Reklam
Reklam
Reklam

“SHINZO ABE” SUİKASTI VE SİYONİZM'İN YIKILIŞ SARSINTILARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

“SHINZO ABE” SUİKASTI

VE

SİYONİZM'İN YIKILIŞ SARSINTILARI

        

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe 2022 Temmuz’un ilk haftasında, uğradığı bir suikast sonucu ortadan kaldırılmıştı.

Tetikçi Yamagani Tetsuya; “Herhangi bir siyasi amaç taşımadığını, annesinin bir Dini gruba yüklü bağışta bulunmasına kızdığı için bu eylemi yaptığını” söyleyip olayı çarpıtmaya çalışsa da, bu eylemi Siyonist odakların, CIA-MOSSAD gibi istihbaratların tasarladığı sırıtmaktaydı. Çünkü Shinzo Abe:

1- Ekonomiyi Millileştirip Küresel Siyonist Sermayenin sömürü çarkını kırmaya…

2- Güçlü ve bağımsız bir Japon Savunma gücü hazırlamaya…

3- Dünyadaki etkin ve antisiyonist oluşumlarla irtibat kurmaya çalışan bir insandı.

Bu konuyla ilgili olarak; 1998 yılında şu öngörülerimizi aktarmıştık:

I. ve II. Dünya Savaşlarında Siyonist Yahudi mihrakların kışkırttığı ve kullandığı Amerika ve yandaşlarından intikam alacakları günü bekleyen Almanya ve Japonya gibi ülkelerin bu cephede yer alması:

I. ve II. Dünya Savaşlarında yıkılan ve uzun yıllar siyasi ve ekonomik baskı altında tutulan Alman ve Japon halkları, bu esaret ve ezilmişliğin intikamını alacakları günü kollamaktadır.

Ekonomide süper güç olan Almanya ile teknolojide süper güç olan Japonya’nın saf değiştirmesi, Siyonist hâkimiyetinin çöküşünü hızlandıracaktır.

"Sen onları (derli toplu bir) cemaat sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır." (Haşr: 14)

"O gün dostlar, birbirine düşmandır." (Zuhruf: 67)

"Nihayet Hak gelince, onlar istemedikleri halde Allah’ın emri galip olacaktır." (Tevbe: 48) ayetleri de, bazı zoraki birlikteliklerin bozulacağına işaret buyurmaktadır.[1]

Yaklaşık 20 yıl kadar önce, 2004 yılında şunları yazmıştık:

Milli Çözüm Dergisi’nin Siyonist Merkezleri telaşlandırması ve Japonların Yorumlarımıza ilgi duyması!

Birleşik Amerika Başkentinin en büyük ve en eski gazetesi Washington Post, politik konulara ve dünyanın geleceği ile ilgili kurgulara ağırlık veren bir ABD Yahudi yayın organıdır. İstanbul ve İsrail (Jerusselam) büroları da bulunmaktadır.

İşte beş yıl kadar önce Washington Post’un Avrasya Haber Koordinatörü olduğunu söyleyen bir kişi, Milli Çözüm Dergimizin Haber Müdürünü arayarak, orta halli Türkçesiyle:

“Milli Çözüm’ün öngörü ve önerilerinden feyiz aldıklarını; ülkesel, bölgesel ve evrensel konulardaki tespit ve tahlillerimizin kendilerine yeni ufuklar açtığını, bu nedenle öncelikle İngilizce yazı ve yorumlarımızdan oldukça yararlandıklarını ve “Türkiye’nin ABD-İsrail ilişkileri ve gelecekteki etkinlik çekişmeleri” hususunda özellikle yeni ve detaylı bilgilerimizi ve beklentilerimizi merak edip ilgi duyduklarını” hatırlatmışlardır.

O konuşma esnasında meşhur özel istihbarat ve gelecek tahmini firması STRATFOR’un sahibi Macar asıllı Yahudi GEORGE FRIEDMAN ve ekibinin de, Milli Çözüm’ü önemseyip araştırdıklarını ağzından kaçırmıştır.

O zaman arkadaşlarımıza:

“Siyonist merkezler Erbakan’ın projelerini ve stratejik hedeflerini çözmek ve karşı tedbirler geliştirmek için Milli Çözüm’e ilgi duymaktadır. Oysa biz, sadece Hocamızın açığa vurduklarını ve temel hedef olarak ortaya koyduklarını yazıyor, Müslümanlara ve mazlumlara moral aşılamaya çalışıyoruz. Hocamızın Siyonizm’in ve emperyalizmin yıkılışıyla sonuçlanacak tarihi mücadelesindeki taktik ve stratejik ayrıntıları ve bunlarla ilgili teknik ve politik kadrolarını elbette bilmiyoruz, bildiklerimizi de zaten yazmıyoruz” diye uyarmıştık.

Bundan bir yıl kadar sonra ise, Japonya’daki önemli bir “düşünce üretim merkezi”nin İstanbul temsilcisi yine Milli Çözüm’ü arayıp, “ABD emperyalizmine ve Yahudi Siyonizm’ine karşı Adil Düzen Projeleri; Yeni bir Dünya için Türkiye, Japonya ve Almanya işbirliği” konusundaki yazı ve yaklaşımlarımızdan daha detaylı yararlanmak ve birlikte ortak teoriler kurgulamak üzere bizleri Japonya’ya çağırmış ve bu nedenle bir görüşme talebinde bulunmuşlardı. Japonlar özellikle: “Süper güç olmak ve dünya dengelerini kontrol altına almak için; EKONOMİK; TEKNOLOJİK ve ASKERİ GÜÇ olmak, JEOPOLİTİK ve STRATEJİK bir coğrafyada bulunmak, önemli bir DEMOGRAFİK (nüfus yoğunluğu) desteğini arkasına almak gereklidir, ama yeterli değildir. SÜPER GÜÇ olmak için bütün bu imkân ve fırsatları hazırlayıp yararlanmak yanında, mevcut dünya dengelerini ve arkalarındaki dinamikleri çok iyi bilen, şeytani merkezleri şaşırtmayı, vuruşturmayı ve savuşturmayı çok iyi beceren, ama asla vahşi heveslerine değil, insani değerlere göre hareket eden bir SÜPER BEYNE ve Onun sadık takipçilerine ve ilim varislerine ihtiyaç vardır. Ve işte Erbakan’ın farkı ve fazileti ve Siyonist merkezlerin korkulu rüyası haline gelmesi bundan kaynaklanmaktadır.”[2]

2009’da ise Japonya ile ilgili şu tespitleri yapmıştık:

ABD-Japonya ittifakı çözülmekteydi!

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın 2009 Kasım ortalarında başlayan on günlük Uzakdoğu gezisinin sonuçları ortaya çıkmıştı. Çin’de umduğunu bulamamış olan Obama, Çin'den önce 14 Kasım'da uğradığı Japonya'da da hayal kırıklığı yaşamıştı. Obama, Japonya gezisinde üç önemli konu üzerinde durdu: Birincisi; malum, ekonomik krize ortak çare arayışı idi. Görüşmelerin bu konuya ilişkin yanını kısaca "Kelin merhemi olsa başına sürerdi" atasözü özetler. Kriz Japonya'da öylesine derinden etkiler yaratmıştı ki, 55 yıl boyunca neredeyse tek partili rejim gibi ülkeyi yönetmiş olan Liberal Demokrat Parti (LDP), geçen sonbaharda yapılan milletvekili seçimlerinde ezici bir yenilgi alarak iktidardan uzaklaşmıştı. Bu yaz yapılan parlamentonun üst kanadı seçimlerini de kazanan Demokratik Parti'nin (DP) lideri yeni Başbakan Yukio Hatoyama, BRIC (Brezilya-Rusya-Hindistan-Çin) ülkelerinin Amerikan Doları'nın yerine yeni bir uluslararası para birimi geçirilmesi planına yakın durmaktaydı. Obama'nın Japon yetkililerle görüştüğü diğer iki stratejik konu, Okinawa takımadalarındaki Amerikan askeri üslerinin geleceği ile ABD'nin Japon topraklarında bulundurduğu nükleer silahlardı.

Japonya ABD’nin gizli sömürgesi miydi?

Amerikan basını ABD-Japonya ilişkilerini "stratejik ortaklık" diye tanımlamaktan pek hoşlanırdı. Bizdeki kimi anlı şanlı uluslararası ilişkiler profesörleri de Amerikan basınının bu klişesini tekrarlayıp durmaktaydı. Ancak iki ülke ilişkilerinin tarihi incelenince, "stratejik ortaklığın" anlamı ve içinin gün gün boşaldığı anlaşılacaktır.

Amerikan-Japon stratejik ortaklığının temelinde, İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya, üç gün sonra Nagazaki'ye atılan ve 200 bin insanın canına mal olan iki atom bombası vardı. ABD bombaları attıktan sonra, Japonya 14 Ağustos akşamı kayıtsız şartsız teslim oldu. 2 Eylül'de Amerikan Missouri uçak gemisinde imzalanan teslimiyet anlaşmasıyla, ABD'nin Pasifik orduları komutanı Yahudi asıllı Orgeneral Douglas MacArthur Japonya'nın tam yetkili Askeri Valisi atanmıştı.

Günümüz Japonya’sını iki belgeye dayandırdı: Mac Arthur’un 1947'de yaptığı anayasa ile 1952 yılında imzalanan ve Amerikan işgaline son veren San Francisco Antlaşması’ydı. Anayasasının dokuzuncu maddesi, Japonya'nın savaş açmasını yasaklamıştı. Anayasaya göre, kara, deniz ve hava birliklerinden oluşan Japon silahlı kuvvetleri Japonya toprakları dışında harekâta katılamazdı. Sadece ülke sınırları içinde savunma görevi yapacaktı. Japonya’nın dış güvenliği ise, ABD-Japonya Güvenlik Paktı da denilen San Francisco Antlaşması uyarınca ABD'ye bırakılmıştı. 35 bin dolayında Amerikan askerini barındıran Okinawa'daki 14 ABD üssü bu antlaşmanın mirasıydı. Amerikan nükleer başlıkları ise, Japon yasaları yasaklamasına rağmen LDP'nin 1960'ların başında aldığı gizli kararla Japonya'ya sokulmuşlardı. Japonya’nın askeri bakımdan ABD'ye bağımlılığını açıklayan bir başka örnek, LDP hükümetinin kendi anayasasını ihlal ederek Irak işgaline asker yollamasıydı. İşgalin başlarında Irak direnişçileri Japon askerlerini kaçırıp dünya kamuoyuna teşhir edince, Japon hükümeti askerlerini geri çekmek zorunda kalmıştı.

Okinawa’daki Amerikan üslerine Japon halkının tepkisi zaman zaman güvenlik kuvvetleriyle çatışma boyutuna taşınmıştı. Okinawa takımadaları Çin ve Kore yarımadası açıklarında yer aldığı için, Çin ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti de bu üslere karşıydı. Japonlar, Hiroşima ve Nagazaki'ye ABD’nin atom bombaları atmasını ise hiç unutmamıştı. ABD vesayetiyle özleştirilen LDP'nin seçim yenilgilerinde, Japon halkının bu iki konudan beslenen Amerikan karşıtlığının önemli payı vardı. 2009 yılında Başbakan Hatoyama halktan aldığı destekle, Amerikan üslerinin Okinawa'dan çıkarılmasını istiyordu. Obama, görüşmeler sırasında üslerin küçültülmesini ve yeniden konumlandırılmasını öneriyor, ancak Hatoyama’yı ikna edemiyordu. Japon tarafı kendi tezinde direndiği için üsler konusu görüşmelerde bir çözüme kavuşamıyordu.

Obama'dan bir ay önce (Ekim 2009’da) Japonya'ya giden ABD Savunma Bakanı Robert Gates, nükleer başlıklar konusunun kapalı kapılar arkasında görüşülmesini rica ediyordu. Gates’in ricalarına rağmen, Japon hükümeti konunun araştırılması için bir komisyon kurmuştu. Dışişleri Bakanı Katsuva Okada, komisyonun araştırmalarının son aşamasına geldiğini ve sonucun ocak ayında açıklanacağını duyurdu. Gates'ten sonra Obama'nın ricaları da para etmiyordu. Japon hükümetinin üsler ve nükleer silahlar konusundaki tutumu, Çin başta olmak üzere komşularını memnun ediyordu. Okinawa'daki üslerin kapatılması, ABD'nin Batı Pasifik'teki müdahale gücünü zayıflatacağı gibi, Japonya'yı komşularına karşı eskisi gibi öne süremeyeceği anlamına geliyordu.

Japon araştırma komisyonunun Amerikan nükleer varlığı hakkında yapacağı açıklama ise, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin nükleer silahlanmasına engel olmaya çalışan ABD'nin ayağına dolanacaktı. Ayrıca Japon komisyonu hangi Amerikan gemisinde ve uçağında ne kadar nükleer başlık bulunduğunu belgeleyeceği için, komisyonun açıklaması bölge ülkelerine önemli istihbarat sağlayacaktı. Böylece Amerikan nükleer silahlarını izlemek kolaylaşacaktı.[3]

Japonya Derin Devleti: Nippon Kaigi ve Shinzo Abe İrtibatı

Japonya’nın Eski Başbakanı Shinzo Abe, 8 Temmuz 2022’de eski bir Japon askerinin suikastı sonucu hayatını kaybedip bu dünyadan ayrılmıştı. Basında dini tarikatlara ilişkin iddialar yer almıştı. Gizlenen asıl amaçlar ise daha farklıydı. Çünkü, “Yeni Japon İmparatorluğu” kurmayı hedefleyen derin devlet teşkilatı "Nippon Kaigi" yapılanmasının arkasında Shinzo Abe vardı.

10 Temmuz’daki Japonya Konsüller Meclisi, veya diğer adıyla “Üst Meclis” seçimleri, bu suikastın gölgesinde yapılmıştı. Shinzo Abe’nin partisi Liberal Demokratik Parti, 248 sandalyenin 119’unu almıştı. Koalisyon ortağı Komeito ise 27 sandalye kazanmıştı. Temsilciler Meclisi’nde salt çoğunluğu bulunan koalisyon hükümeti, Konsüller Meclisi’nde de 146 sandalye ile çoğunluğu elde etmeyi başarmıştı.

Shinzo Abe suikastının asıl nedeni ise, Shinzo Abe’nin de üyesi olduğu, Japonya’nın silahlanması ve imparatorluğun tekrar kurulması için mücadele eden derin devlet teşkilatı Nippon Kaigi olduğu konuşulmaktaydı. 

40 Bin Kişilik Bu Teşkilatın Amacı:

“Japon Çalıştayı” olarak bilinen Nippon Kaigi, 1997’de “lobi faaliyetleri” yürütmek ve “Japon İmparatorluğunu diriltmek” amacıyla kurulmuş bir teşkilattı. Antisiyonist ve antiemperyalist bir yapılanmaydı ve Erbakan’ın Refah-Yol Başbakanlığına denk gelmesine dikkat çekenler vardı!?

40 binden fazla üyesi bulunan teşkilat, Japonya’nın nüfuzlu iş adamlarından, Yakuzalarından, diplomatlarından, bürokratlarından, akademisyenlerinden, istihbaratçılarından, hâkimlerinden, savcılarından, emniyet mensuplarından ve milletvekillerinden oluşmaktaydı. Devletin her kademesine yerleşen Nippon Kaigi, yasama organlarında çoğunluğu sağlayarak, Japonya Anayasası’nın 9. Maddesini değiştirmek çabasındaydı. 2013'te toplanan Nippon Kaigi, Japon İmparatorluğu'nun diriltilmesi için çalışmalara devam etme kararı almıştı. Toplantının sonunda, 2. Dünya Savaşı'ndaki Japonya'nın sembolü olan "Nippon Banzai" yani "Yaşasın Japonya" selamı verilmesi emperyalist ve Siyonist odakları telaşlandırmıştı.

Japon Anayasası Madde 9 uyarınca, Japonya bağımsız bir ordu kuramamaktaydı. 2. Dünya Savaşı’nda yenilen ve ABD’ye koşulsuz şartsız teslim olan Japonya, ABD’nin dayatmasıyla bu maddeyi kabul etmek zorunda bırakılmıştı!

İşte, bu Nippon Kaigi teşkilatı, 2006’da Savunma Bakanlığı kurulmasını sağlamıştı, öncüsü ise Shinzo Abe olmaktaydı!

Japonya, o tarihten bu yana özellikle Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri alanında ciddi bir yatırım yapmaya başlamıştı. Adı “Japon Meşru Müdafaa Kuvvetleri” olan Japon ordusunun envanterinde, 2 uçak gemisi, 22 denizaltı, 36 destroyer, 10 firkateyn, 155 F-15, 62 F-16 ve 23 F-35 savaş uçağı bulunmaktaydı. Japon Kara Kuvvetleri’nde ise 1000 tank, 200 top ve 100 çok namlulu roketatar vardı. Japon ordusunun toplam personel mevcudu ise 250 bin kadardı. Bu rakamlar NATO ile kıyaslandığında Japonya’yı, ABD ve Türkiye’den sonraki en büyük ordulardan birisi yapmaktaydı. 

Shinzo Abe’nin Amacı; Siyonizm’den Bağımsız Bir Japonya’ydı!

Shinzo Abe, Japonya’nın ABD ile müttefik kalarak silahlanmasını ve Bağımsız Japonya’nın tekrar kurulmasını amaçlayan Nippon Kaigi’nin en önemli üyelerinden birisi konumundaydı. Aynı zamanda Nippon Kaigi’nin danışmanlarından birisi olan Shinzo Abe, Başbakanlık süreci boyunca teşkilatın aktif bir üyesi gibi çalışmıştı. Japonya’nın anayasasındaki 9. maddede yapılan değişiklikler ile 2006’dan bu yana silahlanmasını ve elit piyade birimleri kurmasını sağlayan tüm değişiklikler, Shinzo Abe döneminde başarılıp uygulanmıştı.

Shinzo Abe'nin Bakanları, 2. Dünya Savaşı'ndaki 14 Japon Savaş Suçlusu anısına yapılan türbeyi ziyaret etmesi, Siyonist baronları ve uşakları olan ABD ve AB Başkanlarını telaşlandırmıştı.

Shinzo Abe’nin Japon İmparatorluğu fikirleri bunlarla sınırlı kalmamıştı. Kuzey Kore, Çin ve Rusya’ya karşı silahlanarak güçlenmeyi hedefleyen Nippon Kaigi, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı’ndaki Japonya’nın durumunun da ciddi bir savunucusu konumundaydı. Kore’de ve Çin’de gerçekleştirilen katliamlar, insanlık dışı deneyler ve araştırmalar, işkenceler ve tecavüzler ile bilinen “Birim 731”in işlediği hiçbir insanlık suçu için özür dilenmeye yanaşılmamıştı. Çünkü Japonya’nın bunlarla bir ilişkisi bulunmadığı açıklanmıştı. Shinzo Abe, Kore’de Birim 731’in gündemde olduğu dönemde, “731” numaralı özel bir uçağa binerken poz verdiği fotoğraf oldukça tartışılmış, Güney Kore'de ve Kuzey Kore'de bu tavır tepki ile karşılanmıştı. Oysa Shinzo Abe aleyhine bu kampanyaları yürüten asıl odaklar Siyonist ve emperyalist merkezlere bağlıydı.

Shinzo Abe; ayrıca Japon ordusunun 1937’de 300 bin Çinli’yi öldürerek gerçekleştirdiği (Nanking) Nanjing Katliamı’nı kabule yanaşmamış ve “Tarihsel gerçeklerin çarpıtılması” olarak yorumlamıştı. Siyonist odaklar ve yayın organları:

“Japon İmparatorluğu ve faşizm dönemine ait sembolleri kullanmaktan çekinmeyen Shinzo Abe’nin teşkilatı Nippon Kaigi”nin, bir terör şebekesi ve dünyanın yeni bir tehlikesi saymak için çırpınmaktaydı. Ama her şeye rağmen Shinzo Abe’nin partisi 10 Temmuz 2022 seçimlerinden zaferle çıkmıştı.

Shinzo Abe’nin ve Nippon Kaigi Örgütü’nün, duyarlı ve tutarlı bir tavrı da, hem FETÖ yapılanmasına hem PKK eşkıyalarına, kesinlikle fırsat ve ruhsat tanımamış olmalarıydı!..

Japon Anayasası yeniden mi ele alınacaktı?

10 Temmuz 2022’deki seçimde Shinzo Abe’nin partisinin elde ettiği zafer, anayasa değişikliğini meclisten geçirip referanduma götürmek için yeterli olmamıştı. Ancak muhalefetteki önemli partilerden olan “Japonya Yenilik Partisi” Nippon Ishin no Kai, Anayasa Madde 9’un değişimi ve Japonya’nın silahlanması konusunda müzakerelere açık olduğunu açıklamıştı.

Konsüller Meclisi’nde 21 sandalyesi bulunan Nippon Ishin no Kai, Shinzo Abe’nin fikirlerini yaşatan koalisyon hükümetini desteklerse, Japonya’nın silahlanmasının önündeki bütün engeller kalkacaktı. ABD, Japonya’nın Çin’e karşı silahlanmasını onaylamış ve bu fikri desteklediğini açıklamış olsa da[4] aslında bu tür çabalara ve Japonya’nın bağımsızlaşmasına ve Siyonizm’in güdümünden çıkarılmasına şiddetle karşı oldukları bilinip durulmaktaydı.

Ortadoğu’yu ve Asya’yı Hizaya Sokma Turları!

ABD Başkanı Biden, Ortadoğu turuna çıkmıştı. İlk durağı İsrail olan Biden, daha sonra 9 Ortadoğu ülkesi lideri ile buluşmuştu. Ortadoğu’da yeni bir konseptin ayak seslerini işaret eden bu ziyarette Biden, İsrail ile normalleşen ülkeler kervanına yenilerini dâhil etmeyi amaçlarken, bu ülkeler ile İsrail arasında askeri işbirliği oluşturmanın zeminini de hazırlamaya çalışmıştı.

ABD, ‘Yeni Ortadoğu’ hamlesini başlatmıştı. İsrail’i ziyaret eden ABD Devlet Başkanı Joe Biden, Tel Aviv’de gerçekleştirdiği temaslar sonrası, Suudi Arabistan’a uğramıştı. Bu dikkat çeken dört günlük ziyarette Biden’in ajandasında, İsrail ile normalleşme ve Ortadoğu’yu ‘istikrara kavuşturma(!)’ maddeleri yer almaktaydı.

4 günde 9 Ortadoğu ülkesi ile buluşulmuştu!

Suudi Arabistan’da Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) toplantısına da katılan Biden, Suudi Arabistan dışında Konsey üyeleri Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Katar ve Kuveyt liderleri ile de ayrı ayrı görüşmeler yaptı. O ülkelerin dışında Biden ayrıca, Konsey toplantısına davet edilen Mısır, Ürdün ve Irak liderleriyle de bir araya gelip toplantı yapmıştı.

Biden’in ‘istikrar’ dediği İsrail’e uşaklıktı

Biden’in, bu ziyaretleri ile ilgili en dikkat çeken nokta ise ‘Ortadoğu’da istikrar’ palavrasıydı. Ziyaret öncesi, Washington Post gazetesinde bir makale kaleme alan Biden, “Rus saldırganlığına karşı koymak” ve “Çin’i geride bırakmak için” Ortadoğu coğrafyasının istikrara kavuşmasının önemi üzerinde durmuşlardı. ABD’nin, kuzey ülkelerini Rusya’ya karşı NATO çatısı altında toplamaya yönelik çabalarının devam ettiği bir dönemde yapılan bu ziyaretin, Ortadoğu’da da benzer bir konseptin uygulanması yönünde bir işaret olarak yorumlanmıştı. Anlaşılan Japonya’nın özgürlük çabaları ABD’yi iyice telaşlandırmıştı.

Biden'in Turu Büyük İsrail’e Hizmetkârlıktır!

Hamas, ABD Başkanı Joe Biden'in Ortadoğu'ya gerçekleştireceği turun, Filistin davası pahasına Siyonist İsrail'e hizmet edeceğini hatırlatmıştı.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Biden'in İsrail, Filistin ve Suudi Arabistan'da gerçekleştireceği birkaç günlük temasların, "Siyonist projeyi koruma amacıyla bölgesel bölünmeleri derinleştirebileceğini" hatırlatmıştı. ABD Başkanlarının bugüne kadar bölgeye yaptıkları ziyaretlerin hepsinin temel amacının, İsrail çıkarlarına hizmet etmek olduğunu vurgulayan Kasım, "ABD Başkanı Biden'in ziyareti, Filistin davası pahasına bölgedeki İsrail çıkarlarına hizmet etmekten başka bir şey değildir" vurgusu yapmıştı. Siyonist İsrail ve emperyalist ABD'nin politikalarına karşı direniş gruplarına safları birleştirme çağrısı yapan Kasım şunları aktarmıştı:

"Biden'in ziyareti sırasında İsrail'in yer alacağı askeri ittifakların kurulması ve İsrail-Arap normalleşmesinin genişletilmesi, hem Filistin davasına hem de Ortadoğu bölgesinin ulusal çıkarlarına karşı stratejik bir tehlikedir."

ABD Başkanı Biden’in, 13-16 Temmuz 2022 tarihlerinde İsrail, Batı Şeria ve Suudi Arabistan’ı kapsayan Ortadoğu ziyareti Siyonizm’e hizmetkârlıktı. Biden ilk olarak İsrail’in geçici Başbakanı Naftali Bennett’le Kudüs’te buluşmuşlardı. Ardından ikinci durağı olan Batı Şeria’da Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la bir araya gelmesi avutma amaçlıydı. Buradan Suudi Arabistan’ın Cidde kentine geçerek, Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi toplantısına da katılmıştı. Suudi Arabistan’da Kral Selman ve Veliaht Prens’le de görüşen Biden, İsrail’in resmi ajanı gibi davranmıştı.

Bolton’dan Darbe Planı İtirafı

Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, bir televizyon programında kendisini, “başka ülkelerde darbe planlamalarına yardımcı olmuş biri” olarak tanımlamıştı.

CNN televizyonunun, 6 Ocak Kongre baskınına ilişkin özel yayınına konuk olan Bolton, ilginç bir itirafta bulunmuşlardı. ABD eski Başkanı Donald Trump'ın seçim sonuçlarını kabul etmeyerek 6 Ocak'ta darbe yapmaya kalkışıp kalkışmadığı konusunda CNN sunucusu Jake Tapper ile Bolton arasında tartışma yaşanmıştı. John Robert Bolton, ABD Başkanı Donald Trump döneminde 9 Nisan 2018 ve 10 Eylül 2019 tarihleri arasında Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev almıştı. Bolton 6 Ocak olaylarının "dikkatlice planlanmış bir darbe" olarak nitelenmesine yönelik, Trump'ın böyle çalışmadığını, bir fikirden başka bir fikre kolay atladığını hatırlatmıştı. Tapper'in "Darbe yapmak için son derece zeki olmaya gerek yok" diye karşılık vermesi üzerine Bolton şu ifadeleri kullanmıştı: "Burada değil ama başka ülkelerde darbe planlamalarına yardımcı olmuş biri olarak buna katılmıyorum.” Bu sözleriyle John Bolton; ABD’nin birçok ülkede darbe planladığını açığa vurmuşlardı. Bu nedenle eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin suikastında ABD parmağı aramamız doğru bir yaklaşımdı. Hatırlayınız, Erbakan Hocamıza yönelik 28 Şubat tezgâhının arkasında da Amerika ve Siyonist odaklar vardı.

“Ortadoğu'da Arap NATO'su kurulacak” iddiası

ABD'nin Ortadoğu'daki varlığını yavaş yavaş çekmesiyle; bölgede merkezi İsrail olan bir Arap NATO'sunun kurulabileceği tartışılmaktaydı. Bazı uzmanlar bu fikrin; yakın bir gelecekte gerçekleşmesinin zor olduğunu, ama Siyonist sermayenin böyle bir hedefinin bulunduğunu hatırlatmışlardı.

Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın, “Ortadoğu’da NATO benzeri bir askeri ittifak kurulursa bunu destekleyeceğini” açıklaması gündem oluşturmuştu. Ürdün Kralı, ABD yayın organı CNBC'ye yaptığı açıklamada, "Ortadoğu NATO'sunu destekleyecek ilk insanlardan biri ben olurum. Hepimiz bir araya gelip 'Birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?' diyoruz. Ki bence bu, bu bölge için çok hayati bir oluşumdur" ifadesini kullanmıştı.

Ürdün Kralı'ndan önce İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz da İsrail’in, ABD öncülüğünde kurulan "Ortadoğu Hava Savunma İttifakı" adlı bir oluşuma katıldığını açıklamıştı. Gantz, bu oluşumda başka hangi ülkelerin olduğuna dair bilgi aktarmamıştı. Yani Ürdün Kralı ile İsrail Savunma Bakanı aynı kafadaydı. Ve zaten NATO’nun; Baltık coğrafyası, Balkanlar ve Karadeniz civarında yayılması, hem Türkiye’nin kuşatılması hem Büyük İsrail’e zemin hazırlanması amacı taşımaktaydı…

Dokuz AB ülkesinden İsrail’e ret kararı!

Bu arada, Avrupa Birliği (AB) üyesi dokuz ülkenin Dışişleri Bakanlıkları ortak bildiri yayınlamıştı. Bildiride, “İsrail'in Filistinli altı sivil toplum kuruluşunu terör örgütü olarak tanımlama” taleplerinin reddedildiği vurgulanmıştı. Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Hollanda, İspanya ve İsveç Dışişleri Bakanlıkları sözcülerinin "Filistin Sivil Toplum Kuruluşlarına İlişkin Ortak Açıklama" başlığıyla yayımlanan bildiride İsrail’in söz konusu STK’lara ilişkin yeterli delil sunamadığı hatırlatılmıştı.

Dokuz ülkenin ortak bildirisinde: "22 Ekim 2021’de İsrail altı Filistinli sivil toplum örgütünü terör örgütü olarak tanımlamıştı. Terörizm suçlamaları veya terörist gruplarla bağlantı her zaman azami bir ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu nedenle tanımlamaların dikkatli ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyordu. İsrail’den, bu STK’ları ’terörist örgütler’ olarak belirleme kararı temelinde altı Filistinli STK’ya yönelik politikamızı gözden geçirmemizi haklı çıkaracak önemli bir bilgiye rastlanmamıştır’’ ifadeleri yer almıştı. Açıklamanın devamında: "Bunun aksini kanıtlayacak belgeler olursa ona göre hareket ederiz. Böyle bir kanıtın olmaması durumunda, söz konusu sivil toplum kuruluşları için işbirliğimizi ve güçlü desteğimizi sürdüreceğiz. Demokratik değerlerin yaygınlaştırılması ve iki devletli çözüm için özgür ve güçlü bir sivil toplum vazgeçilmezdir" sözleri anlamlıydı.

Bu gelişme, dokuz AB ülkesinin İsrail’e: “Biz sizin her talebinizi yerine getirmek zorunda değiliz!..” mesajıydı. Haçlı Hristiyan ülkelerin bu duyarlılığını İslam ülkelerinde ve Türkiye Hükümetinde görememek ne kadar acıydı!..

 

 


[1] Milli Görüş İktidarını Bekleyen Tehlikeler ve Alınması Gereken Tedbirler - Kitap: Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi - Sh: 341 - Ahmet Akgül

[2] George Friedman’ın Felaket Kurguları ve Siyonistlerin Milli Çözüm Korkuları - Kitap: Tuz Kokarsa - Sh: 238 - Ahmet Akgül

[3] Tektonik Deprem İddiaları ve ABD Seferberliğinin Felaket Tellallığı - Kitap: Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları - Sh: 212 - Ahmet Akgül

[4] Odatv.com - K. Gürbüz

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meal-i Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Parti'ye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

● Dış Politika Yazıları (I) BOP’un Temel Taşları (1988-1998)

● Dış Politika Yazıları (II) Tarihin En Talihsiz Yılları (2002-2015)

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

(Kadiri - Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

● Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod 

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armageddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yüz Kur'ani Kavram ve Yorumları

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar - Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar - Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 58

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR