Reklam
Reklam
Reklam

MÜSLÜM GÜNDÜZ’ÜN UTANMAZLIĞI!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

CNN Türk’te 32.Gün programına çıkarılan ve Sabataist zihniyetli Mehmet Ali Birand’la, bir birine iltifatlar yağdıran Müslüm Gündüz’ün tavırları ve Erbakan’la ilgili mesnetsiz iddiaları, tam anlamıyla mide bulandırıcıydı. Mehmet Ali Birand’ın güya “tarafsız yayıncılık ve herkese söz hakkı tanımacılık” kılıfıyla:

  1. a)Aslında kendi işlerine gelen ve hedeflerine uygun düşen iddiaları, Müslüm Gündüz’ün ağzıyla topluma aktarmak
  2. b)Ilımlı İslamcı ve Siyonist Yahudi JİNSA’dan madalyalı Recep T. Erdoğan iktidarını meşrulaştırmak ve tahribatlarını kolaylaştırmak
  3. c)Ve tabi asıl amaç olarak, şeytanların ve şarlatanların ortak düşmanı Rahmetli Erbakan’ı karalamak üzere Müslüm Gündüz’ü programa çağırması ve pas veren sorularla coşturması, bunların gerçek niyetini ve tıynetini ortaya koymaktaydı.

Müslüm Gündüz:

“Erbakan’ın Kemalizm’le ve Kapitalizmle hiçbir davası ve çatışması söz konusu değildir. Zaten kendisi de kapitalistti. Erbakan makam ve mevki düşkünü bir kimseydi ve bu koltuk zafiyetiyle O’na her türlü yanlış yaptırılabilirdi”.

Derken, gerçekte kendisini anlatmaktaydı. Rahmetli Erbakan’ın bu sıfat ve saptamalardan ne kadar uzak ve yüksek bir şahsiyet olduğunu, O’nun azılı düşmanı Siyonist Yahudiler bile defalarca itirafa mecbur kalmışlardı.

“İşte Yahudi stratejist ve ABD Derin Devletinin en etkin ve yetkin kişilerinden Alan Makovski’nin 1997’de “Middle East Quarterly” dergisindeki makalesinde yazdıkları, Müslüm Gündüz gibi “utanmazsan, istediğini yapabilirsin” hikmet sözünün muhatabı zavallı figüranları yalanlamakta ve tabi Erbakan’ın müşterek düşmanı olduklarını da ortaya koymaktaydı.

Bu yazı hala aynı sitede durmaktaydı ve İngilizce aslına herkes internet üzerinden kolaylıkla ulaşırdı.

Erbakan’ın ABD'ye meydan okuması, Siyonistlerin uykularını kaçırmıştı!

28 Şubat soruşturma ve tartışmaları, post modern darbenin ABD'de planlandığını bir kez daha açığa çıkarmıştır. İşte Müslüm Gündüz de bu küresel Siyonist senaryonun sıradan ve basit bir parçası ve ucuz bir kahramanıdır. 15 yıl önce gerçekleşen ve Türkiye'nin önceki klasik darbelerinin aksine 'silahsız kuvvetlerin' gerçekleştirdiği post modern darbe 28 Şubat'ın yol haritasını, ABD Savunma Bakan Baş Danışmanı Alan Makovsky'nin çizdiği kesinlik kazanmıştır. Milli Görüş lideri Prof. Dr. Erbakan'ın sık sık vurgu yaptığı 'Refah-Yol'un yıkılması kararı Washington'da alındı' sözleri bu bilgi ve belgeler ışığında artık ispatlanmıştır. 1997 Middle East Quarterly'de, Alan Makovsky tarafından yayınlanan makale "Erbakan İle Nasıl Mücadele Etmeli" başlığı altında sermaye-medya-siyaset-yargı ve BÇG'nin bu süreçte yaptıklarının yol haritasıdır.

“Erbakan Türkiye'yi İsrail'den Koparıyor Kuşkuları”

54. Hükümetin Havuz Sistemi uygulamasına vurgu yaparak, Refah Partisi'nin halkı memnun eden ekonomi politikalarının engellenmesi gerektiğini kaydeden Alan Makovsky, "Refah Partisi'ne hiçbir şekilde uluslararası ekonomi kuruluşlarından yardım yapılmasına izin verilmemeli" sözleriyle, Türkiye'deki 28 Şubatçıların haricinde uluslararası mason biraderleri de uyarmaktadır.

"Bir ideolog olarak Erbakan, Türkiye'yi Batıdan ve Yahudi Devleti İsrail'den koparmaktadır. Bu Amerikan menfaatlerine çok aykırıdır" diyen Makovsky, 28 Şubatçıların ABD işbirlikçiliğini açığa çıkaran: "Laik Türkler (Yani Sabataist ve Mason kesimler) gizli olarak ABD'ye Türkiye'yi Erbakan'ın eline bırakmaması için yalvarıyorlar." İtirafıyla Erbakan korkularını açığa vurmaktadır.

Alan Makovsky’i iyi tanımak lazımdır!

Makovsky, Neo-Con düşünce kuruluşu olarak bilinen Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin başında yer almıştır. Amerika'daki Yahudi lobisinin en önemli kuruluşlarından biri olan Middle East Forum için de makaleler kaleme alan Makovsky'nin kurmuş olduğu Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin (TAM) başında şu anda Türkiyeli Sabataist Soner Çağaptay bulunmaktadır. Amerikan Kongresi Dış İlişkiler Komitesi'nde (Siyonist CFR) çalışan Makovsky, ABD dış politikasının İsrail'le örtüşmesi gerektiğini savunan makaleler yazmıştır. ABD Savunma politikalarının belirlenmesinde önemli bir danışman olan Makovsky'nin kurmuş olduğu TAM'da, Türkiye'den daha önce 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve 2003 yılında ise şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuk olmuşlardır. Makovsky, 1997'de "Erbakan'la Nasıl Mücadele Edilmeli" makalesini yayınlamıştır. Makovsky; Refah-Yol iktidarında ABD ve İsrail adına Türkiye'deki sermaye, medya ve darbeci diğer kişi ve kuruluşlarla irtibat sağlayan kişi olarak da tanınmaktadır.

İşte, Erbakan'a karşı Süleyman Demirel'in Batı yanlısı laik bir güvence olarak açıkça zikredildiği, daha sonra Abdullah Gül’e konferans verdirildiği Washington Enstitüsü Uzmanı Alan Makovsky'nin Türkiye'deki ortaklarına hedef koyduğu makalesinden ilginç bazı başlıklar:

  • Mevcut Milli Güvenlik Kurulu üyeleri arasında tek İslamcı Erbakan’dır. Süleyman Demirel ve Tansu Çiller'in laik Doğru Yol Partisi'nin diğer üç üyesi de askerle aynı şekilde Batı yanlısı ve laik bir politikadan yanadır.
  • Refah Partisi'nin üyelerinin ve liderlerinin mezun olduğu İmam Hatiplere büyük bir ilgi vardır ve insanlar kayıt için sıradadır.
  • Türklerin birçoğu Refah Partilileri dürüst ve azimli görürken, laik politikacıları ise Milli Görüşçüleri dinci ve tehlikeli saymaktadır. Eğer laik politikacılar daha iyi çalışmazlarsa, Batı yanlısı Türkiye radikal bir şekilde İslam dünyasına kayacaktır.
  • Siyonizm’i ve Yahudileri kınayan Erbakan ve partisi, Türkiye'nin Batı ile entegrasyonunu savunan Türkleri de “taklitçi Batıcılar olarak” tanıtmaktadır. Bunun yerine ise Türkiye'nin İslam ülkeleriyle birlikte İslam NATO'su, İslam Serbest Pazarı ve İslam Birleşmiş Milletleri'ni kurmasını arzulamaktadır.
  • Erbakan bu şekilde G-7 ve D-8'in yeniden bir araya gelerek 'İkinci Yalta' konferansında yeni bir dünya düzeni kurulmasına çalışmaktadır.
  • MGK tarafından kontrol edilse bile Başbakan olarak Erbakan, Amerikan menfaatlerine ve Türk Amerikan işbirliğine açıkça meydan okumakta ve bizim çıkarlarımıza aykırı girişimlerde bulunmaktadır. Erbakan'ın hükümette olması Amerikan ve Avrupa yönetimlerinin işini zorlaştırmaktadır.
  • En tehlikelisi, Erbakan bir ideolog olarak Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştırmak istiyor, bu ise Amerikan menfaatlerine tamamen ters bir politikadır.
  • Laik Türkler ABD'ye gelip “Türkiye'yi Erbakan'ın eline bırakmaması” için yalvarmaktadır.
  • Amerikan yönetimi Erbakan ve arkadaşlarından ziyade laik bakanlar ve yüksek bürokratlarla çalışmalıdır.
  • Erbakan'ın 'ABD, PKK'ya destek veriyor' iddialarına maalesef ABD yönetimi yanıtsız kalmıştır. Washington bunları kesin bir şekilde yalanlamalı ve özür dileyip Türklerin gönlünü almalıdır.[1]

Müslüm Gündüz’ün şarlatanlıkları!

Fetullah Gülen’i mazur göstermek için “Amerika’da esir tutulduğunu ve normal şartlarda O’nun asla razı olmayacağı sözlerin O’nun adına uydurulduğunu” vurgulayan Müslüm Gündüz Mavi Marmara olayında “İsrail’i haklı gösterdiği ve otorite kabul ettiği için” Fetullah Gülen’i kınarken; daha bir hafta öncesinde “NATO güçlerinin ve Batılı askerlerin Libya’da ne işi var?” diye horozlandığı halde, ardından ABD’den talimat gelince İzmir’i üs olarak kullanan Haçlı NATO çeteleriyle birlik olup Libya’ya saldıran, 97 bin Müslümanın canına kıyan, ülkenin tamamen tahrip edilip ikiye ayrılmasına taşeronluk yapan Recep T. Erdoğan’ı övüp göklere çıkarmakta ve şöyle yalakalık yapmaktaydı:

Muhterem Başbakanımız tam bir vatan evladıdır. Fakir fukara babasıdır… Ve Kemalizm’i yıkacak adamdır!..”

Oysa aynı günlerde AKP’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan ve asgari ücretin yarısının altında sefil bir hayat yaşayan 8 milyon 472 bin aile reisinin (yaklaşık 36 milyon nüfusa denk gelir) tespit edildiğini; bunlardan 5 milyon 855 bininin ise, yani yaklaşık 25 milyon kişinin aylık 295 liradan aşağı bir gelirle can çekiştiğini açıklamaktaydı.

Müslüm Gündüz’ün “Gönüllü figüranlık” itirafı:

Mehmet Ali Birand’ın “Sizi 28 Şubat sürecinde bazı odakların kullandığı” iddialarına ne diyeceksiniz? Sorusuna:

“Bizim (Aczimendilerin) içimizde de devlet memurlarının, emekli veya halen görevli subayların da bulunması tabiidir. “O süreçte asker bizi, biz ise askeri kullandık” sözümüz iyi düşünülmelidir. Askerlerin ihtilal yapma ve Refah-Yol’u yıkma heves ve hesaplarından yararlanıp, bizi Erbakan iktidarı aleyhinde kullanmalarına müsaade etmişizdir. Böylece davamızı milyonlara duyurma fırsatını değerlendirmişizdir.” Şeklindeki sözleri bunların ayarının aynasıdır. Yani Erbakan iktidarını yıkmak ve Milli Görüş’ün kökünü kurutmak isteyen şeytani merkezlerin, basit ve fasit figüranlığını, “Nurculuk davasına hizmet imkânı” diye yorumlayıp yutturmaya çalışan bu adam “yükseklere tükürdüğü balgamın dönüp yüzüne düşeceğinin” bile farkında olmayan bir şarlatandı.

Fadime Şahin rezaletine, Şeriat Kılıfı:

Allah’ın peşin bir cezası olarak bütün Türkiye’ye rezil ve rüsvay kıldığı “Fadime Şahin’le basılma“ olayının sorumluluğunu, bir yandan iblise bile pes dedirtecek bir tavırla Erbakan’ın sırtına vurmaya çalışan Müslüm Gündüz, bir yandan da suçunu kaderi İlahiye yükleme çabasındaydı.

“Bu olay, kaderin bir cilvesi ve programıydı. Ve bana böyle bir imtihan süreci yaşatmıştı.” Sözleri bu maksatlıydı. Oysa Kur’an: Size isabet eden her musibet, kendi ellerinizle kazandığınız (kötülükler) yüzündendir. Pek çoğunu (Allah) affetmektedir” (Şura:30) buyurmaktadır.

Müslüm Gündüz Fadime Şahin olayını şöyle anlatmıştı:

“Fadime Hanım, bir arkadaşımızdan telefonumu alıp beni aradı. Çok büyük bir bunalıma düştüğünü ve hatta intiharı düşündüğünü söyleyip, bana sığındı. Ben de dayanamayıp hemen Elazığ’dan İstanbul’a gidip O’nunla nikâh kıydım. Ama elimi bile sürmeyip, şefkatli bir baba muamelesi yaptım. Çok geçmedi, ben banyoda iken, Fadime Hanım bulunduğum odaya daldı ve ardından polis ve medya mensupları baskın yaptı”

İyi de, Mehmet Ali Birand’ın sormadıklarını biz soralım:

  1. 1.Böyle her sıkıntıya düşene nikâh mı kıymak lazımdı?
  2. 2.Hiç tanımadığı, aslını astarını araştırmadığı genç ve güzel bir kadın, nasıl bir iki günde “hanım” yapılırdı?
  3. 3.Fadime Şahin, sahte şeyh Ali Kalkancı’dan henüz yeni ayrılmıştı. Müslüm Gündüz, boşanan bir kadının “3 hayız–3 ay” geçmeden, yani “iddet” beklemeden bir başkasıyla nikâhlanamayacağını bilmeyecek kadar cahil ve gafil bir insan mıydı, yoksa hazır fırsatı değerlendirmek isteyen şehvetinin kölesi bir din istismarcısı mıydı?

Oysa, Bakara: 228 ve Talak Suresi 4. Ayetlerinin hükmü kesin ve açıktı.

  1. 4.Müslüm Gündüz, bazı odakların Erbakan ve İslam aleyhindeki tertip ve tezgâhlarında beşinci sınıf bir piyon olarak kullanıldığını anlamayacak kadar ahmak mıydı?
  2. 5.Kaldı ki, İslam’da nikâh öyle gizli saklı değil, herkesin duyup haberdar olacağı bir aleniyet-resmiyetle ancak makbul sayılırdı.
  3. 6.Hani bir zamanlar kendisini mübarek ve muhterem zannederek, evinin gündelik hizmetleri için gönderilen bir kızcağıza, yine dini gerekçeler ve vaatlerle yaklaşıp namusuna göz koyan ve ailesini utancından savcılığa başvurmak yerine başka vilayete göçe mecbur bırakan, sözde “Dini hizmet erbabı ve gönül adamı” sahtekârla, işte böylesi şarlatanların İslam’a verdikleri zarar, fasıklarınkinden çok daha fazlaydı.
  4. 7.Müslüm Gündüz, Fadime Şahin’le basılırken, İstanbul’da kaldığı evin sahibi ve eski Akit yazarı Hüseyin Üzmez’e de, övgüler yağdırmıştı. Çünkü ikisi de aynı yolun yolcularıydı. Aynı karakterdeki insanlardı.
  5. 8.Öz evlatları, yakınları ve müridan takımı, bin türlü sıkıntı ve perişanlık içinde kıvranırken ve Müslüm Gündüz bunları kendisine dert edinmezken, Fadime Şahin’in bir acıklı telefonuyla hemen şefkati mi kabarmıştı, yoksa şehveti mi azmıştı?
  6. 9.Müslüm Gündüz’ün: “Haçlı gavuru AB’nin dayatmasıyla “zinayı suç sayılmaktan” çıkaran kanunu Meclisten geçiren Başbakana övgüler dizmesini de aslında doğal ve normal karşılamalıydı!..

İşte bu tiyniyetsiz tiplerin, Erbakan aleyhinde kin kusmaları ve 27 İslam ülkesinin parçalanmasını amaçlayan BOP’un eş kâhyası Recep Erdoğan’a övgüler yağdırmaları, Rahmetli Hoca’nın büyüklüğünün ve iftiracılarının düşüklüğünün en açık ispatıydı.

Müslüm Gündüz Oğuzhan ve Şevket Kazan gibi, ne mal olduklarını, hangi maksatla Milli Görüş’e sokulduklarını ve Hoca’nın niye bunlara katlandığını 30 yıldır konuşup yazdığımız kişilerin bazı tutarsız beyanlarını bahane ederek Erbakan’a saldırması da, ayrı bir sahtekârlıktı.

Yahudi Kafalı Din İstismarcıları!

Ve zaten Kur’anı Kerim’de geçen “Beni İsrail” ile “Yehud” kelimelerinin aynı manaya geldikleri sanılsa da, aslında farklı kavramlardır. Beni İsrail; İsrail oğulları kavmini anlatır. Ancak “Yahudi”:

  1. a)İnandığını söylese ve Kitap ehli bilinse de, aslında dünyaya tapınan, ahiret hazırlığını gevşek tutan
  2. b)Dünya rahatı ve menfaati için, her türlü haram ve haksızlığa başvurup bunlara dini fetva uyduran
  3. c)Şöhret, şehvet ve servet kazanmak; makam ve mansıp sahibi olmak için dinini ve kutsal değerlerini istismar edip riyakârlık yapan herkesi kapsayan bir sıfattır.

Yani bir kişi veya kesim görünüşte Müslüman, Hıristiyan, putperest veya ateist de olsa, sağcı ve solcu da tanınsa; haham, rahip, şeyh, hoca gibi sıfatlar da taşısa, Nurculuk, Süleymancılık veya tarikatçılık ta yapsa; bunlar gerçekte Yahudi kafalıdır. Hz. Peygamber efendimizin bazı hadislerinde “Ümmetimin Yahudileri” tanımını kullanması da oldukça manidardır.

Kur’an’da bu kelimelerin geçtiği ayeti kerimeler ve ilgili hadisi şerifler bir araya getirilip dikkatle incelendiğinde, sibak ve siyakleri (öncesi ve sonrası ayetler ile münasebetleri) düşünülüp değerlendirildiğinde; her Beni İsrail’in Yahudi sıfatı taşımadığı ve yine her Yahudi kafalının da Beni İsrail’den olmadığı anlaşılmaktadır.

Oldukça dikkat çekici ve hayret verici şekilde, farklı din ve kültürden, ayrı kavim ve partiden, kendisini tanıyan tüm “Yahudi kafalıların” Erbakan düşmanlığında müşterek davrandığı ve ona karşı derin ve fıtri bir kin ve husumet taşıdığı ortaya çıkmaktadır. İşte biri birinden çok farklı inançların ve aykırı yaşam tarzlarının mensubu olan, Müslüm Gündüz’le M. Ali Birand’ı birbirine ısındıran, iltifatlar yağdırtan, reklâmını yaptırtan gizli müşterekleri, Yahudi sıfatları ve Erbakan düşmanlıklarıdır.

“İnsana bir zarar ve felaket dokunduğu zaman (çaresiz kalıp) bize dua etmektedir; sonra katımızdan Ona bir nimet ve fazilet ihsan ettiğimizde; “Bu bana, kesinlikle bilgim (ve liyakatim) sebebiyle verildi” demektedir. Hâlbuki (o bilgi ve sezgi, onu denemek için sadece) bir fitnedir. Ancak çoğu (insan bu gerçeği) fark etmemekte (ve haddini bilmemektedir)” (Zümer:49) ayeti bu tiplerin tiyniyetini ve zihniyetini ne güzel açıklamaktadır.

Kur’an’ı Kerim’de “Beni İsrail”in bir kavmiyet, ama “Yahud” kelimesinin bir şeytani zihniyeti haber verdiği belli olduktan sonra:

“Yemin olsun ki, mü’minlere en şiddetli ve tehlikeli düşman olarak YAHUDİ’leri ve müşrikleri bulursun” (Maide:82) ayetinde “Beni İsrail” değil “YAHUD” kavramının geçmesinin hikmeti daha iyi anlaşılmaktadır.

Müslüm Gündüz’ün, Mehmet Ali Birand’a:

“Müslüman kapitalist olmaz. Gerekirse sosyalistlerle yoldaşlık yapar, ama kapitalistlere yanaşmaz. Sn. Birand, sizin de sosyalist olduğunuzu biliyorum” iltifatlarıyla yoksa kendi ifadesiyle “Süleyman Demirel eliyle Nurcuları kapitalistleştirip kullandılar, Turgut Özal eliyle Nurcuları Kemalistleştirip kullandılar, şimdi de benim (Aczimendilerin) eliyle Nurcuları sosyalistleştirip kullanın. “Ben böyle bir hizmete hazırım” mesajını mı aktarmaktaydı?

Artık şu ayeti okumak ve teselli bulmak lazımdı:

“De ki “Rabbimiz (hesap günü mutlaka) bizi bir araya toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır (veya sadıklara fetih ve zafer kapılarını açacaktır) O (Hak ile batılın, sadıklarla sahtekarların arasını ayıran ve galibiyet yollarını) açandır (Fettah’tır) ve (her şeyin mahiyetini ve herkesin niyet ve gayretini hakkiyle) bilen (gerçek Alim olan)dır” (Sebe:26)

“İşte böyle; biz her ümmete-taifeye kendi amellerini-hareketlerini ziynetli-kıymetli göstermişizdir. Sonra hepsinin nihai dönüşü Rab’lerinedir ve O bütün yaptıklarını (ve maksatlarını) onlara haber verip (hesaba çekecektir)” (En’am: 108-son kısım) ayetinin hükmünü beklemek zamanıydı.

Üstat Bediüzzaman Hz.lerinin:

“Ey bu vatanın gençleri (ve yöneticileri)! (sağ eline batıl ve hastalıklı bozuk bir felsefeyi, sol eline faiz, fuhuş, içki gibi haram zevkleri mubah sayan marazlı bir medeniyeti alan, şu Haçlı) Avrupalıları (Fen ve teknolojide değil, ahlak ve ideolojide asla) taklit etmeye çalışmayınız! (İmani ahlaki, iktisadi, içtimai ve siyasi yönden sizi eritip bitirecek olan Avrupa birliğine kuyruk olmayınız) Avrupa’nın size yaptığı sayısız zulüm ve saldırıdan (tam 19 Haçlı hücumundan, şimdi Irak ve Libya katliamından) ve besledikleri bunca derin düşmanlıktan sonra, acaba, hala hangi akıl ve vicdanla onların batıl fikirlerine, haram zevklerine (ve yalan vaatlerine) aldanıp peşlerine takılmaktasınız? Hayır, hayır! Haram zevkleri ve dünyalık beklentileri için (Siyonist Yahudi ve emperyalist Hıristiyan kültürünün bileşimi olan) Barbar Batıyı taklide çalışmakla (ve Avrupa Birliğine girmek için çırpınmakla); aslında sadece onlara tabi olmakla kalmıyor, hatta şuursuz ve onursuzca onların safına katılıp, hem kendinizi, hem kardeşlerinizi hem de milletinizi (manen) idam (ve intihar) ediyorsunuz!’ Artık uyanın, siz ahlaksızca ve ahmakça Avrupa’ya uydukça (ve AB’ye kuyruk oldukça) hamiyet (milli gayret ve dini hassasiyet) iddianızda da yalan söylüyor, sahtekârlık ve riyakârlık yapıyorsunuz! Çünkü onlara (Avrupa’ya, Amerika’ya, NATO’ya ve Siyonist odaklara) tabi olmak (ve bunların 27 İslam ülkesini parçalayıp zayıflatıp Büyük İsrail hedefini gerçekleştirmek üzere hazırladıkları BOP’un eş kahyalığına atanmak) suretiyle, aslında hem Dininizi, hem milliyetinizi hafife alıyor ve milletle alay ediyorsunuz!..” (Bak.17 Lem’a beşinci not’a son kısım. Ahmet Akgül Hocamız’ın izahlı sadeleştirmesiyle)

Uyarılarının tam aksine, bu konudaki nice ayet ve hadislerin açık hükümlerine rağmen, D-8’ler gibi İslam Birliğini bırakıp AB’yi hayatının gayesi yapan ve Batılı güçlere tapınan ve Siyonist merkezlerce boyunlarına cesaret (esaret) madalyası takılan şu Sn. Başbakan ve Cumhurbaşkanını kutlayıp kahramanlaştıran Müslüm Gündüz’ün, Risale-i Nura teslimiyet ve temsiliyet noktasındaki tutarsızlık ve sahtekârlığı da açıkça sırıtmaktadır.

Velhasıl..

Dünyayı kana bulayan ve Recep Erdoğan’ın da boynuna “cesaret madalyası” takan Siyonist şeytanlar Erbakan’a hasımdı…

Morrison Süleymanlar, mason solcular, mafyacı sağcılar, Erbakan’a karşıydı…

Ucuz ve uyuz kahramanlar, din istismarcısı münafıklar, şehvet ve şöhret budalası şarlatanlar, hepsi Erbakan’a düşmandı..

Ya Rabbi sana sonsuz şükürler olsun.. Ya bütün bunlar, Erbakan’a dost olsalardı!?

“(Hakkın hâkimiyeti, inkârcıların ve münafıkların hezimetiyle sonuçlanacak) Gerçek olan vaad yaklaşmıştır. İşte o zaman (Hak davayı ve başındaki kutlu şahsı) inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayıp (şaşkınlık ve perişanlığa uğrayacak) “biz bundan tam bir gaflet (ve hıyanet) içindeydik belki de (yazıklar olsun ki) bizler zalim kimselerdik” (diyerek rezil ve zelil duruma düşeceklerdi)”(Enbiya:97)

“Gerçekten, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, (sadece zan ve kuruntularıyla bilgiçlik taslayıp) Allah’ın ayetleri (sakın Yahudi ve Hıristiyanları dost ve rehber tutmayın, faizci ve fuhuşçu hainlere destek çıkmayın gibi ilahi hükümleri) hakkında mücadele edip (indi ve hevai tevillere girişenlere) gelince; onların göğüslerinde, asla ulaşamayacakları boş bir gurur ve kibirlenmeden başkası yoktur.” (Mümin:56)

“Resulleri (Hak dava elçileri) kendilerine apaçık belgeler (ve Kur’ani hükümlere uygun proje ve hedefler) getirdiği zaman, onlar (şeytan kafalılar ve marazlı münafıklar) yanlarında olan (azıcık) ilimden dolayı böbürlenip şımardılar (ferahlandılar) da, (bu yüzden) alay (ve hakaret) konusu edindikleri şey, (Sonunda) onları sarıp kuşatıverdi” (Mümin:83)

“(Artık) Allah’ın laneti, bütün yalancıların (münafık yorumcu ve yağcıların) üzerine olsun” (Amin) (Ali İmran:61)




[1] Milli Gazete / 27 Nisan 2012 / Ahmet Yavuz-Ankara

 


Bu yazarin diger makaleleri

Hatırlayınız; Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinin 12 Haziran 2011 seçimleri ile...
Devami
İşte İsrail'in Arz-ı Mev'ud macerası: 1948 savaşı Filistinliler için bir dönüm...
Devami
Sn. Abdullah Gül’ün, şike ve şaibe kokuları sezdiğimiz Diyarbakır ziyaretinde,...
Devami
Devlet çatısı çatırdıyor. Emniyetle asker, polisle jandarma çekişiyor. Emniyet içinde...
Devami
Vecdi Gönül, Oğuzhan Asiltürk ve FETÖ Cemaati Mehmet Vecdi Gönül Ankara...
Devami
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz'in: "Elmüslimune kerrecülil vahid-Müslümanlar tek bir kişi (yek...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2881

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR