

Ya da Tapu Kadastro müdürünün bilgilerini değil ama; İsrail'in emekli generallerinin Türkiye'de hangi isimler üzerinden Güneydoğu'da dönüm dönüm arsa aldığını da iletirdik kendisine...

Niye öyle; "en güvenilir ve bilgi sahibi kurumlara" başvurup zaman kaybediyor..."[1]

Büyükelçi Mosha'ya ve MOSSAD'a bir tavsiyemiz var: Bu numaraları Amerikalı ve Avrupalı civcivler yutuyor. Artık, Erbakan Hoca'nın başlattığı Milli şuurla dirilen Müslüman Türk Milleti ve Kuvayı Milliye erleri, bu basit balonlara kanmıyor!..

Yani sizi çok acı ve aldatıcı bir gelecek bekliyor!..

Şeytani Şebekeler!..

Bugün Barzani ve Talabani'nin kardeşleri ve yeğenlerine bağlı kulvarlardan Türkiye'ye ne kadar para sokulduğu; bu paraların hangi döviz büroları (Üsküdar'dan Silopi'ye), hangi mafya/işadamı vari tipler aracılığı ile aklandığı, hangi şirketlerin finanse edildiği ve bu para akışının iktidar ve bürokrasi kadrolarında kimlere ulaştığı bilgisi; seyrettiğimiz rezalet tablosu ile doğrudan bağlantılıdır.

Kürtçü-siyonist işbirliğinin haritası üzerine serpiştirilen yüzlerce döviz bürosu ve onlarca şirket; bir çete başının hem de kendi ekranlarımızdan bize meydan okumasına fırsat tanımaktadır.

Bu iki sürübaşının temsilcilerinin bürolarının hala Ankara'da açık olması; Türkiye Cumhuriyeti'nin geldiğimiz noktanın en hazin göstergelerinden biridir.

Böyle bir ortamda;

Ankara'da bu iki çetebaşının bürosunu kapatamayanların; Kerkük'e müdahale edip edemeyeceklerini tartışmak komediden başka bir şey değildir.

Böyle bir ortamda;

ABD'ye sürekli çağrıda bulunup, kaygı dile getirmek; önce milleti, sonra kendini salak yerine koymaktır.

İran'ın Casusları ile İsrail'in Casusları Kolkola!

CIA ve MOSSAD'ın maşalığını yaparak elde ettikleri servetlerinin çapı ne kadar büyük olursa olsun; nihai tahlilde çapları 7.65 mm olan iki tane çete başına takıldık diye dün başlattığımız alternatif senaryo çalışmasını unuttuk sanmayın.

Geçen sene Harp Akademileri'nde 2000 NATO personelinin katıldığı bir savaş oyununda; NATO'nun etnik çatışma çıkan bir "Ada"'ya müdahalesinin konu edildiği ve bu adanın aslında "Kerkük" olduğunu vurguladıktan sonra;

Uluslararası politika düzlemine, gazete sayfalarından lanse edilen "monoblok devletler" düzleminde değil de; kendi çıkarları doğrultusunda şebekeleşen devlet altı ve devlet üstü grupların çıkar çatışması ve işbirliği olarak bakmanızı ve bu filtreleri uyguladığınızda önünüzdeki tablonun farklı bir şekle bürünebileceği konusunda uyarmıştık.

Ve temel soru şuydu:

Ya İran'daki Mollalar arasındaki "Farisi-Şii görüneni gizli Yahudiler, Anglo-Sakson/Siyonist cephe ile kontrollü bir savaş senaryosu üzerinde anlaştı ise?

Evet, "Savaşma" konusunda anlaşma!?

Önce; Türkiye'ye ziyareti gündeme gelen isimleri hatırlamakla başlayalım:

Douglas Feith; Condoleeza Rice, İsrail Genelkurmay Başkanı...

Bunlar bildikleriniz.

Ankaralı dostlarımın kulağıma fısıldadığı; üst düzey Rus yetkililerin de bu ziyaretler sırasında Ankara'da bulunduğu yolundaki bilgileri şimdilik "şüpheli bilgi" kategorisinde tutalım.

ABD'nin siyonist cephesinin Pentagon'daki kilit adamlarından Douglas Feith'in kim olduğunu biliyorsunuz. Fakat hatırlamamız gereken kişi Larry Franklin.

Larry Franklin; FBI'ın, Pentagon'dan gizli bilgileri İsrail'e sızdırdığı için suçladığı isim. Harold Rhode ile birlikte Douglas Feith'in ekibinde.

Pentagon'un demirbaşı bu iki isim başka neyle suçlanıyor:

2001 yılında Fransa ve İtalya'da Manuçer Gorbanifar'la gizlice görüşmeler yapmakla...

Hani şu ortaya çıkınca; Dışişleri Bakanı Powell'ı bile çileden çıkaran ve Savunma Bakanı'ndan açıklama yapmasını istemesine neden olan gizli zirve. Malum kendisi şu sıralar emekli ve yerini başka bir kuş beyinli (malum şahin olur kendileri); Condoleeza Rice almış durumda.

Manuçer Gorbanifar kim?

"İran-Kontra" skandalında; İsrail ile İran arasındaki silah trafiğini yöneten; İran yahudisi bir zat.

Peki Manuçer Gorbanifar ile Ahmed Çelebi arasındaki ortak özellik ne?

Biri Irak'taki uranyumları İran'a satmakla; diğeri İran'a gizli bilgileri aktarmakla suçlanıyor ve ikisi de Pentagon'daki siyonist cephe (Perle, Douglas Feith, Larry Franklin, Harold Rhode gibilerin alt kadroyu oluşturdukları ekip) ile çalışmayı sürdürüyor.

İran'a casusluk yapmakla suçlanan Ahmed Çelebi ile İsrail'e casusluk yapmakla suçlanan Larry Franklin; savaş öncesinde koparılan "Saddam kitle imha silahları üretiyor" yaygarasının baş mimarlarıydı. Ve tabi bütün bu yaygarayı Londra'dan yönetiyorlardı.

Ne hoş bir tablo değil mi...

İsrail'e casusluk yapanlarla; İran'a casusluk yapanlar kolkola çalışıyorlar ve haklarındaki suçlamalara rağmen konumlarında pek bir değişiklik olmuşa benzemiyorlar!?

En azından bu tablo; bir sonraki yazımızda, İran-İsrail-İngiltere-ABD-Rusya köprüsünü kurduğumuzda;

"Olur mu canım; baksana adamlar saldırmakla tehdit ediyor" gibi uluslararası politikayı holding medyası köşe yazarı düzeyinde yorumlayanları biraz frenler.

Artık, devletlerin; kendi milletinin kontrolünden çıkıp, çıkar ve rant şebekelerinin eline geçmeye başladığı bir dönemde; medya üzerinden oynanan küresel ve yerel perde oyunlarına karşı çok daha temkinli olmak zorundayız.

Bu perde üzerinde; hem ABD, hem de, İran siyonizmin hakimiyeti hesabına bütün insanlığın feda edildiği, uyutulduğu sahnede bir gölgeden ibarettir. Kuklacılar bu gölgeleri perde üzerinde çatıştırırken arka plandaki ilişkiler ağı üzerinden devletler üstü, küresel oyunu kurgularlar.

Bu perde üzerinde; ABD Başkanı'nın İran'ı; İran'ın da ABD'yi "şeytan" ilan ettiğini görürsünüz ama arka planda "şeytanlar" sofrasında milletlerin kaderi meze olarak çoktan servis edilmiş bulunmaktadır.

Devletimizi; böyle bir perde üzerinde milletinden soyutlanmış bir gölge haline dönüştürmemek dışarıdaki şebekeler ve içerideki uzantılarının oyunlarını, bütün olasılıkları ile hesaba katıp tedbir almamızla mümkün olacaktır.

Anglo-Sakson/Siyonist cephe ile İran'daki hıyanet şebekesi arasındaki kontrollü savaş senaryosu bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bir olasılıktır."[2]





[1] Kıvanç Değerli / http://www.acıkistihbarat.com / 24.12.2004

[2] www.temizeller.com / 14.05.2006


Bu yazarin diger makaleleri

ATATÜRK’TEN ASKERE DİN DERSİ
Cumhuriyetin ilk yıllarında hazırlanan, dönemin GKB. Mareşal Fevzi Çakmak tarafından...
Devami
RÜYALARIN HAKİKATI VE MESAJLARI
  Çok ilginç, ibretli ve eğitici bir rü’ya Konya’dan Fatma Betül ERİŞKİN...
Devami
PORNO ŞEHVETİ, ÇOĞUNU MAHVETTİ! (ŞİİR)
  PORNO ŞEHVETİ, ÇOĞUNU MAHVETTİ!      Porno rezalettir, uzak dur sakın Huzur haysiyete,...
Devami
THE CIA’MAAT! KCK Militanları MİT’in Elemanıysa.?! SORULAR VE SORUMLULAR
  “Kişiye özel” kanuni düzenlemelerle, hem de bir gecede, yetkili savcıların...
Devami
HER ŞEY O’NUN! (ŞİİR)
  HER ŞEY O’NUN!      Kâinat tabiat, mevcudat O’nun Bu beden Allah’ın, nefes...
Devami
SORUN PKK MI? AKP Mİ?
  Bir geminin yakıtı azalmış olabilir. Motorları ve makine aksamı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6836

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR