ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2505
mod_vvisit_counterDün5288
mod_vvisit_counterBu Hafta2505
mod_vvisit_counterGeçen hafta20204
mod_vvisit_counterBu Ay127339
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18344326

IP'niz: 3.238.132.225
Bugün: 27 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12774438

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

ASIL SUÇLU VE SORUMLU OLAN, BU HÜKÜMETTİR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Danıştay'ın basılmasının, başörtüler ve İmam Hatiplerle ilgili kararlarıyla hedef haline sokulan 2. Daire üyelerinin kurşunlanmasının asıl suçluları ve sorumluları:

  • Bu aciz ve işbirlikçi hükümet
  • AKP'nin hıyanetlerini bahane ederek İslamiyete saldıran ve AKP'ye meşruiyet ve mazeret kazandıran muhalefet
  • Bu ikisini de kirli çıkarları ve gizli iktidarı için, danışıklı dövüştüren masonik medya ve sabataist zihniyettir.

Kim bilir, ya radikal şeriatçı geçinen Amerikan İslamcısı münafık medyanın kışkırtmasına kapılarak; veya karanlık odaklarca bizzat kullanılarak ve de hiçbir arama ve koruma engeliyle karşılaşmayarak Danıştay'a gidip 8. kata çıkan ve 2.  Daire üyelerinin odasına dalıp iki şarjör mermiyi üzerlerine boşaltan bu katil, sadece bir maşa yerindedir ve "atılan taş" gibidir.

 

Zavallı sokak sakinleri misali:

"Taşı atanı bırakıp, atılan taşın peşine koşturmak" gafletine düşmemelidir.

Başörtülüler konusundaki keyfilikleri, İmam Hatiplerle ilgili dengesizlikleri düzeltmek vadiyle milletten vekalet alıp iktidar koltuğuna oturan AKP, samimiyet ve cesaretle bu haksızlıkları ve yanlışlıkları düzeltecek kanuni değişiklikleri gerçekleştirmekten yan çizip, sürekli topu taca atarak; olmayacağını bildiği "mutabakat"lar arayarak, Cumhurbaşkanını ve Yargı kurumlarını suçlayarak:

Ulusal yetkilerinin ve Anayasal yükümlüklerinin gereğini yapmak yerine "bizi kullanın" dedikleri dış çevrelerin ve sabataist şebekelerinin güdümüne girmek ve onların gücüne güvenmek gaflet ve dalaletine düştüğü için, suçlu ve sorumludur!..

CHP ve muhalefet ise; AKP'nin din istismarını ve yetki suiistimalini  eleştirmek yerine,  sanki böyle bir bahane bekliyormuş gibi, doğrudan İslamiyeti ve dindar kesimi hedef gösteren ve dolaylı biçimde halkı işbirlikçi iktidarın ve Ilımlı İslamcıların kucağına iten ve daha da kötüsü mağduriyet psikolojisi içindeki kimselerin intikam duygularını körükleyen, tutarsız tavırları yüzünden, suçlu ve sorumludur!.. Hala bu lanetli ve nefretli saldırıyı Kubilay olayına benzeterek hedef saptırmaya, siyasi rant toplamaya ve dindar kesimlere çamur atmaya çalışmaları bile, hayret verici durumdur ve uğursuzluktur.

Ve tabi asıl suçlu ve sorumlu olan: sürekli sivrisinek üreten bu bataklık düzeni ve bu uşak ruhlu batı taklitçiliği zihniyetidir!.. Artık bu mason markalı zihniyetten, bu siyon madalyalı hükümetten ve bu moon kafalı muhalefetten, kökten kurtulmanın zamanı gelmiştir ve geçmektedir. Ne tamir ve yama ile, ne destek ve dayama ile, bu çürümüş sistemi ayakta tutmak mümkün değildir. Türkiye; Var olma veya yıkılma noktasına gelmiştir. Evet basılan yüksek mahkeme değil, Türkiye Cumhuriyetidir!...

Ve böylesi kör düğümlerin yegane çaresi; köklü devrim ve değişimlerdir!..

Aksi halde, suni tertipler, sinsi tahripler ve sahte tepkilerle; ülkemiz yıkılışa sürüklenmektedir.

D-8 Zirvesi için Endonezya'ya giden Recep T. Erdoğan; "Faizi yeniden tanımlayalım"

"Enflasyon kadar faiz, faiz sayılmasın" tartışmasını açarak İslam'ı Hıristiyanlaştırmanın yollarını göstermiştir. Oysa enflasyon: nedenleri ve neticeleri bakımından çok farklı tanımları yapılan ve tahribatları üzerinde ittifak sağlanamayan bir kavramdır... Faiz ise, çok net ve kesin bir haramdır.

Kapalı ve karmaşık bir Batılı kavram için, kesin ve net bir haram nasıl yorumlanır ve yozlaştırılır?

Bu, BOP kapsamındaki Ilımlı İslam safsatasının bir sinsi adımıdır. Yarın kalkıp:

Zinayı da yeniden tanımlayalım "gönül rızasıyla ve nikâh dışında birlikte olmayı ‘zina değil, ihtiyaç' sayalım.

  • Ve böylesi modern ve medeni ilişkileri günah olmaktan çıkaralım..."
  • Sarhoş olmayacak kadar alkol almayı mübah sınıfına sokalım..
  • "Piyango ve şans oyunlarını kumar kapsamından uzaklaştıralım." Gibi safsata ve saptırmalarla, toplum avutulmaya ve oyalanmaya çalışılırsa hiç şaşmamalıdır. Zaten yapay gündem oluşturmak ve önce ucuz kahramanlık taslayıp sonra geri adım atmak bunların en başarılı sanatıdır.

Sn. Başbakan,  bu boş kafayla: YTL'nin Dolar karşısında % 15 kadar değer kaybını bile: "Bu bir devalüasyon değildir. Böyle diyenler cahildir." Demekten sakınmamıştır..

Oysa, Enflasyon, Faizci sistemin bir sonucudur.

Faiz mikrobunun doğurduğu bir hastalığı "temel esas" kabul etmek ve buna göre yorum geliştirmek, faiz günahına, mübah kılıfı geçirmektir.

Dünya Bankasının son raporuna göre:

Türkiye'de en alttaki % 10 (7 milyon)

2000 Yılında Milli gelirden % 2.5 pay alırken, bu gün bu oran % 2' ye düşmüş bulunmaktadır.

En üstteki % 10 (7 milyon) Milli gelirden % 30 pay alırken bu gün maalesef % 35'e çıkmıştır.

Yani: Zengin daha zengin, fakir daha fakir olmuştur.

AKP işbaşına geldiğinde:

Cari açık, 1.5 milyar dolar iken, şimdi cari açık 25.5 milyar dolara fırlamıştır. Yatırım ve üretim için değil vurgun ve soygun için gelen "sıcak para" kaçmaya başlayınca propaganda havası ile şişirilen ekonomi balonu da patlayacaktır.

Cari açık: Bir ülkenin döviz kazancıyla, döviz kaybının arasındaki farktır.

Sonuç:

Devletimiz, Dinimiz, Cumhuriyetimiz ve cemiyetimiz tehdit altındadır. Halkımızla kucaklaşacak, İslam'la barışacak, dünya ile hayırda yarışacak laik ve demokratik esaslara ve çağdaş standartlara dayalı, adil bir düzen ve asil bir dönem kaçınılmazdır. Belki de yarın çok geç olacaktır.

Daha düne kadar:

"Radikal İslamcı, katıksız şeriatçı, İran hayranı, İsrail karşıtı, ezan vatan aşıkı, milliyetçi, mukaddesatçı"  geçinen kimselerin, bu gün Siyonistlerden madalyalı AKP'ye alkış tutmaları ve dindar kesimi farklı yönlere kışkırtmaları; geçmişte de, şimdi de acaba hangi karanlık merkezlerin hizmetinde olduklarının kanıtıdır?

Hem bu din istismarcısı marazlı çevrelerin, hem 28 Şubatçı laikçilerin, hem de dış güçlerin Erbakan karşıtlığında saf tutması rastlantı mıdır?

Ve bu çıban kangrenleşip bütün gövdeyi sarmadan acilen çaresine bakılmalı ve bu kan mutlaka durdurulmalıdır!

Ve kafa kurcalayan konular:

  • Önce Amerika'daki Hocadan bir haber -pardon! CIA'dan ilhamlı bir keramet- geliyor: yakında Türkiye'de 28 Şubat'tan beter gelişmeler yaşanacak... Ardından bu olaylar yaşanıyor...
  • Yakın çevresi, Alparslan Aslan'ın ülkücü olduğunu söylüyor.
  • İçki içtiği belirtiliyor.
  • Asabi olduğu ifade ediliyor.
  • Babası, bazı psikolojik sorunlarından bahsediyor.
  • Bazı köşe yazarları, katilin yakın geçmişte İran'a gittiğini açıklıyor.
  • Katilin Hizbullah'la bağlantıları konuşuluyor.
  • Kullandığı, yedeklerini de sakladığı silah; kontrol cihazlarına yakalanmıyor. Ve bu silahların PKK tarafından Türkiye'ye sokulup satıldığı biliniyor.
  • Saldırgan, bu eyleminin cezasını bilecek ve başına gelecekleri düşünecek durumda bulunuyor. Ama çok sakin ve kendinden emin görünüyor.
  • Şemdinli provokasyonuna benzer biçimde, saldırıya uğrayan hakimlerle ilgili gazete kupürünü ve yedek silahları, sanki adres gösterir gibi - arabasında bırakıyor??!!..
  • Ateş ederken ve kaçarken ısrarla ve tembihlenmiş bir tavırla tekbir getiriyor.
  • Ve ölen hâkimin cenaze töreni boyunca birileri: "Mollalar İran'a, Türkiye İran olmayacak" şeklinde sloganlar atıyor.

Şimdi Soralım:

Türkiye toplumunda Amerikan aleyhtarlığının arttığı ve İran'a sıcak bakmaya başlandığı bir ortamda; acaba:

ABD'nin İran saldırısında, Türkiye'nin de Amerika'nın safında yer almasını sağlamak ve AKP'nin işini kolaylaştırmak üzere, bu saldırı MOSAD ve CIA tarafından mı tezgâhlanmıştır?

Ve Laikliğe duyarlı bütün kesimler, bu Siyonist senaryoda bir figüran olarak mı kullanılmıştır?!..

 

 

 


Bu yazarin diger makaleleri

BU ÇIĞLIK, BİR ÇAĞRIDIR!
  'Susurluk'tan daha çirkef çamurlu olan ‘Şemdinli' hıyanetleri; CIA MOSSAD...
Devami
LOZAN 2005'İN AMAÇLARI
  1.                        Lozan çıkarması, bütün dünyaya ve özellikle emperyalist ve...
Devami
M. ALİ AĞCA; HACCA MI, HAÇA MI?
  M. Ali Ağca'nın tahliyesi bazı kimseleri sevindirdi. Malum çevreleri...
Devami
DOĞU PERİNÇEK'İN, DOĞRU PERSPEKTİFİ
Samimiyetle ve iyi niyetli bir gayretle; her konuda haklı ve...
Devami
SİSTEMİN SONBAHARI!..
  21.Haziran.2005 Milli Gazete Kulis-Ankara Köşesinde önemli bir haber yer...
Devami
HEPSİ BAŞKA
Hiçbir olur mu, İslamla küfür? “Tanrı”lar başka, O Rahman başka!.. Biz de...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5709

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR