ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1561
mod_vvisit_counterDün3200
mod_vvisit_counterBu Hafta4761
mod_vvisit_counterGeçen hafta24224
mod_vvisit_counterBu Ay106099
mod_vvisit_counterGeçen Ay119131
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17862946

IP'niz: 3.215.79.116
Bugün: 22 Haz 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12611257

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

"YAHUDİ"Yİ TANIMAK!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 23
ZayıfMükemmel 

 

Ya Yahudiyi iyi tanıyacağız, ya da bilmeden ona tapınacağız!

"Deki "Ey Ehli Kitap! Haksız ve dayanaksız olarak dininiz konusunda taşkınlık edip haddi aşmayın ve daha önce (hem) kendileri sapmış (hem de) bir çok kimseyi saptırmış ve dengeli yoldan çıkıp azıtmış (olan Yahudi) topluluğun (nefsi) hevalarına şeytani tuzaklarına uymayın."

"İsrailoğullarından (hakkı ve Tevrat'ın ahkamını) inkar ederek (tahrifat ve tahribata girişenlere) Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu (ceza) isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendir"

 

"Yapmakta oldukları münkerden (çirkin işlerden ve kötülüklerden) birbirlerini men ve ikaz etmezlerdi. Bu tavırları ne kötü işti.."

"Onlardan (Yahudilerden) çoğunun inkârcılarla dostluk kurduğunu görürsün. Nefislerinin kendileri için önemsediği ve öncelik verdiği şey ne kötüdür.. Allah onlara gazaplandı ve onlar ebedi azap içinde kıvranacaklardır"

"Eğer Allah'a, Peygamber'e ve Ona indirilene (gerçekten) inansalardı (kafir ve zalim) olanları dost edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu (haksızlığa ve ahlaksızlığa dalmış) fasık kimselerdir"

"Yemin olsun ki, insanlar içinde, mü'minlere en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri bulursun. Sevgi ve sempati yönünden iman edenlere en yakın olarak ta "Hıristiyanız" diyenleri bulursun"[1]

Bu ayeti kerimeler:

1- Kitap ehli sayılan bütün din mensuplarını, azgın ve sapkın Yahudilerin yozlaştırıp yoldan çıkaracağını

2- Yahudilerin, çoğunun, birbirlerini zulüm ve kötülükten sakındırmak yerine, destek çıktıklarını, haksızlık ve ahlaksızlık konusunda işbirliği yaptıklarını

3- Yahudilerin genellikle Allah'ı ve ahiret hayatını açıkça inkar eden kafirlerle ve yine çeşitli şekillerde Allah'a ortak koşan, ama inanmış rolü oynayan müşriklerle dostluk ve dayanışma içinde olduklarını

4- Allah'a, Resulüne ve Kitaplara gerçekten inanmış kimselerin, asla kafirler ve müşriklerle dostluk kuramayacaklarını

5- İnsanlar içinde, mü'minlere düşmanlıkta en şiddetli ve en tehlikeli kimselerin

     a) Öncelikle Yahudiler

     b) ardından müşrikler olacağını, kesinlikle ortaya koymaktadır.

6- Mü'minlere sempati ve destek yönünden en yakın kimselerin ise; Hıristiyan bilinen kimselerden, insaf ve itidal ehli olan ve büyüklük taslamayan bazı papaz ve ruhbanların etkisinde kalan insanlardır.

Bütünüyle insanlık ve İslam tarihi bu ayetlerin bir mucizesidir.

Bu gün de mü'minlerin ve tüm mazlum kesimlerin en şiddetli ve gizli düşmanı ve insanlığın başbelası Siyonist Yahudilerdir.

Yine bu ayetlerin bildirdiği gibi:

Protestan Hıristiyanların Yahudi siyonizmine ve emperyalizme kaymalarına karşılık, Güney Amerika ülkelerindeki gibi, Katoliklerin büyük çoğunluğu; İsrail siyonizminin ve ABD-AB emperyalizminin karşısında, mazlumların ve İslam dünyasının ise yakınında ve yanındadır.

 

 

Siyonist azgınların ve Protestan Siyonist Neo-conların Ortadoğu'yu ve dünyayı savaş alanına çevirmeleri ve devamlı kan dökmeleri, onların sapkın inançları ve şeytani amaçları gereği yapılmaktadır. Çünkü Siyonist Yahudiler kendileri dışında kalanları insan saymamaktadır.

Sanhedrin 57a kısmının altındaki "5" numaralı notta şöyle denmektedir: "Kuti" kelimesi "Goy", yani gayri Yahudi manasına gelir.

Yahudi ile gayri Yahudi arasında ceza durumu: Talmud'un Sanhedrin 57a kısmı: Eğer bir kuti (gayri Yahudi) bir Yahudi'nin malını çalar, gasp eder, Yahudi'ye ait güzel bir kadını kaçırırsa derhal bunları iade etmek mecburiyetindedir. Fakat aynı işler bir Yahudi tarafından yapılırsa aldığı malları ve kaçırdığı kadını muhafaza edecektir.

Gayri Yahudilerin (Yahudi olmayan herkesin) öldürülmesi hakkında gene Sanhedrin 57a' da şu malumatı buluyoruz:

"Bir kuti bir Yahudi'yi öldürürse cezaya çarptırılır, fakat bir Yahudi bir kutiyi öldürürse cezaya çaptırılmaz".

Bazıları, bu konular için "bunlar tarihtir, artık hükmü kalmamıştır, Yahudiler belki zaman içersinde ehilleşerek iyi mahluklar olmuşladır" diyebilir. Ancak şunu hatırlatmak isteriz ki; bu emirleri ve kuralları uyduranlar, Yahudi belleğini oluşturmak için yazmışlardır. Zaten bu belleğin ve stratejilerin dışına çıkanlar Yahudilikten de çıkmış sayılmaktadır. Bizim ve dünyanın sorunu Musevi vatandaşlarla değil, dogmatik ve şeytani emirlerle hareket eden Siyonist Yahudiler ve onların tabi oldukları insanlık düşmanı canice hazırlanmış komutlardır.

Baba Kama 113b:

Bir biraderin kaybolmuş koyunu derhal kendisine iade edilmediği takdirde, iade etmeyen şahıs cezayı hak etmiştir. Fakat bu mal gayri Yahudi'ye aitse iş değişir. Gayri Yahudi'nin malı bizlerde kalmalı ve malı iade eden cezaya çaptırılmalı. Bu mevzuda Yahudi atalarına ait misaller verilir. R. Phinehas B. Yair'e göre gayri Yahudi birinin malını iade etmek cürümdür. Samoel ise şunu anlatır; gayri Yahudi'nin hatalarından istifade edilmelidir, bakır zanın ile bir gayri Yahudi'den altın bir kap aldım. Hem altın kabın altın olduğunu söylemedim hem de üstelik gayri Yahudi'ye vermem gereken 4 zuz (eski İbrani parası) yerine 3 zuz verdim. Rabbi Ashi bir gün büyük bir şaraphanenin yanından geçerken duvardan sarkmış üzümler görmüş ve yanındaki uşağına "Git bak bakalım üzümlerin sahibi Yahudi mi, Yahudi ise toplamayalım, Yahudi değilse toplayalım" demiş.

Sanhedrin 76b-76a:

"Yehova bir gayri Yahudi'ye malını iade edeni kesinlikle affetmez."

Burada gayri Yahudi kelimesine kamuflaj yapılmış ve "kuti" denmiştir. Bu gayri Yahudileri kuşkulandırmamak için ta o zamanlardan beri tatbik edilen bir usuldür.

İsrail hahamlar şurasından cinayet fetvası

SAAF-Batı Şeria'da bulunan İsrail hahamlar şurası, Tevrat'ın savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülebileceğini söylediğini iddia ederek İsrail ordusundan Filistin ve Lübnan'da sivillere yönelik saldırılarını arttırmasını istedi.

İylaf haber sitesi, genel olarak Arap dünyası özelde de Lübnan halkı için şaşırtıcı olmayan bu fetva ile Hahamlar Şurası'nın İsrail ordusundan Filistin ve Lübnan'daki sivillere yönelik askeri saldırılarını daha da arttırmasını istediğini bildirdi.

Söz konusu Hahamlar Şurasının konuyla ilgili yazılı fetvasının İsrail'de yayın yapan yedi televizyon kanalından da yayınlandığı belirtildi.

Hahamlar Şurası'nın söz konusu fetvasında "Tevrat, savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülmesini caiz görmektedir, Gazze'de ve Lübnan'da kadınlara ve çocuklara acıyanlar, İsrail'deki kadınlara ve çocuklara vahşi bir gözle bakıyor demektir" ifadesine yer verildi.

 

 

 (http://www.kurannesli.org/forum2/forum) Bu şeytani fetva bizlere gayri insani gelse de, Siyonist Yahudiler için, gayet tabiidir. Çünkü onlara göre, Yahudi olmayan bütün insanlar hayvan yerindedir. Öldürülmeleri ve zahmet edilmeleri caizdir.

Yahudi olmayan, insan değildir!

 "Yalnız İsrailoğulları insandır, diğerleri değildir." Talmud'un "Abodah Zarah" kısmı Hazreti Musa'nın "Yabancıları sev" emrini çürütmeye çalışır ve "buradaki yabancının gayri Yahudi olmadığını" "başka bir Yahudi" olduğu tezini ortaya atar. Gayri Yahudi'nin bir "kardeş" olamayacağını, hiçbir zaman da sevgiye mahzar olamayacağını açıkça beyan eder. Abadah Zarah da daha ileriye giderek gayri Yahudilerin murdar varlıklar olduğunu söyler ve bunlar tarafından dokunulacak herhangi bir yiyecek ve içeceğin bozulacağını söyler. Gayri Yahudi tarafından dokunulacak şarabı bir sürü misaller ile gösterir. Mesela bir eve bir gün hırsızlar girip evde ne varsa götürmüşler. Fakat evde bulunan şaraplardan bir kaçını götürememişler. Ev sahibi Yahudiler bölge Rabbisine müracaat ederek bu şarabın kullanılıp kullanılamayacağını sormuşlar. Rabbi ise gülümseyerek ev sahibinin şarabı rahat rahat kullanabileceğini, bu şaraba hiçbir gayri Yahudi'nin el sürmediğini, zira şehirdeki bütün hırsızların Yahudi olduklarını söylemiştir. Rabbi, hırsızların ev sahibinin bir Yahudi olduğunu bilmeden eve girdiklerini de anlatmıştır.

Talmud'un Baba Bathra 54 kısmında şöyle denir:

"Gayri Yahudi'nin sahip olduğu mal, çölde ayağınızın altındaki sahipsiz araziye benzer, kim evvel alırsa onun olur." Tevekkeli değil tarih boyunca kimin eline bir Talmud geçse koşup yakmış, eğer Talmud'u aklı selim sahibi insanlar bugüne kadar bu şekilde yakmasaydılar, belki bugün "Talmud bizim evimizi barkımızı yakacaktı."

 

 

 

İşte merak ettiğiniz Talmud'tan bazı kurallar (!)

Baba Kama 37b kısım:

Eğer bir Kenaninin (Kenaniler gayri Yahudi bir kavimdir) öküzü bir Yahudi'nin öküzünü boynuzlayıp yaralarsa Kenani ceza görmelidir ve gene bir Yahudi'nin öküzü başka bir Yahudi'nin öküzünü boynuzlarsa, o da layık olduğu şekilde cezalandırılmalıdır. Fakat bir Yahudinin öküzü bir Kenani'nin öküzünü boynuzlarsa ceza söz konusu olmaz."

Talmud tamamıyla incelendiğinde bir sürü keşmekeş, karışıklık meydana gelir ve anlaşılır bir konu bulmakta zorlanırsınız. Bu sebeple Talmud'un elle tutulacak ve okuyucuyu alakadar edecek kısımlarını vermek daha doğru bir yol olacaktır.

Tarih gösterir ki Beynelminel Yahudi Talmud'un araştırılmasına katiyen izin vermez. Yabancılar tarafından Talmud'un incelenmesi yüzünden Babil'de olsun Filistin ve eski Mısır'da olsun çok kanlı ihtilalleler çıkmış, kargaşalıklar aylarca sürmüştür.

Sanhedrin sayfa 400; "emir 59 a"da; Rabbi Johanan emirleri şöyledir:

"Talmtıd Torah'ı tetkik eden bir gayri Yahudinin hak ettiği şey ölümdür. Çünkü bu onun için değil bizim için yazılmıştır. Bu bize bırakılan mirastır"

Bu nasıl bir ceza:

Kızgın İnsan Pisliğinde Kaynatılmak

Gene İbrani hurafesi ile uğraşan "GITTIN" adlı eserin sayfa 261, "emir 56b-57a" da, "Talmud ermişlerinin sözleri ile alay edenlerin cezası kızgın insan pisliğinde kaynatılmaktır" ibaresi bulunur. Babil Talmudu'nun 154. sayfasının 18 ve 19'uncu satırlarında aynen bu kelimeler vardır: "Bir şahıs Talmud'u inkar ederse hayatının sonuna kadar rahat yüzü görmez."

Bu kadar dikkat edildiği halde Talmud'un bazı esrarı etrafındakilerin nazarı dikkatini çekmekten geri kalmamış ve Buhtun nasr'dan Hitler'e kadar birçok şahsın Talmud'a karşı bir müdafaa savaşı açmalarına vesile olmuştur. Bunların bilinmeyenlerinden bazıları şunlardır:

- Kral IX Lui Fransa'da Talmud'u yaktırdı (1244).

- Papa lnnocent IV, Roma'da alenen yaktırdı (1244).

Gizlenen 34. masonluk derecesi!

Bu derecedeki Yahudi'ye "34. Derece"deki Kara Büyü Krallığının üstadı olarak; "Savereign of Sovereigns" yani yücelerin Yücesi" adı verilir.

Ve 34. derecedeki Yahudi üstadı, Kabbalistik bir sembol olan "Beş Köşeli" gizli adıyla "Şeytan yıldızı" açık adıyla "David Magen" ile temsil edilir.

Değerli okuyucularımız; Tuz-tütsü ve kükürt karışımı şeytan ve habis cinleri acilen çekmektedir. O yüzden birçok kiliseye sokuşturulmuş bu ritüel araçlarına karsı dikkat etmenizi rica ederim.

Şeytan Çağırmada Kullanılan Büyü Tılsımları

Mason localarında Şeytan'la bağlantı kurmak amacıyla yapılan büyü ayinlerinin en önemli kısmı tılsımların kullanıldığı bölümdür. Bunun nedeni, büyüde kullanılan tılsımların Şeytan'la bağlantı kurmayı kolaylaştırdığı inancıdır. Bunları bir kısmı, tuz, kükürt ve tütsü gibi değişik kimyasal karışımlardan oluşur ve hahamlar tarafından tören öncesinde hazırlanır. Kabbala'ya göre şeytanlarla fiziksel bağlantı kurmaya yaradığına inanılan asalar, ateş saçan kılıf, kafatası, mum, tokmak en sık kullanılanlardandır.

Bütün Yahudi ibadetleri ve sembolleri, Yahudi ırkının üstünlüğü ve Yahudi geleneklerinin korunması mantığına dayalıdır. Temel olarak bütün ibadetlerde yüceltilen Yüce Allah değil; aslında Şeytan'dır. Masonluk dini gerçekte ilah olarak Şeytan'ı ilah olarak kabul eder. Şeytan masonlukta kainatın ulu mimari rumuzuyla yaşatılmaktadır. Yahudilik, aslı değiştirilmiş ve kitabı, Şeytan'la sürekli bağlantı halinde bulunan hahamlar tarafından yazılmış bir ideolojidir.

Kabbalistik masonlukta Tanrı yani Şeytan, güneş ile özdeşleştirilmiştir Kainatın Ulu Mimari Nur-u Ziya Mutlak Işık

Bunlar dumansız ateşten yaratılan Şeytan'ı temsil eder Ayinin düzenlendiği odanın tam ortasında, Kabbala'da "Altar" adı verilen kurban masası bulunur. Altar'da Şeytan'a sunulan kurbanın göğsüne kanla beş köşeli yıldız çizilir ve etrafına ateş yakılır Altar'ın etrafında yakılan ateşin Şeytan'ın zuhur etmesini kolaylaştırdığına inanılır.

Trans Halleri

Yahudi kaynaklarında üç Kabbalist'in trans halleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. "Şeytan'la bağlantı kurulduğunda yaşlı hahamın ağzından köpükler gelir, dişleri kilitlenir, hırıltılar arasında boğuk bir ses tonuyla konuşur. Trans halinde Şeytan, hahamın ruhuna etki ederek farklı bir ses tonundan emirlerini açıklar. Diğer iki kabbalist masonlukta kutsal olan İbrani Harfleriyle, ağzından çıkan her kelimeyi yazarlar."

Diğer ayine katılanlar özellikle hayvan başlıklı maskeler giyerler. Törenin ilerleyen bölümlerinde, Şeytan seçtiği hayvan maskeli kişilerin vücuduna girer ve onun ağzından konuşarak emirlerini açıklar.

 

 

34. Derecenin Sırrı

Uzaktan da olsa, Siyonizm, Yahudilik, Kabbala vs. konularında bir şeyler okumuş, duymuş her insanın 33 dereceli masonik yapılanmadan haberi olagelmiştir. Ancak 34. derece hakkında hiçbir yerde doğru dürüst yazılmış, derlenmiş bir bilgiye rastlayamazsınız. Hatta kamuoyu bu 34. dereceyi hiç duymamıştır. Oysa çok önemli bir derecedir ve Sanhedrin'e (70'lere) seçilebilecek kıvama gelmiş üstatların derecesidir.

Bu dereceye ulaşma ritüeli sırasında hazırlanan ortamda, mum ışığı (kısık derecede), tuz, kükürt, özel hazırlanmış tütsü (şeytanı çeken en sevdiği koku...) kafa kılıç ve ip olur.

Locada yapılan duadan sonra Lucifer (Şeytan) gelir. Haham "lanetli varlıkla" olan bağlantısını uzatabilmek için büyü argümanlarrını takviye eder. Bu sırada şiddetli bir trans halinde haham sol eliyle "3"ü sağ eliyle "4"ü gösterir. Bu o anda oluşan "34. Derece"yi gösterir.

Şeytanın üstat masona inişi:

Masonik kaynaklar localarda yapılan büyü ayinlerini detaylı bir biçimde tarif ederler. Türk Mason Dergisi'nde bir "kara büyü ayini" şöyle anlatılmıştır: "Büyücü, evvela bedenini temizler, beyazlar giyer; özel bir tuvalet yapar. Ölülerin gölgelerini rahatsız etmemek için en temiz elbiseleriyle dans eder. Büyücünün tedbiri de sır saklamaktır (ketumiyettir) yani cinleri ve ruhları çağıracağı yeri ve bunun zamanını asla açığa vurmaz. Büyücü için daire ve sayılar da önemlidir. Süleyman mührü denilen beş köşeli yıldız bin bir özelliği bulunan daire ise kuvvetin ve direnmenin sembolü sayılır. Üçgen, Kare, Beşli ve altılı köşeli yıldızlar hep bu dairenin içine çizilir. Büyücü bu şeklin içine çağırdığı "negatif enerjiyle" birtakım sembolik işaretler çizer ve çevresine günün mevsimin saatin ifrit grubundan belli başlı cinlerin adını yazar. İfritleri ya da eskilerin habisi ervaha dedikleri kirli ruhları çağırırken büyücü eline bir kılıç alır yalvarır bagısal dairenin dört tarafına dört meşale yakar kendi ritüellerinde o an uzun abdest ve oruçlarla tütsülerle uğraştıktan sonra ilahilar söyleyerek bu dairenin içine girer doğrudan batıya giderek baş dönmesine tutulan büyücü kendinden geçinceye kadar dönmeye devam eder evrimeye tutulur. Bundan sonra ruh sorulara karşılık vermek üzere gelir.[2]

Bu trans seansından sonra büyücü saatlerce kendine gelemez. Şuur kaybı ve şiddetli baş ağrısı meydana gelir. Buna trans-pain (trans ağrısı) adı verilir.

Ayrıca Kabbala'da, "güneş, ay ve yıldızın" erkek veya kadın cinsel organının üzerinde resmedilmesi, cinselliğin kendileri için ne denli önemli olduğunu sembolize eder. Ay aynı zamanda Şeytan'ın gözünü de (Evli Eye) ifade eden gizli bir işarettir. (A Dictionary Of Symbols, sf.319) Bu amaçla törenlerde kullanılan mason önlüklerinde ve localarda yer alan masonik tablolarda önemli bir yer tutmaktadır.

Kabbala Ve Cinsi Sapıklık

Masonik felsefenin temelini oluşturan Kabbala'nın en önemli öğretilerinden biri de cinselliktir. Kabbalist büyücü ve Mason üstadı azamı Donald Michael Kraig bu konuda oldukça açık bir şekilde ortaya koyan cümleler kullanmıştır. "Seks ve buna bağlı olarak seks büyüsü Kabbala'nın temel öğesidir." (Modorn Magick, sf.425).

Kabbalist haham A. E. Waite ise serbest cinselliği Kabbala'nın temel unsurlarından biri olarak açıklar ve Kabbala'yı var olan en büyük büyü ilmi olarak nitelendirir.

"Kabbala'daki en yüce ilim (Supreme Visdom) ‘Seksin Gizemi'nde saklıdır. Hayat Ağacı'nın (Sefirot) iki tarafının erkek ve dişiliği temsil etmesi hatta Tetragram'ın (Yud-heh-Vav-Heh) harflerinden oluşan Tanrının ismi Yehova erkek ve dışı harflerden oluştuğu anlaşıldığında, kişi Kabbala'nın tabiatında var olan cinselliği görebilir." (Holy Kabbalah sf.78).

Bir büyücü için hiçbir ahlak kaidesinin geçerli olmamasıyla ilgili olarak Kabbalist Üstad-ı Azam Donald Mıchael Kraig "Modern Magic" (Modern Büyü) adlı kitabında şu satırlara yer vermiştir

Bir büyücü için ahlak yoktur. Bir büyücü olarak inanıyorum ki insan dilediği tür cinsel ilişkiye girmekte özgürdür. Düzgün, homoseksüel, bekar, grup halinde, ayinsel veya sado-mazoşist..." (Modern Magic,sf.421).

 

 

Localardaki bu ve benzeri ritüeller Kabbala'nın mitolojik efsanelerine dayanır. Bunlardan birinde Güneş Tanrı Osiris öldürülerek 14 parçaya ayrılır. Kız kardeşi İsis bunlardan 13'ünü bularak birleştirir ve kayıp 14. parça olan cinsel organ yerine çamurdan yenisini yapar. Bu durum (suni cinsel organ -obelisk) tarih boyunca sütun ve dikili taşlarla remzedilmiştir. Masonik kaynaklarda Güneş tanrı Osiris ile Hiram Usta'nın aynı kişi olduğu söylenir ve bu efsaneyi yaşatmak için çağlar boyunca dikilen taşlar ve sütunlar Mason localarında temsili olarak yer alır. Masonlukta önemli bir yer tutan "Jakin" ve "Boaz" sütunları gerçekte erkek cinsel organını temsil eder.[3]

Temelde Şeytan'ın öğretisi olan bütün çarpıklıkları sistem olarak kabul etmiş olan Masonluk, serbest cinselliği de diğer felsefelerle aynı doğrultuda telkin etmeye çalışmıştır.

"Köpek için kemiğin, domuz için dışkının çekici bir tadı olmasaydı, onlar bu maddelerden karınlarını doyurmak isterler miydi? Rezilliklerin her çeşidinden ayrı bir tad alan güçlü kişileri ayıplamayınız."[4]

Ve bu konuyla ilgili Meşrik-i Azam Cemil Sena Mason Dergisi'ndeki "Özgür Düşünceler" başlıklı yazısında şu ifadelere yer vermektedir, "Özgürlüğün engelleri şu birkaç sözde saklıdır: GÜNAH, AYIP, YAZIK, HARAM."[5]

Gizli Talmud Yasalarında Ensest (Aile içi şerefsiz cinsi) İlişki

Şeytanlaşmış hahamlar tarafından değiştirilmiş olan Tevrat'ın birçok yerinde serbest cinsellik övülmüş ve teşvik edilmiştir. Homoseksüelliğin, aile içi cinsel ilişkinin meşrulaştırılması Yahudi masonların her türlü sapıklığı rahatça, dini bir ibadet olarak yapmalarına ve toplumları bu doğrultuda dejenere etmelerine imkan vermektedir.

"Ve gerçekten de kız kardeşimdir, kendisi babamın kızıdır ve benim karım oldu."[6]

"Ve büyük kızı küçüğüne dedi: babamız, kocamıştır ve bütün dünyanın yoluna göre yanımıza girmek için memlekette erkek yoktur; gel babamıza şarap içirelim ve babamızla zürriyetimizi yaşatmak için onunla beraber yatarız... ve büyük kız girip babasıyla yattı."[7]

"Ve Nuh çiftçi olmaya başladı ve bir bağ dikti. Ve şaraptan içip sarhoş oldu; ve çadırın içinde çıplak oldu. Ve Kenan'ın atası olan Ham, babasının çıplaklığını gördü ve dışarıdaki iki kardeşine söyledi... Ve Nuh şarabından ayıldı ve küçük oğlunun kendisini yaptığını anladı. Ve dedi: ‘Kenan lanetli olsun.'[8]

Talmud'un en çirkin cinsi rezalet kısmı "Kethuboth" tur. Elimizdeki eski İbranice "kethuboth"lar ile haham Dr. Samuel Daiches ile Dr. Israel W. Slostski tarafından inceden inceye araştırılarak, İbranice bilmeyen Yahudilere etüd için dağıtılan "kethuboth"da mevcuttur.

Kethuboth 11b çocuklar için cinsi temas yapan büyükler ve cinsi temasta kullanılan çocuklar hakkında şu garip fikri ileri sürer:

"Bir büyük, küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk bir kadınla temas ederse bu da kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli. Bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına geçirilirse bu ırza girme hadisesi olarak değerlendirilmemeli; nasıl ki gözyaşı tekrar ve tekrar yeniden insanın gözüne gelirse üç yaşında küçük iken cinsi temasta bulunan bir kızın da bekâreti geri gelebilir". Küçük yaşlarda erkeklerle yatmış bir kız çocuğu evlenirken bu vaziyeti kocasına bildirmeli; aksi halde kan gelmez ve kocası da bu vaziyetten hoşlanmaz."

Kethuboth 11b devam ediyor; "Bir Yahudi kızının bekareti iki yüz zuz (eski Yahudi parası) değerindedir. Bu pazarlıkla daha evvelinden verilebilir."

 

 

Kethuboth 51b;

"Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur; fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir, zira kazançlı çıkan gayri Yahudi'dir. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur, fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeye çok dikkat etmelidir."

Kethuboth 111a

"Yeryüzünde bütün memleketler ve milletler İsrail toprağı yanında aşağılık kalır.Onlar, İsrail'e köle olmak üzere yaratılmıştır."

Kethuboth 111b:

"Dünyada hakimiyet sağlayacak en önemli unsurlardan biri çok üremektir. Bu amaçla Yahudiler arasında her türlü cinsi münasebet serbesttir. Bütün yeryüzündeki gayri Yahudiler eşektir. O gün geldiği zaman bunlar yer altında kendileri için kazılmış olan yerlere girip ebediyen yer altında yaşayacaklardır."

İğrenç İlişkiler ve Yahudi Karekteri

Kethobuoth 76 a

"O adam ki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur, fakat kız kardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamaması bu adama bildirilir. O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğlu da validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette, eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bize düşen bir vazife yoktur; ta ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi buna mani olmak isterse, oğul hem kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli; ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar."

Kethuboth 61b:

"Bir gayri Yahudi, Yahudi kızından istifade ederse, bir Yahudi kadınını baştan çıkartırsa, bir Yahudi çocuğunu kirletirse; Yahudi, Umumi bir Yahudi kadını ile temas edip kadına parasını vermezse cezaya çarptırılır. Eğer bir Yahudi, umumi kadını kullanıp parasını vermemiş ise parası alınır ve de dövülür, bir Yahudi kadınını baştan çıkartır ise ölünceye kadar taşlanır. Bir Yahudi kızını kirleten gayrı Yahudinin başı yarım kesilir ve yavaş yavaş öldürülür. Bütün bunlar bilhassa gayrı Yahudilerin önünde yapılmalı ki bunlara müthiş bir ibret olsun ve bizim dehşetimiz karşısında titresinler ve Yahudi'ye dokunmaya bir daha yeltenmesinler."

Şimdi de Talmud Yebamoth kısmına geçelim.

Talmud'un Yebamoth kısmı 59a ve 59b

Talmud'un bu kısmında son derece hoş bir şeymiş gibi kadınların birbiri ile ve hayvanlarla yaptıkları şehvani münasebetlerden bahsedilir. Tüm dünyaya pornografiyi yayan zihniyetin kökenini öğrenmemiz açısından Talmud'un bu bölümlerini yüzümüz kızarmasına rağmen hakikatleri gün gibi açığa vermek amacıyla sizlerle paylaşmak istedik.

Talmud'un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b:

"Bir dul kendini tatmin için her türlü usullere başvurabilir. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kendini verip de sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham bile alabilir."

Bu mevzunun altında 4 numaralı notta aynı şey belirtilmekte ve gayri tabi bir şekilde çiftleşmiş bir kadını bir "baş haham" dahi alabilir denilmektedir.

 

 

Kabbala ve Hıristiyanlık etkileri:

Kabbala kaynaklı ilahi din düşmanı bütün unsurlar, masonik prensiplerin bütün hak dinlerin üstünde yükselecek bir ülkü olduğunda hem fikirdirler. Hatta bu konuda görüş bildiren bir dönemin Üstad-ı Azamlarından Selami Işındağ, "Masonluğun gerçek ihtirası, tüm dinlerin üstünde yükselerek insanlık ülküsünü oluşturacak olan büyük ruhsal güçtür." demiştir.[9]

Üstad-ı Azam Celili Layıktez'in şu ifadeleri ise tarih boyunca dinler üzerindeki masonik etkileri açıkça ifade etmektedir: "Dinler değişmekte, biri diğerinin yerini almakta, fakat semboller ve kutsal sayılan yerler aynı kalmaktadır."[10]

Masonlar bunun en güzel örneklerini Hıristiyanlıkta vermiştir. Bu ilahi dini emanetçilerinin elinden alarak mason sembolleri içerisinde adeta boğmuşlardır. Bu sembollerin en önemlilerinden biri bugün yaygın olarak kullandıkları haçtır. "Haçın Hıristiyanlıkla hiç bir ilgisi yoktur. Büyü ritüellerinde kullandığımız haçın kaynağı Kabbala'dır."[11]

Evet, Haçın kaynağı Kabbala kaynaklıdır. Bir oluşma şekli de Hayat ağacı, yani Sefirottur. "Hıristiyanlar Haç'ın kolları (dalları)dırlar. Haçın kendisi ise mutlak olarak, İsa ile ayniyet halinde bulunan Hayat Ağacı'dır."[12] Sefirot içindeki Haç, Keter (taç) ile Malkuth (Krallık) ve Hesed (lütuf) ile Geburak'ı (sertlik) birleştirir. Bunun anlamı Malkuth Yeryüzü krallığının Keter'e, yani Yahudi ve Mason Tanrısı Şeytan'a geçmesi ve sağ yana, yani Yahudilere lütuf ve ikram dağıtırken, sol Yanı, yani diğer ırkları ezip dağıtmasıdır.

Hıristiyanlığı değiştirip yıkarak yerine şeytani felsefeyi getirmek isteyen Yahudi ve Masonlara karşı, Hz. İsa (A.S.) hayatı boyunca mücadele ettiği gibi geliş gayesi ise onları ilahi dinlerin hakikatlerine döndürmekti. Buna rağmen Hz. İsa'nın karşısında yer alan topluluk Kabbalist Yahudilerden başkası değildi. "İsa, Talmud Hocalarını büyücü olarak nitelendirmiş ve Havarilerle birlikte büyücülere karşı savaşmıştır."[13] Hatta Yahudiler Hz. İsa'yı öldürmek istemiş, bunun için de Haç'ı kullanmışlardır. Haç şeklinde bir ritüel aracıyla sözde şehid edilen Hz. İsa'yı yine bu Kabbalisttik ritüel aracıyla anmak son derece ahmakça olsa gerek. Nefret edeceklerine Hz. İsa'yı bu sembolle anıyorlar, trajik...

"Haç" Şeytanın mührü mü?

Kabbala'da haç, birçok şekil ve anlam ifade etmektedir. Üzerindeki her değişiklik farklı bir hakimiyeti sembolize eder, Bunlardan en çarpıcı olanı Gamalı Haç, yani "Swastika"dır. Kara Büyü'de kullanılan bu haç, "Şeytan'ın Mührü"dür ve Lucifer (iblis)'in dünya hakimiyetini vurgular.

"Haç çok kişinin zannettiği gibi Hıristiyanlığa ait bir sembol değildir. Bütün eski medeniyetlerde yaygın olarak kullanılmıştır.[14] Mason üstatlarından Kabbala Hocası David Michael Kraig ise haç hakkında şunları söylüyor:

"Haçlar konusunda bu izahlardan anlaşılıyor ki haçın Hıristiyanlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Büyü ritüellerinde kullandığımız haçın kaynağı Kabbala'dır."[15]

Aynı zamanda Masonlar Ortaçağ Avrupası'nda yapılan katedral ve kiliselerin yapımında yer almışlar ve kendi sembollerini sokuşturmuşlardır. Bu konuda Mimar Sinan Dergisi'nde yer alan ifadeler şöyle: "Operatif masonlar, genellikle dini yapıların inşasında çalışırlardı. Ortaya koydukları eseri kainatın Ulu Mimarı'na ithaf ederlerdi. Fakat onu insanlara teslim ederlerdi. Yapılan eserin hemen köşesinde ileri nesillere intikal etmesini arzuladıkları mason ideallerine müteallik işaretleri görmek mümkündür."[16]

Özellikle masonik sembollerin en önemlilerinden biri olan beş köşeli şeytan yıldızı kilise ve katedrallerde en çok görülen semboller olarak dikkat çekmektedir. "Katedrallerde görülen gülceler genellikle 5 yapraktan ve 5 yaprağın çoğalmasından müteşekkildir. Mason çalışmalarında beş adetinin sembolik değeri üzerinde durulması gerekir. Beş adet, beş kollu yıldız olarak da localarımızda görülmektedir."[17]

 

Üçleme (Teslis) Masalı

Hıristiyanlığa üçlemeyi sokan Aziz Paul, asıl ismi Saul olan Tarsuslu bir Yahudi'dir. Aziz Paul, "İsa bana inerek üçlemeyi öğretti" diyerek ortaya çıkmadan önce de Kudüs'te Kabbala öğrenimi yapmaktaydı (The Consided Atlas of the Bible, sf. 124).

Kabbalistler İbranice "SHIN" harfini üçlemeyi sembolize etmek için kullanırlar. Kabbala'ya göre bu harf Sefirot'un taç kısmını sembolize eder. Bunun yanı sıra masonlukta da, üçgen "teslisin" simgesidir.

Masonik öğretilerin temelini oluşturan ve Güneş tanrı ve üçleme gibi inanışların tümünü içeren mitolojik efsaneler hakkında Türkiye'deki mason üstadlarından Celil Layıktez: "Batıni ve metafizik olarak izah edilemeyecek mit yoktur. Mitlerin hayali ve sembolik kahramanları ve bu kahramanların maceraları herhangi bir masalı değil, daima yüksek sebeplerin tek hikâyesi ile bu sebeplerin evrensel neticelerini anlatır. Her mitin içinde sembolik ve tedrisat bulmak mümkündür." (Mimar Sinan Dergisi, sayı. 11-12, sf.8).

Hazreti İsa'nın ilah olarak kabul edilmesi, Hıristiyanlığa masonlar tarafından sokulmuş sapkın bir inanç olması Muharref Tevrat'ta bulunan Yahudilerin, haşa Allah'ın oğulları olması ve masonların ilahlık iddialarıyla aynı doğrultudadır.

 

 

Kabbalizm ve İslam Mistisizmi

Tasavvuf adıyla tanınan İslam düşüncesi "neredeyse" İslamiyet kadar eskidir. Dinin, Kur'anı Kerimin ve Hz. Peygamberin öğrettikleri ve öğütleri içerisinde tasavvufi terbiyeye ait örnekler bulunmakla beraber zamanla bu konuda yozlaşma yobazlaşmanın yaşandığı doğrudur.

Kuruluş döneminde Tasavvuf'un temel niteliği maddi değerlerden yüz çevirerek katıksız bir din hayatı gerçekleştirme çabası, yani ZÜHD'dür. Hz. Muhammed ve ashabının temsil ettiği saf dindarlık anlayışı ve ahlak, sorumluluk bilinci, İslam'ın ilk yüzyılı içinde gelişen zühd hareketinin özünü oluşturmuştur.

M.S. 9'uncu yüzyıldan başlayarak Tasavvuf sistemleşme sürecine girdi. Ne var ki bu sistemleşme, zühd dönemine oranla büyük bir farklılaşmayı da beraberinde getirdi. Bir yandan tasavvufun ilke, kural ve yöntemleri belirlenirken, diğer yandan Hıristiyan, Yahudi, eski Yunan, Hint ve İran geleneklerinin, inançlarının etkilerini taşıyan kurumlar geliştirildi.

"Allah'a doğru yapılan ruhsal bir yolculuk" biçiminde tanımlanan Tasavvufi yaşantının durakları (makam), ilahi durumlar (haller) tesbit edildi, nihayet fena (beşeri niteliklerin ilahi niteliklere dönüşmesi) kuramına ulaşıldı.

Bunu, peygamberlik anlayışına yakın bir velilik anlayışı, Hatemü'l-Enbiya'ya (peygamberlerin sonuncusu) karşılık Hatemü'l-Evliya (velilerin sonuncusu) düşüncesi istismar edilmeye başlandı.

Sistemleşen tasavvuf anlayışına göre peygamberler Allah'tan ancak bir melek aracılığı ile bilgi alabilirken, "veliler doğrudan, aracısız olarak bilgi (ilham) alıyor" safsatası yaygınlaştı.

Gerçek bilim (marifet), Allah'tan doğrudan alınan bilgiden oluşandır. Evren varlığını ve işleyişini bir veliler yönetimine (ricalu'l gayb) borçludur" iddiaları suistimal konusu yapıldı,

"Allah, bütün isim ve sıfatlarıyla kutup velide (insan-ı kamilde) tecelli ediyor" ve nihayet onun ağzından konuşuyor" (şatahat)! Gibi konular safsatalaştı.

 

 

İslami Mistisizmin bu dönemindeki VELİLİK kurumunda KABBALİSTİK eğilim son derece net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Tıpkı 10 aşamanın sonuncusunda farklı bir boyutta Yaratıcı'nın gücüne sahip olan KABBALİSTLER gibi VELİLERin de Evren'in varlık ve yönetiminde etkin bir durumda olabilecekleri iddiaları saf zihinleri karıştırdı.

Yozlaştırılmış tasavvufun kazandığı bu yeni biçim, İslam hukukçuları tarafından şiddetli bir eleştiriye tabi tutuldu. Kimi mutasavvıflar zındıklıkla suçlanarak sürüldü, hapsedildi, kimileri de öldürüldü. Buna karşılık Yeni Tasavvuf anlayışı gelişimini sürdürerek tümüyle felsefi bir niteliğe büründü. Muhyiddin İbn Arabi (637/1239) ile birlikte varlığın birliği (vahdeti vücud) öğretisi üzerine kurulan hikmet ve teslimiyet sırları felsefi bir sistem durumuna taşındı.

 

 

Tasavvuf, bir varlık birliği (vahdet-i vücud) felsefesi ile sonuçlanan gelişimini sürdürürken, ikinci bir tasavvuf anlayışı daha gelişti. İlk anlayışa yöneltilen şiddetli eleştirilerin de hız verdiği ikinci anlayış, İslam kurallarına ters düşmeyecek bir doğrultu izlemeyi amaçlıyordu.

Bu anlayış, ya ilk anlayış tarafından geliştirilen kuramı karşıt bir kuramla dengeleme (fena karşısında beka gibi), ya da geliştirilen kuramı İslam kuralları açısından yeniden yorumlama yolunu tuttu.

Birincinin tümüyle reddetmesine karşılık akıl ve düşünceye olabildiğince önem verdi Varlık birliği öğretisinin karşısına görülenlerin birliği (vahdet-ı şuhud) öğretisini çıkardı

Kuramsal açıdan gelişimini tamamlayan ve iki farklı doğrultuda sistemleşen Tasavvuf, 12'nci yüzyılın ikinci yarısından başlayarak kurumlaşma, örgütlenme sürecine girdi. Tasavvufun kural ve yöntemlerini kimi farklılıklarla yeniden belirleyen mutasavvıflar, genellikle kendi adlarıyla anılan tarikatları kurdular. (Bu konularda H.Yılmaz Çebi'nin "Gizlenen Talmut Yasaları" kitabı tavsiye edilir.)

   Yahudi toplumuna çağrı:

   "Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginler (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse (Ey bilgili ve yetkili kimseler) insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kafir olanlardır."[18]

  • Musevilerin bugün okumakta oldukları Tevrat, -Kur'an'da bildirildiği üzere- tahrif edilmiş, bazı Yahudi din adamlarınca eklemeler ve çıkarmalar yapılmak suretiyle aslından uzaklaştırılmıştır. Buna rağmen bugünkü Tevrat'ta, Hak Din'e uygun pek çok ifade de yer almaktadır. "Allah'a içten yönelmek, teslimiyet, şükür, Allah korkusu, Allah sevgisi, adalet, şefkat, merhamet, zulme ve haksızlığa karşı koyma" gibi pek çok Hak Din özelliği taşıyan hükümler, hala Musevilerin bugün okumakta oldukları Tevrat'ta mevcuttur.
  • Ancak insanlar tarafından türlü menfaatler uğruna değiştirilen Tevrat'ta, kan dökmeye, toplu katliamlara, acımasızlığa teşvik eden izahlar da bulunur. Bunların Allah kelamı olması imkansız bir durumdur.
  • Bugün Yahudilerin bu batıl ve barbar kurallara göre din anlayışı benimsemeleri; yani yozlaştırılmış ve çarpıtılmış şekilde olan hükümlere göre hareket etmeleri son derece yanlış olacaktır. Hz. Musa (as)'nın vefatından çok sonra, bir kısım hahamlar tarafından Tevrat'a eklenen bu tür izahlar, Kabala'dan esinlenen kin, öfke ve intikam hislerinin bir sonucudur. Gayri insani ve dehşet verici nitelikte olan bu ifadeler, Hz. Musa (as)'ya indirilen gerçek Tevrat'ta yoktur. Bu gerçeği çok sayıda Yahudi din bilgini de gayet iyi bilmektedir. Bu günkü Tevrat'ın akla ve ahlaka aykırı tarafları, Siyonist planların sonucudur.

 

 

 

  • Ancak halen Yahudilerin bir bölümü, vahşeti, Tevrat'ın yerine getirilmesi gereken bir hükmü olarak görmektedir. Tevrat'ın iyiliği, güzelliği, barışı ve sevgiyi öngören bölümlerini dikkate almayan bu kişiler, aslında Tevrat'ın orjinalinde yer almayan insanlık dışı hükümlerine göre hareket ederek kan dökülmesine sebep olmaktadır. Bu gidiş, herkesten önce kendi felaketlerini doğurur.
  • Yüce Allah, "çocukları öldürün", "kadınları öldürün", "masum insanları katledin", "bozgunculuk çıkarın" gibi emirler vermez. Bunlar açıkça birer zulümdür. Samimi dindar Musevilerin, Bugünkü Tevrat'ın geçersiz hükümlerine uyarak, kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce masumun kanını akıtan dindaşlarını uyarmaları, onları sevgiye ve merhamete çağırmaları elzemdir. Hangi dinden olursa olsun, İster Müslüman, ister Yahudi, ister Hıristiyan olsun; terör büyük bir günahtır ve insanlık suçudur. Bu çağrı terörist İsrail'e son duyurudur.

 

 

 

Barbar Kurallara Göre Hareket Etmeyin!

...Ve İsrail onun mirasının sıptıdır (soyudur); ismi orduların Rabbidir. Ey Beni İsrail! Sen Benim topuzum ve cenk silahımsın; ve seninle milletleri kıracağım; ve seninle ülkeleri helak edeceğim. Ve seninle atı ve binicisini kıracağım. Ve seninle cenk arabasını ve binicisini kıracağım; ve seninle erkeği ve kadını kıracağım; ve seninle kocamış adamı ve genci kıracağım; ve seninle genç adamı ve ere varmamış kızı kıracağım; ve seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım; ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım; ve seninle valiyi ve kaymakamı kıracağım.[19]

Ele geçen her adamın gövdesi delik-deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek, yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.[20]

İhtiyarı, genci ve ere varmamış kızı ve çocuklarla kadınları helak için vurun, gözünüz esirgemesin ve acımayın.[21]

Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme; erkekten kadına... çocuktan... emzikte olana... öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür...[22]

Ve Allah'ın Rab onları senin önünde ele vereceği ve sen onları vuracağın zaman; onları tamamen yok edeceksin; onlarla ahdetmeyeceksin (antlaşma yapmayacaksın) ve onlara acımayacaksın.[23]

Fakat Ben kralımı mukaddes dağım Sion üzerine koydum... İşte Benden ve miras olarak sana milletleri mülkün olarak yeryüzünün uçlarını da vereceğim. Onları demir çomakla kıracaksın; bir çömlekçi kabı gibi onları parçalayacaksın.[24]

Rab senin sağında durup öfke ve intikam gününde kralları vuracak. Milletler arasında hüküm verecek; Yer leşler ile dolacak; çok memleketlerde baş olanı ezecektir.[25]

Rabbin bu intikam işini gevşeklikle yapan lanetli olsun; ve kılıcını kandan alıkoyan lanetli olsun." (Katliam yapmayan, kan akıtmayan Allah'ın laneti ile tehdit edilmektedir.)[26]

Milletlerden öç alsınlar; Ve ümmetleri tedip etsinler (cezalandırsınlar); Onların krallarını zincirlerle ve ileri gelenlerini demir bukağılar ile bağlasınlar.[27]

 

Hak Din'e Uygun Olan Şu Tevrat Bölümlerini Yerine Getirin!

Garibe haksızlık etmeyeceksin ve ona gadretmeyeceksin (baskı yapmayacaksın); çünkü siz Mısır diyarında gariptiniz, hiçbir dul kadını ve öksüzü incitmeyeceksiniz. Eğer onları incitirsen ve bir yolla Bana feryat ederlerse, onların feryadını mutlaka işiteceğim... (Çıkış, Bab 22 / 21-23)

...Zayıfın ve yetimin davasını görün; Düşküne ve yoksula adalet edin. Zayıfı ve fakiri çekip kurtarın; onları kötüler elinden azat edin (Özgür kılın). (Mezmurlar. Bab 82 / 3-4)

Dinleyin ve kulak verin; kibirli olmayın. (Yeremya, Bab 13/ 15)

...Rabbin hükümlerini yapmış olan dünyanın bütün alçak gönüllüleri, Rabbi arayın; salahı (doğruluk ve kurtuluşu) arayın, alçak gönüllülüğü arayın (Tsefanya, Bab 2 / 3)

Övünen adamlara dedim: Övünmeyin; Ve kötülere: Boynunuzu kaldırmayın; Boynuzunuzu yukarı kaldırmayın; Dik başla söylemeyin. Çünkü ne güneşin doğduğu yerden, ne battığı yerden, ne de dağlar çölünden yükselme gelir. Ancak hakim olan Allah'tır. Birini alçaltır ve birini yükseltir. (Mezmurlar, Bab75/4-7)

Ve ataları gibi inatçı ve asi, yüreğini pekiştirmemiş ve ruhu Allah'a sadakatsiz bir nesil olmasınlar. (Mezmurlar, Bab 78 / 8)

Hükümde haksızlık etmeyeceksiniz... ve kudretlinin hatırına itibar etmeyeceksin; ve komşuna adaletle hükmedeceksin. Kavminin arasında çekiştiricilik edip gezmeyeceksin; komşunun kanına karşı ayağa kalkmayacaksın; Rab Benim... Öç almayacaksın ve kavminin oğullarına kin tutmayacaksın; ...komşunu kendin gibi seveceksin; Rab Benim. (Levililer, Bap 19 / 15-18)

Rab şöyle diyor: "Adil ve doğru olanı koruyup yerine getirin..." (işaya, Bab 56/1)

Yoksullardan adaleti esirgemek, halkımın düşkünlerinin hakkını elinden almak,.. Öksüzlerin malını yağmalamak için haksız kararlar alanların, adil olmayan yasalar çıkaranların vay haline! (İşaya, Bab 10 / 1-2)

Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver,.. (Süleyman'ın Meselleri, Bab 25/21)

 

 

 

Sonuç:

Ya iz'an ve insaf sahibi Museviler dahil, Hak'ka ve hayra inanmış bütün insanların, çağdaş Necaşi yerindeki Hugo Chavez gibi Hıristiyanların; şuurlu ve sorumlu Müslümanların ve özellikle, binlerce yıl bölgesine ve insanlık alemine huzur ve barışı sağlamış olan Osmanlı'nın onurlu torunlarının, güç ve gönül birliği yaparak vahşi İsrail siyonizminden, ABD ve AB emperyalizminden kurtulmaları gerekmektedir.

Veya, şeytanın şövalyeleri dünyamızı ateşe verip, felakete sürükleyeceklerdir!



[1] Maide:77-82

[2] Türk Mason Dergisi yıl 20 sayı 80/3 sf 14-15

[3] Kabbalah, Tradition of Hidden Knowledge, Z'ev Ben Shimon Halevi

[4] Mason Dergisi, Sayı 29, sf. 20

[5] Mason dergisi, Sayı:28, sf.10

[6] Tekvin bölümü, 20/1 2

[7] Tekvin Bölümü, 19/31-33

[8] Tekvin 9/20-25

[9] Selami Işındağ, Masonluk Bir Ahlak Okuludur, sf.33

[10] Başlıca Kültlerin Çıkış Noktaları, Mimar Sinan Dergisi, sayı.11-12, sf.15

[11] Modem Magick, sf.141

[12] Kabbalah Tradition of Hidden Knowlodge, sf.127

[13] das Reich Satans, Karl R.H. Frick, sf.88

[14] Mimar Sinan Dergisi, sayı. 11, sf.22

[15] Modem Magic, sf.141

[16] Sayı 10, sf.105

[17] Mimar Sinan Dergisi, 1983, sayı 49, sf. 23

[18] Maide suresi, 44

[19] Yeremya, Bab 51 / 19-23

[20] İşaya, Bab 13/ 15

[21] Hezekiel, Bab 9/5-6

[22] I. Samuel, Bab 15/3

[23] Tesniye, Bab 7/ 1 -3

[24] Mezmurlar, Bab 2/ 6,8,9

[25] Mezmurlar, Bab 110/5-6

[26] Yeremya, Bab 48/10

[27] Mezmurlar, Bab 149/7-8

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meal-i Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Parti'ye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

● Dış Politika Yazıları (I) BOP’un Temel Taşları (1988-1998)

● Dış Politika Yazıları (II) Tarihin En Talihsiz Yılları (2002-2015)

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

(Kadiri - Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

● Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod 

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armageddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yüz Kur'ani Kavram ve Yorumları

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar) (Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar) (Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 16269

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR