ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün171
mod_vvisit_counterDün1785
mod_vvisit_counterBu Hafta6757
mod_vvisit_counterGeçen hafta16665
mod_vvisit_counterBu Ay10686
mod_vvisit_counterGeçen Ay67493
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar19018916

IP'niz: 44.192.94.86
Bugün: 07 Tem 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 13043182

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

“Kürtçü”, “Türkçü” ve “Fetullahçı”ların Siyonist Destekçileri VE BARZANİLERİN KRİPTO YAHUDİLİĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

PKK ve BDP’ye destek çıkan ABD’li ve Yahudi patronları, aynı zamanda Fetullahçılara da destek veriyor!.. Yani PKK’cılar da Fetullahçılar da aynı odaklardan besleniyor… Ama maalesef akıllar uyutulmuş, vicdanlar öylesine uyuşturulmuş ki, kimse “yahu bu nasıl oluyor?” diye sorgulamayı bile düşünemiyor..

TV’ler 2009 yılı Türkiye vergi rekortmeni 2.si olarak Yahudi Salvo Taragon’u açıkladıklarında, kafamızda bunların karıştığı kirli işler ve gizli ilişkiler canlanmıştı. Bu Salvo Taragon adlı Yahudi vatandaş, bu korkunç paraları, öyle fabrika kurarak, ithalat ihracat yaparak değil, sadece faizcilik ve tefecilikle, yani kan-ter emicilikle (ve tabi “özel güvenlik” kılıflı silahlı bir mafya şebekesi eliyle) uğraşan “Kurtuluş Faktoring” şirketinden kazanmıştı.

Bu tefeci, geçmişte, sözde bir kalaşnikoflu saldırıya uğramış, ama ne hikmetse sürekli giyindiği çelik yelek sayesinde sıyırmıştı.

İddialara göre PKK ve BDP’nin de gizli finansörlerinden olan bu tefeci Yahudi, Ergenekoncu geçinen bazı çevrelere istenen 300 bin dolarlık haracı vermeyince korkutulmaya çalışılmıştı.

Bundan bir süre sonra da, Büyük İsrail Projesinin ikinci adamı ve bölgenin bela tuzağı Kürdistan’ın başındaki Yahudi asıllı Mesut Barzani hem de AKP iktidarının resmi davetiyle Türkiye’ye çağrılmıştı.

İşte bu olaylar bize, PKK, Kürtçülük ve Yahudi ilişkilerini tekrar hatırlatmıştı.

PKK’lıların içinde çok sayıda ermeni de vardı ve sürekli bunlar gündeme taşınırdı, ama hepsini kullanan ve kışkırtan asıl Siyonist Yahudi odaklardı.

Daha önce Milli Çözüm olarak defalarca yazdığımız ve pek çok haksız itham ve sataşmalara maruz kaldığımız “PKK ve Kürtçülük hareketinin perde gerisi ve Barzani’lerin İsrail ilişkileri” konusunda araştırmacı Salim Meriç oldukça önemli ve gerçekçi tespitler yapmıştı:

“Kuzey Irak’ta yayın yapan ‘İsrail-Kürt’ dergisi, İsrail’deki Kürt Yahudilerini Kuzey Irak’a dönmeye çağırıyor. Dergi pek çok yazısında “amacını; Kürt-İsrail ilişkilerini derinleştirmek olarak” tarif ediyor. İlginçtir, İsrail, Kürt halkının haklarına daima destek vermiştir. Kimi Kürt siyasetleri ise gelecekte İsrail’in stratejik müttefiki olmayı hedeflemiştir.

Akademisyenler, araştırmacılar ve stratejistlerin bugünkü Ortadoğu’daki yapılanmanın, büyümesi beklenilen “Kürt Yahudi devleti” olduğunda hem fikirdirler. (Kürdo-Judaik) Kürt Yahudi devletinin büyümesi ileride Ortadoğu ve dünya politikalarını çok önemli bir şekilde etkileyecektir.

Şu ayrıntıyı bildirmekte de yarar vardır. “Kürt Yahudileri” diye tabir edilen kesim ile Kürt dilini ve kültürünü benimsemiş, tarih boyunca Kürdistan diye tabir edilen Kuzey Irak bölgesinde var olmuş, sonradan İsrail’e göç eden Yahudiler kastedilmektedir. Bu kesim etnik kökenleri itibariyle Kürt değildir. Aksine Yahudi kavmindendirler, yani İsrailoğullarının neslinden gelmektedirler.

Çünkü Tora bütün Yahudileri, Evlilik ve Soy bakımından Asimilasyon Tehlikesi’ne karşı uyarmaktadır.

Bu arada özellikle Kürtler arasında yaygın olan “Töre cinayetleri”de, Yahudi kitabı “TORA”dan kaynaklı ve zamanla üzerine “şeriat kılıfı” takılı barbarlıklardı. Çünkü kendi aralarında ve gizli kalmak şartıyla, ensest-aile içi cinsel sapıklıklardan her türlü ahlaksızlığa fetva veren Yahudiler, “zevahiri kurtarmak” yani açığa çıkan ve cahili toplum tarafından kabile taassubuyla kınanan ve kırılan gururlarını kurtarmak amacıyla böylesi cezaları Müslüman Kürt halkı arasına sokmuşlardı.

Yahudilikte soyun devam etmesi, ulusun ve dinin devamı bakımından çok önemlidir. Annenin Yahudi olmadığı durumlarda, doğan çocuk da Yahudi değildir. İşte tarihin geri kalanında Yahudilerin yaşam amaç ve görevlerini dinamitleyecek bir tehlike varsa, o da asimilasyondur. Karışık evliliğin yasağı, Tora’ya göre neden kabul edilmez olduğunu çok basit bir düzeyde anlayabilirsiniz. Tanrı Yahudilere diğer uluslara vermediği bazı özel görevler vermiştir. Yahudilikte evlilik kişisel değil toplumsal bir konudur.[1]

İsrail kurulduktan sonra, Kuzey Irak ve Suriye’de yaşayan 200 bin Kürt Yahudisi, büyük bir operasyon ile İsrail’e getirilmişler ve İsrail parlamentosunda önemli mevkilerde bulunmuşlardı. Bugün de İsrail’de 250 binden fazla Kürt Yahudisi yaşamaktadır. İsrail’in Molla Mustafa Barzani ile kurduğu ilişkiler, bugün de oğul Mesud Barzani ile devam etmektedir.

Peki, Barzanileri tarih sahnesinde İsrail’e yakınlaştıran nokta neydi?

7 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Uğur Mumcu, Mossad-Barzani bağlantısını şöyle anlatmaktadır:

"Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki, Mossad-Barzani ilişkisidir. Mossad, İsrail Devleti'nin gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt Lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı? Barzani'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, 'Hayır olmadı' diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da Mossad-Barzani ilişkileri bilinmiyordu."

Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail'e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a, hediye olarak bir 'Kürt hançeri' ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyordu. Mart 1969'da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyordu!

Barzani Aşireti, Beroji, Mizorî, Şarvanî ve Dolemari olmak üzere dört aşiretten müteşekkil bir aşiret konfederasyonuydu. Barzan bölgesi Irak'ın Erbil iline bağlı olup ülkenin en kuzey ucunda yer almaktadır. Encyclopeadia of Iranica´ya göre Barzan adı, Kürtçenin de mensup olduğu kuzeybatı İrani dillerde Mahalle anlamını taşımaktadır.

Nitekim Kürdistan olarak tabir edilen Kuzey Irak’taki Musul ve Erbil şehrinde, Hahamlar yetiştiren Barzani ailesi hakkında en önemli detaylı bilgileri Yahudi Ansiklopedisi – Judaica vermekte ve şöyle açıklamaktadır:

Musul şehrinde yaşamış olan Haham Ben Nethanel Barzani Halevi hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Nethanel Barzani Musul’a yerleşmiş ve bu bölgedeki Talmud eserlerini ve İbrani diline ait eserleri geniş bir kütüphanede toplamıştır. Bu eserler ve yazma kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras bırakmıştır. 1560-1630 yılları arasında yaşayan oğul, Kürdistanlı Kabalist Haham Samuel Barzani Ben Nathanel döneminin ünlü Kabalistlerindendir. Bu aile Barzani ismini ise yaşadığı bölgenin adından almıştır. Barzani ailesi Barazan bölgesinde ve Musul’da yeşiva okulunu kurdu. Barazani ailesinin diğer Kabalist hahamları Musul’da ve diğer Kürt şehirlerinde yaşamışlardı. Kürdistan bölgesinin en seçkin ve hahamlar yetiştiren ailelerindendi. Samuel Barzani Kabalist’ti ve Kabala’ya dair pek çok kitap yazmıştı. Bu kitapların bilinenleri ise Avnei Zikkaron, Sefer Ha-Iyyun, Sefer Derashot, ve Sefer Haruzot isimli eserleriydi.[2]

Samuel Barzani’nin kızı olan Asenath Barzani ise Tora, Talmud ve Kabala bilgisi sayesinde ün kazandı ve Yeşiva’da öğretmenlik yapan kocasının ölümüyle Tora konusunda başöğretmen ilan edildi. Asenath, kadınlar için söylenen "Talmud bilgini" anlamına gelen (tanna'it) ilk kadın haham unvanını aldı. Tanna'it Asenath Barzani ayrıca yazdığı şiirleri ve İbrani dili üzerine yaptığı yorumlarıyla da bilinmektedir. Asenath'ın şiirleri kadın eliyle yazılmış ilk modern İbranice eserlerin ender örneklerindendir. Bu arada Barazani ile Barzani İbrani literatüründe aynı isimlerdir, aynı anlama gelir.

Kürt Yahudileri ilerleyen dönemlerde Siyonizmi de benimsemişlerdir. 1920'lerde Irak Kürdistanı'ndan Kudüs'e yerleşen Barzani aşiretinden Moşe Barzani “Barazani” (1926-1947) bu fikrin öncüleridir.

Aşkenazi ve Doğu Yahudilerinde Barzani İsmi sıkça kullanılmaktadır.

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Yona Sabar’ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology’ (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabında Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler vermektedir.

Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olması bölgeye ve tarihe bakışımız için önemlidir. Çünkü bugünkü Mezopotamya sınırları içerisindeki bölge Yahudiler için çok kutsal bir bölgedir.

Yahudilerin kutsal kitabı Tora, bu bölgenin İsrailoğulları için önemini şöyle vurgulamaktadır: “O gün Tanrı, Avraam (İbrahim) ile bir anlaşma yaptı ve Mısırdaki Nehir’den, büyük nehre- Fırat Nehri’ne kadar olan bu bölgeyi senin soyuna verdim dedi.”[3]

Nitekim Hahamların Toradaki bu ayeti açıklaması da çok çarpıcıdır.

“Beni İsrael bu topraklara, Maşiah (Mesih) Dönemine kadar sahip olamayacaktır.”[4]

Bu topraklar Tevrat’ta, Avraam (İbrahim) ile Tanrının anlaşması sonucu, Tanrı tarafından İbrahim’in nesline, yani İsrailoğullarına ebediyyen verilmiştir.

“Tora”da, Tanrı bu topraklar için İsrailoğullarına zafer sözü vermektedir:

“Tanrı tüm bu ulusları önünüzden sürecek ve sizden büyük ve güçlü ulusların toprağını mülk alacaksınız. Ayağınızın bastığı her yer sizin olacak: sınırlarınız çölden ve Levanondan, nehirden-Fırat nehrinden Akdeniz’e kadar olacak sınırınız. Önünüzde kimse duramayacak.”[5]

Yedi Kenan ulusuna karşı çıktığınız savaşlarda ayağınızı bastığınız her yer sizin olacak. (Raşbam) Ancak o sınırlar Erets-İsrail’e ilk girildiği zamanki temel sınırlardır. Fırat’ın Erets İsrael’in sınırını işaretlemesi, ancak Maşiah (Mesih)’in gelişinden sonra gerçekleşecektir.[6]

Yani Tora burada şunu vurgulamaktadır. Bu topraklara sahip olacak dönem Mesih’in gelişiyle gerçek olacaktır. Yahudilikte inanılan Mesih inancı doğrultusunda bu planı gerçekleştirecek liderlerinde Yahudi olması, Kabalistik planın bir parçasıdır. Bu süreçte hiçbir şey tesadüfe bırakılmamıştır. Tevrat’ta işaret edilen bu bölgenin liderleri, Barzanilerin ve Bedirhanların Judaik oluşu da Tora’daki kehanetin de bir devamıdır.

En nihayetinde bu toprakları sahiplenen Barzanilerin de, Judaik olması bir tesadüf sanılmamalıdır. Baba Mustafa Molla Barzani ve Mesud Barzani’nin İsrail ile sıkı bağlar ve ittifaklar kurmasının asıl aynı kökenden gelmelerinde aranmalıdır.

Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise; 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, “Kudüs'e Yahudi iskânı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.'' Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: “Molla Mustafa ve oğlu Mesut Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin hala sürdüğünün ispatıdır. Molla Mustafa Barzani, 1950'den sonra sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmıştır: bu kişi Haham David Gabay’dır. (Hürriyet, Barzani Ailesi Yahudi çıktı, (18.02.2003))

Benjamin Tudelanın Arşivlerinin bir bölümü İspanya-Aragon la Academia ve Kudüs İbrani Üniversitesinin arşivlerindedir. Haham Benjamin Tudelanın Arşivleri, 1965 yılında araştırmacı E. Easher tarafından İbraniceden İngilizceye çevirilerek, Newyork Kütüphanesinde yayınlanmıştır. Tudela Arşivi İsrail’li “Hakeshet” Şirketi tarafından düzenlenerek bir kitap haline getirilmiştir.

Sabatay Sevi’den yüzyıllar önce, “Mesihlik ve dönmelik” projelerini hayata geçiren Kürt Yahudisi David El Roi olmaktadır!

Kürt Yahudileri hakkında ilk çarpıcı bilgileri, İspanya’lı Seyyah Haham Benjamin Tudela gezisinde (1160-1173) vermiştir. Tudela, İspanya-Aragon krallığının desteği ile yolculuğuna başlamış, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Mezopotamya’yı gezerek notlar almıştır. Haham Benjamin Tudela Irak bölgesindeki Kürdistan olarak tabir edilen bölgede; Kürt kültürünü benimsemiş, 100 civarında yerleşim birimlerine sahip Kürt Yahudilerinin bulunduğunu saptamıştır. Bu bölgedeki Kürt Yahudilerinin dillerini İbranice olarak kaydetmiş, kültürleri ve yaşadıkları bölgeleri yazmıştır. Irak’ın Zagros bölgesindeki 50.000 Kürt Yahudisini ve 100 sinagogu ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Tudela, o dönem çok önemli bir hadise ile karşılaşmış ve Mesihlik iddiasında bulunan Kürt Yahudisi “David Alroy”e rastlamıştır. Benjamin Tudela; “Mesih iddiasında bulunan Kürdistan doğumlu Kabalist ve Talmudist Kürt Yahudisi David El Roi (1160-?), adındaki bir hahamın, Selçuklu Sultanına karşı isyan bayrağını kaldırarak, tüm Yahudileri sürgünden bir araya getirip Kudüs’te bir arada toplayacağını ve İsrail’i yeniden kuracağını belirterek Mesih olduğunu ilan ettiğini” aktarmaktadır.

Burada çok ilginç bir ayrıntı vardır. Mesihliğini ilan eden Kabalacı David Alroy tıpkı Sabetay Sevi gibi müritlerine din değiştirmelerini ve gizlenmelerini söylemişti. David Alroy’nin Mesihsel düşünceleri Kürt Yahudileri arasında kısa zamanda yayılmış ve birçok Kürt Yahudisi zamanla İslam’a geçmişti. Sabetay Sevi hareketinin bir benzeri, Sabetay Sevi’den 5 asır önce David Alroy önderliğinde Kürt Yahudileri tarafından gerçekleştirilmişti. Bu gizlenmeleri, onlarca asırdır Yahudi kimliklerini de Kabalist inanç ve düşüncelerini de değiştirmedi. Soylarını özenle koruyarak ve inançlarını daha çok kripto (gizli) yaşayarak bu günlere gelmişlerdi.

İşte bu Mesihsel süreçte ortadan kaybolan Kürt Yahudileri asırlar sonra tarih sahnesine yeniden dönmüşlerdi. 1948'de İsrail kurulmuş ve birçoğu atalarının dinlerine dönmüşler ve inançlarını yeniden yaşamaya yönelmişlerdi. Barzani aşiretinin bir bölümü de yeniden dinlerine dönenlerdendi.

Lakin dönmeyenler ise hala Kripto Yahudiliklerini koruyarak yaşamlarını sürdürmekteydi. Bunlardan biriside Kürt tarihine damgasını vurmuş iki büyük aile olan Kürt Bedirhan ve Babanzade aileleridir. Bizim amacımız işte bu gelenekten gelen kripto ailelere yani Kürtleşmiş Yahudilere dikkat çekmektir.

Yahudi tarihindeki Mesihsel süreç Kabala’nın bir parçası olan gizlenme ile gerçekleşmiş büyük bir organizasyon niteliğindedir. Tarihsel süreçten bugüne İsrail’i kuran bu yapılanmanın temel kaynağı, gizlenmekti. Yahudi tarihinde Mesihlik iddiasında bulunan iki önemli isim David Alroy ve Sabetay Sevi gibi Kabalistler, müritlerine ve çevrelerine kimliklerini gizlemelerini ve din değiştirmelerini söylemişlerdi. Gizlilik onlara bir perde sağlamış ve bu sayede bulundukları milletin ve devletin önemli konumlarına gelmişlerdi.

İşte İsrail bu Mesihsel sürece uyan Yahudilerin Kabalistik planları ile gerçekleşmişti

Yahudi asıllı Bedirhaniler, Osmanlı’da ilk Kürt isyanını gerçekleştiren geniş köklü bir aşiret sayılır. Bedirhan Bey 1845 yılında Osmanlı’ya başkaldırarak Cizre merkezli Botan bölgesinde hükümet kurup kendi adına para bastırmıştır. 1847 yılında Abdulhamid uzlaşma vaadiyle Bedirhan Bey’i İstanbul’a çağırmış ve gözaltına alıp daha sonra bir ordu göndererek Bedirhan birliklerini yenilgiye uğratarak Bedirhan aşiretine mensup herkesi İstanbul’a taşımıştır. Tekrar bir isyanı çıkarmalarını engellemek için gözlem altında tutulan Bedirhanlar İstanbul’da maalesef modern Kürt milliyetçiğinin öncüleri olmuşlardır.

Bedirhaniler Sultan II. Abdülhamit döneminde etkin konumdadır. II. Abdülhamit, Bedirhan’ın oğlu Bahri Bey’i yaveri, Baban Aşiretinden Abdurrahman Paşa’yı Dâhiliye ve Harbiye Nazırı, Ubeydullah’ın oğlu Şeyh Abdülkadir’i Meclis Başkanı gibi makamlara atamış; yine bu dönemde Sultan’a bağlı nesiller yetiştirmek amacıyla son derece etkili pek çok aşiret mektebi açılmıştır. Sultan abdulhamid’in amacı Kürt yahudisi Bedirhanları, Siyonist güçlerin kontrolünden uzaklaştırıp kendi güdümüne almaktır. Ama bazen merhametten maraz doğmaktadır.

Kürt aydınlarının merkezi İstanbul olmasına rağmen ilk Kürtçe gazete, Mısır’da yayınlanmıştır. Zaten ilk gazeteyi çıkaran Mikdet Mithat Bedirhan da İstanbul’dan sürgünle Mısır’a giden bir Osmanlı Kürt aydını idi. Mikdet Mithat Bedirhan’ın mensup olduğu Botan Beyi Bedirhan ailesinin Kürt aydınlanması ve modernleşmesine çok büyük katkıları olmuştur.

İlk Kürtçe Basın-Yayınları:

II. Meşrutiyet’ten önce Kürtler tarafından yayınlanan gazete ve dergilerden bahsetmek gerekirse ilk Kürt gazetesi 1898 yılında Kürdistan adıyla Kahire’de Mithat Bedirhan Bey tarafından yayınlandı.[7]

Celadet Emin Ali Bedirhan da Seyit Abdulkadir gibi ilk Kürtçü siyasi cemiyet sayılan ‘Kürt Teavün ve Teraki Cemiyetinde’ kurucu olarak görev almıştı ve aynı günlerde oğlu olan Süreyya Bedirhan ilk Kürtçü gazete olarak kabul edilen ‘Kürdistan’ı yayınlamaya başladı. Yine akrabası olan Abdurrahman Bedirhan aynı dönemlerde ‘Kürt Neşri Maarif Cemiyeti’nin Çemberlitaş’ta kurduğu okulu yönetiyordu. Süreyya Bedirhan matbaasını Kahire’ye taşımış ve orada ‘Kürt Bağımsızlık Komitesi’ örgütünü kurmuştu. Süreyya Bedirhan tarafından Mondros Mütarekesi’nden sonra Kahire’de Kürt İstiklâl Komitesi adı altında kurulan bu örgütün amacı Kürtleri birleştirme ve Kürdistan’ın bağımsızlığını sağlamaktır…

Bedirhan Ailesi’nin pek çok mensubu Kürt Milliyetçiliğinin yazılması, öğretilmesi gibi konuları amaçlamıştı. Bugün Kürt ayrılıkçılar tarafından ulusal bir kahraman olarak kabul edilen Emir Bedirhan'ın torunu Halil Bedirhan’ın, İngiliz Yüksek Komiseri'ne yapmış olduğu şu bedbaht teklif ibret vericidir: “Biz İngiliz mandası istiyoruz. Büyük Britanya bize yardım ederse, biz de düşmanları olan Rusya, Türkiye ve Irak arasında onun tampon bölgesi oluruz. Ermeni ve Hıristiyan topluluklarla işbirliği yaparız.[8]

17 Aralık 1918 olarak belirlenebilen Kürdistan Teâli Cemiyeti’nin kurucu ve yöneticileri Tarık Zafer Tunaya’ya göre şu kişilerden oluşmaktaydı: “Reis, Seyit Abdülkadir Efendi (Şeyh Abdullah Efendizade), Hüseyin Şükrü (Baban) Bey (Katib-i Umumi), Dr. Şükrü Mehmet (Sekban) Bey, Muhittin Nazim Bey, Babanzade Hikmet Bey ve Aziz Bey. Başkan: Seyyit Abdülkadir (Şemdinan) ve Baş. Yard. Bedirhan ailesinden Emin Ali Bedirhan’dır.

Kürdistan Teâli Cemiyeti’nin kurucu ve yöneticileri hakkında Tarık Zafer Tunaya,

Kürt Babanzade ailesinin önderlerinden İstanbul Ünv. Öğretim Üyeliği yapmış Ord. Prof. Şükrü Baban’la yaptığı 1 Temmuz 1976 tarihli konuşmasına göre bu listeye şu isimleri de eklemiştir:

Kâmran Âli Bedirhan, Necmettin Hüseyin, Kürt amele Reisi Reşit Ağa, Kadızade M. Şevki, Kürdistan dergisi sermuharriri Arvasî zade Mehmet Şefik ve mes’ul müdürü Mehmet Mihrî, Jin dergisi müdir-i mes’ulü Hazma, Emin Feyzi, Vanlı M. Selim Begi, Berzencîzade Abdülvahit, Dr. Hamit Şakir, Lâv Reşit, Dr. F. Berho, Hakkârili Abdürrahim Rahmi, Yemleki zade Aziz, Heyzani zade Kemal Fevzi…”[9]

Kürd Gazetesi Rojî Kurd'ün yazarlarından Hüseyin Şükrü Baban (1890-1979), 1918'de İstanbul'da kurulan Kürdistan Teâlî Cemiyeti'nin genel sekreterliği yapmış ve Kürt Teşkilat-ı içtimaiye Cemiyeti'nin kurucularından olmuştur. Anlayacağınız bugün çok tartışılan, Kürt açılımını Babanlar ve Bedirhanlar 100 yıl önce çoktan yapmışlardı.

Kamuran Ali Bedirhan 1958 yılında Sevr Antlaşması’yla ilgili olarak şöyle yazmıştı:

“Yüzyılımızın son çeyreğinde tamamlanan bu antlaşma Kürt halkına birlik ve bağımsızlık hakkı sağlamıştır; bu antlaşma uzun süreli çabalar ve ağır bedeller sayesinde elde edilmiştir. Bu antlaşmanın hiç bir zaman yaşama geçirilmemesine karşın onun moral gücü yeni faktörler sağlamıştır. Biz, kendi geleceğini belirleme ilkesi temelinde Birleşmiş Milletler’ce kabul edilmiş olan, insanın var olma haklarına değinen kendi yönetimini tayin etme hakkına, moral ilkelere sahibiz.”[10]

Kürtçülük hareketinin önde gelen şahsiyetlerinden biri olan Kamuran Ali Bedirhan Kürdistan Teâli Cemiyeti üyesiydi. 1940 yılından sonra Paris’e yerleşerek Polonyalı Yahudi bir kadın ile evlenen Kamuran Ali Bedirhan ölümüne kadar da Paris’te yaşadı.

1978 yılında ölen Kamuran Bedirhan, ölümünden önce Fransız yazarı ve Kürdolog Chirs Kutschera ile yaptığı söyleşide; “Kürdistan Teâli Cemiyeti önde gelenlerinin bir ayakları Kürdistan ulusal mücadelesinde ve bir ayakları da İslamcı Osmanlı yönetimindeydi, bakan olmak istiyorlardı” diyordu.

Irak Kürtleri’nin ayaklanmalarından sonra 1961 yılında bu ayaklanmaların Avrupa’daki sözcülüğünü üstelenen Bedirhanoğlu 1968 yılında ise Kürt ihtilal Konseyi temsilcisi Emir Kamuran Ali Bedirhan İmzası ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri U–Thant’a bir muhtıra vermişti.

Celadet Ali Bedirhan’ın da belirttiğine göre Kürt Meselesi, İttihat ve Terakki hükümetleri zamanından bile önce başlayıp, İdris-i Bitlisi aracılığıyla Doğu Anadolu Bölgesi’ne hâkim olan Yavuz Sultan Selim döneminden beri mevcuttu.[11]

Yahudi asıllı Barzaniler ile Bedirhaniler birbirlerine akrabalık ilişkileriyle bağlıydı. Bu iki ailenin bağlılıkları siyasette ve bürokraside de devamlıydı.

1970 tarihinde Çuman’da, Molla Mustafa Barzani Dr. Kamuran Ali

Kamuran Ali Bedirhan’a Irak Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını yapması için öneri getirilir. Ama Kamuran Bedirhan: ‘Ben böyle bir teklifi kabul edemem. Irak Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı yerine, Çuman’da kardeşim Celadet Bedirhan adına bir okul yapmayı tercih ederim” demiştir.[12]

İlk Kürt isyan hareketlerini başlatan Kürt milliyetçisi fikir ve teorileri bundan yüzyıl önce Bedirhan ve Baban aileleri ve kuşakları tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Kürdo Judaik (Kürt Yahudi) devletinin temellerini atanlar ise Barzaniler’den daha çok Kürt Bedirhanlar olduğu bilinmektedir. Nitekim bu yapılanmayı oluşturan diplomasiyi ve bağlantıları kuran liderlerde hep bu ailelerden çıkagelmiştir.

Milli mücadeleye muhalefet eden Bedirhan ailesinin ileri gelenleri, nasıl oluyorsa Cumhuriyet kurulduktan bu güne kadar devletin önemli kadrolarında görev almıştır. Sanatçı, akademisyen, bakan, milletvekili yetiştiren ailenin fertleri kilit noktalarda bulunmuşlardır.

Hem muhalefet ediyorlar hem de idarede yer alıyorlar. İlginç bir tezat değil mi?

Yahudi asıllı Bedirhanîler’den Kaymakam Abdullah Hulusi Bey'in oğlu Vasıf Çınar, İki kez Milli Eğitim Bakanlığı yapmış ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun uygulayıcısı ve Altay Spor Kulübü’nün kurucuları arasındaydı. Bu Yahudi asıllı Kürtçü, aynı zamanda İzmir Türk Ocağı’nın aktif bir üyesi konumundaydı. Soyadı Kanunu çıktığında Cumhurbaşkanı Atatürk’ün, "Çınar gibi dallı budaklı bir aileye mensup olmasından ötürü" kendisine Çınar soyadını verdiği yazılmıştı.[13]

Bedirhan Bey'in çocuklarından Şurayı Devlet Reisliği yapan Murat Bey, Galatasaray'da başkanlık yapan Tevfik Ali Çınar, Ali Şamil Paşa (İlk eşi Mahmure Hanım, Halide Edip Adıvar'ın üvey annesidir), Şam Valisi Salip Bey, Bedirhan Bey'in kardeşi Abdullah Bey'in oğlu, Atatürk'ün yakınında yer alarak Maarif Bakanlığı yapan ve eğitim alanında köklü ve sarsıcı değişikliklere imza atan Vasıf Çınar ailenin diğer fertleri arasındadır.

Bu durumu dönemin İngiliz Binbaşısı Noel ile Amiral Calthorpe telgraflaşmalarında şöyle kaydetmektedir: “Amiral Calthorpe’dan, İstanbul/ 1430 sayılı telgrafım, Bağdat temsilcisinin 5353 sayı ve 12 Mayıs tarihli telgrafı ve sizin 77676 sayı ve 29 Mayıs tarihli telgraflarınıza ilişkin olarak.

Toprakları doğuda olan Abdülkadir, Kürdistan’ın en tanınmış ve saygın ailesi Bedirhanlar, bunların her ikisi de feodal sistemin temsilcileri durumundadır. Bunlar Türk bürokrasisinde önemli mevkileri ellerinde tutmaktadır.”[14]

Kürt milliyetçileri yetiştirmiş bu aile, Türk milliyetçileri ile de iç içe akrabaydılar.

Kürt Bedirhan ailesinden olan Bedri Paşanın hanımı Teşkilat-ı Mahsusa'nın ilk lideri Eşref Kuşçubaşı'nın teyzesinin kızıdır. Kürt asıllı tarihçi Cemal Kutay, Eşref Kuşçubaşı’nın damadıydı. Cemal Kutay, bir taraftan Kürt aşiret reisi Bedirhan Bey'in üçüncü kuşaktan torunuydu ve Mardinîlerden Kürt Bedirhanîler’e kadar uzanan geniş bir akraba bağlılığı vardı. Eşref Kuşçubaşı anlayacağınız Yahudi asıllıydı. Teyzesinin kızı Bedirhanîler’e gelin gitmişti. Kendi kızını ise yine Bedirhan Paşa’nın torunlarından Cemal Kutay’a vermişti.

Karşıt iki görüşten sanılan Türk milliyetçisi kahramanlar ile Kürt Milliyetçileri aydınlar hep aynı aileden gelmekte ve Yahudi olmaktaydı. Ne kadar şaşırtıcı değil mi?

Evet, Türk ve Kürtleri devlet kurma uğruna kanlı bir kavganın ortasına iten her iki tarafın kurmayları da aynı Yahudi ailenin soyundan gelmekteydi. Ve hiçbiri Kürt de değildi.

Aslen Kürt kökenli olmayan bu zümre Büyük İsrail’e hazırlık hedefiyle Kürtçülüğe girişmişti ve bu nedenle Kürt devletinin kurulmasına gayret etmekteydi.”[15]

 

 



[1] Tora-Devarim, Vaethanan, Rabi Raphael Hirsch’in 7/4 Açıklaması, s.156

[2] (Encyclopedia Judaica, Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografi bkz.)

[3] Tora-Bereşit (Yaratılış) 15/19, Leh Leha

[4] Tora-Bereşit (Yaratılış)15/19, Açıklaması.

[5] Tora-Devarim (Sözler) 11/23-24)

[6] Tora-Devarim (Sözler) 11/23-24. Raşi Açıklaması

 

[7] V. Minorski, Kürtler, Komal Yayınları, İstanbul, Ocak, 1977, s. 43

[8] Öke Mim Kemal, Musul Kürdistan Sorunu, İz Yayıncılık, İstanbul, 1995

 

[9] (Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, Cilt II Mütareke Dönemi (1918–1922), s. 186–187.)

[10] Lazarev, M. S. Emperyalizm ve Kürt Sorunu (1917-1923), Ter: Mehmet Demir, Öz-Ge Yay., Ankara 1993. s.188–189.

[11] Celadet Ali Bedirhan, Bir Kürt Aydınından Mustafa Kemal’e Mektup, Doz Yayınları, İstanbul, 1992, s.20.

[12] Hewler Post, Kuzey Irak Kürt Gazetesi – Aralık / 2009

[13] Milli Mücadele’de İzmir’e Doğru Gazetesi, Erol Kaya, Turkish Studies, 2008, Cilt 3, Sayı 7.

[14] Öke, Mim Kemal, Binbaşı E.W.C.Noel’in “Kürdistan Misyonu” (1919), s.69

[15] 28.03.2010 / odatv.com


Bu yazarin diger makaleleri

8 Eylül 2002 tarihinde, Milli Görüş’e hıyanet karşılığı AKP'nin iktidara...
Devami
Ülkemizin 2015 yılı itibariyle külçe altın rezervlerinin yüzde 76’sı İngiltere’ye...
Devami
Siyonist Yahudi Liderlerinin hedef ülkeleri zayıflatmada kullandıkları sinsi yöntemleri içeren...
Devami
  SİHA’LAR VE İHA’LAR ERBAKAN’IN TEKNOLOJİK MİRASI VE STRATEJİK DEHASIDIR          22 Nisan 2021’de...
Devami
  28 Şubat tezgâhını, Erbakan’ı ve Adil Düzen programlarını devre dışı...
Devami
BOP çerçevesinde 27 İslam ülkesi (harita üzerinde resmen olmasa da)...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2944

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR